İDARİ YARGIDA ISLAH NEDİR?
İdari yargıda ıslah, idari eylem veya işlemlerden dolayı hakları ihlal edilen ve zarara uğrayan kişilerin açtıkları tam yargı (tazminat) davalarında, dava dilekçesinde başlangıçta talep edilen tazminat miktarının sonradan artırılmasına olanak tanıyan usuli bir hukuki işlemdir.
Adli yargıdaki (hukuk mahkemelerindeki) oldukça geniş kapsamlı ıslah kurumunun aksine, idari yargıda ıslah son derece sınırlı bir şekilde uygulanır ve sadece kısmi ıslah niteliği taşıyarak yalnızca dava değerinin (miktarının) artırılması amacıyla kullanılabilir. Islah yoluyla davanın konusu, türü veya tarafları değiştirilemez.
İdari yargı sistemine 2013 yılında 6459 sayılı Kanun ile İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (İYUK) 16. maddesinin 4. fıkrasına eklenen bir cümle ile dahil olmuştur. Bu düzenlemenin temel amacı; dava açılırken zararın tam olarak bilinemediği durumlarda, yargılama sürecinde alınan bilirkişi raporlarıyla gerçek zararın daha yüksek çıkması halinde davacıların “taleple bağlılık kuralı” nedeniyle mağdur olmasını ve hak kaybına uğramasını (AİHM’in Türkiye aleyhine verdiği ihlal kararlarında da belirtildiği üzere) engellemektir.
İdari Yargıda Islah Nasıl Yapılır ve Şartları Nelerdir?
İdari yargıda ıslahın yapılabilmesi belirli sıkı kurallara ve şartlara bağlanmıştır:
- Sadece Tam Yargı Davalarında Uygulanabilir: İdari işlemin iptali talebiyle açılan iptal davalarında ıslah yapılamaz. Yalnızca idarenin sorumluluğuna dayanan ve parasal bir tazminat talep edilen tam yargı davalarında kullanılabilir.
- Yalnızca Davacı Tarafından Talep Edilebilir: İdari yargıda ıslah hakkı sadece davanın davacısına tanınmıştır. Davalı idarenin bu yola başvurma hakkı bulunmamaktadır.
- Sadece Miktar Artırımı Şeklinde Yapılabilir: Dava dilekçesinde hiç talep edilmemiş yeni bir zarar kalemi sonradan ıslah yoluyla davaya dahil edilemez. Örneğin, dilekçede sadece maddi tazminat istenmişse, ıslah yoluyla talebe manevi tazminat eklenemez. Ancak dava dilekçesinde hem maddi hem de manevi tazminat talep edilmişse, yargılama aşamasında her iki tazminat kalemi de ıslahla artırılabilir. Ayrıca, dava miktarının ıslah yoluyla azaltılması da idari yargıda kabul edilmemektedir.
- Bir Defaya Mahsus Kullanılabilir: Davacı, tam yargı davasında miktar artırma talebini içeren ıslah hakkını yalnızca bir kez kullanabilir. Bu hak kullanıldıktan sonra tüketilmiş olur.
- Nihai Karar Verilinceye Kadar Yapılabilir: Islah talebi, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin, mahkeme uyuşmazlığın esası hakkında nihai kararını verinceye kadar yargılamanın her aşamasında yapılabilir.
- Yazılı Dilekçe ve Harç Ödemesi Gerekir: Islah işlemi, davaya bakan mahkemeye sunulacak yazılı bir ıslah dilekçesi ile yapılır. Miktar artırımı talebinin geçerli olabilmesi için, artırılan miktar üzerinden hesaplanacak nispi ıslah harcının mahkeme veznesine ödenmesi zorunludur. Harcın ödenmemesi durumunda mahkemece verilen kesin sürede tamamlanmazsa ıslah işlemi yapılmamış sayılır.
- Karşı Tarafa Tebliğ Edilir: Davacının sunduğu ıslah dilekçesi, davalı idareye otuz gün içinde cevap verilmek üzere tebliğ edilir. Ancak ıslahın hukuki sonuç doğurması için davalı idarenin veya mahkemenin onayına (rızasına) ihtiyaç yoktur; ıslah, davacının tek taraflı bir irade beyanıdır.
Islahla Artırılan Miktara İşletilecek Faiz Ne Zaman Başlar?
Dava değerinin sonradan artırılması halinde faizin ne zamandan itibaren işletileceği konusu, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun yakın tarihli kararıyla netliğe kavuşturulmuştur. Kurul kararına göre; ıslah yoluyla artırılan miktarın yeni bir dava niteliği taşımadığı, mevcut davanın bir uzantısı olduğu gerekçesiyle, ilk dava dilekçesinde talep edilen miktara hangi tarihten itibaren (idareye başvuru veya dava açma tarihi) faiz işletiliyorsa, ıslahla artırılan miktara da aynı tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiği kararlaştırılmıştır. Bu uygulama ile enflasyon ve paranın değer kaybı karşısında hak arayan vatandaşların korunması hedeflenmiştir.
İptal Davalarında Neden Islah Yapılamıyor?
İdari yargıda ıslah kurumunun iptal davalarında uygulanamamasının temel nedeni, kanuni düzenlemenin bu hakkı yalnızca tam yargı davalarında ve sadece “dava dilekçesinde belirtilen miktarın artırılması” ile sınırlandırmış olmasıdır. İptal davalarının konusu belli bir miktar paranın ödenmesi değil, hukuka aykırı olduğu iddia edilen bir idari işlemin hukuk aleminden kaldırılmasıdır. Ortada artırılabilecek parasal bir talep bulunmadığından, iptal davalarında ıslah müessesesinin uygulanması kanunen ve niteliği gereği imkânsızdır.
Bunun yanı sıra idari yargıdaki ıslah uygulaması adli yargıdaki gibi geniş kapsamlı değildir ve ıslah yoluyla davanın konusunu ya da taraflarını değiştirmek mümkün değildir. Bu nedenle, açılmış bir iptal davasına ıslah yoluyla başka bir idari işlemin iptali talebinin eklenmesi veya davanın tam yargı davasına dönüştürülmesi yasaktır. İptal davası açıldıktan sonra ileri sürülen yeni iptal talepleri, davanın genişletilmesi yasağı kapsamında değerlendirildiğinden mevcut davada karşılanamaz ve bu talepler için koşulları varsa ayrı bir dava açılması gerekir.

