ASKERİ PERSONELLERE İLİŞKİN DİSİPLİN CEZALARI NELERDİR ve KİMLER HAKKINDA UYGULANIR?

ASKERİ PERSONELLERE İLİŞKİN DİSİPLİN CEZALARI NELERDİR ve KİMLER HAKKINDA UYGULANIR?

ASKERİ PERSONELLERE İLİŞKİN DİSİPLİN CEZALARI NELERDİR ve KİMLER HAKKINDA UYGULANIR?

Askeri Disiplin Cezaları Nelerdir ve Kimler Hakkında Uygulanır?

Kanun kapsamında düzenlenen askeri disiplin cezaları, muhatap alınan personelin statüsüne göre üç ana gruba ayrılmaktadır. Bunlar; subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş ile sözleşmeli erbaş ve erler hakkında uygulanabilecek disiplin cezaları; askeri öğrenciler hakkında uygulanabilecek disiplin cezaları ve erbaş ile erler hakkında uygulanabilecek disiplin cezalarıdır. Bu ayrım, disiplin hukukunun personelin statüsüne göre farklı usul ve esaslara tabi olmasından kaynaklanmaktadır.

Devamını oku

ADLİ SİCİL (SABIKA KAYDI) VE ARŞİV KAYDI SİLDİRME NEDİR ve NASIL OLUR?

ADLİ SİCİL (SABIKA KAYDI) VE ARŞİV KAYDI SİLDİRME NEDİR ve NASIL OLUR?

ADLİ SİCİL (SABIKA KAYDI) VE ARŞİV KAYDI SİLDİRME NEDİR ve NASIL OLUR?

Adli sicil kaydı, bir kimsenin mahkumiyetinin olup olmadığının anlaşılması için konulmuş olan kayıt sistemine denir. Sabıka kaydı olarak da bilinen adli sicil kaydı, sosyal hayatta kişileri doğrudan etkileyebilen bir niteliğe sahip olduğundan bu kayıtların tutulması ve kanun çerçevesinde silinme koşulları oluştuğunda silinmesi büyük önem arz eder.

Devamını oku

İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA İPTAL DAVASI

İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA İPTAL DAVASI

İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA İPTAL DAVASI

İdari İşlem Nedir?

İdari işlem; kamu gücüne dayanılarak gerçekleştirilen, idare hukuku ve uyuşmazlık durumunda idari yargıya tabi olan, hukuki sonuç doğurmaya yönelik irade açıklamalarıdır. Yani kısaca idari işlem, idarenin hukuki sonuç doğurmaya yönelik irade açıklaması olarak açıklanabilir.

İdari işlemin yasal bir tanımı bulunmamakla birlikte, bu işlemin nitelikleri öğretide ve idari yargı kararlarında belirlenmektedir. Bir tasarruf ya da kararın idari işlem sayılabilmesi için, bunun kamu kurumu veya idare örgütü içinde yer alan bir idari makam tarafından verilmiş olması gerekir. Ayrıca idarenin, idare hukuku alanındaki faaliyetleriyle ilgili olması da önemlidir. Başka bir deyişle, idarenin kullandığı yetki ve serdettiği kamusal irade ve bundan doğan etki ve sonuçlar idare hukuku alanında açıkça ortaya koymalıdır.

Devamını oku

İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA YÜRÜTMENİN DURDURULMASI KARARI

İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA YÜRÜTMENİN DURDURULMASI KARARI

İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA YÜRÜTMENİN DURDURULMASI

Yürütmenin Durdurulması Kararının Hukuki Niteliği ve Önemi

İdare kendisine verilen görevleri yerine getirmek için bir takım işlem ve eylemler yaparken, kamu yararı ve gücünden kaynaklanan üstün yetkiler ile donatılmıştır.

Bu yetkisini kullanarak bir işlem tesis eden veya eylemde bulanan idarenin bu faaliyetleri, yargı yerlerince hukuka aykırılığının tespitine kadar hukuka uygun kabul edilir.

İdare, kamu hizmetlerini kamu gücü ayrıcalıkları dediğimiz üstün hak ve yetkilerini kullanarak aldığı kararlarla yürütür. Hiçbir makam veya kuruluşun izni ya da onayı olmaksızın kendiliklerinden yürütülme özelliğine sahiptirler.

İdare tarafından tesis edilen bu işlemlerden hukuka uygunluk karinesinden yararlandıklarından bu işlemlere karşı dava açılması işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz.

Devamını oku

KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ VE DAVA SÜRECİ

KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ VE DAVA SÜRECİ

KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ VE DAVA SÜRECİ

Kadastro Kavramı ve Amacı

Kadastro, taşınmaz malların sınırlarının, hukuki durumlarının ve maliklerinin belirlenerek tapu siciline geçirilmesini sağlayan teknik ve hukuki bir işlemler bütünüdür. Türkiye’de kadastro faaliyetleri esas olarak 3402 sayılı Kadastro Kanunu hükümlerine göre yürütülmektedir.

3402 sayılı Kanun’un 1. maddesinde kadastro faaliyetlerinin amacı açıkça belirtilmiştir. Buna göre kadastro; ülke koordinat sistemine göre memleketin kadastral topografik haritasına dayalı olarak taşınmaz malların sınırlarını arazi ve harita üzerinde belirlemek, hukuki durumlarını tespit etmek ve tapu sicilini kurmaktır. Bu düzenleme, kadastro işleminin hem teknik (ölçüm ve haritalama) hem de hukuki (mülkiyet ve ayni hakların belirlenmesi) boyutunu ortaya koymaktadır.

Kadastro Davaları Nelerdir?

Kadastro davaları, taşınmaz üzerinde hak sahibi olan kişilerin mülkiyet hakkını korumak adına açabileceği tapu davalarıdır. Kadastro, ülke sınırları içerisindeki taşınmazların sınırlarının belirlenmesini sağlar ve taşınmaz sahibine tapu verilir. Bu taşınmaz üzerinde hakkı olan taraflar, haklarını korumak adına kadastro tespitine itiraz davası açabilir.

Kadastro itirazı, kadastro ekibinin çalışmalarına devam ettiği süre içerisinde, taşınmazın sınırları belirlenmeden yapılabilir. En geç on gün içerisinde taşınmaz sınırlarının kesin olarak belirlenmesinden önce itiraz edilmelidir. Bu süreçte sunulan belgelerin geçerli olması gerekir. İtiraz eden kişi, ilan süresi olan 30 gün içerisinde dava açabilir.

Kadastro ekibinin çalışmalarının sona ermesi ve kadastro müdürü tarafından onaylanan tutanaklar olması halinde kadastro mahkemesinin kesin kararları 3 ay içerisinde tapu kütüklerine kayıt edilir. Bu durumda, taşınmaz üzerinde hak sahibi olan ve mülkiyet hakkını korumak isteyen kişilerin 10 sene içerisinde dava açması gerekir. Zamanaşımı olması halinde dava açılması mümkün değildir.

Kadastro Tespiti Nedir?

  • Kadastro tespiti, kadastro çalışmaları sırasında bir taşınmazın;
  • Sınırlarının,
  • Yüzölçümünün,
  • Niteliğinin (arsa, tarla, bağ, bahçe vb.),
  • Malikinin veya hak sahiplerinin,
  • Üzerindeki ayni hakların

idari bir işlemle belirlenmesidir.

Kadastro tespiti, teknik ölçüm işlemiyle birlikte hukuki incelemeyi de içerir. Kadastro ekipleri taşınmazın bulunduğu yerde inceleme yapar, zilyetlik durumunu araştırır, varsa tapu kayıtlarını ve diğer belgeleri değerlendirir ve bu doğrultuda bir tespit tutanağı düzenler.

3402 sayılı Kanun’un 4 ve devamı maddelerinde kadastro çalışmalarının nasıl yürütüleceği düzenlenmiştir. Kadastro ekipleri; kadastro teknisyeni, bilirkişi ve mahalle/köy muhtarının katılımıyla arazi üzerinde inceleme yapar. Yapılan tespitler tutanak altına alınır ve askıya çıkarılır.

 

Kadastro Tespitinin Hukuki Niteliği ve Kadastro Tespitine İtiraz

Kadastro tespitine itiraz davası, taşınmazın mülkiyetine ilişkin olarak yapılan kadastro çalışmalarının sonucunda düzenlenen tutanaklara karşı ilgililer tarafından açılabilen özel nitelikli bir dava türüdür. Türkiye’de taşınmazların tapuya tescili ve mülkiyetin hukuken belirlenmesi amacıyla yapılan kadastro çalışmaları, 3402 sayılı Kadastro Kanunu ve ilgili mevzuatlar çerçevesinde yürütülür. Bu işlemler sırasında yapılan tespitlerin gerçeğe aykırı olması, hak sahipliğine ilişkin hatalı değerlendirme yapılması veya tapu kayıtlarında uyuşmazlık bulunması durumlarında, hakları zedelenen ilgililer bu davayı açabilir. Bu durumda yapılan itiraz kadastro tespitine itiraz davasına vücut verir.

Kadastro tespiti; taşınmazın sınırlarının, malikinin, vasfının ve yüzölçümünün belirlenerek kadastro tutanağına geçirilmesini ifade eder. Bu tutanakların kesinleşmeden önce ilan edilmesi ve ilgililere duyurulması gereklidir. Bu ilan süresi içinde itiraz edilmezse, kadastro tespitleri kesinleşir ve taşınmazın bu şekilde tescili yapılır. Ancak, itiraz süresi içinde veya belirli koşullar altında bu tespitlere karşı dava açılması mümkündür. İşte bu dava, kadastro tespitine itiraz davası olarak adlandırılır.

Kadastro Tespitine İtiraz Davasında Usul ve Yöntem

Genel Çerçeve ve Hukuki Dayanak

Kadastro tespitine itiraz davası, doğrudan 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 10. ve 12. maddeleriyle ilişkilidir. İlgili maddelerde kadastro tutanaklarının nasıl düzenleneceği, ilgililere nasıl bildirileceği ve itiraz edilmezse nasıl kesinleşeceği açıkça belirtilmiştir. Özellikle 12. madde, ilan edilen tutanaklara karşı dava açılabilecek süreleri ve koşulları düzenlemekte; bu yönüyle hak düşürücü sürelerin belirlenmesinde esas alınmaktadır.

Ayrıca, Türk Medeni Kanunu ile birlikte HMK (Hukuk Muhakemeleri Kanunu) da bu davanın usul hükümlerini belirlemektedir. Görevli mahkemenin belirlenmesi, delillerin değerlendirilmesi, keşif ve bilirkişi incelemesi gibi süreçler HMK’ya göre yürütülür.

Kadastro Tespitine İtiraz Davası Nasıl Açılır?

Kadastro, ülke sınırları içerisinde yer alan taşınmazların sınırlarının belirlenmesi, haritadaki yerinin belirlenmesi için yapılan incelemeler sonucunda taşınmaz sahibine tapu verilmesidir. Kadastro çalışmaları bittikten sonra kadastro müdürünün kararı ile en geç 3 ay içerisinde tapı kaydı, kütüğe yapılır. İncelemelerin haksız olması ve alınan kararın yanlış olması durumunda mülkiyet sahiplerinin itiraz etme hakkı vardır.

Kadastro tespitine itiraz edilmesi için kadastro çalışmalarının bitmemiş olması gerekir. 3 ay içerisinde incelemeler sürerken mülkiyet sahibi kişiler, kadastro itiraz davası açabilir. Kadastro çalışmalarının sonra ermesi ve kütük kaydının yapılması halinde itiraz edecek kişilerin 10 yıl içerisinde dava açması gerekmektedir. Kadastro tespiti davalarında zamanaşımı süresi 10 yıldır. Bu süre sonunda taşınmaz sahiplerinin dava açma hakkı yoktur.

 

Kadastro Tespitine İtiraz Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme Nedir?

Kadastro tespitine itiraz davalarında görevli mahkeme, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 26. maddesi uyarınca belirlenir. Bu maddeye göre, kadastro işlemleri sürecinde yapılan tespitlere karşı açılan davalarda görevli mahkeme, kadastro mahkemeleridir. Ancak her adliyede özel bir kadastro mahkemesi kurulmamış olabilir. Bu durumda görev, Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yerine getirilir.

Yani, davanın açılacağı yerde kadastro mahkemesi varsa doğrudan o mahkemeye; yoksa Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvurulmalıdır. Uygulamada çoğu taşra adliyesinde ayrı bir kadastro mahkemesi bulunmadığından, davalar genellikle Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmektedir.

Özetle Kadastro Mahkemesi varsa doğrudan o mahkeme görevlidir. Kadastro Mahkemesi yoksa Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olur.

Yetkili mahkeme, davaya bakma hakkı olan coğrafi yargı yerini ifade eder. Kadastro tespitine itiraz davalarında yetkili mahkeme, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Bu husus, hem 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun ilgili hükümlerinden hem de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 12. maddesinden kaynaklanmaktadır.

HMK madde 12’ye göre, taşınmazın aynına ilişkin davalarda yetkili mahkeme taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Kadastro tespitine itiraz davaları da taşınmazın aynına ilişkin davalardan olduğu için yetki taşınmazın bulunduğu yere aittir. Bu kural kamu düzenine ilişkindir ve mahkeme, tarafların açık bir yetki sözleşmesi yapsa dahi başka bir yerdeki mahkemede davaya bakamaz.

Kadastro Davası Kimler Arasında Açılabilir?

Bu davada davayı açabilecek kişi hak sahibi olan mülkiyet sahipleridir. Tespitin yanlış yapılması nedeniyle zarar gören kişi, tespiti yapan ekipler kusurlu olsa dahi devletin sorumluluğu doğduğundan, devlete husumet yöneltebilecektir. Yani davada, devletin işlemi yapan ilgili birimleri davalı sıfatını taşımaktadır.

Kadastro Tespitine İtiraz Davasında Süreler ve Hak Düşürücü Sürelerin Önemi

Kadastro tespitine itiraz davaları, belirli süreler içinde açılması gereken ve bu sürelere uyulmadığı takdirde dava hakkının ortadan kalktığı özel nitelikli davalardır. Özellikle 3402 sayılı Kadastro Kanunu kapsamında yürütülen işlemlerde, hak düşürücü sürelerin kaçırılması halinde, mülkiyet hakkı kaybedilebilir ve tespit kesinleşmiş olur. Bu nedenle sürelere dair bilgi sahibi olmak ve dava stratejisini buna göre belirlemek hayati öneme sahiptir.

Kadastro tespitine karşı açılacak davalarda, itiraz süresi 30 gündür. Bu süre, kadastro tutanaklarının ilan edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12. maddesi uyarınca, bu ilan süresi sonunda tespitler kesinleşir ve artık tescil aşamasına geçilir. Dolayısıyla bu 30 günlük süre içerisinde dava açılmazsa, tespit kesinleşir ve hukuki açıdan artık geçersiz sayılabilecek bir tespit dahi hukuk düzeni tarafından geçerli kabul edilir.

Bu sürenin istisnasız bir şekilde uygulanması, hak kayıplarının en büyük nedenlerinden biridir. Çünkü bu 30 günlük süre hak düşürücü süre niteliğindedir. Yani süre geçtikten sonra, mahkemenin taraflara süreyi uzatma ya da haklı sebep nedeniyle sürenin yeniden başlamasını sağlama yetkisi yoktur. Mahkeme, süre geçtikten sonra açılan davayı usulden reddeder.

Kadastro Tespitinde 30 Günlük Askı Süresi: İlan Süresinin Başlangıcı

Kadastro tespitleri tamamlandığında, tespit tutanakları ilgili köy veya mahalle muhtarlığında ve kadastro müdürlüğünde 30 gün süreyle askıya çıkarılır. Bu askı ilanı, itiraz süresinin başlangıcıdır. Tutanakların askıya çıkarıldığı ilk gün süre işlemeye başlar. Taraflara ayrıca bir tebligat yapılmaz. Bu nedenle, taşınmazla ilgisi olan herkesin ilan tarihini takip etmesi gerekir.

İlan süresi boyunca tutanaklara itiraz edilmezse, kadastro tespitleri kesinleşir ve ilgili tapu siciline tescil edilir. Tescil işlemi gerçekleştikten sonra, bu tapu kaydına karşı açılacak davalar artık “tescilin iptali ve tescil” davası niteliği taşır ve ispat yükü daha ağırdır. Bu nedenle, ilan süresinin yakından takip edilmesi büyük önem arz eder.

İtiraz süresi olan 30 gün içerisinde dava açılmaması durumunda:

  • Kadastro tespiti kesinleşir.
  • Tapu siciline kayıt yapılır.

Artık sadece “tescilin iptali ve tescil” davası açılabilir.

Bu tür davalarda ispat yükü, kadastro itiraz davasına göre çok daha ağırdır.

Bu nedenle kadastro tespitine ilişkin herhangi bir şüphe, sınır ihtilafı ya da yanlış tespit olduğunu düşünen kişilerin, 30 günlük ilan süresi içinde mutlaka dava açmaları gerekir.

Kadastro Hukukunda Tapu İptal ve Tescil Davaları

Tapu iptali ve tescil davası, kadastro davalarından biridir. Tapu iptali davası, taşınmazın haksız yollarla üçüncü kişilere geçmiş olması durumunda açılır. Taşınmaz sahibinin mülkiyet haklarını korumak adına dava açma hakkı vardır. Tapu iptali davası, taşınmazın bulunduğu bölgedeki yetkili mahkemeye açılır.

Tapu iptali davası, asliye hukuk mahkemesine dilekçe yazılarak açılır. Taşınmazın bulunduğu bölge dışında hiçbir asliye hukuk mahkemesi bu davayı kabul etmez. Tapunun haksız bir şekilde başka bir kişiye ait olması durumunda mülkiyet sahibinin kanıt sunarak dava açması gerekir. Karşı tarafın ölmesi ve kayıp olması durumunda dava, mirasçılara açılır.

Kadastro Davalarında Dava Açma Süreci ve Dava Dilekçesinin Hazırlanması

Dava süreci, doğru ve kapsamlı bir dava dilekçesinin hazırlanmasıyla başlar. Dilekçede öncelikle davanın konusu açık şekilde belirtilmelidir: “Kadastro tespitine itiraz” davası. Ardından davacı ile davalı bilgileri, taşınmaza ilişkin ada, parsel, köy/mahalle ve ilçe bilgileri eksiksiz yazılmalıdır. Bu bilgiler kadastro tespitinin hangi parseli kapsadığını somut olarak göstermeli, mahkemede karışıklığa yol açmayacak netlikte olmalıdır.

Dilekçede ayrıca tespitin neden hatalı olduğu ve hangi gerekçeyle iptal edilmesi gerektiği açık şekilde anlatılmalıdır. Bu iddialar; mülkiyet hakkının ihlal edildiği, tespitin yanlış sınıra göre yapıldığı, zilyetliğin göz ardı edildiği ya da önceki tapu kayıtlarının dikkate alınmadığı gibi somut vakıalara dayanmalıdır.

 

Kadastro tespitine itiraz davaları, nispi harca tabi olmayan davalardandır. Bu nedenle davacı, davayı açarken maktu harç öder. Ayrıca keşif, bilirkişi ve tebligat gibi işlemler için peşin gider avansı yatırılması gerekir. Bu gider kalemlerinin zamanında yatırılmaması durumunda dava usulden reddedilebilir veya işlem yapılmaksızın bekletilebilir.

Dava açıldıktan sonra mahkeme genellikle keşif ve bilirkişi incelemesi yapacağı için, ek gider avanslarının yatırılması gerekebilir. Bu noktada tarafların süreci dikkatle takip etmeleri önemlidir.

Kadastro Davalarında İddiaların Somutlaştırılması

Davacı, itirazını desteklemek için dilekçede yalnızca hukuki gerekçelere değil, aynı zamanda somut vakıalara dayanmalıdır. Örneğin:

  • Tapu kayıtları (önceki malikin adı, sınırların gösterildiği tapu planları),
  • Zilyetlik belgeleri (vergi kayıtları, elektrik/su abonelikleri),
  • Tanık beyanları (komşu parsel maliklerinin ifadesi),
  • Fotoğraflar, kroki veya haritalar,
  • İdari kararlar veya önceki mahkeme kararları.

Bu deliller mahkemeye sunulmalı, gerekirse fotokopi yerine asılları veya onaylı suretleri ibraz edilmelidir. Delillerin eksik sunulması, iddianın ispat edilememesi anlamına gelir.

PAEM ÖĞRENCİ ADAYLARININ GENEL OLARAK POLİSLİK MESLEĞİNE ALIMINDA ELEME VE MÜLAKAT SÜRECİ

PAEM ÖĞRENCİ ADAYLARININ GENEL OLARAK POLİSLİK MESLEĞİNE ALIMINDA ELEME VE MÜLAKAT SÜRECİ

 

PAEM ÖĞRENCİ ADAYLARININ GENEL OLARAK POLİSLİK MESLEĞİNE ALIMINDA ELEME VE MÜLAKAT SÜRECİ

Ülkemizin polis ihtiyacını karşılamak, polis olmak isteyenleri belirli eğitimlerden geçirerek polislik mesleğine hazır hale getirmek adına merkezler kurulmuştur. Ülkemizde bulunan bu merkezler: POMEM, PMYO, PAEM adlandırılır. Bu merkezler hakkında kısa bir bilgi edinirsek:

  • Polis Meslek Eğitim Merkezleri (POMEM) (Polis yetiştirir ve 6 ay eğitim verilir.)
  • Polis Meslek Yüksekokulları (PMYO) (Polis yetiştirir ve 2 yıl eğitim verilir.)
  • Polis Amirleri Eğitim Merkezi (PAEM) (Komiser yetiştirir ve 11 ay eğitim verilir.)

1)         PAEM ÖĞRENCİ ADAYLARININ MESLEĞE ALIM SÜRECİ

PAEM öğrenci adaylarının Polis Amirleri Eğitim Merkezleri’ne alımını düzenleyen Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitim Merkezleri’ne Giriş Yönetmeliği aşağıdaki gibidir. Devamını oku

POMEM ÖĞRENCİ ADAYLARININ GENEL OLARAK POLİSLİK MESLEĞİNE ALIMINDA ELEME VE MÜLAKAT SÜRECİ

POMEM ÖĞRENCİ ADAYLARININ GENEL OLARAK POLİSLİK MESLEĞİNE ALIMINDA ELEME VE MÜLAKAT SÜRECİ

Ülkemizin polis ihtiyacını karşılamak, polis olmak isteyenleri belirli eğitimlerden geçirerek polislik mesleğine hazır hale getirmek adına merkezler kurulmuştur. Ülkemizde bulunan bu merkezler: POMEM, PMYO, PAEM adlandırılır. Bu merkezler hakkında kısa bir bilgi edinirsek:

  • Polis Meslek Eğitim Merkezleri (POMEM) (Polis yetiştirir ve 6 ay eğitim verilir.)
  • Polis Meslek Yüksekokulları (PMYO) (Polis yetiştirir ve 2 yıl eğitim verilir.)
  • Polis Amirleri Eğitim Merkezi (PAEM) (Komiser yetiştirir ve 11 ay eğitim verilir.)
  • POMEM ÖĞRENCİ ADAYLARININ MESLEĞE ALIM SÜRECİ

POMEM öğrenci adaylarının Polis Meslek Eğitim Merkezleri’ne alımını düzenleyen Polis Meslek Eğitim Merkezleri Giriş Yönetmeliği aşağıdaki gibidir. Devamını oku

CİLT HASTALIKLARI NEDENİ İLE ELENEN POMEM, PMYO ve PAEM ÖĞRENCİLERİNİN DAVA SÜRECİ

CİLT HASTALIKLARI NEDENİ İLE ELENEN POMEM, PMYO ve PAEM ÖĞRENCİLERİNİN DAVA SÜRECİ

Ülkemizin polis ihtiyacını karşılamak, polis olmak isteyenleri belirli eğitimlerden geçirerek polislik mesleğine hazır hale getirmek adına merkezler kurulmuştur. Ülkemizde bulunan bu merkezler: POMEM, PMYO, PAEM adlandırılır. Bu merkezler hakkında kısa bir bilgi edinirsek:

  • Polis Meslek Eğitim Merkezleri (POMEM) (Polis yetiştirir ve 6 ay eğitim verilir.)
  • Polis Meslek Yüksekokulları (PMYO) (Polis yetiştirir ve 2 yıl eğitim verilir.)
  • Polis Amirleri Eğitim Merkezi (PAEM) (Komiser yetiştirir ve 11 ay eğitim verilir.)

Ülkemizde polis olmak için geçerli şartlar POMEM, PMYO ve PAEM için ayrı ayrı belirlenmiştir. Bunlar sırasıyla şu şekilde izah edilebilir:

1)POLİSLİĞE GİREBİLMEK İÇİN ÖN SAĞLIK ŞARTLARI NELER OLMALIDIR?

Polislik için bahsedilen ön sağlık şartları Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliğinde belirtilmektedir. Bu sağlık şartlarının en yüzeysel ve fiziksel olanları dış görünüşte önem arz eden birtakım ölçütlerdir. Ancak bunların yanında teşhis konulmuş olan hastalıklar polisliğe alınacak olan öğrencilerde değerlendirilmeye alınır. Bu hastalıklar tıbbi olarak kategorize edilmiş ve yine sözü geçen yönetmelikte bahsedilmiştir.

2)CİLT HASTALIKLARINDA ARANAN ŞARTLAR NELERDİR?

Cilt hastalıkları için aranan şartlar 04.08.2003 Resmî Gazete tarihli ve 25189 Resmî Gazete sayılı Emniyet Sağlık Şartları Yönetmeliğinde belirtilmiştir.

Görüldüğü üzere Emniyet Sağlık Şartları Yönetmeliğinde cilt hastalıkları 12. Bölüm A, B, C ve D ve E başlıkları altında incelenmiş olup, belirli şartlarda cilt hastalıkları; POMEM, PMYO ve PAEM öğrencisi olmaya engel iken bazı şartlarda ise değildir.

 

3)SAĞLIK ŞARTLARINDAN DOLAYI İLİŞİĞİ KESİLEN ADAYIN AÇACAĞI DAVADA GÖREVLİ MAHKEME NERESİDİR?

Polis Amirleri Eğitimi Merkezi (PAEM), Polis Meslek Eğitim Merkezleri (POMEM) ve Polis Meslek Yüksekokulları (PMYO) yönetmeliklerinde sağlık kurulu raporu olumsuz olan adaylar 2577 sayılı ve 20/1/1982 Resmî Gazete tarihli İdari Yargılama Usulü Kanununa göre idare mahkemesine yürütme durdurma istemli iptal davası açmalıdır.

4)SAĞLIK ŞARTLARINDAN DOLAYI İLİŞİĞİ KESİLEN ADAYIN AÇACAĞI DAVADA YETKİLİ MAHKEME NERESİDİR?

Sağlık şartlarından dolayı ilişiği kesilen adayın açacağı dava 2577 sayılı ve 20/1/1982 Resmî Gazete tarihli İdari Yargılama Usulü Kanununun 32. maddesinin birinci fıkrasına göre “İdari Davalarda Genel Yetki başlığı altında” şu şekilde belirtilmektedir:

Madde 32 – 1. Göreve ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla bu Kanunda veya özel kanunlarda yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması halinde, yetkili idare mahkemesi, dava konusu olan idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir.

Buna göre mevcut idari merciin olacağı yer ezcümle PAEM,PMYO ve POMEM kurumlarının bulunduğu şehirdeki idare mahkemesi ilişiği kesilen adayın açacağı davada yetkili mahkemedir.

5)DAVA AÇMA SÜRESİ NEDİR?

Polis Amirleri Eğitimi Merkezi (PAEM), Polis Meslek Eğitim Merkezleri (POMEM) ve Polis Meslek Yüksekokulları (PMYO) kazanan fakat eğitim gördüğü esnada sevk edildiği hastane raporları sonucu ilişikleri kesilen ve “POMEM öğrencisi olamaz, PMYO öğrencisi olamaz.” kararı verilen bir polis öğrencisi vardır. Bu şekilde “POMEM öğrencisi olamaz” veya “PMYO öğrencisi olamaz” şeklinde rapor alan adaylar 2577 sayılı ve 20/1/1982 Resmî Gazete tarihli İdari Yargılama Usulü Kanununa göre 60 gün içinde, İdare Mahkemesine, yürütme durdurma istemli iptal davası açmalıdır. Bu süre hak düşürücü süredir. Geçirilmesi durumunda dava açma hakkı son bulur.

 

6)YÜRÜTMENİN DURDURULMASI ŞARTLARI NELERDİR?

İdari yargılamada yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için şu şartların gerçekleşmiş olması gerekir:

  • İdari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararlar doğmalıdır.
  • İdari işlemin açıkça hukuka aykırı olması gerekir.
  • Yürütmeyi durdurma kararı verilmesinin davacı tarafından istenmesi gerekir.
  • Davalı idarenin savunmasının alınması gerekir veya savunma süresinin geçmesi gerekir. Ancak uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemler hakkında yürütmeyi durdurma kararı idarenin savunması alınmadan verilebilir. Ancak kamu görevlileri hakkında tesis edilen arama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz.
  • Yürütmenin durdurulması kararı teminat karşılığında verilir. Ancak durumun gereklerine göre teminat aranmayadabilir.
  • Olağanüstü hallerde, kanunla yürütmenin durdurulması kararı verilmesi sınırlanabilir (AY m.125/6.)

Yukarıda sayılan şartların gerçekleşmesi halinde yürütmeyi durdurma kararı verip vermemek mahkemenin takdirindedir. Yürütmeyi durdurma kararı verilebilmesi için gereken koşullar sağlansa bile mahkeme yürütmeyi durdurma kararı vermek zorunda değildir. Yürütmeyi durdurma kararı gerekçeli olarak verilmektedir. Gerekçede ise idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka aykırı olduğu veya olmadığı ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur.

 

7)CİLT HASTALIKLARINA İLİŞKİN EMSAL KARARLAR

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2020/1330 E.  ,  2022/2197 K.” Davacının ilk olarak davalı idarece sevk edildiği Esenyurt Devlet Hastanesinin … tarih ve … sayılı sağlık raporunda; teşhis hanesinde; “sağ bilekte ve sağ dirsekte vitiligo” karar hanesinde; ” POMEM öğrenci adayı olamaz” ibaresine yer verildiği yine davacının sevk edildiği Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesinin … tarih ve … sayılı sağlık kurulu raporunda; tanı hanesinde; mitral valv prolapsusu hafif mitral yetmezlik karar hanesinde; ” Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği Ek-3-3-B-4-a uyar. POMEM öğrencisi olamaz” ibaresine yer verilmesi üzerine davalı idarece Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği Ek-3-3-A ve Ek-3-12-A maddeleri gereği davacının Polis Meslek Eğitim Merkezinden ilişiğinin kesilmesine karar verilmiştir.
İdare Mahkemesince, 11/01/2019 tarihli ara karar ile Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği’ne göre davacının POMEM öğrencisi olup olamayacağının belirlenmesi amacıyla hakem hastane olarak belirlenen Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilmesi üzerine ilgili hastanece düzenlenen … tarih ve … sayılı sağlık kurulu raporunda; karar hanesinde; “Cildiye: sağ bilek iç yüzünden başlayıp ön kol, koltuk altı, sağ memeye uzanan değişik çapta depigmente makülleri mevcut Nevüs depigmentozus ile uyumludur. Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği Ek-3-12-A-1’e girer. Kardiyoloji: Eko: mvp ef: normal Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği Ek-3-3-B-4-a’ya girer Polis Meslek Eğitim Merkezi Öğrencisi olamaz” ibaresine yer verilmesi üzerine, İdare Mahkemesince davacının durumunun Polis Meslek Eğitim Merkezine başvuru yaptığı dönemde yürürlükte olan 04/08/2003 tarihli Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği çerçevesinde değerlendirilmediği gerekçesiyle hakem hastaneden ek rapor talep edilmiş, hakem hastanece düzenlenen … tarihli ve … sayılı ek raporun karar hanesinde; ” Kardiyoloji: ekg nsr eko ef normal Polis Meslek Eğitim Merkezi Öğrencisi olur. Cildiye:…… klinik bulgusuna dayanılarak lezyon vitiligo uyumlu değildir….. Polis Meslek Eğitim Merkezi öğrencisi olmasında sakınca yoktur.” tespitlerine yer verilmiştir.
Öte yandan istinaf aşamasında … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince 31/10/2019 tarihli ara karar ile davacı hakem hastane olarak belirlenen Ankara Şehir Hastanesine sevk edilmiş bu hastanece hazırlanan … tarih ve … sayılı sağlık kurulu raporunda; klinik bulgular hanesinde; “Hasta değerlendirildi. Sağ bilek iç yüzünde yaklaşık 5×8 cm çaplı hipopigmente yama tarzı lezyon mevcut hasta 5 metre uzaktan bakılarak değerlendirildi. Eşgal belirleyici değildir.” karar hanesinde; Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği Ek-3-12-A’ya uyar. POMEM öğrencisi olur.” ibaresine yer verildiği görülmüştür.
Dosyada yer alan sağlık kurulu raporlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının ilişiğinin Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği’nin Ek-3-3-A maddesinde düzenlenen “mitral valv prolapsusu ve hafif mitral yetmezlik” rahatsızlığı ve yine aynı Yönetmeliğin Ek-3-12-A maddesinde düzenlenen “vitiligo” rahatsızlığı nedeniyle kesilmiş olduğu, davacının İdare Mahkemesince sevk edildiği Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinin … tarih ve … sayılı sağlık kurulu raporunda; “kardiyoloji: Eko: mvp ef: normal Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği Ek-3-3-B-4-a’ya girer Polis Meslek Eğitim Merkezi Öğrencisi olamaz” ibaresine yer verildiği buna karşın aynı hastanece hazırlanan … tarihli ve … sayılı ek sağlık kurulu raporunda; “Kardiyoloji: ekg nsr eko ef normal Polis Meslek Eğitim Merkezi Öğrencisi olur.” ibresine yer verildiği ilk raporda mvp (mitral valv prolapsusu) rahatsızlığından bahsedilmesine karşın ek raporda bu rahatsızlıktan bahsedilmediği yine istinaf aşamasında … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince hakem hastane olarak belirlenen Ankara Şehir Hastanesi raporunda da davacının sadece cilt rahatsızlığı yönünden değerlendirildiği “mitral valv prolapsusu ve hafif mitral yetmezlik” rahatsızlığı yönünde ise değerlendirilmediği görülmüştür.
Bu durumda davacının hakem hastaneye yeniden sevki yapılarak, “mitral valv prolapsusu ve mitral yetmezlik” rahatsızlığı yönünden durumunun Polis Meslek Eğitim Merkezine başvuru yaptığı dönemde ki 04/08/2003 tarihli Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği, dava konusu işlemin tesis edildiği dönemde yürürlükte olan 03/01/2018 tarihli Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği ve 29/09/2019 tarihinde Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği’nin eklerinde yapılan değişiklikler çerçevesinde değerlendirilerek yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
“Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulüne ve bölge idare mahkemesinin kararının bozulmasına karar verilmiştir.

ÜROLOJİ, KADIN ve DOĞUM HASTALIKLARI NEDENİ İLE ELENEN POMEM, PMYO ve PAEM ÖĞRENCİLERİNİN DAVA SÜRECİ

ÜROLOJİ, KADIN ve DOĞUM HASTALIKLARI NEDENİ İLE ELENEN POMEM, PMYO ve PAEM ÖĞRENCİLERİNİN DAVA SÜRECİ

Ülkemizin polis ihtiyacını karşılamak, polis olmak isteyenleri belirli eğitimlerden geçirerek polislik mesleğine hazır hale getirmek adına merkezler kurulmuştur. Ülkemizde bulunan bu merkezler: POMEM, PMYO, PAEM adlandırılır. Bu merkezler hakkında kısa bir bilgi edinirsek:

  • Polis Meslek Eğitim Merkezleri (POMEM) (Polis yetiştirir ve 6 ay eğitim verilir.)
  • Polis Meslek Yüksekokulları (PMYO) (Polis yetiştirir ve 2 yıl eğitim verilir.)
  • Polis Amirleri Eğitim Merkezi (PAEM) (Komiser yetiştirir ve 11 ay eğitim verilir.)

Ülkemizde polis olmak için geçerli şartlar POMEM, PMYO ve PAEM için ayrı ayrı belirlenmiştir. Bunlar sırasıyla şu şekilde izah edilebilir:

1)POLİSLİĞE GİREBİLMEK İÇİN ÖN SAĞLIK ŞARTLARI NELER OLMALIDIR?

Polislik için bahsedilen ön sağlık şartları Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliğinde belirtilmektedir. Bu sağlık şartlarının en yüzeysel ve fiziksel olanları dış görünüşte önem arz eden birtakım ölçütlerdir. Ancak bunların yanında teşhis konulmuş olan hastalıklar polisliğe alınacak olan öğrencilerde değerlendirilmeye alınır. Bu hastalıklar tıbbi olarak kategorize edilmiş ve yine sözü geçen yönetmelikte bahsedilmiştir.

2)ÜROLOJİ, KADIN ve DOĞUM HASTALIKLARINDA ARANAN ŞARTLAR NELERDİR?

Üroloji, kadın ve doğum hastalıkları için aranan şartlar 04.08.2003 Resmî Gazete tarihli ve 25189 Resmî Gazete sayılı Emniyet Sağlık Şartları Yönetmeliğinde belirtilmiştir.

Görüldüğü üzere Emniyet Sağlık Şartları Yönetmeliğinde üroloji, kadın ve doğum hastalıkları 8. Bölüm A, B, C ve D ve E başlıkları altında incelenmiş olup, belirli şartlarda üroloji, kadın ve doğum hastalıkları; POMEM, PMYO ve PAEM öğrencisi olmaya engel iken bazı şartlarda ise değildir.

 

3)SAĞLIK ŞARTLARINDAN DOLAYI İLİŞİĞİ KESİLEN ADAYIN AÇACAĞI DAVADA GÖREVLİ MAHKEME NERESİDİR?

Polis Amirleri Eğitimi Merkezi (PAEM), Polis Meslek Eğitim Merkezleri (POMEM) ve Polis Meslek Yüksekokulları (PMYO) yönetmeliklerinde sağlık kurulu raporu olumsuz olan adaylar 2577 sayılı ve 20/1/1982 Resmî Gazete tarihli İdari Yargılama Usulü Kanununa göre idare mahkemesine yürütme durdurma istemli iptal davası açmalıdır.

4)SAĞLIK ŞARTLARINDAN DOLAYI İLİŞİĞİ KESİLEN ADAYIN AÇACAĞI DAVADA YETKİLİ MAHKEME NERESİDİR?

Sağlık şartlarından dolayı ilişiği kesilen adayın açacağı dava 2577 sayılı ve 20/1/1982 Resmî Gazete tarihli İdari Yargılama Usulü Kanununun 32. maddesinin birinci fıkrasına göre “İdari Davalarda Genel Yetki başlığı altında” şu şekilde belirtilmektedir:

Madde 32 – 1. Göreve ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla bu Kanunda veya özel kanunlarda yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması halinde, yetkili idare mahkemesi, dava konusu olan idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir.

Buna göre mevcut idari merciin olacağı yer ezcümle PAEM, PMYO ve POMEM kurumlarının bulunduğu şehirdeki idare mahkemesi ilişiği kesilen adayın açacağı davada yetkili mahkemedir.

5)DAVA AÇMA SÜRESİ NEDİR?

Polis Amirleri Eğitimi Merkezi (PAEM), Polis Meslek Eğitim Merkezleri (POMEM) ve Polis Meslek Yüksekokulları (PMYO) kazanan fakat eğitim gördüğü esnada sevk edildiği hastane raporları sonucu ilişikleri kesilen ve “POMEM öğrencisi olamaz, PMYO öğrencisi olamaz.” kararı verilen bir polis öğrencisi vardır. Bu şekilde “POMEM öğrencisi olamaz” veya “PMYO öğrencisi olamaz” şeklinde rapor alan adaylar 2577 sayılı ve 20/1/1982 Resmî Gazete tarihli İdari Yargılama Usulü Kanununa göre 60 gün içinde, İdare Mahkemesine, yürütme durdurma istemli iptal davası açmalıdır. Bu süre hak düşürücü süredir. Geçirilmesi durumunda dava açma hakkı son bulur.

 

6)YÜRÜTMENİN DURDURULMASI ŞARTLARI NELERDİR?

İdari yargılamada yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için şu şartların gerçekleşmiş olması gerekir:

  • İdari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararlar doğmalıdır.
  • İdari işlemin açıkça hukuka aykırı olması gerekir.
  • Yürütmeyi durdurma kararı verilmesinin davacı tarafından istenmesi gerekir.
  • Davalı idarenin savunmasının alınması gerekir veya savunma süresinin geçmesi gerekir. Ancak uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemler hakkında yürütmeyi durdurma kararı idarenin savunması alınmadan verilebilir. Ancak kamu görevlileri hakkında tesis edilen arama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz.
  • Yürütmenin durdurulması kararı teminat karşılığında verilir. Ancak durumun gereklerine göre teminat aranmayadabilir.
  • Olağanüstü hallerde, kanunla yürütmenin durdurulması kararı verilmesi sınırlanabilir (AY m.125/6.)

Yukarıda sayılan şartların gerçekleşmesi halinde yürütmeyi durdurma kararı verip vermemek mahkemenin takdirindedir. Yürütmeyi durdurma kararı verilebilmesi için gereken koşullar sağlansa bile mahkeme yürütmeyi durdurma kararı vermek zorunda değildir. Yürütmeyi durdurma kararı gerekçeli olarak verilmektedir. Gerekçede ise idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka aykırı olduğu veya olmadığı ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur.

7)ÜROLOJİ, KADIN ve DOĞUM HASTALIKLARINA İLİŞKİN EMSAL KARARLAR

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2020/2107 E.  ,  2022/3671 K.” Polis Meslek Eğitim Merkezi (POMEM) öğrencisi olan davacının Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği’nin (ETSŞY) EK-3-8-A maddesinde yer alan şartları taşımadığından bahisle okuldan ilişiğinin kesilmesine dair 09/05/2018 tarihli işlemin iptali istenilmiştir. … İdare Mahkemesi’nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı hakkında düzenlenen Esenyurt Devlet Hastanesi’nin … tarih ve … sayılı Sağlık Kurulu Raporunun Üroloji hanesinde; “sol böbrek üst polde 4mm-5mm, sağ böbrek üst polde 2mm taş”, teşhis hanesinde,”üriner sistem taşı”, karar hanesinde ” ETSŞY EK-3-8 (üroloji) A dilimi madde B dilimi 1-a’ya göre POMEM öğrenci adayı olamaz” tanı kararının verildiği ve anılan rapora istinaden POMEM ile ilişiğinin kesildiği, olayda, Mahkeme tarafından davacının hakem hastane olarak sevk edildiği Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesince düzenlenen … tarihli ve … sayılı raporda; “Hastanın yapılan tetkik ve taş tomografisinde her iki böbrekte non obstruktif 3 mm’den küçük taşlar tespit edildiği, mevcut taşların böbrek fonksiyonunu etkilemediği, her iki böbrekte taşların tespit edilmesi nedeniyle 03/01/2018 tarihli ve 30290 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ETSŞY Ek-3-8-A-2 maddesi uyarınca Polis Meslek Yüksekokulu sağlık şartlarına tıbben haiz olmadığı” kanaatine varıldığı, bu durumda, davacının ETSŞY Ek-3-8-A maddesi uyarınca sağlık şartlarına haiz olmadığından bahisle okuldan ilişiğinin kesilmesine dair işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; İdare Mahkemesince, … tarihli ve … sayılı raporda, davacının Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği Ek-3-8-A maddesi uyarınca Polis Meslek Eğitim Merkezine alınacak öğrencilerde aranacak sağlık şartlarına haiz olmadığı belirlendiğinden, bu yöndeki gerekçeyle davacı hakkında tesis edilen okuldan ilişiğinin kesilmesine dair 09/05/2018 tarihli işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, 29/09/2019 tarih ve 30903 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliğinin eki Ek-3-8 maddesinde, davacı lehine olarak; “0,5cm’den küçük (0,5cm dahil) olan üriner sistem taşları sağlam kabul edilir….Üriner sistem taşlarının boyutundan ve sayısından bağımsız olmak üzere, organ veya doku kaybına neden olmamak, anatomik bütünlüğü bozmamak, organ ve sistem fonksiyonlarında kayba neden olmamak koşuluyla, üriner sistem taşları için yapılmış olan 3 ve 3’ten az başarılı cerrahi girişimler sağlam kabul edilir.” … düzenlemesine yer verildiği, davacı hakkında düzenlenen Esenyurt Devlet Hastanesi’nin 16.03.2018 tarih ve 975 sayılı Sağlık Kurulu Raporunun Üroloji hanesinde; “Sol Böbrek Üst Polde 4mm-5mm, Sağ Böbrek Üst Polde 2 mm Taş”, Teşhis Hanesinde,”üriner Sistem Taşı”, Karar Hanesinde ” Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği Ek-3-8 (üroloji) A Dilimi Madde B Dilimi 1-a’ya Göre Pomem Öğrenci Adayı Olamaz” Tanı kararının verildiği, kararın Sağlık Komisyonunca incelenmesi sonucu 03.01.2018 tarihinde yürürlüğe giren Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği EK-3-8-A’ya (Üroloji) uymadığından Polis Meslek Eğitim Merkezi Öğrencisi olamayacağına karar verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı, olayda, Mahkeme tarafından, davacının sağlık durumunun tespiti için 30/05/2018 tarihli ara kararla yukarıda anılan rapor da göz önüne alınarak ve değerlendirilerek Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimliğinden davacının Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği’ne göre POMEM öğrencisi olup olamayacağı hususunda kesin rapor istenilmiş olduğu, anılan Hastanede davacının yapılan muayene ve tetkikleri sonrasında davacı hakkındaki önceki raporunda incelenmesi sonucunda düzenlenen 07/12/2018 tarihli ve 78663745 sayılı raporda; “Hastanın yapılan tetkik ve taş tomografisinde her iki böbrekte non obstruktif 3 mm’den küçük taşlar tespit edildiği, mevcut taşların böbrek fonksiyonunu etkilemediği, her iki böbrekte taşların tespit edilmesi nedeniyle 03/01/2018 tarihli ve 30290 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği Ek-3-8-A-2 maddesi uyarınca Polis Meslek Yüksekokulu sağlık şartlarına tıbben haiz olmadığı” kanaatine varıldığı, bakılan uyuşmazlıkta, Dairenin 30.09.2019 tarihli ara kararı uyarınca davacının sevk edildiği SBÜ Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen … tarih ve … sayılı sağlık kurulu raporunda, “Üroloji açısından sağlam Polis Meslek Eğitim Merkezi öğrencisi olabileceği” yönünde tıbbi görüş belirtildiği, bu durumda, yukarıda bahsolunan Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin lehe olan hükümlerinin uygulanması neticesinde, sağlık şartları bakımından Polis Meslek Eğitim Merkezi öğrencisi olmasında sakınca bulunmadığı yönünde sağlık kurulu raporu tanzim edilen davacının, eğitim merkezinden ilişiğinin kesilmesi yönünde tesis edlien dava konusu işlemde hukuka uygunluk ve aksi yöndeki İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, başvuruya konu mahkeme kararının kaldırılmasına; 2577 sayılı Yasanın 45/4 maddesi uyarınca incelenen davada dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

 

SİNİR SİSTEMİ HASTALIKLARI NEDENİ İLE ELENEN POMEM, PMYO ve PAEM ÖĞRENCİLERİNİN DAVA SÜRECİ

SİNİR SİSTEMİ HASTALIKLARI NEDENİ İLE ELENEN POMEM, PMYO ve PAEM ÖĞRENCİLERİNİN DAVA SÜRECİ

Ülkemizin polis ihtiyacını karşılamak, polis olmak isteyenleri belirli eğitimlerden geçirerek polislik mesleğine hazır hale getirmek adına merkezler kurulmuştur. Ülkemizde bulunan bu merkezler: POMEM, PMYO, PAEM adlandırılır. Bu merkezler hakkında kısa bir bilgi edinirsek:

  • Polis Meslek Eğitim Merkezleri (POMEM) (Polis yetiştirir ve 6 ay eğitim verilir.)
  • Polis Meslek Yüksekokulları (PMYO) (Polis yetiştirir ve 2 yıl eğitim verilir.)
  • Polis Amirleri Eğitim Merkezi (PAEM) (Komiser yetiştirir ve 11 ay eğitim verilir.)

Ülkemizde polis olmak için geçerli şartlar POMEM, PMYO ve PAEM için ayrı ayrı belirlenmiştir. Bunlar sırasıyla şu şekilde izah edilebilir:

1)POLİSLİĞE GİREBİLMEK İÇİN ÖN SAĞLIK ŞARTLARI NELER OLMALIDIR?

Polislik için bahsedilen ön sağlık şartları Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliğinde belirtilmektedir. Bu sağlık şartlarının en yüzeysel ve fiziksel olanları dış görünüşte önem arz eden birtakım ölçütlerdir. Ancak bunların yanında teşhis konulmuş olan hastalıklar polisliğe alınacak olan öğrencilerde değerlendirilmeye alınır. Bu hastalıklar tıbbi olarak kategorize edilmiş ve yine sözü geçen yönetmelikte bahsedilmiştir.

2)SİNİR SİSTEMİ HASTALIKLARINDA ARANAN ŞARTLAR NELERDİR?

Sinir sistemi hastalıkları için aranan şartlar 04.08.2003 Resmî Gazete tarihli ve 25189 Resmî Gazete sayılı Emniyet Sağlık Şartları Yönetmeliğinde belirtilmiştir.

Görüldüğü üzere Emniyet Sağlık Şartları Yönetmeliğinde sinir sistemi hastalıkları 10. Bölüm A, B, C ve D ve E başlıkları altında incelenmiş olup, belirli şartlarda sinir sistemi hastalıkları; POMEM, PMYO ve PAEM öğrencisi olmaya engel iken bazı şartlarda ise değildir.

 

3)SAĞLIK ŞARTLARINDAN DOLAYI İLİŞİĞİ KESİLEN ADAYIN AÇACAĞI DAVADA GÖREVLİ MAHKEME NERESİDİR?

Polis Amirleri Eğitimi Merkezi (PAEM), Polis Meslek Eğitim Merkezleri (POMEM) ve Polis Meslek Yüksekokulları (PMYO) yönetmeliklerinde sağlık kurulu raporu olumsuz olan adaylar 2577 sayılı ve 20/1/1982 Resmî Gazete tarihli İdari Yargılama Usulü Kanununa göre idare mahkemesine yürütme durdurma istemli iptal davası açmalıdır.

4)SAĞLIK ŞARTLARINDAN DOLAYI İLİŞİĞİ KESİLEN ADAYIN AÇACAĞI DAVADA YETKİLİ MAHKEME NERESİDİR?

Sağlık şartlarından dolayı ilişiği kesilen adayın açacağı dava 2577 sayılı ve 20/1/1982 Resmî Gazete tarihli İdari Yargılama Usulü Kanununun 32. maddesinin birinci fıkrasına göre “İdari Davalarda Genel Yetki başlığı altında” şu şekilde belirtilmektedir:

Madde 32 – 1. Göreve ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla bu Kanunda veya özel kanunlarda yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması halinde, yetkili idare mahkemesi, dava konusu olan idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir.

Buna göre mevcut idari merciin olacağı yer ezcümle PAEM, PMYO ve POMEM kurumlarının bulunduğu şehirdeki idare mahkemesi ilişiği kesilen adayın açacağı davada yetkili mahkemedir.

5)DAVA AÇMA SÜRESİ NEDİR?

Polis Amirleri Eğitimi Merkezi (PAEM), Polis Meslek Eğitim Merkezleri (POMEM) ve Polis Meslek Yüksekokulları (PMYO) kazanan fakat eğitim gördüğü esnada sevk edildiği hastane raporları sonucu ilişikleri kesilen ve “POMEM öğrencisi olamaz, PMYO öğrencisi olamaz.” kararı verilen bir polis öğrencisi vardır. Bu şekilde “POMEM öğrencisi olamaz” veya “PMYO öğrencisi olamaz” şeklinde rapor alan adaylar 2577 sayılı ve 20/1/1982 Resmî Gazete tarihli İdari Yargılama Usulü Kanununa göre 60 gün içinde, İdare Mahkemesine, yürütme durdurma istemli iptal davası açmalıdır. Bu süre hak düşürücü süredir. Geçirilmesi durumunda dava açma hakkı son bulur.

 

6)YÜRÜTMENİN DURDURULMASI ŞARTLARI NELERDİR?

İdari yargılamada yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için şu şartların gerçekleşmiş olması gerekir:

  • İdari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararlar doğmalıdır.
  • İdari işlemin açıkça hukuka aykırı olması gerekir.
  • Yürütmeyi durdurma kararı verilmesinin davacı tarafından istenmesi gerekir.
  • Davalı idarenin savunmasının alınması gerekir veya savunma süresinin geçmesi gerekir. Ancak uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemler hakkında yürütmeyi durdurma kararı idarenin savunması alınmadan verilebilir. Ancak kamu görevlileri hakkında tesis edilen arama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz.
  • Yürütmenin durdurulması kararı teminat karşılığında verilir. Ancak durumun gereklerine göre teminat aranmayadabilir.
  • Olağanüstü hallerde, kanunla yürütmenin durdurulması kararı verilmesi sınırlanabilir (AY m.125/6.)

Yukarıda sayılan şartların gerçekleşmesi halinde yürütmeyi durdurma kararı verip vermemek mahkemenin takdirindedir. Yürütmeyi durdurma kararı verilebilmesi için gereken koşullar sağlansa bile mahkeme yürütmeyi durdurma kararı vermek zorunda değildir. Yürütmeyi durdurma kararı gerekçeli olarak verilmektedir. Gerekçede ise idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka aykırı olduğu veya olmadığı ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur.

 

7)SİNİR SİSTEMİ HASTALIKLARINA İLİŞKİN EMSAL KARARLAR

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2020/1598 E.  ,  2022/1976 K. “Davacının ilk olarak davalı idarece sevk edildiği, Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin … tarih ve … sayılı sağlık kurulu raporunda; tanı hanesinde; “fokal beyin yaralanması (ensefalomalazi)” ibaresine yer verilmiş, karar hanesinde; ” Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği’ne göre 10. madde B dilimi fıkra 11’e uyar. POMEM öğrencisi olamaz.” kararı verilmesi üzerine davalı idarece davacının ilişiği kesilmiştir.
İdare Mahkemesince, 25/12/2018 tarihli ara karar ile Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliğine göre davacının POMEM öğrencisi olup olamayacağının belirlenmesi amacıyla hakem hastane olarak belirlenen Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilmesi üzerine ilgili hastanece düzenlenen … tarih ve … sayılı sağlık kurulu raporunda; karar hanesinde; “16 yaşında iken trafik kazası geçirme öyküsü mevcut. Epilepsi tanısı yok. İlaç kullanım öyküsü yok. NM: Normal. Beyin bt:Sol periatelde ensefalomalozik hipodens alan mevcut. Nörolojik muayene normal, hastanın beyin tomogrofisinde; geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı olabileceği düşünülen sol pariatelde ensefalomalazik hipodens alan mevcuttur. Ancak hastanın organ ve sistem fonksiyonlarını etkilememiştir. Dolayısıyla 03/01/2018 tarih ve 30290 sayılı Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği’ne göre Polis Meslek Eğitim Merkezi öğrencisi olur” tespitlerine yer verildiği görülmektedir.
Davacının idarece gönderildiği hastanece tanı hanesinde; fokal beyin yaralanması (ensefalomalazi) ibaresine yer verildiği, karar hanesinde; davacının durumunun Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği’ne göre 10. madde B dilimi fıkra 11’e uyduğu ve Polis Meslek Eğitim Merkezi öğrencisi olamayacağına karar verilmesine kaşın davacının Mahkemece sevk edildiği hakem hastanece düzenlenen raporda ise, karar hanesinde; “Sol periatelde ensefalomalozik hipodens alan mevcut.” ibaresine yer verildiği davacının durumunun Polis Meslek Eğitim Merkezi öğrenciliğine engel olmadığı yönünde değerlendirme yapılmıştır.
Bu durumda davacının hakem hastaneye yeniden sevki yapılarak, yukarıda belirtilen raporlar arasındaki çelişkiler gidirilerek Polis Meslek Eğitim Merkezine başvuru yaptığı dönemde ki 04/08/2003 tarihli Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği, dava konusu işlemin tesis edildiği dönemde yürürlükte olan 03/01/2018 tarihli Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği ve 29/09/2019 tarihinde Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği’nin eklerinde yapılan değişiklikler çerçevesinde durumunun değerlendirilerek yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.”
Buna göre açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulüne ve bölge idare mahkemesinin kararının bozulmasına karar verilmiştir.

 

Don`t copy text!