Kurumlar arası geçiş, kamu kurumunun birinde halihazırda görev yapan memurun, başka bir kamu kurumuna geçmek istemesidir. Yani 2 tane kamu kurumu vardır. İlki hâlihazırda görev yapılan kamu kurumu, diğeri ise atanmak istenilen kamu kurumudur. Kurumlar arası geçiş, Devlet Memurları Kanunu madde 74’e göre gerekli şartlar sağlandığında memurun, bir kamu kurumundan diğerine geçişini ifade eder. Devamını oku
YATIRIM YOLUYLA TÜRK VATANDAŞLIĞI NASIL KAZANILIR? BUNA İLİŞKİN İTİRAZ VE İPTAL YOLLARI NELERDİR?
Yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazanma, son yıllarda yabancı yatırımcılar tarafından merak edilen bir konu haline gelmiştir. Türk vatandaşlığının kazanılmasına ilişin genel kriterlere göre yatırım yoluyla vatandaşlık daha kolay biçimde kazanılabilir. Devamını oku
Aile hekimliği 2004 yılından bu yana ülkemizde uygulama alanı bulan ve 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu ile yasalaştırılan bir statüdür. Aile Hekimi yerine getirmiş olduğu kamu görevinin öneminden dolayı sağlık hizmetinin sağlanması ve dolayısıyla sağlık hizmetinin bir devamlılık içerisinde yürütülmesi maksadıyla bir takım disiplin düzenlemelerine tabi tutulmuştur. Bu sebeple kanun koyucu Aile Hekimliği Sözleşme Ve Ödeme Yönetmeliğinin 11’inci maddesinde yapmış olduğu düzenleme ile aile hekimleri ile aile sağlığı çalışanlarının uyması gereken kuralları ve kurallara uyulmaması halinde karşılaşacakları yaptırımları genel olarak düzenlemiştir. Devamını oku
İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA DAVAYA KATILMA VE DAVAYA MÜDAHALE NEDİR?
İdari yargıda davaya müdahale ve davanın ihbarı müesseseleri aynı hukuk yargılaması gibi vardır. Davalar genellikle davacı ve davalı taraf arasında görülmekte ve dava sonucunda verilen hüküm davacı ve davalı bakımından sonuç doğurmaktadır. Dolayısıyla davaya taraf olmayan üçüncü kişiler bakımından bir hüküm kurulmaz. Davacı ile davalı arasında görülmekte olan davanın sonucundan etkilenecek üçüncü kişilerin de katılması mümkün kılınmıştır. Bu durumda üçüncü kişinin davaya müdahalesi vardır. Davaya müdahale “asli müdahale” ve “fer’i müdahale” olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Davaya müdahale genel itibariyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlenmektedir. İdari Yargılama Hukukunda davaya müdahale özel hukuktakine benzer. Devamını oku
Kamu ihalesi, Kamu İhale Kanunu hükmüne göre Kamu İhale Kanunu ile belirtilen usul ve şartlarla mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin istekliler arasından seçilecek birisi üzerine bırakıldığını gösteren ve ihale yetkilisinin onayını müteakip sözleşmenin imzalanması ile tamamlanan işlemleri ifade eder. Kamu ihalesinden yasaklanma ise, ihale sürecinde yapılması yasaklanan fiillerin ihale katılımcıları tarafından yapılması halinde, ihale süreçlerine olan güvenin sarsılmaması ve ihale süreçlerinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesini sağlamak adına verilen idari bir karardır. Devamını oku
İDARE HUKUKUNDA MOBİNG NEDİR? İDARE HUKUNDA MOBİNG DAVALARI VAR MIDIR?
İdare hukukunda mobbing açık olarak düzenlenmemiştir. 657 sayılı yasada mobbing uygulamasının bir parçası olarak değerlendirilecek fiillere yönelik idari disiplin cezaları vardır. Fakat direkt olarak mobbing kavramı yoktur. İlgili disiplin cezaları sistematik ve kasıtlı gerçekleşmesi durumunda mobbing oluşacaktır. Memur disiplin hukuku kapsamında, disiplin soruşturması ve disiplin cezası uygulamaları yoluyla, memur üzerinde mobbing yapmak mümkündür.
Mobbingin kamu kurum ve kuruluşlarında son derece yaygın olduğu bilinen bir gerçektir. Kamu görevlisinin maruz kaldığı mobbing genelde hiyerarşi ilişkisinden kaynaklanmakta, daha çok çalışanların aşağılanması, küçümsenmesi, dışlanması, cezalandırılması, disiplin soruşturması açılması, disiplin cezası verilmesi, geçici görevlendirme veya naklen atamaların kişiyi yıldırma ya da uzaklaştırma amacı ile yapılması şeklinde kamu kurumlarında mobbing görülmektedir. Mobbinge maruz kalan memur şunları yapabilir:
Mobbinge maruz kalan memur rapor ve diğer delillerini toplayarak idareye karşı tam yargı davası açabilir.
Belli şartlarda mobbing uygulayan memura karşı tazminat davası Borçlar Kanunu ve Türk Medeni Kanunu’na göre tazminat isteme hakkı bulunmaktadır.
Ceza davası için şikayetçi olabilir.
İlgili idari merciye şikayette bulunarak idari soruşturma açılmasını talep edebilirsiniz. (Kamu sektöründe çalışan bir kişi, iş yerinde psikolojik tacize maruz kaldığında, direkt olarak yargıya başvurabileceği gibi, yargı yoluna gitmeden önce idari başvuru yollarını kullanarak da hak arayabilir. Bu tür idari başvurular, yargıya başvurmak için bir zorunluluk olmasa da, bazı yargı kararlarına dayanarak kanıt görevi gördükleri için önemlidir.)
Kamu Denetçiliği Kurumuna başvurabilir.
Kamu Görevlileri Etik Kuruluna başvurabilir.
Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumuna başvuru yapabilir.
657 sayılı Kanun Uyarınca İsnat ve İftiralara Karşı Korunma Hakkının talep edebilir. (657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 25. maddesi, devlet memurlarını haksız iddia ve iftiralara karşı korumayı amaçlamaktadır. Bu maddeye göre, bir devlet memuruna karşı yapılan şikayet veya ihbarın haksız bir suçlama veya hakaret olması durumunda, memurun en büyük amiri veya ildeki vali, isnat eden kişi hakkında Cumhuriyet Savcılığı’na kamu davası açılmasını talep eder.)
Türkiye’de mobbing davaları, dünyaya paralel olarak öncelikle özel sektörde ortaya çıkmıştır. Mobbing uygulamaları konusunda mevzuatta açık düzenlemeler yer almamaktadır. Fakat mobbing kavramı güncel bir nitelik taşımaktadır. Mobbing konusunda verilen ilk mahkeme kararı Ankara 8. İş Mahkemesi’nin 2006/19 E. ve 2006/625 K. sayılı kararı olarak kabul edilmektedir. Karar kapsamında mahkeme, işverenin işçiden bir yıl içerisinde beş kez yazılı savunma istemesini ve işçiyi aşağılayıcı, küçük düşürücü davranışlarda (yüksek sesle emir vermek, hakaret etmek gibi davranışlarda) bulunmasını mobbing uygulaması kapsamında değerlendirmiştir. Neticede, mahkeme işçi lehine manevi tazminata ve aleyhinde verilmiş disiplin cezalarının iptaline hükmetmiş, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi de 2007/42976 E. 2008/17137 K. sayılı ilamı ile söz konusu ilk derece mahkemesi kararını onamıştır.
Mobbing Nedir ve Hangi Kanunlarla Korunur?
İş yerinde mobbing, çalışanların psikolojik ve fiziksel sağlığını hedef alan, sistematik ve süreklilik arz eden bir taciz türüdür. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından “bir veya bir grup işçiyi sabote etmek için yapılan, zalimce, kötü niyetli ve aşağılayıcı davranışlar” olarak tanımlanmaktadır. Bu davranışlar, işyerinde hem özel sektörde hem de kamu kurumlarında görülebilmektedir.
Mobbing kavramı, basit iş yeri anlaşmazlıklarından farklıdır. Mobbingin temel özelliği, kasıtlı ve sistematik olarak uygulanmasıdır. Bu davranışlar genellikle şu şekillerde ortaya çıkar:
Mesleki yeterliliğin sürekli sorgulanması
Kişinin görmezden gelinmesi ve dışlanması
Gerçekleştirilemeyecek iş yükü verilmesi
Yetkilerinin kısıtlanması veya elinden alınması
Sürekli eleştiri ve aşağılayıcı davranışlara maruz bırakılması
Mobbingin Yasal Dayanakları Nelerdir?
Türk hukuk sisteminde mobbing, çeşitli kanunlarla koruma altına alınmıştır. Anayasa’nın 17. maddesi, kişinin maddi ve manevi varlığının korunmasını güvence altına alırken, 49. ve 50. maddeler çalışma hakkı ve çalışma şartlarının düzenlenmesini ele almaktadır.
Türk Medeni Kanunu’nun 24. ve 25. maddeleri, kişilik haklarına yapılan saldırılara karşı koruma sağlamaktadır. Bu maddeler, mobbing mağdurlarının kişilik haklarının korunması için temel dayanak oluşturur. Özellikle TMK madde 25, kişilik hakları saldırıya uğrayan kişinin manevi tazminat talep edebileceğini düzenlemektedir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 417. maddesi, işverene önemli yükümlülükler getirmektedir. Bu madde uyarınca işveren, işçilerin psikolojik ve cinsel tacizden korunması için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. Ayrıca, TBK madde 49 kapsamında haksız fiil sorumluluğu da mobbing davalarında önemli bir dayanak oluşturur.
İş Kanunu’nun 5. maddesi eşit davranma ilkesini düzenlerken, 24/II maddesi işverenin mobbing niteliğindeki davranışlarını işçi açısından haklı fesih sebebi olarak kabul etmektedir. Bu düzenleme, mobbing mağduru işçilere iş sözleşmesini haklı nedenle feshetme ve tazminat talep etme hakkı vermektedir.
Kamu kurumlarında çalışanlar için 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun ilgili maddeleri de mobbing konusunda koruma sağlamaktadır. Özellikle 10. ve 21. maddeler, amirlerin maiyetindeki memurlara karşı davranışlarını düzenlerken, 125. ve 135. maddeler disiplin hükümlerini ve memurların haklarını koruma altına almaktadır.
Bu yasal düzenlemeler, mobbing mağdurlarına çeşitli hukuki yollar sunmaktadır. Mağdurlar, duruma göre maddi ve manevi tazminat davası açabilir, iş sözleşmesini haklı nedenle feshedebilir veya idari başvuru yollarını kullanabilirler. Mobbingle mücadelede bu yasal dayanaklar, mağdurların haklarını korumak ve mobbingi önlemek açısından önemli araçlar sunmaktadır.
Mobbingin Şartları ve Yargıtay Kararları Nelerdir? Mobbingin Oluşması İçin Gerekli Koşullar Nelerdir?
İş yerinde mobbingin varlığından söz edebilmek için belirli koşulların bir arada bulunması gerekmektedir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, her türlü olumsuz davranış mobbing olarak değerlendirilmemektedir. Mobbingin hukuki açıdan tanımlanabilmesi için sistematik, sürekli ve kasıtlı bir davranış örüntüsünün varlığı aranmaktadır.
İşyerinde gerçekleşen mobbing eylemlerinin en önemli özelliği, belirli bir hedefe yönelik olmasıdır. Bu hedef genellikle çalışanın iş yerinden ayrılmasını sağlamak veya çalışanı yıldırmaktır. Mobbing oluşturan davranışlar, çalışanın kişiliğine, inancına veya değerlerine yönelik saldırılar şeklinde ortaya çıkabilir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 2016/3654 E., 2019/1020 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, süreklilik göstermeyen ve ara sıra gerçekleşen kaba davranışlar mobbing olarak değerlendirilmemektedir. Bu bağlamda, işyerinde yaşanan münferit tartışmalar, anlık gerginlikler veya yöneticinin genel tutumundan kaynaklanan memnuniyetsizlikler mobbing kapsamında değerlendirilmez.
Yargıtay’ın Mobbing Davalarına Bakışı Nasıldır?
Yargıtay’ın mobbing davalarındaki yaklaşımı, çalışanların haklarını korumaya yönelik olmakla birlikte, iddiaların somut delillerle desteklenmesi gerektiği yönündedir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2017/17931 E., 2020/14104 K. sayılı kararında, mobbingin stres ve iş tatminsizliğinden farklı bir kavram olduğu vurgulanmıştır. Bu kararda, mobbing iddialarının ispatı için davranışların:
Belirli bir süre devam etmesi
Sistematik bir şekilde tekrarlanması
Kasıtlı olarak gerçekleştirilmesi
Belirli bir kişiyi hedef alması gerektiği belirtilmiştir.
Yargıtay içtihatlarına göre, mobbing oluşturan davranışlar şu şekillerde ortaya çıkabilir:
İş ile İlgili Yıldırmalar:Çalışanın yeteneklerinin altında işler verilmesi, sürekli eleştirilmesi, başarılarının görmezden gelinmesi
Sosyal İlişkilere Yönelik Saldırılar: İş arkadaşlarından izole edilme, iletişimin kesilmesi
İtibara Yönelik Saldırılar:Dedikodu yapılması, küçük düşürücü davranışlarda bulunulması
Yaşam Kalitesine ve Mesleki Duruma Yönelik Saldırılar:Anlamsız görevler verilmesi, niteliklerine uygun olmayan işler yaptırılması
Sağlığa Yönelik Saldırılar:Fiziksel olarak ağır işler yapmaya zorlanma, tehdit edilme
Yargıtay kararlarında, mobbingin ispatı konusunda yaklaşık ispatın yeterli olduğu kabul edilmektedir. Bu kapsamda, mobbing iddiasında bulunan çalışanın, maruz kaldığı davranışların varlığını gösteren belge, tanık beyanı, sağlık raporu gibi delillerle iddiasını desteklemesi gerekmektedir. Ancak, her türlü olumsuz davranışın mobbing olarak nitelendirilmemesi gerektiği, davranışların yukarıda sayılan unsurları taşıması gerektiği vurgulanmaktadır.
İşyerinde yaşanan her olumsuzluğun mobbing sayılmayacağı, normal çalışma koşullarından kaynaklanan stres ve gerginliklerin mobbing kapsamında değerlendirilemeyeceği, ancak sistematik ve kasıtlı olarak gerçekleştirilen yıldırma davranışlarının mobbing olarak kabul edileceği Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarıyla belirlenmiştir.
Mobbing Mağdurunun Hakları ve İspat Yolları Mobbinge Uğrayan İşçinin Hukuki Seçenekleri Nelerdir?
İş yerinde mobbinge maruz kalan çalışanların, hukuki açıdan kullanabilecekleri çeşitli hakları bulunmaktadır. Bu hakların başında, iş sözleşmesini haklı nedenle feshetme hakkı gelir. İşçi, mobbinge maruz kaldığını ispatlayabildiği durumlarda, iş sözleşmesini derhal feshederek kıdem tazminatına hak kazanabilir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 56. ve 58. maddeleri uyarınca, mobbing mağduru çalışanlar manevi tazminat talep etme hakkına sahiptir. Bu tazminat talebi, mobbingin neden olduğu psikolojik ve fiziksel zararların karşılanmasını amaçlar. Manevi tazminat miktarı belirlenirken, mobbingin süresi, şiddeti ve mağdur üzerindeki etkileri göz önünde bulundurulur.
İşçiler ayrıca işverene başvurarak mobbingin sonlandırılmasını talep edebilir. İşverenin bu konuda gerekli önlemleri almaması durumunda, çalışanlar İş Müfettişliğine şikayette bulunabilir. Mobbing kapsamında gerçekleşen fiiller suç teşkil ediyorsa (hakaret, tehdit gibi), Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulabilir.
Mobbing davalarında ispat konusu büyük önem taşır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2019/1136 E., 2019/4695 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, mobbingin ispatında “yaklaşık ispat” yeterli görülmektedir. Bu, mağdurun mobbingi kesin olarak ispatlamasının gerekmediği, mobbing iddiasını destekleyecek güçlü emarelerin varlığının yeterli olacağı anlamına gelir.
Yazılı Belgeler:E-postalar, mesajlar, yazışmalar, tutanaklar Görsel ve İşitsel Kayıtlar:İş yerindeki kamera kayıtları, ses kayıtları Tanık İfadeleri:İş arkadaşları, diğer çalışanlar veya müşterilerin beyanları Sağlık Raporları:Psikolojik veya fiziksel rahatsızlıkları gösteren doktor raporları Günlük ve Notlar: Mobbinge ilişkin olayların tarih ve içeriklerinin kaydedildiği notlar
İspat sürecinde önemli olan bir diğer husus, delillerin sistematik bir şekilde toplanması ve kronolojik olarak düzenlenmesidir. Mobbing iddiasında bulunan kişi, maruz kaldığı davranışları mümkün olduğunca belgelendirmeli ve kayıt altına almalıdır.
Mobbing mağdurları için önemli bir diğer nokta, yaşadıkları olayları derhal kayıt altına almaya başlamalarıdır. İş yerinde yaşanan olumsuz olayların tarihi, yeri, tanıkları ve içeriği detaylı şekilde not edilmelidir. Ayrıca, mobbinge ilişkin her türlü yazışma, e-posta ve mesajın saklanması, dava sürecinde büyük önem taşır.
İşverenin mobbing iddialarına karşı savunması genellikle, söz konusu davranışların yönetim hakkı kapsamında olduğu veya işin gerekleri doğrultusunda gerçekleştirildiği yönündedir. Bu nedenle, mağdurun toplanan delillerle, maruz kaldığı davranışların sistematik ve kasıtlı olduğunu ortaya koyması gerekir. Yargıtay içtihatları, mobbingin ispatında mağdurun lehine bir yaklaşım benimsemekte ve işverenin mobbing olmadığını ispat etme yükümlülüğünü de vurgulamaktadır.
Mobbing Davalarında Görevli ve Yetkili Mahkemeler Özel Sektör ve Kamu Sektöründe Görevli Mahkemeler Nelerdir?
Mobbing davalarında görevli mahkemenin belirlenmesi, davanın taraflarının hukuki statüsüne göre değişiklik göstermektedir. Özel sektörde çalışan işçilerin mobbing davaları, İş Mahkemeleri’nin görev alanına girmektedir. Bu davalar, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu kapsamında değerlendirilir ve dava açılmadan önce arabuluculuk aşamasının tamamlanması zorunludur.
İşçiler arasındaki mobbing iddialarında ise durum farklılık gösterir. Eğer mobbing eylemi bir işçiden diğerine yönelik gerçekleşmişse ve işverenin sorumluluğu söz konusu değilse, bu davalar genel mahkemelerde (Asliye Hukuk Mahkemeleri) görülür. Çünkü bu durumda ortada bir iş ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlık değil, genel hükümlere tabi bir haksız fiil söz konusudur.
Kamu sektöründe ise mobbing davalarının görüleceği mahkeme konusu daha karmaşıktır. Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin maruz kaldığı mobbing eylemlerinde, eylemin niteliği ve gerçekleştiği koşullar önem kazanır. Kamu görevlisinin görevini yerine getirirken veya görev nedeniyle gerçekleştirdiği mobbing eylemleri için İdare Mahkemeleri görevlidir.
İdareye Karşı Dava Açma Zorunluluğu
Anayasa’nın 129/5. maddesi önemli bir düzenleme getirmektedir: “Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir.” Bu hüküm, kamu görevlilerinin görevleri sırasında gerçekleştirdikleri mobbing eylemlerinde, doğrudan kamu görevlisine değil, idareye karşı dava açılması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2016/6844 E., 2018/2431 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, kamu görevlisinin görev sırasında ve görevden dolayı verdiği zararlar için husumetin idareye yöneltilmesi zorunludur. Ancak, kamu görevlisinin tamamen kişisel kusuru ile gerçekleştirdiği ve göreviyle ilgisi bulunmayan mobbing eylemleri için Asliye Hukuk Mahkemelerinde dava açılabilir.
Yetkili mahkeme konusunda ise genel hukuk kuralları geçerlidir. Mobbing davasında yetkili mahkeme, davalının ikametgahının bulunduğu yer mahkemesi veya mobbing eylemlerinin gerçekleştiği işyerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Kamu kurumlarına karşı açılacak davalarda ise idari yargıda yetki kuralları uygulanır ve genellikle mobbing eyleminin gerçekleştiği yer idare mahkemesi yetkili olur.
Mobbing davalarında görevli ve yetkili mahkemenin doğru belirlenmesi, davanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesi ve sonuçlandırılması açısından kritik öneme sahiptir. Yanlış mahkemede açılan davalar, görev yönünden reddedilerek zaman kaybına neden olabilir ve hak kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle, mobbing mağdurlarının dava açmadan önce hukuki statülerini ve mobbing eyleminin niteliğini dikkatlice değerlendirmeleri, gerekirse bir hukuk uzmanından yardım almaları önemlidir.
Haklarınızı doğru şekilde öğrenmek, süreci bilinçli yürütmek ve olası riskleri en aza indirmek adına profesyonel hukuki destek almak her zaman en sağlıklı yaklaşımdır. Genel hukuk alanında danışmanlık ve detaylı bilgi için Avukat Osman Yıldız ile iletişime geçebilir, somut durumunuza uygun değerlendirme ve yönlendirme talep edebilirsiniz. Doğru zamanda alınan doğru hukuki destek, sürecin en güçlü güvencesidir.
SINIR DIŞI ETME (DEPORT) KARARI NEDİR? BU KARARA KARŞI İPTAL DAVASI NASIL AÇILIR?
Deport Kararı Nedir? Yasal Tanımı Ve Kapsamı Nelerden Oluşur?
Sınır dışı etme süreci yani deport kararı, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu‘nda ayrıntılı bir şekilde düzenlenmekle birlikte bu kanunun 52 ile 60. Maddeleri deportu açıklamaktadır. Deport kararı, bir yabancının yasal statüsünün sona ermesi veya Türkiye’deki göçmenlik düzenlemelerini ihlal etmesi durumunda, yasal olarak ülke sınırları dışına çıkarılması için verilen bir idari karardır. Bu karar genellikle yasal oturum izni, vize ihlali, kamu güvenliğini tehdit etme veya diğer yasal ihlaller sonucunda alınır. Devamını oku
EMEKLİ İKRAMİYESİNİN ÖDENMEMESİNE İTİRAZ VE EMEKLİLİĞİN İPTALİ DAVASI NEDİR?
Kamu görevlilerine ödenen emekli ikramiyesine ilişkin uyuşmazlıklar idari yargının konusuna girmektedir. Bu nedenle emekli ikramiyesinin eksik ödenmesi ya da hiç ödenmemesi durumunda açılacak davalar idare mahkemelerinde görülen idari davalar niteliğindedir. Yargılama sonucunda mahkeme tarafından haklı bulunan kişiler, emekli ikramiyelerini yasal faiziyle birlikte talep edebilmektedir. Devamını oku
BİLGİ EDİNME HAKKININ İHLALİ DURUMUNDA İTİRAZ VE İPTAL DAVASI YOLU NASIL İŞLER?
Bilgi Edinme Hakkı Nedir?
Bilgi Edinme Hakkı Kanununda ve Anayasada düzenlenmiş olan bu hak, vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden, faaliyette bulunan yabancı kişilerin (gerçek ve tüzel kişi) ilgili kurum ve kuruluşlara başvurarak bilgi veya belge talep edebileceği düzenlenmiştir. Devamını oku