Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 03/02/2025 tarihli 2024/80 E. 2025/128 K. karar sayılı ilamına konu olayda; 5510 sayılı Kanun’un 4/a maddesi kapsamında sözleşmeli bilişim uzmanı olarak çalışmakta olan davacının, çalıştığı kuruma iade edilen geçici iş göremezlik ödeneğinin ödeme tarihinden itibaren yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsili istemiyle açtığı davanın, ADLİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.
Özet
Davacı, 5510 sayılı Kanun’un 4/a maddesi kapsamında sözleşmeli bilişim uzmanı olarak çalışırken, çalışamadığı dönem için SGK tarafından ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinin, çalıştığı kurum tarafından kendisine geri ödetilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, bu ödemenin yasal faiziyle birlikte iadesini talep etmiştir.
Davacı daha önce 5434 sayılı Kanun kapsamında (memur statüsünde) görev yapmış, ancak istifa ederek 5510 sayılı Kanun’un 4/a maddesine tabi (hizmet akdiyle çalışan) olarak yeni bir sözleşmeli pozisyonda çalışmaya başlamıştır.
Mahkeme, davacının dava konusu dönemde 5434 sayılı Kanun’a değil, 5510 sayılı Kanun’a tabi olduğunu tespit etmiştir. Bu nedenle, davayla ilgili idare yargısının değil, adli yargının görevli olduğuna hükmetmiştir.
Ankara 33. İş Mahkemesi’nin verdiği “görevsizlik kararı” (bu davaya bakamayacağına dair karar), kaldırılmış; böylece davanın adli yargıda (iş mahkemesinde) görülmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
…
Yargı Kararı
5510 sayılı Kanun’un 101. maddesinin iptali istemiyle açılan davada Anayasa Mahkemesinin 22/12/2011 tarih ve E.2010/65, K.2011/169 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
“…5754 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, evvelce olduğu gibi 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacaklar ve bunların emeklileri bakımından da aynı Kanun hükümleri uygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlileri olarak çalışmaya başlayanlar ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacak ve haklarında 5434 sayılı Kanun değil, 5510 sayılı Kanun’un öngördüğü kural ve esaslar uygulanacak; ihtilaf halinde de adli yargı görevli bulunacaktır. 5754 sayılı Kanunun yürürlüğüyle birlikte, artık Sosyal Sigortacılık esasına göre faaliyet gösteren ve yaptığı, tesis ettiği işlem ve muameleler idari işlem sayılamayacak bir sosyal güvenlik kurumunun varlığından söz etmek gerekli bulunmaktadır. 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce iştirakçisi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünden ise Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tesis edeceği işlem ve yapacağı muameleler idari işlem niteliğini korumaya devam edecek, bunlara ilişkin ihtilaflarda da evvelce olduğu gibi idari yargı görevli olmaya devam edecektir. Bu bakımdan 5510 sayılı Kanunun yürürlüğünden sonra, prim esasına dayalı yeni sistemin içeriği ve Kanun kapsamındaki iş ve işlemlerin niteliği göz önünde bulundurulduğunda, itiraz konusu kuralla, yargılamanın bütünlüğü ve uzman mahkeme olması nedeniyle Kanun hükümlerinin uygulanması ile ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümünde iş mahkemelerinin görevlendirilmesinde Anayasa’ya aykırılık görülmemiştir. Ancak, yukarıda açıklandığı üzere 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce statüde bulanan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile ilgili sosyal güvenlik mevzuatının uygulanmasından doğan idari işlem ve idari eylem niteliğindeki uyuşmazlıklarda idari yargının görevinin devam edeceği açıktır…”
İnceleme ve Gerekçe
Dava, 5510 sayılı Kanun’un 4/a maddesi kapsamında sözleşmeli bilişim uzmanı olarak çalışmaktayken, çalıştığı kuruma iade edilen geçici iş göremezlik ödeneğinin ödeme tarihinden itibaren yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsili istemiyle açılmıştır.
5510 sayılı Kanun’la 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu, 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu, 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu kapsamında bulunanlar, geçici maddelerle korunan haklar dışında, sosyal güvenlik ve sağlık hizmetleri yönünden yeni bir sisteme bağlı tutulmuş ve 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğünden sonra göreve başlayanlar yönünden, prim esasına dayalı sigorta sistemine geçilmiştir. Bu sistemle, devlet memurları ve diğer kamu görevlileri, hizmet akdine göre ücretle çalışanlar, tarım işlerinde ücretle çalışanlar, kendi hesabına çalışanlar ve tarımda kendi hesabına çalışanları kapsayan beş farklı emeklilik rejimi, aktüeryal olarak hak ve yükümlülükler yönünden tek bir sosyal güvenlik sistemi altında toplanmıştır. 25. Yukarıda sözü edilen mevzuat hükümlerinin ve Anayasa Mahkemesi kararının birlikte değerlendirilmesinden, 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, daha önce olduğu üzere 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacakları gibi bunların emeklilikleri bakımından da aynı Kanun hükümlerinin uygulanmasına devam edileceği ancak bu Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanların ise 5510 sayılı Kanun’un 4/c maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacağı ve haklarında 5434 sayılı Kanun’un değil 5510 sayılı Kanun’un öngördüğü kural ve esasların uygulanacağı dolayısıyla ihtilafların da adli yargı yerinde çözümleneceği açıktır.
Dosyanın incelenmesinden; davacının 25/01/2001 tarihinde 4/c maddesi kapsamında mühendis olarak Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Bilgi Teknolojileri Daire Başkanlığında göreve başladığı ancak; 13/04/2017 tarihinde bu kurumdan istifa ederek 4/c maddesi kapsamından çıktığı, 14/04/2017 tarihinde Orman ve Su İşleri Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığında 5510 sayılı Kanun’un 4/a maddesi kapsamında bilişim uzmanı olarak sözleşme imzalamak suretiyle çalışmaya başladığı ve halen davalı kurumda 4/a maddesi kapsamında çalışmaya devam ettiği, çalışamadığı dönemde tarafına ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinin davalı idareye iadesinin tarafından istenmesi üzerine, davalı idareye geri ödendiği ancak bu bedelin kendisinden tahsilinin yersiz olduğunu, bu iadenin haksız ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, ödenen bu bedelin yasal faizleri ile birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava tarihi itibariyle davacının 5510 sayılı Kanun’un 4/a maddesi kapsamında sigortalı olduğu, uyuşmazlık konusu taleplerinin 5434 sayılı Kanun’a tabi olarak çalıştığı döneme ilişkin olmadığı ve 5510 sayılı Kanun’un geçici 4/2. maddesindeki hükmün uygulama alanının bulunmadığı gözetildiğinde, SGK tarafından yatırılan geçici iş göremezlik ödeneğinin çalıştığı kurum tarafından iade edilmesinin istenmesi üzerine, davacı tarafından çalıştığı kuruma iade edilen geçici iş göremezlik ödeneğinin kuruma iade edildiği tarihten bu yana işlemiş olan yasal faizleri ile birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın, 5510 sayılı Kanun’un 101. maddesindeki düzenleme uyarınca görüm ve çözümünde adli yargının görevli bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak; Ankara 17. İdare Mahkemesinin başvurusunun kabulü ile, Ankara 33. İş Mahkemesinin 23/08/2021 tarih ve E.2021/239, K.2021/220 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.
Hüküm
Açıklanan gerekçelerle;
A. Davanın çözümünde ADLİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA,
B. Ankara 17. İdare Mahkemesinin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile Ankara 33. İş Mahkemesinin 23/08/2021 tarih ve E.2021/239, K.2021/220 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 03/02/2025 tarihinde, OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi
