MEMURLUKTA DERECE SİSTEMİ VE İSTİSNAİ MEMURLUK NEDİR?

MEMURLUKTA DERECE SİSTEMİ VE İSTİSNAİ MEMURLUK NEDİR?

Memurlukta Sınıflandırma, Kariyer ve Liyakat İlkeleri Ne Anlama Gelir?

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, kamu personel rejimini “Sınıflandırma”, “Kariyer” ve “Liyakat” olmak üzere üç sarsılmaz temel ilke üzerine inşa etmiştir,.

  • Hizmet Sınıfları Sistemi: Sınıflandırma ilkesi; devlet kamu hizmetleri görevlerini ve bu görevlerde çalışan Devlet memurlarını, görevlerin gerektirdiği niteliklere ve mesleklere göre sınıflara ayırmaktır,. Kanun koyucu kamu hizmetini düzensiz bir alan olmaktan çıkarmak için memurları; Genel İdare, Teknik, Sağlık, Eğitim, Avukatlık, Din, Emniyet, Jandarma, Sahil Güvenlik, Yardımcı Hizmetler, Mülki İdare ve Milli İstihbarat olmak üzere tam 12 ayrı hizmet sınıfına ayırmıştır,,. Bu sistemin en kesin kuralı şudur: Hiçbir memur sınıfının dışında ve sınıfının içindeki derecesinin altında bir derecenin görevinde çalıştırılamaz,,.
  • Kariyer İlkesi ve Yükselme Sistemi: Kariyer ilkesi, Devlet memurlarına yaptıkları hizmetler için lüzumlu bilgilere ve yetişme şartlarına uygun şekilde, sınıfları içinde en yüksek derecelere kadar ilerleme imkânını sağlamaktır,,. Bu ilke, memuriyetin ömür boyu süren bir meslek olmasını temin eder. Kariyer sisteminin pratiğe yansıması “kademe ilerlemesi” (yatay ilerleme) ve “derece yükselmesi” (dikey yükselme) şeklinde olur,,. Memurun kademe ilerleyebilmesi için bulunduğu kademede en az 1 yıl çalışmış olması gerekirken; derece yükselebilmesi için derecesi içinde en az 3 yıl çalışmış olması, üst dereceden boş bir kadronun bulunması ve gerekli nitelikleri taşıması şarttır. Ayrıca mesleğiyle ilgili yüksek lisans (master) veya doktora yapan memurlara ilave kademe ve derece ilerlemesi verilerek kariyer gelişimi ödüllendirilir.
    Devamını oku

HUKUKEN DEVLET MEMURU KİMDİR?

HUKUKEN DEVLET MEMURU KİMDİR?

 MEMUR KAVRAMI VE STATÜ HUKUKU

Kamu idaresi ile vatandaş arasındaki hukuki uyuşmazlıklarda en çok karşılaşılan kavramlardan biri “Devlet Memuru” ve “Kamu Görevlisi” tanımlarıdır. Peki, hukuken kimler devlet memurudur ve bu kişilerin çalışma koşullarını belirleyen kurallar bütünü (statü hukuku) neleri kapsar? Bu yazımızda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu çerçevesinde memur kavramını ve statü hukukunun temel prensiplerini inceleyeceğiz. 

Hukuken Devlet Memuru Kimdir? Kimler 657 Kapsamındadır? 

Anayasa m.128 Çerçevesinde Kamu Görevlisi Kavramı 

Devamını oku

MALPRAKTİS NEDİR ? MALPRAKTİS DAVASI NEDİR?

MALPRAKTİS NEDİR ? MALPRAKTİS DAVASI NEDİR?

MALPRAKTİS DAVASI NEDİR?

Malpraktis tazminat davası, doktor, diş hekimi, tıp merkezi, poliklinik, hastane sağlık kuruluşlarının bilgisizliği, deneyimsizliği veya ilgisizliği nedeniyle yanlış teşhis, hatalı tedavi veya eksik bakım hizmeti neticesinde hastanın zarar görmesinden dolayı açılan tazminat davasıdır. Teşhis, aydınlatma ve onam ile tedavi sürecinde tıbbi uygulama hataları olan malpraktis; doktor, sağlık çalışanı ve hastanelerin kasten veya ihmal ile hastayı zarara uğratmasıdır. Halk arasında doktorun uygulama hatası da denilmektedir. Doktor hatası tazminat davası özel hastane veya devlet hastanesinde tedavi görmeye göre usulü farklılık göstermektedir. Devlet hastanesinde doktor hatası olduysa idare mahkemesinde idari dava açılmalıdır. Fakat özel hastanede olmuşsa tüketici mahkemesinde hukuk davası açılmalıdır. Hekimin özen yükümlülüğünün ihlali, üç alanda yoğunlaşmaktadır;

  • Birincisi, hastanın tedavisinde yani teşhis, endikasyon, tıbbi tedbirin seçimi, bu tedbirin uygulanması, tedavi yahut cerrahi girişim sonrası bakım alanındadır.
  • İkincisi, hastanın aydınlatılması ve anamnez alınmasıdır.
  • Üçüncüsü, klinik organizasyonu alanında (personelin niteliği, yeterli sayıda personel bulundurulması, hekimlerin birbiriyle işbirliğidir. (Konsültasyon)

Hekimlerin meslekleri gereği yaptıkları tıbbi uygulamalar belirli riskler taşımaktadır. İşin doğası gereği tanı, teşhis ve tedavi sürecinde insan vücudu üzerine yapılan tıbbi uygulamalar insanın temel hakkı olan yaşama hakkı ile doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle özellikle hekimlerin, hastalarına yönelik tıbbi uygulamalarında kendilerinden beklenen en yüksek özeni göstermeleri gerekir. Tıp hukukunda, sağlık hukukunda, ceza hukukunda ve borçlar hukukunda malpraktis konusunun yani hatalı tıbbi uygulamaların neler olduğu, hangi başlıklar altında ve nasıl değerlendirildiği gerek hasta gerek hekim açısından önem arz etmektedir. Zira bir hatalı tıbbi uygulama ve buna bağlanan sonuçlar her bir durum için farklılık arz edebilmekte, bundan doğan bir hukuki ihtilafın çözümlenmesinde nasıl bir yol izleneceği buna göre belirlenmektedir.

Devamını oku

KAMULAŞTIRMA NEDİR? KAMULAŞTIRMANIN İPTALİ NEDİR?

KAMULAŞTIRMA NEDİR? KAMULAŞTIRMANIN İPTALİ NEDİR?

Kamulaştırma Nedir?

Kamulaştırma, devletin ve kamu tüzel kişilerinin kamu yararının gerektirdiği durumlarda, özel mülkiyetteki taşınmaz malları, Kanunun takside imkan tanıdığı haller istisna olmak üzere bedelini peşin ödemek şartıyla, mal sahibinin rıza ve muvafakatine bakılmaksızın edinmesidir. Kamulaştırma, idarenin kamu yararını gerekçe göstererek bir kimsenin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazına rızası dışında el koymasına denir.

İdarenin mal edinme yöntemlerinden birisi olan kamulaştırma konusuna geçmeden önce kısaca idarenin mal edinme yöntemlerine değinilmelidir. İdare, kamu hukuku kurallarının geçerli olacağı devletleştirme, istimval ve kamulaştırma yöntemleri ile mal edinebileceği gibi; istisnai olarak özel hukuk kurallarının geçerli olacağı satın alma ve bağış yöntemleri ile de mal edinebilir.

Devamını oku

İMAR PLANI NEDİR VE BUNA İLİŞKİN DAVALAR NASIL AÇILIR?

İMAR PLANI NEDİR VE BUNA İLİŞKİN DAVALAR NASIL AÇILIR?

İMAR PLANI NEDİR VE BUNA İLİŞKİN DAVALAR NASIL AÇILIR?

İmar Planı ve Türleri Nedir?

İmar planları, bir yerleşim yerinin sosyal, ekonomik, çevresel ve fiziksel yapısının düzenlenmesini amaçlayan resmi planlardır. Amaç, şehirlerde yaşam kalitesini artırmak, altyapı ve ulaşım sistemlerini planlamak, doğal ve tarihi değerleri korumak ve kentsel gelişmeyi sürdürülebilir hâle getirmektir. Bu planlar, mülkiyet hakları üzerinde sınırlamalar getirebilir, parsel bazında yapılaşma koşullarını belirleyebilir ve yerleşim alanlarında kullanıcı davranışlarını yönlendirebilir.

Devamını oku

ASKERİ PERSONELLERE İLİŞKİN DİSİPLİN CEZALARI NELERDİR ve KİMLER HAKKINDA UYGULANIR?

ASKERİ PERSONELLERE İLİŞKİN DİSİPLİN CEZALARI NELERDİR ve KİMLER HAKKINDA UYGULANIR?

ASKERİ PERSONELLERE İLİŞKİN DİSİPLİN CEZALARI NELERDİR ve KİMLER HAKKINDA UYGULANIR?

Askeri Disiplin Cezaları Nelerdir ve Kimler Hakkında Uygulanır?

Kanun kapsamında düzenlenen askeri disiplin cezaları, muhatap alınan personelin statüsüne göre üç ana gruba ayrılmaktadır. Bunlar; subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş ile sözleşmeli erbaş ve erler hakkında uygulanabilecek disiplin cezaları; askeri öğrenciler hakkında uygulanabilecek disiplin cezaları ve erbaş ile erler hakkında uygulanabilecek disiplin cezalarıdır. Bu ayrım, disiplin hukukunun personelin statüsüne göre farklı usul ve esaslara tabi olmasından kaynaklanmaktadır.

Devamını oku

ASKERİ PERSONELE İLİŞKİN TERFİ ve NASIP DAVALARI

ASKERİ PERSONELE İLİŞKİN TERFİ ve NASIP DAVALARI

ASKERİ PERSONELE İLİŞKİN TERFİ ve NASIP DAVALARI

TSK İÇİ TERFİ DAVALARI

I. Giriş: Terfi Engelinin Hukuki Niteliği ve Koruma Amacı

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) personelinin terfi edilme süreci, yalnızca bir yönetim kararı veya ast üst ilişkisi meselesi değildir. Bu süreç, personelin hizmet süresi, kıdemi, performansı, disiplin durumu ve kariyer planlaması gibi unsurların birlikte değerlendirildiği ciddi bir idari işlemdir. Ancak mevzuatta öngörülen şartları taşımasına rağmen terfi ettirilmeyen bir personelin durumunda, bu işlem hukuka aykırı bir idari işlem hâline gelebilir ve bu yüzden idari yargı önünde iptal davası açılabilir.

Bu dava türü, idarenin takdir yetkisini hukuka uygun şekilde kullanmasını temin etmeyi ve keyfi değerlendirmelerle personelin kariyerinin engellenmesini engellemeyi amaçlar. Yani burada, yalnızca bir terfi kararı incelenmez; aynı zamanda kişisel haklar, kariyer ilerlemesi ve hukuka uygun değerlendirme prensipleri söz konusudur.

II. TSK’da Terfi Sisteminin İşleyişi
A. Temel Değerlendirme Ölçütleri

TSK’da terfi süreci, titiz ve belirli kriterlere bağlıdır. Bu kriterler arasında:

Hizmet Süresi ve Kıdem: Personelin belirli sürelerle hizmet etmiş olması gerekir. Bu süreler, rütbe ve sınıfa göre farklılaşabilir.

Sicil Notları ve Performans: Sicil notu yalnızca nicelik değil aynı zamanda niteliği de gösteren bir unsurdur; sicil notunun yüksek olması terfi ihtimalini artırırken düşüklüğü engelleyebilir.

Disiplin Durumu: Disiplin cezası alan personel, sicil notları ne kadar uygun olsa bile bu durumdan olumsuz etkilenebilir.

Kadro Durumu ve İhtiyaç Analizi: Söz konusu kadronun boşluğu ve ihtiyaç değerlendirmesi de terfi kararını etkiler.

Bu nedenle terfi kararı; sadece bir kıdem meselesi değil, bir bütün olarak hizmet ve performans değerlendirmesidir. Bu unsurların hukuka uygun şekilde değerlendirilmemesi, terfi engeline yol açabilir ve bu durumda idari dava açma hakkı doğar.

III. Terfi Engelinin Hukuki Gerekçeleri ve Objektiflik İlkesi
A. Çeşitli Gerekçeler

Personelin terfi ettirilmemesi, pek çok farklı sebepten kaynaklanabilir. Bunlar aşağıdaki gibidir:

Sicil Notunun Yetersiz Olması: Son üç yılın sicil not ortalamasının terfiye uygun olmaması gibi durumlar.

Disiplin Cezası veya Soruşturma: Disiplin soruşturması sonucu olumsuz sicil durumu.

Sağlık Nedeniyle Görev Kısıtlaması: Sağlık durumunun terfiyi engellediği iddiası.

Kadro veya İdari Planlama Gerekçeleri: Kadro eksikliği veya hizmetin zorunluluklarına dayalı engeller.

Olumsuz Güvenlik Soruşturması Sonuçları: Güvenlik soruşturmasının olumsuz etkisi.

Takdir Yetkisinin Yanlış Kullanılması: İdarenin öznel değerlendirmesi.

B. Hukuka Aykırılık Riski

Bu gerekçelerin, somut ve belgelerle desteklenebilir olması gerekir. Aksi durumda kişisel, sübjektif veya keyfi değerlendirmeler hukuka aykırılık teşkil eder. Özellikle aynı hizmet koşullarına sahip emsallerin terfi ettirilip davacıya terfi verilmemesi gibi durumlar, eşitlik ilkesine aykırı kabul edilir.

IV. Terfi Engelinin İptali İçin Dava Açılması
A. Dava Ne Kadar Süre İçinde Açılır ve Hangi Mahkemede Açılır?

Bir terfi engeline karşı açılan iptal davası idare mahkemesinde açılır. Bu dava hakkı, terfi ettirilmediğine ilişkin işlemin kişiye yazılı olarak bildirildiği tarihten itibaren 60 gün içinde kullanılmalıdır.

Davaların çoğu Ankara idare mahkemelerinde görülür, çünkü terfi kararları genellikle Millî Savunma Bakanlığı veya Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde alındığı için yetki buradaki mahkemelere aittir.

B. Dilekçede Gösterilecek Hususlar

Dilekçede özellikle:

  • Terfi hakkının objektif şekilde sağlandığı,
  • Değerlendirme kriterlerinin hukuka aykırı olarak uygulandığı,

Eşit durumda olanların terfi ettiği,
Sicil notlarının objektif kriterlere göre verilmediği,
gibi hususlar açık şekilde belirtilmelidir. Bu, yargının değerlendirme yapabilmesi için zorunludur.

Devamını oku

ADLİ SİCİL (SABIKA KAYDI) VE ARŞİV KAYDI SİLDİRME NEDİR ve NASIL OLUR?

ADLİ SİCİL (SABIKA KAYDI) VE ARŞİV KAYDI SİLDİRME NEDİR ve NASIL OLUR?

ADLİ SİCİL (SABIKA KAYDI) VE ARŞİV KAYDI SİLDİRME NEDİR ve NASIL OLUR?

Adli sicil kaydı, bir kimsenin mahkumiyetinin olup olmadığının anlaşılması için konulmuş olan kayıt sistemine denir. Sabıka kaydı olarak da bilinen adli sicil kaydı, sosyal hayatta kişileri doğrudan etkileyebilen bir niteliğe sahip olduğundan bu kayıtların tutulması ve kanun çerçevesinde silinme koşulları oluştuğunda silinmesi büyük önem arz eder.

Devamını oku

ARAZİ TOPLULAŞTIRILMASI DAVASI NEDİR?

ARAZİ TOPLULAŞTIRILMASI DAVASI NEDİR?

Arazi Toplulaştırması Nedir?

Arazi toplulaştırması; dağınık, parçalanmış ve şekil bozukluğu bulunan tarım arazilerinin birleştirilerek ekonomik verimliliğinin artırılması işlemidir. Amaç, tarımsal yapının yeniden düzenlenmesi ve üretim maliyetlerinin düşürülmesidir. Devamını oku

ALKOLLÜ ARAÇ KULLANMA SUÇU NEDİR?

ALKOLLÜ ARAÇ KULLANMA SUÇU NEDİR?

ALKOLLÜ ARAÇ KULLANMANIN HUKUKİ SONUÇLARI NELERDİR?

I. Alkollü Araç Kullanma Hukuken Ne Anlama Gelir?

Alkollü araç kullanma fiili, Türk hukukunda hem idari yaptırım hem de belirli şartlarda cezai yaptırım doğuran bir hukuka aykırılıktır. Düzenlemeler başta Karayolları Trafik Kanunu, Kabahatler Kanunu ve Türk Ceza Kanunu hükümleri çerçevesinde yapılmıştır.

Bu fiil, trafik güvenliğini tehlikeye düşürme ihtimali nedeniyle kamu düzenini ilgilendiren bir ihlal olarak kabul edilir.


II. Kaç Promilden Sonra Ceza Uygulanır?

A. Promil Sınırı Aşılırsa Ne Olur?

Hususi araç sürücüleri bakımından 0,50 promil ve üzeri alkol oranıyla araç kullanılması halinde:

  • İdari para cezası uygulanır,

  • Sürücü belgesi geçici süreyle geri alınır.

Ticari araç sürücülerinde promil sınırı daha düşük olup yaptırımlar daha ağırdır.

B. Aynı İhlal Tekrar Edilirse Ceza Artar mı?

Evet. Alkollü araç kullanma fiilinin belirli süreler içinde tekrarı halinde:

  • Para cezaları artar,

  • Ehliyete el koyma süresi uzar,

  • Belirli sayıda tekrar halinde ehliyet iptal edilir.

Beş yıl içinde üç kez alkollü araç kullanma tespiti halinde sürücü belgesi tamamen iptal edilebilir.


III. Alkollü Araç Kullanmak Hapis Cezasına Neden Olur mu?

A. Hangi Durumda Suç Oluşur?

Alkol etkisi altında araç kullanma, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı açısından somut bir tehlike yaratıyorsa, yalnızca idari para cezası değil aynı zamanda ceza sorumluluğu da doğar.

Türk Ceza Kanunu m.179/2-3 uyarınca trafik güvenliğini tehlikeye sokan sürücü hakkında 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.

B. Hem Para Cezası Hem Ceza Davası Açılabilir mi?

Evet. İdari yaptırım uygulanmış olması, şartları varsa ceza davası açılmasına engel değildir.


IV. Alkol Ölçümü Nasıl Yapılır?

A. Polis Alkolü Nasıl Tespit Eder?

Kolluk kuvvetleri tarafından:

  • Alkolmetre ile ölçüm yapılabilir,

  • Uyuşturucu veya uyarıcı madde test kitleri kullanılabilir.

Ölçüm sonucuna itiraz edilmek istenirse resmi sağlık kuruluşunda kan testi yaptırılması mümkündür.

B. Alkolmetreye Üflemezsem Ne Olur?

Alkolmetreye üflemeyi reddeden sürücüler hakkında:

  • Yüksek miktarda idari para cezası uygulanır,

  • Ehliyet belirli süreyle geri alınır.

Bu yaptırım, çoğu durumda alkollü araç kullanma ile benzer ağırlıktadır.


V. Uyuşturucu Etkisi Altında Araç Kullanmanın Sonucu Nedir?

Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandığı tespit edilen sürücüler hakkında:

  • Yüksek tutarlı idari para cezası uygulanır,

  • Sürücü belgesi iptal edilir,

  • Ayrıca ceza hukuku kapsamında adli işlem yapılır.

Ehliyetin yeniden alınabilmesi için belirli sürelerin geçmesi, psikoteknik değerlendirme ve sağlık raporu gibi şartların yerine getirilmesi gerekir.


VI. Alkollü Kaza Yaparsam Sigorta Zararı Karşılar mı?

A. Trafik Sigortası Ödeme Yapar mı?

Zorunlu trafik sigortası, üçüncü kişilerin zararlarını karşılar. Ancak kazanın alkollü araç kullanımı nedeniyle meydana geldiği tespit edilirse sigorta şirketi ödediği bedeli sürücüden geri talep edebilir.

B. Kasko Hasarı Öder mi?

Kasko poliçelerinde alkollü araç kullanımı teminat dışında bırakılabilir veya ödeme sonrasında rücu gündeme gelebilir. Promil oranı ve poliçe şartları belirleyicidir.


VII. Cezaya Nasıl İtiraz Edilir?

A. İdari Para Cezasına Kaç Gün İçinde İtiraz Edilir?

İdari para cezasına karşı tebliğden itibaren 15 gün içinde sulh ceza hâkimliğine başvurulmalıdır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir.

B. Ceza Davasında Savunma Yapılabilir mi?

Evet. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan dava açılması halinde ölçümün usulsüzlüğü veya teknik hatalar savunma konusu yapılabilir.


VIII. Ehliyet Geri Alındığında Nasıl Geri Alınır?

Geçici olarak geri alınan ehliyetin iadesi için:

  • Sürenin dolmuş olması,

  • Tüm para cezalarının ödenmiş olması gerekir.

Ehliyet iptal edilmişse yeniden sürücü belgesi almak için sürücü kursuna kayıt, sınav başarısı, psikoteknik rapor ve sağlık kurulu raporu gereklidir.


IX. Alkollü Araç Kullanma Cezası Sicile İşler mi?

İdari para cezaları adli sicile işlemez. Ancak Türk Ceza Kanunu kapsamında mahkûmiyet kararı verilirse bu karar adli sicile kaydedilir.


Sonuç Olarak Alkollü Araç Kullanmanın Riskleri Nelerdir?

Alkollü araç kullanma;

  • Yüksek para cezalarına,

  • Ehliyetin geçici olarak geri alınmasına veya iptaline,

  • Hapis cezasına,

  • Sigorta şirketinin rücu talebine,

  • Adli sicil kaydına

neden olabilecek ciddi hukuki sonuçlar doğurur.

Bu nedenle hem idari hem cezai süreçlerin dikkatle takip edilmesi ve yasal sürelere riayet edilmesi büyük önem taşımaktadır.

Devamını oku