BOŞANMA HUKUKU

Boşanma Hukuku- Yıldız Hukuk ve Danışmanlık

İçindekiler

BOŞANMA HUKUKU ve BOŞANMA DAVALARI SÜRECİ NASILDIR?


Boşanma, evlilik birliğini hukuken sona erdiren ve taraflar için önemli hukuki ve mali sonuçlar doğuran bir süreçtir. Evlilik birliğinin devamını imkânsız kılan durumlarda boşanma davası açmak, tarafların hem haklarını korumaları hem de süreci yasal çerçevede yürütmeleri açısından önem taşımaktadır.

Boşanma Davası Nedir?

Boşanma davası, evlilik birliğinin hukuken sona erdirilmesi amacıyla, kanunda öngörülmüş bir sebebe dayanarak bir eşin diğerine karşı mahkemeye başvurduğu bir dava türüdür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre boşanma, ancak mahkeme kararı ile gerçekleşebilir. Aynı zamanda kanunda öngörülen boşanma sebepleri, farklı sınıflandırmalara tabi tutulmaktadır. Boşanma davası sonucunda boşanmanın gerçekleşmesi için tarafların evlilik birliğini sürdürmesinin imkânsız hale geldiğinin tespit edilmesini gerekmektedir​​. Ancak bazı sebeplerde evlilik birliğinin çekilmez hale gelmesi koşulu aranmamaktadır. Bu tür sebepler mutlak boşanma sebepleridir. Evlilik birliğinin çekilmez hale gelmesi koşulunun arandığı boşanma sebepleri ise nispi boşanma sebepleridir.

Türk Medeni Kanunu, boşanma davalarını ayrıca iki ana kategoriye daha ayırmaktadır. Bunlar, özel ve genel sebeplere dayalı boşanma sebepleridir. Özel boşanma sebepleri, Kanun’da özel olarak düzenlenmiş olup bu sebepler zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, terk ve akıl hastalığıdır. Genel boşanma sebebi ise evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır. Eşlerin evlilik birliğini sürdürememesi durumunda genel sebebe dayanılarak boşanma talep edilebilmektedir​​. Boşanma sebeplerinin özel ve genel olarak ikiye ayrılması ispat açısından önem taşımaktadır. Boşanma sürecinde mahkeme, tarafların maddi ve manevi menfaatlerini dengelemekle yükümlüdür ve aynı zamanda varsa çocukların korunmasına yönelik tedbirler de almaktadır.

Boşanma davaları, aile mahkemelerinde görülmektedir. Yargılama, medeni usul hukukuna uygun şekilde yürütülmekte ve tasarruf ilkesi, taraflarca getirilme ilkesi ve araştırma ilkeleri çerçevesinde görülmektedir. Boşanma davasında taraflar, iddialarını ispat etmekle yükümlüdür. Mahkeme, tarafların anlaşmaya varması halinde anlaşmalı boşanmayı hükme bağlayabilir. Çekişmeli durumlarda ise tarafların delilleri incelenerek bir karar verilmektedir​. Boşanmanın sonucunda eşler arasındaki kişisel hak ve yükümlülükler sona ermektedir. Nafaka, tazminat ve mal rejiminin tasfiyesi gibi mali sonuçlar doğmaktadır. Ayrıca velayet ve çocukların kişisel ilişkileri de düzenlenmektedir. Boşanmanın kesinleşmesiyle taraflar yeniden evlenme hakkı kazanmakta ve mirasçılık ilişkisi sona ermektedir​.

Boşanma Sebepleri Nelerdir?

Resmi memur önünde yapılan evlilik, Medeni Kanun’da düzenlenen genel veya özel boşanma sebepleri varsa anlaşmalı veya çekişmeli boşanma davası açılarak ancak hakim kararı ile sona erdirilebilir. Boşanma davası, aile mahkemesinde diğer özel hukuk davalarından farklı usul kuralları uygulanarak yürütülen bir dava türüdür.
Boşanma davasının açılması ile birlikte, nafaka, maddi ve manevi tazminat, ev eşyalarının paylaşımı vb. gibi boşanmanın eki niteliğindeki hukuki sorunların da çözülmesi gerekir. Boşanma davası, eşler arasında yeni hukuki sonuçların ortaya çıkmasına neden olur. Örneğin, boşanma davasının açıldığı tarih eşler arasındaki mal rejiminin tasfiye tarihi olarak kabul edildiğinden, boşanma davasının açılmasından sonra edinilen mallar eşler arasında yapılacak mal paylaşımına dahil edilmez. Aile mahkemesi, boşanma davası yargılaması sonucunda boşanma kararı verdiğinde, mal paylaşımı dışındaki tüm çekişmeyi ortadan kaldıracak nitelikte bir karar vermelidir. Mal paylaşımı davası ise boşanma davasının kesinleşmesinden sonra veya boşanma davası ile aynı zamanda açılsa bile ayrı bir dava şeklinde yürütülmelidir.

Boşanma Hukuku- Yıldız Hukuk ve Danışmanlık

Boşanma Davasında Neler Delil Olarak Kullanılabilir?

Boşanma davasında delil sunulması çok önemli bir husustur. Boşanma davası açan eş, dava açma sebebini ve karşı tarafın bu sebepteki kusurunu ispat edemezse, davası mahkeme tarafından reddedilir. Mahkemeye sunulacak delillerin mutlaka hukuka uygun elde edilmiş deliller olması gerekmektedir. Hukuka aykırı deliller mahkemece değerlendirilemez. Örneğin, boşanma davası zina(aldatma) nedenine dayanıyorsa mahkemeden telefon kayıtları, otel kayıtları talep edilebilecektir. Hukuka uygun elde edilmesi şartıyla, boşanma davasında delil olarak kullanılabilecek belgeleri sıralarsak;

  • Sosyal medya (instagram, facebook,twitter gibi) paylaşım ve mesajları,
  • SMS veya Whatsapp mesajları,
  • Fotoğraf veya video,
  • Kamera kaydı görüntüleri,
  • Not veya yazışmalar,
  • Tanık,
  • Bilirkişi,
  • Ekonomik ve sosyal durum araştırması,
  • Banka kaydı, tapu kaydı, kredi kayıtları, araç kayıtları,
  • Otel kayıtları,
  • Mahkeme kararları gibi sıralanabilir.

Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma Arasındaki Farklar Nelerdir?

Tarafların anlaşmalı veya çekişmeli boşanma davası yollarından hangisini seçeceği yargılama sürecini etkileyecektir. Anlaşmalı boşanma yoluna başvurabilmek için tarafların 1 yıl evli kalma şartı vardır. Çekişmeli boşanma için süre şartı yoktur. Anlaşmalı boşanma davasında hakim, hazırlanan anlaşma protokolüne göre karar verir ve bu dava tek celsede sona erer. Ancak çekişmeli boşanma davası, anlaşmalı boşanma davası gibi tek celsede sona ermez. Tarafların boşanmaya dair; nafaka, ortak konut, malvarlığı, velayet gibi konular hakim tarafından değerlendirilir. Bu durumda süreç birkaç duruşma sürebilir. Süreç boyunca takip edilmesi gereken detaylar ve kaçırılmaması gereken süreler vardır. Bu nedenle, bu detayların takibi için uzman boşanma avukatı yardımından faydalanmakta yarar vardır.

Boşanma Davası Nerede Açılır? Boşanma Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme Neresidir?


Anlaşmalı boşanma veya çekişmeli boşanma davası açmak isteyen taraf Aile Mahkemesi’nde dava açmalıdır. Ancak Aile Mahkemesi’nin bulunmadığı yerlerde bu dava Asliye Hukuk Mahkemeleri’nde açılabilir. Çekişmeli boşanma davasında, davacı dilerse kendi oturduğu yerde, davalının oturduğu yerde veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yerde dava açabilecektir. Ancak anlaşmalı boşanma, herhangi bir adliyede açılabilir. Yetkili mahkemenin belirlenmesinde çekişmeli boşanma davasında olduğu gibi eşlerden birinin yerleşim yeri veya birlikte oturdukları yerin bir önemi yoktur.

Boşanma Davasının Maliyeti Nedir? Boşanma Davası Açma Ücreti Ne Kadar?

Boşanma davası, yargılama harç ve giderlerinin mahkeme veznesine yatırılması ile açılır. Bu giderler ödenmeden dava dilekçesi mahkemeye sunulmuş olsa dahi dava açılmış sayılmaz. Başvuru ve peşin harç ile birlikte mahkemenin posta giderlerini de içeren gider avansı da yatırılmalıdır. Dava açarken mahkeme veznesine yatırılması gereken harç ve giderler 2026 yılı için ortalama 7500 TL civarındadır.

Boşanma Sebepleri Nelerdir?

4721 sayılı Medeni Kanuna göre boşanma davası iki şekilde açılabilir:

1-)Anlaşmalı boşanma davası,
2-)Çekişmeli boşanma davası.
Anlaşmalı boşanma davası, makalemizde ayrıntılarıyla açıklanacağı üzere, her iki tarafın boşanmanın tüm sonuçları hakkında anlaşarak evlilik birliğini sona erdirdiği dava türüdür.

Çekişmeli boşanma davası ise, taraflar arasında boşanmada hangi tarafın kusurlu olduğu, maddi ve manevi tazminat, nafaka, velayet, ev eşyalarının paylaşımı vb. gibi konularda belli bir çekişmenin yaşandığı bir dava türüdür. Çekişmeli boşanma davası, genel veya özel boşanma sebepleri olmak üzere iki kategorik sebebe dayanılarak açılabilir:

Genel Boşanma Sebepleri Nelerdir?

Genel boşanma nedenleri kanunda tek tek sayılmamıştır. Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri genel boşanma nedenlerine dayanarak boşanma davası açabilir. Genel boşanma sebepleri; şiddetli geçimsizlik, mizaç uyuşmazlığı nedeniyle sürekli tartışma, hakaret, şiddet, güven sarsıcı davranışlar, evlilik yükümlülüklerini yerine getirmeme gibi sınırsız sayıda kanunda tek tek sayılmayan nedenlerdir.

Özel Boşanma Sebepleri Nelerdir?

Kanunda sınırlı sayıda sayılmış olan özel boşanma sebeplerine dayanan boşanma davaları şunlardır:

  • Zina (aldatma) nedeniyle boşanma davası (TMK m. 161) ,
  • Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış nedenleri ile boşanma davası (TMK m. 162),
  • Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme sebepleri ile boşanma davası (TMK m. 163),
  • Terk Sebebiyle boşanma davası (TMK m. 164),
  • Akıl Hastalığı sebebiyle boşanma davası (TMK m. 165).

Özel boşanma sebepleri ile genel boşanma sebepleri farklı hukuki sonuçlar doğurur. Bir evlilikte özel boşanma sebepleri varsa, davacı, karşı tarafın kusurlu olup olmadığını ispatlamak zorunda değildir, yalnızca özel bir boşanma sebebi olduğunu ispatlaması yeterlidir. Halbuki genel boşanma sebepleri varsa boşanma kararı verilebilmesi için hem davacı hem de davalı birbirinin kusurunu ispatlamak zorundadır.

Boşanma Hukuku- Yıldız Hukuk ve Danışmanlık

Anlaşmalı Boşanma Davası Nedir? Nasıl Açılır? (TMK 166/3)

Anlaşmalı boşanma, günümüzde en yaygın boşanma davası çeşididir. Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin açtığı davayı kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz (TMK 166/3).

Anlaşmalı Boşanma Davasının dinlenebilmesi için Medeni Kanunda bazı şartlar getirmiştir.

1-) Evlilik İlişkisinin En Az 1 Yıl Sürmüş Olması

Anlaşmalı boşanma davası açılabilmesi için evlilik ilişkisinin en az 1 yıl sürmesi gerekir. Evlilik ilişkisinden kasıt, taraflar arasında yapılan resmi nikahtan itibaren en az bir yıllık bir sürenin geçmiş olmasıdır. Taraflar arasında imam nikahı, nişanlılık ya da birlikte yaşama gibi hallerde geçen süre 1 yıllık süreye dahil edilemez.

2-) Eşlerin Mahkemeye Beraber Başvurmuş Ya Da Bir Eşin Açtığı Boşanma Davasını Diğer Eşin Kabul Etmiş Olması Gerekir.

Taraflar ortak bir dilekçe ile başvurmaları sonucu anlaşmalı boşanma gerçekleşebileceği gibi eşlerden birinin usulüne uygun olarak açmış olduğu boşanma davasındaki tüm talepleri diğer tarafın kabul etmesi ile de anlaşmalı boşanma gerçekleşebilir. Ayrıca boşanma davası çekişmeli olarak açılmış ve devam etmekte iken tarafların anlaşmalı boşanma iradelerini açıklayan protokolü mahkemeye sunmaları ya da duruşma esnasında anlaşma şartlarını duruşma zaptına geçirmeleri ile de anlaşmalı boşanma gerçekleşebilir.

3-) Tarafların Hakim Huzurunda Boşanma İradelerini Açıklamaları Gerekmektedir.

Kanun, tarafların iradelerini hakim huzurunda özgürce açıklayabilmeleri için anlaşmalı boşanma için bu şartı getirmiştir. Hakim tarafların iradelerinin herhangi bir nedenle fesada uğradığını tespit ederse boşanma talebini ret edecektir. Tarafların boşanma iradelerini hakim huzurunda bizzat açıklamaları gerekmektedir. Boşanma, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğu için avukatın tarafların yerine geçerek boşanma iradesini açıklaması mümkün değildir.

4-) Hakim, Boşanmanın Mali Sonuçları İle Çocukların Durumu İle İlgili Düzenlemeyi Uygun Bulması Gerekir.

Tarafların, hakime sunmuş oldukları anlaşma şartlarındaki maddi-manevi tazminat, nafaka (İştirak ve yoksulluk nafaksı), çocukların velayeti, çocuklar ile kişisel münasebet gibi hususların hakim tarafından uygun bulunması gerekir. Hakim gerek görürse bu şartlarda değişikliğe gidebilir. Ancak hakimin yapmış olduğu bu değişiklikler taraflarca kabul edilmesi durumunda anlaşmalı boşanma gerçekleşebilir. Aksi durumda dava çekişmeli boşanma davasına döner. Ancak uygulamada hakimler genelde tarafların anlaşma sağladıkları şartları kabul ettiklerinden bu durum ile pek karşılaşılmaz.

Çekişmeli Boşanma Davası ve Boşanma Sebepleri Nelerdir?

Çekişmeli boşanma davası, özel (mutlak) boşanma nedenleri ve genel boşanma nedenleri olmak üzere iki ayrı kategorik sebeple açılabilir. Türk Medeni Kanunu m. 161-165 maddeleri arasında düzenlenen özel boşanma sebeplerinin varlığının ispat edilmesi durumunda hakim boşanma ya da ayrılık kararı vermek zorundadır. Özel boşanma nedenlerine dayanılması halinde boşanma davasını açan taraf, karşı tarafın kusurunu veya fiilinin ağırlığını ispatlamak zorunda değildir, sadece özel boşanma nedeninin ispatlanması boşanma kararı verilmesi için yeterlidir.

Boşanma davası hem genel boşanma sebeplerine hem de özel bir boşanma sebebine dayalı olarak açılmışsa, mahkeme, genel ve özel sebepler hakkında ayrı ayrı karar vermelidir:

Davacı-karşı davalı erkek karşı dava dilekçesinde “kadının zinası” ve “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” sebeplerine dayalı olarak boşanma talebinde bulunmuştur. Bu durumda davacı-karşı davalı erkek boşanma sebebi olarak hem zina (m.161) hem de evlilik birliğinin temelinden sarsılmasını (m.166/1) göstermek suretiyle özel ve genel boşanma sebeplerine birlikte dayanmak suretiyle dava açmıştır. Mahkemece evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak boşanma kararı verilmiş, zina sebebiyle açılan boşanma davası yönünden olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiştir. Mahkeme, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup; her bir talep hakkında ayrı ayrı verilen hükmü, kararın sonuç kısmında göstermesi gerekir (m.26). O halde davacı-karşı davalı erkeğin zina hukuki sebebine dayalı boşanma istemi hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulması gerekirken, bu husus üzerinde durulmadan karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir (Y2HD-K.2017/8145).

Ancak, özel bir boşanma sebebine (örneğin, zina sebebi) dayalı olarak açılan davada; mahkeme özel sebeble açılan davayı reddederek yargılamada ortaya çıkan genel boşanma nedenlerine dayanarak boşanma kararı veremez. Çünkü, genel boşanma sebeplerine dayalı bir boşanma davası açılmadan mahkeme kendiliğinden genel boşanam sebeplerini dikkate alarak boşanma kararı veremez. Ancak, özel sebebe dayalı boşanma davası ıslah yoluyla genel sebeplerle açılan boşanma davasına dönüştürülebilir:

Davacı erkek tarafından açılan dava, Türk Medeni Kanununun 161. maddesinde düzenlenen zina hukuksal sebebine dayalıdır. Davacı erkeğin Türk Medeni Kanununun 166. maddesinde yer alan evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı bir davası bulunmadığı gibi usulüne uygun olarak yapılmış bir ıslah da bulunmamaktadır. Münhasıran özel boşanma sebebine dayalı olarak açılan bir boşanma davasında genel boşanma sebebine (TMK m.166/1) dayalı olarak karar verilmesi mümkün değildir. Zira hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır (HMK m.26/1). Ondan fazlasına veya başka birşeye karar veremez. Gerçekleşen duruma göre, mahkemece delillerin zina hukuksal sebebine dayalı dava çerçevesinde değerlendirilerek gerçekleşecek sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir (Y2HD-K.2018/6770)..

Boşanma Hukuku- Yıldız Hukuk ve Danışmanlık

Genel Boşanma Sebepleri Nelerdir? (TMK m.166)

Ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede evlilik birliğinin temelinden sarsılması halinde, eşlerden her biri çekişmeli boşanma davası açabilir (TMK 166/1). Genel boşanma sebepleri sayısızdır, çünkü evlilik birliğinin ortak hayatı sürdüremeyecek kadar temelinden sarsılmasının birbirinden farklı sosyal, ekonomik, kişisel, dini, kültürel vb. gibi nedenleri bulunabilir.

Yukarıda incelediğimiz üzere, özel (mutlak) boşanma nedenleri varsa, spesifik bazı olguların ispatı, boşanma nedeninin ispat edildiği anlamına geldiğinden hakim, boşanma ya da ayrılık kararı vermek ile yükümlü tutulmuştur. Özel boşanma sebeplerinde tarafların kusur oranlarının bir önemi bulunmamaktadır. Özel boşanma sebeplerinden birisinin ispatı bu sebebe dayanarak boşanma davası açan tarafın kusurunu önemsiz hale getirmektedir. Ancak, genel boşanma sebebpleriyle açılan boşanma davasında mutlaka karşı tarafın kusuru ispatlanmalıdır.

Genel boşanma sebeplerinde eşlerin ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenemeyecek derecede sarsan her türlü eylem, bir olgu olarak bu davaya konu edilebilir. Tarafların ileri sürdükleri vakıaların ispat durumuna göre hakim taraflara atfedilecek kusur oranlarını belirler ve bu kusur oranlarına göre;

Davacı daha fazla kusurlu ise ve davalı boşanma davasına itiraz etmiş ise (boşanmak istememişse) hakim, boşanma davasını red eder. İstisnası TMK 165/2 “Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.” Örnek olarak; davacı eş diğer eşini evden kovmuş ve 10 yıldan uzun süredir taraflar bir araya gelmemiştir. Terk sebebi ile boşanma davasının şartları yerine getirilmemiştir. Çocukları davacı eş büyütmüş ve bu süre zarfında diğer eşin maddi manevi katkı sunması ve çocuklar ile görüşmesi davacı eş tarafından engellenmiştir. Bu durumda davacı eş her ne kadar kusurlu bile olsa evliliğin devamında davalı ve çocuklar yönünden korunmaya değer bir yarar kalmadığından hakim boşanmaya karar verir.

Davacı daha az kusurlu ise davalının yapacağı itirazın hiçbir önemi yoktur. Hakim boşanma davasını kabul ederek boşanma kararı verir.

Evlilik birliğini temelinden sarsan vakıalar kanunda gösterilmediğinden Yargıtay İçtihatları ile bazı vakıaların evlilik birliğini temelden sarstığı kabul edilmiştir. Yargıtay tarafından evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açtıkları gerekçesiyle çekişmeli boşanma davasında boşanma sebebi olarak kabul edilen bazı boşanma sebepleri şunlardır:

-Güven sarsıcı davranışlar (Örn, diğer eşin tanımadığı karşı cinsten biriyle her gün saatlerce telefonda konuşmak),
-Cinsel ilişkiden kaçınma,
-Eşi doğal olmayan yoldan cinsel birleşmeye zorlama,
-Eşlerin aile bireylerine kötü davranması ve hakaret etmesi,
-Aşırı borçlanma sebebi ile icra takibine maruz kalma,
-Eşini sevmediğini beyan etme,
-Eşin ev işlerini yapmaktan kaçınması,
-Eşlerin çocuklarının bakımı, eğitimi vs. ilgilenmemesi,
-Evlilik sırlarının başkalarına anlatılması,
-Eşin ahlaksızlıkla itham edilmesi
-Aileye karşı ilgisizlik,
-Eşlerden birinin ailesinin evliliğe müdahalesine sessiz kalması,
-Eşe hakaret etme,
-Eşinin ailesine hakaret edilmesine sessiz kalma,
-Eşinin sevmediğini ve boşanmak istediğini söylemek,
-Agresif ve saygısız davranışlar sergilemek,
-Erkek eşin bağımsız konut açmaması,
-Aile sırlarının üçüncü kişilere anlatılması,
-Cinsel ilişkiye girememe veya iktidarsızlık,
-Kumar oynama alışkanlığı,
-Güven sarsıcı ve sadakat yükümlüğüne aykırı davranışlar.

gibi sebepler Yargıtayca kabul edilen genel boşanma nedenleridir.

Medeni Kanun, m. 166/3-4 fıkralarında iki durumda evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olduğunu özel olarak düzenlemiştir:

Evliliği en az 1 yıl sürmüş eşlerin anlaşmalı boşanma davası açması, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını gösterir (MK m.166/3).Ortak hayatın yeniden kurulamaması sebebiyle boşanma davası açılması halinde evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı kabul edilir (TMK 166/4).

Ortak hayatın yeniden kurulamaması nedeniyle çekişmeli boşanma davası şartları şunlardır:

  • Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir (TMK 166/4).
  • Madde metninden de anlaşılacağı gibi herhangi bir boşanma sebebine (ister özel ister genel) dayanılarak açılan boşanma davasının red edilmesi durumunda, bu red kararının üzerinden en az bir yıl geçmiş olması ve bu süre içerisinden her ne sebeple olursa olsun ortak hayatın yeniden kurulamadığının ispatı durumunda hakim boşanmaya karar vermek zorunda kalacaktır.

Tarafların geçici bir süreliğine ancak ortak hayatı yeniden kurma iradesi gütmeden bir araya gelmiş olmaları ortak hayatın yeniden kurulduğu anlamına gelmemektedir. Boşanma davasını açan taraf, kesinleşme kararından itibaren geçen en az bir yıllık sürede ortak hayatın yeniden kurulamadığını ispat etmesi boşanma kararı verilebilmesi için yeterlidir. Bir yıllık süre asgari olan süredir. Dolayısı ile bu süreden daha kısa bir süre için ortak hayatın kurulamadığının ispatı, boşanma için yeterli olmayacaktır. Ancak bu süreden daha fazla bir süre geçmiş olmasına rağmen ortak hayat yeniden kurulmuş ise daha sonra bu sebebe dayanılarak boşanma davası açılamayacaktır. Örnek; kesinleşmiş boşanma kararı üzerinden 5 yıl geçmiştir. Taraflar 6. yılda bir araya gelmiş ve ortak hayatı yeniden kurmuşlardır. 7. yılda tarafların evliliklerinde tekrar sıkıntı yaşanmaktadır. Taraflardan biri ilk beş senede TMK 166/4 göre ortak hayatın yeniden kurulamaması sebebine dayanarak boşanma davası açamayacaktır.

Özel Boşanma Sebepleri Nelerdir?

Özel boşanma sebepleri, Medeni Kanun’da sınırlı bir şekilde sayılmıştır. Medeni Kanun’da sayılan özel boşanma sebepleri dışındaki hallerde genel boşanma sebeplerine dayanılarak çekişmeli boşanma davası açılmalıdır. Medeni Kanun’a göre özel boşanma sebebi olarak kabul edilebilecek haller şunlardır:


1-) Zina (aldatma) nedeniyle boşanma davası (TMK m. 161) ,
2-) Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış nedenleri ile boşanma davası (TMK m. 162),
3-) Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme sebepleri ile boşanma davası (TMK m. 163),
4-) Terk Sebebiyle boşanma davası (TMK m. 164),
5-) Akıl Hastalığı sebebiyle boşanma davası (TMK m. 165).

Zina (Aldatma) Nedeniyle Çekişmeli Boşanma Davası Nasıl Açılır? (TMK m. 161)

Zina (aldatma) nedeniyle çekişmeli boşanma davası, uygulamada özel boşanma nedenleri arasında en çok açılan dava türüdür. Zina; eşlerden birinin, karşı cinsten eşi dışında biri ile kurduğu cinsel ilişki anlamına gelmektedir. Zina, aile birliğinde eşlerin birbirlerine karşı sadakat yükümlülüklerinin açık bir ihlalidir. Zinanın kelime anlamında her ne kadar cinsel birleşmenin gerçekleşmesi sonucu çıksa bile, Yargıtay teşebbüs aşamasında kalan, zina yapıldığı intibaını uyandıran olayların bulunması durumunda da zina sebebine dayalı açılan boşanma davasının kabulü gerektiğini kabul etmektedir.

“Davalı-karşı davacı (kadın)’ın ortak konuta erkek aldığı, bu şahsın banyoda yarı çıplak vaziyette gizlenmiş halde bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu vakıa mahkemece de sabit kabul edilmiştir. Kadının, yalnızken bir başka erkeği ortak konuta alması ve bu şahsın yarı çıplak vaziyette gizlenirken yakalanması zinanın varlığına delalet eder. Bu bakımdan zina kanıtlanmıştır. Davacı-karşı davalı kocanın çekişmeli boşanma davasının zina sebebiyle kabulü gerekir.” (Y2HD-K.2013/17864).

Eşlerden biri, hem zina sebebine hem de genel boşanma sebebine dayalı olarak çekişmeli boşanma davası açabilir. Bu şekilde iki nedene dayalı olarak açılan çekişmeli boşanma davasında, zina sebebi ile davanın süresinde açılmaması sebebi ile reddi halinde, zinanın ispatlanması durumunda hakim süre nedeniyle doğrudan zina sebebine dayanamasa bile genel boşanma (ortak hayatın temelinden sarsılması) sebebi ile boşanmaya karar verebilecektir.

Zina sebebi ile çekişmeli boşanma davası açma süresi, diğer eşin zina olayını öğrenmesinden itibaren altı ay ve her halükarda zina eyleminin bitmesinden itibaren beş yıldır. Bu süre hak düşürücü bir süredir. Hak düşürücü süre geçtikten sonra sadece zina sebebine dayalı olarak açılacak boşanma davalarının reddi gerekmektedir. Ancak, zina ve genel boşanma nedenlerine aynı anda dayanılarak dava açılmışsa bu durumda zina için hak düşürücü süre geçse bile, zina ispatlandığı takdirde zina sebebiyle değil, ortak hayatın temelinden sarsılmış olması nedeniyle boşanma kararı verilmelidir.

Zina sebebi ile eşini affeden diğer eşin dava hakkı yoktur. Af, örtülü ya da açık olabileceği gibi sözlü ya da yazılı da olabilir. Zina sebebi ile açılmış bulunan davadan feragat etmek de af niteliğinde olup, aynı olaylara (zina) dayanılarak boşanma davası açılmasına engel teşkil eder.

Eşlerden birinin zina gerçekleşmeden önce zinaya izin vermesi, af niteliğinde olmayıp ancak fiil gerçekleştikten sonra af mümkün olabilmektedir (doğmamış bir haktan feragat edilemez). Ancak, zinaya açıkça izin veren ya da zina esnasında sessiz kalarak örtülü olarak onay veren eşin genel boşanma sebeplerine dayanılarak açılacak boşanma davasında davaya itiraz etmesini, Yargıtay, hakkın kötüye kullanılması olarak kabul ederek boşanma kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir.

“Davacının sadakat yükümlülüğüne (TMK.md.185/3) aykırı davrandığı, davalının (koca) da aile içinde gerçekleşen bu durumu öğrendiği halde, kayıtsız kaldığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan bırakmayacak nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Gerçekleşen olaylara göre, davacı (kadın) daha fazla kusurlu ise de davalı (koca) da kusurlu olup, davalının davaya itirazı hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup, evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamış, Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesi koşulları oluşmuştur. Öyleyse davacının boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına (TMK.md.166/1-2) karar verilmesi gerekirken isteğin reddi doğru bulunmamıştır” (Y2HD-K.2010/20775).

Zina sebebi ile açılan çekişmeli boşanma davalarında diğer eş zina yapan eşten tazminat hukukunun genel esaslarına göre manevi tazminat talep edebilir.

Çocukların velayeti genel hükümlere göre belirlenir. Başka bir anlatımla çocukların velayetinin zina yapan eşe verilmesi çocukların daha yararına ise mahkeme çocukların velayetini zina yapan eşe verebilir. Hukuken iyi (sadık) bir eş olmak ile iyi bir ebeveyn olmak farklı kavramlar olarak kabul edilmektedir.

Boşanma Hukuku- Yıldız Hukuk ve Danışmanlık

 

Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Nedenleri ile Boşanma Davası Nasıl Açılır? (TMK m. 162)

Hayata Kast: bir eşin diğer eşin yaşam hakkına karşı yönelik kasıtlı fiillerinin tamamını kapsar. Eşin fiilinden sonra diğer eşin yaralanması şart olmayıp önemli olan kasıtlı bir hareket ile öldürme iradesinin ortaya konulmasıdır.

Pek Kötü Muamele: Eşe eziyet veren, acı çektiren bedeni ve ruhsal sağlığını bozan davranışlardır. Hangi eylemin pek kötü muamele olduğunu somut olayın özelliklerine göre hakim takdir edecektir. Yargıtay kararlarında; dövme, mahzene kapatma, aç ve susuz bırakma, bilinçli olarak bulaşıcı hastalık bulaştırma, işkence etme gibi hareketler pek kötü muamele olarak kabul edilmektedir.

Onur Kırıcı Davranış: Yargıtay içtihatlarında ağır derecede onur kırıcı hareket olarak kabul edilen bu eylemin, eşi, toplum nezdinde aşağılama, küçük düşürme, hakarette bulunma ve sövme olarak ortaya çıkmaktadır. Bir davranışın bu madde kapsamında boşanma sebebi olarak kabul edilebilmesi için Ağır Derecede Onur Kırıcı bir davranış olması gerekir. Kızgınlık ve şaka yollu ile söylenen söz, eleştiri gibi davranışlar ağır derecede onur kırıcı davranış olarak kabul edilmemektedir.

Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebi ile dava açma hakkı, eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.

Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebi ile eşini affeden diğer eşin dava hakkı yoktur. Af, örtülü ya da açık olabileceği gibi sözlü ya da yazılı da olabilir. Bu dava sebeplerinden birisinin meydana gelmesi halinde eşin savcılığa suç duyurusunda bulunma hakkı da vardır. Ceza soruşturması şikayetçi eşin [şikayetten vazgeçme] talebi nedeniyle sona erdirilse bile, bu durum şikayetçi eşin boşanma davasında eşini af ettiği anlamına gelmez. Hayatına kast edilen eş ya da pek kötü veya onur kırıcı davranışa maruz kalan eş ceza davası açmasa veya açılan davada şikayetten vazgeçse bile her zaman bu nedenlere dayanarak çekişmeli boşanma davası açabilir.

Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Sebepleri İle Boşanma Davası Nasıl Açılır? (TMK m. 163)

Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman çekişmeli boşanma davası açabilir (TMK 163).

Küçük Düşürücü Suç; Toplum nazarında kişiyi utandıran, aşağılayan ve yüz kızartan suç demektir. Hırsızlık, Dolandırıcılık, Rüşvet, İrtikap, Hileli İflas, Uyuşturucu Madde Kullanmak ve Ticaretini Yapmak vb gibi suçlar küçük düşürücü suçlara örnek olarak verilebilir. Belli bir ideolojiyi savunmak anlamında yapılan siyasi açıklamalar, gösteri, yürüyüş ve toplantılar Ceza Kanunu anlamında suç teşkil etse bile küçük düşürücü suç olarak kabul edilmemesi gerekir.

Bir suçun yüz kızartıcı, küçük düşürücü suç olup olmadığını her somut olayın özelliklerine göre hakim takdir edecektir. Misal adam öldürme ya da yaralama suçunun hangi saik ve şartlarda işlendiğine bakmak gerekir. Meşru müdafaa ya da zaruret halinde bu suçların işlenmesi durumunda küçük düşürücü suç olarak değerlendirilmemesi gerekir. Aynı şekilde hırsızlık suçunun zaruret halinden kaynaklanmış olması durumunda küçük düşürücü suç olarak kabul edilmemsi gerekir.

Davalının, on iki yaşında bir kız çocuğuna cinsel tacizde bulunduğu, suçu sabit görülerek bundan dolayı ceza aldığı yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Dava Türk Medeni Kanununun 163. maddesinde yer alan “küçük düşürücü suç işleme” sebebine dayanılarak açılmıştır. İşlenen suçun niteliğine göre davacının dava açması karşısında onunla birlikte yaşaması kendisinden beklenemeyeceği açık ve tartışmasızdır. Boşanma sebebi gerçekleşmiştir. Davanın kabulü gerekirken, isteğin reddi doğru görülmemiştir.(Y2HD-K.2015/4947).

Haysiyetsiz Hayat Sürme; basit bir ifade ile namus, şeref ve itibar değerlerine aykırı bir yaşam tarzı benimseme ve ona göre yaşamını idame ettirme olarak açıklanabilir. Bu yaşam tarzının süreklilik arz eden bir yaşam tarzı olması gerekir. Ayyaşlık, genelev işletmeciliği, jigololuk, kumarbazlık haysiyetsiz hayat sürme olgusuna örnek olarak verilebilir.

Davacı kocanın boşanma davası münhasıran “haysiyetsiz hayat sürme” sebebine ( TMK md. 163) dayanmaktadır. Haysiyetsiz hayatın varlığından söz edilebilmesi ve bu sebeple boşanma kararı verilebilmesi için, başkalarıyla ilişkinin bir yaşam tarzı olarak benimsenmiş ve bu şekilde yaşamanın devamlılık göstermesi gerekir. Davalı-davacı kadının bir başka erkekle cep telefonu ile konuştuğu ve mesajlaştığı toplanan delillerle ve dinlenen tanık beyanlarıyla anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu eylem koca bakımından, eşiyle birlikte yaşamayı çekilmez hale getirirse de haysiyetsiz yaşam olarak kabul edilemez. Öyleyse davanın reddi gerekirken, yetersiz gerekçe ile Türk Medeni Kanunu’nun 163. maddesindeki boşanma sebebi sabit kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır (Y2.HD-K.2011/23825).

Küçük düşürücü suç işlenmesi veya haysiyetsiz hayat süreme hukuki sebeplerine dayalı boşanma davası her zaman açılabilir. Yukarıdaki boşanma sebeplerinin aksine eşlerden birisinin diğer eşi affetmiş olması, bu sebebe dayanarak boşanma davası açmasına engel teşkil etmez. Af olsa bile bu sebeple boşanma davası açılabilir.

Terk Sebebiyle Çekişmeli Boşanma Davası Nasıl Açılır? (TMK m. 164)

Medeni Kanun madde 164’te düzenlenen terk sebebi ile çekişmeli boşanma davası açılabilmesi için;

-Ortak Konutun aşağıdaki sebeplerden biri ile terk edilmesi;
-Eşlerden birinin evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla ortak konutu terk etmesi,
-Başka bir sebep ile ortak konutta bulunmayan eşin haklı bir sebebi olmadan ortak konuta dönmemesi,
-Eşlerden birinin diğerini ortak konutu terk etmeye zorlaması.
-Eşlerden biri, diğer eşin, haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engellemesi.
-Terkin en az altı ay kesintisiz sürmüş ve halen devam etmekte olması,

Usulüne uygun olarak ihtar yapılmasına rağmen terk eden eşin haklı sebebi olmadan ortak konuta dönmemiş olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.

Usulüne uygun bir ihtardan bahsedilebilmesi için Yargıtay bazı kriterler getirmiştir. Buna göre,

Eşin terk eylemi üzerinden en az dört (4) ay geçmiş olması gerekir.
İhtarda, davet edilen evin açık adresi, davet eden eş evde bulunmayacak ise anahtarın bulunacağı yer belirtilmelidir.
Davet edilenin yol gideri ihtarname ile gönderilmelidir.
İhtarda, ihtara (iki) 2 ay içinde uyulması aksi durumda bunun doğuracağı sonuçların neler olduğu açıklanmalıdır.
Terk Sebebine dayalı olarak açılacak boşanma davasında usulüne uygun olarak bir ihtarname göndermek dava şartıdır. Bu sebeple usulüne uygun olarak ihtarname gönderilip gönderilmediğini, ihtarnamenin kanuni unsurları taşıyıp taşımadığını hakim re’sen dikkate alır.

“…İhtar isteğinde bulunabilmenin koşulu; boşanma davası açmak için belirli sürenin (dördüncü ayının) bitmesi yani, eşin terk eyleminin üzerinden en az dört ay geçmiş olmasıdır. Bu halde mahkemece verilecek ihtar kararında; davet edilen evin açık -ayrıntılı- adresi gösterilmeli, davet eden eş evde bulunmayacaksa evin anahtarının bulunduğu yer belirtilmeli; davet edilenin yol gideri konutta ödemeli olarak gönderilmeli ve özellikle davete iki ay içinde uyulması gerektiği, aksi halde bunun doğuracağı sonuçların neler olduğu, açıklanmalıdır…” (YHGK-K.2013/67).

İhtarname ile ortak konuta dönen eşin kusurlarını diğer eşin affettiği ya da en azından hoşgörü ile karşıladığı kabul edilir. Bu sebeple İhtarname gönderen eş, diğer eş ortak konuta döndükten sonra ihtarnamedeki sebeplere dayanarak boşanma davası açamaz.

Terk eden eş ihtarname kendisine tebliğ edilmeden boşanma davasını açması durumunda boşanma davasının doğal sonucu olarak ayrı yaşama hakkına sahip olur. Ancak ihtarname kendisine tebliğ edildikten sonra boşanma davası açması durumunda bu boşanma davası terk olayını haklı kılmayacağı gibi terk eden eşe ayrı yaşama hakkı da vermez.

Terk, mutlak boşanma sebeplerinden olup ayrıca terk sebebi ile ortak yaşamın çekilmez hale gelmesine gerek yoktur. Terk, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadı ile yapılması gerekir. Geçici olarak ya da diğer eşin rızası ile ortak konuttan ayrılan eş terk etmiş sayılmaz (askere gitmek, tedavi için başka şehre gitmek vs).

Terk sebebi ile gönderilen ihtarnamenin samimi olması gerekir. İhtarname gönderen eşin bağımsız bir ortak konut oluşturmadan haklı sebeple ortak konutu terk eden eşini davet etmesi, ortak hayatı inşa etme hususunda samimi olmadığını gösterir. Terk eden eş haklı sebebe dayanarak ortak konutu terk etmiş ise davet eden eş bu sebebi ortadan kaldırmadığı sürece diğer eşin ortak konuta dönmeme ve boşanma davası açma hakkı vardır. Örneğin, kaynanası ile yaşayan, şiddet gören, hakaret edilen eşin ortak konutu terketmede haklı sebebi ortadan kaldırılmadan ihtara rağmen ortak konuta dönmeme hakkı bulunmaktadır.

Terk sebebi ile çekişmeli boşanma davası hak düşürücü süreye tabi değildir. Terk nedenine dayalı çekişmeli boşanma davası Her zaman açılabilir.

Boşanma Hukuku- Yıldız Hukuk ve Danışmanlık

 

Akıl Hastalığı Sebebiyle Çekişmeli Boşanma Davası Nasıl Açılır? (TMK m. 165)

Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş çekişmeli boşanma davası açabilir. (TMK 165)

Akıl hastalığı sebebi ile boşanma davasının dinlenebilmesi için bu akıl hastalığının evlilik süresi içinde ortaya çıkmış olması gerekir. Evlenmeden önce eşlerden birisinin akıl hastalığına yakalanmış olması durumunda TMK m.145 belirtilen mutlak butlan nedeniyle evliliğin iptali davası açılabilir.

Eşlerden birisinin evlilik süresi içerisinde yakalandığı akıl hastalığının resmi sağlık kurulu raporu ile tespit edilmiş ve akıl hastalığının evlilik ilişkisinin devamı diğer eşten beklenmeyecek derecede etkilemesi gerekir. Akıl hastalığı sebebi ile genel boşanma sebeplerine dayanılarak boşanma davası açılamaz. Akıl hastalığına yakalanan eşin hastalığı sebebi ile yapmış olduğu ve ortak yaşamı çekilmez kılan kusurlu hareketler iradi olmadığından kusur atfedilemez. Bu nedenle akıl hastalığı sebebi ile açılacak boşanma davası ancak mutlak boşanma sebeplerine (TMK 165) dayanılarak açılabilir.

Akıl hastalığı sebebine dayanan boşanma davası her zaman açılabilir. Herhangi bir hak düşürücü süre bulunmamaktadır.

Çekişmeli Boşanma Davasında Maddi ve Manevi Tazminat Davalarının Önemi Nedir?

Maddi ve manevi tazminat, çekişmeli boşanma davasının en önemli unsurlarından biri olmaktadır. Eşler çekişmeli boşanma davasında evlilik içinde yaşadıkları ve boşanmaya sebep olan olaylar yüzenden birbirlerinde maddi ve manevi tazminat talep edebilirler:

Maddi Tazminat Nedir?

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 174/1.maddesine göre boşanmada maddi tazminat, evlilik birliğinin mahkeme kararı ile sona ermesi neticesinde, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan talep ettiği tazminattır. TMK m.174/1’de düzenlenen, boşanmanın mali sonuçlarından olan maddi tazminat genel tazminat esaslarından ayrılmakta, kendine özgü kuralları bulunmaktadır. Maddi tazminatın miktarının saptanması açısından tazminat isteyenin “boşanma yüzünden mevcut ya da beklenen bir menfaatinin zedelenmesinden” söz edilmiştir. Kanunda mevcut ya da beklenen menfaatin nelerden ibaret olduğu belirtilmediği gibi hesaplama yöntemi konusunda da bir açıklama bulunmamaktadır. Maddi tazminatın hesabı uygulamaya bırakılmıştır. Madde metninden de anlaşılacağı üzere sadece “uygun” bir tazminat denilmiştir. TMK 186/3. maddesi uyarınca, boşanma halinde eşlerden birinin, diğerine, emek veya malvarlığıyla sağladığı katkı ve desteği yitirmesi, yoksun kalınan bu desteğin maddi değeri kadar mevcut menfaatin ihlalidir (HGK-2014/1059 E. , 2015/2887 K.).

Manevi Tazminat Nedir?

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 174/2. maddesine göre, boşanmada manevi tazminat, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olan diğer taraftan olaya uygun bir miktarda ödenmesini isteyebileceği paradır. Manevi tazminat, bozulan manevi dengenin yeniden sağlanması için benimsenmiş bir telafi şeklidir.Manevi tazminatın miktarının belirlenmesinde ise, kişilik haklarına yapılan saldırının niteliği ve tarafların ekonomik – sosyal durumu dikkate alınmalıdır. Açıklanan mevzuat karşısında TMK 174 maddesinde düzenlenen maddi ve manevi tazminat istemleri boşanmanın ferîsi olan; diğer bir ifade ile talep edilebilmesi boşanmaya bağlı olan ve boşanma kararına esas alının kusur denklemine uygun hükmedilmesi gereken tazminatlardır (HGK- 2014/1059 E. , 2015/2887 K.).

Manevi tazminat istenebilmesi için kişilik haklarının saldırıya uğraması şarttır, bir eşin sadece evlilik yükümlülüklerini yerine getirmemesi diğer eşin kişilik haklarının ihlaline neden olmaz:

Gerçekleşen olaylara göre davalı erkeğin birlik görevlerini yerine getirmediği ve yerine getirmekten kaçındığı ispatlanmış olup, boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkek tamamen kusurludur. Ne var ki salt evlilik birliğinden kaynaklanan görevlerini yerine getirmeme ve bu görevlerden kaçınma kişilik haklarına saldırı teşkil etmez. Türk Medeni Kanunun 174/2. maddesi koşulları davacı kadın lehine gerçekleşmemiştir. O halde davacı kadının manevi tazminat isteğinin reddine karar verilecek yerde yazılı şekilde isteğin kabulü doğru olmayıp, bozmayı gerekmiştir (Y2HD-Esas : 2016/21429, Karar : 2018/8523).

Çekişmeli Boşanma Davasında Ev Eşyaları, Çeyiz ve Şahsi Eşyaların Paylaşılmasındaki Hükümler Nelerdir?

Ev eşyaları, çeyiz ve diğer şahsi eşyalara yönelik talepler boşanmanın eki (fer’i) niteliğinde talepler değildir. Bu nedenle, boşanma davası ile birlikte dava edilebileceği gibi boşanma davası sona erdikten sonra da dava edilebilir. Ev eşyaları, boşanma davası ile birlikte talep edilmese bile, “eşyaların aynen iadesi” zamanaşımına tabi olmadan her zaman istenebilir. Çünkü ev eşyaları, çeyiz ve şahsi eşyaların iadesinin istenmesi hukuki niteliği itibariyle istihkak davası niteliğinde olup “aynen iade” her zaman istenebilir (BK 683/1-2), (Yargıtay 8. HD. 2011/2071 karar).

Ev eşyalarının aynen iadesi mümkün değilse, örneğin davalı söz konusu eşyalara hasar vermiş veya yok etmişse; bu durumda eşyanın bedeli istenebilir. Ancak, boşanma davası ile birlikte mahkemeden talep edilmeyen eşyanın bedelini talep hakkı, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık dava zamanaşımına tabidir (BK md.125). Çünkü, eşyanın bedelinin ödenmesi şeklindeki talepler hukuki nitelikleri itibariyle tazminat niteliğindedir. Bu tür davalar, genellik kademeli dava olarak açılmaktadır. Eşyanın iadesi veya bedelinin ödenmesi talebi dilekçede şu şekilde ileri sürülür: “…ev eşyasının aynen iadesine, aynen iade mümkün değilse 10.000 TL olan bedelinin yasal faiziyle ödenmesini karar verilmesini talep ederim…”

Ev eşyaları, kişisel eşyalar ve çeyiz eşyalarının iade edilmesi veya bedelinin ödenmesi talebi boşanmanın eki niteliğinde olmayan bağımsız talepler olduğundan, bu taleplerle ilgili ayrıca nispi harç ödenmelidir.

Davacı-karşı davalı kadın dava dilekçesi ile kişisel eşyaları ile çeyiz eşyalarının da iade edilmesi talebinde bulunmuştur. Bu talep boşanmanın fer’i (eki) niteliğinde olmayıp ayrı harca tabi bağımsız bir taleptir. Başvurma harcı dava dilekçesindeki bütün istekleri kapsar. Davacı-karşı davalı kadına bu talepleri de açıklattırılarak ve bu taleplerle ilgili nispi peşin harcın tamamlattırılması (Harçlar Kanunu m. 30 – 32) harç tamamlandığı takdirde gösterilen deliller değerlendirilip gerçekleşecek sonucu uyarınca karar verilmelidir.(Y2HD-K.2016/10808).

Boşanma davası kesinleştikten sonra ev eşyası, çeyiz veya şahsi eşyanın iadesi talebini içeren davalar ile ilgili yargılama görevi de aile mahkemesi tarafından yerine getirilir.

Boşanma Hukuku- Yıldız Hukuk ve Danışmanlık

Çekişmeli Boşanma Davasında Düğün Takıları Nasıl Değerlendirilir?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024/2402 karar sayılı kararıyla çekişmeli boşanma davası açılması halinde düğün takılarının kime ait olacağına dair ilkeleri aşağıdaki şekilde belirlemiştir:

1- Anlaşma Varsa: Taraflar arasında ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda anlaşma mevcut ise paylaşım bu anlaşmaya göre gerçekleştirilir.

2- Örf ve Adet: Ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda taraflar arasında anlaşma bulunmadığı takdirde yerel örf ve adetin varlığı iddia ve ispat edilirse bu kurala göre paylaşım gerçekleştirilir.

3- Anlaşma veya Örf ve Adet Yoksa: Anlaşma veya örf ve adet yoksa erkeğe ve kadına takılan/verilen ve ekonomik değer taşıyan her şey kural olarak kime takılmışsa ona aittir. Ne var ki takılar içinde karşı cinse özgü (kadına ya da erkeğe özgü) bir şey varsa o cinse verilmiş sayılır. Özgü olma konusunda çekişme varsa ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılmalıdır. Bilirkişi incelemesi sonucunda o şeyin her iki cinse özgü olduğu belirlenmişse o şey takılan/verilen eşe ait olur. Takı sandığı/torbasına konulan ekonomik değer taşıyan şeyin aidiyeti konusunda; konulan şey kadına ya da erkeğe özgü bir şey ise o cinse verilmiş sayılır, o şeyin her iki cinse özgü olduğu belirlenmişse ortak kabul edilmelidir

Düğün takıları kişisel mal olarak kabul edildiği için boşanmada mal paylaşımı hesaplamasına da dahil edilemez. Düğün takılarının evlilik içinde ortak ihtiyaçlara veya düğün masraflarına harcanması, takılarla erkeğin borcunun ödenmesi vb. gibi nedenlerle elden çıkması halinde dahi kadının boşanma halinde düğün takılarını erkek eşten talep hakkı vardır. Kadın, özgür iradesiyle düğün takılarını “iade edilememek” şartıyla erkeğe vermişse, artık takıları geri isteyemez. Ancak erkek, takıların iade edilmemek üzere kadın tarafından kendisine verildiğini ispatlamak zorundadır.

Düğünde takılan takı paraları ve ziynet eşyaları, taraflar arasında aksine bir anlaşma yoksa kadına ait sayılır. İade edilmeme koşuluyla verildiği kanıtlanmadıkça; bunların koca tarafından borçları için bozdurulup harcanması; onu iade borcundan kurtarmaz. Davacı-davalı koca, kadının takı ve ziynet alacağı taleplerine verdiği cevapta “onların hepsinin nişan, düğün ve ev eşyası borçları için kullanıldığını” beyan ve kabul etmiş ; takı parasının, kadın tarafından iade edilmemek üzere kendisine verildiğini de ispatlayamamıştır. Bu nedenlerle, kadının takı parası talebine ilişkin davasının kabulü gerekir (Y2HD-K.2014/26223).

Düğün takıları ile ilgili açılan davanın terditli (kademeli) dava şeklinde açılmasında yarar vardır. Yani, mümkünse ziynet eşyalarının aynen iadesi, mümkün olmaması halinde takıların bedelinin ödenmesine karar verilmesi talep edilmelidir. Örneğin, dava dilekçesinde şu şekilde talepte bulunulmalıdır:

“10 bilezik, 20 tam altın, 30 çeyrek altından ibaret düğünde takılan ziynet eşyasının aynen iadesine, aynen iade mümkün değilse 50.000 TL olan bedelinin yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ediyorum.”

Düğün takılarının aynen iadesi veya iadesi mümkün değilse bedelinin ödenmesi talebi, boşanmanın eki niteliğinde olmayan bağımsız bir taleptir. Bu nedenle, boşanma davasında ziynet eşyaları talep edildiğinde, bu taleple ilgili ayrıca nispi harç ödenmelidir.

Davacı; dava dilekçesinde boşanmanın yanı sıra ziynet eşyası alacağı talebinde de bulunmuştur. Dava açılırken alınan başvuru harcı, dava dilekçesindeki isteklerin tümünü kapsar. Davacının ziynet alacağı talebi boşanmanın eki niteliğinde olmayıp ayrıca nispi harca tabidir. Bu talep sebebiyle davanın açılması esnasında nispi harç alınmadığı gibi bu eksiklik yargılama sırasında da giderilmemiştir. Nispi harç tamamlattırılmadan müteakip işlemler yapılamaz. O halde, talep edilen ziynetlerin bedeli üzerinden nispi harcın peşin kısmının yatırılması için davacıya usulüne uygun olarak süre verilmeli, (Harçlar Kanunu madde 30-32) harç noksanlığı giderildiği takdirde, bu talebin esası incelenmeli ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir (Y2HD-K.2015/4638).

Özellikle belirtelim ki, boşanma davası dilekçesi ile talep edilmeyen ziynet eşyaları, ıslah dilekçesi verilmek suretiyle talep edilemez. Bu durumda, ıslah yerine ziynet eşyaları için ek dava açılarak açılan davanın boşanma davası ile birleştirilmesi istenmelidir.

Davacı kadın dava dilekçesinde 20.000,00 TL ziynet bedeli istemiş, düğünde takılan para yönünden talepte bulunmamıştır. Yargılama devam ederken 20.9.2012 tarihinde ziynet talebini ıslah ederken davaya konu yapmadığı düğünde takılan 10.000,00 TL parayı da istemiş, ıslahla yeni bir talepte bulunmuştur. Islahla talep değiştirilebilir, fakat yeni bir talep eklenemez. Kaldı ki; bu konuda yargılama harcı da alınmamıştır. Davacının düğünde takılan paraya dair talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekirken, yazılı şekilde kabulü doğru görülmemiştir (Y2HD – Karar: 2013/21102).

Çekişmeli Boşanma Davasında Nafaka Nasıl Alınır?

Boşanma davası açılması halinde eşlerden birinin veya çocukların geçinmesini sağlamak üzere nafaka talep edilebilir. Medeni Kanuna göre boşanma davasının açılması ile birlikte aile mahkemesi şu hallerde nafakaya hükmedebilir:

Tedbir Nafakası Nedir?

Boşanma davası esnasında herhangi bir eşin veya reşit olmayan çocukların (18 yaşından küçükler) geçinmesini temin etmek üzere mahkeme tarafından dava sonuna kadar geçerli olmak üzere tedbiren hükmedilen nafakadır. Tedbir nafakasına hükmedilebilmesi için eşin ve çocukların geçinmesi için nafakaya ihtiyaç duyulması gerekir. Mali durumu iyi olan eş, kendisi için tedbir nafakası isteyemez ve ancak çocuklar yanında kalmaktaysa çocuklar için tedbir nafakası isteyebilir. Boşanma davasında verilen kararın kesinleşmesiyle tedbir nafakası sona erer.

İştirak Nafakası (Katılım Nafakası) Nedir?

Boşanma davasının kesinleşmesiyle birlikte tedbir nafakası sona erer. Kural olarak, eşlerin çocuğun giderlerine mali güçleri oranında ortak katılması (iştirak etmesi) gerekir. Bu nedenle, çocuğun giderlerinin karşılanması amacıyla boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren geçerli olmak velayet kendisinde olmayan eş aleyhine hükmedilen nafakaya iştirak nafakası denilmektedir. Uygulamada, boşanma davası dilekçesi ile mahkemeden çocuklar için dava süresince geçerli olmak üzere tedbir nafakasına hükmedilmesi, dava sonunda ise tedbir nafakasının iştirak nafakasına çevrilmesi talep edilmektedir.

Yoksulluk Nafakası Nedir?

Evliliğin boşanma kararı ile sona ermesi sebebiyle yoksulluğa düşecek eş lehine, diğer eş aleyhine hükmedilen nafakadır. Uygulamada, boşanma davası sırasında mali durumu kötü olan ve bu yüzden geçinemeyen eş lehine tedbir nafakasına hükmedilmesi, dava sonunda tedbir nafakasının yoksulluk nafakasına çevrilmesi talep edilmektedir.

Boşanma Hukuku- Yıldız Hukuk ve Danışmanlık

Çekişmeli Boşanma Davasında Çocuğun Velayeti Kime Verilir?

Çocuğun velayeti, boşanma davasında eşler arasındaki en önemli çekişme konusudur. Medeni Kanun’a göre mahkeme, çocuğun velayetinin hangi tarafta kalacağını belirlerken çocuğun gelişimini ve yararını dikkate almalıdır. Hatta, çocuk ile ana ve baba çıkarının çelişmesi halinde, çocuğun yararına üstünlük tanınması zorunludur. Çocuğun yararı ise; çocuğun bedensel, fikri ve ahlaki bakımdan en iyi şekilde gelişebilmesi ve böyle bir gelişmenin gerçekleştirilmesi için, çocuğa sosyal, ekonomik ve kültürel koşulların sağlanmış olmasıdır. Hangi eş bu koşulları sağlayabilecekse çocuğun velayeti o eşe verilir.

Boşanma davası yargılamasında çocuğun velayetinin hangi eşte kalacağına karar vermeden önce idrak yaşına gelmiş çocukların mahkemece bizzat dinlenmesi gerekir. Çocuklarda idrak yaşı, 8 yaş ve üstü olarak kabul görmektedir. Çocuğun eğitim, kültür, yaşam olanakları bakımından nerede yaşamak istediği konusunda bilgilendirilerek, velayet hakkındaki tercihinin tekrardan hakim tarafından çocuğun kendisine sorulması gerekir. Ayrıca, mahkeme, psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı niteliğindeki uzman ya da uzmanlardan (4787 Sayılı Kanun m.5) ortak çocuğun anne ve baba yanındaki barınma ve yaşama koşullarını da değerlendirir içerikte sosyal İnceleme raporu almalı, tüm delilleri birlikte değerlendirerek çocuğun yararını tespit etmelidir. Velayet kamu düzenine ilişkin olduğundan hakim tarafların sunduğu delillerle bağlı değildir, resen delil araştırması yaparak çocuğun velayetinin hangi eşte kalması gerektiğine karar verir.

Çekişmeli Boşanma Davasında Mal Paylaşımı Nasıl Olur?

Çekişmeli boşanma davasının açıldığı tarih mal rejiminin de tasfiye edildiği tarih olarak kabul edilir. Yani, çekişmeli boşanma davasının açıldığı ana kadar evlilik birliği içerisinde edinilen mallar mal paylaşımına dahil edilir. Medeni Kanun’a göre 01.01.2002 tarihinden itibaren eşler arasında “edinilmiş mallara katılma rejimi” geçerlidir. Yani, boşanmada mal paylaşımı halinde, mallar eşler arasında yarı oranında bölüşülecektir.
Uygulamada mal paylaşımı davaları boşanma davalarıyla aynı anda, fakat ayrı bir dava şeklinde açılmaktadır. Mal paylaşımı davası, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra mahkeme tarafından görülmektedir. Mal paylaşımı davası ile şu iki temel alacak talep edilir:

Katılma Alacağı: Katılma alacağı, evlilik içerisinde bir eşin elde ettiği malvarlığı değerlerinin yarısı üzerinde diğer eşin hak sahibi olmasını ifade eder.

Katkı Payı Alacağı: Bir eşin diğer eş tarafından alınan herhangi bir mala ayni veya nakdi katkı sunması ve evliliğin boşanma davası ile sona ermesi halinde talep edebileceği alacak hakkıdır. Örneğin, bir eşin aldığı eve diğer eş 100.000 TL para vererek katkı sunarsa, bu katkı payını boşanma halinde diğer eşten isteyebilir.

Çekişmeli Boşanma Davasında Deliller Nelerdir?

Çekişmeli boşanma davası, davanın dayandığı genel veya özel boşanma nedenlerine göre şekillenen bir aile hukuku davasıdır. Taraflar, her somut olayın karakterine göre, iddialarını çeşitli delil araçlarıyla ispatlayabilir. Boşanma davasının ispatı için genellikle kullanılan delil araçları şunlardır:

Tanık beyanları: Tanıkların akraba olmasının bir önemi yoktur. Boşanma kararı verilmesine esas teşkil edecek bilgi ve görgüsü olan herkes şahit olarak dinlenebilir.

Telefon görüşme kayıtları veya içerikleri, mesajlar, whatssap içerikleri vb.
Boşanmaya temel teşkil edecek olguları ispatlamak amacına yönelik kaydedilmiş bir kereye mahsus ses kaydı,
Sosyal medya içerikleri (instagram, facebook, twitter vb.),
Uçak veya otel kayıtları, güvenlik kamerası görüntüleri,
Fotoğraflar, video kayıtları vb. her türlü delil,
Banka kayıtları, kredi kartı ekstresi vb.

Aile mahkemesi, kesin delillerle bağlı olmayıp boşanma davasında her türlü delili serbestçe takdir eder. Mahkeme hakimi, boşanma davasını ispatlayan olayların doğruluğu konusunda tarafların yemin etmesini isteyemez. Tüm deliller toplandıktan açılan boşanma davasının özelliğine göre genel veya özel boşanma nedenlerinin somut olayda ispatlanıp ispatlanmadığını değerlendirerek ya boşanma kararı verir ya da davanın reddine karar verir.

Çekişmeli Boşanma Davasında Yargılama Usulü Nasıldır?

Boşanma davasında yargılama, aşağıdaki kurallar saklı kalmak üzere Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa tâbidir (TMK m.184):
Hâkim , boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe, bunları ispatlanmış sayamaz.
Hâkim , bu olgular hakkında gerek re’sen, gerek istem üzerine taraflara yemin öneremez.
Tarafların bu konudaki her türlü ikrarları hâkimi bağlamaz.
Hâkim , kanıtları serbestçe takdir eder.
Boşanma veya ayrılığın fer’î sonuçlarına ilişkin anlaşmalar, hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz.
Hâkim , taraflardan birinin istemi üzerine duruşmanın gizli yapılmasına karar verebilir.

Çekişmeli Boşanma Davasında Yetkili Mahkeme Neresidir?

Boşanma davasına bakmaya yetkili aile mahkemesi şu şekilde belirlenir:

Boşanma davası, davacı veya davalı eşlerden birinin ikametgahı aile mahkemesinde açılabilir (Medeni Kanun m.168). Yerleşim yeri, kişinin yaşamını sürdürmek ve kalıcı bir şekilde oturmak üzere yerleştiği yerdir. Örneğin, eşiyle kavga eden kadının geçici olarak kaldığı bir yerdeki aile mahkemesinde dava açması halinde, boşanma davası hakkında yetkisizlik kararı verilmelidir.

Boşanma davası açılmadan önce eşlerin son defa 6 aydan beri birlikte oturdukları yerin aile mahkemesi de yetkili mahkemedir (MK m.168). Örneğin, eşler en son 2016 yılında birlikte Bakırköy’de aynı evde 7 ay yaşamış ise, 2018 yılında açılan boşanma davası Bakırköy Aile Mahkemesi’nde de açılabilir.

Boşanma veya ayrılık davaları, eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabileceği gibi, davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesinde de açılabilir (T.M.K. madde 168). Bu yerlerden birini tercih davayı açana aittir. Davalı, süresinde yetki itirazında bulunmuş; Bor Mahkemesini yetkili göstermiştir. Davacı ise “davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yerin Şişli olduğunu, nitekim bu davaya mesnet yapılan reddedilen boşanma davasının da Şişli’de görüldüğünü, sözü edilen davadan sonra hiçbir zaman bir araya gelmediklerini” ileri sürerek yetki itirazına karşı çıkmıştır. Bu iddia ve savunma karşısında taraflar arasında yetkiye dair ön sorunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Öyleyse, taraflardan ön soruna dair delilleri sorulup, göstermeleri halinde toplanması ve hasıl olacak sonucuna göre ön sorunun çözümü gerekirken, taraflara bu hususa dair delil bildirme hakkı tanınmadan, eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru bulunmamıştır (Y2HD-K:2014/4023).

Boşanma Hukuku- Yıldız Hukuk ve Danışmanlık

Boşanma Davasında Avukat Tutmak Zorunlu Mudur?

Tüm davalarda olduğu gibi boşanma davalarında da avukat tutmak zorunlu değildir. Ancak, yargılamada etkin bir savunmanın gerçekleştirilmesi, taleplerin doğru şekilde iletilmesi, sürelerin kaçırılmaması, delillerin bildirilmesi vb. sebeplerle uzman boşanma avukatı ile davayı yürütmek tarafların yararına olacaktır. Zira, boşanma davasındaki tüm ayrıntıları en iyi boşanma avukatı bilmektedir. Boşanma davalarında dilekçeler aşamasının tamamlanmasının ardından iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı devreye girer ve artık iddialar genişletilemez, yeni delil sunulamaz. Bu süreci ise en iyi boşanma avukatı bilmektedir.

Boşanma Avukatı Ücreti Ne Kadardır?

Avukatların boşanma davası için alınması gereken minimum tutar avukatın bağlı bulunduğu barolar tarafından belirlenmektedir. İstanbul ili için 2025 yılına ilişkin tavsiye niteliğindeki avukatlık tarifesi anlaşmalı boşanma davası için en düşük tutar 75.000 TL olup, çekişmeli boşanma davasında en düşük tutar 110.000 TL olarak belirtilmiştir. Bu ücretler tavsiye niteliğinde olup üst limiti bulunmamaktadır. Bu nedenle boşanma davalarında avukatlık ücreti ile ilgili net bir bilgi vermek mümkün değildir.

Boşanma Davasında Tarafların Duruşmaya Katılması Zorunlu Mudur?

Tarafların duruşmaya katılmasının zorunlu olup olmadığı boşanma davasının anlaşmalı veya çekişmeli olmasına göre değişecektir. Anlaşmalı boşanma davasında hakimin tarafları bizzat dinleyeceği kanunda düzenlenmiştir. Bu nedenle anlaşmalı boşanma davasına tarafların bizzat katılması zorunludur. Hakim, tarafların anlaşma protokolünü kabul edip etmediklerini ve iradelerini serbestçe sunup sunmadıklarını bizzat taraflardan dinleyecektir. Taraflar, bir boşanma avukatı ile temsil edilseler dahi duruşmaya katılmaları zorunludur. Ancak çekişmeli boşanma davasında ise, taraflar bir boşanma avukatı ile temsil ediliyorsa duruşmaya katılmaları zorunlu değildir. Ancak, tarafların boşanma avukatı ile temsil edilmediği durumda, davacı duruşmaya mazeretsiz olarak katılmazsa dosya işlemden kaldırılır. Bu halde, davacının 3 ay içinde mahkemeye başvurarak dosyanın yeniden işleme konulmasını talep etmesi gerekir. Ancak, davalı duruşmaya mazeretsiz olarak katılmamış ise, yargılama olması gerektiği gibi devam eder.

Davacı veya Davalı Duruşmaya Katılmazsa Ne Olur?

Taraflar boşanma avukatı ile temsil ediliyor ise, duruşmalara katılma zorunlulukları bulunmamaktadır. Zira, tarafların boşanma avukatları müvekkillerini temsilen duruşmaya katılım sağlayacaktır. Ancak taraflar boşanma avukatı ile temsil edilmiyor ise duruşmaya katılmamanın sonuçları davacı ve davalı açısından farklı olacaktır. Davacının duruşmaya mazeretsiz olarak katılmadığı durumda, eğer davacı boşanma avukatı ile temsil edilmiyor ise, dosya işlemden kaldırılır. Bu halde, davacının 3 ay içinde mahkemeye dilekçe vermek suretiyle başvurarak dosyanın yeniden işleme konulmasını talep etmesi gerekir. Davacı 1 ay içerisinde mahkemeye başvurur ise harç ödemeksizin, 3 ay içerisinde başvurur ise de harç ödeyerek davasını yenileyebilir. Davacı, 3 ay içerisinde dosyanın yenilenmesini talep etmez ise davanın açılmamış sayılmasına karar verilir. Ancak, davalı duruşmaya mazeretsiz olarak katılmamış ise, yargılama olması gerektiği gibi devam eder.

Boşandıktan Sonra Tekrar Evlenebilir Miyim? İddet Müddeti Nedir?

Boşandıktan sonra tekrar evlenebilmenin şartı tarafların kadın veya erkek olmasına göre değişmektedir. Davanın tarafı kadın ise, mahkeme tarafından boşanma kararının verilmesi ve kesinleşmesinden itibaren 300 günlük süre dolmadan yeniden evlenemeyecektir. Bu 300 günlük bekleme süresine iddet müddeti denmektedir. Bu düzenlemenin amacı, nesebin karışmasının önlenmesidir. Eğer kadın, iddet müddeti olan 300 günlük süre içinde doğum yaparsa, 300 günlük bekleme süresi sona erecektir. Çünkü bu durumda kanunen doğan çocuğun babası koca sayılmaktadır. İddet müddetinin kaldırılmasının başka yolu ise kadının bekleme süresinin kaldırılması davası açmasıdır. Kadın dava açarken hamile olmadığını kanıtlayan resmi sağlık raporu sunmalıdır. Bu halde mahkeme tarafından iddet müddeti kaldırılacaktır. İddet müddeti kaldırıldığında, kadın boşandıktan sonra 300 gün içerisinde başka birisiyle evlilik gerçekleştirebilecektir.

Boşanma Davası Ne Kadar Sürer?

Boşanma, yasal olarak evlilik ilişkisinin sona erdirilmesidir. Açılacak olan dava eşler arasındaki evlilik durumunu sonlandırırken bu sonlandırma sonucunda evlilik mallarının akıbetini ve çocukların durumunu da belirler.

Boşanma Davası Süreci Neye Göre Değişir?

Boşanma davasında süreci etkileyen en önemli faktör tarafların tutum ve davranışlarıdır. Medeni bir şekilde boşanma kararının alındığı durumlarda sürecin pürüzsüz bir şekilde ilerlediği ve sonuçlandırıldığı görülecektir. Boşanma davasında eşlerin çocuğunun olup olmaması da süreci büyük ölçüde etkiler çünkü boşanma davasında hakimin gözetmesi gereken bir başka parametre olan ‘’çocuğun üstün yararı’’ bu durumda dikkate alınacaktır.
Evlilik birliği içerisinde elde edilmiş olan malların da nasıl paylaşılacağı hususu büyük bir sorun olabilmektedir.
Mahkemelerin iş yükü, yetersiz kaynaklarla açılmış davalar ya da hukuk sisteminde sık değişen mevzuat ve yargı görüşleri mahkemenin boşanma kararını vermesinde süreci etkileyici bir diğer unsurdur.

Anlaşmalı Boşanma Davası Ne Kadar Sürer?

Anlaşmalı boşanma davaları genellikle tek celsede sonuçlanan davalardır. Hatta şu kadar ki uygulamada anlaşmalı boşanma davasına tek celsede boşanma davası adı da verildiği görülmektedir. Burada taraflar bir anlaşmalı boşanma protokolü hazırlar ve bu protokol, tarafların nafaka, mal rejimi, velayet gibi genellikle boşanma davalarında çekişme yaratacak hususlarda anlaştıklarını gösterir. Hal böyle olunca, hâkim protokolü inceler, gerektiği yerde düzenlemelerde bulunabilir. Fakat herhangi bir sorun yoksa protokol geçerli kabul edilir ve her iki taraf da boşanma hususunda mutabıksa boşanma kararı verilebilir. Ortalama 1-3 ay gibi kısa sürelerde sonuçlanan anlaşmalı boşanma davaları, elbette ki mahkemelerin iş yüküyle doğrudan ilgilidir.

Çekişmeli Boşanma Davası Kaç Yıl Sürer?

Çekişmeli boşanma davası ise anlaşmalı boşanma davalarından farklı olarak tarafların birtakım hususlarda anlaşamaması sonucunda açılır. Eşler, boşanma davasında nafaka, velayet, ortak konut, mal paylaşımı gibi hususların hiçbirinde anlaşamamış yahut sadece birinde anlaşamamış olsalar bile dava çekişmeli hale gelir. Bu durumda çekişmeli hale gelen boşanma davası, tahkikat aşaması ve duruşma aşamalarının uzamasına yol açabilir. Doğal olarak mahkemelerin iş yüküyle de ilişkili olan çekişmeli boşanma davasının süresi ortalama olarak 2-4 yıl civarıdır. Fakat daha uzun süren davaların da var olduğu bilinmektedir.

Boşanma Davasının Uzun Sürmesinin Nedenleri Nelerdir?

Boşanma davalarının uzun sürmesindeki en büyük neden hukuk sisteminin aile birliğine verdiği önemdir. Ailenin dağılması durumunda tarafların ve varsa çocukların menfaati göz önünde bulundurulur. Boşanma davalarının Aile Mahkemesi gibi bu konuda ihtisaslaşmış bir mahkemede karara bağlanıyor olması da bunun en belirgin kanıtıdır. Aynı zamanda mahkemelerin iş yükü, yetersiz personel ve kaynak, teknolojik gelişmelerin yakalanamaması, hukuki literatürün değişkenliği ve karmaşıklığı boşanma davalarının uzun sürmesinde önemli rol oynar.
Çocukların varlığı halinde velayet ve nafaka değerlendirmesinde çocuğun yaşı, ihtiyaçları, yaşadığı sosyokültürel çevre hâkim vereceği kararda etkileyici olacaktır. Zira burada çocuğun üstün yararı daima korunmak zorundadır.

Boşanma davalarının uzun sürmesinin nedenlerinden biri de tarafların uzlaşmaya hiçbir şekilde yanaşmaması, tanık ve delil sayısının fazla olması gibi sebepler dava süresini etkileyen unsurlardan bir başkasıdır.

Boşanma Hukuku- Yıldız Hukuk ve Danışmanlık

Mahkeme Yoğunluğu Boşanma Süresini Etkiler Mi?

Mahkemenin iş yükündeki yoğunluk boşanma davasının sonuçlandırılmasında süreyi oldukça etkileyen bir durumdur. İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyükşehirlerde tarafların boşanmak için dilekçe vermesinden sonraki süreç mahkemelerde halihazırda var olan davaların arkasında yer alacaktır. Bu durum bazı davaların yıllarca sürmesine neden olacaktır.

Daha küçük şehirlerde çoğu zaman Aile Mahkemesi olmamasından sebep Asliye Hukuk Mahkemesinde boşanma davası açılmaktadır. Buna rağmen mahkemenin iş yükünde fark edilebilir azalma davanın karara bağlanma süresini oldukça kısaltacaktır. Asliye Hukuk Mahkemeleri, Aile Mahkemesinin yokluğunda Aile Mahkemesi sıfatıyla davayı ele alır.

Anlaşmalı Boşanma Davası Ne Zaman Kesinleşir?

Anlaşmalı boşanma davasında taraflar iradelerine uygun olarak düzenleyip imzaladıkları bir protokolü mahkemeye sunarlar. Mahkemede bu duruma ilişkin tensip zaptı düzenlenir ve duruşma günü verilir. Duruşma gününde mahkeme salonunda hazır bulunan taraflar ve/veya vekilleri dinlenir. Bu davada kanun gereği tarafların bizzat bulunması zorunludur.

Türk Medeni Kanunu’nun 166. Maddesinin 3. Fıkrasına göre ‘’ (…) Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. (…)’’Hakim gerekli gördüğü durumlarda tarafların üzerine anlaştığı metin üzerinde değişiklik yapabilir. Taraflar bu değişikliği kabul ederse boşanma kararı verilir. Verilmiş olan gerekçeli karar taraflara tebliğ edildikten sonra taraflardan her biri 2 haftalık istinaf süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine başvuruda bulunabilir. Aksi halde verilen karar kesinleşecektir.

Çekişmeli Boşanma Davası İstinaf Ve Temyiz Süreci Ne Kadar Sürer?

İstinaf ve temyiz kanun yolları olmakla birlikte her zaman başvuru yolu açık olmayabilir. Eğer başvuru yolu açık olan bir ilk derece mahkemesi kararı varsa bu karar için istinaf başvurusunda bulunulabilir. İstinafa başvuru süresi 2 haftadır ve kesin süredir. İstinafta verilmiş olan karar hem maddi vakıalar yönünden hem de hukuka uygunluk yönünden incelenir, gerekli görülmesi halinde ilk derece mahkemesinin yapmış olduğu işlemlerin tekrarlanmasını talep edebilir.

Temyiz incelemesinde asıl amaç hukuka uygunluk durumunun belirlenmesidir. İstinaf ve temyiz yollarına başvurulduğu da düşünüldüğünde dava açılış tarihinden itibaren 5 yıla varan süreler öngörülebilir.

Geçici Tedbir Kararları Boşanma Sürecini Uzatır Mı?

Taraflardan her biri hakkında verilmiş olan geçici tedbir kararına uymak zorundadır aksi halde bu ihlalin bir yaptırımı olacaktır.
Geçici tedbirler davanın başından itibaren ya da talep edilmesinden itibaren uygulanabilmektedir. Bunlardan bazıları;
-Tedbir nafakası,
-İştirak nafakası,
-Barınmaya ilişkin verilmesi gereken karar,
-Geçici velayet kararı,
-Tedbir kararı gibi…
Bu kararların her birinde amaç tarafların arasında boşanma sırasında çıkabilecek olumsuzlukların engellenmesidir. Elbette verilecek bu geçici koruma tedbirlerinin verilmesi ve uygulanmasının denetlenmesi boşanma sürecini uzatacaktır.

Boşanma Davasında Tebligat Ve Cevap Süreleri Ne Kadardır?

Boşanma davasında yazılı yargılama usulü uygulanmaktadır. Yazılı yargılama usulünde davanın açılması dava dilekçesi ile başlar. Dava dilekçesi mahkemeye teslim edildikten sonra usulüne uygun bir şekilde bu dilekçe karşı tarafa tebliğ edilir. Dava dilekçesinin tebliğinden itibaren iki hafta içinde karşı taraf cevap dilekçesi verebilir ve kendi nedenlerini sunabilir. Daha sonrasında dava dilekçesini veren tarafa iki haftalık cevaba cevap dilekçesi verme hakkı tanınır. Cevaba cevap dilekçesinin tebliğinden itibaren iki haftalık süreç içerisinde 2. Cevap dilekçesi de verilir ve dilekçeler aşaması tamamlanır.

Dilekçeler taraflara 2 hafta ile 1 ay içinde tebliğ edilir ancak taraflardan biri yurt dışında ise bu süre 3 aya kadar çıkabilmektedir.

Tanık Dinlenmesi Boşanma Süresini Uzatır Mı?

Mahkemede değerlendirme konusu olacak her unsur boşanma davasının sonuçlanması için gereken süreyi uzatacaktır. Tanık bir davanın en önemli delillerinden biridir. Dava uzayacak diye düşünerek tanık delilinden vazgeçmek uygun değildir ancak mahkemede beyanları dikkate alınabilecek nitelikte olan tanıkların dinletilmesi her iki taraf için de söz konusu davanın süresini azaltacaktır.

Boşanma Davasından Sonra Kararın Tebliği Ne Kadar Sürer?

Boşanma davasından sonra mahkemenin gerekçeli kararının taraflara tebliğ edilebilmesi için bu tebliğ talep edilmelidir. Tebligat 2 hafta ile 1 ay içerisinde gerçekleştirilebilir. Yurt dışında yaşayan bir kişiye tebligat yapılacak ise bu süre 3 aya kadar uzamaktadır. Kanun yoluna başvuru süreleri de gerekçeli kararın tebliğinden itibaren başlayacaktır.

Boşanma Kararı Ne Zaman Kesinleşir?

Boşanma kararı gerekçeli karar verildikten sonra taraflar kanun yoluna başvurmaz ya da istinaftan feragat dilekçesi verirlerse verilmiş olan karar 2 haftalık yasal süre içerisinde kesinleşir. Kanun yoluna başvurulması halinde tüm kanun yolları tüketilene ve kesin karar verilene kadar dava kesinleşmeyecektir.

Boşanma Sonrası Nüfus Kaydı Ne Zaman Değişir?

Kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde kanun yoluna başvurulmaması halinde kesinleşen mahkeme kararı genellikle bir hafta içerisinde nüfusa bildirilir. Bu tarihten sonra nüfusta istediğiniz değişikliği gerçekleştirebilirsiniz. Zira boşanma davasının sonuçları kararın kesinleşmesinden itibaren vücut bulacaktır.

Boşanma Hukuku- Yıldız Hukuk ve Danışmanlık

Eşlerin Uzlaşması Davayı Hızlandırır Mı?

Eşlerin uzlaşması her zaman davayı hızlandıran bir etki barındırır. Çekişmeli boşanma davaları yıllarca sürerken anlaşmalı olarak boşanan eşler aylar içerisinde tüm aşamaları tamamlayarak evlilik bağını sona erdirebilirler. Eşlerin anlaşması hem maddi hem de manevi açıdan önemli bir faktördür. Hakimin de tarafların anlaşmasına büyük oranda uyacağı hatta çoğu zaman tamamen bunu esas alacağı dikkate alındığında eşlerin anlaşması söz konusu davayı hızlandıracaktır.

Velayet Ve Mal Paylaşımı Davayı Ne Kadar Uzatır?

Velayet aşamasında göz önüne alınan husus reşit olmayan çocuğun üstün yararıdır. Bu nedenle mahkeme birçok unsuru detaylı olarak analiz eder ve buna uygun karar vermek için çabalar.

Mal paylaşımı davası boşanma kararı alındıktan sonra eşler arasında çekişmeye neden olan malların paylaşımı ile ilgilidir. Bu aşamada eşlerin mallar üzerinde anlaşması çok önemlidir. Eğer anlaşma sağlanamaz ise bu dava en az 1.5-2 sene sürecektir. Enflasyon ve değişen Türkiye ekonomisi göz önünde bulundurulduğunda bu durum oldukça büyük sorunlara neden olabilecektir.

Boşanma Sürecini Hızlandırmak İçin Ne Yapılmalı?

Boşanma sürecini hızlandırmak için tarafların yapabilecekleri tek ve en önemli şey, anlaşmaktır. Anlaşmış olan taraflar mahkemeye ek iş yükü yüklemeden çok kolay bir şekilde boşanma işlemini gerçekleştirebilir.

Eğer taraflar anlaşamıyor ve dava çekişmeli olarak görülüyorsa; davanın hazırlığı eksiksiz yapılmalı, müzakerelerde bulunulmalı, tanık ve diğer delilleri önceden hazırlanmalı ve mahkemeye düzgün bir şekilde sunulmalı, tarafların anlaşmaya sıcak yaklaşması gibi hususlar davayı hızlandıracaktır.

Boşanma Davasında Avukat Tutmak Süreci Hızlandırır Mı?

Boşanma davası da diğer davalarda olduğu gibi birçok hukuki prosedürü içerisinde barındırır. Bu nedenle aile hukuku üzerine çalışmalarda bulunan bir avukatla çalışmak oldukça önemlidir. Anlaşmalı boşanma protokolünün bir avukat tarafından hazırlanması tarafların hak kaybı yaşamasını önleyecektir. Aynı zamanda eğer çekişmeli boşanma gerçekleştiriliyorsa bu durumda dilekçelerin ve delillerin sunulması, duruşmanın düzenli takibinin yapılması Boşanma avukatınız tarafından gerçekleştirilecektir.

Boşanma Davası Geri Çekme Ve Vazgeçme Süresi Ne Kadardır?

Davadan feragat edilebilmesi tek taraflı bir işlemdir. Bunun gerçekleştirilebilmesi için karşı tarafın onayı aranmaz ancak vazgeçme aşamasında karşı tarafın muvafakati aranır. Davadan vazgeçmeye onay veren taraf yine aynı dava ile karşı karşıya kalabilir.

Boşanma davasından feragat eden taraf elbette tekrar boşanma davası açabilecektir ancak bir önceki boşanma davasında öne sürmüş olduğu iddia ve savunmalara yeni davada dayanamaz. Feragat etme affetme olarak dikkate alınır. Bunu açıklayan bir yargıtay kararında

‘’ (…) Davalı-davacı kadın 20.09.2006 tarihli oturumda birleşen davasından feragat etmiş ve bu tarihe kadar kocadan kaynaklanan boşanmayı gerektirir kusurları affetmiştir. (…)’’

Feragat eden taraf yeni iddia ve savunmalarla boşanma davası açabilecektir.

Boşanma Davasında Taraflardan Biri Duruşmaya Katılmazsa Ne Olur?

Davalı taraf duruşmaya katılmasa bile dava görülmeye devam eder ancak davacının duruşmalara katılmaması ya da vekili aracılığı ile de temsil edilmemesi durumunda dosya işlemden kaldırılacaktır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunun 150. Maddesinde açıklanmıştır. Bu maddeye göre usulüne uygun bir biçimde duruşmaya davet edilen taraflar duruşmaya katılım göstermezler veyahut gelmelerine rağmen davayı takip etmeyeceklerini bildirirlerse dosya işlemden kaldırılır.
Eğer işlemden kaldırılan dosya için yenileme talebi 1 aylık süre geçmeden önce verilirse bu durumda yeniden harç ödenmesine gerek kalmaz.

Eşlerden Biri Boşanmak İstemezse Süreç Nasıl İlerler?

Eşlerden biri boşanmak istemese bile mahkeme sunulan beyan ve delilleri inceler, karar verir. Bu durumda çoğu zaman karşı tarafı mağdur etmek için davalı eş boşanmak istemediğini ısrarla belirtebiliyor ancak bu bir kaçış yolu değildir. Mahkeme elindeki delilleri serbestçe değerlendirerek karar verir.

Evlilik Süresi Boşanma Sürecini Etkiler Mi?

Evlilik süresi boşanma sürecini etkilemez ancak kanundan kaynaklanan anlaşmalı boşanma kararının alınabilmesi için en az bir yıl evliliğin sürmesi gerektiği hükmü unutulmamalıdır. Taraflar bir yıldan az evli kalmaları halinde çekişmeli olarak boşanabilirler ancak anlaşmalı boşanma yoluna gidemezler.

Boşanma Davası Kesinleştikten Sonra Karar Ne Zaman Uygulanır?

Kesinleşen kararlar derhal uygulanır. Geçmesi gereken herhangi bir süre yoktur. Kişiler gerekçeli kesin kararın kendilerine tebliğinden itibaren boşanma sonunda yapmak istedikleri işlemleri gerçekleştirebilirler.

Boşanma Sonrası Çocuğun Soyadı Değiştirilebilir Mi?

Boşanma sonucunda babanın soy adını almış olan çocuğun soy adı annesi ile değiştirilebilir. Bunda herhangi bir engel yoktur. Bu değişikliğin ayrıca dava açılarak karara bağlanması gerekmektedir. 2011 tarihli Anayasa Mahkemesi kararında da ‘’Boşanma hallerinde çocuk anasına tevdi edilmiş olsa bile babasının seçtiği ve seçeceği soyadını alır.” Hükmü iptal konusu olmuştur. 2018 senesine kadar çocuğun anasının soy adını almasına olumlu yaklaşmayan Yargıtay bu tarihten sonra daha uygulanabilir bir yol tercih etmiştir. Bir çocuğun soyadının değiştirilmesinde üstün bir yarar bulunduğu durumda velayet hakkına sahip olan ananın çocuğun soyadını kendi soyadı ile değiştirebileceğine hükmetmiştir.

Boşanma Davası Sonuçlandıktan Sonra Yeniden Evlenmek İçin Ne Kadar Beklenir?

Yeniden evlenmek isteyen taraflardan erkek olan için herhangi bir süre kısıtlaması yoktur ancak kadın için iddet müddeti denilen bir süre öngörülmüştür. Bu süre 300 gündür ve amacı nesebin karışmasını engellemektir. Eğer eski eşinden başka birisi ile evlenmek isterse bir kadın bu 300 günlük süreyi beklemelidir ya da hamile olmadığını kanıtlayarak bu süreyi ortadan kaldırmalıdır. Gelişen tıp sisteminde artık bu sürenin çok da bir anlamı kalmamıştır. Kişi hamile olmadığını saatler içerisinde anlayabilmektedir.

Boşanma Davası Açıldıktan Sonra Geri Çekilebilir Mi?

Açılmış olan bir davanın geri çekilebilmesi için karşı tarafın muvafakati gerekmektedir. Feragat tek taraflı bir işlemdir ancak burada tek başına alınmış bir karar mahkemeyi ya da karşı tarafı bağlamaz. Davasını geri çeken taraf aynı iddia ve beyanlarla yeni bir dava açabilir bunda herhangi bir engel yoktur.

Anlaşmalı Boşanmada Protokol Sonradan Değiştirilebilir Mi?

Kural, anlaşmalı boşanma protokolünün değiştirilmemesidir ancak hakim gerekli gördüğü hususların değiştirilmesi için müdahale edebilir. Aynı zamanda duruşma gününe kadar olan zaman diliminde değişen şartlara uygun olarak uyarlama talebini taraflardan her biri iletebilir.

Boşanma Davasında Gizlilik Kararı Alınabilir Mi?

Hakimin takdirine bağlı olarak gerekli görülmesi halinde gizlilik kararı alınabilmektedir ancak bu çok nadir gerçekleşir. Özel hayatın ihlalini yansıtan ya da çocuğun üstün yararının gözetilmesi gereken hallerde gizlilik kararı alınabilir. Ancak hakim her zaman bu talebi olumlu olarak karşılamaz çünkü kural Türk Hukukunda aleni yargılamadır.

Boşanma Hukuku- Yıldız Hukuk ve Danışmanlık

Boşandıktan Sonra Nafaka Ne Zaman Başlar?

Boşanma kararı kesinleştikten sonra mahkeme tarafından bir yardım nafakası veya iştirak nafakası hükmedilmiş ise bu nafakalar mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren başlar.

Çekişmeli Boşanma Davasında Nafaka Ne Zaman Başlar?

İştirak nafakası çocuklar reşit olana kadar, eğitimleri devam ediyorsa eğitimleri sonlanana kadar veya kız çocuğu ise evlenene kadar devam eder. Bu nafakalar boşanma davası kesinleştikten sonra başlar.

Geçmişte olduğu kadar bugün de özellikle boşanma hukukunda, nafaka, vekkalet ve anlaşmalı boşanma aşamaları ve diğer davalarınızın yakından takipçisi olmak adına buradayız. Yıldız Hukuk ve Danışmanlık olarak bizden oluşturacağınız randevu talepleriniz için (312) 229 33 06 numaralı telefonu arayarak en kısa sürede randevu tarih ve saati oluşturabilir dilerseniz sitemiz üzerinden elde edeceğiniz adres bilgisi ile büromuza gelebilir ve ön görüşme sağlayabilirsiniz.

Anasayfa - Yıldız Hukuk
AV. OSMAN YILDIZ

Haklarınızı doğru şekilde öğrenmek, süreci bilinçli yürütmek ve olası riskleri en aza indirmek adına profesyonel hukuki destek almak her zaman en sağlıklı yaklaşımdır. Genel hukuk alanında danışmanlık ve detaylı bilgi için Avukat Osman Yıldız ile iletişime geçebilir, somut durumunuza uygun değerlendirme ve yönlendirme talep edebilirsiniz. Doğru zamanda alınan doğru hukuki destek, sürecin en güçlü güvencesidir.

Don`t copy text!