İMAR PLANI NEDİR VE BUNA İLİŞKİN DAVALAR NASIL AÇILIR?

İMAR PLANI NEDİR VE BUNA İLİŞKİN DAVALAR NASIL AÇILIR?

İMAR PLANI NEDİR VE BUNA İLİŞKİN DAVALAR NASIL AÇILIR?

İmar Planı ve Türleri Nedir?

İmar planları, bir yerleşim yerinin sosyal, ekonomik, çevresel ve fiziksel yapısının düzenlenmesini amaçlayan resmi planlardır. Amaç, şehirlerde yaşam kalitesini artırmak, altyapı ve ulaşım sistemlerini planlamak, doğal ve tarihi değerleri korumak ve kentsel gelişmeyi sürdürülebilir hâle getirmektir. Bu planlar, mülkiyet hakları üzerinde sınırlamalar getirebilir, parsel bazında yapılaşma koşullarını belirleyebilir ve yerleşim alanlarında kullanıcı davranışlarını yönlendirebilir.

Devamını oku

ASKERİ PERSONELE İLİŞKİN TERFİ ve NASIP DAVALARI

ASKERİ PERSONELE İLİŞKİN TERFİ ve NASIP DAVALARI

ASKERİ PERSONELE İLİŞKİN TERFİ ve NASIP DAVALARI

TSK İÇİ TERFİ DAVALARI

I. Giriş: Terfi Engelinin Hukuki Niteliği ve Koruma Amacı

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) personelinin terfi edilme süreci, yalnızca bir yönetim kararı veya ast üst ilişkisi meselesi değildir. Bu süreç, personelin hizmet süresi, kıdemi, performansı, disiplin durumu ve kariyer planlaması gibi unsurların birlikte değerlendirildiği ciddi bir idari işlemdir. Ancak mevzuatta öngörülen şartları taşımasına rağmen terfi ettirilmeyen bir personelin durumunda, bu işlem hukuka aykırı bir idari işlem hâline gelebilir ve bu yüzden idari yargı önünde iptal davası açılabilir.

Bu dava türü, idarenin takdir yetkisini hukuka uygun şekilde kullanmasını temin etmeyi ve keyfi değerlendirmelerle personelin kariyerinin engellenmesini engellemeyi amaçlar. Yani burada, yalnızca bir terfi kararı incelenmez; aynı zamanda kişisel haklar, kariyer ilerlemesi ve hukuka uygun değerlendirme prensipleri söz konusudur.

II. TSK’da Terfi Sisteminin İşleyişi
A. Temel Değerlendirme Ölçütleri

TSK’da terfi süreci, titiz ve belirli kriterlere bağlıdır. Bu kriterler arasında:

Hizmet Süresi ve Kıdem: Personelin belirli sürelerle hizmet etmiş olması gerekir. Bu süreler, rütbe ve sınıfa göre farklılaşabilir.

Sicil Notları ve Performans: Sicil notu yalnızca nicelik değil aynı zamanda niteliği de gösteren bir unsurdur; sicil notunun yüksek olması terfi ihtimalini artırırken düşüklüğü engelleyebilir.

Disiplin Durumu: Disiplin cezası alan personel, sicil notları ne kadar uygun olsa bile bu durumdan olumsuz etkilenebilir.

Kadro Durumu ve İhtiyaç Analizi: Söz konusu kadronun boşluğu ve ihtiyaç değerlendirmesi de terfi kararını etkiler.

Bu nedenle terfi kararı; sadece bir kıdem meselesi değil, bir bütün olarak hizmet ve performans değerlendirmesidir. Bu unsurların hukuka uygun şekilde değerlendirilmemesi, terfi engeline yol açabilir ve bu durumda idari dava açma hakkı doğar.

III. Terfi Engelinin Hukuki Gerekçeleri ve Objektiflik İlkesi
A. Çeşitli Gerekçeler

Personelin terfi ettirilmemesi, pek çok farklı sebepten kaynaklanabilir. Bunlar aşağıdaki gibidir:

Sicil Notunun Yetersiz Olması: Son üç yılın sicil not ortalamasının terfiye uygun olmaması gibi durumlar.

Disiplin Cezası veya Soruşturma: Disiplin soruşturması sonucu olumsuz sicil durumu.

Sağlık Nedeniyle Görev Kısıtlaması: Sağlık durumunun terfiyi engellediği iddiası.

Kadro veya İdari Planlama Gerekçeleri: Kadro eksikliği veya hizmetin zorunluluklarına dayalı engeller.

Olumsuz Güvenlik Soruşturması Sonuçları: Güvenlik soruşturmasının olumsuz etkisi.

Takdir Yetkisinin Yanlış Kullanılması: İdarenin öznel değerlendirmesi.

B. Hukuka Aykırılık Riski

Bu gerekçelerin, somut ve belgelerle desteklenebilir olması gerekir. Aksi durumda kişisel, sübjektif veya keyfi değerlendirmeler hukuka aykırılık teşkil eder. Özellikle aynı hizmet koşullarına sahip emsallerin terfi ettirilip davacıya terfi verilmemesi gibi durumlar, eşitlik ilkesine aykırı kabul edilir.

IV. Terfi Engelinin İptali İçin Dava Açılması
A. Dava Ne Kadar Süre İçinde Açılır ve Hangi Mahkemede Açılır?

Bir terfi engeline karşı açılan iptal davası idare mahkemesinde açılır. Bu dava hakkı, terfi ettirilmediğine ilişkin işlemin kişiye yazılı olarak bildirildiği tarihten itibaren 60 gün içinde kullanılmalıdır.

Davaların çoğu Ankara idare mahkemelerinde görülür, çünkü terfi kararları genellikle Millî Savunma Bakanlığı veya Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde alındığı için yetki buradaki mahkemelere aittir.

B. Dilekçede Gösterilecek Hususlar

Dilekçede özellikle:

  • Terfi hakkının objektif şekilde sağlandığı,
  • Değerlendirme kriterlerinin hukuka aykırı olarak uygulandığı,

Eşit durumda olanların terfi ettiği,
Sicil notlarının objektif kriterlere göre verilmediği,
gibi hususlar açık şekilde belirtilmelidir. Bu, yargının değerlendirme yapabilmesi için zorunludur.

Devamını oku

İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA DİLEKÇENİN YAZILMASI VE DİLEKÇELER AŞAMASI

İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA DİLEKÇENİN YAZILMASI VE DİLEKÇELER AŞAMASI

İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA DİLEKÇENİN YAZILMASI VE DİLEKÇELER AŞAMASI

İdari Dava Dilekçesi Nedir?

İdari Dava dilekçesi, en basit anlamıyla İdari Mahkemelerde (Danıştay, idare mahkemesi, vergi mahkemesi) mahkemenin bir davaya bakabilmesi için davacının talebini yazılı olarak bildirdiği belgedir. İdari yargılama usulünde yazılı yargılama usulü geçerli olduğundan, usulüne uygun bir dava dilekçesi hazırlanması önemlidir.

İdari Dava Dilekçesinde Bulunması Gerekenler

İdari yargılama usul hukuku kanununa göre idari davalar, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılır.

Dilekçelerde;

  1. a) Tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası,
  2. b) Davanın konu ve sebepleri ile dayandığı deliller,
  3. c) Davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihi,
  4. d) Vergi, resim, harç, benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin davalarla tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktar,
  5. e) Vergi davalarında davanın ilgili bulunduğu verginin veya vergi cezasının nevi ve yılı, tebliğ edilen ihbarnamenin tarihi ve numarası ve varsa mükellef hesap numarası gösterilir.

Devamını oku

İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA OLAĞAN VE OLAĞANÜSTÜ KANUN YOLLARI

İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA OLAĞAN VE OLAĞANÜSTÜ KANUN YOLLARI

İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA OLAĞAN VE OLAĞANÜSTÜ KANUN YOLLARI

İdare mahkemelerinin verdikleri kararlara karşı başvuru yolları, kanun yolları olarak tanımlanır. Buna göre davanın tarafları, verilen yargı kararının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla, davanın yeniden incelenmesi için üst mahkemelere başvurma imkânına sahip olurlar.

Kanun yolları “olağan kanun yolları” ve “olağanüstü kanun yolları” olarak ikiye ayrılır. Olağan kanun yolları, mahkemelerce verilen nihai kararların kesinleşmesine engel olan kanun yollarıdır. Olağanüstü kanun yolları ise olağan kanun yolları tüketildikten sonra kesinleşmiş kararlara karşı gidilebilen kanun yollarıdır. İdari yargılama usulünde olağan kanun yolları “istinaf” ve “temyiz” incelemelerinden oluşur. Olağanüstü kanun yolları ise “kanun yararına temyiz” ve “yargılamanın yenilenmesi”nden oluşur.

Devamını oku

İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA İPTAL DAVASI

İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA İPTAL DAVASI

İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA İPTAL DAVASI

İdari İşlem Nedir?

İdari işlem; kamu gücüne dayanılarak gerçekleştirilen, idare hukuku ve uyuşmazlık durumunda idari yargıya tabi olan, hukuki sonuç doğurmaya yönelik irade açıklamalarıdır. Yani kısaca idari işlem, idarenin hukuki sonuç doğurmaya yönelik irade açıklaması olarak açıklanabilir.

İdari işlemin yasal bir tanımı bulunmamakla birlikte, bu işlemin nitelikleri öğretide ve idari yargı kararlarında belirlenmektedir. Bir tasarruf ya da kararın idari işlem sayılabilmesi için, bunun kamu kurumu veya idare örgütü içinde yer alan bir idari makam tarafından verilmiş olması gerekir. Ayrıca idarenin, idare hukuku alanındaki faaliyetleriyle ilgili olması da önemlidir. Başka bir deyişle, idarenin kullandığı yetki ve serdettiği kamusal irade ve bundan doğan etki ve sonuçlar idare hukuku alanında açıkça ortaya koymalıdır.

Devamını oku

İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA YÜRÜTMENİN DURDURULMASI KARARI

İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA YÜRÜTMENİN DURDURULMASI KARARI

İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA YÜRÜTMENİN DURDURULMASI

Yürütmenin Durdurulması Kararının Hukuki Niteliği ve Önemi

İdare kendisine verilen görevleri yerine getirmek için bir takım işlem ve eylemler yaparken, kamu yararı ve gücünden kaynaklanan üstün yetkiler ile donatılmıştır.

Bu yetkisini kullanarak bir işlem tesis eden veya eylemde bulanan idarenin bu faaliyetleri, yargı yerlerince hukuka aykırılığının tespitine kadar hukuka uygun kabul edilir.

İdare, kamu hizmetlerini kamu gücü ayrıcalıkları dediğimiz üstün hak ve yetkilerini kullanarak aldığı kararlarla yürütür. Hiçbir makam veya kuruluşun izni ya da onayı olmaksızın kendiliklerinden yürütülme özelliğine sahiptirler.

İdare tarafından tesis edilen bu işlemlerden hukuka uygunluk karinesinden yararlandıklarından bu işlemlere karşı dava açılması işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz.

Devamını oku

İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA TAM YARGI DAVASI ve TAZMİNAT SORUMLULUĞU

İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA TAM YARGI DAVASI ve TAZMİNAT SORUMLULUĞU

İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA TAM YARGI DAVASI ve TAZMİNAT SORUMLULUĞU

Tam Yargı Davası Nedir?

Tam yargı davası, idare tarafından gerçekleştirilen işlem veya eylemler sebebiyle kişisel hakkı ihlal edilenlerin, ihlal sebebiyle maruz kaldıkları maddi ve manevi zararın tazmini talebiyle idareye karşı açtıkları davadır. Tam yargı davası, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2’inci maddesinde; “İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları” şeklinde düzenleme altına alınmıştır.

Tam yargı davası, esasında özel hukuktaki tazminat davalarının kamu hukukundaki görünüşüdür. Bu yönüyle, tipik bir tazminat davasıdır. İdari bir işlem nedeniyle üç farklı şekilde tam yargı davası açılabilir: iptal davası ile beraber, iptal davasının kesinleşmesinin ardından ve iptal davası hakkında yerel mahkeme kararı verildikten sonra. T.C. Anayasası idarece gerçekleştirilen işlem ve eylemlerden zarar görenlerin, maruz kaldıkları zararın giderilmesi amacıyla idari yargıya müracaat edebileceğini hüküm ve güvence altına almıştır.

Devamını oku

İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA SÜRELER VE SÜRELERİN HESAPLANMASI

İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA SÜRELER VE SÜRELERİN HESAPLANMASI

İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA SÜRELER VE SÜRELERİN HESAPLANMASI

İdari yargıda süreler; gerçek veya tüzel kişilerin idareyle olan ilişkilerinde belirli işlemleri yapmaları, dava açmaları veya itiraz haklarını kullanmaları için kanunen belirlenmiş zaman aralıklarıdır. İdareye karşı dava açabilmek, itirazda bulunabilmek veya benzeri bir hakkı kullanabilmek için bu süreler içinde harekete geçmek gerekir. Aksi takdirde, süre geçtikten sonra yapılan başvurular kural olarak kabul edilmez.

İdari yargı alanında haklı olmak tek başına yeterli değildir. Usule ilişkin süre kurallarına riayet etmek de davanın başarılı olabilmesi için şarttır. Örneğin, size tebliğ edilen bir idari işleme karşı süresi içinde dava açmazsanız, işlemin hukuka aykırı olması halinde bile yargı yoluyla sonuç alamazsınız. Bu nedenle idari yargıda öngörülen süreleri iyi bilmek ve takibini yapmak çok önemlidir.

İdari yargıdaki sürelerle ilgili kurallar başta 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) olmak üzere çeşitli mevzuat hükümlerinde düzenlenmiştir.

Devamını oku

İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA GÖREV VE YETKİ

İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA GÖREV VE YETKİ

İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA GÖREV VE YETKİ

Görev Kavramı

Görev, bir uyuşmazlığın hangi yargı kolunda (adli, idari, anayasa yargısı vb.) ve o yargı kolu içinde hangi derece mahkemesinde görüleceğini belirleyen kurallardır. İdari yargılama hukukunda görev, esas olarak idarenin kamu gücüne dayanarak yaptığı işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların hangi yargı merciinde çözümleneceğini ifade eder.

Görev kuralları kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle:

  • Mahkeme görevli olup olmadığını re’sen inceler.
  • Taraflar görev konusunda anlaşma yapamaz.
  • Görev itirazı yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir.
  • Görevli olmayan mahkeme davayı usulden reddeder.

 

 

Görevli Mahkemeler

İdari yargı teşkilatı şu mahkemelerden oluşur:

  • İdare Mahkemeleri
  • Vergi Mahkemeleri
  • Danıştay

Devamını oku

İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA İDARİ YARGININ GÖREV ALANI

İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA İDARİ YARGININ GÖREV ALANI

İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA İDARİ YARGININ GÖREV ALANI

İdari Yargının Görevli Olduğu Uyuşmazlıklar

İdari yargının görev alanı, esas itibarıyla idarenin kamu gücüne dayanarak tesis ettiği işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların çözümünü kapsar. Türkiye’de idari yargının görev alanı başta Anayasa’nın 125. maddesi ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) olmak üzere çeşitli kanunlarla belirlenmiştir. Anayasa m.125 uyarınca “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.” Bu hüküm, idarenin hukuka bağlılığını ve yargısal denetime tabi olduğunu ortaya koyan temel anayasal ilkedir. Söz konusu Anayasa maddesi idari yargılama hukukunun temelini oluşturur.

İdari yargının görevli olduğu başlıca uyuşmazlıklar şunlardır:

İptal davaları: Hukuka aykırı olduğu iddia edilen idari işlemlerin iptali amacıyla açılır.

Tam yargı davaları: İdari eylem veya işlemlerden dolayı kişisel hakları ihlal edilenlerin açtığı tazminat davalarıdır.

İdari sözleşmelerden doğan davalar: Kamu hizmetinin yürütülmesine ilişkin idari sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıklar idari yargının görev alanına girer.

Burada belirleyici ölçüt, uyuşmazlığın kaynağının kamu gücü kullanımı olup olmadığıdır. Eğer idare özel hukuk kişisi gibi hareket etmişse (örneğin kira sözleşmesi yapmışsa), uyuşmazlık adli yargının görev alanına girer. Ancak idare tek taraflı ve kamu gücüne dayanarak işlem tesis etmişse, uyuşmazlık idari yargıda görülür. Bununla birlikte kanunumuzda incelenmiş idari yargıda görülen davalar veya idari bir uyuşmazlığa konu olsa da adli yargıda görülecek olan davalar söz konusudur.

Devamını oku