İDARİ YARGIDA ISLAH NEDİR? NASIL YAPILIR?

İDARİ YARGIDA ISLAH NEDİR?

İdari yargıda ıslah, idari eylem veya işlemlerden dolayı hakları ihlal edilen ve zarara uğrayan kişilerin açtıkları tam yargı (tazminat) davalarında, dava dilekçesinde başlangıçta talep edilen tazminat miktarının sonradan artırılmasına olanak tanıyan usuli bir hukuki işlemdir.

Adli yargıdaki (hukuk mahkemelerindeki) oldukça geniş kapsamlı ıslah kurumunun aksine, idari yargıda ıslah son derece sınırlı bir şekilde uygulanır ve sadece kısmi ıslah niteliği taşıyarak yalnızca dava değerinin (miktarının) artırılması amacıyla kullanılabilir. Islah yoluyla davanın konusu, türü veya tarafları değiştirilemez.

İdari yargı sistemine 2013 yılında 6459 sayılı Kanun ile İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (İYUK) 16. maddesinin 4. fıkrasına eklenen bir cümle ile dahil olmuştur. Bu düzenlemenin temel amacı; dava açılırken zararın tam olarak bilinemediği durumlarda, yargılama sürecinde alınan bilirkişi raporlarıyla gerçek zararın daha yüksek çıkması halinde davacıların “taleple bağlılık kuralı” nedeniyle mağdur olmasını ve hak kaybına uğramasını (AİHM’in Türkiye aleyhine verdiği ihlal kararlarında da belirtildiği üzere) engellemektir.

İdari Yargıda Islah Nasıl Yapılır ve Şartları Nelerdir?

İdari yargıda ıslahın yapılabilmesi belirli sıkı kurallara ve şartlara bağlanmıştır:

  • Sadece Tam Yargı Davalarında Uygulanabilir: İdari işlemin iptali talebiyle açılan iptal davalarında ıslah yapılamaz. Yalnızca idarenin sorumluluğuna dayanan ve parasal bir tazminat talep edilen tam yargı davalarında kullanılabilir.
  • Yalnızca Davacı Tarafından Talep Edilebilir: İdari yargıda ıslah hakkı sadece davanın davacısına tanınmıştır. Davalı idarenin bu yola başvurma hakkı bulunmamaktadır.
  • Sadece Miktar Artırımı Şeklinde Yapılabilir: Dava dilekçesinde hiç talep edilmemiş yeni bir zarar kalemi sonradan ıslah yoluyla davaya dahil edilemez. Örneğin, dilekçede sadece maddi tazminat istenmişse, ıslah yoluyla talebe manevi tazminat eklenemez. Ancak dava dilekçesinde hem maddi hem de manevi tazminat talep edilmişse, yargılama aşamasında her iki tazminat kalemi de ıslahla artırılabilir. Ayrıca, dava miktarının ıslah yoluyla azaltılması da idari yargıda kabul edilmemektedir.
  • Bir Defaya Mahsus Kullanılabilir: Davacı, tam yargı davasında miktar artırma talebini içeren ıslah hakkını yalnızca bir kez kullanabilir. Bu hak kullanıldıktan sonra tüketilmiş olur.
  • Nihai Karar Verilinceye Kadar Yapılabilir: Islah talebi, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin, mahkeme uyuşmazlığın esası hakkında nihai kararını verinceye kadar yargılamanın her aşamasında yapılabilir.
  • Yazılı Dilekçe ve Harç Ödemesi Gerekir: Islah işlemi, davaya bakan mahkemeye sunulacak yazılı bir ıslah dilekçesi ile yapılır. Miktar artırımı talebinin geçerli olabilmesi için, artırılan miktar üzerinden hesaplanacak nispi ıslah harcının mahkeme veznesine ödenmesi zorunludur. Harcın ödenmemesi durumunda mahkemece verilen kesin sürede tamamlanmazsa ıslah işlemi yapılmamış sayılır.
  • Karşı Tarafa Tebliğ Edilir: Davacının sunduğu ıslah dilekçesi, davalı idareye otuz gün içinde cevap verilmek üzere tebliğ edilir. Ancak ıslahın hukuki sonuç doğurması için davalı idarenin veya mahkemenin onayına (rızasına) ihtiyaç yoktur; ıslah, davacının tek taraflı bir irade beyanıdır.

Islahla Artırılan Miktara İşletilecek Faiz Ne Zaman Başlar?

Dava değerinin sonradan artırılması halinde faizin ne zamandan itibaren işletileceği konusu, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun yakın tarihli kararıyla netliğe kavuşturulmuştur. Kurul kararına göre; ıslah yoluyla artırılan miktarın yeni bir dava niteliği taşımadığı, mevcut davanın bir uzantısı olduğu gerekçesiyle, ilk dava dilekçesinde talep edilen miktara hangi tarihten itibaren (idareye başvuru veya dava açma tarihi) faiz işletiliyorsa, ıslahla artırılan miktara da aynı tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiği kararlaştırılmıştır. Bu uygulama ile enflasyon ve paranın değer kaybı karşısında hak arayan vatandaşların korunması hedeflenmiştir.

İptal Davalarında Neden Islah Yapılamıyor?

İdari yargıda ıslah kurumunun iptal davalarında uygulanamamasının temel nedeni, kanuni düzenlemenin bu hakkı yalnızca tam yargı davalarında ve sadece “dava dilekçesinde belirtilen miktarın artırılması” ile sınırlandırmış olmasıdır. İptal davalarının konusu belli bir miktar paranın ödenmesi değil, hukuka aykırı olduğu iddia edilen bir idari işlemin hukuk aleminden kaldırılmasıdır. Ortada artırılabilecek parasal bir talep bulunmadığından, iptal davalarında ıslah müessesesinin uygulanması kanunen ve niteliği gereği imkânsızdır.

Bunun yanı sıra idari yargıdaki ıslah uygulaması adli yargıdaki gibi geniş kapsamlı değildir ve ıslah yoluyla davanın konusunu ya da taraflarını değiştirmek mümkün değildir. Bu nedenle, açılmış bir iptal davasına ıslah yoluyla başka bir idari işlemin iptali talebinin eklenmesi veya davanın tam yargı davasına dönüştürülmesi yasaktır. İptal davası açıldıktan sonra ileri sürülen yeni iptal talepleri, davanın genişletilmesi yasağı kapsamında değerlendirildiğinden mevcut davada karşılanamaz ve bu talepler için koşulları varsa ayrı bir dava açılması gerekir.

Islahla Davanın Tarafları Değiştirilebilir mi?

İdari yargıda ıslah kurumu ile davanın taraflarının değiştirilmesi kesinlikle mümkün değildir. İdari yargılama usulünde ıslah, yalnızca tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın artırılması ile sınırlı olarak uygulanmaktadır.

Davanın tarafları yönünden durum şu şekilde açıklanmaktadır:

  • Davacının Değiştirilmesi: İdari yargıda ıslaha ilişkin kanuni düzenleme sadece dava dilekçesindeki miktarın artırılmasına yönelik yapıldığından, ıslah yoluyla davacının değiştirilmesi mümkün değildir.
  • Davalının (Hasmın) Değiştirilmesi: İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) uyarınca, bir davada davalının (hasmın) yanlış gösterilmesi veya hiç gösterilmemesi davanın reddini gerektirmez; mahkeme yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gerçek hasmı tespit ederek doğru davalıyı belirler (hasım düzeltme kararı). İYUK zaten mahkemeye davalıyı düzeltme ve değiştirme imkânı tanıdığı için, davalının ıslah kurumu kullanılarak değiştirilmeye çalışılması hiçbir hukuksal anlam ifade etmez.

Sonuç olarak, idari yargıda uygulanan ıslah kurumu medeni yargıdaki kadar geniş bir kapsama sahip olmayıp, ıslah kullanılarak davanın taraflarında veya dava konusunda bir değişiklik yapılması kanunen olanaklı değildir.

Manevi Tazminat Miktarını Islah Yoluyla Artırmak Mümkün müdür?

Evet, idari yargıda manevi tazminat miktarını ıslah yoluyla artırmak mümkündür.

Kanundaki düzenleme, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın artırılmasına olanak tanırken, tazminatın maddi veya manevi zararların karşılanmasına yönelik olup olmadığına dair herhangi bir ayrım yapmamıştır. Danıştay da verdiği kararlarda yasanın bu konuda bir ayrım gözetmediğini, dolayısıyla artırılan miktara isabet eden harcın ödenmesi suretiyle dava dilekçesinde gösterilen manevi tazminat miktarının bir defaya mahsus olmak üzere artırılabileceğini açıkça belirtmiştir.

İlginç bir hukuki detay olarak; adli yargıda (hukuk mahkemelerinde) manevi tazminat bölünebilir bir alacak niteliğinde görülmediği için ıslahı kural olarak mümkün olmazken, idari yargıdaki tam yargı davalarında manevi tazminat talebinin de ıslah edilebilmesi idari yargıya özgü önemli bir farklılıktır.

Ancak önceki konuşmamızda da vurguladığımız üzere, manevi tazminat miktarının artırılabilmesinin en temel şartı, dava dilekçesinde en başından manevi tazminat talebinde bulunulmuş olmasıdır. Eğer davacı dava dilekçesinde hiç manevi tazminat istememişse, sonradan ıslah yoluyla davaya manevi tazminat kalemini eklemesi mümkün değildir.

Manevi Tazminat Talebi Islah Edilebilir mi?

  • İYUK Madde 16/4

İdari yargıda manevi tazminat miktarını ıslah yoluyla artırmak mümkündür ancak bunun çok önemli bir şartı bulunmaktadır: Dava dilekçesinde en başından manevi tazminat talebinde bulunulmuş olması zorunludur.

Kanunda yer alan ıslah düzenlemesi, tazminat tutarının maddi veya manevi zararların karşılanmasına yönelik olup olmadığına dair herhangi bir ayrım yapmamaktadır. Bu itibarla, davacıların artırılan miktara isabet eden harcı ödemek suretiyle dava dilekçesinde halihazırda gösterilen manevi tazminat miktarını bir defaya mahsus olmak üzere artırmaları hukuken geçerlidir.

Bununla birlikte idari yargıdaki ıslah kurumu yalnızca “dava dilekçesinde belirtilen miktarın artırılması” ile sınırlı bir kısmi ıslah niteliği taşıdığından, dava dilekçesinde hiç talep edilmemiş olan manevi tazminatın sonradan ıslah yoluyla davaya yeni bir talep olarak eklenmesi mümkün değildir.

Dava dilekçesinde bulunmayan yeni bir zarar kaleminin (manevi tazminatın) ıslahla davaya dahil edilmesi, davanın konusunun değiştirilmesi (tam ıslah) ve davanın genişletilmesi yasağı kapsamında değerlendirilmekte olup yerleşik Danıştay içtihatlarına göre idari yargılama usulünde buna müsaade edilmemektedir.

Özetle; başlangıçta talep edilmiş manevi tazminat miktarı ıslahla artırılabilir, fakat davanın başında hiç istenmeyen manevi tazminat kalemi ıslah kullanılarak sonradan davaya dahil edilemez.

Maddi Tazminat İstenen Bir Davaya Islahla Manevi Tazminat Eklenebilir mi?

İdari yargıda, dava dilekçesinde yalnızca maddi tazminat talep edilmişse, ıslah yoluyla bu davaya sonradan manevi tazminat eklenmesi kural olarak mümkün değildir.

İdari yargılama usulünde ıslah (İYUK m. 16/4), yalnızca dava dilekçesinde hâlihazırda belirtilen miktarın artırılmasına olanak tanıyan bir “kısmi ıslah” niteliğindedir. Bu nedenle ıslah işlemiyle davaya yeni bir talep veya başlangıçta istenmemiş farklı bir zarar kalemi dahil edilemez. Örneğin, dava dilekçesinde sadece 50.000 TL maddi tazminat istenmişse, ıslah ile bu maddi tazminat tutarı 100.000 TL’ye yükseltilebilir ancak davaya yeni bir talep olarak manevi tazminat kalemi eklenemez.

Dava dilekçesinde hiç yer almayan manevi tazminatın ıslahla sonradan istenmesi, davanın konusunun değiştirilmesi (tam ıslah) niteliğinde olacağından idari yargılama usulü kapsamında geçerli sayılmamaktadır. Danıştay da dava dilekçesinde talep edilmemiş olan manevi tazminatın ıslah yoluyla davaya dahil edilemeyeceği görüşündedir. (Her ne kadar bir kaynakta eklenebileceği yönünde bir ifade geçse de, yerleşik Danıştay içtihatları ve idari yargıdaki temel ıslah kuralı bunun tam aksi yönündedir).

Bununla birlikte, eğer dava dilekçesinde en başından itibaren manevi tazminat da talep edilmişse, kanun maddi veya manevi zarar ayrımı yapmadığından, dilekçede var olan manevi tazminat tutarının sonradan ıslah yoluyla artırılması mümkündür.

Tam Yargı Davasında Islah Harcı Nasıl Hesaplanır?

İdari yargıdaki tam yargı davalarında miktar artırımı talebiyle yapılan ıslah işlemi için ödenecek harç, dava değerine göre değişen nispi harç niteliğindedir. Islah harcı, dava dosyasına sonradan eklenerek artırılan miktar (artan kısım) üzerinden hesaplanır.

Hesaplama yöntemi; artırılan dava değerinin binde 68,31’inin 1/4’ü (dörtte biri) oranında belirlenir. Islah işleminin geçerli olabilmesi için hesaplanan bu nispi harcın dosyaya yatırılması zorunlu olup, harçların tamamı ödenmeden ilgili miktar artırımı işlemi yapılamaz.

Islah Dilekçesi Verilip Harç Ödenmezse Ne Olur?

İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda (İYUK) gerekli ıslah harcının ödenmemesi veya eksik ödenmesi durumunda ne olacağına dair açık bir kanuni düzenleme bulunmamaktadır. Ancak hukuki uygulamalar ve doktrin ışığında böyle bir durumda şu sonuçlar ortaya çıkar:

  • Mahkemece Kesin Süre Verilir: Islah dilekçesi mahkemeye sunulmasına rağmen ıslah için gerekli nispi harcın ödenmemesi durumunda, mahkemece davacıya eksik harcı yatırması için kesin bir süre verilir.
  • Islah Hiç Yapılmamış Sayılır: Verilen bu kesin süre zarfında harç yatırılmazsa, harçların tamamı ödenmeden ıslah işlemi geçerlilik kazanmayacağı için ıslah hiç yapılmamış sayılır. Bu durumda dava, ıslah talebinden önceki ilk hâliyle görülmeye devam edilir.
  • Islah Hakkı Tüketilmiş Olur: En dikkat edilmesi gereken sonuç ise, harç yatırılmamış ve miktar artırımı gerçekleşmemiş olsa dahi, ıslah dilekçesinin mahkemeye sunulmasıyla birlikte davacının ıslah hakkını kullanmış kabul edilmesidir. Kanun gereği bir defaya mahsus tanınan bu hakkı dilekçe vererek tüketen davacı, eksik işlemleri nedeniyle ıslahı reddedilse bile aynı davada bir daha ıslah yoluna başvuramaz.

İstinaf Aşamasında Miktar Artırımı (Islah) Yapılabilir mi?

İdari yargıda istinaf aşamasında miktar artırımı (ıslah) yapılması, mahkemenin kararı kaldırarak işin esasına girmesi ve yeni bir inceleme yapması durumunda mümkündür.

Medeni usul hukukunda (HMK) istinaf incelemesi sırasında ıslah yapılması açıkça yasaklanmış olmasına rağmen, idari yargılama usulünde bu konuda kesin bir yasal yasak bulunmamaktadır. İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) uyarınca tam yargı davalarında miktar artırımı “nihai karar verilinceye kadar” yapılabilmektedir,.

İstinaf aşamasında ıslahın uygulanabilirliği şu hukuki temellere ve yüksek mahkeme içtihatlarına dayanmaktadır:

  • İstinaf Merciinin Esasa Girmesi ve Yeni Karar Vermesi: İstinaf incelemesi sırasında, ilk derece mahkemesinin kararı hukuka aykırı bulunarak kaldırılırsa, istinaf mercii (Bölge İdare Mahkemesi) işin esasına ilişkin yeni bir inceleme ve değerlendirme yapabilir. Bu durumda, ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu “nihai karar” ortadan kalktığı için ıslahın önündeki nihai karar engeli kalkmış olur,. İstinaf aşamasında yeniden yapılan maddi denetim ve tahkikat (örneğin yeni bir bilirkişi raporu alınması) neticesinde zararın daha yüksek olduğu anlaşılırsa, davacının miktar artırımı (ıslah) yoluna başvurması mümkün kabul edilmektedir,.
  • Danıştay’ın Yaklaşımı: Kanun yolları aşamasında ıslah yapılıp yapılamayacağı konusunda Danıştay daireleri arasında içtihat farklılıkları bulunmaktadır. Bazı daireler ıslahın yalnızca ilk derece aşamasında ve bir defaya mahsus yapılabileceği gerekçesiyle kanun yollarında bu talebi reddederken; Danıştay 10. Dairesi ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (İDDK), istinaf aşamasında yeniden bilirkişi incelemesi yapılması halinde, tespit edilen gerçek zararın ikinci kez olsa dahi ıslah yoluyla talep edilebileceğine karar vermiştir,.
  • Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Hak İhlali Kararları: AYM, 2024 yılında konuyla ilgili verdiği bireysel başvuru kararlarında, istinaf aşamasında miktar artırımı (ıslah) talebine izin verilmemesini ölçülülük ilkesine aykırı bulmuş ve bu durumun mahkemeye erişim hakkının ihlali olduğuna hükmetmiştir. AYM, mahkemelerin bu konudaki yasaklayıcı yorumlarının yasal bir dayanağı olmadığını vurgulamıştır.
  • Geçici Madde 7 İstisnası: Islah kurumunu idari yargıya dâhil eden yasal düzenlemenin yürürlüğe girdiği 2013 tarihinde derdest (görülmekte olan) durumdaki davalar için kanuna eklenen geçici madde, kanun yolu (istinaf/temyiz) aşaması dâhil miktar artırımı yapılmasına açıkça olanak tanımıştır,,.

Özetle; istinaf mahkemesinin sadece hukuki denetimle yetinmeyip işin esasına girerek uyuşmazlığı çözdüğü ve zararın gerçek miktarının ancak bu aşamada (yeni alınan raporlarla) netleştiği durumlarda, davacıların mağdur olmaması ve gerçek zararın tam olarak tazmini amacıyla istinaf aşamasında miktar artırımı yapılması hukuken olanaklıdır ve yüksek mahkeme kararlarıyla da desteklenmektedir.

Temyiz Aşamasında Islah Yapılması Mümkün mü?

İdari yargıda, kural olarak temyiz aşamasında ıslah (miktar artırımı) yapılması mümkün değildir.

Bunun temel nedeni, kanunda ıslahın “nihai karar verilinceye kadar” yapılabileceğinin düzenlenmiş olmasıdır. Temyiz incelemesi yalnızca dosya üzerinden yapılan ve hukuka uygunlukla sınırlı olan bir denetimdir; bu aşamada maddi vakıalar yeniden değerlendirilmez, yeni delil toplanmaz ve tahkikat yapılmaz. Öğretideki ağırlıklı görüş ve Danıştay uygulamaları, işin esası hakkında yeni bir karar verilmesini gerektirmeyen temyiz aşamasında ıslaha başvurulamayacağı yönündedir.

Ancak bu kuralın idari yargılama usulünde bazı istisnaları bulunmaktadır:

  • İvedi Yargılama Usulü ve Ortak Sınav Davaları: İvedi yargılama usulüne tabi uyuşmazlıklar ile merkezi ve ortak sınavlarla ilgili davalarda, nihai karara karşı istinafa gidilmeksizin doğrudan temyiz yoluna başvurulur. Bu durumlarda Danıştay, kararı bozmakla kalmayıp gerekli inceleme ve tahkikatı bizzat yaparak esas hakkında yeniden karar verebildiği için (maddi vakıa ve delil inceleyebileceğinden) bu aşamada ıslah yapılabilmelidir.
  • Geçici Madde Kapsamındaki Dosyalar: Islah imkanını idari yargıya getiren 6459 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 2013 tarihinde, hâlihazırda temyiz veya kanun yolu aşamasında bulunan (derdest) davalar için Geçici 7. Madde ile özel bir istisna getirilmiş ve bu dosyalarda kanun yolu aşamasında ıslah yapılmasına olanak tanınmıştır.

Bozma Kararından Sonraki Durum: Temyiz aşamasında doğrudan ıslah yapılamasa da, Danıştay’ın verilen kararı bozması ve dosyayı ilk derece mahkemesine geri göndermesi halinde durum değişir. Mahkemenin bozma kararına uymasıyla birlikte önceki “nihai karar” ortadan kalkmış olur. Dosyanın geri gönderildiği mahkemede yeniden yapılacak tahkikat ve yargılama sırasında (örneğin yeni bir bilirkişi raporuyla zararın artması durumunda) davacının ıslah hakkını kullanması mümkündür.

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Yakın Tarihli Yaklaşımı: Her ne kadar Danıştay içtihatları temyiz aşamasında ıslahı kural olarak reddetse de, Anayasa Mahkemesi (AYM) yakın tarihli bireysel başvuru kararlarında konuyu hak ihlali çerçevesinde değerlendirmiştir. AYM, davacıya ilk derece yargılamasında davasını ıslah etme imkânı tanınmadan (örneğin zararı gösteren bir belgenin tebliğ edilmemesi gibi nedenlerle) temyiz aşamasında da bu imkândan yararlanmasının engellenmesini, mahkemeye erişim hakkına ölçüsüz bir müdahale olarak nitelendirmiş ve hak ihlali kararları vermiştir.

Bilirkişi Raporu Sonrası Islah İçin Ne Kadar Süre Verilir?

İdari yargıda bilirkişi raporu sonrasında ıslah (miktar artırımı) işlemi yapabilmek için İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda (İYUK) sabit ve kesin bir süre (örneğin medeni yargılamadaki gibi iki haftalık yasal bir süre) öngörülmemiştir. Kanundaki düzenlemeye göre, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, herhangi bir süre kısıtlaması olmaksızın “nihai karar verilinceye kadar” yargılamanın her aşamasında artırılabilir.

Ancak fiili uygulamada ve yerleşik Danıştay içtihatlarında süreç şu şekilde işlemektedir:

  • Mahkemenin Bildirimi ve Süre Vermesi: Mahkeme tarafından yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda hesaplanan zararın, davacının dilekçesinde istediği tutardan fazla çıkması durumunda, bilirkişi raporu davacıya tebliğ edilir ve ıslah hakkını kullanıp kullanmayacağını bildirmesi istenir.
  • Ara Kararla Belirlenen Süre: Uygulamada mahkemeler, ıslah hakkının kullanılıp kullanılmayacağının bildirilmesi için kurdukları ara kararda davacıya genellikle belirli bir süre (örneğin 15 veya 30 gün gibi) vermektedir. Mahkemenin bu süreyi vermesinin temel amacı, davacı ıslah hakkını kullanacaksa davanın sürüncemede kalmasını engellemek ve nihai karardan önce işlemin usulüne uygun şekilde sunulmasını sağlamaktır.
  • Hakkaniyet Gereği Bildirim: Danıştay kararlarına göre; mahkemece esas hakkında karar verilmeden önce bilirkişi incelemesi yaptırılmışsa, dosyanın artık karara bağlanabilecek durumda olduğunun davacıya bildirilerek tazminat talep miktarını artırması için ıslah hakkı imkânı tanınması hakkaniyetin bir gereğidir.

Özetle; yasal olarak ıslah işleminin mahkeme nihai kararını verinceye kadar yapılması mümkündür. Ancak uygulamada, bilirkişi raporu geldikten sonra mahkemenin size göndereceği ara kararda/tebligatta belirttiği süre içerisinde ıslah dilekçenizi vermeniz ve gerekli nispi harcı tamamlamanız beklenmektedir.

ÖRNEK ISLAH DİLEKÇESİ

[MAHKEME ADI] İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

DOSYA NO : 20…/….. E.

ISLAH EDEN / DAVACI : (Ad, Soyad, T.C. Kimlik No., Adres)

VEKİLİ : Av. (Ad, Soyad, Adres)

DAVALI : (İdarenin Adı/Unvanı, Adres)

KONU : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 16/4. maddesi uyarınca dava dilekçemizde belirtilen tazminat miktarının artırılması talebimizi içeren ıslah (miktar artırım) dilekçemizin sunulmasıdır.

ISLAH EDİLEN DAVA DEĞERİ : …. TL

AÇIKLAMALAR :

1 – Müvekkilim, davalı idarenin ….. eylemi/işlemi (veya hizmet kusuru) nedeniyle maddi ve manevi zarara uğramıştır. Tarafımızca …/…/20… tarihli dava dilekçemiz ile miktar artırım talebinde bulunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla ….-TL maddi ve ….-TL manevi tazminat istemli olarak huzurdaki tam yargı davası açılmıştır.

2 – Yargılama devam ederken mahkemenizce aldırılan ve …/…/20… tarihinde tarafımıza tebliğ edilen bilirkişi raporu (veya mahkemenizin …/…/20… tarihli ara kararı) uyarınca, müvekkilimin idarenin kusuru nedeniyle uğradığı ve talep edebileceği gerçek maddi zarar miktarı ….-TL olarak belirlenmiştir.

3 – 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 16/4. maddesi uyarınca; “tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir”.

4 – Belirtilen sebepler dolayısıyla ve bilirkişi raporunda/ara kararda tespit edilen tutar doğrultusunda; dava dilekçemizde ….-TL olarak belirttiğimiz dava değerinin (talep edilen miktarın), artırılarak toplam ….-TL’ye yükseltilmesi talebiyle işbu ıslah dilekçesinin sunulması gereği hasıl olmuştur. Konuyla ilgili artırılan kısma isabet eden nispi ıslah harcının tamamlandığına dair ödeme belgesi (tahsilat makbuzu) dilekçemiz ekinde sunulmuştur.

HUKUKİ NEDENLER : 2577 sayılı İYUK m. 16/4 ve sair mevzuat.

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, miktar artırım (ıslah) dilekçemizin KABULÜ ile; Dava dilekçemizde talep ettiğimiz miktarın artırılarak, bilirkişi raporu (veya mahkeme ara kararı) ile tespit edilen toplam ….-TL maddi (ve varsa ….-TL manevi) tazminatın, idareye başvuru/dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak tarafımıza ödenmesine, yargılama harç ve masrafları ile vekâlet ücretinin davalı idareye yükletilmesine karar verilmesini saygılarımla vekâleten arz ve talep ederim.

Tarih : …/…/20…

Davacı Vekili Av. (Ad, Soyad, İmza)

EKLER : 1- Islah harcının tamamlandığını gösterir ödeme belgesi / tahsilat makbuzu.

Anasayfa - Yıldız Hukuk
AV. OSMAN YILDIZ

Haklarınızı doğru şekilde öğrenmek, süreci bilinçli yürütmek ve olası riskleri en aza indirmek adına profesyonel hukuki destek almak her zaman en sağlıklı yaklaşımdır. Genel hukuk alanında danışmanlık ve detaylı bilgi için Avukat Osman Yıldız ile iletişime geçebilir, somut durumunuza uygun değerlendirme ve yönlendirme talep edebilirsiniz. Doğru zamanda alınan doğru hukuki destek, sürecin en güçlü güvencesidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Don`t copy text!