İŞ HUKUKU VE İŞÇİ DAVALARI

İş Hukuku- Yıldız Hukuk ve Danışmanlık Bürosu

İŞ HUKUKUNUN KAPSAMI NEDİR? İŞ HUKUKUNDA GÖRÜLEN DAVALAR NELERDİR?

İş hukuku davaları, işçi ve işveren arasındaki iş ilişkilerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümü için açılan davalardır. İş hukuku davaları genellikle işçi hakları, işçi alacakları, işten çıkarma, iş güvencesi, iş sözleşmesinin feshi, işyerinde mobbing gibi konuları kapsar.

İş hukuku davaları genellikle İş Mahkemeleri’nde görülür. İşçi ve işveren arasındaki anlaşmazlıkların çözümü için bu mahkemelerde dava açılabilir. İş hukuku davaları, iş kanunları, iş sözleşmeleri, işyeri yönetmeliği gibi mevzuatlara dayanarak yürütülür.

İş hukuku davalarında işçiler genellikle işveren aleyhine dava açarlar ve haklarını ararlar. İş hukuku davalarında işçilerin işverenleriyle olan ilişkilerini kanıtlayabilmeleri ve haklarını ispatlayabilmeleri önemlidir. İş hukuku davalarında iş mahkemeleri, taraflar arasındaki uyuşmazlıkları adil bir şekilde çözmek ve tarafların haklarını korumak amacıyla kararlar verirler.

Hava İş Hukuku Nedir ve Çalışma Alanları Nelerden Oluşur?

Havayolu çalışanları, İş Kanunu kapsamı dışında bırakılmış olup, yasal mevzuattaki bu boşluk uygulamada havayolu çalışanları için sınırlı koruma sağlamaktadır. Bu durumda, Borçlar Kanunu’nda tanımlanan hizmet sözleşmesi hükümleri ve akdedilen hizmet sözleşmesinde tarafların belirlediği hükümler çerçevesinde çalışanların hakları korunmaktadır. Hava iş hukuku, ekseriyetle özel düzenlemelere tâbi olmadığından, işbu alan mülâhaza ile Borçlar Kanunu’na dayanılarak çözülmektedir. Bu da, İş Kanunu kapsamındaki hakların, hava çalışanları için otomatik olarak doğmadığı mânasına gelir. Dolayısıyla havacılık çalışanları ile işveren arasındaki sözleşmelerin tafsilâtla incelenmesi gerekmektedir. Sözleşmelerde yer alan hükümler, işçinin fazla çalışma ücretinden yıllık izin sürelerine kadar pek çok konuyu düzenler. Bilâkis, işçi aleyhine düzenlenen ve emredici hükümlere aykırı düşen hükümler geçersiz kabul edilmektedir. Bölge Adliye Mahkemeleri kararlarında, çoğu kez sözleşmenin lafzı değil, tarafların gerçek iradesi esas alınmakta; bu da sözleşme hukukunun dinamik yapısını göstermektedir. Bu tür uyuşmazlıklarda, istifade edilecek bir diğer hukukî kaynak ise Yargıtay’ın hizmet sözleşmelerine ilişkin içtihatlarıdır. Zira, havacılık sektöründe özel mevzuat eksikliği, yargı içtihatlarının yorum yoluyla telafi edilmesine neden olmaktadır. Avukat desteği ile bu içtihatların doğru uygulanması, telâkki edilen hakkın kazanılmasında elzemdir.

Sağlık İş Hukuku Nedir ve Çalışma Alanları Hangi Tür Davalardan Oluşur?

Sağlık sektörü çalışanları, hastanelerden sağlık merkezlerine dek birçok farklı kurumda hizmet vermektedir. Bunların bazıları resmi kurumlar olup bazıları özel kurumlardır. Sağlık sektörü çalışanları, ana hatlarıyla İş Kanunu’na tabii olmakla birlikte birçok spesfik kanun, tüzük, yönetmelikler ile bağlıdır. Sağlık sektörünü diğer sektörlerden ayıran en önemli husus, İş Kanunu’nda işverene tanınan bazı hakların kullanılması, sağlık sektöründe sınırlandırılmış olmasıdır. Sağlık sektörü çalışanları açısından en mühim hususlardan biri, mesai saatlerinin olağan dışı esneklik göstermesi ve nöbet uygulamalarının mevcudiyetidir. Bu nedenle, fazla mesai, hafta tatili ve gece çalışması gibi alacaklar bakımından özel yorumlar yapılmaktadır. Netice olarak, mahkemeler uygulamayı tetkik ederken mesleğin doğasını da dikkate alır. Ayrıca, sağlık alanında görev yapan personelin görev tanımlarının sınırlarının belirsiz olması, iş tanımı dışında yapılan işler için ayrıca ücret talep edilip edilemeyeceği konusunda hukukî sorunlara sebebiyet vermektedir. Bu gibi ihtilaflar, işveren ile işçi arasında açık sözleşmesel hükümlerle sınırlandırılmalıdır. Yine, sağlık sektöründe kamu kurumları ile özel hastaneler arasındaki uygulama farkları, personelin işçilik haklarını doğrudan etkilemektedir. İşverenin kamu kurumu olması hâlinde farklı usuller, özel hukuk tüzel kişisi olması hâlinde ise özel hukuk hükümleri geçerli olacaktır. Bu bağlamda, çalışanların sektörel farklılıkları göz önüne alarak hukuki haklarını doğru şekilde talep edebilmesi, iş hukuku alanında uzman bir avukatın desteğiyle mümkündür.

İş Hukuku- Yıldız Hukuk ve Danışmanlık Bürosu

Banka İş Hukuku Nedir ve Çalışma Alanları Hangi Tür Davalardan Oluşur?

Bankacılık sektörü çalışanları, kural olarak 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi personeldir. Ancak, bankacılık sektöründeki sendikal teşkilatmanın mevcudiyeti göz önüne alındığında, doğabilecek ihtilaflarda personelin çalıştığı banka ile akdedilmiş bir Toplu İş Sözleşmesi’nin bulunup bulunmadığı muhakkak göz önüne alınmalıdır. Çünkü Toplu İş Sözleşmeleri ile işçiyle getirilen ek sosyal güvenceler bulunmaktadır. Toplu İş Sözleşmeleri, ekseriyetle işçilerin lehine hükümler içermekle birlikte, işverenin yönetim hakkını da sınırlandırmaktadır. Bu itibarla, söz konusu sözleşmelerin tafsilâtla değerlendirilmesi, işçi ve işveren açısından mühimdir. Banka çalışanları açısından uygulamada sıklıkla karşılaşılan konular; prim ödemeleri, hedef baskısı altında çalıştırılma ve performans esaslı işten çıkarmalardır. Yargıtay, bu alandaki içtihatlarında genellikle işverenin hedef tutturamama gibi subjektif gerekçelerle yaptığı fesihleri geçerli kabul etmemektedir. Bu tür durumlarda, işe iade davaları neticesinde ilâm gereği işçinin işe başlatılmaması hâlinde, tazminata hükmedilmektedir. Ayrıca, banka çalışanlarının görev tanımları çok katmanlıdır. Hâl böyle iken, görev dışı yetkilendirme veya rıza dışında yapılan görev değişiklikleri işçinin haklı nedenle fesih yapmasına imkân verir. İşbu durumda, kıdem tazminatı talebi hukukî dayanaktan mahrum değildir.

Basın İş Hukuku Nedir ve Çalışma Alanları Hangi Tür Davalardan Oluşur?

Basın İş Hukuku, özel kanunu olan ve bu kanun temelinde düzenlenmiş bir alandır. Basın İş Kanunu olarak da kısaltılan, 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun, ülkemizde yayınlanan gazete ve süreli yayınlarla, haber ve fotoğraf ajanslarında her türlü fikir ve sanat işlerinde çalışanları kapsamaktadır. Kanun 1952 tarihli olduğundan belirtilmemekle birlikte, bu alana Radyo ve Televizyon çalışanları da girmektedir. Basın mensuplarının haklarının tanınması ve korunması bakımından Basın İş Kanunu, müstesna bir konum arz eder. Bu meyanda, işten çıkarma süreçleri, kıdem tazminatı hesaplamaları ve izin hakları farklı hükümlere tâbidir. Kanunun 1952 tarihli oluşu bazı hükümlerinin güncelliğini kaybetmesine neden olsa da içtihatlar ve mukabil uygulamalar bu eksikliği kısmen telafi etmektedir. Gazetecilik mesleği gereği olağanüstü mesai saatleri, haber takibi sırasında maruz kalınan riskler ve basın özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilen ifade özgürlüğü, bu alandaki iş uyuşmazlıklarını özel bir konuma yerleştirmektedir. Bilhâssa basın çalışanlarının sözleşmelerinde yer alan “etik kurallara aykırılık” gibi muğlak ifadeler, hukuken geçerli fesih gerekçesi teşkil etmemektedir. Bu gibi durumlarda, işçinin hangi gerekçeyle iş akdinin sona erdirildiği açıkça ortaya konulmalı; müphemlik hâlinde, Yargıtay kararları ışığında işçi lehine yorum yapılmalıdır. Bu sebeple, ilgili alanın uzmanı bir avukatın desteğiyle sürecin yürütülmesi, telâfisi güç zararların önüne geçebilir.

İş Hukukundan Kaynaklanan Davalar Nelerdir?

  • 4857 sayılı İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle (Kanunun 4.maddesinin a, b, c, d, e, f, g, h, ı bentlerinde istisna edilen işlerde ve iş ilişkilerinde çalışanlar hariç)
  • İşveren veya işveren vekilleri arasında iş sözleşmesinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk davaları.
  • İşverenin eşit davranma borcuna aykırılıktan doğan tazminat davaları (4857 sayılı İş Kanunu M. 5).
  • İşçi veya işverenin birbirleri hakkında açtıkları ihbar tazminatına ilişkin davalar (4857 sayılı İş Kanunu M. 7).
  • İş arama izni ücretine ilişkin davalar (4857 sayılı İş Kanunu M.27).
  • Kıdem tazminatına ilişkin davalar (4857 sayılı İş Kanununun 120. maddesinin yollamasıyla 1475 sayılı İş Kanunu m. 14).
  • Ücrete ilişkin davalar (4857 sayılı İş Kanunu M. 32-39, 62).
  • Fazla mesai alacağına ilişkin davalar (4857 sayılı İş Kanunu M. 41),
  • Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma ücretine ilişkin davalar (4857 sayılı İş Kanunu M. 44)
  • Hafta tatili ücretine ilişkin davalar (4857 sayılı İş Kanunu M.46).                                                                                                                         
  • Yüzdelerin ödenmesine ilişkin davalar (4857 sayılı İş Kanunu M. 52).
  • Yıllık ücretli izin alacağına ilişkin davalar (4857 sayılı İş Kanunu M. 57).
  • İş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin alınmamasına dayalı iş görmekten kaçınmaya ilişkin ücret ve diğer haklara ilişkin davalar (4857 sayılı İş Kanunu M. 83).
  • İşveren tarafından iş sözleşmesinin feshi üzerine feshin geçersizliğinin tespitine ve işçinin işe iadesine ilişkin davalar (4857 sayılı İş Kanunu M. 18,19,20).
  • Feshin geçersizliğine rağmen işe başlatılmayan işçi tarafından açılan iş güvencesi tazminatı ile boşta geçen en çok dört aylık süre ücreti ve aynı süreye ait İş Kanununun 21/3. maddesinde sözü edilen diğer haklara ilişkin davalar.

İş Kanununun Uygulanmasından Doğan Diğer Davalar Nelerdir?

  • 4857 sayılı İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işverenler arasında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunundan doğan davalar.
  • İş sözleşmesine aykırılıktan doğan maddi ve manevi tazminat davaları.
  • İşverenin temerrüdünden kaynaklanan ücret ve tazminatlara ilişkin davalar.
  • Cezai şarta ilişkin davalar.
  • Rekabet yasağına aykırılıktan doğan davalar.
  • Toplu iş sözleşmesi veya bireysel iş sözleşmesinin değişen şartlara uyarlanmasına ilişkin davalar.
  • Borçlar Kanununun uygulanmasından doğan diğer davalar.
  • Sendikalar ve Toplu İş İlişkileri Kanunundan doğan davalar.
  • İş yerinin dahil olduğu iş kolunun belirlenmesine ilişkin davalar.
  • Sendika ve konfederasyonların genel kurul kararlarının iptali istemli davalar.
  • Sendika ve konfederasyonların yönetim kurulu kararlarının iptali istemli davalar.
  • Sendika disiplin kurulu kararlarının iptaline ilişkin davalar.
  • Sendika denetim kurulu kararlarının iptaline ilişkin davalar.
  • Sendika üyeliğinin reddi kararlarının iptaline ilişkin davalar.
  • Sendika üyeliğinden ihraç kararlarının iptaline ilişkin davalar.
  • Sendika yöneticiliğinin güvencesine ilişkin davalar.
  • İş yeri sendika temsilcisinin güvencesine ilişkin davalar.
  • Sendikaya üye olup olmama özgürlüğü güvencesine ve sendikal tazminata ilişkin davalar.
  • Sendika ve konfederasyonların yönetim kurullarının işten el çektirilmesi ve kayyum tayinine ilişkin davalar, Sendika yöneticilerinin ücret, yolluk, tazminat ve yıllık izin alacağına ilişkin davalar.
  • Sendika aidat alacağına ilişkin davalar.
  • Sendikalar Kanununun uygulanmasından doğan diğer davalar.
  • İşletme niteliğinin tespitine ilişkin davalar.
  • Toplu iş sözleşmesinin hükmüne ve art etkisine ilişkin davalar.
  • Toplu iş sözleşmesinde değişiklik yapan protokollerin geçerliliğine ilişkin davalar.
  • İş kolu istatistiklerine ilişkin itiraz davaları.
  • Yetki tespitlerine itiraz davaları.
  • Toplu iş sözleşmesinin hükümsüzlüğünün tespitine ilişkin davalar.
  • Toplu iş sözleşmesinin yorumuna ilişkin davalar.
  • Toplu iş sözleşmesinden doğan alacak, tazminat ve cezai şarta ilişkin davalar.
  • Grev ve lokavta ilişkin davalar.
  • Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun’dan doğan davalar.
  • Deniz İş Kanunundan doğan davalar.
  • Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunundan doğan davalar.

Diğer Özel Kanunlarda Düzenlenen İş Davaları Nelerdir?

  • 4857 sayılı İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işverenler arasında Özel Öğretim Kurumları Kanunundan doğan davalar.
  • 4857 sayılı İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işverenler arasında iş sözleşmesi kapsamında Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’dan doğan davalar.
  • Yüksek Öğretim Kanununun Ek 2.maddesi gereğince kurulan vakıf üniversiteleri öğretim elemanları ile üniversite arasında İş Kanunu ve iş sözleşmesinden doğan davalar.
  • 4857 sayılı İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işverenler arasında 6772 sayılı Kanunda öngörülen ilave tediye alacağından doğan davalar.
  • 4857 sayılı İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işverenler arasında İcra ve İflas Kanunu’un 67.maddesi gereğince açılan itirazın iptali davaları, m.72 gereğince menfi tespit davaları ve istirdat davaları ile iş sözleşmesinin yapılması veya devamı sırasında işçiden alınan senedin iptali davaları.
  • Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un 21.maddesinde öngörülen iş kaybı tazminatı ile ilgili işçi tarafından Türkiye İş Kurumu aleyhine veya bu kurum tarafından işçi aleyhine açılan davalar ile işçi tarafından işveren aleyhine açılan davalar.
  • 4853 ve 5568 sayılı Kanunlar uyarınca işçi tarafından tasarrufu teşvik ve nema alacağı ile ilgili işveren ve hazine aleyhine açılan davalar,
    İş mahkemelerinde görülür.

İş Hukuku- Yıldız Hukuk ve Danışmanlık Bürosu

İş Davalarında Genel Olarak Toplanması Gereken Deliller Hangileridir?

– İşçinin SGK sicil kaydı.
– İş yeri ile ilgili SGK sicil dosyası.
– İşçinin şahsi sicil (personel) dosyası (işe giriş bildirgesi, iş sözleşmesi ve çalışanın görev tanımı, bordro, tutanaklar).
– Fesih işlemi ile ilgili belgeler.
– İş yeri dışındaki kayıtlar (bölge çalışma müdürlüğü iş müfettişi tespit ve raporları, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı kayıtları, noter kayıtları).
– Tanık.
– Gerekirse keşif.
– Bilirkişi raporu.
– Emsal ücret araştırması ( ücretin tartışmalı olduğu durumlarda meslek odasından).
– İşe iade sonrası isteklerle ilgili davada işe iade dosyası.
– Sendikalar ve Toplu İş İlişkileri Kanunundan doğan davalarda sendika üyeliklerine ait belgeler, toplu iş sözleşmeleri, bölge çalışma müdürlüklerinin tespitleri, sendikaların tüzükleri, karar defterleri, bilirkişi incelemesi.
– Deniz İş Kanunundan kaynaklanan ihtilaflarda gemi jurnali, vardiya defteri, liman başkanlığı sefer kayıtları, ücret defteri, iaşe defteri, gemi sicili gibi belgelerin, Delil olarak toplanması gerekir.

İş Mahkemesinin Alanı Nedir?

İş mahkemesi, iş hukuku uyuşmazlıklarından kaynaklanan alacak, tazminat, tespit vb. iş davalarına bakmakla görevli hukuk mahkemesidir (7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu). İş mahkemesi, özel mahkeme niteliğinde olan bir ilk derece mahkemesidir.

İş mahkemeleri, genel olarak işçi ile işveren arasında çıkan uyuşmazlıklar ile Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) taraf olduğu uyuşmazlıkları çözmekle görevlidir. Özel hukuk davalarına bakmakla görevli hukuk mahkemeleri genel olarak üçe ayrılır:

  • Asliye Hukuk Mahkemesi,
  • Sulh Hukuk mahkemesi,
  • Özel Mahkemeler (İş Mahkemesi, Tüketici Mahkemesi, Asliye Ticaret Mahkemesi, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, Aile Mahkemesi, Kadastro Mahkemesi vb. ).

Asliye hukuk mahkemesi ve sulh hukuk mahkemesi özel hukuk uyuşmazlıklarına bakmakla görevli temel iki mahkemedir. Genel mahkemelerden olan asliye hukuk mahkemesinin görevi asıl, sulh hukuk mahkemesinin görevi ise istisnadır. Özel bir kanun hükmü ile açıkça sulh hukuk mahkemesinde bakılacağı bildirilmeyen bütün dava ve işler asliye hukuk mahkemesinde görülür. Kanunda belirli bir uyuşmazlık türü için açıkça özel bir mahkemenin görevli olduğu kabul edilmişse, uyuşmazlığı çözmeye görevli mahkeme kanunun belirlediği o özel görevli mahkemedir. İş mahkemesi, özel bir kanun olan “7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu” ile kurulduğundan özel mahkeme statüsüyle görev yapmaktadır. Belirli kişiler arasında çıkan uyuşmazlıklara veya belli çeşit uyuşmazlıklara bakmak için kurulmuş olan mahkemelere “özel görevli mahkemeler” denir. Özel ve genel görevli mahkemeler arasındaki ilişki bir görev ilişkisidir.

İş Mahkemesinin Görevleri Nelerdir?

İş mahkemesinin görevleri şunlardır (7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.5):

İşçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına iş mahkemesi bakmakla görevlidir. İşçiler haricinde gemi adamları ve gazetecilerin iş ilişkisi nedeniyle açtıkları her türlü dava hakkında yargılama yapma görevi de iş mahkemesine aittir.

  • İşçinin kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı gibi tazminat alacaklarına ilişkin davalar iş mahkemesinde görülür.
  • Ücret alacağı, fazla mesai alacağı, yıılık ücretli izin alacağı gibi alacak davalarına da iş mahkemesi bakmakla görevlidir.
  • İş kazasından kaynaklanan maluliyet veya ölüm nedeniyle tazminat davası iş mahkemesinde görülür.
  • İş hukukundan kaynaklanan tespit davaları iş mahkemesinde görülür. Örneğin, yaşlılık aylığına veya emekliliğe hak kazanıldığına ilişkin tespit davaları, hizmet tespiti, maluliyetin tespiti, iş kazasının tespiti gibi davalar iş mahkemesinde görülür.
  • İşe iade davalarına iş mahkemeleri bakmakla görevlidir.
  • Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara, iş mahkemeleri bakmakla görevlidir (İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4. maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariçtir).

Diğer özel kanunlar iş mahkemesini özellikle görevli kılmışsa, iş mahkemeleri bu özel kanunların verdiği görevleri de yerine getirmek zorundadır.

İş Davalarında Dava Şartı Olarak Zorunlu Arabuluculuk Nasıldır?

Arabuluculuk; bir özel hukuk uyuşmazlığının tarafı olan kişilerin, özgür iradeleriyle seçtikleri tarafsız ve uzman bir üçüncü kişinin (arabulucu) hakemliğinde, dava açılmadan önce veya dava açıldıktan sonra başvurdukları bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Bazı uyuşmazlıklar için iş mahkemesine dava açılmadan önce arabulucuya gitme zorunluluğu vardır. Zorunlu arabuluculuk, bu uyuşmazlıklar açısından dava şartıdır. Yani, arabulucuya gitmeden doğrudan iş mahkemesine açılan dava, dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilir (7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3).

İşçi ve işveren arasındaki iş ilişkisinden kaynaklanan aşağıdaki uyuşmazlıklar için iş mahkemesine dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur:

  • Kıdem, ihbar, kötüniyet tazminatları,
    Ücret alacağı (maaş), fazla çalışma ücreti veya yıllık ücretli izin alacakları, genel tatil ücretleri, milli ve dini bayram tatil ücretleri,
    İşe iade davası,
    İşçi ile işverenin birbirine hakaret etmesinden kaynaklanan tazminat davaları.
  • Yukarıdaki davalar dışında kalan tüm iş hukukundan kaynaklanan davalar doğrudan iş mahkemesinde açılabilir. Örneğin, tespit davaları, iş kazasından kaynaklanan tazminat davaları arabuluculuk yoluna gidilmeden doğrudan iş mahkemesine dava açılabilir.

İş Hukuku- Yıldız Hukuk ve Danışmanlık Bürosu
İş Mahkemesinin Yargılama Usulü Nasıldır?

İş mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulanır (7036 sayılı Kanun m.7). Basit yargılama usulünün özellikleri şunlardır:

  • Basit yargılama usulünde mahkemede dava açılması ve davaya cevap verilmesi bir dilekçe ile olur.
  • Cevap süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi veremezler.
  • Taraflar dilekçeleri ile birlikte, tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek; ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorundadır.
  • İddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı dava açılmasıyla; savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar.
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun kanun yollarına ilişkin hükümleri, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanır. Kanun yoluna başvuru süresi, ilamın taraflara tebliğinden itibaren işlemeye başlar. Kanun yoluna başvurulan kararlar, bölge adliye mahkemesi ve Yargıtayca ivedilikle karara bağlanır.

Yetkili İş Mahkemesi Nasıl Belirlenir?

  • İş davalarına bakmakla görevli iş mahkemeleri şu şekilde belirlenir (7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.6):
  • İş mahkemelerinde açılacak davalarda yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesidir. Davalı birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. İş kazasından doğan tazminat davalarında, iş kazasının veya zararın meydana geldiği yer ile zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir
  • İş mahkemelerinin yetkilerine ilişkin olarak diğer kanunlarda yer alan hükümler saklıdır. Bu madde hükümlerine aykırı yetki sözleşmeleri geçersizdir.

İş Mahkemesinin Görevsizlik Kararının Sonuçları Nelerdir?

Görevine girmeyen bir konuyla ilgili dava açıldığı takdirde iş mahkemesi görevsizlik kararı verir. Görevsizlik kararı veren iş mahkemesi bu kararında dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesine karar vermekle yetinir. Dava dosyasını kendiliğinden (re’sen) görevli mahkemeye gönderemez. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 20. maddesi hükmü gereğince; taraflardan birinin görevsizlik kararının kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Hemen belirtmek gerekir ki; bu süre hak düşürücü nitelikte olup mahkemece re’sen gözetilir. Hak düşürücü süre içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi başvurusu yapılmadığı takdirde, iş mahkemesi tarafından davanın açılmamış sayılmasına karar verilir. İş mahkemesinin görevsizlik kararına karşı 2 hafta içinde istinaf mahkemesine (bölge adliye mahkemesi) istinaf başvurusu yapılabilir. İstinaf mahkemesinin yerel mahkemenin görevi ile ilgili verdiği karar kesindir.

İş Hukuku- Yıldız Hukuk ve Danışmanlık Bürosu

İş Mahkemesi Kararlarının İstinaf veya Temyiz Edilmesi Nasıl Olur?

İş mahkemesi kararlarına karşı istinaf başvurusu yapılması mümkündür. İstinaf, İş mahkemesi tarafından verilen kararın hem maddi vakıa hem de hukuki açıdan bir üst mahkeme tarafından yeniden değerlendirilmesini sağlayan bir kanun yoludur. İstinaf kanun yoluna başvuru süresi, İş mahkemesi kararının usulüne uygun bir şekilde taraflara tebliği edildiği günden itibaren 2 haftadır. İstinaf başvurusu, bölge adliye mahkemesine gönderilmek üzere kararı aleyhine başvuru yapılan İş mahkemesine bir istinaf dilekçesi verilerek yapılır.

İş mahkemesi kararlarına karşı istinaf başvurusu yapılabilmesi için şu şartların gerçekleşmesi gerekir:

Aleyhine istinaf başvurusu yapılan iş mahkemesi kararındaki davanın miktar ve değeri 50.000 TL’yi aşmalıdır (HMK 341/2). Miktar ve değeri 50.000 TL’yi aşmayan iş mahkemesi kararları kesin olduğundan aleyhine istinaf başvurusu yapılamaz (2026 yılı için).
Kural olarak ara kararlar aleyhine istinaf başvurusu yapılamaz. Ancak, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz gibi kararlar ara kararı olmasına rağmen son kararı beklemeden bu kararlar aleyhine istinaf başvurusu yapılması mümkündür (HMK 341/1).
Temyiz, iş mahkemesi kararı hakkında istinaf incelemesi neticesinde verilen hükmün, hukukun doğru uygulanıp uygulanmadığı açısıdan denetlenmesini sağlayan bir kanun yoludur. İş mahkemesi kararlarının temyiz edilmesi de mümkündür.

İş mahkemesi kararları hakkında istinaf mahkemesinin verdiği kararlar aleyhine temyiz kanun yoluna başvurulabilmesi için şu şartların sağlanması gerekir:

  • Aleyhine temyiz başvurusu yapılan istinaf mahkemesi kararında yer alan miktar ve değer 682.000 TL’yi aşmalıdır (HMK 362/1-a). Miktar ve değeri 682.000 TL’yi aşamayan istinaf mahkemesi kararları kesin olduğundan aleyhine temyiz başvurusu yapılamaz (2026 yılı için).
  • İstinaf mahkemesinin ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz gibi kararlarına karşı temyiz kanun yoluna başvurulamaz.

İş Mahkemelerinde Görevli ve Yetkili Mahkeme Neresidir?

İş mahkemesinin yetkisi kamu düzeni ile ilgili olduğundan davalı tarafça süresinde yapılmasa da hakim tarafından kendiliğinden bu husus göz önünde bulundurmalıdır. Bir başka anlatımla hakim, davanın her aşamasında yetki itirazını dikkate alabileceği gibi, kendisi de resen yetkisizlik kararı verebilir. Kesin yetki halinin kuralının bulunmadığı ve birden fazla yetkili mahkemenin bulunduğu hallerde yetkili mahkemeyi seçme hakkı davacıya aittir. Davacı, kesin yetki kuralının bulunmadığı bir davayı yetkisiz bir mahkemede açmışsa, seçme hakkı itiraz eden davalıya geçer, davalının bildirdiği yetkili mahkemede davanın görülmesi gerekir (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2022/12866 E. , 2022/15317 K.).

Mahkemenin Görevli Olup Olmadığı Ne Zaman İncelenir?

Mahkemenin görevli olup olmadığı yetki sorunundan önce incelenir. Bilgi ve belgelere göre davanın görülmesinde davanın açıldığı … İş Mahkemesi’nin yetkisiz olup, davalının ikametgahının bulunduğu … İş Mahkemesinin yetkili olduğu anlaşılmaktadır.

Dava yetkisiz Mahkeme tarafından arabuluculuğa başvurulmadan açıldığından, başka bir deyişle dava şartı gerçekleşmediğinden usulden reddedilmiş ise de, bir mahkemenin açılan davada yargılama yapıp, dava şartlarını inceleyebilmesi için öncelikle görevli olması, görevli ise yetkili olması gerekir. Görevli ve yetkili olmayan bir mahkemenin diğer dava şartlarını usul ekonomisi yada başka bir gerekçe ile değerlendirmesine hukuken olanak yoktur.Bu nedenle görevli mahkeme tarafından, öncelikle yetkili olup, olmadığı belirlenip, yetkili ise diğer dava şartlarının değerlendirilmesi gerekirken, yetki hususu ve özellikle davalının yetki itirazı değerlendirilmeden davanın 7036 sayılı Yasada düzenlenmiş bir başka dava şartı olan arabuluculuğa başvurulmadığı gerekçesiyle usulden reddine karar verilmesi ve istinaf merci olan … Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi tarafından da davalı tarafın yetki hususundaki istinaf başvurusunun değerlendirilmeden istinaf başvurusunu reddetmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Karar No: 2019/5144).

İş Mahkemeleri Kararlarına Karşı Temyiz İsteminde Bulunma Hakkının Tanınması Nasıl Uygulanır?

İş mahkemeleri kararlarına karşı temyiz süresi 30/1/1950 tarih ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 2/3/2005 tarih ve 5308 sayılı Kanunla değişmeden önceki 8. maddesine göre belirlenmekte ise de, temyiz usul ve işlemlerinde 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı HUMK’nın hükümleri uygulanmaktadır.

Her ne kadar uygulamada iş mahkemesinde karşı temyiz yolu ile temyiz hakkı tanınmamakta ise de gerek iş hukuku mevzuatında gerekse de HUMK’nun temyize ait hükümlerinde bunu engelleyen bir hüküm bulunmadığı açıktır. Bu nedenle 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfiyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 433/1. maddesi gereğince temyiz dilekçelerinin hüküm veren mahkeme aracılığı ile karşı tarafa tebliğ edilmesi ve karşı tarafa temyiz dilekçesine karşı cevap verme ve karşı temyiz isteminde bulunmak hakkının tanınması gereklidir.

Türk Medeni Yargılama Hukukunda Özel Yasalarla Kurulmuş Özel Mahkemeler Hangileridir?

  • Kadastro Mahkemeleri (3402 sayılı Kanun),
  • İcra Mahkemeleri (İİK.)
  • Tüketici Mahkemeleri (4077 sayılı Kanun),
  • Aile Mahkemeleri (4787 sayılı Kanun),
  • Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemeleri (551 sayılı KHK m.146, 554 sayılı KHK m.58, 555 sayılı KHK m.30, 556 sayılı KHK m.71,
  • 5846 sayılı Kanunun 21.02.2001 gün ve 4630 sayılı Kanunla değişik 76 maddesi),
  • Denizcilik İhtisas Mahkemesi (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu)
  • İş Mahkemeleridir. (5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu (yeni 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu))

Geçmişte olduğu kadar bugün de özellikle iş hukukunda işe iade davaları, tazminat- alacak hesaplama, işçi- işveren uyuşmazlıklarına ilişkin davalar ve diğer davalarınızın yakından takipçisi olmak adına buradayız. Yıldız Hukuk ve Danışmanlık olarak bizden oluşturacağınız randevu talepleriniz için (312) 229 33 06 numaralı telefonu arayarak en kısa sürede randevu tarih ve saati oluşturabilir dilerseniz sitemiz üzerinden elde edeceğiniz adres bilgisi ile büromuza gelebilir ve ön görüşme sağlayabilirsiniz.

AV. OSMAN YILDIZ
AV. OSMAN YILDIZ

Haklarınızı doğru şekilde öğrenmek, süreci bilinçli yürütmek ve olası riskleri en aza indirmek adına profesyonel hukuki destek almak her zaman en sağlıklı yaklaşımdır. Genel hukuk alanında danışmanlık ve detaylı bilgi için Avukat Osman Yıldız ile iletişime geçebilir, somut durumunuza uygun değerlendirme ve yönlendirme talep edebilirsiniz. Doğru zamanda alınan doğru hukuki destek, sürecin en güçlü güvencesidir.

Don`t copy text!