KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ VE DAVA SÜRECİ

KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ VE DAVA SÜRECİ

KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ VE DAVA SÜRECİ

Kadastro Kavramı ve Amacı

Kadastro, taşınmaz malların sınırlarının, hukuki durumlarının ve maliklerinin belirlenerek tapu siciline geçirilmesini sağlayan teknik ve hukuki bir işlemler bütünüdür. Türkiye’de kadastro faaliyetleri esas olarak 3402 sayılı Kadastro Kanunu hükümlerine göre yürütülmektedir.

3402 sayılı Kanun’un 1. maddesinde kadastro faaliyetlerinin amacı açıkça belirtilmiştir. Buna göre kadastro; ülke koordinat sistemine göre memleketin kadastral topografik haritasına dayalı olarak taşınmaz malların sınırlarını arazi ve harita üzerinde belirlemek, hukuki durumlarını tespit etmek ve tapu sicilini kurmaktır. Bu düzenleme, kadastro işleminin hem teknik (ölçüm ve haritalama) hem de hukuki (mülkiyet ve ayni hakların belirlenmesi) boyutunu ortaya koymaktadır.

Kadastro Davaları Nelerdir?

Kadastro davaları, taşınmaz üzerinde hak sahibi olan kişilerin mülkiyet hakkını korumak adına açabileceği tapu davalarıdır. Kadastro, ülke sınırları içerisindeki taşınmazların sınırlarının belirlenmesini sağlar ve taşınmaz sahibine tapu verilir. Bu taşınmaz üzerinde hakkı olan taraflar, haklarını korumak adına kadastro tespitine itiraz davası açabilir.

Kadastro itirazı, kadastro ekibinin çalışmalarına devam ettiği süre içerisinde, taşınmazın sınırları belirlenmeden yapılabilir. En geç on gün içerisinde taşınmaz sınırlarının kesin olarak belirlenmesinden önce itiraz edilmelidir. Bu süreçte sunulan belgelerin geçerli olması gerekir. İtiraz eden kişi, ilan süresi olan 30 gün içerisinde dava açabilir.

Kadastro ekibinin çalışmalarının sona ermesi ve kadastro müdürü tarafından onaylanan tutanaklar olması halinde kadastro mahkemesinin kesin kararları 3 ay içerisinde tapu kütüklerine kayıt edilir. Bu durumda, taşınmaz üzerinde hak sahibi olan ve mülkiyet hakkını korumak isteyen kişilerin 10 sene içerisinde dava açması gerekir. Zamanaşımı olması halinde dava açılması mümkün değildir.

Kadastro Tespiti Nedir?

  • Kadastro tespiti, kadastro çalışmaları sırasında bir taşınmazın;
  • Sınırlarının,
  • Yüzölçümünün,
  • Niteliğinin (arsa, tarla, bağ, bahçe vb.),
  • Malikinin veya hak sahiplerinin,
  • Üzerindeki ayni hakların

idari bir işlemle belirlenmesidir.

Kadastro tespiti, teknik ölçüm işlemiyle birlikte hukuki incelemeyi de içerir. Kadastro ekipleri taşınmazın bulunduğu yerde inceleme yapar, zilyetlik durumunu araştırır, varsa tapu kayıtlarını ve diğer belgeleri değerlendirir ve bu doğrultuda bir tespit tutanağı düzenler.

3402 sayılı Kanun’un 4 ve devamı maddelerinde kadastro çalışmalarının nasıl yürütüleceği düzenlenmiştir. Kadastro ekipleri; kadastro teknisyeni, bilirkişi ve mahalle/köy muhtarının katılımıyla arazi üzerinde inceleme yapar. Yapılan tespitler tutanak altına alınır ve askıya çıkarılır.

 

Kadastro Tespitinin Hukuki Niteliği ve Kadastro Tespitine İtiraz

Kadastro tespitine itiraz davası, taşınmazın mülkiyetine ilişkin olarak yapılan kadastro çalışmalarının sonucunda düzenlenen tutanaklara karşı ilgililer tarafından açılabilen özel nitelikli bir dava türüdür. Türkiye’de taşınmazların tapuya tescili ve mülkiyetin hukuken belirlenmesi amacıyla yapılan kadastro çalışmaları, 3402 sayılı Kadastro Kanunu ve ilgili mevzuatlar çerçevesinde yürütülür. Bu işlemler sırasında yapılan tespitlerin gerçeğe aykırı olması, hak sahipliğine ilişkin hatalı değerlendirme yapılması veya tapu kayıtlarında uyuşmazlık bulunması durumlarında, hakları zedelenen ilgililer bu davayı açabilir. Bu durumda yapılan itiraz kadastro tespitine itiraz davasına vücut verir.

Kadastro tespiti; taşınmazın sınırlarının, malikinin, vasfının ve yüzölçümünün belirlenerek kadastro tutanağına geçirilmesini ifade eder. Bu tutanakların kesinleşmeden önce ilan edilmesi ve ilgililere duyurulması gereklidir. Bu ilan süresi içinde itiraz edilmezse, kadastro tespitleri kesinleşir ve taşınmazın bu şekilde tescili yapılır. Ancak, itiraz süresi içinde veya belirli koşullar altında bu tespitlere karşı dava açılması mümkündür. İşte bu dava, kadastro tespitine itiraz davası olarak adlandırılır.

Kadastro Tespitine İtiraz Davasında Usul ve Yöntem

Genel Çerçeve ve Hukuki Dayanak

Kadastro tespitine itiraz davası, doğrudan 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 10. ve 12. maddeleriyle ilişkilidir. İlgili maddelerde kadastro tutanaklarının nasıl düzenleneceği, ilgililere nasıl bildirileceği ve itiraz edilmezse nasıl kesinleşeceği açıkça belirtilmiştir. Özellikle 12. madde, ilan edilen tutanaklara karşı dava açılabilecek süreleri ve koşulları düzenlemekte; bu yönüyle hak düşürücü sürelerin belirlenmesinde esas alınmaktadır.

Ayrıca, Türk Medeni Kanunu ile birlikte HMK (Hukuk Muhakemeleri Kanunu) da bu davanın usul hükümlerini belirlemektedir. Görevli mahkemenin belirlenmesi, delillerin değerlendirilmesi, keşif ve bilirkişi incelemesi gibi süreçler HMK’ya göre yürütülür.

Kadastro Tespitine İtiraz Davası Nasıl Açılır?

Kadastro, ülke sınırları içerisinde yer alan taşınmazların sınırlarının belirlenmesi, haritadaki yerinin belirlenmesi için yapılan incelemeler sonucunda taşınmaz sahibine tapu verilmesidir. Kadastro çalışmaları bittikten sonra kadastro müdürünün kararı ile en geç 3 ay içerisinde tapı kaydı, kütüğe yapılır. İncelemelerin haksız olması ve alınan kararın yanlış olması durumunda mülkiyet sahiplerinin itiraz etme hakkı vardır.

Kadastro tespitine itiraz edilmesi için kadastro çalışmalarının bitmemiş olması gerekir. 3 ay içerisinde incelemeler sürerken mülkiyet sahibi kişiler, kadastro itiraz davası açabilir. Kadastro çalışmalarının sonra ermesi ve kütük kaydının yapılması halinde itiraz edecek kişilerin 10 yıl içerisinde dava açması gerekmektedir. Kadastro tespiti davalarında zamanaşımı süresi 10 yıldır. Bu süre sonunda taşınmaz sahiplerinin dava açma hakkı yoktur.

 

Kadastro Tespitine İtiraz Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme Nedir?

Kadastro tespitine itiraz davalarında görevli mahkeme, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 26. maddesi uyarınca belirlenir. Bu maddeye göre, kadastro işlemleri sürecinde yapılan tespitlere karşı açılan davalarda görevli mahkeme, kadastro mahkemeleridir. Ancak her adliyede özel bir kadastro mahkemesi kurulmamış olabilir. Bu durumda görev, Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yerine getirilir.

Yani, davanın açılacağı yerde kadastro mahkemesi varsa doğrudan o mahkemeye; yoksa Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvurulmalıdır. Uygulamada çoğu taşra adliyesinde ayrı bir kadastro mahkemesi bulunmadığından, davalar genellikle Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmektedir.

Özetle Kadastro Mahkemesi varsa doğrudan o mahkeme görevlidir. Kadastro Mahkemesi yoksa Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olur.

Yetkili mahkeme, davaya bakma hakkı olan coğrafi yargı yerini ifade eder. Kadastro tespitine itiraz davalarında yetkili mahkeme, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Bu husus, hem 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun ilgili hükümlerinden hem de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 12. maddesinden kaynaklanmaktadır.

HMK madde 12’ye göre, taşınmazın aynına ilişkin davalarda yetkili mahkeme taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Kadastro tespitine itiraz davaları da taşınmazın aynına ilişkin davalardan olduğu için yetki taşınmazın bulunduğu yere aittir. Bu kural kamu düzenine ilişkindir ve mahkeme, tarafların açık bir yetki sözleşmesi yapsa dahi başka bir yerdeki mahkemede davaya bakamaz.

Kadastro Davası Kimler Arasında Açılabilir?

Bu davada davayı açabilecek kişi hak sahibi olan mülkiyet sahipleridir. Tespitin yanlış yapılması nedeniyle zarar gören kişi, tespiti yapan ekipler kusurlu olsa dahi devletin sorumluluğu doğduğundan, devlete husumet yöneltebilecektir. Yani davada, devletin işlemi yapan ilgili birimleri davalı sıfatını taşımaktadır.

Kadastro Tespitine İtiraz Davasında Süreler ve Hak Düşürücü Sürelerin Önemi

Kadastro tespitine itiraz davaları, belirli süreler içinde açılması gereken ve bu sürelere uyulmadığı takdirde dava hakkının ortadan kalktığı özel nitelikli davalardır. Özellikle 3402 sayılı Kadastro Kanunu kapsamında yürütülen işlemlerde, hak düşürücü sürelerin kaçırılması halinde, mülkiyet hakkı kaybedilebilir ve tespit kesinleşmiş olur. Bu nedenle sürelere dair bilgi sahibi olmak ve dava stratejisini buna göre belirlemek hayati öneme sahiptir.

Kadastro tespitine karşı açılacak davalarda, itiraz süresi 30 gündür. Bu süre, kadastro tutanaklarının ilan edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12. maddesi uyarınca, bu ilan süresi sonunda tespitler kesinleşir ve artık tescil aşamasına geçilir. Dolayısıyla bu 30 günlük süre içerisinde dava açılmazsa, tespit kesinleşir ve hukuki açıdan artık geçersiz sayılabilecek bir tespit dahi hukuk düzeni tarafından geçerli kabul edilir.

Bu sürenin istisnasız bir şekilde uygulanması, hak kayıplarının en büyük nedenlerinden biridir. Çünkü bu 30 günlük süre hak düşürücü süre niteliğindedir. Yani süre geçtikten sonra, mahkemenin taraflara süreyi uzatma ya da haklı sebep nedeniyle sürenin yeniden başlamasını sağlama yetkisi yoktur. Mahkeme, süre geçtikten sonra açılan davayı usulden reddeder.

Kadastro Tespitinde 30 Günlük Askı Süresi: İlan Süresinin Başlangıcı

Kadastro tespitleri tamamlandığında, tespit tutanakları ilgili köy veya mahalle muhtarlığında ve kadastro müdürlüğünde 30 gün süreyle askıya çıkarılır. Bu askı ilanı, itiraz süresinin başlangıcıdır. Tutanakların askıya çıkarıldığı ilk gün süre işlemeye başlar. Taraflara ayrıca bir tebligat yapılmaz. Bu nedenle, taşınmazla ilgisi olan herkesin ilan tarihini takip etmesi gerekir.

İlan süresi boyunca tutanaklara itiraz edilmezse, kadastro tespitleri kesinleşir ve ilgili tapu siciline tescil edilir. Tescil işlemi gerçekleştikten sonra, bu tapu kaydına karşı açılacak davalar artık “tescilin iptali ve tescil” davası niteliği taşır ve ispat yükü daha ağırdır. Bu nedenle, ilan süresinin yakından takip edilmesi büyük önem arz eder.

İtiraz süresi olan 30 gün içerisinde dava açılmaması durumunda:

  • Kadastro tespiti kesinleşir.
  • Tapu siciline kayıt yapılır.

Artık sadece “tescilin iptali ve tescil” davası açılabilir.

Bu tür davalarda ispat yükü, kadastro itiraz davasına göre çok daha ağırdır.

Bu nedenle kadastro tespitine ilişkin herhangi bir şüphe, sınır ihtilafı ya da yanlış tespit olduğunu düşünen kişilerin, 30 günlük ilan süresi içinde mutlaka dava açmaları gerekir.

Kadastro Hukukunda Tapu İptal ve Tescil Davaları

Tapu iptali ve tescil davası, kadastro davalarından biridir. Tapu iptali davası, taşınmazın haksız yollarla üçüncü kişilere geçmiş olması durumunda açılır. Taşınmaz sahibinin mülkiyet haklarını korumak adına dava açma hakkı vardır. Tapu iptali davası, taşınmazın bulunduğu bölgedeki yetkili mahkemeye açılır.

Tapu iptali davası, asliye hukuk mahkemesine dilekçe yazılarak açılır. Taşınmazın bulunduğu bölge dışında hiçbir asliye hukuk mahkemesi bu davayı kabul etmez. Tapunun haksız bir şekilde başka bir kişiye ait olması durumunda mülkiyet sahibinin kanıt sunarak dava açması gerekir. Karşı tarafın ölmesi ve kayıp olması durumunda dava, mirasçılara açılır.

Kadastro Davalarında Dava Açma Süreci ve Dava Dilekçesinin Hazırlanması

Dava süreci, doğru ve kapsamlı bir dava dilekçesinin hazırlanmasıyla başlar. Dilekçede öncelikle davanın konusu açık şekilde belirtilmelidir: “Kadastro tespitine itiraz” davası. Ardından davacı ile davalı bilgileri, taşınmaza ilişkin ada, parsel, köy/mahalle ve ilçe bilgileri eksiksiz yazılmalıdır. Bu bilgiler kadastro tespitinin hangi parseli kapsadığını somut olarak göstermeli, mahkemede karışıklığa yol açmayacak netlikte olmalıdır.

Dilekçede ayrıca tespitin neden hatalı olduğu ve hangi gerekçeyle iptal edilmesi gerektiği açık şekilde anlatılmalıdır. Bu iddialar; mülkiyet hakkının ihlal edildiği, tespitin yanlış sınıra göre yapıldığı, zilyetliğin göz ardı edildiği ya da önceki tapu kayıtlarının dikkate alınmadığı gibi somut vakıalara dayanmalıdır.

 

Kadastro tespitine itiraz davaları, nispi harca tabi olmayan davalardandır. Bu nedenle davacı, davayı açarken maktu harç öder. Ayrıca keşif, bilirkişi ve tebligat gibi işlemler için peşin gider avansı yatırılması gerekir. Bu gider kalemlerinin zamanında yatırılmaması durumunda dava usulden reddedilebilir veya işlem yapılmaksızın bekletilebilir.

Dava açıldıktan sonra mahkeme genellikle keşif ve bilirkişi incelemesi yapacağı için, ek gider avanslarının yatırılması gerekebilir. Bu noktada tarafların süreci dikkatle takip etmeleri önemlidir.

Kadastro Davalarında İddiaların Somutlaştırılması

Davacı, itirazını desteklemek için dilekçede yalnızca hukuki gerekçelere değil, aynı zamanda somut vakıalara dayanmalıdır. Örneğin:

  • Tapu kayıtları (önceki malikin adı, sınırların gösterildiği tapu planları),
  • Zilyetlik belgeleri (vergi kayıtları, elektrik/su abonelikleri),
  • Tanık beyanları (komşu parsel maliklerinin ifadesi),
  • Fotoğraflar, kroki veya haritalar,
  • İdari kararlar veya önceki mahkeme kararları.

Bu deliller mahkemeye sunulmalı, gerekirse fotokopi yerine asılları veya onaylı suretleri ibraz edilmelidir. Delillerin eksik sunulması, iddianın ispat edilememesi anlamına gelir.

Don`t copy text!