KORUMA TEDBİRLERİ NEDENİYLE TAZMİNAT DAVALARI

KORUMA TEDBİRLERİ NEDENİYLE TAZMİNAT

Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat, yaygın olarak bilinen ifade ile haksız tutuklama tazminatını ifade etmektedir. Ancak koruma tedbirleri, yalnızca tutuklamadan ibaret olmadığından, söz konusu tazminatı koruma tedbirleri nedeni ile tazminat olarak ifade etmek daha doğru olacaktır. Kişilere haksız yere uygulandığı tespit olunan koruma tedbirlerinin tazminine karşılık olarak ödenmesi gereken tazminata koruma tedbirleri nedeni ile tazminat denilmektedir. Söz konusu tazminatın amacı henüz suçluluğu kesinleşmeden hakkında hükmedilen koruma tedbirinin, kişinin yargılamanın herhangi bir aşamasında aklanması, masumiyetinin anlaşılması neticesinde koruma tedbirinin haksız hale gelmesi ve bu nedenle oluşan zararın tazmin edilmesidir.

 

ABD’de 27 yıl haksız yere hapis yatan kişinin masum olduğu ortaya çıktı.

Koruma Tedbirleri Nelerdir ?

Türk Ceza Hukuku bağlamında koruma tedbirleri, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda sayılmak sureti ile düzenlenmiştir.

5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Dördüncü kısmının koruma tedbirleri başlıklı bölümünde düzenlenen bu tedbirler, CMK 90. Maddesi ile 140. Maddeleri arasında yer almaktadır. Bu tedbirler şunlardır :

– Yakalama ve Gözaltı,

– Tutuklama,

– Adli Kontrol,

– Arama ve El Koyma,

– Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi,

– Gizli Soruşturmacı ve Teknik Araçlarla İzleme

Söz konusu tedbirler kanunda sayılı olarak belirtilen koruma tedbirleridir.

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Nedir ?

Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında uygulanan, koruma tedbirlerinden kaynaklanan maddi ve manevi zararların tazmini için öngörülen bir tazminat türüdür. Nitekim yargılama süresince, şüpheli ve / veya sanıklar hakkında koruma tedbirlerine sıklıkla başvurulmaktadır. Bu durum bazı durumlarda kişilerin maddi ve manevi zararlarının oluşmasına yol açmaktadır. Uğranılan bu zararların tazmini kapsamında; Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141. Maddesinde koruma tedbirleri nedeni ile tazminat hususu düzenlenmiştir.

Yargılamanın hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında uygulanan fiillerden dolayı tazminat davası açılabilir. Zira yargılanan kişiler hakkında, yargılama sürecinin başı olan soruşturma sürecinde koruma tedbirleri uygulandığı gibi, nihai yargılamanın yapıldığı kovuşturma sürecinde de koruma tedbirleri uygulanabilmektedir.

Uygulamada, sıklıkla haksız tutuklama tazminatı olarak nitelenen bu dava, sanılanın aksine tüm koruma tedbirleri için açılabilen bir dava türüdür. Kişiler, beraat veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile sonuçlanan tutuklama kararlarına karşı tazminat davası açabilecekleri gibi bunun yanında haksız olarak uygulanan diğer koruma tedbirlerine karşı da tazminat davası açabileceklerdir.

Kimler Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Davası Açabilir ?

Ceza yargılamasının herhangi bir aşamasında, aleyhine bir koruma tedbirine hükmedilen ve bu koruma tedbirinin haksız olduğu yargılama neticesinde anlaşılan herkes bu tazminat davasını açabilir. Kanunun lafzının incelemesinden, tazminat davası açabilecek kişilerin, Türk Yargı sistemi içerisinde gerek soruşturma gerekse kovuşturma aşamasında işlem yapılan / aleyhine karar verilen herkese yönelik bir tazmin hakkı verdiği görülecektir.  Bu bağlamda, yargılanan sanıkların Türk vatandaşları ve yabancı kişilerin hepsinin bu davayı açabileceklerini belirtmek gerekir. Yine kanunda şüpheli veya sanık olarak işlem yapılan kişiler yönünden de dava açılabilmesi açısından bir ayrım bulunmamaktadır. Örneklendirmek gerekir ise; şüpheli olarak tutuklanan ve soruşturma neticesinde savcılık tarafından Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verilen şüpheli, tazminat hakkına sahip olduğu gibi, kovuşturma aşamasında yargılanıp beraat eden sanıklar da bu tazminat hakkına sahiptir. Kişiler bu davaları beraat etmeleri veya haklarında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi durumunda açabilecekleri gibi, ceza alan kişiler de bu davaları açabilecektir. Örneğin, kişinin kendisinden kaynaklanan bir sebep dışında hak ederek tahliye edilmesi gereken tarihten daha sonra tahliye edilmesi, geç tahliye edilmesi, müddetname tarihlerinin yanlış hesaplanarak fazladan hapis yatmaları, ölçüsüz olarak arama ve el koyma tedbirine başvurulmuş olması, kendisine iade edilmesi gereken eşyalarına el koyma süresince bir zarar gelmesi gibi durumlarda da bu tazminat davası açılabilecektir.

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Davası Kime Karşı Açılır ?

Koruma tedbirleri nedeniyle açılacak davalarda; tazminat yükümlüsü Devlet’tir. Bu nedenle açılacak davalarda davalı olarak Maliye Hazinesi’nin gösterilmesi gerekmektedir. Bu durum kanunda ” CMK. 141 -1 / son cümlesinde Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.” şeklinde ifade edilmiştir. Yine kanun metninin devamı da şu şekildedir:

“Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir.”

Dolayısı ile söz konusu davalar Devlet’e yöneltilmedir. Maddi ve manevi zararın tazmininde zararın devlet hazinesinden karşılandığı düşünüldüğünde, açılacak davaların davalısının Maliye Hazinesi olacağı anlaşılmaktadır.

Ceza Muhakemesi Kanununda  Sayılan Haksız Tutuklama Gerekçeleri

Madde 141 – (1) fıkrasında şu gerekçelerle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davası açılabileceği  belirtilmiştir.

  1.  Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,
  2.  Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan,
  3.  Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan,
  4.  Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,
  5.  Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,
  6. Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan,
  7.  Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan,
  8.  Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen,
  9. Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen, Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,
  10.  (Ek: 11/4/2013-6459/17 md.) Yakalama veya tutuklama işlemine karşı

 

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Davalarında Yargılama Usulü Nasıldır ?

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat ( Haksız tutuklama tazminatı ) davalarında uygulanan yargılama usulü, tazminat hukukunun genel prensiplerine istinaden Ağır Ceza Mahkemelerinde uygulanan bir usuldür. Bu yargılama usulüne ilişkin olarak Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142. Maddesinin 6. Fıkrasında belirtildiği üzere, “ İstemin ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde ve tazminat hukukunun genel prensiplerine göre verilecek tazminat miktarının saptanmasında mahkeme gerekli gördüğü her türlü araştırmayı yapmaya veya hâkimlerinden birine yaptırmaya yetkilidir.”

Hükmünden de anlaşılacağı üzere, delillerin takdiri ve araştırmasında yargılamayı yapan Ağır Ceza Mahkemesi yetkilidir. Tazminat isteminde bulunanın, dava dilekçesinde tazminat istemine konu edilen tüm zarar kalemlerine ilişkin delillerin bizzat sunulması yargılamanın seyrini hızlandırabileceği gibi, tazminata konu zararların ispat edilmesini de kolaylaştıracaktır.

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Davalarında Dava Açması Süresi

Söz konusu süre CMK 142. Maddesinde düzenlenmiştir.;

Madde 142 – (1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.

Bu hüküm doğrultusunda dikkat edilmesi gereken husus, 3 aylık sürenin hükmün kesinleşmesi ile değil hükmün kesinleştiğinin ilgilisine tebliğ edilmesi ile başlayacağıdır. Örneğin hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen kişiler açısından 3 aylık sürenin başlangıcı, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşmesinden sonra değil, kesinleşme şerhinin kendisine tebliğ edilmesinden sonra başlayacaktır. Bir yıllık sürenin ise tebliğ şartına bağlanmadığı kanun metninden anlaşılmaktadır. Ancak bir yıllık süre yönünden de dikkat edilmesi gereken, sürenin hesabında, beraat yada kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği tarih yerine bu kararların kesinleşme tarihi esas alınmaktadır. Örneğin kişi hakkında beraat kararı verildikten sonra 7 günlük süre içerisinde kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşen karara istinaden açılacak davada, bir yıllık süre, kararın kesinleşeceği kanun yoluna başvuru süresinin bittiği tarihe göre hesaplanmalıdır.

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Davalarında Görevli ve Yetkili Mahkeme Neresidir ?

İlgili kanun maddesi şu şekildedir :

CMK m.142/2: “İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır”.

Bu madde metninden de anlaşılacağı üzere, Koruma Tedbirleri Nedeniyle açılacak tazminat Davalarında görevli mahkemeler ağır ceza mahkemeleridir. Yetkili mahkemeler ise; tazminat talebinde bulunan davacının ikamet adresinin bulunduğu yer ağır ceza mahkemeleridir. Dolayısı ile yetkili yer mahkemesinin tespitinde dikkate alınması gereken tarih, kişinin tazminat davasını açtığı tarihteki yerleşim yerinin neresi olduğudur.

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Davalarında Hangi Zararlar Talep Edilebilir ?

Söz konusu davalarda maddi ve manevi her türlü zarar talep edilebilir. Ancak; bu zararların haksız koruma tedbiri ile hukuki olarak doğrudan illiyet bağlarının delilleri ile birlikte ortaya konulması gerekmektedir. Tazminata konu zarar çoğunlukla haksız bir tutuklama tedbiri olabileceği gibi, bazen de daha az karşılaşılan tedbirler de olabilir. Nitekim; kişilere uygulanan koruma tedbirlerinden olan arama ve el koyma tedbiri ile el konulan ve maddi karşılığı olan mallarına bir zarar gelmesi de tazminata konu edilebilir. Örneğin arama ve el koyma sırasında bilgisayarına ya da cep telefonuna el konulan ve el konulduktan sonra bozulan bu eşyaların Devlet tarafından tazmin edilmesi gerekmektedir. Aynı şekilde, arama ve el koyma tedbiri ile kişinin maneviyatında önem arz eden bir eşyasının(Örneğin düğün video kaydının bulunduğu flash bellek ya da kaybettiği bir yakınına ait hatıra arz eden eşyası ) kendisine teslim edilene kadar geçen süreçte kaybolduğu ya da bozulduğu varsayımında bu zararın tazmini için de manevi tazminata hükmedilmesi gerekecektir.

Bu örnekleri sayıca çoğaltmak mümkündür. Kişilerin uğradığı maddi veya manevi zararı, her koruma tedbiri yönü ile ayrı ayrı değerlendirip bu doğrultuda talepte bulunulması gerekmektedir. ,

Maddi Ve Manevi Tazminat Miktarları Nasıl Belirlenmektedir?

Açılan davalarda takdir edilecek maddi tazminatta; ispatlanabildiği ölçüde uğranılan maddi zararların tümünün karşılanması gerektiği açıktır. Yine söz konusu davalarda en fazla hükmedilen maddi tazminat; kişilerin gözaltında ve tutuklulukta geçirdikleri süre zarfında geçen günlere karşılık olarak, ödenen tazminat tutarıdır. Dolayısı ile özgürlüğünde elde ettiği kazancını, tutukluluk nedeni ile elde edemeyen kişilere bu kazançlarının ödenmesi gerekmektedir.

Tutuklama ve gözaltından önce herhangi bir geliri olmayan kişilere ise, tutuklulukta ve gözaltında kaldıkları günlere karşılık net asgari ücret üzerinden tazminat ödenmesi gerekmektedir.

 

Tazminat miktarı belirlenirken kişisel, sosyal ve ekonomik durum göz önüne alınmalıdır.

Manevi tazminatın takdirinde ise tazminat hukukunun genel prensiplerine göre tazminat miktarı takdir edilmektedir. Dolayısı ile söz konusu tazminat miktarının takdirinde, uygulanan haksız koruma tedbirinin manevi kişilikte meydana getirdiği zararın büyüklüğünün tespiti gerekmektedir. Bu noktada kişilerin uğramış olduğu manevi zararın tazmin edilmesi ile sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet verilmemesi arasında bir denge kurulmalıdır. Ancak, kişilere yönelik en ağır koruma tedbiri olan tutuklamanın, haksız olduğu ve bu nedenle tazminat talep edildiği düşünüldüğünde, tutukluluk süresinin ne kadar sürerse sürsün, kişinin manevi kişiliğinde açacağı zararın giderilmesi çok zor olacaktır. Bu bağlamda gözaltı süresi 1 saat dahi sürse, masum bir birey açısından büyük manevi zararlara yol açabilecektir.Nitekim Nazım Hikmet’in şiirinde de belirttiği üzere:

Ben içeri düştüğümden beri güneşin etrafında on kere döndü dünya

Ona sorarsanız: ‘Lafı bile edilemez, mikroskopik bir zaman…

Bana sorarsanız: On senesi ömrümün…

Dolayısı ile manevi tazminat tutarı belirlenirken haksız koruma tedbiri uygulanılan süreye karşılık gelen para değil, süresi ne olursa olsun bu koruma tedbirinin açtığı manevi elem ve üzüntünün giderilmesi amaçlanmalıdır.

Koruma tedbirleri nedeniyle açılacak tazminat davalarında, maddi ve manevi zararın kapsamlı olarak ispatlanması, manevi zararların tazminat isteminde bulunanın manevi kişiliğinde oluşan zararın bir nebze de olsa hafifletilebilmesi açısından önemlidir.

Av. Hakan YILDIZ

Ankara Barosu

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Don`t copy text!