İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA DİLEKÇENİN YAZILMASI VE DİLEKÇELER AŞAMASI
İdari Dava Dilekçesi Nedir?
İdari Dava dilekçesi, en basit anlamıyla İdari Mahkemelerde (Danıştay, idare mahkemesi, vergi mahkemesi) mahkemenin bir davaya bakabilmesi için davacının talebini yazılı olarak bildirdiği belgedir. İdari yargılama usulünde yazılı yargılama usulü geçerli olduğundan, usulüne uygun bir dava dilekçesi hazırlanması önemlidir.
İdari Dava Dilekçesinde Bulunması Gerekenler
İdari yargılama usul hukuku kanununa göre idari davalar, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılır.
Dilekçelerde;
a) Tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası,
b) Davanın konu ve sebepleri ile dayandığı deliller,
c) Davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihi,
d) Vergi, resim, harç, benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin davalarla tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktar,
e) Vergi davalarında davanın ilgili bulunduğu verginin veya vergi cezasının nevi ve yılı, tebliğ edilen ihbarnamenin tarihi ve numarası ve varsa mükellef hesap numarası gösterilir.
İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA OLAĞAN VE OLAĞANÜSTÜ KANUN YOLLARI
İdare mahkemelerinin verdikleri kararlara karşı başvuru yolları, kanun yolları olarak tanımlanır. Buna göre davanın tarafları, verilen yargı kararının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla, davanın yeniden incelenmesi için üst mahkemelere başvurma imkânına sahip olurlar.
Kanun yolları “olağan kanun yolları” ve “olağanüstü kanun yolları” olarak ikiye ayrılır. Olağan kanun yolları, mahkemelerce verilen nihai kararların kesinleşmesine engel olan kanun yollarıdır. Olağanüstü kanun yolları ise olağan kanun yolları tüketildikten sonra kesinleşmiş kararlara karşı gidilebilen kanun yollarıdır. İdari yargılama usulünde olağan kanun yolları “istinaf” ve “temyiz” incelemelerinden oluşur. Olağanüstü kanun yolları ise “kanun yararına temyiz” ve “yargılamanın yenilenmesi”nden oluşur.
Yürütmenin Durdurulması Kararının Hukuki Niteliği ve Önemi
İdare kendisine verilen görevleri yerine getirmek için bir takım işlem ve eylemler yaparken, kamu yararı ve gücünden kaynaklanan üstün yetkiler ile donatılmıştır.
Bu yetkisini kullanarak bir işlem tesis eden veya eylemde bulanan idarenin bu faaliyetleri, yargı yerlerince hukuka aykırılığının tespitine kadar hukuka uygun kabul edilir.
İdare, kamu hizmetlerini kamu gücü ayrıcalıkları dediğimiz üstün hak ve yetkilerini kullanarak aldığı kararlarla yürütür. Hiçbir makam veya kuruluşun izni ya da onayı olmaksızın kendiliklerinden yürütülme özelliğine sahiptirler.
İdare tarafından tesis edilen bu işlemlerden hukuka uygunluk karinesinden yararlandıklarından bu işlemlere karşı dava açılması işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz.
İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA TAM YARGI DAVASI ve TAZMİNAT SORUMLULUĞU
Tam Yargı Davası Nedir?
Tam yargı davası, idare tarafından gerçekleştirilen işlem veya eylemler sebebiyle kişisel hakkı ihlal edilenlerin, ihlal sebebiyle maruz kaldıkları maddi ve manevi zararın tazmini talebiyle idareye karşı açtıkları davadır. Tam yargı davası, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2’inci maddesinde; “İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları” şeklinde düzenleme altına alınmıştır.
Tam yargı davası, esasında özel hukuktaki tazminat davalarının kamu hukukundaki görünüşüdür. Bu yönüyle, tipik bir tazminat davasıdır. İdari bir işlem nedeniyle üç farklı şekilde tam yargı davası açılabilir: iptal davası ile beraber, iptal davasının kesinleşmesinin ardından ve iptal davası hakkında yerel mahkeme kararı verildikten sonra. T.C. Anayasası idarece gerçekleştirilen işlem ve eylemlerden zarar görenlerin, maruz kaldıkları zararın giderilmesi amacıyla idari yargıya müracaat edebileceğini hüküm ve güvence altına almıştır.
İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA SÜRELER VE SÜRELERİN HESAPLANMASI
İdari yargıda süreler; gerçek veya tüzel kişilerin idareyle olan ilişkilerinde belirli işlemleri yapmaları, dava açmaları veya itiraz haklarını kullanmaları için kanunen belirlenmiş zaman aralıklarıdır. İdareye karşı dava açabilmek, itirazda bulunabilmek veya benzeri bir hakkı kullanabilmek için bu süreler içinde harekete geçmek gerekir. Aksi takdirde, süre geçtikten sonra yapılan başvurular kural olarak kabul edilmez.
İdari yargı alanında haklı olmak tek başına yeterli değildir. Usule ilişkin süre kurallarına riayet etmek de davanın başarılı olabilmesi için şarttır. Örneğin, size tebliğ edilen bir idari işleme karşı süresi içinde dava açmazsanız, işlemin hukuka aykırı olması halinde bile yargı yoluyla sonuç alamazsınız. Bu nedenle idari yargıda öngörülen süreleri iyi bilmek ve takibini yapmak çok önemlidir.
İdari yargıdaki sürelerle ilgili kurallar başta 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) olmak üzere çeşitli mevzuat hükümlerinde düzenlenmiştir.
İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA İDARİ YARGININ GÖREV ALANI
İdari Yargının Görevli Olduğu Uyuşmazlıklar
İdari yargının görev alanı, esas itibarıyla idarenin kamu gücüne dayanarak tesis ettiği işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların çözümünü kapsar. Türkiye’de idari yargının görev alanı başta Anayasa’nın 125. maddesi ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) olmak üzere çeşitli kanunlarla belirlenmiştir. Anayasa m.125 uyarınca “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.” Bu hüküm, idarenin hukuka bağlılığını ve yargısal denetime tabi olduğunu ortaya koyan temel anayasal ilkedir. Söz konusu Anayasa maddesi idari yargılama hukukunun temelini oluşturur.
İdari yargının görevli olduğu başlıca uyuşmazlıklar şunlardır:
İptal davaları: Hukuka aykırı olduğu iddia edilen idari işlemlerin iptali amacıyla açılır.
Tam yargı davaları: İdari eylem veya işlemlerden dolayı kişisel hakları ihlal edilenlerin açtığı tazminat davalarıdır.
İdari sözleşmelerden doğan davalar: Kamu hizmetinin yürütülmesine ilişkin idari sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıklar idari yargının görev alanına girer.
Burada belirleyici ölçüt, uyuşmazlığın kaynağının kamu gücü kullanımı olup olmadığıdır. Eğer idare özel hukuk kişisi gibi hareket etmişse (örneğin kira sözleşmesi yapmışsa), uyuşmazlık adli yargının görev alanına girer. Ancak idare tek taraflı ve kamu gücüne dayanarak işlem tesis etmişse, uyuşmazlık idari yargıda görülür. Bununla birlikte kanunumuzda incelenmiş idari yargıda görülen davalar veya idari bir uyuşmazlığa konu olsa da adli yargıda görülecek olan davalar söz konusudur.
Ülkemizin polis ihtiyacını karşılamak, polis olmak isteyenleri belirli eğitimlerden geçirerek polislik mesleğine hazır hale getirmek adına merkezler kurulmuştur. Ülkemizde bulunan bu merkezler: POMEM, PMYO, PAEM adlandırılır. Bu merkezler hakkında kısa bir bilgi edinirsek:
Polis Meslek Eğitim Merkezleri (POMEM) (Polis yetiştirir ve 6 ay eğitim verilir.)
Polis Meslek Yüksekokulları (PMYO) (Polis yetiştirir ve 2 yıl eğitim verilir.)
Polis Amirleri Eğitim Merkezi (PAEM) (Komiser yetiştirir ve 11 ay eğitim verilir.)
Ülkemizde polis olmak için geçerli şartlar POMEM, PMYO ve PAEM için ayrı ayrı belirlenmiştir. Bunlar sırasıyla şu şekilde izah edilebilir:
1)POLİSLİĞE GİREBİLMEK İÇİN ÖN SAĞLIK ŞARTLARI NELER OLMALIDIR?
Polislik için bahsedilen ön sağlık şartları Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliğinde belirtilmektedir. Bu sağlık şartlarının en yüzeysel ve fiziksel olanları dış görünüşte önem arz eden birtakım ölçütlerdir. Ancak bunların yanında teşhis konulmuş olan hastalıklar polisliğe alınacak olan öğrencilerde değerlendirilmeye alınır. Bu hastalıklar tıbbi olarak kategorize edilmiş ve yine sözü geçen yönetmelikte bahsedilmiştir.
Dahiliye kategorisine giren hastalıklarda aranan şartlar 04.08.2003 Resmî Gazete tarihli ve 25189 Resmî Gazete sayılı Emniyet Sağlık Şartları Yönetmeliğinde belirtilmiştir.
Görüldüğü üzere Emniyet Sağlık Şartları Yönetmeliğinde dahiliye kategorisine giren hastalıklar 1.Bölümde A, B, C ve D ve E başlıkları altında incelenmiş olup, belirli şartlarda dahiliye hastalıkları; POMEM, PMYO ve PAEM öğrencisi olmaya engel iken bazı şartlarda ise değildir. Bunların içinde böbrek hastalıkları da incelenmektedir.
Polis Amirleri Eğitimi Merkezi (PAEM), Polis Meslek Eğitim Merkezleri (POMEM) ve Polis Meslek Yüksekokulları (PMYO) yönetmeliklerinde sağlık kurulu raporu olumsuz olan adaylar 2577 sayılı ve 20/1/1982 Resmî Gazete tarihli İdari Yargılama Usulü Kanununa göre idare mahkemesine yürütme durdurma istemli iptal davası açmalıdır.
Sağlık şartlarından dolayı ilişiği kesilen adayın açacağı dava 2577 sayılı ve 20/1/1982 Resmî Gazete tarihli İdari Yargılama Usulü Kanununun 32. maddesinin birinci fıkrasına göre “İdari Davalarda Genel Yetki başlığı altında” şu şekilde belirtilmektedir:
Madde 32 – 1. Göreve ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla bu Kanunda veya özel kanunlarda yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması halinde, yetkili idare mahkemesi, dava konusu olan idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir.
Buna göre mevcut idari merciin olacağı yer ezcümle PAEM, PMYO ve POMEM kurumlarının bulunduğu şehirdeki idare mahkemesi ilişiği kesilen adayın açacağı davada yetkili mahkemedir.
5)DAVA AÇMA SÜRESİ NEDİR?
Polis Amirleri Eğitimi Merkezi (PAEM), Polis Meslek Eğitim Merkezleri (POMEM) ve Polis Meslek Yüksekokulları (PMYO) kazanan fakat eğitim gördüğü esnada sevk edildiği hastane raporları sonucu ilişikleri kesilen ve “POMEM öğrencisi olamaz, PMYO öğrencisi olamaz.” kararı verilen bir polis öğrencisi vardır. Bu şekilde “POMEM öğrencisi olamaz” veya “PMYO öğrencisi olamaz” şeklinde rapor alan adaylar 2577 sayılı ve 20/1/1982 Resmî Gazete tarihli İdari Yargılama Usulü Kanununa göre 60 gün içinde, İdare Mahkemesine, yürütme durdurma istemli iptal davası açmalıdır. Bu süre hak düşürücü süredir. Geçirilmesi durumunda dava açma hakkı son bulur.
6)YÜRÜTMENİN DURDURULMASI ŞARTLARI NELERDİR?
İdari yargılamada yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için şu şartların gerçekleşmiş olması gerekir:
İdari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararlar doğmalıdır.
İdari işlemin açıkça hukuka aykırı olması gerekir.
Yürütmeyi durdurma kararı verilmesinin davacı tarafından istenmesi gerekir.
Davalı idarenin savunmasının alınması gerekir veya savunma süresinin geçmesi gerekir. Ancak uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemler hakkında yürütmeyi durdurma kararı idarenin savunması alınmadan verilebilir. Ancak kamu görevlileri hakkında tesis edilen arama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz.
Yürütmenin durdurulması kararı teminat karşılığında verilir. Ancak durumun gereklerine göre teminat aranmayadabilir.
Olağanüstü hallerde, kanunla yürütmenin durdurulması kararı verilmesi sınırlanabilir (AY m.125/6.)
Yukarıda sayılan şartların gerçekleşmesi halinde yürütmeyi durdurma kararı verip vermemek mahkemenin takdirindedir. Yürütmeyi durdurma kararı verilebilmesi için gereken koşullar sağlansa bile mahkeme yürütmeyi durdurma kararı vermek zorunda değildir. Yürütmeyi durdurma kararı gerekçeli olarak verilmektedir. Gerekçede ise idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka aykırı olduğu veya olmadığı ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur.
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2020/4911 E. , 2022/2972 K. …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararında; Arnavutköy Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürlüğüne 20. dönem olarak geçici kaydı yapılan davacının sevk edildiği İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ye Araştırma Hastanesinin …sayılı sağlık kurulu raporunun; Üroloji ve Teşhis Hanesinde “Sağ Böbrek Taşı. Sağlam Değil Madde 5-B-2” Karar Hanesinde; “Pomem Öğrenci Adayı Olamaz” tanı kararının Sağlık Komisyonunda görevli doktor tarafından incelenmesi sonucu; davacının böbrek taşı yönünden Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiği ve anılan Hastanenin …sayılı sağlık kurulu raporunun, Radyoloji Bulguları Hanesinde “ …Sağ Böbrekte Pelvikalisiel Yapılar ve Üreter Grade I Ektaziktir..” Tanı Hanesinde: “Sağlam” Karar Hanesinde: “Polis Meslek Eğitim Merkezi Öğrencisi Olur” tanı kararının Sağlık Komisyonunda görevli doktor tarafından incelendiği, inceleme sonucu; davacının İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesinin …sayılı sağlık kurulu raporunda yazan “Sağ Böbrek Taşı. Sağlam Değil madde 5-B-2” ve İstanbul Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesinin …sayılı sağlık kurulu raporunda yazan “Pelvikalisiel Yapılar ve Üreter Grade I Ektaziktir” teşhisleri yönünden Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevkiyle Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği EK-3-V-A’ya göre POMEM öğrencisi olup olamayacağına dair sağlık kurulu raporu aldırılmasının istenildiği, Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinin …sayılı sağlık kurulu raporunun Tanı Hanesinde: “Heyet Üroloji: Sağ: Hıdronefroz Grade 3, Sağ Proksimal Üreter Genişliği” Karar Hanesinde; Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği EK 3 V-B-l’E UYAR. Pomem Öğrencisi Olamaz.” tanı kararının Sağlık Komisyonunda görevli doktor tarafından incelendiği, inceleme sonucu; davacıya ait İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesinin …sayılı sağlık kurulu raporunun aynı hastaneye iadesiyle Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinin … sayılı sağlık kurulu raporunda yazan “Sağ Hidronefroz Grade 3, Sağ Proksimal Üreter Genişliği” tanısının da teşhis hanesine eklenmesinin istenildiği, iade dönüşü gelen gelen raporda herhangi bir değişiklik yanılmadığı, “Grade 3 Hidronefroz” tanısının İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesinden düzenlenen tek hekim imzalı reçete kağıdına yazıldığının görüldüğü, bu defa davacının “Sağ Grade 3 Hidronefroz” tanısı yönünden Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevkiyle Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği EK-3-V-A’ya gore POMEM öğrencisi olup olamayacağına dair sağlık kurulu raporu aldırılmasının istenildiği, Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesinin …sayılı sağlık kurulu raporunun Tanı Hanesinde; “Hipofonksiyonel Böbrek+Böbrek ve Üreterin Şekil Bozukluğu” Karar Hanesinde; “Kre 0,8 TİT N BT de Sağda Grade 2 Ektazi Üreter Dilate Vucg Reflu Yok. DTPA Darlık Yok. Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği madde 9’a Göre Ek 3 de belirtilen hastalık branşlarının sınıflanmasındaki A dilim sağlık şartları aranır’a göre hasta üreter şekil bozukluğu olup Ek 3 B maddesi 1. fıkra (Genel Beden ve Böbrek Fonksiyonlarını Bozmayan Böbrek, Pelvis Renalisi, Üreter ve Mesane Şekil Bozuklukları) A dahil olmaktadır. Bu Yönetmeliğe Göre Şahıs Polis Meslek Eğitim Merkezi Öğrencisi Olamaz.” Tanı Kararının Sağlık Komisyonunda incelendiği, inceleme sonucu; adı geçene ait Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinin …sayılı sağlık kurulu raporunda yer alan tanı kararı ve Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesinin … sayılı sağlık kurulu raporunda yer alan tanı kararı gereği; mevcut sağlık durumu Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği EK-3-8-A maddesine (Sağ Hidronefroz Grade 3 ve Sağ Proksimal Üreter Genişliği) uymadığından POMEM öğrencisi olamayacağına karar verildiği ve anılan karar uyarınca Başkanlık Makamının 07.06.2018 tarihli onayı ile davacının Polis Meslek Eğitim Merkezi ile ilişiğinin kesildiği, Mahkemenin 25/09/2018 tarihli ara kararıyla davacının sevk edildiği hakem hastane olarak belirlenen Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesince düzenlenen …tarihli ve …sayılı Sağlık Kurulu Raporunda; “04.08.2003 tarihli Emniyet teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği kapsamında hasta değerlendirildiğinde; B bendi 2 nolu madde ‘Genel beden ve böbrek fonsiyonlarını bozmayan komplikasyon yapmamış (böbrek, pelvis renalis, üreter, mesane ve üretra) taşları ve ameliyatları’ uyarınca POMEM öğrencisi olamaz. 03.01.2018 tarihli Emniyet teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği EK-3-8-A maddesi uyarınca kapsamında hasta değerlendirildiğinde A2 maddesinde bahsedilen ‘üriner sistemde bahsedilen her türlü taş mevcudiyeti ve taş nedeniyle yapılmış operasyonlar (açık/kapalı) öğrenciliğe engeldir’ ibaresi kapsamında POMEM öğrencisi olamaz” şeklinde değerlendirme yapıldığı, Mahkemenin 15.10.2019 tarihli ara kararı ile davacı hakkında Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinden aldırılan ek raporda; davacının POMEM öğrencisi olabileceğinin tespit edildiği, ayrıca davacıda “Sağ Hidronefroz Grade 3 ve Sağ Proksimal Üreter Genişliği” şeklinde bir sağlık sorunu bulunduğu yolunda bir teşhise de yer verilmediği göz önüne alındığında, Eğitim Merkezi ile ilişiğinin kesilmesine dair işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir…Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Açıklanan nedenlerde temyiz isteminin reddine, …Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının onanmasına karar verildi