Sıkça Sorulan Sorular

Ofisimize mail ve sosyal medya üyeliklerimiz aracılığıyla sıkça sorulan sorular ve cevaplarımızı bu bölümde yayınlayarak bu konularda vatandaşlarımızın hukuki bilgi edinmesini amaçlıyoruz. Web sitemiz üzerinden birçok farklı alanda sorular gelmektedir. Farklı alanlarda soru ve cevaplarını karışık halde aşağıdaki başlıklarda bulabilirsiniz.

Nafaka Davası Açmanın Şartları Nelerdir?

Aile Mahkemelerinde nafaka davası açabilmek için haklı bir neden bulunması gerekmektedir. Haklı nedenlerin en başında eşin evin ekonomik sorumluluklarını yerine getirmemesi ve evine özen göstermemesi söylenebilir. Boşanma aşamasında ise yoksulluğa düşecek eş diğerinden ağır kusurlu olmamak kaydıyla nafaka talep edebilir. Aile Mahkemelerinde Nafaka’nın ana mantığı evlilik içerisinde sorumluluklarını yerine getirmeyen eşlerin sorumluluklarını yerine getirmesini sağlamak, boşanma aşamasında ise evliliğin sona ermesi sebebiyle maddi durumunda kötüleşme olacak eşin evlilik içerisindeki maddi durumuna yakın bir duruma eriştirmektir.

Sahte Sosyal Medya Üyeliği Açmak Suç mu?

Her ne kadar sosyal medya hukuku hakkında bir kanun çıkarılmasa da sahte profil kullanmak eylemi kanunen suç teşkil edecektir. Bu eylemin suç teşkil etmesi için kişinin özel bilgilerinin kullanılması gerekmektedir. Ceza kanununda “Kanunsuz Suç ve Ceza Olmaz” ilkesi dolayısıyla bu eylem profili taklit edilen kişilerin resimleri, özel bilgileri, mail adresleri gibi şahsa ait aldatıcı bilgiler girilmesi durumunda verilebilir. Yoksa sadece kişi adına açılmış bir hesap suç teşkil etmeyecektir. Suç teşkil edecek eylem; sahte hesap açılan kişinin kimlik bilgileri, adresi, resimleri, mesleki bilgileri, arkadaşlarıyla yaptıkları, doğum tarihi v.b açıklamalar yapılırsa meydana gelmiş olur. Burada mahkemenin baz aldığı kanun maddesi 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar” başlıklı dokuzuncu bölümünün 135 ve 136 maddesi uyarınca cezalandırılacaktır.

Evlenme Başvurusunu Nereye Yaparım?

Medeni Kanun’a göre evlenme için yetkili yerler belediyelerdir. Evlilik için başvuruları eşlerden birinin ikametgahının bulunduğu ilçe yada il belediyesine yapabilirsiniz.

Evlenme Başvurusunda Hangi Belgeler İstenir?

Evlilik için başvurularda çiftlerden çeşitli evraklar istenmektedir. Belediyelerin ilgili bölümlerine sunulacak bu evraklar aşağıdaki listede bildirilmiştir.

Evlilik Başvurusu İçin Gereken Belgeler Listesi

  • Öncelikle Başvurulacak Belediyeye ait ikametgah adresinde oturulduğuna dair Merniste kayıtlı olması gerekmektedir. Mernis kaydınız başka bir adreste ise güncellemeniz gerekecektir.
  • Çiftlere ait son medeni halini belirten TC kimlik numarası ve resim bulunan nüfus cüzdanı (Nüfus cüzdanı harici kimlikler kabul edilmemektedir. Evlendirme Yönetmeliği Md 18 uyarınca)
  • En az 6 adet son 6 ay içerisinde çekilmiş renkli vesikalık fotoğraf. (Başörtülü fotoğraflar alın çene ve yüz açık ise kabul edilmektedir.)
  • Aile Sağlık Hekiminden veya Belediyenin polikliniğinden alınmış Evlilik Sağlık Raporu (Raporlar doktorlar tarafından imzalı ve kaşeli olmalıdır. Aile sağlığı hekimini bilmeyenler sağlık bakanlığının Sağlık Bakanlığı linkinden gerekli bilgileri edinebilir.)
  • Boşanmış bayanlar için boşanmadan sonra ki 300 günlük süre içerisinde evlilik başvurusu yapılacak ise iddet müddetinin kaldırıldığına dair kesinleşmiş mahkeme kararı.
  • Eşler 17 yaşını tamamlamamış iseler velayeti altında bulunduğu anne yada babasından veya her ikisinden de alınmış evlenmeye izin belgesi.
  • 16 Yaşını doldurmuş kişiler evlilik için başvuruyor ise mahkemeden alınmış izin belgesi.
  • Taraflardan biri yabancı ise vatandaşı olduğu ülkenin yetkili mercilerince veya o devletin Türkiye’de temsilcilikleri var ise temsilcilikler tarafından evlenecek kişinin adını, soyadını, anne adını, baba adını, doğum tarihini, medeni halini ve evlenmesine engel halinin bulunup, bulunmadığını gösterecek şekilde düzenlenmiş ve usulüne uygun olarak onaylanmış belge (Evlenme Yönetmeliği 20.md uyarınca)
  • Evlenecek çiftler birlikte başvuru yapamayacak ise gelemeyen eşin diğer eşe Noterden düzenleyerek verdiği Özel Vekaletname
  • Belediyelerce verilecek evlenme beyannameleri ve doldurulacak belgelerin doldurulması gerekmektedir.
  • Eğer Mal ayrılığı rejimi benimsenecekse Noterden düzenlenmiş Mal Ayrılığı Sözleşmesi ibraz edilmesi gereklidir.
  • Kızlık soyadını kullanmak isteyenlerin kayıt anında bu talebini sözlü olarak iletmesi yeterlidir.
  • İkamet edilen yerden başka yerde evlenmek isteniyorsa ikametgah belediyesinden alınan İZİN BELGESİ.
  • Müracaat evraklarının geçerlilik süresi 6 aydır.
  • Gün talebi evrakların tamamlanmasından sonra yapılacaktır.
  • Müracaat tarihinden sonra en yakın 3 gün için süre verilebilmektedir.

Evlenmeye Engel Durumlar Nelerdir?

Türk Medeni Kanunu uyarınca 2 dereceye kadar kan bağı ile birbirine akraba olan kişiler evlenemez. Bunlara kardeşler, baba, torun, amca, dayı, yeğen, hala, teyze örnek gösterilebilir. Eğer eşler boşanmış ise boşanan eşlerden herhangi biri diğer eşin altsoyu ve üstsoyu ile evlenemezler. Türk Medeni kanununda evlenme yasağına ilişkin bir diğer hüküm ise evlatlıktır. Evlat edinen kişiler ile evlatlık arasında evlenme akdi kurulamaz.

Anlaşmalı Boşanma Nedir?

Boşanma Davaları iki ana türde açılır. Bunlardan birincisi Anlaşmalı Boşanma Davası ikincisi ise Çekişmeli (Anlaşmasız) Boşanma Davası dır. İki tarafın boşanmanın mevcut olan tüm esas hususlarında anlaşarak mahkemeye birlikte imzalanmış bir protokol ve bir tarafın dilekçesi sunularak açılır. Anlaşmalı boşanma davaları çekişmeli boşanma davalarına nazaran çok daha kısa sürmektedir. Anlaşmalı boşanma davasında taraflar maddi tazminat, manevi tazminat, nafaka, velayet, mal paylaşımı, eşya paylaşımı gibi esaslı konuların tamamında anlaşmış olmalıdır.

Boşanma Davaları Ne Kadar Sürer?

Boşanma davalarında süre öncelikle davanın Anlaşmalı Boşanma Davası olarak mı, Çekişmeli Boşanma davası olarak mı açıldığına bağlı olarak değişmektedir. Anlaşmalı boşanma davaları tarafların duruşmaya gelmesi halinde çoğunlukla tek celsede bitmektedir. Çekişmeli Boşanma davalarında ise süre değişkendir. Süreyi etkileyen ana unsurlar davanın çekişmeli olan noktalarıdır. Çekişmeli Boşanma Davalarında süreyi etkileyen unsurlar genelde Maddi – Manevi Tazminat Talebi olup olmadığı, Nafaka Talebi olup olmadığı, Velayet Talebi olup olmadığı, Çeyiz ve Eşya talebi olup olmadığı, Tanık sayısı, bilirkişi incelemesine gerek olup olmadığı gibi konulardır. Ne kadar çok çekişmeli konu varsa sürenin uzama ihtimali o kadar artmaktadır. Ama ortalama olarak konuşmak gerekirse çekişmeli boşanma davaları 1-2 yıl arasında karara çıkmakta Yargıtay da geçecek süre ile birlikte bu süre 3-4 yıla kadar uzayabilmektedir.

Eşimden Boşanma Davası Açmam İçin Şiddet Görüyorum. Ne Yapabilirim?

Eşiniz evliliği devam ettirmemeniz ve dava açmanız sebebiyle tarafınıza ağır hakaretlerde bulunuyorsa önünüzde iki ihtimal olacaktır. Birincisi eğer sizde boşanma taraftarı iseniz eşinizin size karşı yaptığı ağır hakaret, tehdit ve şiddet sebebiyle boşanma davası açmaktır.  Bu şekilde eşinizin boşanmada ağır kusurlu olduğunu ispatlamış olarak manevi tazminata hak kazanmış olursunuz. Ayrıca davayı da istediğiniz şekilde boşanma ile gerçekleştirmiş olursunuz. Eğer boşanma taraftarı değil iseniz kavgalarınıza şahit olan kişileri de gösteren aile içi şiddeti engelleyen kanun çerçevesinde Aile Mahkemelerinden veya Cumhuriyet Savcılıklarından eşin evden belirli süreliğine uzaklaştırılmasını isteyebilirsiniz.

Boşanma Davası Nedenleri Nelerdir?

Boşanma davası için Kanunda birçok sebep sayılmıştır. Boşanma davalarındaki mantık ise sebebin taraflardan herhangi birinden “evliliğin devam ettirmesini” beklemeyecek derece de ağır olmasıdır. Boşanma davalarında en sık görülen uyuşmazlık “Şiddetli Geçimsizlik” tir. Eşlerin gerek mizacı gerekse kültür ve yaşam tarzları şiddetli geçimsizliğe sebep olabilir. Fakat bu geçimsizliğin evliliğin devamının beklenemeyecek derecede ağır olması gerekmektedir. Yeni HMK gereğince artık Anlaşmalı boşanma davalarında bile evliliğin devam ettirilmesinin beklenemeyeceği derecede olan tartışmalar belirtilmelidir. Özel boşanma gerekçeleri de boşanma davalarında geçerli olacaktır. Kanunda sayılan ve boşanma davalarında sıkça kullanılan boşanma gerekçelerine örnek olarak zina (suç olmaktan çıksa da aldatma hala geçerli bir boşanma sebebidir sadece ceza-i sonuçları yoktur.) hayata kast, haysiyetsiz yaşam sürme, kötü muamele, onur kırıcı davranışlar, suç işleme, eşe karşı şiddet uygulama sayılabilir.

Hangi Davranışlar Aile İçi Şiddet Sayılır?

Aile içi şiddet kavramı kanunda oldukça geniş tutulmuştur. Bu kavramları dört ana başlık halinde anlatmak anlaşılması için daha mantıklı olacaktır.

Fiziksel Şiddet: Aslında aile içi şiddetin en az görüleni olmasına rağmen zarar boyutları sebebiyle toplumda en çok dikkat çeken aile içi şiddet türüdür. Fiziksel şiddet kanunda açık bir şekilde tanımlanmamıştır ama kişinin bedeni üzerinde uygulanan korkutma, sindirme v.b amaçları bulunan her türlü şiddet eylemleri olarak adlandırılabilir. Fiziksel şiddetin birçok şekli vardır. Tokat atmak, boğazını sıkmak, tekme atmak, yumruk atmak, tartaklamak, bir uzvunu sıkmak, kolunu sıkmak, kolunu bükmek, saçını kesmek, saçını çekmek, herhangi bir cisim vasıtasıyla vücuda zarar vermek (Buna örnek olarak bıçaklamak, silahla ateş etmek, kezzap dökmek, kaynar su dökmek, vücutta sigara söndürmek gibi durumlar gösterilebilir.) işkence yapmak, sağlıksız ortamlarda yaşamaya mecbur bırakmak, sağlık kuruluşlarından yararlanması engellemek nedeniyle bedensel bir zarara maruz bırakmak örnek olarak gösterilebilir.

Psikolojik Şiddet: Aile içi şiddetin en çok rastlanılan türüdür. Psikolojik şiddet fiziki bir şiddet uygulamadan kişiyi korkutma veya yıldırma yoluyla bir şeyi yapmaya yada yapmamaya zorlamak olarak tanımlanabilir. Aile içinde sıkça yaşanan ve psikolojik şiddet sayılabilecek örnekler ise, bağırmak, küfür etmek, korkutmak, tehdit etmek, hakaret etmek, birileriyle görüştürmemek, eve kapatmak, insanların yanında küçük düşürmek, çocuklarını göstermemek, çocuklarından uzaklaştırmak,  çeşitli sebepler baskı ve kontrol altında tutmak, bir yerlere gitmesini engellemek, başkalarıyla kıyaslamak, giyimine karışmak, gidilecek yerlere karışmak, görüşeceği insanları baskıyla belirlemek, kişisel gelişimine engel olmak gösterilebilir.

Ekonomik Şiddet: Türk toplumunda aile içi şiddetin en büyük sebebi olan ekonomi de bazen şiddet aracı olarak kullanılabilir. Aile içerisinde kişinin ekonomik özgürlüğünün her tür kısıtlanması, paranın baskı ve yaptırım aracı olarak kullanılması ekonomik şiddet olarak tanımlanabilir. Aile içinde sıkça yaşanan ve ekonomik şiddet sayılabilecek örnekler ise, maaşını vermemek, para vermemek, çok kısıtlı para vermek, ailenin ekonomik harcamaları veya tasarrufları konusunda bilgi vermemek, mallarını elinden almak, parasını elinden almak, takılarını almak, çalışmasına müsaade etmemek, zorla istemediği işlerde çalıştırmak, çalışan kadınların iş hayatını olumsuz etkileyecek kısıtlamalara mecburi tutmak (başörtüsü yasağı olan yere başörtüyle girmeyi zorunlu tutmak, pantolon giyilmesi gereken işte pantolon giymesine müsaade etmemek gibi), aileyi ilgilendiren her tür ekonomik konuda tek başına hareket etmek gösterilebilir.

Cinsel Şiddet: Aile içerisinde kişinin cinsel özgürlüğünün her tür kısıtlanması veya her tür cinsel zorlama ve cinselliğin baskı ve yaptırım unsuru olarak kullanılması cinsel şiddet olarak tanımlanabilir. Aile içinde sıkça yaşanan ve cinsel şiddet sayılabilecek örnekler ise, kadının istemediği yerde ilişkiye girmeye zorlamak, kadının istemediği anda ilişkiye zorla girmek, kadının istemediği biçimde ilişkiye zorlamak (anal seks ve oral seks buna örnek olarak gösterilebilir), başkalarıyla cinsel ilişkiye zorlamak, kadının cinsel organlarına bilerek zarar vermek, çocuk doğurmaya zorlamak, çocuk doğurmamaya zorlamak, kürtaja zorlamak, ensest ilişkiye zorlamak, fuhuşa zorlamak, istemediği biriyle evlendirmeye zorlamak, sözlü olarak cinsel içerikli tacizde bulunmak, cinsel içerikli rahatsızlık verici eylemlerde bulunarak cinsel organını göstermek, cinsel içerikli rahatsız edici yazılı, sözlü veya görsel baskıda bulunmak gösterilebilir.

Velayet Nedir?

Kısaca anlatmak gerekirse Aile hukuku anlamında velayet evlilikten doğan müşterek çocuğun 18 yaşını doldurana kadar idaresi hakkıdır.

Eşim Çocuğumu Bana Göstermiyor. Ne Yapabilirim?

Boşanma davası içerisinde veya dava sonucunda mahkeme velayeti eşlerden birine verdiği takdirde velayeti vermediği eş için görüşme günleri düzenlemekle mükelleftir. Velayetin bulunmadığı eş ilgili görüş günlerinde çocuğu yanına alabilecek ve mahkemenin takdir ettiği şekilde yatılı yada belirli süreli olarak çocukları ile görüşebilecektir. Velayeti elinde bulunduran eş diğer eşe velayetin gereklerini uygulatmıyorsa başka bir deyişle çocuğun velayetine sahip eş diğer eşe çocuğu göstermiyor ise İcra Kanunu uyarınca icra takibi başlatılabilir. Çocuğun teslimine ve gösterilmesine yönelik icra takibi kesinleştirilince icra müdürlüğünden bir memur ile sosyal hizmetlerden bir memur ile çocuğun görülmesi için gidilebilir. Velayeti elinde bulunduran eş bu takibe rağmen çocuğu göstermemekte diretirse hakkında icra ceza mahkemesinde ceza davası açılabilir.

Denetimli Serbestlik Nedir?

Uygulama alanı ve sınırları kanunlarla belirlenmiş hapis cezasına alternatif bir yöntem olarak modern hukuk sistemlerinden alınarak Türk Ceza Kanunu içerisine entegre edilmiş Şüpheli, Sanık veya Hükümlülerin Denetim altında tutulması, takip edilmesi ve ıslah edilmesini amaçlayan ceza uygulamalardır.

Denetimli Serbestlik Türleri Nelerdir?

  • Ev Hapsi (Konutta İnfaz)
  • Tedavi ve Denetimli Serbestlik Kararı
  • Kamuya Yararlı Bir İşte Ücretsiz Çalışma
  • Denetimli Serbestlik Meslek Edindirme Kursları
  • Eğitim Kurumuna Devam Etme Kararı
  • Belirli Bir Yere Gitme ya da Gitmeme Yönünden Verilen Denetimli Serbestlik Kararı
  • Belirli Bir Mesleği veya Sanatı Yapmanın Yasaklanması Kararı
  • Ehliyete ve Ruhsata El Koyma Kararı
  • Bir Başkasının Gözetimi Altında Ücretli Olarak Çalıştırılma Kararı
  • Herhangi Bir Yükümlülük Belirlenmeden Sadece Denetimli Olarak Geçirilmesi Kararı
  • Koşullu Salıverilen Hükümlü Hakkında Verilen Denetimli Serbestlik Kararı
  • On Sekiz Yaşında Küçükler İçin Barınma İmkânı Verilen Bir Eğitime Tabi Tutulması Kararı
  • Hagb Kararı Verilen Kişiler İçin Yükümlülük Olmaksızın Denetim Kararı
  • Mahkemenin Takdir Edebileceği (Kanun Burada Genel Bir İfade Kullanmış) Diğer Denetim Kararları

Denetimli Serbestlik Süresi Artacak mı?

Her ne kadar bu konuda çok çeşitli spekülasyonlar yapılsa da 2016 Nisan 10 itibariyle böyle bir konu gündeme gelmemiştir. İlerleyen günler için denetimli serbestliğin 2 yıla çıkarılacağı hala kulisler de konuşulmaktadır.

Cezaevine Girmeden Direk Denetimli Serbestlikten Yararlanabilir miyim?

Herhangi bir suç işleyip de mahkemede yargılanan kişiler hakkında verilecek kararlar mahkeme takdirindedir. Mahkeme Hakimi kişiler hakkında suçun niteliğine göre 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50,51 ve 191 maddeleri uyarınca, 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu’nun 107 ve 110/2 maddeleri uyarınca denetimli serbestlik kararı verebilir. Burada önemli olan husus yargılama konusu suçun niteliği itibariyle denetimli serbestlikten yararlanılabilecek suçlardan olmasıdır. Eğer suçun mahiyeti denetimli serbestlik için gerekli şartları taşıyorsa mahkeme hakimi kişiyi cezaevine göndermeden alternatif olarak denetimli serbestlik kararı verebilir. Burada önemli olan mahkemenin takdiri ve denetimli serbestlik için bir yükümlülük yüklenen kişinin yükümlülüğüne harfiyen uymasıdır. Eğer bu şartlar oluşursa kişi cezaevine hiç girmeden cezasını çekebilir.

Denetimli Serbestlik İmza İhlali Sorun Olur mu?

Denetimli serbestlikte ana kural denetime sıkı sıkıya uyulmasıdır. İmza atmaya gitmeyen kişi imza atılmasını ihlal ettiği için bu konuda hakkında verilen ceza hapis cezası olarak infaz edilebilir. Burada önemli olan kişinin geçerli bir mazereti olup olmadığı ve bunu belgelendirebilip belgelendirmediğidir. Eğer kişi önemli bir mazereti olmasına karşın bunu belgelendiremiyorsa yine risk altındadır. O yüzden imza ihlali yapmamak en iyi yöntemdir.

Denetimli Serbestlikle İlgili Hangi Kurumdan Destek Alabilirim?

Denetimli serbestlik ile ilgili kanun gereği Denetimli Serbestlik Müdürlükleri kurulmuştur. Denetimli serbestlik müdürlerine başvuru yapılarak uygulamadaki soru ve sorunlarınızı danışabilirsiniz. Denetimli Serbestlikte yetkili olan müdürlük ise kişinin ikamet ettiği il müdürlüğüdür. Bu sebeple ikametgâhınızın bulunduğu yerdeki denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurabilirsiniz. 

Konutta İnfaz Nasıl Yapılır?

Konutta infaz şartlarını taşıyan kişiye mahkeme tarafından konutta infaz kararı verildiği zaman yapılabilir. Kamuoyunda ev hapsi olarak bilinen konutta infaz Türk Hukuku için uygulaması az ve oldukça yeni bir kavramdır. Konutta infaz cezası çektirilirken Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanuna göre elektronik kelepçe ile izleme yapılabilecektir. Bu sayede kişinin konutu terk edip terk etmediği yani denetimli serbestlik kuralını uyup uymadığı kontrol edilebilir hale gelecektir.

Kamuya Yararlı İşte Ücretsiz Çalışma Cezası Aldım. Bu Ne Demektir?

5237 Sayılı TCK da getirilen yeni bir hükümde kamuya yararlı işte çalışma cezası olmuştur. Türk Ceza Kanunu 50 maddesinde bu yeni durum belirtilmiştir. Bu maddenin 1 fıkrasının f bendinde görüleceği üzere; mahkeme hakkında hapis cezası verilen kişi hakkında kamuya yararlı bir işte ücretsiz çalışması karşılığında cezasını çekebileceğini karar verebilecektir. Bunun için kanunda belirtilen durumlar ise;

  • Hapis cezasının iki yıl veya daha az süreli hapis cezası olması
  • Hükümlülük süresinin yarısını iyi halle geçirmesi
  • Yasal Temsilcinin veya Cumhuriyet Savcısının talebi

Bu şartlar var ise mahkeme hakimi kişinin kalan cezasının kamuya yararlı bir işte ücretsiz çalışma yöntemiyle denetimli serbestliğe tabi olarak çekmesine karar verebilir.

Kamuya Yararlı Bir İşte Çalıştırılırken Sigorta Yapılır mı?

Bu soru sosyal medya üyeliklerimiz ve e-mail accountlarımız üzerinden sıkça sorulmaktadır. Öncelikle kamuya yararlı bir işte çalıştırılmanın bir ceza olduğu unutulmamalı. Bu cezanın amacı ise kişinin hürriyetinden alıkoymadan, kişi sosyal ortamından soyutlanmadan cezasını çekmesidir. Kanunda sigortalılık konusunda açık bir hüküm mevcuttur. 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu’nun 14 maddesi gereğince kamuya yararlı bir işte cezasını denetimli serbestlik hizmeti olarak ifa eden kişiler için sigorta yaptırılamaz.

Hükmün Açıklamasının Geri Bırakılması Nedir?

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması 5271 Sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununda 2006 yılında eklenmiş bir kavramdır. 5271 Sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 231. Maddesi daha önce hükmün açıklanması başlığı taşımakta iken 2006 yılında getirilen ertelenme düşüncesi ile hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması olarak başlık değiştirilmiştir. Madde içeriği aynen şu şekilde ifade edilmiştir.

Hükmün Açıklamasının Geri Bırakılması Kararı Sonucunda 5 Yıl Suç İşlenirse Ne Olur?

HAGB kararının kesinleşmesinden sonra 5 yıl içerisinde kasıtlı bir suç işlenmesi veya mahkeme tarafından verilen denetim tedbirlerine uyulmaması durumunda kararı veren mahkeme hükmü açıklayacaktır. Kasıtlı bir suç işlenmesi durumunda hem yeni işlenen suç aynen infaz edilecek hem de ertelenen hüküm açıklanarak infaz edilecektir. Denetim tedbirlerine uyulmaması durumunda mahkeme sanığın durumunu değerlendirerek cezanın yarısına kadar indirim yaparak infaz edilmesi sağlayabilir. Mahkeme bu  durumda koşulları oluşması halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar verebilir.

Don`t copy text!