Kamu Görevlilerinin Yargılanması Süreci Nasıl İşler?

4483 Sayılı Kanun Hangi Kamu Görevlilerini Kapsar?

4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun, genel kural olarak Devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürüttükleri kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri ifa eden memurlar ve diğer kamu görevlilerinin, yalnızca görevleri sebebiyle işledikleri suçları kapsar.

Bu kanun, kamu hizmetinin kesintiye uğramaması ve kamu görevlilerinin asılsız şikayetlerle rahatsız edilmesini önlemek amacıyla özel bir “soruşturma izni” sistemi öngörür.

Kanun Kapsamına Giren Kamu Görevlileri

Kanun, kamuda çalışan herkesi değil, statüter bir ilişkiyle devlete bağlı olan asli personeli kapsar:

  • Memurlar: 657 sayılı Kanun kapsamında istihdam edilen memurlar.
  • Sözleşmeli Personel: Kadro karşılığı veya uzmanlık gerektiren pozisyonlarda istihdam edilen sözleşmeli personel.
  • Seçimle Göreve Gelen Diğer Kamu Görevlileri: Belediye başkanları, belediye meclisi üyeleri, il genel meclisi üyeleri ile köy ve mahalle muhtarları.
  • Belirli KİT ve İdare Yöneticileri: Kamu İktisadi Teşebbüslerinin (KİT) genel müdürleri ve yönetim kurulu üyeleri.
  • Su ve Kanalizasyon İdareleri: Bu idarelerin genel müdür, yönetim kurulu üyeleri ve 657 sayılı kanuna tabi personeli.

Kanun Kapsamına Girmeyen Kamu Görevlileri Kimlerdir? (Doğrudan Soruşturulanlar veya Özel Kanunlara Tabi Olanlar)

  • İşçiler ve Geçici Personel: İş sözleşmesiyle çalışan işçiler ile geçici personel bu kanun kapsamında değildir ve genel hükümlere göre savcılıkça doğrudan soruşturulurlar.
  • Yardımcı Hizmetliler: Ceza hukuku anlamında asli ve sürekli kamu görevi yapmayan odacı, bekçi, aşçı, şoför gibi yardımcı hizmetler sınıfı personeli kapsam dışındadır.
  • KİT Personeli: KİT’lerin genel müdür ve yönetim kurulu üyeleri haricindeki diğer personeli kapsam dışındadır.
  • Özel Soruşturma Usulüne Tabi Olanlar: Cumhurbaşkanı, bakanlar, milletvekilleri, hakimler ve savcılar, askeri personel, üniversite öğretim üyeleri, serbest avukatlar ve noterler kendi özel kanunlarındaki soruşturma kurallarına tabidir.

Kanun Kapsamına Giren Suçlar Nedir?

Kanunun uygulanabilmesi için işlenen suçun muhakkak “görev sebebiyle” (görevin ifası nedeniyle) işlenmiş olması şarttır. Suçu doğuran fiil ile kişinin kamu görevi ve yetkileri arasında doğrudan bir illiyet (nedensellik) bağı bulunmalıdır. Kanun kapsamına giren başlıca görev suçları şunlardır:

  • Görevi kötüye kullanma
  • Resmi belgede sahtecilik
  • Haksız arama
  • Kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi, ele geçirilmesi veya yok edilmemesi
  • Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi
  • Hayatın gizliliğini ihlal
  • Denetim görevinin ihmali
  • Göreve ilişkin sırrın açıklanması
  • Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme
  • İmar kirliliğine neden olma

Kanun Kapsamına Girmeyen Suçlar

Kamu görevlisi tarafından işlense dahi, izin şartı aranmaksızın genel hükümlere göre doğrudan soruşturulan suçlar şunlardır:

  • Kişisel Suçlar ve Görev Sırasında İşlenen Suçlar: Kamu görevlisinin görev yerinde veya mesai saatinde işlediği ancak göreviyle ilgisi bulunmayan suçlar (örneğin bir memurun vatandaşla kişisel bir kavgaya girmesi).
  • Ağır cezayı gerektiren suçüstü halleri.
  • İşkence, eziyet ve zor kullanma yetkisinde sınırın aşılması suçları (insan hakları bağlamında etkin soruşturma yürütülebilmesi için kapsam dışı bırakılmıştır).
  • 3628 sayılı Kanun kapsamındaki yolsuzluk suçları: Rüşvet, irtikap, basit ve nitelikli zimmet, ihaleye fesat karıştırma, görev sırasında veya görevden dolayı kaçakçılık, devlet sırlarını açıklama gibi suçlar doğrudan soruşturulur (İstisna: Müsteşarlar, valiler ve kaymakamlar bu suçları işlerse yine 4483 sayılı Kanun kapsamında izin sistemine tabidir).
  • Atatürk aleyhine işlenen suçlar (5816 sayılı Kanun).
  • Terör suçları (3713 sayılı Kanun).
  • Disiplin suçları ve diğer bazı özel kanun (Seçim Kanunu, Orman Kanunu vb.) ihlalleri.

Görev Sebebiyle İşlenen Suç ile Kişisel Suç Arasındaki Fark Nedir?

Görev sebebiyle işlenen suç ile kişisel suç arasındaki temel fark, işlenen fiilin kamu görevlisinin yürüttüğü kamu hizmeti ve yetkileriyle olan nedensellik (illiyet) bağıdır. Kaynaklara göre bu farklar şu şekildedir:

Görev Sebebiyle İşlenen Suçlar:

  • Tanım ve Kapsam: Memur ve diğer kamu görevlilerine mevzuatla verilen idari nitelikteki görevlerin ve yetkilerin kullanılması veya kullanılmaması (ihmali) neticesinde işlenebilen suçlardır,.
  • Özellikleri: Eylemi gerçekleştiren kişinin memur olması, suçun oluşması için kurucu bir unsurdur (özgü suçlar) ve suç ile memurun görevi arasında doğrudan bir sebep-sonuç ilişkisi bulunur,. Örneğin; görevi kötüye kullanma veya görevi ihmal suçları bu kapsamdadır.
  • Örnek: Bir nüfus memurunun, evrakları tam olmasına rağmen kasıtlı olarak yeni doğan bir çocuğun kaydını uzun süre yapmaması eylemi görevi sebebiyle işlenmiş bir suçtur.
  • Hukuki Sonucu: Bu suçlar 4483 sayılı Kanun kapsamında olup, kamu görevlisi hakkında ceza soruşturması başlatılabilmesi için idari mercilerden “soruşturma izni” alınmasını gerektirir,.

Kişisel Suçlar:

  • Tanım ve Kapsam: Kamu görevlisinin yaptığı görevle zaman, mekân ve nedensellik yönünden hiçbir bağlantısı olmayan eylemlerinden doğan suçlardır.
  • Hukuki Sonucu: Bu suçlar 4483 sayılı Kanunun sağladığı idari güvence (izin sistemi) kapsamında değildir. İşlenen suç kişisel olduğu için Cumhuriyet savcılıkları tarafından izin alınmaksızın genel hükümlere göre doğrudan soruşturulur,.

Ayrımı Netleştiren Önemli Bir Detay: “Görev Sırasında İşlenen Suçlar” Bir suçun sırf mesai saatleri içinde veya görev yerinde işlenmesi, onu “görev sebebiyle işlenmiş suç” yapmaz. Memurun görevini yaptığı sırada işlediği fakat göreviyle hiçbir nedensellik bağı olmayan suçlar (görev sırasında işlenen suçlar) da kişisel suçlar gibi genel hükümlere tabidir,. Örneğin; bir nüfus memurunun mesaisi sırasında, işleminin neden geciktiğini soran bir vatandaşı dövmesi eylemi görev sebebiyle değil, görev sırasında işlenmiş bir suçtur ve izin sistemine (4483 sayılı Kanun) tabi olmaksızın doğrudan soruşturulur.

Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerin Yargılanmasında Soruşturma İzni Nedir?

Memurlar veya diğer kamu görevlilerinin “görevi sebebiyle” işledikleri suçlar hakkında savcılıkça soruşturma veya mahkemece kovuşturma yapılabilmesi için yetkili organın verdiği idari nitelikteki karara soruşturma izni denir. Ceza muhakemesinde bir “soruşturma şartı” olarak kabul edilir; yani savcılık, ilgili idari kurumdan izin almadan doğrudan soruşturma yürütemez, şüphelinin ifadesini dahi alamaz, yalnızca kaybolma ihtimali olan acil delilleri toplayabilir. Soruşturma izni kararları idari nitelikte olduğundan idari yargıda itiraza tabidir.

Soruşturma İzni Alınması Gereken Memurlar ve Diğer Kamu Görevlileri Kimlerdir?

4483 sayılı Kanuna göre hakkında soruşturma izni alınması gerekenler; tüm devlet memurları ile devletin açtığı bir kadroya bağlı olarak “kamu görevi” niteliğindeki “asli ve sürekli görevleri” ifa eden diğer kamu görevlileridir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’ndaki (TCK) geniş “kamu görevlisi” tanımından farklı olarak 4483 sayılı Kanun, idare ile arasında yasal (statüter) bir ilişki olan, genel idare esaslarına göre çalışan asli personeli kapsar.
Bu yasa kapsamında olmayan ve doğrudan soruşturulabilenler şunlardır:
  • İş sözleşmesiyle çalışan işçiler (belediye işçileri dahil),
  • geçici personel,
  • bir kadroya bağlı olmaksızın çalıştırılan sözleşmeli personel
  • asli/sürekli görevleri olmayan personel.
Ayrıca Cumhurbaşkanı, bakanlar, milletvekilleri, hakimler ve savcılar, üniversite öğretim üyeleri, TSK mensupları, noterler ve avukatlar gibi görevliler kendi özel kanunlarındaki usullere tabi olduklarından 4483 sayılı yasa kapsamı dışındadırlar.

Soruşturma İznine Tabi Suçlar Nelerdir?

İzin prosedürünün uygulanabilmesi için suçun muhakkak “görev sebebiyle” işlenmiş olması gerekir. Yani suç ile memurun görevi arasında bir nedensellik bağı olmalı; suç, memura verilen yetkilerin kullanılması veya kullanılmaması suretiyle işlenmelidir. Görevi kötüye kullanma, resmi belgede sahtecilik, rüşvet ve zimmet (istisnalar hariç), göreve ilişkin sırrın açıklanması, denetim görevinin ihmali, suç delillerini yok etme ve kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf gibi suçlar bu kapsamdadır.

Soruşturma İzni Alınmasına Gerek Olmadan Doğrudan Soruşturulabilen Suçlar

Kamu görevlisi tarafından işlense dahi izin aranmaksızın genel hükümlere göre doğrudan soruşturulan suçlar şunlardır:
  • Ağır cezayı gerektiren suçüstü halleri,
  • Memurun görevi dışında işlediği kişisel suçları ile görev sırasında işlediği ancak görevle bağlantılı olmayan suçlar,
  • İşkence ve eziyet suçları,
  • 3628 sayılı Kanun kapsamındaki irtikap, rüşvet, basit ve nitelikli zimmet, ihaleye fesat karıştırma, görevden dolayı kaçakçılık ve devlet sırlarını açıklama suçları (Müsteşar, vali ve kaymakamlar hariç),
  • Atatürk aleyhine işlenen suçlar,
  • Adli kolluk veya adliye ile ilgili görevlerin ihmali suçları (savcı emirlerine uymama vb.),
  • Terör ve Seçim Kanunu suçları gibi özel kanunlarda doğrudan soruşturulacağı belirtilen suçlar.

Soruşturma İzni Vermeye Yetkili Merciler Kimlerdir?

4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca, soruşturma izni vermeye yetkili merciler, memurun görev yaptığı yere, çalıştığı kuruma, unvanının niteliğine ve atanma şekline göre farklılık göstermektedir. Kanun’un 3. maddesinde belirtilen yetkili merciler şunlardır:

1. Mülki İdare Amirlerinin Yetkili Olduğu Durumlar:

  • Kaymakam: İlçede görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri; ilçeye bağlı köy ve mahalle muhtarları ile ilçelerdeki belde belediye başkanları ve belde belediye meclisi üyeleri hakkında soruşturma izni vermeye yetkilidir.
  • Vali: İlde ve merkez ilçede görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri; il ve merkez ilçelerdeki kaymakamlar; merkez ilçelerdeki belde belediye başkanları, belde belediye meclisi üyeleri ve köy/mahalle muhtarları ile bölge düzeyinde teşkilatlanan kurumlarda çalışan personel (görev yaptıkları ilin valisi) hakkında soruşturma izni vermeye yetkilidir.

2. Merkez Teşkilatı ve Üst Düzey Görevliler:

  • En Üst İdari Amir: Cumhurbaşkanlığına veya bakanlıklara bağlı, ilgili ya da ilişkili kuruluşların merkez teşkilatında görev yapan diğer memurlar ve kamu görevlileri hakkında ilgili kuruluşun en üst idari amiri yetkilidir.
  • Cumhurbaşkanı veya İlgili Bakan: Cumhurbaşkanı kararıyla (ortak kararla) atanan memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında Cumhurbaşkanı veya bağlı bulundukları ilgili bakan yetkilidir.

3. TBMM ve Cumhurbaşkanlığı Personeli:

  • TBMM Genel Sekreteri ve TBMM Başkanı: TBMM’de görevli memur ve diğer görevliler hakkında TBMM Genel Sekreteri yetkiliyken, bizzat TBMM Genel Sekreteri ve yardımcıları hakkında izin verme yetkisi TBMM Başkanı’na aittir.
  • Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı ve Cumhurbaşkanı: Cumhurbaşkanlığında görevli memur ve diğer görevliler hakkında Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı (eski adıyla Genel Sekreter); İdari İşler Başkanının kendisi hakkında ise bizzat Cumhurbaşkanı yetkilidir.

4. Seçimle Göreve Gelen Yerel Yöneticiler:

  • İçişleri Bakanı: Büyükşehir, il ve ilçe belediye başkanları ile büyükşehir, il ve ilçe belediye meclisi üyeleri ve il genel meclisi üyeleri hakkında İçişleri Bakanı soruşturma izni vermeye yetkilidir.

5. Sağlık Çalışanlarına İlişkin Özel Durum:

  • Mesleki Sorumluluk Kurulu: Kamu veya özel sağlık kuruluşları ile vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim, diş hekimi ve diğer sağlık meslek mensuplarının, tıbbi teşhis, tedavi ve uygulamaları nedeniyle haklarında yapılacak soruşturmalarda izin, Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verilir.

Yetkinin Kullanılmasına İlişkin Genel Kurallar:

  • Suç Tarihindeki Görev Esastır: Soruşturma izni verecek makam tespit edilirken, hakkında ön inceleme yapılan memur veya kamu görevlisinin suçun işlendiği tarihteki görevi dikkate alınır.
  • İştirak Hali (Birlikte Suç İşleme): Ast memur ile üst memurun bir suçu birlikte (iştirak halinde) işlemesi durumunda, tüm suç ortakları için soruşturma izni üst memurun bağlı olduğu yetkili merciden istenir ve bu yetkili merci tüm iştirakçiler için kararı verir.
  • Devredilemezlik ve Vekalet: Soruşturma izni verme yetkisi münhasır bir yetkidir, alt makamlara devredilemez. Aynı şekilde üst merciler de alt mercilere ait izin verme yetkisini kullanamazlar. Ancak yetkili amirin yokluğunda, yerine usulüne uygun şekilde atanmış “vekilleri” tarafından bu yetki bizzat kullanılır.

Hangi Üst Düzey Görevliler İçin Danıştay Yetkilidir?

4483 sayılı Kanun’un 9. maddesine göre, soruşturma izni kararlarına (izin verilmesi veya verilmemesi) karşı yapılacak itirazlarda Danıştay (Kanun metnine göre İkinci Dairesi, Danıştay’ın iç işleyişindeki değişiklikler gereği günümüzde Birinci Dairesi), Kanun’un 3. maddesinin (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde sayılan üst düzey görevliler için yetkili itiraz merciidir.

Danıştay’ın yetki alanına giren bu üst düzey görevliler şunlardır:

  • Ataması üst düzey olanlar: Cumhurbaşkanı kararıyla (eski sistemde Bakanlar Kurulu kararıyla veya bakanlıkların merkez teşkilatında ortak kararla) atanan memurlar ve diğer kamu görevlileri.
  • TBMM Personeli: Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri ile TBMM Genel Sekreteri ve yardımcıları.
  • Cumhurbaşkanlığı Personeli: Cumhurbaşkanlığında görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri ile Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı (eski adıyla Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri) (Ancak kanun gereği Cumhurbaşkanı tarafından bizzat verilen izin kararlarına karşı itiraz edilememektedir, bu nedenle bu kararlar kapsam dışıdır).
  • Seçimle Göreve Gelen Yerel Yöneticiler: Büyükşehir belediye başkanları, il ve ilçe belediye başkanları; büyükşehir, il ve ilçe belediye meclisi üyeleri ile il genel meclisi üyeleri.

Bu sayılan üst düzey görevliler dışındaki tüm memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkındaki soruşturma izni kararlarına karşı yapılacak itirazları inceleme yetkisi ise, kararı veren yetkili merciin yargı çevresinde bulunduğu Bölge İdare Mahkemesine aittir.

 

Doktor ve Sağlık Çalışanları Açısından Soruşturma İzni Prosedürü Nasıldır?

Sağlık Çalışanlarının Türkiye'den Göçü Ne Durumda? - Perspektif - ARKA PLAN

Doktorlar ve diğer sağlık çalışanlarının, sağlık mesleğinin icrası kapsamındaki tıbbi işlem ve uygulamaları (muayene, teşhis ve tedavi) nedeniyle haklarında yapılacak ceza soruşturmaları ile tazminat süreçleri, 3359 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 18 ile 4483 sayılı Kanun kapsamında özel bir güvence prosedürüne bağlanmıştır.

Kaynaklara göre sağlık çalışanları açısından soruşturma izni prosedürü şu şekilde işlemektedir:

Kapsama Giren ve Girmeyen Sağlık Çalışanları:

  • Kapsamda Olanlar: Kamu ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan hekimler, diş hekimleri ve diğer sağlık meslek mensupları bu koruma kapsamındadır. Normal şartlarda Anayasa’daki “diğer kamu görevlileri” statüsünde yer almayan özel hastane personeli dahi 2022 yılında yapılan bu yasal değişiklikle izin sistemine dahil edilmiştir. Aynı şekilde vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim, diş hekimi ve sağlık meslek mensupları da bu yasaya tabidir.
  • Kapsam Dışı Olanlar (İstisna): Devlet üniversitelerinde görevli olup 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 53. maddesinde yer alan özel soruşturma usulüne tabi olan öğretim elemanları bu prosedürün kapsamı dışındadır.

İzin Vermeye Yetkili Merci ve Ön İnceleme Süreci:

  • Sağlık çalışanlarının mesleki faaliyetlerinden doğan (malpraktis vb.) iddialarda soruşturma izni vermeye yetkili makam mülki idare amirleri (vali/kaymakam) değil, doğrudan Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan Mesleki Sorumluluk Kurulu‘dur.
  • Ön inceleme sürecinde Mesleki Sorumluluk Kurulu; bilhassa özel sağlık kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde çalışan personelin ön incelemesini yürütmek üzere, il sağlık müdürlüklerinde görevli başkan veya yardımcılarını görevlendirebilmektedir.

Karar Sürelerinin İki Kat Uygulanması:

  • 4483 sayılı Kanun’un 7. maddesinde yetkili idari mercinin soruşturma izni hakkında karar vermesi için öngörülen normal kanuni süreler (ön inceleme dâhil en geç 30 gün ve zorunlu hallerde en fazla 15 günlük uzatma süresi), sağlık çalışanları söz konusu olduğunda iki katı olarak uygulanır.

İtiraz Mercii:

  • Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verilen kararlara karşı yargı yolu açıktır. Ancak genel kuralın aksine (kararı veren merciin bulunduğu yerdeki mahkeme yerine), bu Kurulun kararlarına karşı itirazlar doğrudan Ankara Bölge İdare Mahkemesine yapılır.

Tazminatların Personele Rücu (Geri İsteme) Edilmesi İşlemleri:

  • Ceza soruşturmalarının yanı sıra, kamu personeli veya Devlet üniversitelerinde görev yapan personelin tıbbi hata (malpraktis) iddiaları nedeniyle idare aleyhine açılan davalarda idare tarafından tazminat ödenmesi durumunda da özel bir prosedür işletilir.
  • Ödenen bu tazminat bedelinin ilgili hekim veya sağlık çalışanından rücu edilip edilmeyeceğine (geri istenip istenmeyeceğine) ve rücu edilecek miktara yine Mesleki Sorumluluk Kurulu karar verir.
  • Kurul bu değerlendirmesinde personelin kusur durumunu ve görevinin gereklerine aykırı hareket edip görevini kötüye kullanıp kullanmadığını gözeterek, idarenin ödeme yaptığı tarihten itibaren bir yıl içinde karar vermek zorundadır.

Ambulans Şoförleri Neden Her Zaman 4483 Kapsamına Dahil Edilmez?

Ambulans Şoförü Maaşı | Parasal Çözümler

Ambulans şoförlerinin 4483 sayılı Kanun (Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun) kapsamına her zaman dâhil edilmemesinin temelinde işlenen suçun niteliği ve şoförün istihdam statüsü olmak üzere iki ana neden yatmaktadır:

1. İşlenen Suçun “Görev Sebebiyle İşlenen Suç” Niteliğinde Olmaması (Özellikle Trafik Kazaları)

Sağlık Bakanlığı bünyesinde çalışan ambulans şoförleri, acil sağlık hizmeti gibi ikame edilemez asli ve sürekli bir görevi yerine getirdikleri için “kamu görevlisi” kabul edilirler. Ancak 4483 sayılı Kanunun uygulanabilmesi için, işlenen suçun muhakkak “görev sebebiyle” işlenmiş olması gerekir.

Bir suçun görev sebebiyle işlenmiş sayılabilmesi için; memuriyet görevinden doğması, görevle doğrudan bağlantılı olması veya sadece kamu görevlileri tarafından işlenebilen bir “özgü suç” (örneğin zimmet, rüşvet) niteliğinde olması şarttır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun içtihadına göre: Bir ambulans şoförünün hasta nakli sırasında dikkatsiz araç kullanarak trafik kazası yapması ve “taksirle yaralamaya neden olma” suçunu işlemesi, memuriyet görevinden doğan bir suç olarak kabul edilmemektedir. Taksirle yaralama, sadece kamu görevlilerine özgü bir suç değildir ve kamu görevlisi olmak bu suçta ağırlaştırıcı bir neden de sayılmaz. Bu nedenle ambulans şoförleri, trafik kazasına karıştıklarında 4483 sayılı Kanun’un sağladığı “soruşturma izni” güvencesinden yararlanamazlar ve haklarında savcılık tarafından doğrudan genel hükümlere göre soruşturma başlatılır.

2. Personelin “İşçi” veya “Yardımcı Hizmetler” Statüsünde İstihdam Edilmesi

4483 sayılı Kanun yalnızca statüter (idare hukuku) bağla devlete bağlı olan “memurları” ve “diğer kamu görevlilerini” kapsar. Özel hukuk hükümlerine göre çalıştırılan işçiler ise Anayasal anlamda bu korumanın dışındadır.

  • Eğer ambulans şoförü devlette kadrolu veya idari sözleşmeli personel değil de, “işçi” statüsünde (örneğin taşeron şirket veya sürekli işçi kadrosunda) çalışıyorsa, işlediği suç görevle ilgili olsa dahi 4483 sayılı Kanun kapsamına girmez ve savcılıkça doğrudan soruşturulur.
  • Ayrıca yargı kararlarında, asli ve sürekli görevleri idare eden memurlar dışında kalan ve yardımcı hizmetler sınıfında sayılan hizmetli, odacı, aşçı veya şoför gibi pozisyonlarda çalışanların eylemlerinin de geçmişten bu yana dar anlamda bu yasanın koruması dışında bırakıldığı uygulamalar mevcuttur.

Özetle; bir ambulans şoförü kadrolu bir memur olsa bile, trafik kazası gibi herkes tarafından işlenebilen (özgü olmayan) suçlarda; şayet işçi statüsünde çalışıyorsa tüm görev suçlarında 4483 sayılı yasanın sağladığı ön inceleme/soruşturma izni prosedürü işletilmeksizin doğrudan yargılanır.

Ambulans Şoförü Kasten Suç İşlerse Prosedür Değişir Mi?

Ambulans şoförünün kasten (bilerek ve isteyerek) bir suç işlemesi durumunda uygulanacak prosedür, işlenen kastî suçun göreviyle bağlantılı olup olmadığına ve şoförün çalışma statüsüne (memur mu işçi mi olduğuna) göre değişiklik gösterir.

Kaynaklardaki yasal düzenlemelere ve Yargıtay kararlarına göre süreç şu şekilde işler:

1. Kasten İşlenen Suç “Görevle Bağlantısız” İse (Örn: Kasten Yaralama, Hakaret) Ambulans şoförü mesaisi (görevi) sırasında kasten bir suç işlese bile, eğer bu suç memuriyetin verdiği yetkilerin kullanılmasıyla ilgili değilse 4483 sayılı Kanun’un sağladığı “soruşturma izni” güvencesinden yararlanamaz.

  • Kasten Yaralama: Örneğin, şoförün trafikte tartıştığı bir sürücüyü inip darp etmesi (kasten yaralaması), kamu görevlilerine özgü bir “görev suçu” değildir. Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere, kamu görevlisi nüfuzunu kötüye kullanarak kasten yaralama suçu işlese dahi, 4483 sayılı Kanun uygulanamaz ve savcılık tarafından izin alınmaksızın doğrudan dava açılır.
  • Hakaret: Benzer şekilde, ambulans şoförünün bir hastaya veya hasta yakınına hakaret etmesi de görev sebebiyle işlenen bir suç sayılmadığından, genel hükümler çerçevesinde doğrudan savcılık soruşturmasına tabidir.

2. Kasten İşlenen Suç “Görev Sebebiyle” İse (Örn: Görevi Kötüye Kullanma) Şayet ambulans şoförü (memur statüsünde ise) kasten işlediği fiili doğrudan doğruya görevinin kendisine verdiği yetkiyi veya sorumluluğu kullanarak işlerse, bu “görev sebebiyle işlenmiş suç” kabul edilir.

  • Örneğin; bir ambulans şoförünün, çağrıya kasten (bilerek ve isteyerek) gitmemesi, hastayı kasten araca almaması gibi eylemleri TCK kapsamında “Görevi Kötüye Kullanma” veya “Görevi İhmal” suçunu oluşturur.
  • Bu suçlar memuriyete özgü suçlar olduğu için, şoför hakkında savcılığın işlem yapabilmesi ancak 4483 sayılı Kanun uyarınca idari mercilerden “soruşturma izni alınması” prosedürü ile mümkündür.

3. Şoförün İstihdam Statüsü Etkisi (İşçi vs. Memur) Daha önceki soruda da geçtiği gibi, tüm bu kurallar ambulans şoförünün devlette 657 sayılı Kanuna tabi “memur” veya “sözleşmeli personel” olması durumunda geçerlidir. Eğer şoför, taşeron firmaya bağlı veya sürekli işçi kadrosunda çalışan bir “işçi” statüsündeyse, işlediği suç kasten de olsa, göreviyle ilgili (görevi kötüye kullanma vb.) de olsa 4483 sayılı Kanun kapsamına girmez ve savcılık her koşulda doğrudan genel hükümlere göre soruşturma yapar.

Özetle; ambulans şoförü (memur) görevi sırasında kasten adam dövme, hakaret gibi kişisel nitelikli bir suç işlerse prosedür değişir ve izin alınmadan doğrudan yargılanır. Ancak kasten işlediği suç “görevini kötüye kullanma” şeklinde doğrudan memuriyet göreviyle ilgili bir suç ise soruşturma izni prosedürü işletilmek zorundadır.

 

Ön İnceleme Süreci Nasıl İşler ve Ne Kadar Sürer?

İzin vermeye yetkili idari merci, memur veya diğer kamu görevlisinin kanun kapsamına giren bir suç işlediğini bizzat veya ihbar/şikayet yoluyla öğrendiğinde ön inceleme sürecini başlatır. Ön inceleme yetkili merciin bizzat kendisi tarafından yapılabileceği gibi, görevlendireceği denetim elemanları (müfettişler vb.) veya hakkında inceleme yapılan kişinin üstü konumundaki memur/kamu görevlilerinden biri veya birkaçı aracılığıyla da yaptırılabilir.

Hakkında inceleme yapılan kişinin eşiti konumundaki bir kişi eliyle ön inceleme yaptırılamaz. İncelemeyi yapacak kişilerin kural olarak yetkili merciin bulunduğu kurum içinden seçilmesi esastır; ancak işin özelliğine göre başka kurumlardan da eleman talep edilebilir. Yargı mensupları, yargı kuruluşlarında çalışanlar ve askerler, başka mercilerin ön incelemelerinde görevlendirilemezler. Aynı zamanda iç denetçilere de ön inceleme görevi verilemez. Ön inceleme ile görevlendirilen kişiler birden fazla ise içlerinden biri başkan olarak belirlenir.

Ön İncelemecilerin Yetkileri ve Sürecin Yürütülmesi

Görevlendirilen ön incelemeciler, bakanlık müfettişleri ile kendilerini görevlendiren idari merciin sahip olduğu bütün yetkilere sahiptirler. Ayrıca 4483 sayılı Kanunda açık hüküm bulunmayan durumlarda Ceza Muhakemesi Kanunu’na (CMK) göre işlem yapabilirler. Bu kapsamda yeminli katip bulundurma, şikayetçinin ve tanıkların ifadesini alma, bilgi ve belge toplama, bilirkişi atama, tutanak düzenleme ve keşif yapma gibi usule ilişkin yetkileri kullanabilirler. Ancak arama, el koyma, adli kontrol, telefon dinleme veya moleküler genetik inceleme gibi CMK uyarınca yalnızca hakim veya savcı kararıyla yapılabilecek işlemleri yapamazlar.

Süreç boyunca ön incelemeciler, hakkında inceleme yapılan memur veya kamu görevlisinin savunmasını (ifadesini) alma

Prev post
Memurların Mali ve Sosyal Hakları Nelerdir?
Mayıs 25, 2026
Next post
Gbt “genel Bilgi Toplama” Nedir? Gbt’de Neler Çıkar?
Mayıs 25, 2026
×

Randevu Talep Formu

Lütfen bilgilerinizi eksiksiz doldurunuz.