
Bazı yolculuklar sadece kilometrelerle ölçülmez; bazı yollar doğrudan insanın vicdanına çıkar. Bosna’nın o yeşil dağları arasından süzülüp Srebrenitsa’ya vardığınızda, rüzgarın uğultusu yerini derin bir sessizliğe bırakır. O sessizlikte kulağınıza bir ses çalınır: “Srebrenica sestro…” (Srebrenitsa ablam…)
Bir avukat olarak hayatım boyunca “hak” peşinde koştum. Dosyalar inceledim, deliller topladım, kürsülerde savunmalar yaptım. Ama Bosna’nın o uçsuz bucaksız beyaz taşları arasında yürürken anladım ki; hukukun sustuğu, dünyanın kör olduğu, insanlığın sınıfta kaldığı bir yer var burada. O beyaz taşların her biri bir isim değil, birer hakikat abidesi gibi göğe uzanıyor. Devamını oku
