NAFAKA NEDİR ? ÇEŞİTLERİ NELERDİR ?

NAFAKA NEDİR?

Nafaka en geniş tanımıyla, bir kişinin belirli aile üyelerine (eş, eski eş, çocuk, yakın akrabalar) yoksulluğa düşmemeleri amacıyla her ay ödemekle yükümlü olduğu paradır. Hukukumuzda dört çeşit nafaka düzenlenmiştir. Bunlar, yoksulluk, iştirak, tedbir ve yardım nafakalarıdır. Söz konusu nafakaları daha ayrıntılı bir şekilde inceleyelim;

NAFAKA ÇEŞİTLERİ NELERDİR?

  1. Tedbir Nafakası

Türk Medeni Kanunu m. 169’da düzenlenen tedbir nafakası, boşanma veya ayrılık davası sırasında eşlerden birisinin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin ihtiyaç görüldüğü takdirde hakim tarafından geçici olarak hükmedilen nafakadır.

Tedbir nafakası hem eşe hem de müşterek çocuk lehine tedbiren ve talebe gerek olmaksızın hükmedilen nafakadır. Yalnızca dava sırasında ödenmesine hükmedilir, davanın açılış tarihinden itibaren işlemeye başlar ve kararın kesinleşme tarihinde son bulur. Tedbir nafakası boşanma davası açılmadan bağımsız bir dava (ayrılık davası) ile de istenebilir.

Tedbir nafakasının yükümlüsü bakımından kanunda cinsiyet ayrımı yapılmamıştır. Yani hakim lüzum gördüğü takdirde kadın veya erkek eş lehine tedbir nafakasına hükmedebilir.

Ne miktarda nafaka ödeneceğine hakim, somut olayın koşullarını dikkate alarak karar verir. Davanın kim tarafından açıldığına bakılmaksızın ve tarafların kusur oranı değerlendirilmeksizin sırf eşlerin mali gücüne göre hükmedilir.

 

Çocukların mağdur olmasının önlenmesi adına hakim davanın başından itibaren tedbir nafakasına hükmeder.

 

2.İştirak Nafakası

Türk Medeni Kanunu m.182/2’de düzenlene iştirak nafakası, velayet kendisine bırakılmayan eşin, çocuğun bakım ve giderlerine gücü oranında katılmasıdır. Bu nafakada eşlerin boşanmada ki kusur oranlarına bakılmaz. İştirak nafakası çocuğun 18 yaşını doldurması, evlenmesi veya mahkeme kararı ile ergin kılınması hallerinde son bulur. Fakat çocuğun eğitimi devam ediyorsa ve diğer şartları oluşmuş ise aşağıda inceleyeceğimiz yardım nafakası talep edilebilir. İştirak nafakası boşanma veya ayrılık davalarında istenebileceği gibi boşanma veya ayrılık kararı verildikten sonra ayrı bir dava ile de istenebilir.

 

  1. Yoksulluk Nafakası

Türk Medeni Kanunu m. 175’te düzenlenen yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan tarafa, kusuru daha ağır olmamak şartıyla diğer eşin mali gücü oranında süresiz olarak hükmedilen nafakadır.

Yoksulluk nafakası ödeyecek olan eşin mutlaka kusurlu olması aranmaz. Ancak yoksulluk nafakası talep eden eş mutlaka diğer eşten daha az kusurlu olmalıdır. Yani her iki eş de boşanmada kusurlu veya kusursuz olabilir. Her ikisi de kusurlu olduğu takdirde kusur oranları gözetilerek karar verilecektir.

Medeni kanun burada kadın veya erkek açısından bir ayrım yapmamıştır. Yoksulluğa düşecek olan taraf, cinsiyeti ne olursa olsun karşı tarafın kusuruna göre yoksulluk nafakası talep edebilmektedir.

Toplumumuzda her ne kadar nafakanın sadece kadınlara hükmedildiği şeklinde yanlış bir algı bulunsa da aksi durumlar da mevcuttur. Hatta eski medeni kanunumuzda kadının yoksul erkeğe nafaka ödemesi için halinin “refahta olması” gerekiyorken 2002’de yürürlüğe giren yeni medeni kanun söz konusu ayrımı kaldırmış ve her iki tarafa da nafaka için eşit yükümlülükler yüklemiştir.

Hakim kendiliğinden yoksulluk nafakasına hükmedemez, ancak talep edildiği takdirde hükmedebilir. Talep edilen miktardan daha fazlasına hükmedilemez fakat daha azına karar verilebilir.

Yoksulluk nafakası boşanma davasında istenebileceği gibi boşanma kararı kesinleştikten sonra ayrı bir dava ile de talep edilebilir. Fakat bunun için kararın kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içinde talep edilmesi şarttır.

Herhangi bir zaman sınırlaması olmaksızın boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren başlamak üzere yoksulluk nafakasına hükmedilir.

Nafaka isteyen eşin boşanma yüzünden mutlaka yoksulluğa düşmesi şartı aranır. Geliri bulunmayan, geliri yaşamı için yetersiz olan kişiler buna örnek gösterilebilir. Yani talep edenin, maaşının olmaması yoksulluk nafakasına hükmedilmesine engel değildir.

  1. Yardım Nafakası

Türk Medeni Kanunu m. 364 ve devamı maddelerinde düzenlenen yardım nafakası, kişinin yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan alt soy, üst soy ve kardeşlerine verdiği nafakadır. Bu kişiler dışındaki akrabaların birbirlerine yardım yükümlülüğü bulunmamaktadır. Yardım nafakası diğer nafakalardan ayrılır. Boşanma veya ayrılık davaları ile ilgisi yoktur, bu nedenle aile mahkemesinde görülecek ayrı bir nafaka davası ile istenebilir. Yardım nafakası davasında dikkat edilecek en önemli husus, miras sırasıdır. Nafaka talep eden öncelikle alt soyuna yani çocuğuna, sonra torununa, daha sonra kendi anne ve babasına, en son olarak da kardeşlerine bu davayı yöneltmelidir. Yardım nafakasına hükmedilebilmesi için kişinin yoksulluğa düşecek olması aranır. Üstsoy ve altsoyun nafaka ödemesine hükmedilmesi için sadece mali gücünün buna yetecek olması aranırken, kardeşlerin nafaka yükümlüsü olması için refah içinde bulunmaları gerekmektedir.

 

NAFAKA BAĞLANMASININ ŞARTLARI NELERDİR?

  • Boşanma davası devam ettiği sırada eş için hakim kendiliğinden veya talep halinde tedbir nafakasına karar verebilir. Bunun için görülmekte olan boşanma davasından ayrı bir dava açılmasına gerek yoktur. Bu davada boşanma kararının kesinleşmesinden sonra da nafakanın ödenmeye devam etmesi için nafaka alan eş tarafından yoksulluk nafakası talep edilmesi gerekir. Ancak eğer dava sırasında maddi durumu daha kötü olan eş yoksulluk nafakası talep etmemişse kararın kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içinde ayrı bir dava açılarak yoksulluk nafakası talep edilmesi gerekir.
  • Boşanma konusunda diğer taraftan daha fazla kusurlu olan eşin yoksulluk nafakası talep etmesi mümkün değildir. Nafaka davası açabilmek için boşanma davası açmak şart değildir.
  • Eş eğer evle ilgili yükümlüklerini yerine getirmiyorsa, evlilik birliği içerisinde de nafaka için dava açılabilir.
  • Müşterek çocuk için ise boşanma davası devam ettiği sırada hakim kendiliğinden veya talep halinde tedbir nafakasına karar verebilir. Bunun dışında velayet kararının kesinleşmesinden 18 yaşını dolduruncaya kadar ödenmek üzere velayet kendisine verilmeyen eş tarafından iştirak nafakası ödenmesine karar verilebilir. Ancak bu nafaka, çocuğun 18 yaşını doldurmasıyla kendiliğinden sona erer. Eğer çocuğun eğitim, bakım vs masrafları devam ediyorsa 18 yaşını doldurduğu günden itibaren yardım nafakası için dava açılabilmektedir

Hâkim, nafakayı belirlerken çeşitli kriterleri göz önüne alır. Kanun, hakime nafakanın belirlenmesi konusunda takdir yetkisi tanımıştır. En önemli kriter, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarıdır. Hakim nafakayı belirlerken, iş durumu, geliri, çalıştığı pozisyon, ailenin daha önceki yaşam tarzı gibi çeşitli kriterleri göz önünde bulundurur. Nafaka çeşitlerinden yoksulluk nafakasında ise ilave olarak kusur durumu önem arz etmektedir. Yasal düzenleme uyarınca kusuru daha fazla olan eş nafaka isteyemez.

 

NAFAKA DAVALARINDA YETKİLİ MAHKEME NERESİDİR?

Nafaka davalarında yetkili mahkeme taraflardan birinin bulunduğu yer Aile Mahkemesidir. Aile Mahkemesinin olmadığı yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi yetkili mahkeme olarak karşımıza çıkar.

Nafaka talebinde bulunacak kimse nafaka davası zamanaşımı geçmeden nafaka davasında yetkili mahkeme Aile Mahkemesine başvurmalıdır. Nafaka aynı zamanda tarafların boşanma davası sürerken de istenilebilmektedir.

 

NAFAKA DAVALARI NASIL VE NE SEBEPLE AÇILIR?

Nafaka alan kişilerin, zamanla şartlarının kötüleşmesi ve yoksulluğa düşmeleri durumunda nafakanın artırılması talebiyle dava açılabilir. Bunun için nafaka borçlusunun durumu iyileşmiş veya nafaka alacaklısının durumu daha da kötüleşmiş olmalıdır. İştirak nafakası için artırım davası ise müşterek çocuğun eğitim, kurs, sosyal giderlerinin daha da artması sebebiyle açılabilir. Hakim tarafların ekonomik durumlarına ve mali güçlerine göre nafakanın artırılmasına karar verir. Anlaşmalı boşanmalarda da nafakanın artırılması, azaltılmasını veya kaldırılmasını dava edilebilmektedir.  Nafaka kesin bir hüküm içermez yani değişen yaşam koşullarına bağlı olarak nafakanın artırılması talep edilebilir. Nafaka artırım davası açacak kişiler bu konuda hazırlanacak dilekçe ile birlikte yetkili mahkemeye başvuru yapmalıdırlar.

Aynı şekilde nafaka ödeme gücünden yoksun kalan bireyler, söz konusu durumları öne sürerek nafaka kaldırma davası açabilirler. Keza nafaka borçlusunun maddi durumu kötüleşmişse veya nafaka alacaklısı eşin yoksulluğu herhangi bir sebeple azalmışsa nafaka borçlusu tarafından nafakanın azaltılması dava edilebilir. Nafaka kaldırma davalarında nafakanın neden kaldırılması gerektiğinin ispatı gerekir.

 

NAFAKA DAVALARINDA NAFAKA TUTARI NASIL BELİRLENİR VE ORTALAMA TUTAR NEDİR?

Hakim, nafakayı belirlerken çeşitli kriterleri göz önüne alır. Kanun, hakime nafakanın belirlenmesi konusunda takdir yetkisi tanımıştır. En önemli kriter, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarıdır. Hakim nafakayı belirlerken, iş durumu, geliri, çalıştığı pozisyon, ailenin daha önceki yaşam tarzı gibi çeşitli kriterleri göz önünde bulundurur. Nafaka çeşitlerinden yoksulluk nafakasında ise ilave olarak kusur durumu önem arz etmektedir.

Somut olayda her nafaka türünde nafaka miktarları değişmektedir. Örneğin genellikle çocukları okul çağında olmayan tarafa mahkemece daha az nafakaya hükmedilirken çocukları okula giden eşe okul masrafları da düşünülerek daha fazla nafaka ödenmektedir.

Genel bir çıkarım yapmamız gerekirse boşanılan eşe ve çocuğa bağlanan nafaka (çocuk sayısına ve yaşına göre değişim göstermekte) ülkemiz standartlarında en fazla toplamda 500-600 TL civarındadır. Tabi bu durum nafaka borçlusunun maddi durumu ve ödeme gücüne göre değişmektedir ancak genel tablo bu yöndedir.

 

Amazon’un kurucusu Jeff Bezos eski eşi Mackenzie Bezos’a 36 milyar dolar nafaka ödeyecek

NAFAKANIN ÖDENMEMESİ DURUMUNDA NE OLUR?

Nafaka borcunun ödenmemesi durumunda icra takibi başlatılmaktadır. Mahkeme hükmü ile kararın yerine getirilmesi sağlanabilmektedir. Bunun içinse nafaka alacaklısının İcra Müdürlüğüne başvurması ve nafaka borçlusuna icra emrinin tebliğ edilmesi gerekmektedir. İcra takibinde geçmişe yönelik 10 yıllık birikmiş nafaka borçları faiziyle birlikte hesaplanarak talep edilebilir.

Yapılan icra takibinden istenilen sonucun elde edilememesi durumunda, bir sonraki yasal süreç olarak borçlunun üzerindeki mallara ve maaşına haciz koydurulabilir. Öte yandan nafaka alacaklarında emekli maaşına da haiz konulabilmektedir.

Nafaka borcu ödenmediği takdirde 3 aya kadar tazyik hapsi cezası verilmektedir. Cezanın uygulanmaya başlamasıyla birlikte, eğer nafaka borcu ödenirse borçlu hemen tahliye edilmektedir.

 

Protokoldeki detaylara göre; Ilıcalı, Subaşı’na 115 bin TL yoksulluk, kızı Melisa’ya ise 10 bin TL iştirak nafakası olmak üzere her ay 125 bin TL ödeyecek

 

NAFAKA GERÇEKTEN SÜRESİZ MİDİR?

Her ne kadar kanun maddesinde “süresiz” ibaresi geçse de Medeni Kanun’ da nafakanın sona erdirileceği haller sayılmıştır. Nafaka alacaklısının SGK’ lı bir işte çalışmaya başlaması, miras kalması, maddi durumunun düzelmesi, başkasıyla evli gibi yaşaması ve bunun gibi pek çok durumda mahkemeler nafakanın kaldırılmasına karar verebilmektedir.

Ancak son günlerde süresiz nafaka” ibaresinin kaldırılması adına çalışmalar yürütülmekte ve bu konu sosyal medyada büyük yankı uyandırmaktadır. Ömür boyu nafaka ödemek zorunda olmadığını söyleyen erkekler sosyal medyada mağduriyet yaratarak “süresiz” ibaresinin kaldırılmasını talep etmektedir.

Diğer bir yandan bakıldığında maalesef her açıdan kadınlar için sosyal eşitsizliğin bulunduğu ülkemizde kadınların boşanma sonrasında erkekler kadar mali durumunu iyileştiremeyeceği açıktır. Buna bir de çocukların velayetinin genel olarak anne de kalması gerçeğini eklersek, boşanma sonrası kadın her açıdan maddi imkansızlığa düşecektir. Ayrıca boşanma davalarının çoğunun sonucunda erkeğin nafaka ve tazminat ödememek adına SGK’ lı olarak çalışmaması ve mallarını kaçırması durumu ortaya çıkmaktadır.

Yoksulluk nafakasını bir tarafa bırakırsak, pek çok boşanan erkek çocukları için verilmesi gereken iştirak nafakasını dahi ödememektedir. Günümüzde icra daireleri tahsil edilemeyen nafaka dosyalarıyla doludur. Kadınların hem çocuklarına hem de kendilerine yaşam sağlamak adına sosyal eşitsizlikle savaştığı bu dönemde “süresiz” ifadesinin kaldırılması ve daha başka düzenlemelere gidilecek olması asıl mağduriyeti yaratacaktır. Kadınlar belki de mutsuz olduğu ve şiddet gördüğü evliliklerine maddi imkansızlıklar sebebiyle devam etmek durumunda kalacaklardır.

Yoksulluk nafakasının “süresiz” ibaresinin, 2011 yılında bir hakim tarafından Anayasaya aykırı olması gerekçesiyle iptali istenilmiş, ancak Anayasa mahkemesi söz konusu başvuruyu reddetmiştir. Anayasa Mahkemesinin gerekçesi aile birliği açısından büyük önem taşımakla birlikte söz konusu süresiz ibaresinin kanun koyucu tarafından asıl kullanılış amacını da açıklamıştır;

“Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eş, kusuru daha ağır olmamak şartıyla geçimi için diğer eşten mali gücü oranında ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 176. maddesinde sayılan yoksulluk nafakasının kaldırılmasına ilişkin şartlar gerçekleşmediği müddetçe, herhangi bir süre sınırı olmaksızın nafaka isteyebilecektir. 176. maddenin üçüncü fıkrası uyarınca, yoksulluk nafakası, nafaka alacaklısının evlenmesi ya da taraflardan birisinin ölümü halinde kendiliğinden, alacaklının evlenmeden fiilen evli gibi yaşaması, yoksulluğun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi, nafaka yükümlüsünün ödeme gücünün tamamen yitirilmesi durumlarında ise mahkeme kararıyla ortadan kalkmaktadır.

İtiraz konusu “süresiz olarak” ibaresi, nafaka alacaklısının her zaman ölünceye kadar yoksulluk nafakası alacağı anlamına gelmemektedir. Kanun koyucunun 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 175. maddesinde “süresiz olarak” ibaresine yer vermesinin amacı, boşanmadan dolayı yoksulluğa düşecek olan eşin diğer eş tarafından, şartları bulunduğu sürece ekonomik yönden desteklenmesi ve asgari yaşam gereksinimlerinin karşılanmasıdır.

Evlilik birliğinde eşler arasında geçerli olan dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğünün, evlilik birliğinin sona ermesinden sonra da kısmen devamı niteliğinde olan yoksulluk nafakasının özünde, ahlâki değerler ve sosyal dayanışma düşüncesi yer almaktadır. Yoksulluk nafakasının amacı nafaka alacaklısını zenginleştirmek değildir. Yoksulluk nafakasıyla, boşanma sonucunda yoksulluk içine düşen eşin asgari yaşam gereksinimlerinin karşılanması düşünülmüştür. Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için nafaka talep eden eşin boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olmasının yanı sıra, nafaka talep edilen eşin de nafaka ödeyebilecek ekonomik gücünün bulunması gerekmektedir.

İtiraz konusu kuralda, boşanma sebebiyle yoksulluğa düşen eşi korumak için diğer eşin, koşulları bulunduğu sürece, herhangi bir süre sınırı olmaksızın yoksulluk nafakası vermesi düzenlenmiş olup bu yükümlülüğün sosyal hukuk devleti ilkesinin gereği olarak getirildiği kuşkusuzdur.

Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir. Kuralın Anayasa’nın 10. ve 41. maddesi ile ilgisi görülmemiştir.”

Anayasa Mahkemesinin gerekçesinden de açıkça görüleceği üzere “süresiz olarak” ibaresi, nafaka alacaklısının her zaman ölünceye kadar yoksulluk nafakası alacağı anlamına gelmemektedir. Süresiz olarak ibaresine yer vermesinin amacı, boşanmadan dolayı yoksulluğa düşecek olan eşin diğer eş tarafından, şartları bulunduğu sürece ekonomik yönden desteklenmesi ve asgari yaşam gereksinimlerinin karşılanmasıdır. Ayrıca belirttiğimiz üzere nafakanın kaldırılması davası, nafaka yükümlüsü ve alacaklısının maddi durumunun değişmesi halinde her zaman açılabilecek bir dava olup söz konusu “süresiz” ibaresinin kaldırılması şahsi kanaatimce gereksiz bir eylemdir. İmzaladığımız Uluslararası Sözleşmeler ve Anayasanın 10. maddesinde de belirtildiği gibi toplumumuzda hâlâ dezavantajlı bulunan kadın lehine pozitif ayrımcılık yapmak adaletin bir gereğidir.

 

NAFAKA NE ZAMAN SONA ERER?

Söz konusu husus Medeni Kanun’un 176. Maddesinde düzenlenmiş olup kendiliğinden ve mahkeme kararıyla sona eren haller olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Yoksulluk nafakası;

  • Alacaklı tarafın yeniden evlenmesi,
  • Taraflardan birinin ölümü hâlinde

Kendiliğinden kalkmaktadır. Yani bu durumlarda herhangi bir mahkeme kararına ihtiyaç duyulmadan nafaka kendiliğinden son bulmaktadır.

  • Alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması,
  • Yoksulluğunun ortadan kalkması
  • Haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde

Yoksulluk nafakası mahkeme kararıyla kaldırılabilir.

İştirak nafakası ise çocuğun 18 yaşını doldurmasıyla kendiliğinden sona ermektedir.

 

NAFAKAYLA İLGİLİ YARGITAY KARARLARI

 

Ağır Kusurlu Eşe Yoksulluk Nafakası Verilemez

Boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-karşı dayalı (kadın)’ın ağır kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Ağır kusurlu eş yararına yoksulluk nafakası verilemez ( md. 175). Bu yön nazara alınmadan davacı-karşı davalı (kadın) yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmesi doğru olmamıştır (Yargıtay 2.HD – Karar: 2014/24491).

Bir başka erkekle evli olmaksızın birlikte yaşayan kadın yararına 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 175. maddesi koşulları oluşmadığı halde yoksulluk nafakası ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 169 . maddesi koşulları oluşmadığı halde tedbir nafakasına hükmedilmesi doğru görülmemiştir (Yargıtay 2. HD – Karar: 2014/14938).

 

Birikmiş Nafaka Alacaklarının Haczi Mümkün Değildir

Niteliği itibari ile nafaka kişinin yaşamını sürdürmek için öncelikli ve zaruri olarak hükmedilen bir para olup, nafaka alacaklısının her ay hükmedilen nafakayı talep etmeyip birikmiş nafakayı tahsil etmesi bu paranın “alelade alacak niteliğine” dönüşmesi anlamım kazandırmaz. Çünkü, nafaka alacaklısı istediği an, hükmedilen nafakayı alma olanağına sahip olmalıdır. O halde, mahkemece birikmiş nafaka alacaklarının da haczi mümkün olmadığından şikayetin kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, şikayetin reddi yönünden hüküm tesisi isabetsizdir. (Yargıtay 12. H.D.Esas: 2018/ 4928 Karar: 2019 / 242 )

 

İş Göremezlik Aylığı Alan Kadının Yoksulluk Nafakası Talebi

Boşanan eş yararına yoksulluk nafakasına hükmedebilmek için, nafaka talep eden eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olması gerekir (TMK m. 175). Taraflar hakkında yapılan kolluk araştırmasına göre davacı kadının ev hanımı olduğunun belirtilmesine rağmen adli yardım talebi için istenen belgeler arasında bulunan Sosyal Güvenlik Kurumundan alınan belgede davacı kadının sigortalı çalışmadığının belirtildiği, ancak belge üzerine el yazısı ile iş göremezlik aylığı aldığının not olarak düşüldüğü anlaşılmaktadır. Bu sebeple, davacı kadının sosyal ve ekonomik durumunun yeniden usulünce araştırılması, Sosyal Güvenlik Kurumundan aylık alıp almadığı, alıyorsa miktarı sorulmak suretiyle boşanma yüzünden yoksulluğa düşüp düşmeyeceğinin belirlenmesi ve gerçekleşecek sonuca göre davacı kadının yoksulluk nafakası talebi hakkında karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde davacı kadın lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi – Karar: 2017/7014).

 

Erkeğin İşsiz Olmasının Tedbir Nafakasını Engellememesi

Kadının çalışıyor olması, erkeğin işsiz olması veya kusur durumu tedbir nafakasını etkilemez(TMK 169)”somut olay değerlendirildiğinde, tarafların 20.02.2011 tarihinde evlendikleri, aralarındaki anlaşmazlıklar nedeniyle karşılıklı olarak boşanma davası açtıkları anlaşılmaktadır. Mahkemece 23.11.2011 tarihli ara karar ile davalı-karşı davacı kadın yararına 500,00 TL tedbir nafakasına hükmedilmiş ise de akabinde 19.12.2011 tarihli ara karar ile “kocanın işsiz olduğu, hiç bir gelirinin bulunmadığı” belirtilmek suretiyle sözü edilen tarih itibariyle tedbir nafakasının geçici olarak durdurulmasına karar verilmiştir. Nihai yargılama sonunda ise davacı-karşı davalı erkeğin boşanmaya yol açan olaylarda bir kusurunun bulunmadığı, davalı-karşı davacı kadının ise başkası ile aşk ve gönül ilişkisi içerisine girdiği, bu sebeple tam kusurlu olduğu gerekçesiyle, erkeğin davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına, kadının davasının ise reddine karar verilmiştir. Kararın temyizi üzerine Özel Dairece yapılan incelemede; mahkemenin boşanma ve kusur belirlemesine ilişkin gerekçesi onanmak suretiyle kesinleşmiş, karar sadece “tedbir nafakasına” ilişkin olarak bozulmuştur. Yukarıda da açıklandığı üzere mahkemenin direnme gerekçesinin aksine erkeğin gelirinin bulunmaması, kadının çalışıyor olması veya kusur durumu kadın yararına tedbir nafakası hükmedilmesine engel teşkil eden vakıalar değildir.”(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi – 2017/ 2-1891 Karar: 2018 / 1577 )

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

shares
Don`t copy text!