CİNSEL SALDIRI SUÇU NEDİR?
Türk Ceza Kanunu’nun Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar başlıklı altıncı bölümünde, madde 102’de yer alan cinsel saldırı suçu; mağdurun rızası olmaksızın, cinsel arzuları tatmin amacına yönelik davranışlarla kişinin vücut dokunulmazlığının ihlal edilmesidir. Bu suçun temel şeklini oluşturmaktadır. (m.102/1)
Maddenin devamında suçun daha az cezayı gerektiren sarkıntılık suretinde işlendiği hâli yer almaktadır. Suçun nitelikli hâlini, fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması sureti oluşturmaktadır. (102/2)
Maddenin kalan 3, 4 ve 5. fıkralarında ise suçu ağırlaştıran nedenler yer alır.
Korunan Hukuki Değer: Her bir suç, hukuki bir değer veya menfaatin ihlalidir. Cinsel saldırı suçunda korunan hukuki değer; kişilerin cinsel özgürlüğü ve cinsel dokunulmazlığıdır.
Fail: Suçun faili erkek olabileceği gibi kadın da olabilmektedir. Farklı cinsten kişiye karşı işlenebileceği gibi aynı cinsten kişiye karşı da işlenebilir.
Fail evlilik birliğindeki eşlerden biri de olabilir. Eşler arasında zora dayalı olarak vücuda organ veya sair cisim sokulması biçiminde gerçekleştirilen fiiller başka bir koşul aranmaksızın nitelikli cinsel saldırı suçunu oluşturur.
Mağdur: 18 yaşını tamamlamış olan herkes bu suçun mağduru olabilir. Mağdur 18 yaşından küçük ise çocukların cinsel istismarı söz konusu olur. (m.103)
Maddi Unsur: Suçun oluşabilmesi için;
- Cinsel arzuları tatmin amacına yönelik davranışlarla, (Failin şehevi duygularının fiilen tatmininin gerçekleşmesi gerekmez.)
- Kişinin vücut dokunulmazlığının ihlali ile,
- Mağdurun rızası olmaksızın gerçekleşmelidir.
Manevi Unsur: Cinsel saldırı suçunun daha az cezayı gerektiren hali olan sarkıntılık fiili, kasten işlenebilen suçlardandır. Taksirle işlenemez. Cinsel saldırı suçunun olası kastla işlenip işlenemeyeceği hususu da doktrin de tartışmalıdır.
SUÇUN SARKINTILIK DÜZEYİNDE KALAN BASİT HÂLİ VE CEZASI NEDİR?
Suçun sarkıntılık düzeyini kanun koyucu madde kapsamında tanımlamamaktadır. Ancak Yargıtay’ın kararlarında sarkıntılık düzeyinin ölçütlerine ulaşabilmekteyiz.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 12.1990 tarihli kararında (E. 1990/5-343, K. 1990/361), failin cinsel amaç güdüsüyle mağdura yönelik ani, kesintili sözlü ve/veya fiziksel temasının sarkıntılık fiili kapsamında değerlendirilmesi esas alınmıştır.
- Eylemin ani ve kısa süreli gerçekleşmesi,
- Failin davranışının mağdura yönelik cinsel dokunuşlar içermesi,
- Mağdurun beden dokunulmazlığının ihlali.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.10.2006 tarihli kararında (E. 2005/5-193, K. 2006/203), sarkıntılık fiilinin unsurları detaylı bir biçimde ele alınmıştır. Failin mağdura karşı ani, kısa süreli fiziksel temasları – örneğin rızası olmayan öpme ya da dokunuş girişimleri – sarkıntılık kapsamında değerlendirilmektedir.
- Eylemin ani ve kesintili doğası,
- Fiziksel temasın kısa süreli gerçekleşmesi,
- Cinsel amaçlı dokunuşların mağdurun rızası olmaksızın yapılması.
Basit cinsel saldırının oluşması için, mağdurun rızasının hiçbir şekilde var olmaması gereklidir. Aynı zamanda failin eylemlerinin cinsel tatmin amacıyla ve mağdurun vücuduna yönelik bir temas ile gerçekleştiriyor olması, bu temasın vücuda organ veya sair bir cisim sokulmamak suretiyle gerçekleşmesi gerekmektedir. Son koşulun varlığı suçun nitelikli hâlini oluşturmaktadır.
- Rıza mevcut olmayacak
- Eylemin amacı cinsel duyguların tatmini
- Vücut dokunulmazlığının ihlâli
Bu suçun oluşmasında koşul olan vücut dokunulmazlığının ihlâli, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (TCK m. 102/1).
CİNSEL SALDIRI SUÇUNUN NİTELİKLİ HÂLLERİ VE CEZALARI NEDİR?
- Cinsel Saldırı Suçunun Nitelikli Hâli̇- Tecavüz
TCK m.102/2 (2) Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır.
Görüldüğü gibi tecavüzün oluşması için bedensel temas, vücuda organ veya sair bir cismin sokulması sureti ile işlenmesi şarttır. Yani kişinin vücut dokunulmazlığına bir ihlal gerekmektedir.
Failin mağdura yönelik vücut dokunulmazlığını ihlal etmeden gerçekleştirdiği söz ve davranışlar cinsel taciz suçunu oluşturur (TCK m.105).
Mağdurun kendi vücudu üzerinde yaptığı davranışlar cinsel saldırı olarak değerlendirilmez.
Suça yapılacak olan müeyyide 12 yıldan az olmamak üzere hapis cezasıdır. Eşe karşı yapılan cinsel saldırının nitelikli halinde ise şikâyete bağlı olmak kaydıyla 12 yıldan az olmamak üzere hapis cezasıdır.
- Cinsel Saldırı Suçunun Daha Fazla Ceza Gerektiren Hâlleri
TCK m.102/3 Suçun;
a) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
b) Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından,
d) Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte,
e) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilen cezalar yarı oranında artırılır.
TCK m.102/3-a-b-c-d-e şeklinde işlenen cinsel saldırı suçlarında verilen cezalar yarı oranında artırılmaktadır.
- Cinsel Saldırı Suçunun Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Hâlleri
(4) Cinsel saldırı için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
(5) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.
Neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç, TCK dahilinde suç teşkil eden bir fiilin kastedilenden daha ağır veya başka bir netice meydana getirmesiyle oluşur (TCK m.23).
Neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçun m.102/4 unsurlarının oluşması için, kasten işlenmeye başlanmış fiilin kastedilenden daha ağır veya istenen neticeden farklı bir oluşuma yol açması, bu fiil ve sonuç arasında illiyet bağının olması ve failin bu oluşan netice bakımından en azından taksirle hareket etmiş olması gerekir.
Failin kusuru yok ise cezai sorumluluğunun da mevcut olduğu söylenemeyecektir. Failin nsa bakımından en azından taksiri bile mevcut değilse suçun ancak temel şeklinden sorumluluğuna gidilecektir.
TCK m.102/5, mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü halinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası öngörülmüştür.
ŞİKÂYET- UZLAŞMA- HAGB- ADLİ PARA CEZASI- DAVA ZAMANAŞIMI
-ŞİKÂYET
Cinsel saldırı suçunun TCK m.102/1’de düzenlenen temel şekli, sarkıntılık suçu veya eşe karşı işlenen nitelikli cinsel saldırı (tecavüz suçu) şikâyete tabi suçlar arasında yer almaktadır. Mağdur, şikâyet hakkını suçun işlenmesinden itibaren 6 ay içinde kullanmalıdır. Şikâyetten vazgeçme, soruşturma veya ceza davası açıldıktan sonra kovuşturma aşamasında mümkündür. Mağdurun şikâyetten vazgeçmesi halinde soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilir.
Mağdur aynı olayla ilgili bir daha şikâyet hakkını kullanamaz. Ceza davasının açıldığı aşama olan kovuşturma aşamasında şikâyetten vazgeçme halinde mahkeme davanın düşmesi kararı verir.
TCK m.102/2’de düzenlenen tecavüz suçu kural olarak şikâyete bağlı değildir, istisnasını suçun eşe karşı ilenmesi hâli oluşmaktadır.
TCK’nın 102/3. maddesinde düzenlenen daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hallerin varlığı durumunda suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete tabi olmayıp resen yapılacaktır.
-UZLAŞMA
Uzlaşma, CMK 253. maddesi ve devamında yer alan uzlaşma hükümleri uzlaşma kapsamında olan bir suçun işlenmesiyle, şüpheli veya sanık ile mağdur veya suçtan zarar görenin uzlaştırma süreci sonunda anlaşmalarının sağlanması ya da anlaşmalarına dair yapılan işlemleri ifade eden bir ceza muhakemesi kurumudur. Şartların varlığı hâlinde ve kural olarak soruşturma evresinde uygulanır.
06.12.2006 tarihli 5560 sayılı Kanun’a kadar cinsel saldırı suçunun basit hâli için uzlaşma mümkünken CMK m.253 ve 5560 sayılı Kanun m.24 gereğince cinsel saldırı suçunun hiçbir hâli için uzlaştırma müessesi uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır.
-DAVA ZAMANAŞIMI
Bu suçlarda dava zamanaşımı süreleri TCK 102/5 kapsamındaki fiillerin işlendiği halde TCK 66/1-a bendi uyarınca otuz yıl, TCK 102/1 ve 2. kapsamındaki fiillerin işlendiği veya bunlara ilaveten 102/3. fıkradaki nitelikli hallerin bulunduğu durumlarda ise TCK 66/1-d bendi gereğince on beş yıldır.
–HAGB (HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI)
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, sanık hakkında hükmolunan cezanın denetim süresi boyunca sonuç doğurmamasına, denetim süresinin kasıtlı bir suç işlenmeden ve denetim hükümleri ihlal edilmeden geçirilmesinin ardından da ceza hükmünün tamamen ortadan kalkmasına olanak sağlayan bir hukuki müessesedir.
Yani hakkında Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararı verilen şahıs, söz konusu hükmün açıklanmadığı halde cezaevine girmeyecek tutuklanmayacak veya adli para cezası ödemeyecektir. Denetim süresi yetişkinlerde 5 yıl, suça sürüklenen çocuklarda 3 yıldır.
Bu kararın uygulanabilir olması için birtakım şartlar mevcuttur. Bu şartlardan biri de mahkeme yargılaması neticesinde hükmedilen cezanın hapis cezasının 2 yıl veya daha az süreli olmasıdır.
Bu değerlendirme kapsamında cinsel saldırı suçunun sarkıntılık hali dışındaki halleri için hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi mümkün değildir.
–ADLİ PARA CEZASI
Adli para cezası, bir suçun cezası olarak mahkemece belirlenen gün sayısı kadar hesaplanan bir meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesini gerektiren bir ceza yaptırımıdır (TCK m.52/1).
Cinsel saldırı suçunun müeyyidesi, ceza miktarı bakımından adli para cezasına çevrilmeye uygun değildir.
Bu suçta yalnızca sarkıntılık düzeyinde kalmış olan halinin 15 yaşından küçük çocuklar tarafından işlenmesi durumunda hapis cezasının adli paraya çevrilme şartına uyması nedeniyle bu durum uygulanabilmektedir.
GÖREVLİ MAHKEME NERESİDİR?
Sarkıntılık suçu ve basit cinsel saldırı suçları takibi şikâyete bağlı suçlardandır. Bu suçlar hakkında yargılama yapma görevi, Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yerine getirilir.
Bu suçlar dışında TCK m.102’de yer alan tüm cinsel suçlarla ilgili yargılama yapma görevi ise Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yerine getirilir.
SUÇUN ÖZEL GÖRÜNÜŞ BİÇİMLERİ NELERDİR?
Suça Teşebbüs: İcra hareketleri kısımlara ayrılabileceğinden bu suça gerek temel şekline gerekse nitelikli hâline teşebbüs mümkündür. Kişi, bu suça elverişli hareketlerle doğrudan icraya başlayıp elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise fail teşebbüs bakımından sorumlu olacaktır. (TCK m.35/1)
Suça teşebbüste fail, suçu tamamlamak amacıyla hareket etmesine karşın, elinde olmayan nedenlerden dolayı fiilini gerçekleştirememekte, bu durumda kişiye tamamlanmış suça oranla daha az ceza verilmektedir.
Suçun nitelikli hâli ile işlenmesi durumunda da failin kastının vücuda organ veya cisim sokmaya yönelik olması ancak elinde olmayan nedenlerle fiili tamamlayamaması gerekir.
Failin iktidarsızlığı nedeniyle suç gerçekleşmemiş ise TCK m.102/2 gereği teşebbüs uygulanır.
Suça İştirak: Bu suça yönelik sarkıntılık fiili yönünden herhangi bir özel iştirak hükmü kanun koyucu tarafından öngörülmemiştir. Bu nedenle genel hükümlere göre değerlendirme yapılmalıdır. Suça azmettiren ya da yardım eden olarak katılmak mümkün olup müşterek faillik nitelikli hâl sayılmaktadır.
Suçların İçtimaı: Cinsel saldırı suçunda cebir ve tehdit suçun araçları olduğundan bileşik suç söz konusudur yani ayrıca cebir veya tehdit suçlarından dolayı faile ceza verilmez. Bundan dolayı ceza, tek bir suç bağlamında ele alınır.
Bununla birlikte 6545 sayılı Kanun’la değişen m. 102/4 göre “Cinsel saldırı için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması halinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır”, fail hem cinsel saldırı hem de kasten yaralama suçlarından ötürü sorumlu tutulacaktır.
Cinsel saldırı suçunu işleyen failde ayrıca eziyet etme kastı da varsa, cinsel saldırı ve eziyet suçu (TCK m.96) bakımından fikri içtima hükümleri uygulanır.
Failin konut dokunulmazlığının ihlâlini gerçekleştirmek suretiyle (TCK m.116) ve cinsel amaçla hürriyetinden yoksun bıraktığı mağdur üzerinde (TCK m.109), cinsel saldırı işlemesi halinde gerçek içtima kuralları uygulanır.
GÖNÜLLÜ VAZGEÇME VE ETKİN PİŞMANLIK
GÖNÜLLÜ VAZGEÇME
Gönüllü vazgeçme, suçu işlemek için icra hareketlerine başladığı halde failin icra hareketlerinin kalan kısmını gerçekleştirmekten gönüllü olarak vazgeçmesi ya da icra faaliyetleri tamamlanmış ise suçun tamamlanmasını veya neticenin gerçekleşmesini kendi gayreti ile önlemesidir. (TCK m.36)
Gönüllü vazgeçme hâlinde kişiye ceza verilmemekte, ancak o ana kadar yapılan hareketler ayrıca bir suç oluşturuyorsa sadece o suçtan sorumlu tutulmaktadır.
TCK m.102/2 bakımından gönüllü vazgeçme söz konusu olduğunda faili o ana kadar gerçekleştirdiği hareketlerin vücut dokunulmazlığının ihlali niteliğini taşıyıp taşımamasına göre cinsel taciz (TCK m.105) ya da cinsel saldırının (TCK m.102/1) temel biçiminden cezalandırmaya gidilir.
Gönüllü Vazgeçme ve Teşebbüs Arasındaki Fark
Teşebbüs, suçun tamamlanması veya neticenin gerçekleşmesinin failin elinde olmayan nedenlerle meydana gelmemesi olarak tanımlanmışken, gönüllü vazgeçmede failin iradi hareketi veya çabası ile icra hareketlerinin terk edilmesi ya da suçun tamamlanmasının önlenmesi söz konusudur.
Örneğin; Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2015/5119 E., 2019/2550 K. Mağdurenin aşamalardaki beyanları, savunma ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında sanığın, olay tarihinde evde başka bir kişi bulunmadığı sırada başladığı icrai hareketlerini sonuna kadar götürebilme imkânı bulunduğu halde mağdurenin etkin olmayan direnişi dışında ciddi bir engel neden olmaksızın eylemine kendiliğinden son verdiğinin anlaşılması karşısında, hakkında 5237 sayılı TCK’nın 36. maddesinde yer alan gönüllü vazgeçme hükmü gözetilerek nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüsten ceza verilemeyeceği, ancak o ana kadar gerçekleşen eylemlerin aynı Kanunun 102/1. maddesinde düzenlenen basit cinsel saldırı suçunu oluşturduğu dikkate alınarak bu suç ile konut dokunulmazlığının ihlali suçlarının şikayet üzerine takip edilen suçlardan olup hükümlerden sonra temyiz aşamasında müştekilerin verdikleri dilekçelerle mevcut şikâyetlerinden vazgeçmeleri karşısında, 5237 sayılı TCK’nun 73/6. maddesi gereğince sanıktan şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorulup sonucuna göre hüküm kurulması lüzumu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafisi ile O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 11.02.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
ETKİN PİŞMANLIK
Etkin pişmanlık, bir suçun tamamlanmasından sonraki pişmanlığı düzenlemekte ve tamamlanan bir suçun yol açtığı zararın giderilmesi, eski hâle getirilmesi ya da malın iadesini kapsamaktadır.
Etkin pişmanlık hallerinin hangi suçlarda uygulanacağı kanunda açıkça belirtilmiştir.
Cinsel saldırı suçlarında korunan hukuki yarar cinsel dokunulmazlık ve vücut bütünlüğü olması nedeniyle etkin pişmanlık hükmünün uygulanma imkânı bulunmamaktadır.
EMSAL YARGITAY KARARLARI
Sarkıntılık Suretiyle İşlenen Cinsel Saldırı Suçu
1- Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2024/2890 E., 2024/10226 K. Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, 13.02.2015 tarihli ve 2014/364 Esas, 2015/42 Karar sayılı kararı ile, servis şoförü olan sanığın, eliyle katılan mağdurenin bacak ve bacak aralarına dokunduğu şeklinde kabul edilen olayda, dosya içerisindeki mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde, Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesince sanık hakkında cinsel saldırı suçundan mahkumiyetine dair kararın, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin 06.04.2023 tarihli ve 2021/6513 Esas, 2023/2095 Karar sayılı kararı ile sanığın eyleminin sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçunu oluşturduğu ve 5237 sayılı Tük Ceza Kanun’un (5237 sayılı Kanun) 103/3.b maddesinin tatbikinin hatalı olduğu nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
2. Dairemiz bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesi, sanık hakkında sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
2- Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2024/264 E., 2024/9961 K. Sanık hakkında cinsel saldırı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda Keşan 3. Asliye Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın, işe gitmekte olan katılana sokakta cinsel organını göstererek koluna dokunduğu şeklinde kabul edilen olayda, sanığın sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
Nitelikli Cinsel Saldırıya Teşebbüs
1- (sanığın fiilinin basit cinsel saldırı suçunu mu, yoksa nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüsü mü oluşturacağının belirlenmesi- elverişli hareketlerle suçun doğrudan doğruya icrasına başlama şartı)
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2022/406 E., 2024/113 K. Sanığın olay günü kızı …’nin evinde kahvaltı yaptıktan sonra alt katta oturan katılanın evine giderek kapısını çaldığı, kapıya çıkan katılanın kolunu tutarak içeriye girip çay istediği, mutfağa çay doldurmaya giden katılana arkasından sarılarak; “Rüyama giriyorsun, bir kere benimle yat!” dediği, yatak odasına götürdüğü katılanı yatağın üzerine yatırmaya çalıştığı ve eliyle bacaklarına dokunduğu, bluzunu ve şalvarını indirmeye çalıştığı, katılanın bağırıp direnerek engel olmaya çalıştığı sırada sesleri duyan tanık …’nin kapıya gelerek zile bastığı ve kapıya vurduğu, sanığın katılanı bırakarak kapıyı açtığı ve tanığın eve girerek holde yerde oturmuş ağlamakta olan katılanın başında örtüsünün olmadığını, şalvarının da kasık bölgesine kadar indiğini gördüğü kabul edilen olayda;
TCK’nın 36. maddesinde yer alan gönüllü vazgeçme kurumunun varlığının tespiti bakımından öncelikle sanığın kasıtlı bir suçun işlenmesine yönelik olarak icra hareketlerine başlamasının ve suçun icra hareketlerini isteyerek terk etmesinin gerekli olması göz önünde bulundurulduğunda; somut olayda sanığın kızı olan tanığın da evde olduğunu bildiği hâlde gündüz vakti alt katta bulunan katılanın evinde olayı gerçekleştirmesi karşısında olay yerinin özellikleri, sanığın katılana arkasından sarılarak söylediği; “Rüyama giriyorsun, bir kere benimle yat!” şeklindeki sözleri ve bu sözleri destekler mahiyette katılanı zorla yatak odasına götürüp yatağın üstüne atmaya ve bluzunu çıkartmaya çalışmak, bacaklarını elleyip şalvarını indirmek şeklindeki dış dünyaya yansıyan ve katılanın direnerek bağırması ile tanığın kapıyı ısrarlı şekilde çalması üzerine sonlandırdığı aşamaya kadar devam eden eylemlerinin vücuda organ veya sair bir cisim sokmaya yönelik olmadığı, bu bağlamda sanığın nitelikli cinsel saldırı suçuna (vücuda organ veya sair cisim sokmaya) yönelen icrai bir hareketinin bulunmadığı, sanığın kastına ilişkin aksine bir kabulün, şüphenin aleyhine değerlendirilerek cezalandırılması anlamına geleceği, dolayısıyla kastının basit cinsel saldırı suçuna yönel