CEZA HUKUKU

Ceza Hukuku Archives - Mutluer Hukuk Bürosu

İçindekiler

CEZA HUKUKU NEDİR? CEZA HUKUKUNA AİT DAVALAR NELERDİR?

Ceza davası, Savcılığın dava açılmasına yönelik olarak düzenlemiş olduğu iddianame sonrasında başlatılır. Ceza davalarında görevli olan genel mahkemeler; Ağır ceza mahkemesi ve Asliye ceza mahkemesidir. Genel mahkemelerin yanı sıra olan diğer ceza davaları mahkemeleri; Çocuk mahkemesi, Çocuk ağır ceza mahkemesi, Fikri ve sınai haklar ceza mahkemesi şeklindedir. Sulh ceza hakimliği ise, soruşturma aşamasında olunan evre hakkında kararları vermektedir. Ceza davaları suça teşebbüs edilmesi veya suçun işlenmesi nedeniyle açılır. Bu dava türü mağduriyet yaşayan kişi tarafından açılabileceği gibi 3. Kişiler tarafından da dava süreci başlatılabilir. Kanun koyucu bu alandaki uygulamayı, şikâyete bağlı suçlar ve şikâyete bağlı olmayan suçlar şeklinde ikiye ayırmıştır.

CEZA HUKUKU- YILDIZ HUKUK VE DANIŞMANLIK BÜROSU

Ceza Dava Dosyası Neden Açılır?

Ceza davası, Savcılığın onay vermesiyle başlatılır. Ceza davasının başlatılması için iki evre vardır. İlk evre soruşturma evresidir. İkinci evre ise kovuşturma evresidir. Şikâyete bağlı veya şikâyete bağlı olmayan durumlarda ilk aşama olan soruşturma evresinde, Savcılık kovuşturmaya yer vardır kararını verirse dava başlatılır. Ceza hukukunun en temel amacı, toplum kurallarına uyulması ve halkın huzur içinde yaşamasıdır. İnsanlar, Devlet korumasındadır ve Devlet halkını korumak adına belli başlı kanun maddelerini belirlemiştir. Kanun maddeleri çerçevesinde yaşamaya devam etmeyen kişiler, başka kişilerin mağduriyet yaşamasına neden olur. Bu durumda da ceza davasının açılması kaçınılmazdır. Ceza davaları 4 aşamadan oluşmaktadır. Bunlar;

– Soruşturma evresi
– Kovuşturma evresi
– İstinaf evresi
– Temyiz evresi

Ceza Hukuku Avukatınız Olarak Sorumluluklarımız Nelerdir?

Ceza mahkemesine suçtan zarar gören kişinin veya zarar gören kişinin hak yetkisine sahip olan kişinin başvuru yapabilme hakkı vardır. Hak yetkisine sahip olunması; kişinin akıl rahatsızlıkları varsa, ergin yaşta değilse, tutuklu veya hükümlüyse vb. durumlardaysa geçerli olmaktadır. Ceza davalarında sanık terimi, suç şüphesi altında olan kişi için kullanılır. Savcılık tarafından re’sen olarak veya şikâyete bağlı olarak açılan davada karar kesinleşinceye kadar, sanık terimi geçerli olur. Sanık terimi, mahkeme tarafından hapis cezası verilmesine kadar sürer. Hapis cezasının verilmesiyle, hükümlü terimi geçerli olur. Ağır ceza mahkemesinde veya diğer ceza mahkemelerinde, cezanın belirlenmesinde etkili olan bir unsurda suçun nitelik halleridir. Yani cezanın belirlenmesi suçun niteliğine bağlıdır. Suç işlediği kesinleşen ve suçu nitelikli halleriyle işleyen kişinin ceza oranında artış meydana gelir. Şikâyete bağlı suçlar mağdur veya mağdurun hak sahibi velisi tarafından şikâyet hakkı kullanıldığı zaman soruşturulur. Fakat bazı suç kapsamları re’sen savcılık tarafından verilen kararla soruşturulmaya başlanılır. Ayrıca savcılığın suç işlenmesine dair yeterli şüphesinin ve delilinin olması etkeniyle açmış olduğu ceza davaları kamu davasıdır.

Ceza Hukukundaki Davalarda Zamanaşımı Süresi Ne Kadardır?

Ceza davalarında zamanaşımı süresi hak düşürücü süre olmaktadır. Yani kanun çerçevesinde belirlenen süre içerisinde dava başlatılmazsa, daha sonra davanın açılması kabul edilemez bir durum olur. Hak kaybı ve mağduriyet yaşamamak için dava açmadan önce mutlaka zamanaşımı süresi hakkında bilgi edinilmelidir. Ceza davalarında yer alan zamanaşımı süreleri şu şekildedir; Dava zamanaşımı: 5237 sayılı ceza kanunu maddesi içeriğine göre, davada zamanaşımı süresi suçun işlendiği tarihten itibaren başlar. Burada belirtilen zamanaşımı süresi de 8 yıldır. Yani bu 8 yıllık sürede mahkeme kesinleşmiş kararı vermelidir. Aksi olan durumda davanın düşürülmesi gerekir. Ceza zamanaşımı: TCK’ya göre cezanın zamanaşımı süresi 10 yıl olmaktadır. Belirtilen süre mahkemenin kararının kesinleşme tarihinden itibaren başlar. Yani mahkemenin vermiş olduğu hüküm belirlenen süre içinde uygulanmalıdır. Zamanaşımı süresi bittikten sonra cezanın infazı gerçekleşemez. Ceza davası zamanaşımı süreleri yaşanılan vakıalara göre de değişiklik göstermektedir. Bazı dava konularında zamanaşımı süresi 6 ay veya daha az olmaktadır. Bu sebeple de mağduriyet yaşayan kişi, zaman kaybı olmadan mutlaka gerekli şikayetlerini yapmalı ve resmi işlemlerin başlatılmasını sağlamalıdır.

Ceza Hukukunda Şikayet Nasıl Yapılır? Soruşturma Aşama Aşama Nasıl İşler?

TCK’nda suçlar kural olarak yetkili birimlerce resen kovuşturulur. Mağdur şikayetçi olmasa dahi suçu işleyen kişi kamu adına cezalandırılır. Bazı suçların kamu tarafından cezalandırılması mağdurun şikayetine bağlanmıştır. Şikayetin yapılmasına yönelik kanunda herhangi bir şekil şartı öngörülmemiştir. Şikayet, Cumhuriyet savcılığına veya yetkili kolluk makamlarına başvurmak suretiyle müşteki sıfatıyla maruz kalınan suçun ve -biliniyorsa- faillerin cezalandırılmasına yönelik taleplerin sunulması işlemidir. Söz konusu şikayette suçun işlendiği yer (olay mahalli), -biliniyorsa- failin kimlik, adres ve iletişim bilgileri, şikayetçinin şahsına ait adres ve iletişim bilgileri, olayın görgü tanıklarına ait adres ve iletişim bilgileri, deliller, iz ve emareler ayrıntılı bir biçimde belirtilmelidir. Mağdur, savcılığa yahut kolluk makamlarına başvurmaz ise, 6 aylık hak düşürücü süre sonunda müşteki olabilme sıfatını kaybeder, şikayette bulunma hakkı sona erer. Bu süre mağdurun, fiili veya faili öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

Şikayetin ardından soruşturmayı Cumhuriyet savcısı yürütür. CMK’nın 160. maddesi gereğince Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez derhal soruşturmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.

Soruşturma aşamasında ilgililerin ifadeleri alınır. İfade, suç konusu fiil hakkında bilgi edinme amacıyla yapılır. İfade almak suretiyle elde edilen bilginin iki işlevi vardır: İfade alma, soruşturma makamlarının maddi gerçekliğe ulaşmasına yardımcı olur ve şüpheli açısından bir savunma aracıdır.

CEZA HUKUKU- YILDIZ HUKUK VE DANIŞMANLIK BÜROSU

CMK’nın 168. maddesine göre, şüphelinin ifadesi özgür iradesine dayanmalıdır. Sorguda bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilaç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma vb. bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz. Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda kolluk görevlilerinin sorgu sırasında birtakım kurallara uyması gerekir. Sadece şüphelinin ağzından ikrar beyanını duyabilmek için bazı yöntemlerin kullanılması yasaktır. Şüpheliye kanuna aykırı bir yarar vaadedilemez. Yasaklanmış usullerle elde edilen ifade, rıza ile verilmiş olsa dahi, delil olarak değerlendirilemez. Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. Şüphelinin aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması ihtiyacı ortaya çıktığında, bu işlem ancak Cumhuriyet savcısı tarafından yapılabilir.

Savcı soruşturma sonunda suçun işlendiğine ilişkin yeterli şüpheye ulaşırsa bir iddianame tanzim ederek bunu mahkemeye sunar. Soruşturma evresi, kanuna göre yetkili merciler tarafından suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evre olduğundan savcılık tarafından hazırlanan iddianamenin kabul edilmesiyle birlikte soruşturma evresi son bulur, kovuşturma evresine geçilir. Hâkimin, kendisine sunulan iddianame ile ilgili olarak 15 gün içinde iddianamenin iadesine veya kabulüne karar vermesi gerekir. Bu süre herhangi bir karar verilmeden geçirilirse, kural olarak, iddianame kabul edilmiş sayılır.

Cumhuriyet Savcısı, Soruşturma Yapılmasına Yer Olmadığına Karar Verebilir Mi?

25 Ağustos 2017 tarihinde yayınlanan 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile CMK’da soruşturma evresinin kapsamı bakımından önemli bir yenilik yapıldı. Özelikle 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra FETÖ ile mücadelede Cumhuriyet savcılarına asılsız ihbarlar da yapıldığı görülüyor. İhbara konu basit şüphe altındaki her kişiye kanunen “şüpheli” sıfatının verilmesinin önüne geçilmesini teminen 694 sayılı KHK’nın 145. maddesi ile CMK’nın 158. maddesinde değişiklik yapılmıştır.

Bu kapsamda, ihbar ve şikâyet konusu fiilin suç oluşturmadığının herhangi bir araştırma yapılmasını gerektirmeksizin açıkça anlaşılması veya ihbar ve şikâyetin soyut ve genel nitelikte olması durumunda soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilir. Bu durumda şikâyet edilen kişiye şüpheli sıfatı verilemez. Soruşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar, varsa ihbarda bulunana veya şikâyetçiye bildirilir ve bu karara karşı CMK’nın 173. maddesindeki usule göre itiraz edilebilir. İtirazın kabulü hâlinde Cumhuriyet başsavcılığı soruşturma işlemlerini başlatır. Yapılan işlemler ve verilen kararlar, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından görülebilir. Bu değişiklikle birlikte, şikayet edilen her kişiye şüpheli sıfatı verilmeyecek ve yapılacak değerlendirmeler sonucunda soyut, asılsız veya dayanaktan yoksun kabul edilen ihbar ve şikayetler özel bir kayıt altında tutulacaktır. Bu şekilde masumiyet karinesi ve şüphelinin lekelenmeme hakkı korunmuş olacaktır.

Kovuşturma Aşaması (Ceza Davası) Süreci Nasıl İşler?

Kovuşturma evresi; duruşma hazırlığı, duruşma evresi ve hüküm verilmesi evrelerine ayrılır. Duruşma hazırlığı aşamasında Cumhuriyet başsavcılığı iddianameyi düzenleyerek ceza mahkemesine gönderir. İddianamenin iadesini gerektiren bir durumun bulunmadığı hallerde ceza mahkemesi duruşma hazırlık (tensip) tutanağı düzenler (CMK m. 175/2). Bu andan itibaren şüpheli sanık sıfatını kazanır. Duruşma günü belirlenir ve taraflara çağrı kâğıdı gönderilir. Duruşma evresinde ise, duruşmaya iddianamenin kabulü kararının okunması ile başlanır (CMK m. 191/1). Bu evrenin amacı, duruşmada, daha önce toplanan delillerin değerlendirilmesi sonucunda sanığa isnat edilen suçun kusurlu bir biçimde işlenip işlenmediğine dair mahkeme nezdinde bir kanaat oluşmasını sağlamaktır.

Ceza Davasında Karar (Hüküm) Nasıl Verilir?

Soruşturma aşamasında hukuka uygun yollarla elde edilen deliller ve kovuşturma aşamasında yapılan duruşmalar ışığında hâkim; kanunlara, örf ve adetlere, şahsî vicdanına ve hakkaniyete uygun olarak hüküm verir. Bu aşamada sanık ile sanığa atfedilen fiiller arasında illiyet bağının kurulması şarttır. Bu illiyet bağı kurulamıyorsa, yani hakim suçu sanığın işlediğine ikna olmamışsa, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığın beraatına hükmedilir.

Hangi Kararlara Karşı Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Yoluna Gidilebilir?

İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı hükmün açıklanmasından itibaren 7 gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Hüküm sanığın yokluğunda verilmişse süre gerekçeli kararın tebliğinden itibaren başlar. Ayrıca hükümden önce verilip hükme esas teşkil eden veya başkaca kanun yolu öngörülmemiş olan mahkeme kararlarına karşı hükümle birlikte istinaf yoluna gidilebilir. Bu nedenle, mahkemelerin ara kararlarına karşı ve başka kanun yolu, örneğin itiraz kanun yoluna açık bırakılan kararlara karşı (örneğin, tutuklama veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı) doğrudan istinaf kanun yoluna gidilemez.

15 yıl ve daha fazla hapis cezalarına (birden fazla suça ilişkin cezaların toplamının değil, bir suçtan dolayı 15 yıl ve daha fazla hapis cezasının uygulanması durumunda) ilişkin hükümler, bölge adliye mahkemeleri tarafından resen incelenir (CMK m. 272/1).

Hapis cezasından çevrilen adli para cezaları hariç olmak üzere; 3.000,00-TL dahil adli para cezasına mahkumiyet hükümlerine karşı, üst sınırı 500 günü geçmeyen adli para cezasını gerektiren suçlardan beraat hükümlerine karşı, kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulamaz. Bu kararlar dışında kalan yerel mahkeme kararlarına karşı istinaf yolu açıktır.

CMK’nın 280. maddesine göre bölge adliye mahkemeleri; esastan ret, bozma veya davanın yeniden görülüp duruşma açılması kararları verebilir.

Davanın yeniden görülmesi yönünde karar verdikten sonra bölge adliye mahkemesi, ya başvuruyu esastan reddeder ya da yerel mahkeme hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurar. Esastan ret kararı verilebilmesi için; bölge adliye mahkemesinin yerel mahkeme kararında usul ve esasa ilişkin aykırılık bulmaması gerekir. Bununla birlikte CMK’nın 303/c, e, f, g, h bentlerinde tanımlanan maddi hatalarda, ilgili hukuka aykırılık düzeltilerek esastan ret kararı verilir. Bozma kararı verilebilmesi için; CMK’nın 289. maddesinde tanımlanan hukuka kesin aykırılık hallerinin gerçekleşmesi gerekir. Bu durumda bölge adliye mahkemeleri dosyayı doğrudan ilgili yerel mahkemeye gönderir.

Davanın yeniden görülüp duruşma açılabilmesi için;

Bölge Adliye Mahkemesinin Hangi Kararları Yargıtay’a Temyiz Edilebilir?

Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma kararı dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir. Hükümden önce verilip hükme esas teşkil eden veya başkaca kanun yolu öngörülmemiş olan mahkeme kararları da hükümle beraber temyiz olunabilir. Temyiz istemi, hükmün açıklanmasından itibaren 15 gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır. Hüküm, temyiz yoluna başvurma hakkı olanların yokluğunda açıklanmışsa, süre tebliğ tarihinden başlar.

Bölge adliye mahkemelerinin, ilk derece mahkemeleri tarafından verilen 5 yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair verdiği kararları, bölge adliye mahkemelerinin, ilk derece mahkemelerinden verilen 5 yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan kararları, bölge adliye mahkemelerinin, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı 2 yıla kadar (2 yıl dahil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin verdiği her türlü kararları, bölge adliye mahkemelerinin, ilk derece mahkemelerinin adli para cezasını gerektiren suçlarla ilgili verdiği hükümlere ilişkin verdiği her türlü kararları, sadece eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları, 10 yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları, davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar, gösterilen sınırlarda kalmak kaydıyla, gösterilen cezalardan ve kararlardan birden fazlasını içeren bölge adliye mahkemesi kararları temyiz edilemez.

CEZA HUKUKU- YILDIZ HUKUK VE DANIŞMANLIK BÜROSU

Bağlantı Kavramı Nedir? Bağlantı Türleri Nelerdir?

CMK’nın 8. maddesi, yargılamada bağlantı kavramını tanımlayarak bu ilkenin temelini oluşturur. Madde, bağlantının iki temel durumunu belirtir:

Süje Bağlantısı (Kişi Bağlantısı): Bir kişi, birden fazla farklı suçtan sanık olursa veya bir suçta birden fazla kişi sanık olursa bağlantı var sayılır. Bu durum, aynı sanığın farklı suçlarının veya birden fazla sanığın aynı suçu işlemesinin tek bir yargılama altında toplanmasına olanak tanır.
Konu Bağlantısı (Suç Bağlantısı): Suçun işlenmesinden sonra ortaya çıkan bazı fiiller, ana suçla bağlantılı kabul edilir. Bu fiiller, suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme gibi eylemlerdir. Bu tür yan suçların ana suçla birlikte yargılanması, olay örgüsünün bütünsel olarak anlaşılmasını ve doğru bir hüküm kurulmasını kolaylaştırır.
Bu iki bağlantı türü, yargılamada birleştirme kararlarının en sık rastlanan gerekçelerini oluşturur.

Davaların Birleştirilerek Açılması Nasıl Olur?

CMK’nın 9. maddesi, farklı mahkemelerin görevine giren bağlantılı suçlar için birleştirilerek dava açma imkânı tanır. Buna göre, eğer bağlantılı suçlardan her biri değişik mahkemelerin görev alanına giriyorsa, dava yüksek görevli mahkemede açılabilir.

Bu hüküm, yargılamada usul ekonomisini sağlamanın yanı sıra, farklı mahkemelerden çıkabilecek çelişkili kararları da engellemeyi amaçlar. Örneğin, bir sanığın hem “hırsızlık” (Asliye Ceza Mahkemesi’nin görevi) hem de “nitelikli dolandırıcılık” (Ağır Ceza Mahkemesi’nin görevi) suçlarından yargılanması gerektiğinde, dava birleştirilerek ağır ceza mahkemesinde açılabilir. Bu sayede, aynı olayla ilgili farklı yargılamaların karmaşası önlenmiş olur.

Görülmekte Olan Davaların Birleştirilmesi ve Ayrılması Nasıl Olur?

CMK’nın 10. maddesi, kovuşturma evresinde zaten açılmış olan bağlantılı davaların nasıl birleştirileceği ve ayrılacağı konusunu düzenler. Maddeye göre, kovuşturmanın her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkeme karar verebilir. Bu yetki, yargılamanın gidişatına göre esneklik sağlar.

Bu maddenin getirdiği önemli kurallar şunlardır:

Yargılama Usulü: Birleştirilen davalarda, bu davaları gören mahkemenin tabi olduğu yargılama usulü uygulanır. Bu, farklı usul kurallarına sahip davaların bir araya gelmesi durumunda hangi kuralların geçerli olacağı sorununu çözer.
İşin Esasına Girildikten Sonra Ayırma: Birleştirilen davalar, yargılama sürecinin ilerleyen aşamalarında ayrılabilir. Ancak, bu durumun bir istisnası vardır: İşin esasına girildikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam edilir. Bu kural, davanın gereksiz yere farklı mahkemelere gönderilerek uzamasını ve iş yükünü artırmasını önler. Bir davaya hâkim olan mahkemenin, ayrılan davanın da yargılamasını sürdürmesi, hem zaman hem de kaynak açısından verimlilik sağlar.

Geniş Bağlantı Sebebiyle Birleştirme Nasıl Olur?

CMK’nın 11. maddesi, geniş bağlantı adı verilen özel bir durumu ele alır. Bu madde, mahkemenin, bakmakta olduğu birden fazla dava arasında, CMK’nın 8. maddesinde belirtilen türden olmasa bile bir bağlantı görmesi durumunda bu davaları birleştirme yetkisini düzenler. Bu, hâkime, olayların veya sanıkların dolaylı ilişkilerini göz önünde bulundurarak yargılama bütünlüğünü sağlama konusunda geniş bir takdir yetkisi verir.

Bu tür bağlantıya örnek olarak, aynı suç örgütünün farklı üyeleri tarafından işlenen ancak doğrudan birbirine bağlı olmayan suçlar gösterilebilir. Örneğin, bir örgüt lideri hakkında “örgüte üyelik” suçundan dava açılmışken, örgütün farklı bir üyesi hakkında “hırsızlık” suçundan başka bir dava açılmış olabilir. Bu iki dava arasında CMK 8’deki gibi doğrudan bir kişi veya konu bağlantısı olmasa da, mahkeme, iki suçu da aynı örgütün faaliyetleri içinde değerlendirerek davaları birleştirebilir. Bu, yargılamada bütünlüklü bir bakış açısı oluşturarak, suç örgütünün tüm faaliyetlerinin tek bir mahkemede değerlendirilmesini sağlar ve örgütün yapısının daha net anlaşılmasına yardımcı olur.

CMK’nın 8, 9, 10 ve 11. maddeleri, ceza yargılamasında bağlantılı davaların birleştirilmesi ilkesini kapsamlı bir şekilde düzenler. Bu maddeler, yargılamanın etkinliğini, tutarlılığını ve adaletini sağlamak için hayati önem taşır.

Usul Ekonomisi: Birbirleriyle ilişkili davaların tek bir mahkemede görülmesi, yargılama sürecini hızlandırır, gereksiz masrafları azaltır ve kaynakların daha verimli kullanılmasını sağlar.
Çelişkili Kararların Önlenmesi: Aynı olay veya aynı sanıkla ilgili farklı mahkemelerden çıkabilecek çelişkili kararlar, adalete olan güveni sarsabilir. Bağlantılı davaların birleştirilmesi, bu riski ortadan kaldırır ve yargısal tutarlılığı sağlar.
Bütünsel Değerlendirme: Özellikle suç örgütleri gibi karmaşık yapılarda, bağlantılı davaların birleştirilmesi, mahkemenin olayları bütünsel olarak değerlendirmesine ve sanıkların eylemleri arasındaki ilişkileri daha iyi anlamasına yardımcı olur. Bu, gerçeğe daha yakın bir hüküm kurulmasını sağlar.
Sonuç itibariyle, CMK’nın bu hükümleri, Türk Ceza Muhakemesi sisteminde bağlantılı davaların yönetimi için sağlam bir hukuki zemin sunar. Yargılama sürecinin her aşamasında, bağlantının varlığına göre davaların birleştirilmesi veya ayrılması yetkisinin tanınması, ceza adaletinin dinamik ve değişen koşullara uyum sağlamasına olanak tanır. Bu düzenlemeler, adil ve etkili bir yargılamanın temel taşlarından biridir.

CEZA HUKUKU- YILDIZ HUKUK VE DANIŞMANLIK BÜROSU

Ceza Dava Dosyası Nasıl Kapanır?

Ceza davası, takibi şikâyete bağlı suçlar için şikâyetin sona ermesiyle davanın düşmesi ile sonuçlanır. Ancak, takibi şikâyete bağlı olmayan suçlarda kamu davası düşmez. Müştekinin şikâyetini geri alması, tüm haklarından feragat ettiği anlamına gelir ve bu durumda müşteki, katılan sıfatıyla ceza davasına katılamaz.

Ceza yargılaması sonucunda alınan karardan memnun kalmayan müşteki, hukuki haklarını kullanamaz. Bu nedenle temyiz, istinaf veya itiraz gibi yasal yollar geçerli olmaz. Ceza davalarında, savcılık şikâyete tabi olmayan suçlarda davanın sonuçlanıncaya kadar takip edilmesi zorunludur. Savcılık, hüküm kesinleşene kadar davayı kendiliğinden takip eder.

Ceza davalarında önemli bir konu olan mecburilik ilkesi, savcılığın kamu davası sonuçlanana kadar davayı takip etmekle yükümlü olduğunu belirtir. Eğer ceza davası açıldığında “kovuşturmaya yer olmadığına” dair bir karar verilirse, dosya kapanır.

Kovuşturmaya yer olmadığı kararı (KYOK) alınabilmesi için, delillerin yeterli suç şüphesi oluşturmaması veya kovuşturmanın mümkün olmaması gerekir. Bu koşullar sağlandığında, dosya kapatılır. Ayrıca, uzlaşma kapsamında olan suçlar söz konusuysa ve taraflar uzlaşmadan yararlanırsa, dava kapatılabilir. Ceza davasının sona ermesi, bu üç koşulun sağlanması ile mümkün olur.

Ceza Dava Dosyası Nasıl Sorgulanır?

Dava dosyası sorgulama işlemleri, UYAP (Ulusal Yargı Ağı Projesi) sistemi üzerinden gerçekleştirilmektedir. Eğer kişinin UYAP sisteminde kaydı bulunuyorsa, bu sistem aracılığıyla davalara ilişkin bilgiler ve dosya içerikleri sorgulanabilir. Adalet Bakanlığı’na bağlı olan bu hizmete erişim sağlamak için kimlik doğrulaması yapılması gerekmektedir.

Dava dosyası sorgulamak için çeşitli doğrulama yöntemleri mevcuttur. Bunlar arasında e-devlet şifresi, mobil imza, elektronik imza, T.C. kimlik numarası ve internet bankacılığı doğrulama yöntemleri yer almaktadır. Kullanıcı, bu doğrulama yöntemlerinden birini tercih ederek UYAP sistemine giriş yaptıktan sonra, hakkında açılmış bir dava olup olmadığına, davanın durumu gibi önemli bilgilere ulaşabilir.

UYAP sistemi, vatandaşların adalet süreçlerine daha kolay erişim sağlamasını hedeflerken, dava dosyası sorgulama işlemleriyle şeffaflık ve hız kazandırmaktadır. Bu hizmetten faydalanmak, hukuki süreçlerin takibi açısından büyük bir avantaj sunar.

Ceza Avukatı Ararken Nelere Dikkat Edilmeli?

Müvekkil portföyümüz, yaptığımız görüşmelerde, ünlü avukatlar veya ünlülerin avukatları gibi kriterler doğrultusunda arama yaptıklarını belirtmiştir. Ancak internet üzerinden ulaştıkları avukatların geçmiş referanslarının güçlü olmasına da dikkat ettiklerini ifade etmişlerdir. Bu durum, müvekkillerin güvenilir ve deneyimli bir avukatla çalışmanın önemini vurgular.

Gözaltı sürecinde etkin hukuki yardım almak, kolluk aşamasında avukat eşliğinde ifade vermek ve devam eden süreçte tutuksuz yargılanma ile ilk duruşmada tahliye, her şüpheli veya sanığın elde etmek istediği hukuki sonuçlardır. Vekalet veren müvekkiller, ceza yargılaması sürecinde yalnız kalma korkusu yaşamaktadır. Bu nedenle, tanınmış bir avukat aramak yerine güvenilir bir hukuk bürosu ile hareket etmek, hukuken daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır.
Unutulmamalıdır ki, ünlü veya sıradan bir vatandaş olsun, herkes mahkemelerde eşit haklara sahiptir. Ancak etkin bir savunma sağlanmadığı takdirde, hak mahrumiyeti yaşanması kaçınılmazdır. Bu nedenle, ceza davalarında profesyonel hukuki destek almak, bireylerin haklarını koruma ve adaletin sağlanmasında kritik bir rol oynamaktadır.

Ceza Dava Dosyası Ne Kadar Sürede Açılır?

Şikâyete tabi suçlarda ceza davası açılacağı zaman, soruşturma işlemlerinin kapsamına göre dosyanın hazırlanma süresinde farklılıklar ortaya çıkabilir. Özellikle bazı suçlarda tanık, şikâyetçi veya mağdur sayısının fazla olması, ifade alma sürecini uzatabilir.

Bu süreçte, delillerin hukuka uygun bir şekilde tespiti ve toplanması, diğer kurumlardan gelecek bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporlarının hazırlanması gibi faktörler, dava dosyasının hazırlanma sürecini doğrudan etkileyen unsurlar arasında yer alır.

Soruşturma süresi açısından savcılığın belirli bir zaman dilimine tabi olmadığı görülmektedir. Savcılığın soruşturması, somut olayın durumuna bağlı olarak birkaç gün içinde sonuçlanabilirken, bazı durumlarda ise soruşturmanın tamamlanma süresi yıllar alabilmektedir. Genel olarak, bir ceza davasının açılması için gerekli süre yaklaşık 6 ay aralığında olmaktadır.

Ceza Davalarında İlk Duruşma Ne Zaman Gerçekleşir?

İddianamenin kabul edilmesinin ardından, mahkeme tarafından taraflara tebligat gönderilir ve duruşma günü bildirilir. Ceza davalarında ilk duruşmanın ne zaman yapılacağı, mahkemenin yoğunluğuna bağlı olarak değişiklik gösterebilir.

Ceza Davasında Şikayet Ve Vazgeçme Nasıl Olur?

Ceza davalarında suçlar, iki ana gruba ayrılmaktadır: şikâyete tabi olanlar ve re’sen soruşturulanlar. Re’sen soruşturulan suçlar, savcılığın olayı haber aldığı andan itibaren şikâyet olmaksızın soruşturma başlatabileceği durumları ifade eder. Bu tür suçlar, toplumun güvenliği ve düzeni açısından önemli bir yere sahiptir.

Öte yandan, şikâyete tabi suçlarda ceza davası açılabilmesi için öncelikle bir şikâyetin yapılmış olması gerekmektedir. Bu durumda savcılık, şikâyet yapıldıktan sonra soruşturma sürecine girer. Takibi şikâyete bağlı suçlarda, mağdur veya suçtan zarar gören kişinin şikâyeti esastır. Failin ve fiilin öğrenilmesinden itibaren 6 aylık süre içerisinde şikâyetin gerçekleştirilmesi zorunludur.

Bir kişi, suçun mağduru veya zarar göreni olarak şikâyet hakkını kullandığında, davada bireysel iddia makamı sıfatıyla yer alır. Mahkeme sürecinde, yargılama işlemleri hakkında görüş bildirebilir ve şikâyetçi sıfatıyla delilleri tartışabilir. Ayrıca, usulüne uygun şekilde tanık veya sanıklara soru yöneltebilir.

Ceza Davasında İlk Duruşmada Neler Yapılır?

Ceza davalarının ilk duruşmasında, tanzim edilen iddianame sanığa okunarak süreç başlar. İlk olarak sanığın savunması alınır. Sanık, mahkeme huzurunda savunmasını yaptıktan sonra, şayet varsa şikayetçi taraf dinlenir ve davaya katılma talebinin bulunup bulunmadığı sorulur. Eğer katılanın bir vekili varsa, sanık müdafi ile birlikte olayla ilgili hukuki değerlendirmelerini bildirir.

Duruşma sırasında, mahkeme hâkimi veya Cumhuriyet Savcısı gerekli gördüğünde taraflara soru yöneltebilir. Ayrıca, taraf vekillerinin de soru sorma hakkı bulunmaktadır. Tarafların dinlenilmesinin ardından, delillerin toplanması, tanıkların dinlenmesi ve gerekli araştırmaların yapılmasına ilişkin kararlar verilebilir.

Bu süreç, ceza davasının adil bir şekilde yürütülmesi ve her iki tarafın da savunma haklarının korunması açısından büyük önem taşımaktadır. İlk duruşma, davanın seyrini belirleyen kritik bir aşamadır ve tarafların etkin katılımı, adaletin sağlanması için elzemdir.

Mahkemeye Gidilmezse Ne Olur?

Ceza davalarında taraflara duruşma günü hakkında tebligat gönderilir. Eğer taraflar, mazeret bildirmeksizin duruşmaya katılmazsa, mahkeme zorla getirme kararı alabilir ve kişi hakkında “yakalama kararı” çıkarılması istenebilir.

İfadeden Sonra Dava Açılma Süresi Nedir?

İfadenin alınması, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 2. maddesinde belirtildiği üzere, şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet Savcısı tarafından suça konu olay hakkında dinlenmesidir. Uygulamada sadece şüphelinin değil, suçtan zarar görenlerin, şikayetçilerin ve görgü tanıklarının da bilgi veren sıfatıyla ifadeleri alınmaktadır.

İfade vermek üzere çağrılan kişi, davetiye ile mahkemeye davet edilir. İfadenin alınmasının ardından, Cumhuriyet Savcısı şüphelinin tutuklanmasını talep edebilir veya serbest bırakılmasını isteyebilir. Ancak, ifade verildikten sonra ne kadar süre içerisinde dava açılacağı her somut olaya bağlı olarak değişkenlik göstermektedir.

Dava açma süresi, gerekli araştırmaların yapılması ve delillerin toplanması gibi faktörlere bağlıdır. Bu süreç, her somut olayda farklılık gösterebilir, dolayısıyla kesin bir süre vermek mümkün değildir. Ceza yargılaması, olayın özelliklerine göre ilerleyeceği için, her davanın kendi dinamikleri dikkate alınmalıdır.

Ceza Davasında Önce Kim Dinlenir?

Ceza davalarının ilk duruşmasında, tanzim edilen iddianame sanığa okunur ve ilk olarak sanığın savunması alınır. Sanığın savunmasının ardından, şayet varsa şikayetçi taraf dinlenir ve davaya katılma talebinin olup olmadığı sorulur. Varsa katılan vekili ve sanık müdafi, olayla ilgili hukuki değerlendirmelerini yapar. Ayrıca, tanıkların dinlenmesi de bu aşamada gerçekleşir.

Mütalaaya Karşı Savunma Nasıl Yapılır?

Duruşmalar sırasında deliller toplandıktan sonra, Cumhuriyet Savcısı tarafından dava hakkında bir beyan yapılır. Bu beyan, esas hakkında mütalaa olarak adlandırılır. Mütalaaya karşı savunma, yazılı veya sözlü olarak gerçekleştirilebilir. Mütalaanın verilmesinin ardından taraf vekillerine, mütalaaya ilişkin beyanlarını sunmaları için söz hakkı verilir. Mütalaanın hukuka aykırı olduğunu düşünen taraf, yazılı beyanlarını sunmak için süre talep edebilir.

Ceza Davasında Hakim Ne Sorabilir?

Ceza davasında mahkeme hâkimi veya Cumhuriyet Savcısı, gerekli gördüğünde taraflara soru yöneltebilir. Taraf vekillerinin de soru sorma hakkı bulunmaktadır. Sorular, dava konusu olayın açıklığa kavuşturulmasına yönelik olarak yönlendirilir.

CEZA HUKUKU- YILDIZ HUKUK VE DANIŞMANLIK BÜROSU

İfade Vermeye Neden Çağrılır?

İfadenin alınması, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 2. maddesinde belirtildiği üzere, şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet Savcısı tarafından suça konu olay hakkında dinlenmesini ifade eder. İfade verme süreci, olay hakkında bilgi edinmek ve sorulara cevap vermek amacıyla gerçekleştirilir.

Cinsel İstismar Nedir?

Cinsel istismar, bir kişinin rızası olmaksızın cinsel eylemlere maruz bırakılmasıdır. Bu, fiziksel temas veya cinsel içerikli davranışlar olabilir. Cinsel istismar çocuğa karşı işlenebilecek bir suçtur. İstismar kelimesi 18 yaş altı için kullanılır.

Cinsel İstismar Suçlamasıyla Karşılaşan Biri Ne Yapmalıdır?

İlk olarak bir avukata başvurmalı ve yasal haklarını öğrenmelidir. Ayrıca, olayı yetkili makamlara bildirmek önemlidir.

Terör Suçu Nedir?

Terör suçu, toplumu korkutmak, devleti veya hükümeti zorla değiştirmek amacıyla gerçekleştirilen eylemlerdir. Bu, bombalama, silahlı saldırı veya benzeri eylemleri içerebilir.

Terör Suçlarıyla İlgili Davalarda Delil Ne Şekilde Sunulur?

Deliller, tanık ifadeleri, güvenlik kameraları görüntüleri, iletişim kayıtları ve örgüt mensuplarıyla yapılan konuşmalar gibi kaynaklardan elde edilebilir.

Uyuşturucu Suçları Nelerdir?

Uyuşturucu suçları, uyuşturucu madde bulundurmak, satmak, temin etmek veya kullanmak gibi eylemleri içerir.

Uyuşturucu Suçlarıyla İlgili Cezalar Nelerdir?

Cezalar, suçun niteliğine göre değişir; basit bulundurma durumunda daha hafif ceza uygulanabilirken, satış veya dağıtım durumlarında ağır cezalar söz konusu olabilir.

Geçmişte olduğu kadar bugün de özellikle ceza hukukunda, iddianame, soruşturma ve kovuşturma aşamaları ve diğer davalarınızın yakından takipçisi olmak adına buradayız. Yıldız Hukuk ve Danışmanlık olarak bizden oluşturacağınız randevu talepleriniz için (312) 229 33 06 numaralı telefonu arayarak en kısa sürede randevu tarih ve saati oluşturabilir dilerseniz sitemiz üzerinden elde edeceğiniz adres bilgisi ile büromuza gelebilir ve ön görüşme sağlayabilirsiniz.

 

Anasayfa - Yıldız Hukuk
AV. OSMAN YILDIZ

Haklarınızı doğru şekilde öğrenmek, süreci bilinçli yürütmek ve olası riskleri en aza indirmek adına profesyonel hukuki destek almak her zaman en sağlıklı yaklaşımdır. Genel hukuk alanında danışmanlık ve detaylı bilgi için Avukat Osman Yıldız ile iletişime geçebilir, somut durumunuza uygun değerlendirme ve yönlendirme talep edebilirsiniz. Doğru zamanda alınan doğru hukuki destek, sürecin en güçlü güvencesidir.

Don`t copy text!