İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA DAVAYA KATILMA VE DAVAYA MÜDAHALE NEDİR?

İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA DAVAYA KATILMA VE DAVAYA MÜDAHALE NEDİR?

İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA DAVAYA KATILMA VE DAVAYA MÜDAHALE NEDİR?

İdari yargıda davaya müdahale ve davanın ihbarı müesseseleri aynı hukuk yargılaması gibi vardır. Davalar genellikle davacı ve davalı taraf arasında görülmekte ve dava sonucunda verilen hüküm davacı ve davalı bakımından sonuç doğurmaktadır. Dolayısıyla davaya taraf olmayan üçüncü kişiler bakımından bir hüküm kurulmaz. Davacı ile davalı arasında görülmekte olan davanın sonucundan etkilenecek üçüncü kişilerin de katılması mümkün kılınmıştır. Bu durumda üçüncü kişinin davaya müdahalesi vardır. Davaya müdahale “asli müdahale” ve “fer’i müdahale” olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Davaya müdahale genel itibariyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlenmektedir. İdari Yargılama Hukukunda davaya müdahale özel hukuktakine benzer. Devamını oku

BİLGİ EDİNME HAKKININ İHLALİ DURUMUNDA İTİRAZ VE İPTAL DAVASI YOLU NASIL İŞLER?

BİLGİ EDİNME HAKKININ İHLALİ DURUMUNDA İTİRAZ VE İPTAL DAVASI YOLU NASIL İŞLER?

BİLGİ EDİNME HAKKININ İHLALİ DURUMUNDA İTİRAZ VE İPTAL DAVASI YOLU NASIL İŞLER?

Bilgi Edinme Hakkı Nedir?

Bilgi Edinme Hakkı Kanununda ve Anayasada düzenlenmiş olan bu hak, vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden, faaliyette bulunan yabancı kişilerin (gerçek ve tüzel kişi) ilgili kurum ve kuruluşlara başvurarak bilgi veya belge talep edebileceği düzenlenmiştir. Devamını oku

OHAL KOMİSYONU KARARI VE BU KARARA KARŞI İTİRAZ YOLU NEDİR?

OHAL KOMİSYONU KARARI VE BU KARARA KARŞI İTİRAZ YOLU NEDİR?

OHAL Komisyonu Kararına Karşı Hangi Hukuki Yol İzlenmelidir?

Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun ile kurulan OHAL Komisyonu, 15 Temmuz 2016 sonrası olağanüstü hal döneminde çıkarılan KHK’larla tesis edilen işlemleri incelemek üzere oluşturulmuştur. Komisyon, kamu görevinden çıkarma, emekli personelin rütbelerinin alınması, öğrencilikle ilişiğin kesilmesi ve kapatılan kurum ile kuruluşlara ilişkin başvuruları değerlendirmekte ve karara bağlamaktadır.

Devamını oku

İŞYERİ KAPATMA KARARINA İTİRAZ VE İPTAL DAVASI NEDİR ve NASIL AÇILIR?

İŞYERİ KAPATMA KARARINA İTİRAZ VE İPTAL DAVASI NEDİR ve NASIL AÇILIR?

İŞYERİ KAPATMA KARARINA İTİRAZ VE İPTAL DAVASI HANGİ HUKUKİ NİTELİĞE DAYANIR?

İşyeri kapatma kararına itiraz ve iptal davası; idare tarafından işyerinin kapatılması, faaliyetinin durdurulması veya ruhsatının iptal edilmesi yönünde tesis edilen idari işlemlere karşı başvurulabilecek iki ayrı hukuki denetim mekanizmasını ifade eder. Bu kapsamda, işyeri sahibi veya menfaati ihlal edilen kişi; ya idari başvuru yoluyla kararın kaldırılmasını talep edebilir ya da doğrudan idari yargıda iptal davası açarak işlemin hukuka aykırılığının tespitini ve ortadan kaldırılmasını isteyebilir.

Devamını oku

MALPRAKTİS NEDİR ? MALPRAKTİS DAVASI NEDİR?

MALPRAKTİS NEDİR ? MALPRAKTİS DAVASI NEDİR?

MALPRAKTİS DAVASI NEDİR?

Malpraktis tazminat davası, doktor, diş hekimi, tıp merkezi, poliklinik, hastane sağlık kuruluşlarının bilgisizliği, deneyimsizliği veya ilgisizliği nedeniyle yanlış teşhis, hatalı tedavi veya eksik bakım hizmeti neticesinde hastanın zarar görmesinden dolayı açılan tazminat davasıdır. Teşhis, aydınlatma ve onam ile tedavi sürecinde tıbbi uygulama hataları olan malpraktis; doktor, sağlık çalışanı ve hastanelerin kasten veya ihmal ile hastayı zarara uğratmasıdır. Halk arasında doktorun uygulama hatası da denilmektedir. Doktor hatası tazminat davası özel hastane veya devlet hastanesinde tedavi görmeye göre usulü farklılık göstermektedir. Devlet hastanesinde doktor hatası olduysa idare mahkemesinde idari dava açılmalıdır. Fakat özel hastanede olmuşsa tüketici mahkemesinde hukuk davası açılmalıdır. Hekimin özen yükümlülüğünün ihlali, üç alanda yoğunlaşmaktadır;

  • Birincisi, hastanın tedavisinde yani teşhis, endikasyon, tıbbi tedbirin seçimi, bu tedbirin uygulanması, tedavi yahut cerrahi girişim sonrası bakım alanındadır.
  • İkincisi, hastanın aydınlatılması ve anamnez alınmasıdır.
  • Üçüncüsü, klinik organizasyonu alanında (personelin niteliği, yeterli sayıda personel bulundurulması, hekimlerin birbiriyle işbirliğidir. (Konsültasyon)

Hekimlerin meslekleri gereği yaptıkları tıbbi uygulamalar belirli riskler taşımaktadır. İşin doğası gereği tanı, teşhis ve tedavi sürecinde insan vücudu üzerine yapılan tıbbi uygulamalar insanın temel hakkı olan yaşama hakkı ile doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle özellikle hekimlerin, hastalarına yönelik tıbbi uygulamalarında kendilerinden beklenen en yüksek özeni göstermeleri gerekir. Tıp hukukunda, sağlık hukukunda, ceza hukukunda ve borçlar hukukunda malpraktis konusunun yani hatalı tıbbi uygulamaların neler olduğu, hangi başlıklar altında ve nasıl değerlendirildiği gerek hasta gerek hekim açısından önem arz etmektedir. Zira bir hatalı tıbbi uygulama ve buna bağlanan sonuçlar her bir durum için farklılık arz edebilmekte, bundan doğan bir hukuki ihtilafın çözümlenmesinde nasıl bir yol izleneceği buna göre belirlenmektedir.

Devamını oku

ASKERİ PERSONELE İLİŞKİN TERFİ ve NASIP DAVALARI

ASKERİ PERSONELE İLİŞKİN TERFİ ve NASIP DAVALARI

ASKERİ PERSONELE İLİŞKİN TERFİ ve NASIP DAVALARI

TSK İÇİ TERFİ DAVALARI

I. Giriş: Terfi Engelinin Hukuki Niteliği ve Koruma Amacı

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) personelinin terfi edilme süreci, yalnızca bir yönetim kararı veya ast üst ilişkisi meselesi değildir. Bu süreç, personelin hizmet süresi, kıdemi, performansı, disiplin durumu ve kariyer planlaması gibi unsurların birlikte değerlendirildiği ciddi bir idari işlemdir. Ancak mevzuatta öngörülen şartları taşımasına rağmen terfi ettirilmeyen bir personelin durumunda, bu işlem hukuka aykırı bir idari işlem hâline gelebilir ve bu yüzden idari yargı önünde iptal davası açılabilir.

Bu dava türü, idarenin takdir yetkisini hukuka uygun şekilde kullanmasını temin etmeyi ve keyfi değerlendirmelerle personelin kariyerinin engellenmesini engellemeyi amaçlar. Yani burada, yalnızca bir terfi kararı incelenmez; aynı zamanda kişisel haklar, kariyer ilerlemesi ve hukuka uygun değerlendirme prensipleri söz konusudur.

II. TSK’da Terfi Sisteminin İşleyişi
A. Temel Değerlendirme Ölçütleri

TSK’da terfi süreci, titiz ve belirli kriterlere bağlıdır. Bu kriterler arasında:

Hizmet Süresi ve Kıdem: Personelin belirli sürelerle hizmet etmiş olması gerekir. Bu süreler, rütbe ve sınıfa göre farklılaşabilir.

Sicil Notları ve Performans: Sicil notu yalnızca nicelik değil aynı zamanda niteliği de gösteren bir unsurdur; sicil notunun yüksek olması terfi ihtimalini artırırken düşüklüğü engelleyebilir.

Disiplin Durumu: Disiplin cezası alan personel, sicil notları ne kadar uygun olsa bile bu durumdan olumsuz etkilenebilir.

Kadro Durumu ve İhtiyaç Analizi: Söz konusu kadronun boşluğu ve ihtiyaç değerlendirmesi de terfi kararını etkiler.

Bu nedenle terfi kararı; sadece bir kıdem meselesi değil, bir bütün olarak hizmet ve performans değerlendirmesidir. Bu unsurların hukuka uygun şekilde değerlendirilmemesi, terfi engeline yol açabilir ve bu durumda idari dava açma hakkı doğar.

III. Terfi Engelinin Hukuki Gerekçeleri ve Objektiflik İlkesi
A. Çeşitli Gerekçeler

Personelin terfi ettirilmemesi, pek çok farklı sebepten kaynaklanabilir. Bunlar aşağıdaki gibidir:

Sicil Notunun Yetersiz Olması: Son üç yılın sicil not ortalamasının terfiye uygun olmaması gibi durumlar.

Disiplin Cezası veya Soruşturma: Disiplin soruşturması sonucu olumsuz sicil durumu.

Sağlık Nedeniyle Görev Kısıtlaması: Sağlık durumunun terfiyi engellediği iddiası.

Kadro veya İdari Planlama Gerekçeleri: Kadro eksikliği veya hizmetin zorunluluklarına dayalı engeller.

Olumsuz Güvenlik Soruşturması Sonuçları: Güvenlik soruşturmasının olumsuz etkisi.

Takdir Yetkisinin Yanlış Kullanılması: İdarenin öznel değerlendirmesi.

B. Hukuka Aykırılık Riski

Bu gerekçelerin, somut ve belgelerle desteklenebilir olması gerekir. Aksi durumda kişisel, sübjektif veya keyfi değerlendirmeler hukuka aykırılık teşkil eder. Özellikle aynı hizmet koşullarına sahip emsallerin terfi ettirilip davacıya terfi verilmemesi gibi durumlar, eşitlik ilkesine aykırı kabul edilir.

IV. Terfi Engelinin İptali İçin Dava Açılması
A. Dava Ne Kadar Süre İçinde Açılır ve Hangi Mahkemede Açılır?

Bir terfi engeline karşı açılan iptal davası idare mahkemesinde açılır. Bu dava hakkı, terfi ettirilmediğine ilişkin işlemin kişiye yazılı olarak bildirildiği tarihten itibaren 60 gün içinde kullanılmalıdır.

Davaların çoğu Ankara idare mahkemelerinde görülür, çünkü terfi kararları genellikle Millî Savunma Bakanlığı veya Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde alındığı için yetki buradaki mahkemelere aittir.

B. Dilekçede Gösterilecek Hususlar

Dilekçede özellikle:

  • Terfi hakkının objektif şekilde sağlandığı,
  • Değerlendirme kriterlerinin hukuka aykırı olarak uygulandığı,

Eşit durumda olanların terfi ettiği,
Sicil notlarının objektif kriterlere göre verilmediği,
gibi hususlar açık şekilde belirtilmelidir. Bu, yargının değerlendirme yapabilmesi için zorunludur.

Devamını oku

ARAZİ TOPLULAŞTIRILMASI DAVASI NEDİR?

ARAZİ TOPLULAŞTIRILMASI DAVASI NEDİR?

Arazi Toplulaştırması Nedir?

Arazi toplulaştırması; dağınık, parçalanmış ve şekil bozukluğu bulunan tarım arazilerinin birleştirilerek ekonomik verimliliğinin artırılması işlemidir. Amaç, tarımsal yapının yeniden düzenlenmesi ve üretim maliyetlerinin düşürülmesidir. Devamını oku

İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA YÜRÜTMENİN DURDURULMASI KARARI

İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA YÜRÜTMENİN DURDURULMASI KARARI

İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA YÜRÜTMENİN DURDURULMASI

Yürütmenin Durdurulması Kararının Hukuki Niteliği ve Önemi

İdare kendisine verilen görevleri yerine getirmek için bir takım işlem ve eylemler yaparken, kamu yararı ve gücünden kaynaklanan üstün yetkiler ile donatılmıştır.

Bu yetkisini kullanarak bir işlem tesis eden veya eylemde bulanan idarenin bu faaliyetleri, yargı yerlerince hukuka aykırılığının tespitine kadar hukuka uygun kabul edilir.

İdare, kamu hizmetlerini kamu gücü ayrıcalıkları dediğimiz üstün hak ve yetkilerini kullanarak aldığı kararlarla yürütür. Hiçbir makam veya kuruluşun izni ya da onayı olmaksızın kendiliklerinden yürütülme özelliğine sahiptirler.

İdare tarafından tesis edilen bu işlemlerden hukuka uygunluk karinesinden yararlandıklarından bu işlemlere karşı dava açılması işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz.

Devamını oku

TAM YARGI DAVASI

TAM YARGI DAVASI NEDİR? İYUK m.2/1-b’ye göre İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar olarak düzenlenmiştir. Yani idarenin yapmış olduğu idari eylem ve işlem sebebiyle kişisel hakkı ihlal edilen, maddi veya manevi zarar gören, tam yargı davasıyla hem hakkını hem de zararının tazminini isteyebilmektedir.

TAM YARGI DAVASI NEDİR?

İYUK m.2/1-b’ye göre İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar olarak düzenlenmiştir. Yani idarenin yapmış olduğu idari eylem ve işlem sebebiyle kişisel hakkı ihlal edilen, maddi veya manevi zarar gören, tam yargı davasıyla hem hakkını hem de zararının tazminini isteyebilmektedir.

TAM YARGI DAVASI ÇEŞİTLERİ NELERDİR?

Devamını oku

YÜRÜTMENİN DURDURULMASI KARARI

YÜRÜTMENİN DURDURULMASI KARARI

YÜRÜTMENİN DURDURULMASI KARARI NEDİR?

İdarî işlemler, idarî makamlar veya idare adına hareket edenlerce kamu gücü kullanılarak gerçekleştirilen, rızaları olsun veya olmasın kişilerin hukukî durumlarını etkileyen, kamusal nitelikli, tek yanlı irade açıklamalarıdır.

İdari Yargılama Usul Kanunu’nun 27.maddesinde yer alan yürütmenin durdurulması, açılan bir idari davanın neticelenmesine kadarki sürece değin mevcut idari işlemin bütün hukuki neticelerini askıda bırakan, söz konusu idari işlemin dava sonuna kadar ertelenmesidir.

YÜRÜTMENİN DURDURULMASI KARARININ HUKUKİ NİTELİĞİ NEDİR?

Yürütmenin durdurulması kararı geçici, tedbir niteliğine sahip olması dışında sonuçları bakımından iptal kararı ile benzerlik gösterir.

Her ikisinin de etkisi geriye yürür, dava edilen işlemden önceki hukuki durumu işlem hiç yapılmamış gibi geri getirir. Devamını oku