<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ceza Hukuku arşivleri - Yıldız Hukuk</title>
	<atom:link href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/category/ceza-hukuku/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/category/ceza-hukuku/</link>
	<description>Danışmanlık</description>
	<lastBuildDate>Tue, 14 Apr 2026 20:45:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/02/cropped-WhatsApp-Image-2024-12-27-at-18.06.52-1-32x32.jpeg</url>
	<title>Ceza Hukuku arşivleri - Yıldız Hukuk</title>
	<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/category/ceza-hukuku/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>KAMU GÖREVLİLERİNİN YARGILANMASI SÜRECİ NASIL İŞLER?</title>
		<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/memur-yargilanmasi/</link>
					<comments>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/memur-yargilanmasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2026 23:09:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[İdare Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[4483 Sayılı Kanun]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Osman Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Görev Suçu]]></category>
		<category><![CDATA[Kamu görevlisi]]></category>
		<category><![CDATA[Memur Yargılaması]]></category>
		<category><![CDATA[Soruşturma İzni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yildizhukukdanismanlik.com/?p=4497</guid>

					<description><![CDATA[<p>4483 sayılı Kanun, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı adli makamlarca yargılanabilmeleri için yetkili idari mercilerden izin alınmasını şart koşan bir güvence sistemidir<br />
. Süreç kapsamında, yetkili idari makamlar (kaymakam, vali, bakan vb.) suç şüphesini öğrendiklerinde bir ön inceleme başlatarak elde edilen rapora göre soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine gerekçeli olarak karar verirler<br />
. Ağır cezayı gerektiren suçüstü halleri, memurun göreviyle ilgisi bulunmayan kişisel eylemleri ve yasalarda açıkça istisna tutulan suçlar ise bu izin sisteminin dışında kalarak savcılıklarca doğrudan soruşturulur<br />
. İdari mercilerin verdiği izin kararlarına karşı, şüpheli personelin unvanına ve statüsüne göre kararın tebliğinden itibaren 10 gün içinde Danıştay İkinci Dairesi veya yetkili Bölge İdare Mahkemesi nezdinde itiraz edilebilir<br />
. Özel hastaneler dahil olmak üzere sağlık çalışanlarının mesleki ve tıbbi uygulamalarından (malpraktis) doğan şikayetlerde ise soruşturma izni verme yetkisi istisnai olarak Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Mesleki Sorumluluk Kuruluna aittir</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/memur-yargilanmasi/">KAMU GÖREVLİLERİNİN YARGILANMASI SÜRECİ NASIL İŞLER?</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><strong>4483 Sayılı Kanun Hangi Kamu Görevlilerini Kapsar?</strong></h2>
<p>4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun, genel kural olarak <strong>Devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürüttükleri kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri ifa eden memurlar ve diğer kamu görevlilerinin, yalnızca görevleri sebebiyle işledikleri suçları kapsar</strong>.<span id="more-4497"></span></p>
<p>Bu kanun, kamu hizmetinin kesintiye uğramaması ve kamu görevlilerinin asılsız şikayetlerle rahatsız edilmesini önlemek amacıyla özel bir &#8220;soruşturma izni&#8221; sistemi öngörür.</p>
<h3>Kanun Kapsamına Giren Kamu Görevlileri</h3>
<p>Kanun, kamuda çalışan herkesi değil, statüter bir ilişkiyle devlete bağlı olan asli personeli kapsar:</p>
<ul>
<li><strong>Memurlar:</strong> 657 sayılı Kanun kapsamında istihdam edilen memurlar.</li>
<li><strong>Sözleşmeli Personel:</strong> Kadro karşılığı veya uzmanlık gerektiren pozisyonlarda istihdam edilen sözleşmeli personel.</li>
<li><strong>Seçimle Göreve Gelen Diğer Kamu Görevlileri:</strong> Belediye başkanları, belediye meclisi üyeleri, il genel meclisi üyeleri ile köy ve mahalle muhtarları.</li>
<li><strong>Belirli KİT ve İdare Yöneticileri:</strong> Kamu İktisadi Teşebbüslerinin (KİT) genel müdürleri ve yönetim kurulu üyeleri.</li>
<li><strong>Su ve Kanalizasyon İdareleri:</strong> Bu idarelerin genel müdür, yönetim kurulu üyeleri ve 657 sayılı kanuna tabi personeli.</li>
</ul>
<h2>Kanun Kapsamına Girmeyen Kamu Görevlileri Kimlerdir? (Doğrudan Soruşturulanlar veya Özel Kanunlara Tabi Olanlar)</h2>
<ul>
<li><strong>İşçiler ve Geçici Personel:</strong> İş sözleşmesiyle çalışan işçiler ile geçici personel bu kanun kapsamında değildir ve genel hükümlere göre savcılıkça doğrudan soruşturulurlar.</li>
<li><strong>Yardımcı Hizmetliler:</strong> Ceza hukuku anlamında asli ve sürekli kamu görevi yapmayan odacı, bekçi, aşçı, şoför gibi yardımcı hizmetler sınıfı personeli kapsam dışındadır.</li>
<li><strong>KİT Personeli:</strong> KİT&#8217;lerin genel müdür ve yönetim kurulu üyeleri haricindeki diğer personeli kapsam dışındadır.</li>
<li><strong>Özel Soruşturma Usulüne Tabi Olanlar:</strong> Cumhurbaşkanı, bakanlar, milletvekilleri, hakimler ve savcılar, askeri personel, üniversite öğretim üyeleri, serbest avukatlar ve noterler kendi özel kanunlarındaki soruşturma kurallarına tabidir.</li>
</ul>
<h2></h2>
<h2>Kanun Kapsamına Giren Suçlar Nedir?</h2>
<p>Kanunun uygulanabilmesi için işlenen suçun muhakkak <strong>&#8220;görev sebebiyle&#8221;</strong> (görevin ifası nedeniyle) işlenmiş olması şarttır. Suçu doğuran fiil ile kişinin kamu görevi ve yetkileri arasında doğrudan bir illiyet (nedensellik) bağı bulunmalıdır. Kanun kapsamına giren başlıca görev suçları şunlardır:</p>
<ul>
<li>Görevi kötüye kullanma</li>
<li>Resmi belgede sahtecilik</li>
<li>Haksız arama</li>
<li>Kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi, ele geçirilmesi veya yok edilmemesi</li>
<li>Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi</li>
<li>Hayatın gizliliğini ihlal</li>
<li>Denetim görevinin ihmali</li>
<li>Göreve ilişkin sırrın açıklanması</li>
<li>Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme</li>
<li>İmar kirliliğine neden olma</li>
</ul>
<h3>Kanun Kapsamına Girmeyen Suçlar</h3>
<p>Kamu görevlisi tarafından işlense dahi, izin şartı aranmaksızın <strong>genel hükümlere göre doğrudan soruşturulan</strong> suçlar şunlardır:</p>
<ul>
<li><strong>Kişisel Suçlar ve Görev Sırasında İşlenen Suçlar:</strong> Kamu görevlisinin görev yerinde veya mesai saatinde işlediği ancak göreviyle ilgisi bulunmayan suçlar (örneğin bir memurun vatandaşla kişisel bir kavgaya girmesi).</li>
<li><strong>Ağır cezayı gerektiren suçüstü halleri</strong>.</li>
<li><strong>İşkence, eziyet ve zor kullanma yetkisinde sınırın aşılması</strong> suçları (insan hakları bağlamında etkin soruşturma yürütülebilmesi için kapsam dışı bırakılmıştır).</li>
<li><strong>3628 sayılı Kanun kapsamındaki yolsuzluk suçları:</strong> Rüşvet, irtikap, basit ve nitelikli zimmet, ihaleye fesat karıştırma, görev sırasında veya görevden dolayı kaçakçılık, devlet sırlarını açıklama gibi suçlar doğrudan soruşturulur <em>(İstisna: Müsteşarlar, valiler ve kaymakamlar bu suçları işlerse yine 4483 sayılı Kanun kapsamında izin sistemine tabidir)</em>.</li>
<li><strong>Atatürk aleyhine işlenen suçlar</strong> (5816 sayılı Kanun).</li>
<li><strong>Terör suçları</strong> (3713 sayılı Kanun).</li>
<li><strong>Disiplin suçları</strong> ve diğer bazı özel kanun (Seçim Kanunu, Orman Kanunu vb.) ihlalleri.</li>
</ul>
<h2></h2>
<h2><strong>Görev Sebebiyle İşlenen Suç ile Kişisel Suç Arasındaki Fark Nedir?</strong></h2>
<p><strong>Görev sebebiyle işlenen suç</strong> ile <strong>kişisel suç</strong> arasındaki temel fark, işlenen fiilin kamu görevlisinin yürüttüğü kamu hizmeti ve yetkileriyle olan nedensellik (illiyet) bağıdır. Kaynaklara göre bu farklar şu şekildedir:</p>
<p><strong>Görev Sebebiyle İşlenen Suçlar:</strong></p>
<ul>
<li><strong>Tanım ve Kapsam:</strong> Memur ve diğer kamu görevlilerine mevzuatla verilen idari nitelikteki görevlerin ve yetkilerin kullanılması veya kullanılmaması (ihmali) neticesinde işlenebilen suçlardır,.</li>
<li><strong>Özellikleri:</strong> Eylemi gerçekleştiren kişinin memur olması, suçun oluşması için kurucu bir unsurdur (özgü suçlar) ve suç ile memurun görevi arasında doğrudan bir sebep-sonuç ilişkisi bulunur,. Örneğin; görevi kötüye kullanma veya görevi ihmal suçları bu kapsamdadır.</li>
<li><strong>Örnek:</strong> Bir nüfus memurunun, evrakları tam olmasına rağmen kasıtlı olarak yeni doğan bir çocuğun kaydını uzun süre yapmaması eylemi görevi sebebiyle işlenmiş bir suçtur.</li>
<li><strong>Hukuki Sonucu:</strong> Bu suçlar 4483 sayılı Kanun kapsamında olup, kamu görevlisi hakkında ceza soruşturması başlatılabilmesi için idari mercilerden &#8220;soruşturma izni&#8221; alınmasını gerektirir,.</li>
</ul>
<p><strong>Kişisel Suçlar:</strong></p>
<ul>
<li><strong>Tanım ve Kapsam:</strong> Kamu görevlisinin yaptığı görevle zaman, mekân ve nedensellik yönünden hiçbir bağlantısı olmayan eylemlerinden doğan suçlardır.</li>
<li><strong>Hukuki Sonucu:</strong> Bu suçlar 4483 sayılı Kanunun sağladığı idari güvence (izin sistemi) kapsamında değildir. İşlenen suç kişisel olduğu için Cumhuriyet savcılıkları tarafından izin alınmaksızın genel hükümlere göre doğrudan soruşturulur,.</li>
</ul>
<p><strong>Ayrımı Netleştiren Önemli Bir Detay: &#8220;Görev Sırasında İşlenen Suçlar&#8221;</strong> Bir suçun sırf mesai saatleri içinde veya görev yerinde işlenmesi, onu &#8220;görev sebebiyle işlenmiş suç&#8221; yapmaz. Memurun görevini yaptığı sırada işlediği fakat <strong>göreviyle hiçbir nedensellik bağı olmayan</strong> suçlar (görev sırasında işlenen suçlar) da kişisel suçlar gibi genel hükümlere tabidir,. Örneğin; bir nüfus memurunun mesaisi sırasında, işleminin neden geciktiğini soran bir vatandaşı dövmesi eylemi görev sebebiyle değil, görev sırasında işlenmiş bir suçtur ve izin sistemine (4483 sayılı Kanun) tabi olmaksızın doğrudan soruşturulur.</p>
<div data-start-index="0"></div>
<h2 class="paragraph is-rich-chat-ui normal ng-star-inserted" data-start-index="0"><b class="ng-star-inserted" data-start-index="0">Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerin Yargılanmasında Soruşturma İzni Nedir?</b></h2>
<div class="paragraph is-rich-chat-ui normal ng-star-inserted" data-start-index="0"><span class="ng-star-inserted" data-start-index="78">Memurlar veya diğer kamu görevlilerinin &#8220;görevi sebebiyle&#8221; işledikleri suçlar hakkında savcılıkça soruşturma veya mahkemece kovuşturma yapılabilmesi için yetkili organın verdiği idari nitelikteki karara soruşturma izni denir</span><span class="ng-star-inserted" data-start-index="302">. Ceza muhakemesinde bir &#8220;soruşturma şartı&#8221; olarak kabul edilir; yani savcılık, ilgili idari kurumdan izin almadan doğrudan soruşturma yürütemez, şüphelinin ifadesini dahi alamaz, yalnızca kaybolma ihtimali olan acil delilleri toplayabilir</span><span class="ng-star-inserted" data-start-index="541">. Soruşturma izni kararları idari nitelikte olduğundan idari yargıda itiraza tabidir</span><span class="ng-star-inserted" data-start-index="625">.</span></div>
<div data-start-index="626"></div>
<h2 class="paragraph is-rich-chat-ui normal ng-star-inserted" data-start-index="626"><b class="ng-star-inserted" data-start-index="626">Soruşturma İzni Alınması Gereken Memurlar ve Diğer Kamu Görevlileri Kimlerdir?</b></h2>
<div class="paragraph is-rich-chat-ui normal ng-star-inserted" data-start-index="626"><span class="ng-star-inserted" data-start-index="708">4483 sayılı Kanuna göre hakkında soruşturma izni alınması gerekenler; tüm devlet memurları ile devletin açtığı bir kadroya bağlı olarak &#8220;kamu görevi&#8221; niteliğindeki &#8220;asli ve sürekli görevleri&#8221; ifa eden diğer kamu görevlileridir</span><span class="ng-star-inserted" data-start-index="934">. </span></div>
<div data-start-index="626"></div>
<div class="paragraph is-rich-chat-ui normal ng-star-inserted" data-start-index="626"><span class="ng-star-inserted" data-start-index="934">5237 sayılı Türk Ceza Kanunu&#8217;ndaki (TCK) geniş &#8220;kamu görevlisi&#8221; tanımından farklı olarak 4483 sayılı Kanun, idare ile arasında yasal (statüter) bir ilişki olan, genel idare esaslarına göre çalışan asli personeli kapsar</span><span class="ng-star-inserted" data-start-index="1154">.</span></div>
<div data-start-index="626"></div>
<div class="paragraph is-rich-chat-ui normal ng-star-inserted" data-start-index="626"><span class="ng-star-inserted" data-start-index="1156"><strong>Bu yasa kapsamında olmayan ve doğrudan soruşturulabilenler şunlardır:</strong> </span></div>
<ul>
<li class="paragraph is-rich-chat-ui normal ng-star-inserted" data-start-index="626"><span class="ng-star-inserted" data-start-index="1156">İş sözleşmesiyle çalışan işçiler (belediye işçileri dahil), </span></li>
<li class="paragraph is-rich-chat-ui normal ng-star-inserted" data-start-index="626"><span class="ng-star-inserted" data-start-index="1156">geçici personel, </span></li>
<li class="paragraph is-rich-chat-ui normal ng-star-inserted" data-start-index="626"><span class="ng-star-inserted" data-start-index="1156">bir kadroya bağlı olmaksızın çalıştırılan sözleşmeli personel </span></li>
<li class="paragraph is-rich-chat-ui normal ng-star-inserted" data-start-index="626"><span class="ng-star-inserted" data-start-index="1156">asli/sürekli görevleri olmayan personel</span><span class="ng-star-inserted" data-start-index="1407">.</span></li>
</ul>
<div class="paragraph is-rich-chat-ui normal ng-star-inserted" data-start-index="626"><span class="ng-star-inserted" data-start-index="1409">Ayrıca Cumhurbaşkanı, bakanlar, milletvekilleri, hakimler ve savcılar, üniversite öğretim üyeleri, TSK mensupları, noterler ve avukatlar gibi görevliler kendi özel kanunlarındaki usullere tabi olduklarından 4483 sayılı yasa kapsamı dışındadırlar.</span></div>
<div data-start-index="2407"></div>
<h2 class="paragraph is-rich-chat-ui normal ng-star-inserted" data-start-index="2407"><b class="ng-star-inserted" data-start-index="2407">Soruşturma İznine Tabi Suçlar Nelerdir?</b></h2>
<div class="paragraph is-rich-chat-ui normal ng-star-inserted" data-start-index="2407"><span class="ng-star-inserted" data-start-index="2474">İzin prosedürünün uygulanabilmesi için suçun muhakkak </span><b class="ng-star-inserted" data-start-index="2528">&#8220;görev sebebiyle&#8221;</b><span class="ng-star-inserted" data-start-index="2545"> işlenmiş olması gerekir. Yani suç ile memurun görevi arasında bir nedensellik bağı olmalı; suç, memura verilen yetkilerin kullanılması veya kullanılmaması suretiyle işlenmelidir</span><span class="ng-star-inserted" data-start-index="2723">. Görevi kötüye kullanma, resmi belgede sahtecilik, rüşvet ve zimmet (istisnalar hariç), göreve ilişkin sırrın açıklanması, denetim görevinin ihmali, suç delillerini yok etme ve kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf gibi suçlar bu kapsamdadır</span><span class="ng-star-inserted" data-start-index="2971">.</span></div>
<div data-start-index="2972"></div>
<h2 class="paragraph is-rich-chat-ui normal ng-star-inserted" data-start-index="2972"><b class="ng-star-inserted" data-start-index="2972">Soruşturma İzni Alınmasına Gerek Olmadan Doğrudan Soruşturulabilen Suçlar</b></h2>
<div class="paragraph is-rich-chat-ui normal ng-star-inserted" data-start-index="2972"><span class="ng-star-inserted" data-start-index="3049">Kamu görevlisi tarafından işlense dahi izin aranmaksızın genel hükümlere göre doğrudan soruşturulan suçlar şunlardır</span><span class="ng-star-inserted" data-start-index="3165">:</span></div>
<ul class="ng-star-inserted">
<li class="paragraph list-item is-rich-chat-ui normal ng-star-inserted" data-start-index="3166"><span class="ng-star-inserted" data-start-index="3166">Ağır cezayı gerektiren suçüstü halleri,</span></li>
<li class="paragraph list-item is-rich-chat-ui normal ng-star-inserted" data-start-index="3205"><span class="ng-star-inserted" data-start-index="3205">Memurun görevi dışında işlediği kişisel suçları ile görev sırasında işlediği ancak görevle bağlantılı olmayan suçlar,</span></li>
<li class="paragraph list-item is-rich-chat-ui normal ng-star-inserted" data-start-index="3322"><span class="ng-star-inserted" data-start-index="3322">İşkence ve eziyet suçları,</span></li>
<li class="paragraph list-item is-rich-chat-ui normal ng-star-inserted" data-start-index="3348"><span class="ng-star-inserted" data-start-index="3348">3628 sayılı Kanun kapsamındaki irtikap, rüşvet, basit ve nitelikli zimmet, ihaleye fesat karıştırma, görevden dolayı kaçakçılık ve devlet sırlarını açıklama suçları </span><i class="ng-star-inserted" data-start-index="3513">(Müsteşar, vali ve kaymakamlar hariç)</i><span class="ng-star-inserted" data-start-index="3550">,</span></li>
<li class="paragraph list-item is-rich-chat-ui normal ng-star-inserted" data-start-index="3551"><span class="ng-star-inserted" data-start-index="3551">Atatürk aleyhine işlenen suçlar,</span></li>
<li class="paragraph list-item is-rich-chat-ui normal ng-star-inserted" data-start-index="3583"><span class="ng-star-inserted" data-start-index="3583">Adli kolluk veya adliye ile ilgili görevlerin ihmali suçları (savcı emirlerine uymama vb.),</span></li>
<li class="paragraph list-item is-rich-chat-ui normal ng-star-inserted" data-start-index="3674"><span class="ng-star-inserted" data-start-index="3674">Terör ve Seçim Kanunu suçları gibi özel kanunlarda doğrudan soruşturulacağı belirtilen suçlar.</span></li>
</ul>
<h2></h2>
<h2><strong>Soruşturma İzni Vermeye Yetkili Merciler Kimlerdir?</strong></h2>
<p>4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca, soruşturma izni vermeye yetkili merciler, memurun görev yaptığı yere, çalıştığı kuruma, unvanının niteliğine ve atanma şekline göre farklılık göstermektedir. Kanun&#8217;un 3. maddesinde belirtilen yetkili merciler şunlardır:</p>
<p><strong>1. Mülki İdare Amirlerinin Yetkili Olduğu Durumlar:</strong></p>
<ul>
<li><strong>Kaymakam:</strong> İlçede görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri; ilçeye bağlı köy ve mahalle muhtarları ile ilçelerdeki belde belediye başkanları ve belde belediye meclisi üyeleri hakkında soruşturma izni vermeye yetkilidir.</li>
<li><strong>Vali:</strong> İlde ve merkez ilçede görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri; il ve merkez ilçelerdeki kaymakamlar; merkez ilçelerdeki belde belediye başkanları, belde belediye meclisi üyeleri ve köy/mahalle muhtarları ile bölge düzeyinde teşkilatlanan kurumlarda çalışan personel (görev yaptıkları ilin valisi) hakkında soruşturma izni vermeye yetkilidir.</li>
</ul>
<p><strong>2. Merkez Teşkilatı ve Üst Düzey Görevliler:</strong></p>
<ul>
<li><strong>En Üst İdari Amir:</strong> Cumhurbaşkanlığına veya bakanlıklara bağlı, ilgili ya da ilişkili kuruluşların merkez teşkilatında görev yapan diğer memurlar ve kamu görevlileri hakkında ilgili kuruluşun en üst idari amiri yetkilidir.</li>
<li><strong>Cumhurbaşkanı veya İlgili Bakan:</strong> Cumhurbaşkanı kararıyla (ortak kararla) atanan memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında Cumhurbaşkanı veya bağlı bulundukları ilgili bakan yetkilidir.</li>
</ul>
<p><strong>3. TBMM ve Cumhurbaşkanlığı Personeli:</strong></p>
<ul>
<li><strong>TBMM Genel Sekreteri ve TBMM Başkanı:</strong> TBMM&#8217;de görevli memur ve diğer görevliler hakkında TBMM Genel Sekreteri yetkiliyken, bizzat TBMM Genel Sekreteri ve yardımcıları hakkında izin verme yetkisi TBMM Başkanı&#8217;na aittir.</li>
<li><strong>Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı ve Cumhurbaşkanı:</strong> Cumhurbaşkanlığında görevli memur ve diğer görevliler hakkında Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı (eski adıyla Genel Sekreter); İdari İşler Başkanının kendisi hakkında ise bizzat Cumhurbaşkanı yetkilidir.</li>
</ul>
<p><strong>4. Seçimle Göreve Gelen Yerel Yöneticiler:</strong></p>
<ul>
<li><strong>İçişleri Bakanı:</strong> Büyükşehir, il ve ilçe belediye başkanları ile büyükşehir, il ve ilçe belediye meclisi üyeleri ve il genel meclisi üyeleri hakkında İçişleri Bakanı soruşturma izni vermeye yetkilidir.</li>
</ul>
<p><strong>5. Sağlık Çalışanlarına İlişkin Özel Durum:</strong></p>
<ul>
<li><strong>Mesleki Sorumluluk Kurulu:</strong> Kamu veya özel sağlık kuruluşları ile vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim, diş hekimi ve diğer sağlık meslek mensuplarının, tıbbi teşhis, tedavi ve uygulamaları nedeniyle haklarında yapılacak soruşturmalarda izin, Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verilir.</li>
</ul>
<p><strong>Yetkinin Kullanılmasına İlişkin Genel Kurallar:</strong></p>
<ul>
<li><strong>Suç Tarihindeki Görev Esastır:</strong> Soruşturma izni verecek makam tespit edilirken, hakkında ön inceleme yapılan memur veya kamu görevlisinin <strong>suçun işlendiği tarihteki görevi</strong> dikkate alınır.</li>
<li><strong>İştirak Hali (Birlikte Suç İşleme):</strong> Ast memur ile üst memurun bir suçu birlikte (iştirak halinde) işlemesi durumunda, tüm suç ortakları için soruşturma izni üst memurun bağlı olduğu yetkili merciden istenir ve bu yetkili merci tüm iştirakçiler için kararı verir.</li>
<li><strong>Devredilemezlik ve Vekalet:</strong> Soruşturma izni verme yetkisi münhasır bir yetkidir, alt makamlara devredilemez. Aynı şekilde üst merciler de alt mercilere ait izin verme yetkisini kullanamazlar. Ancak yetkili amirin yokluğunda, yerine usulüne uygun şekilde atanmış &#8220;vekilleri&#8221; tarafından bu yetki bizzat kullanılır.</li>
</ul>
<h2></h2>
<h2><strong>Hangi Üst Düzey Görevliler İçin Danıştay Yetkilidir?</strong></h2>
<p>4483 sayılı Kanun&#8217;un 9. maddesine göre, soruşturma izni kararlarına (izin verilmesi veya verilmemesi) karşı yapılacak itirazlarda <strong>Danıştay</strong> (Kanun metnine göre İkinci Dairesi, Danıştay&#8217;ın iç işleyişindeki değişiklikler gereği günümüzde Birinci Dairesi), Kanun&#8217;un 3. maddesinin (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde sayılan üst düzey görevliler için yetkili itiraz merciidir.</p>
<p>Danıştay&#8217;ın yetki alanına giren bu üst düzey görevliler şunlardır:</p>
<ul>
<li><strong>Ataması üst düzey olanlar:</strong> Cumhurbaşkanı kararıyla (eski sistemde Bakanlar Kurulu kararıyla veya bakanlıkların merkez teşkilatında ortak kararla) atanan memurlar ve diğer kamu görevlileri.</li>
<li><strong>TBMM Personeli:</strong> Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri ile TBMM Genel Sekreteri ve yardımcıları.</li>
<li><strong>Cumhurbaşkanlığı Personeli:</strong> Cumhurbaşkanlığında görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri ile Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı (eski adıyla Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri) <em>(Ancak kanun gereği Cumhurbaşkanı tarafından bizzat verilen izin kararlarına karşı itiraz edilememektedir, bu nedenle bu kararlar kapsam dışıdır)</em>.</li>
<li><strong>Seçimle Göreve Gelen Yerel Yöneticiler:</strong> Büyükşehir belediye başkanları, il ve ilçe belediye başkanları; büyükşehir, il ve ilçe belediye meclisi üyeleri ile il genel meclisi üyeleri.</li>
</ul>
<p>Bu sayılan üst düzey görevliler dışındaki tüm memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkındaki soruşturma izni kararlarına karşı yapılacak itirazları inceleme yetkisi ise, kararı veren yetkili merciin yargı çevresinde bulunduğu <strong>Bölge İdare Mahkemesine</strong> aittir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><strong>Doktor ve Sağlık Çalışanları Açısından Soruşturma İzni Prosedürü Nasıldır?</strong></h2>
<h2><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter" src="https://perspektif.eu/wp-content/uploads/2023/07/Saglik-Calisanlarinin-Turkiyeden-Gocu-Ne-Durumda_.jpg" alt="Sağlık Çalışanlarının Türkiye'den Göçü Ne Durumda? - Perspektif - ARKA PLAN" width="570" height="328" /></h2>
<p>Doktorlar ve diğer sağlık çalışanlarının, sağlık mesleğinin icrası kapsamındaki tıbbi işlem ve uygulamaları (muayene, teşhis ve tedavi) nedeniyle haklarında yapılacak ceza soruşturmaları ile tazminat süreçleri, 3359 sayılı Kanun&#8217;a eklenen Ek Madde 18 ile 4483 sayılı Kanun kapsamında özel bir güvence prosedürüne bağlanmıştır.</p>
<p>Kaynaklara göre sağlık çalışanları açısından soruşturma izni prosedürü şu şekilde işlemektedir:</p>
<p><strong>Kapsama Giren ve Girmeyen Sağlık Çalışanları:</strong></p>
<ul>
<li><strong>Kapsamda Olanlar:</strong> Kamu ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan hekimler, diş hekimleri ve diğer sağlık meslek mensupları bu koruma kapsamındadır. Normal şartlarda Anayasa&#8217;daki &#8220;diğer kamu görevlileri&#8221; statüsünde yer almayan özel hastane personeli dahi 2022 yılında yapılan bu yasal değişiklikle izin sistemine dahil edilmiştir. Aynı şekilde vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim, diş hekimi ve sağlık meslek mensupları da bu yasaya tabidir.</li>
<li><strong>Kapsam Dışı Olanlar (İstisna):</strong> Devlet üniversitelerinde görevli olup 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 53. maddesinde yer alan özel soruşturma usulüne tabi olan öğretim elemanları bu prosedürün kapsamı dışındadır.</li>
</ul>
<p><strong>İzin Vermeye Yetkili Merci ve Ön İnceleme Süreci:</strong></p>
<ul>
<li>Sağlık çalışanlarının mesleki faaliyetlerinden doğan (malpraktis vb.) iddialarda soruşturma izni vermeye yetkili makam mülki idare amirleri (vali/kaymakam) değil, doğrudan Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan <strong>Mesleki Sorumluluk Kurulu</strong>&#8216;dur.</li>
<li>Ön inceleme sürecinde Mesleki Sorumluluk Kurulu; bilhassa özel sağlık kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde çalışan personelin ön incelemesini yürütmek üzere, il sağlık müdürlüklerinde görevli başkan veya yardımcılarını görevlendirebilmektedir.</li>
</ul>
<p><strong>Karar Sürelerinin İki Kat Uygulanması:</strong></p>
<ul>
<li>4483 sayılı Kanun&#8217;un 7. maddesinde yetkili idari mercinin soruşturma izni hakkında karar vermesi için öngörülen normal kanuni süreler (ön inceleme dâhil en geç 30 gün ve zorunlu hallerde en fazla 15 günlük uzatma süresi), sağlık çalışanları söz konusu olduğunda <strong>iki katı</strong> olarak uygulanır.</li>
</ul>
<p><strong>İtiraz Mercii:</strong></p>
<ul>
<li>Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verilen kararlara karşı yargı yolu açıktır. Ancak genel kuralın aksine (kararı veren merciin bulunduğu yerdeki mahkeme yerine), bu Kurulun kararlarına karşı itirazlar doğrudan <strong>Ankara Bölge İdare Mahkemesine</strong> yapılır.</li>
</ul>
<p><strong>Tazminatların Personele Rücu (Geri İsteme) Edilmesi İşlemleri:</strong></p>
<ul>
<li>Ceza soruşturmalarının yanı sıra, kamu personeli veya Devlet üniversitelerinde görev yapan personelin tıbbi hata (malpraktis) iddiaları nedeniyle idare aleyhine açılan davalarda idare tarafından tazminat ödenmesi durumunda da özel bir prosedür işletilir.</li>
<li>Ödenen bu tazminat bedelinin ilgili hekim veya sağlık çalışanından rücu edilip edilmeyeceğine (geri istenip istenmeyeceğine) ve rücu edilecek miktara yine <strong>Mesleki Sorumluluk Kurulu</strong> karar verir.</li>
<li>Kurul bu değerlendirmesinde personelin kusur durumunu ve görevinin gereklerine aykırı hareket edip görevini kötüye kullanıp kullanmadığını gözeterek, idarenin ödeme yaptığı tarihten itibaren <strong>bir yıl içinde</strong> karar vermek zorundadır.</li>
</ul>
<h2></h2>
<h2><strong>Ambulans Şoförleri Neden Her Zaman 4483 Kapsamına Dahil Edilmez?</strong></h2>
<p><img decoding="async" class="alignright" src="https://parasalcozumler.com/wp-content/uploads/2021/11/detaye04d8e05c47d2d4317a6717e1c99b7b5.jpg" alt="Ambulans Şoförü Maaşı | Parasal Çözümler" width="403" height="278" /></p>
<p>Ambulans şoförlerinin 4483 sayılı Kanun (Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun) kapsamına her zaman dâhil edilmemesinin temelinde <strong>işlenen suçun niteliği</strong> ve <strong>şoförün istihdam statüsü</strong> olmak üzere iki ana neden yatmaktadır:</p>
<p><strong>1. İşlenen Suçun &#8220;Görev Sebebiyle İşlenen Suç&#8221; Niteliğinde Olmaması (Özellikle Trafik Kazaları)</strong></p>
<p>Sağlık Bakanlığı bünyesinde çalışan ambulans şoförleri, acil sağlık hizmeti gibi ikame edilemez asli ve sürekli bir görevi yerine getirdikleri için &#8220;kamu görevlisi&#8221; kabul edilirler. Ancak 4483 sayılı Kanunun uygulanabilmesi için, işlenen suçun muhakkak <strong>&#8220;görev sebebiyle&#8221;</strong> işlenmiş olması gerekir.</p>
<p>Bir suçun görev sebebiyle işlenmiş sayılabilmesi için; memuriyet görevinden doğması, görevle doğrudan bağlantılı olması veya <strong>sadece kamu görevlileri tarafından işlenebilen bir &#8220;özgü suç&#8221;</strong> (örneğin zimmet, rüşvet) niteliğinde olması şarttır.</p>
<p><strong>Yargıtay Ceza Genel Kurulu&#8217;nun içtihadına göre:</strong> Bir ambulans şoförünün hasta nakli sırasında dikkatsiz araç kullanarak trafik kazası yapması ve &#8220;taksirle yaralamaya neden olma&#8221; suçunu işlemesi, memuriyet görevinden doğan bir suç olarak kabul edilmemektedir. Taksirle yaralama, sadece kamu görevlilerine özgü bir suç değildir ve kamu görevlisi olmak bu suçta ağırlaştırıcı bir neden de sayılmaz. Bu nedenle ambulans şoförleri, trafik kazasına karıştıklarında 4483 sayılı Kanun&#8217;un sağladığı &#8220;soruşturma izni&#8221; güvencesinden yararlanamazlar ve haklarında savcılık tarafından doğrudan genel hükümlere göre soruşturma başlatılır.</p>
<p><strong>2. Personelin &#8220;İşçi&#8221; veya &#8220;Yardımcı Hizmetler&#8221; Statüsünde İstihdam Edilmesi</strong></p>
<p>4483 sayılı Kanun yalnızca statüter (idare hukuku) bağla devlete bağlı olan &#8220;memurları&#8221; ve &#8220;diğer kamu görevlilerini&#8221; kapsar. Özel hukuk hükümlerine göre çalıştırılan işçiler ise Anayasal anlamda bu korumanın dışındadır.</p>
<ul>
<li>Eğer ambulans şoförü devlette kadrolu veya idari sözleşmeli personel değil de, <strong>&#8220;işçi&#8221; statüsünde</strong> (örneğin taşeron şirket veya sürekli işçi kadrosunda) çalışıyorsa, işlediği suç görevle ilgili olsa dahi 4483 sayılı Kanun kapsamına girmez ve savcılıkça doğrudan soruşturulur.</li>
<li>Ayrıca yargı kararlarında, asli ve sürekli görevleri idare eden memurlar dışında kalan ve yardımcı hizmetler sınıfında sayılan hizmetli, odacı, aşçı veya şoför gibi pozisyonlarda çalışanların eylemlerinin de geçmişten bu yana dar anlamda bu yasanın koruması dışında bırakıldığı uygulamalar mevcuttur.</li>
</ul>
<p>Özetle; bir ambulans şoförü kadrolu bir memur olsa bile, trafik kazası gibi herkes tarafından işlenebilen (özgü olmayan) suçlarda; şayet işçi statüsünde çalışıyorsa tüm görev suçlarında 4483 sayılı yasanın sağladığı ön inceleme/soruşturma izni prosedürü işletilmeksizin doğrudan yargılanır.</p>
<div class="from-user-container">
<div class="message-text-content mat-body-medium">
<div class="is-rich-chat-ui ng-star-inserted" role="heading" aria-level="3">
<h2><strong>Ambulans Şoförü Kasten Suç İşlerse Prosedür Değişir Mi?</strong></h2>
</div>
</div>
</div>
<div class="to-user-container">
<div class="message-text-content mat-body-medium">
<div class="thinking-animation-container">
<div class="thinking-animation">
<p>Ambulans şoförünün kasten (bilerek ve isteyerek) bir suç işlemesi durumunda uygulanacak prosedür, işlenen kastî suçun <strong>göreviyle bağlantılı olup olmadığına</strong> ve şoförün <strong>çalışma statüsüne (memur mu işçi mi olduğuna)</strong> göre değişiklik gösterir.</p>
<p>Kaynaklardaki yasal düzenlemelere ve Yargıtay kararlarına göre süreç şu şekilde işler:</p>
<p><strong>1. Kasten İşlenen Suç &#8220;Görevle Bağlantısız&#8221; İse (Örn: Kasten Yaralama, Hakaret)</strong> Ambulans şoförü mesaisi (görevi) sırasında kasten bir suç işlese bile, eğer bu suç memuriyetin verdiği yetkilerin kullanılmasıyla ilgili değilse 4483 sayılı Kanun&#8217;un sağladığı &#8220;soruşturma izni&#8221; güvencesinden yararlanamaz.</p>
<ul>
<li><strong>Kasten Yaralama:</strong> Örneğin, şoförün trafikte tartıştığı bir sürücüyü inip darp etmesi (kasten yaralaması), kamu görevlilerine özgü bir &#8220;görev suçu&#8221; değildir. Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere, kamu görevlisi nüfuzunu kötüye kullanarak kasten yaralama suçu işlese dahi, 4483 sayılı Kanun uygulanamaz ve <strong>savcılık tarafından izin alınmaksızın doğrudan dava açılır</strong>.</li>
<li><strong>Hakaret:</strong> Benzer şekilde, ambulans şoförünün bir hastaya veya hasta yakınına hakaret etmesi de görev sebebiyle işlenen bir suç sayılmadığından, genel hükümler çerçevesinde doğrudan savcılık soruşturmasına tabidir.</li>
</ul>
<p><strong>2. Kasten İşlenen Suç &#8220;Görev Sebebiyle&#8221; İse (Örn: Görevi Kötüye Kullanma)</strong> Şayet ambulans şoförü (memur statüsünde ise) kasten işlediği fiili doğrudan doğruya görevinin kendisine verdiği yetkiyi veya sorumluluğu kullanarak işlerse, bu &#8220;görev sebebiyle işlenmiş suç&#8221; kabul edilir.</p>
<ul>
<li>Örneğin; bir ambulans şoförünün, çağrıya kasten (bilerek ve isteyerek) gitmemesi, hastayı kasten araca almaması gibi eylemleri TCK kapsamında <strong>&#8220;Görevi Kötüye Kullanma&#8221;</strong> veya <strong>&#8220;Görevi İhmal&#8221;</strong> suçunu oluşturur.</li>
<li>Bu suçlar memuriyete özgü suçlar olduğu için, şoför hakkında savcılığın işlem yapabilmesi ancak 4483 sayılı Kanun uyarınca idari mercilerden <strong>&#8220;soruşturma izni alınması&#8221; prosedürü ile mümkündür</strong>.</li>
</ul>
<p><strong>3. Şoförün İstihdam Statüsü Etkisi (İşçi vs. Memur)</strong> Daha önceki soruda da geçtiği gibi, tüm bu kurallar ambulans şoförünün devlette 657 sayılı Kanuna tabi &#8220;memur&#8221; veya &#8220;sözleşmeli personel&#8221; olması durumunda geçerlidir. Eğer şoför, taşeron firmaya bağlı veya sürekli işçi kadrosunda çalışan bir <strong>&#8220;işçi&#8221; statüsündeyse</strong>, işlediği suç kasten de olsa, göreviyle ilgili (görevi kötüye kullanma vb.) de olsa 4483 sayılı Kanun kapsamına girmez ve savcılık her koşulda <strong>doğrudan genel hükümlere göre soruşturma yapar</strong>.</p>
<p><strong>Özetle;</strong> ambulans şoförü (memur) görevi sırasında kasten adam dövme, hakaret gibi kişisel nitelikli bir suç işlerse <strong>prosedür değişir ve izin alınmadan doğrudan yargılanır</strong>. Ancak kasten işlediği suç &#8220;görevini kötüye kullanma&#8221; şeklinde doğrudan memuriyet göreviyle ilgili bir suç ise <strong>soruşturma izni prosedürü işletilmek zorundadır</strong>.</p>
<p>&nbsp;</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<h2><strong>Ön İnceleme Süreci Nasıl İşler ve Ne Kadar Sürer?</strong></h2>
<p>İzin vermeye yetkili idari merci, memur veya diğer kamu görevlisinin kanun kapsamına giren bir suç işlediğini bizzat veya ihbar/şikayet yoluyla öğrendiğinde ön inceleme sürecini başlatır. Ön inceleme yetkili merciin bizzat kendisi tarafından yapılabileceği gibi, görevlendireceği denetim elemanları (müfettişler vb.) veya hakkında inceleme yapılan kişinin üstü konumundaki memur/kamu görevlilerinden biri veya birkaçı aracılığıyla da yaptırılabilir.</p>
<p>Hakkında inceleme yapılan kişinin eşiti konumundaki bir kişi eliyle ön inceleme yaptırılamaz. İncelemeyi yapacak kişilerin kural olarak yetkili merciin bulunduğu kurum içinden seçilmesi esastır; ancak işin özelliğine göre başka kurumlardan da eleman talep edilebilir. Yargı mensupları, yargı kuruluşlarında çalışanlar ve askerler, başka mercilerin ön incelemelerinde görevlendirilemezler. Aynı zamanda iç denetçilere de ön inceleme görevi verilemez. Ön inceleme ile görevlendirilen kişiler birden fazla ise içlerinden biri başkan olarak belirlenir.</p>
<p><strong>Ön İncelemecilerin Yetkileri ve Sürecin Yürütülmesi</strong></p>
<p>Görevlendirilen ön incelemeciler, bakanlık müfettişleri ile kendilerini görevlendiren idari merciin sahip olduğu bütün yetkilere sahiptirler. Ayrıca 4483 sayılı Kanunda açık hüküm bulunmayan durumlarda Ceza Muhakemesi Kanunu&#8217;na (CMK) göre işlem yapabilirler. Bu kapsamda yeminli katip bulundurma, şikayetçinin ve tanıkların ifadesini alma, bilgi ve belge toplama, bilirkişi atama, tutanak düzenleme ve keşif yapma gibi usule ilişkin yetkileri kullanabilirler. Ancak arama, el koyma, adli kontrol, telefon dinleme veya moleküler genetik inceleme gibi CMK uyarınca yalnızca hakim veya savcı kararıyla yapılabilecek işlemleri yapamazlar.</p>
<p>Süreç boyunca ön incelemeciler, hakkında inceleme yapılan memur veya kamu görevlisinin savunmasını (ifadesini) almak zorundadır.</p>
<p><strong>Ön İnceleme Raporunun Düzenlenmesi</strong></p>
<p>Ön incelemeciler, yetkileri dahilinde elde ettikleri tüm bilgi ve belgeleri toplayarak, ilgilinin ifadesiyle birlikte kendi kanaatlerini içeren bir &#8220;Ön İnceleme Raporu&#8221; düzenlerler. Ön inceleme birden çok kişi tarafından yapılmışsa ve aralarında farklı görüşler (muhalefet) bulunuyorsa, bu farklı görüşler raporda gerekçeleriyle birlikte ayrı ayrı belirtilir. Düzenlenen rapor yetkili mercie sunulur ve yetkili idari makam bu raporu değerlendirerek, yasal gerekçesini de göstermek suretiyle soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine karar verir.</p>
<p><strong>Ön İnceleme Süresi Ne Kadardır?</strong></p>
<p>Yetkili merci, soruşturma izni verilmesi veya verilmemesi yönündeki kararını, suçun öğrenildiği (ön inceleme emrinin verildiği) tarihten itibaren, ön inceleme süreci de dahil olmak üzere en geç <strong>30 gün</strong> içinde vermek zorundadır.</p>
<p>Ancak zorunlu hallerde bu süre, yetkili merci tarafından <strong>15 günü geçmemek üzere bir defa uzatılabilir</strong>. Yani ön inceleme sürecinin tamamlanıp kararın verilmesi için geçecek toplam süre en fazla <strong>45 gün</strong> olabilir. Soruşturma izni verilmesi gereken eylemi işleyen kişi bir sağlık çalışanıysa, 4483 sayılı kanundaki bu 30 ve 15 günlük süreler iki katı (60+30) olarak uygulanır.</p>
<p><em>Önemli Not:</em> Danıştay Birinci Dairesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarına göre; kanunda belirtilen bu süre &#8220;düzenleyici&#8221; bir süredir, yani kesin bir hak düşürücü süre değildir. Bu nedenle, zorunlu durumlarda yetkili mercilerin soruşturma izni kararını bu süreler aşıldıktan sonra vermesi, ön incelemenin sıhhatini etkileyip tek başına kararı geçersiz kılmaz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="from-user-container">
<div class="message-text-content mat-body-medium">
<div class="is-rich-chat-ui ng-star-inserted" role="heading" aria-level="3">
<p>Mesleki Sorumluluk Kurulu 4483 Sayılı Kanunla İlişkisi Nedir?</p>
</div>
</div>
</div>
<div class="to-user-container">
<div class="message-text-content mat-body-medium" aria-live="polite">
<div class="ng-star-inserted">
<p><strong>Mesleki Sorumluluk Kurulu</strong>, Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan ve hekimler ile diğer sağlık çalışanlarının tıbbi işlem ve uygulamaları (muayene, teşhis, tedavi vb.) nedeniyle haklarında yapılacak işlemleri yürütmekle görevli olan özel bir kuruldur.</p>
<p>Kurulun 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun ile olan doğrudan ilişkisi ve yürüttüğü süreçler şu şekildedir:</p>
<ul>
<li><strong>Soruşturma İzni Vermeye Yetkili Merci Olması:</strong> Kamu kurumları, özel sağlık kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim, diş hekimi ve diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamındaki eylemleri nedeniyle yapılacak soruşturmalar 4483 sayılı Kanun kapsamına alınmıştır. Bu kanun kapsamında söz konusu sağlık çalışanları hakkında <strong>soruşturma izni verme yetkisi</strong> mülki idare amirlerine değil, doğrudan Mesleki Sorumluluk Kuruluna verilmiştir. <em>(Ancak 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 53. maddesinde yer alan kendi özel soruşturma usulüne tabi olan devlet üniversitesi personeli bu kapsamın dışındadır).</em></li>
<li><strong>Ön İnceleme Görevlendirmesi:</strong> Kurul, 4483 sayılı Kanun uyarınca yapılması zorunlu olan ön inceleme sürecinde, özellikle özel sağlık kurumları ve vakıf üniversitelerinde çalışan personel için il sağlık müdürlüklerinde görevli başkan veya yardımcılarını ön incelemeci olarak görevlendirebilmektedir.</li>
<li><strong>Karar Sürelerinin İki Katı Uygulanması:</strong> 4483 sayılı Kanunun 7. maddesinde yetkili idari mercilerin soruşturma izni kararı vermesi için öngörülen normal kanuni süreler (30 gün ve zorunlu hallerde 15 gün uzatma), Mesleki Sorumluluk Kurulu söz konusu olduğunda <strong>iki katı</strong> olarak uygulanmaktadır.</li>
<li><strong>İtiraz Mercii Farklılığı:</strong> 4483 sayılı Kanun uyarınca Mesleki Sorumluluk Kurulunun verdiği kararlara karşı yargı yolu açıktır; ancak kararlara karşı itirazlar genel kuralın aksine doğrudan <strong>Ankara Bölge İdare Mahkemesine</strong> yapılmaktadır.</li>
</ul>
<p><strong>Ceza Soruşturması Dışındaki Görevi (Tazminat Rücusu):</strong> Kurul, 4483 sayılı Kanun kapsamındaki ceza soruşturması izninin yanı sıra tazminat süreçlerinde de yetkilidir. Tıbbi teşhis ve tedavi uygulamaları nedeniyle idare aleyhine açılan davalarda idare tarafından bir tazminat ödenmesi durumunda; bu tazminatın ilgili personele rücu edilip edilmeyeceğine (geri yansıtılıp yansıtılmayacağına) ve miktarına personelin kusur durumu ile görevini kötüye kullanıp kullanmadığı gözetilerek <strong>bir yıl içinde</strong> yine Mesleki Sorumluluk Kurulu karar verir.</p>
</div>
</div>
</div>
<h2></h2>
<h2><strong>Öğretmenlerin Soruşturulması İçin İzin Prosedürü Nasıldır?</strong></h2>
<p>Öğretmenler, 657 sayılı Kanuna tabi devlet memuru sıfatı taşıdıkları için, görevleriyle ilgili işledikleri suçların soruşturulması kural olarak <strong>4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun</strong> kapsamındaki izin prosedürüne tabidir.</p>
<p>Öğretmenlerin soruşturulması için izlenmesi gereken prosedür şu adımlardan oluşur:</p>
<p><strong>1. Soruşturma İzni Kapsamına Giren Suçlar (Görev Sebebiyle Suç Şartı):</strong> Bir öğretmen hakkında 4483 sayılı yasa kapsamında izin prosedürünün işletilebilmesi için işlenen suçun mutlaka <strong>&#8220;görevi sebebiyle&#8221;</strong> işlenmiş olması gerekir. Öğretmenin memuriyet yetki ve görevlerinden doğan suçlar bu kapsama girerken, kişisel suçlar kapsam dışıdır.</p>
<p><strong>2. İzin Vermeye Yetkili Merci (Kaymakam veya Vali):</strong> Öğretmenler hakkında soruşturma iznini verecek makam, öğretmenin görev yaptığı yere göre belirlenir:</p>
<ul>
<li><strong>İlçedeki</strong> okullarda görevli öğretmenler için <strong>Kaymakam</strong>.</li>
<li><strong>İl merkezindeki</strong> (veya merkez ilçedeki) okullarda görevli öğretmenler için <strong>Vali</strong> yetkilidir.</li>
</ul>
<p><strong>3. Ön İnceleme Süreci ve Raporlama:</strong></p>
<ul>
<li>Öğretmen hakkında kanun kapsamına giren bir suç ihbarı ya da şikayeti geldiğinde (veya olay kendiliğinden öğrenildiğinde), Kaymakam veya Vali doğrudan soruşturma izni verip vermemeye karar vermeden önce bir <strong>ön inceleme</strong> başlatır.</li>
<li>Bu ön inceleme yetkili merciin bizzat kendisi tarafından yapılabileceği gibi, genellikle görevlendirilecek müfettişler veya öğretmenin üstü konumundaki (örneğin okul müdürü, il/ilçe milli eğitim şube müdürü vb.) yöneticiler aracılığıyla yaptırılır.</li>
<li>Ön incelemeci, öğretmenin ve varsa şikayetçi ile tanıkların ifadelerini alır, delilleri toplar ve kanaatini belirten bir &#8220;Ön İnceleme Raporu&#8221; hazırlar.</li>
</ul>
<p><strong>4. Karar ve Süre:</strong> Yetkili makam (Kaymakam/Vali), ön inceleme raporunu değerlendirerek soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine dair gerekçeli bir karar verir. Bu kararın, suçun öğrenilmesinden itibaren ön inceleme süresi de dâhil olmak üzere <strong>en geç 30 gün</strong> içinde verilmesi şarttır. Zorunlu hallerde bu süre <strong>15 gün daha</strong> uzatılabilir (Maksimum 45 gün).</p>
<p><strong>5. Karara İtiraz Usulü:</strong> Verilen karar ilgili öğretmene, Cumhuriyet Başsavcılığına ve varsa şikayetçiye tebliğ edilir.</p>
<ul>
<li>Eğer soruşturma izni <strong>verilmişse</strong> öğretmen,</li>
<li>Eğer soruşturma izni <strong>verilmemişse</strong> Cumhuriyet Başsavcılığı veya şikayetçi, kararın tebliğinden itibaren <strong>10 gün içinde</strong> kararı veren yetkili merciin (Kaymakam/Vali) yargı çevresindeki <strong>Bölge İdare Mahkemesine</strong> itiraz edebilir. Bölge İdare Mahkemesinin en geç 3 ay içinde verdiği karar kesindir ve kararın yönüne göre dosya ya savcılık tarafından adli soruşturmaya alınır ya da işlemden kaldırılır.</li>
</ul>
<p><strong>Öğretmenler Açısından Önemli İstisna (İzin Gerektirmeyen Durumlar):</strong> Yargıtay kararlarına göre, öğretmenin okulda ve ders sırasında işlediği her suç &#8220;görev suçu&#8221; sayılmaz ve 4483 sayılı Kanun korumasından faydalanamaz.</p>
<ul>
<li><strong>Öğrenciyi Yaralama (Darp/Dövme):</strong> Bir öğretmenin öğrencisini kasten yaralaması, dövmesi veya fiziksel şiddet uygulaması (örneğin kopya çeken öğrenciyi kendi başına cezalandırmak için darp etmesi veya okul dışında bıçakla kovalayıp yaralamaya teşebbüs etmesi), öğretmenin yasal görev ve yetkileri arasında değildir.</li>
<li>Yargıtay kararlarına göre bu tür kasten yaralama suçları görev hududunun aşılmasıyla işlenen <strong>kişisel suçlar</strong> sayılır. Bu nedenle öğretmen bu suçlardan dolayı Kaymakamlıktan/Valilikten soruşturma izni alınmasına (ön inceleme yapılmasına) gerek duyulmaksızın, doğrudan genel hükümler çerçevesinde Cumhuriyet Savcılığınca soruşturulur ve yargılanır. Ayrıca, cinsel sarkıntılık veya hakaret gibi suçlar da genel hükümlere tabidir.</li>
</ul>
<h2><strong>Soruşturma İzni Verilmesi Kararına Karşı Nasıl İtiraz Edilir?</strong></h2>
<p>4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca yetkili merci tarafından verilen &#8220;soruşturma izni verilmesi&#8221; kararına karşı itiraz süreci şu şekilde işlemektedir:</p>
<p><strong>Kimler İtiraz Edebilir?</strong> Soruşturma izni verilmesi yönündeki kararlara karşı yalnızca <strong>hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisi</strong> itiraz yoluna gidebilir. <em>(Eğer soruşturma izni verilmemesi kararı çıkmış olsaydı, buna karşı Cumhuriyet Başsavcılığı veya şikayetçi itiraz edebilirdi).</em></p>
<p><strong>İtiraz Süresi Nedir?</strong> İtiraz süresi, yetkili idari merciin verdiği soruşturma izni kararının ilgili memura <strong>tebliğ edildiği tarihten itibaren 10 gündür</strong>. Hak kaybı yaşanmaması için bu sürenin kaçırılmamasına dikkat edilmelidir.</p>
<p><strong>İtiraz Nereye Yapılır (İtiraz Mercii)?</strong> İtiraz makamı, memurun statüsüne ve kararı veren yetkili mercie göre ikiye ayrılır:</p>
<ul>
<li>Kanunun 3. maddesinin e, f, g ve h bentlerinde sayılan üst düzey görevliler <em>(örneğin; Cumhurbaşkanı kararıyla atanan memurlar, TBMM&#8217;de görevli memurlar, büyükşehir, il ve ilçe belediye başkanları vb.)</em> için itiraz mercii <strong>Danıştay İkinci Dairesi</strong>&#8216;dir.</li>
<li>Diğer tüm memur ve kamu görevlileri için ise itiraz, kararı veren yetkili merciin yargı çevresinde bulunduğu <strong>Bölge İdare Mahkemesine</strong> yapılır.</li>
</ul>
<p><strong>İtiraz Dilekçesinde Neler İleri Sürülebilir?</strong> İtiraz eden kamu görevlisi, hakkındaki soruşturma izni kararının hukuka aykırılığını ortaya koymalıdır. Kaynaklarda yer alan uygulamalara göre şu gerekçeler öne sürülebilir:</p>
<ul>
<li>İddiaların asılsız ve gerçek dışı olduğu, usulsüz bir ihbar veya şikayet yapıldığı.</li>
<li>İsnat edilen fiillerin aslında suç niteliği taşımadığı veya herhangi bir zarara sebep olmadığı.</li>
<li>Ön inceleme sırasında savunmasının usulüne uygun alınmadığı veya bilgisine başvurulmadığı.</li>
<li>Ön incelemenin usulüne uygun yürütülmediği; örneğin gerekli belge ve bilgilerin toplanmadığı, tanıkların dinlenmediği, eksik, yetersiz veya taraflı bir rapor hazırlandığı.</li>
<li>Kanun gereği idari kararların gerekçeli olması zorunludur. Kararda somut ve yasal bir gerekçe gösterilmemiş olması dahi tek başına kanuna aykırılık teşkil eder ve itiraz sebebidir.</li>
</ul>
<p><strong>İtirazın Karara Bağlanması ve Kesinlik:</strong> Yapılan itirazlar, Danıştay veya Bölge İdare Mahkemesi tarafından öncelikle incelenir ve <strong>en geç üç ay içinde</strong> karara bağlanır. Bu mahkemelerin itiraz üzerine verdiği kararlar <strong>kesindir</strong>.</p>
<p>İtiraz reddedilir ve soruşturma izni kesinleşirse, dosya derhal görevli ve yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir ve savcılık tarafından Ceza Muhakemesi Kanunu&#8217;na göre adli soruşturma (hazırlık soruşturması) süreci başlatılır.</p>
<h2><strong>Savcılık İzin Almadan Soruşturma Yaparsa Süreç Nasıl Etkilenir?</strong></h2>
<p>4483 sayılı Kanun kapsamına giren ve memurun &#8220;görevi sebebiyle&#8221; işlediği iddia edilen suçlarda idari merciden soruşturma izni alınması, ceza yargılamasında bir **&#8221;soruşturma ve kovuşturma şartı&#8221;**dır. Savcılığın bu izni almadan doğrudan soruşturma yapması hukuken mümkün değildir.</p>
<p>Savcılığın izin almadan işlem yapmaya kalkışması durumunda süreç şu şekilde etkilenir:</p>
<p><strong>1. Savcılığın Yapabileceği İşlemler Sınırlıdır (Sadece Acil Deliller Toplanabilir)</strong></p>
<p>Cumhuriyet başsavcıları, 4483 sayılı Kanun kapsamına giren bir suç ihbarı veya şikayeti aldıklarında, <strong>sadece ivedilikle toplanması gerekli ve kaybolma ihtimali bulunan delilleri tespit edebilirler</strong>. Bunun dışında hiçbir soruşturma işlemi yapamazlar ve özellikle <strong>hakkında şikayette bulunulan memurun ifadesini kesinlikle alamazlar</strong>. Savcılık, acil delilleri topladıktan sonra evrakın bir örneğini ilgili idari makama göndererek soruşturma izni talep etmek zorundadır.</p>
<p><strong>2. İzin Alınmadan Dava Açılması Halinde Mahkemenin Vereceği Kararlar</strong></p>
<p>Şayet savcılık, soruşturma izni alması gereken bir dosyada bu izni almadan (veya izin süreci tamamlanmadan) soruşturmayı yürütür ve bir iddianame ile mahkemeye dava açarsa, yasal bir &#8220;muhakeme şartı&#8221; eksik olacağı için süreç mahkemeden döner:</p>
<ul>
<li><strong>Durma Kararı:</strong> Mahkeme, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) madde 223/8 uyarınca, soruşturma veya kovuşturmanın yapılmasının şarta (izne) bağlı tutulduğunu ve bu şartın henüz gerçekleşmediğini tespit ettiğinde, iznin alınmasını beklemek üzere yargılamayı durdurur (<strong>durma kararı</strong> verir).</li>
<li><strong>Düşme Kararı:</strong> Durma kararı sonrası yetkili idari merciden izin istenir. Eğer yetkili merci soruşturma izni verilmemesine karar verir ve bu karar kesinleşirse (yani izin şartının gerçekleşmeyeceği kesin olarak anlaşılırsa), mahkeme ilgili memur hakkındaki davanın <strong>düşmesine</strong> karar verir.</li>
</ul>
<h2><strong>İstisna: Doğrudan Soruşturma Yapılabilecek Haller Nelerdir?</strong></h2>
<p>Eğer memurun işlediği iddia edilen suç 4483 sayılı Kanun&#8217;un izin sistemi kapsamı dışındaysa, savcılık hiçbir merciden izin almadan doğrudan soruşturma yürütebilir. Savcılığın izin almadan resen soruşturma yapabileceği bu istisnai hallerden bazıları şunlardır:</p>
<ul>
<li>Ağır cezayı gerektiren suçüstü halleri.</li>
<li>İşkence, eziyet ve zor kullanma yetkisinde sınırın aşılması suçları.</li>
<li>3628 sayılı Kanun kapsamındaki rüşvet, irtikap, zimmet, ihaleye fesat karıştırma gibi yolsuzluk suçları <em>(Müsteşar, vali ve kaymakamlar hariç)</em>.</li>
<li>Adliye ile ilgili görevleri sırasında (örneğin adli kolluk görevini ifa ederken) işlenen suçlar ve savcının talimatlarına uymama suçları.</li>
</ul>
<h2></h2>
<h2><strong>Soruşturma İzni Kararına İtiraz Nereye ve Kaç Günde Yapılır?</strong></h2>
<p>Soruşturma izni verilmesi veya verilmemesi yönündeki kararlara karşı itiraz süresi, yetkili merciin kararının ilgilisine tebliğ edildiği tarihten itibaren <strong>10 gündür</strong>.</p>
<p>İtirazın yapılacağı merci, hakkında karar verilen kamu personelinin statüsüne göre ikiye ayrılır:</p>
<ul>
<li><strong>Danıştay İkinci Dairesi:</strong> 4483 sayılı Kanunun 3. maddesinin e, f, g (Cumhurbaşkanınca verilen izin hariç) ve h bentlerinde sayılan üst düzey kamu görevlileri (örneğin; Cumhurbaşkanı kararıyla atanan memurlar, TBMM&#8217;de görevli memurlar, büyükşehir, il ve ilçe belediye başkanları vb.) hakkındaki kararlara karşı itiraz mercii Danıştay İkinci Dairesidir.</li>
<li><strong>Bölge İdare Mahkemesi:</strong> Diğer tüm memur ve kamu görevlileri hakkındaki kararlara karşı itirazlar ise, kararı veren yetkili merciin yargı çevresinde bulunduğu <strong>Bölge İdare Mahkemesine</strong> yapılır.</li>
</ul>
<p><strong>İtiraz Süresi ve Sürecin Sonuçlanması:</strong></p>
<ul>
<li>İtiraz, yetkili merciin verdiği kararın ilgilisine (memur, şikayetçi veya Cumhuriyet Başsavcılığı) tebliğ edildiği tarihten itibaren <strong>10 gün</strong> içinde yapılmalıdır.</li>
<li>İtirazı inceleyen Danıştay Dairesi veya Bölge İdare Mahkemesi dosyayı öncelikle inceler ve en geç <strong>üç ay içinde</strong> karara bağlar.</li>
<li>İtiraz mercilerinin (Danıştay ve Bölge İdare Mahkemesi) iptal davası yerine itiraz yoluyla verdiği bu kararlar idari niteliktedir ve <strong>kesindir</strong>.</li>
</ul>
<div class="from-user-container">
<div class="message-text-content mat-body-medium">
<div class="is-rich-chat-ui ng-star-inserted" role="heading" aria-level="3">
<h2></h2>
<h2><strong>10 Günlük İtiraz Süresi Ne Zaman Başlar? </strong></h2>
<p><span style="font-size: 16px;">4483 sayılı Kanun kapsamındaki 10 günlük yasal itiraz süresi, yetkili merciin kararının ilgilisine resmi olarak </span><strong style="font-size: 16px;">tebliğ edildiği tarihten itibaren başlar</strong><span style="font-size: 16px;">.</span></p>
</div>
</div>
</div>
<div class="to-user-container">
<div class="message-text-content mat-body-medium">
<div class="thinking-animation-container">
<div class="thinking-animation">
<p>Yetkili idari merci (soruşturma izni verilmesi, verilmemesi veya işleme konulmaması yönündeki) kararlarını;</p>
<ul>
<li>Hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisine,</li>
<li>Cumhuriyet Başsavcılığına,</li>
<li>Varsa şikayetçiye bildirir.</li>
</ul>
<p>Bu bildirim işlemi, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak gerçekleştirilir. Kararın ilgili tarafa usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesini izleyen günden itibaren 10 günlük süre işlemeye başlar ve itiraz hakkının kullanılabilmesi için bu süre içinde yetkili mahkemeye (Danıştay veya Bölge İdare Mahkemesi) başvurulması zorunludur.</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<h2></h2>
<h2><strong>İtiraz Süresi İçinde Yapılmazsa Ne Gibi Sonuçlar Doğar?</strong></h2>
<p>4483 sayılı Kanun uyarınca yetkili idari merciin verdiği kararlara karşı 10 günlük yasal itiraz süresi içinde başvuru yapılmaması halinde süreç şu şekilde sonuçlanır:</p>
<ul>
<li><strong>Süre Aşımı Nedeniyle Red:</strong> 10 günlük süre geçirildikten sonra itiraz yoluna başvurulursa, itiraz merci (Bölge İdare Mahkemesi veya Danıştay) başvuruyu esasa girmeden &#8220;süre aşımı&#8221; gerekçesiyle incelenmeksizin reddeder. Ayrıca, idari yargılamadaki genel kurallardan farklı olarak, itiraz süresinin son gününün çalışmaya ara verme (adli tatil) zamanına rastlaması halinde 10 günlük sürede herhangi bir uzama yapılmaz ve bu süreyi kaçıranların itirazı yine reddedilir.</li>
<li><strong>Kararın Kesinleşmesi:</strong> Kararın ilgilisine tebliğinden itibaren 10 gün içinde itiraz edilmezse, yetkili merciin verdiği karar (soruşturma izni verilmesi veya verilmemesi kararı) hukuken kesinleşir.</li>
<li><strong>İzin Verilmişse Dosyanın Savcılığa Gönderilmesi (Adli Soruşturmanın Başlaması):</strong> Yetkili idari merciin &#8220;soruşturma izni verilmesine&#8221; karar vermesi ve memurun süresi içinde buna itiraz etmemesi sonucunda karar kesinleştiğinde dosya derhal yetkili ve görevli Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir. Savcılık, ilgili kanunlardaki yetkilerini kullanarak şüpheli kamu görevlisi hakkında hazırlık soruşturmasını yürütür ve sonuçlandırır.</li>
<li><strong>İzin Verilmemişse Dosyanın İşlemden Kaldırılması (Takipsizlik):</strong> Yetkili idari merciin &#8220;soruşturma izni verilmemesine&#8221; karar vermesi ve Cumhuriyet Başsavcılığı veya şikayetçinin bu karara itiraz etmemesi halinde de karar kesinleşir. Bu durumda dosya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir; savcılık, ilgili kamu görevlisi hakkında soruşturma izni verilmemesi kararının kesinleştiğini ve bu sebeple yasal soruşturma şartının gerçekleşmediğini belirterek dosyanın işlemden kaldırılmasına ve &#8220;kovuşturmaya yer olmadığına&#8221; (takipsizlik) karar verir.</li>
</ul>
<div class="from-user-container">
<div class="message-text-content mat-body-medium">
<div class="is-rich-chat-ui ng-star-inserted" role="heading" aria-level="3">
<h2></h2>
<h2><strong>İtiraz Süresi Son Günü Adli Tatile Denk Gelirse Ne Olur?</strong></h2>
</div>
</div>
</div>
<div class="to-user-container">
<div class="message-text-content mat-body-medium">
<div class="thinking-animation-container">
<div class="thinking-animation">
<p>4483 sayılı Kanun kapsamındaki soruşturma izni kararlarına yapılacak itirazlarda, itiraz süresinin son gününün çalışmaya ara verme (adli tatil) dönemine denk gelmesi halinde <strong>süre uzamaz</strong>.</p>
<p>Genel idari yargılama usulünü düzenleyen 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu&#8217;na göre, sürelerin son gününün adli tatile rastlaması halinde bu süreler tatilin bitiminden itibaren 7 gün uzamış sayılmaktadır. Ancak, 4483 sayılı Kanun&#8217;da bu hükme paralel bir düzenleme veya atıf bulunmamaktadır.</p>
<p>Danıştay Birinci Dairesi kararlarına göre; 4483 sayılı Kanun uyarınca yapılan incelemeler idari nitelikte olduğundan ve kanunda özel bir uzama hükmü yer almadığından, itiraz süresinin adli tatil nedeniyle uzaması yasal olarak mümkün değildir.</p>
<p><strong>Sonuç olarak:</strong> İtiraz süresinin son günü adli tatile denk gelse dahi, ilgililerin (hakkında soruşturma izni verilen memur, şikayetçi veya Cumhuriyet Başsavcılığı) kararın kendilerine tebliğinden itibaren tam olarak <strong>10 gün içinde</strong> itirazlarını yapmaları şarttır. Adli tatil uzamasından faydalanılabileceği düşüncesiyle 10 günlük süre geçirildikten sonra yapılan itiraz başvuruları, itiraz merci tarafından esasa girilmeksizin &#8220;süre aşımı&#8221; gerekçesiyle reddedilir.</p>
<h2></h2>
<h2>Usulsüz Tebliğ Durumunda Hak Kaybı Nasıl Önlenir?</h2>
<p>4483 sayılı Kanun kapsamındaki kararların tebliğinde usulsüzlük (örneğin kararın tebliğ edildiği adres ile şüphelinin bildirdiği adresin örtüşmemesi) bulunması halinde, 10 günlük yasal itiraz süresi hukuken işlemeye başlamaz. Bu durumda ilgililerin hak kaybı yaşamasını (itirazlarının süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesini) önlemek amacıyla itiraz mercileri (Danıştay veya Bölge İdare Mahkemesi) şu adımları izler:</p>
<ul>
<li><strong>Dosyanın İade Edilmesi (Geri Çevrilme):</strong> İtiraz makamı, tebligatın usulsüz yapıldığı konusunda tereddüde düştüğünde itirazı doğrudan esastan veya süreden reddetmez. Mahkeme, bu tereddüdün ve eksikliğin giderilmesi için dosyayı incelemeksizin, kararı veren yetkili idari mercie iade eder (geri çevirir).</li>
<li><strong>Tebliğ Alındılarının Kontrolü:</strong> Yapılan itirazın süresinde olup olmadığının net bir şekilde incelenebilmesi için soruşturma izni verilmesi veya verilmemesi kararlarına ait bildirim alındılarının (tebligat parçalarının) dosyada bulunması zorunludur. Eğer bu belgeler dosyada yoksa, itiraz merci eksikliğin giderilerek dosyanın tekrar kendisine gönderilmesi için dosyayı yetkili mercie geri çevirir.</li>
</ul>
<p>Bu uygulama sayesinde, tebligatın usulsüzlüğünden kaynaklı belirsizlikler mahkeme tarafından idareye tamamlattırılır ve usulüne uygun bir tebliğ işlemi gerçekleştirilene kadar itiraz süresi hesaplanmadığından şüpheli memur, Cumhuriyet Başsavcılığı veya şikayetçi açısından süre aşımı kaynaklı hak kayıplarının önüne geçilmiş olur.</p>
<h2><img decoding="async" src="https://www.yenikocaeli.com/upload/images/178594.webp" alt="Tebligat adresinin yanlış verilmesinin sonuçları çok ağır olabilir" /></h2>
<h2><strong>Tebliğ Usulsüz Yapılmışsa İtiraz Süresi Nasıl Etkilenir?</strong></h2>
<p>4483 sayılı Kanun kapsamındaki kararların ilgililere bildirim işlemleri 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmak zorundadır. Tebligatın usulsüz yapılması (örneğin; kararın tebliğ edildiği adres ile şüphelinin bildirdiği adresin örtüşmemesi), 10 günlük yasal itiraz süresinin işlemeye başlamasını ve itirazın süresinde yapılıp yapılmadığının tespit edilmesini engeller.</p>
<p>Kaynaklarda yer alan Danıştay ve Bölge İdare Mahkemesi (itiraz merci) kararlarına göre, tebliğin usulsüz yapıldığına dair bir tereddüt oluştuğunda süreç şu şekilde etkilenmektedir:</p>
<ul>
<li><strong>Dosyanın İade Edilmesi (Geri Çevrilme):</strong> İtiraz mercii, yapılan tebligatın usulsüz olduğu konusunda tereddüde düştüğünde veya dosyada tebliğe ait bildirim alındıları (tebligat parçaları) bulunmadığında, itirazın süresinde yapılıp yapılmadığını inceleyemez.</li>
<li><strong>Esasa Girilmemesi:</strong> Bu durumda mahkeme, itirazın esasına girerek bir karar vermek yerine, tebligat eksikliğinin veya usulsüzlüğünün giderilmesi için dosyayı kararı veren yetkili idari mercie incelemeksizin iade eder (geri çevirir).</li>
</ul>
<p>Sonuç olarak; <strong>usulsüz bir tebligat yapılmışsa yasal itiraz süresi usulüne uygun şekilde başlamış sayılmaz ve itiraz makamları bu usulsüzlük (eksiklik) giderilene ve kararlar usulüne uygun olarak tebliğ edilene kadar dosyayı incelemez.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="from-user-container">
<div class="message-text-content mat-body-medium">
<div class="is-rich-chat-ui ng-star-inserted" role="heading" aria-level="3">
<h2>Adliye ve Cezaevi Personeli Hakkında Soruşturma İzni Almadan Doğrudan Soruşturma Süreci Nasıl İşler?</h2>
</div>
</div>
</div>
<p>Adliye ve ceza infaz kurumu (cezaevi) personelinin görevlerinden doğan suçları, 4483 sayılı Kanun&#8217;un öngördüğü &#8220;soruşturma izni&#8221; sistemine tabi tutulmamış olup, bu personel hakkında doğrudan soruşturma yapılmaktadır.</p>
<p>Bu uygulamanın hukuki dayanağı temel olarak iki farklı kanundaki özel hükümlerin birlikte değerlendirilmesine dayanmaktadır:</p>
<p><strong>1. 2802 Sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu:</strong> Kanunun 114. maddesinde, atamaları doğrudan Bakanlıkça yapılanlar dışındaki adli ve idari yargı ile ceza infaz kurumları ve tutukevleri personelinin atama ve özlük işlemlerinin adalet komisyonlarınca yerine getirileceği düzenlenmiştir. Aynı Kanun&#8217;un 116. maddesinde ise bu memurlar için özel bir usul öngörülerek; <em>&#8220;Bu kısımda yazılı memurların görevlerinden doğan suçlarından dolayı bulundukları yer Cumhuriyet savcılığınca doğrudan doğruya genel hükümler dairesinde soruşturma ve kovuşturma yapılır&#8221;</em> hükmü getirilmiştir.</p>
<p><strong>2. 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK):</strong> CMK&#8217;nın 161. maddesinin 5. fıkrasında da bu duruma paralel bir hüküm yer almaktadır. Buna göre; kanun tarafından kendilerine verilen veya kanun dairesinde kendilerinden istenen <strong>adliye ile ilgili görev veya işlerde kötüye kullanma veya ihmalleri görülen kamu görevlileri</strong> hakkında Cumhuriyet savcılarınca doğrudan doğruya soruşturma yapılır.</p>
<p><strong>Sonuç ve Yargıtay Uygulaması:</strong> Yargıtay kararlarında da istikrarla belirtildiği üzere, bu yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; adliye personeli ile ceza infaz kurumları ve tutukevleri personelinin görevlerinden doğan suçlarında (örneğin zabıt kâtibinin ya da infaz ve koruma memurunun görevini ihmal veya kötüye kullanması durumlarında) Cumhuriyet savcılıklarının herhangi bir idari merciden soruşturma izni almasına gerek yoktur. Savcılıklar, bu kamu görevlileri hakkında 4483 sayılı yasa prosedürünü işletmeden, doğrudan genel hükümler çerçevesinde soruşturma ve kovuşturma yürütmek zorundadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_4340" aria-describedby="caption-attachment-4340" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2026/02/18-Ara-2025-13_29_15-365x365-1.png"><img decoding="async" class="wp-image-4340 size-medium" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2026/02/18-Ara-2025-13_29_15-365x365-1-300x300.png" alt="" width="300" height="300" srcset="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2026/02/18-Ara-2025-13_29_15-365x365-1-300x300.png 300w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2026/02/18-Ara-2025-13_29_15-365x365-1-150x150.png 150w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2026/02/18-Ara-2025-13_29_15-365x365-1-230x230.png 230w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2026/02/18-Ara-2025-13_29_15-365x365-1.png 365w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a><figcaption id="caption-attachment-4340" class="wp-caption-text">AV. OSMAN YLDIZ</figcaption></figure>
<p><strong>Haklarınızı doğru şekilde öğrenmek, süreci bilinçli yürütmek ve olası riskleri en aza indirmek adına profesyonel hukuki destek almak her zaman en sağlıklı yaklaşımdır. </strong><strong>Genel hukuk alanında danışmanlık ve detaylı bilgi için Avukat Osman Yıldız ile iletişime geçebilir, somut durumunuza uygun değerlendirme ve yönlendirme talep edebilirsiniz. </strong><strong>Doğru zamanda alınan doğru hukuki destek, sürecin en güçlü güvencesidir.</strong>&nbsp;</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/memur-yargilanmasi/">KAMU GÖREVLİLERİNİN YARGILANMASI SÜRECİ NASIL İŞLER?</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/memur-yargilanmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CEZA MAHKEMELERİNDE YARGILAMANIN YENİLENMESİ </title>
		<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/ceza-mahkemelerinde-yargilamanin-yenilenmesi/</link>
					<comments>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/ceza-mahkemelerinde-yargilamanin-yenilenmesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Apr 2025 12:45:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[ceza mahkemelerinde yargılamanın yenilenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[yargılamanın yenilenmesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yildizhukukdanismanlik.com/?p=3873</guid>

					<description><![CDATA[<p>CEZA MAHKEMELERİNDE YARGILAMANIN YENİLENMESİ NEDİR? Kesinleşmiş mahkeme kararlarına karşı tanınan başvuru yollarına “olağanüstü kanun yolları” denilmektedir. Yargılamanın yenilenmesi, sınırlı hâllerde kabul edilen, kesinleşen son kararlara karşı; ceza yargılamasında, kesin hükümde yer alan adli hatanın düzeltilmesine ve sanık hakkında aynı fiil</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/ceza-mahkemelerinde-yargilamanin-yenilenmesi/">CEZA MAHKEMELERİNDE YARGILAMANIN YENİLENMESİ </a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 18pt;"><b>CEZA MAHKEMELERİNDE YARGILAMANIN YENİLENMESİ NEDİR?</b></span></p>
<p><span data-contrast="none">Kesinleşmiş mahkeme kararlarına karşı tanınan başvuru yollarına </span><i><span data-contrast="none">“olağanüstü kanun yolları</span></i><span data-contrast="none">” denilmektedir. Yargılamanın yenilenmesi, sınırlı hâllerde kabul edilen, kesinleşen son kararlara karşı; ceza yargılamasında, kesin hükümde yer alan adli hatanın düzeltilmesine ve sanık hakkında aynı fiil nedeniyle tekrar muhakeme yapılmasına imkân tanınması için başvurulan olağanüstü kanun yoludur</span><b><i><span data-contrast="none">. </span></i></b><i><span data-contrast="none">5271 sayılı CMK’nın 311 ile 323. </span></i><span data-contrast="none">maddelerinde düzenlenmiştir.</span><span data-ccp-props="{}"> </span><span id="more-3873"></span></p>
<p><span data-contrast="none">Olağan kanun yollarından olan itiraz, istinaf ve temyiz yoluna kesinleşmemiş hükümler aleyhine başvurulabilirken, olağanüstü kanun yollarından olan yargılamanın yenilenmesine </span><b><span data-contrast="none">kesinleşmiş hükümlere</span></b><span data-contrast="none"> karşı başvurulabilmektedir.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Yargılamanın yenilenmesi yoluna mutlaka kesinleşmiş kararlar aleyhine başvurulabilir. Karar kanun yoluna başvuru sonucu kesinleşmiş olabileceği gibi süresinde kanun yoluna başvurulmamış olmasından dolayı da kesinleşmiş olabilir.</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;335559738&quot;:240,&quot;335559739&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Üstelik bu kesinleşme maddi anlamda kesinleşme olmalıdır. Yargılamanın iadesi yoluna maddi anlamda kesin hüküm teşkil eden kararlar aleyhine başvurulabilir. Şekli anlamda kesinleşme yeterli değildir.</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;335559738&quot;:240,&quot;335559739&quot;:240}"> </span></p>
<p aria-level="1"><span style="font-size: 18pt;"><b>HANGİ MAHKEMEYE BAŞVURULMALI?</b> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Yargılamanın yenilenmesi istemi, </span><b><span data-contrast="none">ilk hükmü veren mahkemeye sunulur.</span></b><span data-contrast="none"> Yargılamanın yenilenmesinin</span><b><span data-contrast="none"> mutlaka istek üzerine yapılması gerekmektedir</span></b><span data-contrast="none">, mahkeme re’sen yargılamanın yenilenmesi yoluna gidemez. Yargılamanın yenilenmesine kişiler doğrudan başvurabilir.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p aria-level="1"><span style="font-size: 18pt;"><b>YARGILAMANIN YENİLENMESİ KANUN YOLUNA KİMLER BAŞVURABİLİR?</b> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Kanun yollarına başvurma hakkındaki genel hükümler, yargılamanın yenilenmesi istemi hakkında da uygulanır </span><i><span data-contrast="none">(CMK m.317/1)</span></i><span data-contrast="none">. </span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Kanun yollarına başvuru hakkını düzenleyen </span><i><span data-contrast="none">CMK m.260 vd.</span></i><span data-contrast="none"> maddeleri sanık veya hükümlünün hayatta olması halinde yargılamanın yenilenmesine başvurabilecek kişiler bakımından uygulanabilir. </span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Hükmün infaz edilmiş olması veya hükümlünün ölümü, yargılamanın yenilenmesi istemine engel olmaz </span><i><span data-contrast="none">(m. 313/1).</span></i><span data-contrast="none"> Ölenin eşi, üstsoyu, altsoyu, kardeşleri yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunabilirler </span><i><span data-contrast="none">(m.313/2). </span></i><span data-contrast="none">Cumhuriyet savcısı hükümlünün hem lehine hem de aleyhine yargılamanın yenilenmesini talep edebilir </span><i><span data-contrast="none">(CMK m.260).</span></i><span data-contrast="none"> Müdafii de hükümlünün lehine yargılamanın yenilenmesini isteyebilir. </span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Adalet Bakanının yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunması istisnai bir haldir. Bakan sadece yargılamanın lehe yenilenmesini isteyebilir (</span><i><span data-contrast="none">CMK m.313/3</span></i><span data-contrast="none">).</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p aria-level="1"><span style="font-size: 18pt;"><b>BAŞVURU SÜRESİ NEDİR?</b> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Herhangi bir süreyle sınırlandırılmamıştır.</span><b><span data-contrast="none"> (1 CD 13.01.2010- 10007/49)</span></b><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p aria-level="1"><span style="font-size: 18pt;"><b>ZAMANAŞIMINA TÂBİ MİDİR?</b> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Doktrinde görüş farklılıkları mevcuttur.  Yargıtay, lehe yargılamanın yenilenmesinde zamaşımının söz konusu olmayacağını mantıki bir sonuç olarak kabul eder </span><b><span data-contrast="auto">(CGK 12.2.1952-4/16).</span></b><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p aria-level="1"><span style="font-size: 18pt;"><b>YARGILAMANIN YENİLENMESİ SEBEPLERİ VE EMSAL KARARLAR</b> </span></p>
<p aria-level="2"><span data-contrast="none">Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri</span><span data-ccp-props="{&quot;134245418&quot;:true,&quot;134245529&quot;:true,&quot;335559738&quot;:160,&quot;335559739&quot;:80}"> </span></p>
<p><i><span data-contrast="none"> Madde 311 – (1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür: </span></i><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;"><b><i>a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa.</i></b></span></p>
<p><span data-contrast="none">Belgenin sahteciliğinin anlaşılması yeterli görülmekte, bu belgeyi düzenleyen ya da kullanan kişinin ayrıca mahkûm olması gibi bir şart aranmamaktadır.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;"><b><i>b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa.</i></b></span></p>
<p><span data-contrast="none">Burada önemli olan gerçeğe aykırı tanıklık yapılmış ve bunun hükmü etkilemiş olmasıdır. Yani tanığın susması ya da tanıklıktan çekinmesi halinde yargılamanın yenilenmesi sebebi teşkil olmayacaktır.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Tanığın yeminli yalan beyanı veya bilirkişinin gerçek dışı kanaat raporunun sanık aleyhine olarak hükmü etkilemiş olması şarttır. Kasten olmalıdır.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;"><b><i>c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise. </i></b></span></p>
<p><span data-contrast="none">Örneğin, hâkim yasanın yasakladığı davaya bakmakla ve hükme bağlamakla kusurlu davranmış olabilir. Bu davranışı görevi kötüye kullanmak (hile, iltimas, kin, taraf tutmak) derecesinde olup bir suç oluşturuyorsa ve bu durumda kovuşturma açılması ya da bir ceza hükmüyle sabit ise bu durumda yargılamanın yenilenmesi istenebilir.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Görevsiz bir mahkemenin davaya bakıp hüküm vermiş olması yargılamanın yenilenmesi nedeni sayılmaz. Çünkü olağan kanun yolu bu durum için işenebilir.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;"><b><i>d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise. </i></b></span></p>
<p><b><span data-contrast="auto">Uygulama Örnekleri</span></b><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<div class="character-list-item__char">★ <b><span data-contrast="auto">Mirasçılık Belgesi</span></b><span data-contrast="auto">: Ceza mahkemesi, sanığın mirasçılık belgesine dayanarak bir hüküm vermişse ve bu belge daha sonra hukuk mahkemesi kararıyla iptal edilmişse, yargılamanın yenilenmesi talep edilebilir. </span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;335551550&quot;:1,&quot;335551620&quot;:1,&quot;335559738&quot;:240,&quot;335559739&quot;:240}"> </span></div>
<div class="character-list-item__char">★ <b><span data-contrast="auto">Tapu İptali</span></b><span data-contrast="auto">: Sanığın tapu kaydına dayalı olarak mahkûmiyetine karar verilmişse ve bu tapu kaydı hukuk mahkemesi kararıyla iptal edilmişse, yargılamanın yenilenmesi gündeme gelebilir. </span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;335551550&quot;:1,&quot;335551620&quot;:1,&quot;335559738&quot;:240,&quot;335559739&quot;:240}"> </span></div>
<div class="character-list-item__char">★ <b><span data-contrast="auto">Boşanma Kararı</span></b><span data-contrast="auto">: Ceza hükmü, bir boşanma kararına dayanıyorsa ve bu karar daha sonra ortadan kaldırılmışsa, yargılamanın yenilenmesi talep edilebilir.</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;335551550&quot;:1,&quot;335551620&quot;:1,&quot;335559738&quot;:240,&quot;335559739&quot;:240}"> </span></div>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;"><b><i>e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa.</i></b></span></p>
<p><span data-contrast="none">Sunulan yeni delillerin esasa etkili olacak boyut ve nitelikte bulunması zorunludur.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Süreklilik gösteren Yargıtay kararlarında ifade edilen ortak görüşe göre; öğreti ve uygulamada kabul olunduğu üzere, yeni vakıa ve deliller evvelce yargıya sunulmamış, onun bilgisi dışında kalmış olan delildir&#8221; (CMK 27.5.1985-1/72-306). Bu konuda ölçütün şu şekilde saptanması gerektiği CGK 1.10.1990-190/212 s. kararında ifade olunmuştur: &#8220;Yerel mahkeme yargılamanın yenilenmesi davası sırasında, sanığın ileri sürdüğü hususlarda gösterdiği tanıkları dinlemiş, bu tanıkların tümü de sanığın ileri sürdüğü hususları doğrular nitelikte anlatımda bulunmuşlardır. O halde sanığın dilekçesinde ileri sürdüğü hususların doğruluğu kanıtlandığına göre, bu hususların yargılamanın yenilenmesi davasına konu, yargı kararının verildiği tarihte, yargılama heyetinin bilmediği delil veya olay diye tanımlayabileceğimiz yeni delil veya yeni olay olup olmadığına bakılmalı, bu soruya bulunacak cevap olumlu olduğu takdirde, hükümlünün beraatına veya daha hafif bir cezayı içeren yasa hükmünün uygulanmasını gerektirip gerektirmediğini saptamak gerekecektir. Gerçekten de yargılamanın yenilenmesi davası sırasında, sanık tarafından gösterilen tanıkların dinlenmesi sonucunda ortaya çıkan bu yeni durum, önceki yargı kararının veril- diği tarihte yargılama heyeti tarafından bilinmemekte ve bu husus değerlendirme dışı tutularak mahkumiyet hükmü kurulmuş bulunmaktadır. Halbuki şimdiki aşamada ortaya çıkan bu yeni durum, eski kanıtlarla birlikte değerlendirildiğinde hükümlünün beraatını gerektirir niteliktedir.&#8221;</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p style="text-align: center;"><b><span data-contrast="auto">Yeni olay veya yeni delilin bulunması</span></b><span data-ccp-props="{&quot;335551550&quot;:2,&quot;335551620&quot;:2}"> </span></p>
<p><b><span data-contrast="auto">Yargıtay Ceza Genel Kurulu – 11.03.2014 Tarihli, 2012/3-909 E., 2014/121 K. </span></b><span data-contrast="auto"> </span><span data-ccp-props="{&quot;335551550&quot;:1,&quot;335551620&quot;:1}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">&#8220;yeni delil&#8221; kavramı</span><br />
<span data-contrast="auto"> Yargılamanın yenilenmesi talebine konu olan delil veya olayların &#8220;yeni&#8221; sayılabilmesi için, bunların hükmü veren mahkemeye bildirilmemiş olması yeterlidir; hükümlünün bunları bilip bilmemesi önemli değildir. Delilin veya olayın yeniliği, kesin hükümden sonra ortaya çıkmasından değil, kesin hüküm verilirken değerlendirilip değerlendirilmediğinden anlaşılır. Kesin hükümden önce var olan ancak mahkemeye sunulmayan veya mahkeme tarafından değerlendirilmeyen olaylar ve deliller de &#8220;yeni&#8221; sayılır.  Yani, yargılamada dikkate alınmamış her türlü olay ve delil &#8220;yeni delil&#8221; niteliğindedir.</span><span data-ccp-props="{&quot;335551550&quot;:1,&quot;335551620&quot;:1}"> </span></p>
<p><span data-ccp-props="{&quot;335551550&quot;:2,&quot;335551620&quot;:2}"> </span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;"><b><i>f) Cezanın AİHS ve Eki Protokollerin İhlali Suretiyle Verildiğinin Tespit Edilmiş Olması</i></b></span></p>
<p><i>Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya ceza hükmü aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir.</i></p>
<p style="text-align: center;"><b><span data-contrast="auto">Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin konuya ilişkin karar vermesi</span></b><span data-ccp-props="{&quot;335551550&quot;:2,&quot;335551620&quot;:2}"> </span></p>
<p><b><span data-contrast="auto">Yargıtay 16. Ceza Dairesi Karar Tarihi: 2017/4202 K.  Dosya No: 2015/1217 E.</span></b><span data-ccp-props="{&quot;335551550&quot;:1,&quot;335551620&quot;:1}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.09.2013 tarihli ve 2013/422 değişik iş sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 03.12.2013 tarihli ve 2013/495 değişik iş sayılı kararı ile sanıklar vekilinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu&#8217;nun 311/1-f maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesi talebi reddedilmiştir. Sanıklar vekili, yargılamanın yenilenmesi talebini, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) sanıkların yargılanmalarında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırılık tespit ettiği kararına dayandırmıştır.</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;335551550&quot;:1,&quot;335551620&quot;:1,&quot;335559738&quot;:240,&quot;335559739&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Yargıtay Ceza Dairesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi&#8217;nin 16.07.2009 tarihli ve 6094/03 başvuru numaralı kararını dikkate alarak, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311/1-f maddesinde belirtilen yargılamanın yenilenmesi koşulunun yerine getirildiğini belirlemiştir. Bu maddede, ceza hükmünün, İnsan Hakları Sözleşmesi veya eki protokollerinin ihlâli nedeniyle verildiği ve bu ihlâlin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından tespit edildiği durumlarda, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilebileceği ifade edilmektedir.</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;335551550&quot;:1,&quot;335551620&quot;:1,&quot;335559738&quot;:240,&quot;335559739&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından yapılan tespitte, sanıkların yargılanması sırasında İnsan Hakları Sözleşmesi ihlali belirlenmiş olup, sanıklar vekilinin yargılamanın yenilenmesi talebi de bu kararın sonuçlarına dayanmaktadır.</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;335551550&quot;:1,&quot;335551620&quot;:1,&quot;335559738&quot;:240,&quot;335559739&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Yargıtay, söz konusu durumun 5271 sayılı Kanun’un 311/1-f maddesi kapsamına girdiği ve bu sebeple yargılamanın yenilenmesi talebinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğuna karar vermiştir. Mahkemenin bu itirazı reddetmesi üzerine, itirazın kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;335551550&quot;:1,&quot;335551620&quot;:1,&quot;335559738&quot;:240,&quot;335559739&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><strong><i>(2) Birinci fıkranın (f) bendi hükümleri, 4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile, 4.2.2003 tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır.</i> </strong></p>
<ul>
<li data-leveltext="" data-font="Symbol" data-listid="17" data-list-defn-props="{&quot;335552541&quot;:1,&quot;335559685&quot;:720,&quot;335559991&quot;:360,&quot;469769226&quot;:&quot;Symbol&quot;,&quot;469769242&quot;:[8226],&quot;469777803&quot;:&quot;left&quot;,&quot;469777804&quot;:&quot;&quot;,&quot;469777815&quot;:&quot;hybridMultilevel&quot;}" aria-setsize="-1" data-aria-posinset="1" data-aria-level="1"><span data-contrast="none">AİHM&#8217;nin vermiş olduğu ihlal kararlarına karşı yargılamanın iadesi yoluna gidilebilir. Anayasa mahkemesinin yeniden yargılamaya karar verdiği hallerde, yargılamanın iadesi olduğundan müracaat edilebilir.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></li>
</ul>
<p aria-level="2"><span data-ccp-props="{&quot;134245418&quot;:true,&quot;134245529&quot;:true,&quot;335559738&quot;:160,&quot;335559739&quot;:80}"> </span></p>
<p aria-level="2"><span style="font-size: 18pt;"><b>SANIK VEYA HÜKÜMLÜNÜN ALEYHİNE YARGILAMANIN YENİLENMESİ NEDENLERİ</b> </span></p>
<p><i><span data-contrast="none">CMK m.314/1</span></i><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><i><span data-contrast="none">a) Duruşmada sanığın veya hükümlünün lehine ileri sürülen ve hükme etkili olan bir belgenin sahteliği anlaşılırsa. </span></i></p>
<p><i><span data-contrast="none">b) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek nitelikte olarak görevlerini yapmada sanık veya hükümlü lehine kusur etmiş ise. </span></i></p>
<p><i><span data-contrast="none">c) Sanık beraat ettikten sonra suçla ilgili olarak hâkim önünde güvenilebilir nitelikte ikrarda bulunmuşsa.</span></i></p>
<p>&nbsp;</p>
<p aria-level="2"><span style="font-size: 18pt;"><b>NASIL BAŞVURU YAPILIR VE İNCELEME AŞAMASI NEDİR?</b> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Temelde 3 aşamalıdır.</span><span data-ccp-props="{&quot;134245418&quot;:true,&quot;134245529&quot;:true}"> </span></p>
<ul>
<li><span data-contrast="auto">Kabule şayan olup olmadığının mahkemesince evrak üzerinden incelenmesi </span><span data-ccp-props="{&quot;134245418&quot;:true,&quot;134245529&quot;:true}"> </span></li>
<li><span data-contrast="auto">Kabule şayan görüldüğünde ilk soruşturma niteliğinde kanıtların toplanması </span><span data-ccp-props="{&quot;134245418&quot;:true,&quot;134245529&quot;:true}"> </span></li>
<li><span data-contrast="auto">Toplanan kanıtlar, yargılamanın yenilenmesini gerektirir ciddiyette bulunursa duruşmanın açılmasıdır </span><b><i><span data-contrast="auto">(6 CD 07.06.1996-6441/6582; 1 CD 10.10.1994-3258/3185).</span></i></b><span data-ccp-props="{&quot;134245418&quot;:true,&quot;134245529&quot;:true}"> </span></li>
</ul>
<p><span data-contrast="none">Mahkeme ön inceleme yapar</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<ul>
<li><span data-contrast="none"> Talebin süresinde yapılıp yapılmadığına • Hükmün kesinleşip kesinleşmediğine</span></li>
<li><span data-contrast="none"> İleri sürülen sebebin, kanundaki sebeplerden biri olup olmadığına re’sen bakar. </span></li>
</ul>
<p><span data-contrast="none">➜ Bu sebeplerden biri yoksa, esasa girmeden talep reddedilir. </span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<ul>
<li data-leveltext="&#x25ab;" data-font="Courier New" data-listid="3" data-list-defn-props="{&quot;335552541&quot;:1,&quot;335559685&quot;:1068,&quot;335559991&quot;:360,&quot;469769226&quot;:&quot;Courier New&quot;,&quot;469769242&quot;:[8226],&quot;469777803&quot;:&quot;left&quot;,&quot;469777804&quot;:&quot;&#x25ab;&quot;,&quot;469777815&quot;:&quot;hybridMultilevel&quot;}" aria-setsize="-1" data-aria-posinset="1" data-aria-level="1"><span data-contrast="none">Yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule değer olup olmadığına dair olan karar, duruşma yapılmaksızın verilir </span><i><span data-contrast="none">(CMK m.318/3). </span></i><span data-contrast="none">Yargılamanın yenilenmesi isteminde ileri sürülen iddialar, yeterli derecede doğrulanmaz veya bunların önce verilmiş olan hükme hiçbir etkisi olmadığı anlaşılırsa, yargılamanın yenilenmesi istemi esassız olması nedeniyle duruşma yapılmaksızın reddedilir. </span><i><span data-contrast="none">(CMK m.321/1)</span></i><span data-ccp-props="{}"> </span></li>
</ul>
<ul>
<li data-leveltext="&#x25ab;" data-font="Courier New" data-listid="3" data-list-defn-props="{&quot;335552541&quot;:1,&quot;335559685&quot;:1068,&quot;335559991&quot;:360,&quot;469769226&quot;:&quot;Courier New&quot;,&quot;469769242&quot;:[8226],&quot;469777803&quot;:&quot;left&quot;,&quot;469777804&quot;:&quot;&#x25ab;&quot;,&quot;469777815&quot;:&quot;hybridMultilevel&quot;}" aria-setsize="-1" data-aria-posinset="2" data-aria-level="1"><i><span data-contrast="none">CMK m.315/1 </span></i><span data-contrast="none">Kanunun aynı maddesinde yer almış sınır içinde olmak üzere cezanın değiştirilmesi amacıyla yargılamanın yenilenmesi kabul edilemez. Hatanın giderilebilmesini sağlayacak başka bir yol varsa, yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilemez.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></li>
</ul>
<p><span data-contrast="none">➜ Ön incelemeden geçerse, sebepler incelenmeye başlanır. Sebepler mevcutsa, yeniden yargılama yapılır.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">➜ Yeniden yapılacak duruşma sonucunda mahkeme, </span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<ul>
<li data-leveltext="&#x25ab;" data-font="Courier New" data-listid="6" data-list-defn-props="{&quot;335552541&quot;:1,&quot;335559685&quot;:1068,&quot;335559991&quot;:360,&quot;469769226&quot;:&quot;Courier New&quot;,&quot;469769242&quot;:[8226],&quot;469777803&quot;:&quot;left&quot;,&quot;469777804&quot;:&quot;&#x25ab;&quot;,&quot;469777815&quot;:&quot;hybridMultilevel&quot;}" aria-setsize="-1" data-aria-posinset="1" data-aria-level="1"><span data-contrast="none">Mahkeme ya önceki hükmü onaylar ya da hükmün iptali ile dava hakkında yeniden hüküm verir </span><i><span data-contrast="none">(CMK m.323/1). </span></i><span data-contrast="none"> ٭</span> <span data-contrast="none">Yargılamanın yenilenmesi istemi hükümlünün lehine olarak yapılmışsa, yeniden verilecek hüküm önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır bir cezayı içeremez. </span><i><span data-contrast="none">(CMK m.323/2) </span></i></li>
</ul>
<p style="padding-left: 40px;">٭Yargılamanın yenilenmesi sonucunda beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararının verilmesi halinde, önceki mahkûmiyet kararının tamamen veya kısmen infaz edilmesi dolayısıyla kişinin uğradığı maddî ve manevî zararlar bu Kanunun 141 ilâ 144. maddeleri hükümlerine göre tazmin edilir. <i><span data-contrast="none">(CMK m.323/3)</span></i><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p style="padding-left: 40px;"><span data-contrast="none">٭Hükümlü ölmüşse mahkeme yeniden </span><b><span data-contrast="none">duruşma yapmaksızın </span></b><span data-contrast="none">gerekli delilleri topladıktan sonra hükümlünün beraatine veya yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verir. Diğer hâllerde de mahkeme, bu hususta yeterli delil varsa Cumhuriyet savcısının uygun görüşünü aldıktan sonra duruşma yapmaksızın hükümlünün derhâl beraatine karar verir. Mahkeme beraat kararı ile beraber önceki hükmün ortadan kaldırılmasını da karar altına alır </span><i><span data-contrast="none">(CMK m.322).</span></i><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">➜  Yargılamanın yenilenmesi istemi hükmün infazını ertelemez.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<ul>
<li data-leveltext="&#x25ab;" data-font="Courier New" data-listid="9" data-list-defn-props="{&quot;335552541&quot;:1,&quot;335559685&quot;:720,&quot;335559991&quot;:360,&quot;469769226&quot;:&quot;Courier New&quot;,&quot;469769242&quot;:[8226],&quot;469777803&quot;:&quot;left&quot;,&quot;469777804&quot;:&quot;&#x25ab;&quot;,&quot;469777815&quot;:&quot;hybridMultilevel&quot;}" aria-setsize="-1" data-aria-posinset="1" data-aria-level="1"><span data-contrast="auto">Ancak mahkeme, infazın geri bırakılmasına veya durdurulmasına karar verebilir </span><i><span data-contrast="auto">(CMK m.312).</span></i><span data-ccp-props="{}"> </span></li>
</ul>
<p><strong><span style="font-size: 14pt;">Yargılamanın Yenilenmesi Talebinin Reddi Halinde İtiraz Mümkün mü? </span></strong></p>
<ul>
<li data-leveltext="" data-font="Wingdings" data-listid="10" data-list-defn-props="{&quot;335552541&quot;:1,&quot;335559685&quot;:720,&quot;335559991&quot;:360,&quot;469769226&quot;:&quot;Wingdings&quot;,&quot;469769242&quot;:[8226],&quot;469777803&quot;:&quot;left&quot;,&quot;469777804&quot;:&quot;&quot;,&quot;469777815&quot;:&quot;hybridMultilevel&quot;}" aria-setsize="-1" data-aria-posinset="1" data-aria-level="1"><span data-contrast="none">Yargılamanın iadesi sonucunda verilen karara karşı da her zaman kanun yoluna gitmek mümkündür. Yapılacak </span><b><span data-contrast="none">itiraz iki hafta içinde</span></b><span data-contrast="none"> bildirilmek üzere Cumhuriyet savcısı ve ilgili tarafa tebliğ olunur.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></li>
</ul>
<p><span data-ccp-props="{&quot;335559685&quot;:720}"> </span></p>
<p><span data-ccp-props="{&quot;335559685&quot;:720}"> </span></p>
<p aria-level="1"><strong><span style="font-size: 18pt;">KANUN YARARINA BOZMA ILE YARGILAMANIN YENILENMESI YASA YOLUNUN FARKLILIĞI </span></strong></p>
<p><span data-contrast="auto">➜ Kanun yararına bozma yazımız için <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/category/makaleler/#:~:text=KANUN%20YARARINA%20BOZMA&amp;text=Devam%C4%B1nda%20ger%C3%A7ekle%C5%9Ftirilen%20usule%20uygun%20i%C5%9Flemlerle,309%2D310.%20maddelerinde%20d%C3%BCzenlenmi%C5%9Ftir.">http://kanun yararına bozma yıldız hukuk</a></span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<div class="character-list-item__char">★ <span data-contrast="auto">Yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurma imkânı varsa, yasa yararına bozma yoluna gidilemez.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></div>
<div class="character-list-item__char">★ <span data-contrast="auto">Yargılamanın yenilenmesi istemi üzerine delillerin toplanmasına geçilmesi nedeniyle yasa yararına bozma yolu incelemesi yapılamaz.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></div>
<div class="character-list-item__char">★ <span data-contrast="auto">Hukuka aykırılık yargılamanın yenilenmesi konusu ise, kanun yararına bozmaya başvurulamaz.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></div>
<p><span data-ccp-props="{&quot;335559685&quot;:0}"> </span><span data-contrast="auto">&#8220;CMK da olağanüstü yasa yollarının yer aldığı m. 309 ve 310 da kanun yararına bozma düzenlenmiş olup, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen hüküm veya kararlardaki hukuka aykırılıkların giderilmesi için kural olarak Adalet Bakanı, istisna olarak Yargıtay C. Başsavcısı tarafından başvurulan olağanüstü bir yasa yoludur. Bu yasa yolunda önemli olan husus, gerek maddi hukuka ve gerekse usul hukukuna ilişkin aykırılıkların ka- rar veya hükümlerin verildiği anda mevcut olmasıdır. Hükümden sonra ortaya çıkan veya hüküm verilinceye kadar mahkemenin bilgisine sunulmayıp, sonradan bildirilen neden- lere dayanılarak, yasa yararına bozma istenemez. Bu gibi durumda sonradan ortaya çıkan -yeni olaylara dayanılarak CMK mç. 311/1-e uyarınca &#8220;yargılamanın yenilenmesi” yasa yoluna başvurmak olanağı bulunmaktadır.</span><b><span data-contrast="auto">&#8221; Yargıtay 11.11.2005-9295/10869</span></b><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p aria-level="1"><span style="font-size: 18pt;"><strong>DİĞER EMSAL KARARLAR </strong></span></p>
<p><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p style="text-align: center;" aria-level="4"><strong><span style="font-size: 14pt;"><i>Başvuru Sürecini Anlatan Emsal Kararlar</i> </span></strong></p>
<p><b><span data-contrast="none">Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2012/26166 E., 2015/45514 K.</span></b><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><i><span data-contrast="none">‘’&#8230;Görüldüğü gibi, yargılamanın yenilenmesi talebi, ilgili mercie yapıldığında, yargılamanın yenilenmesi talebini alan merci öncelikle inceler, kabule değer olup olmadığını duruşmasız olarak değerlendirir (CMK 318. md). Talep kabule değer görülmezse veya talebe dayanak deliller sunulmamışsa, talep CMK 319. md’ye göre ret olunur. Kabule değer bulunursa, taraflara 7 gün içerisinde bildirimde bulunmak üzere ihtarda bulunulur (CMK 318.md). Yargılamanın yenilenmesi talebi yerinde görülürse, delil toplanması naip veya istinabe ile olabileceği gibi mahkeme kendisi de bunu toplayabilir (CMK 320/1.md) .</span></i><br />
<i><span data-contrast="none">Daha sonra son soruşturmanın yenilenmesi aşamasına geçilir. Duruşma açılır, duruşmadan bütün taraflara haber verilir. Bu aşamada tarafların ileri sürdüğü delillerle yetinilmez, soruşturma usulleri burada resen uygulanır (CMK 320/2.md). Genel duruşma esaslarına göre yargılama faaliyeti yerine getirilir. Amaç önceki aykırılıkları gidermektir. Bu aşamadan sonra yeni deliller eski delillerle değerlendirildiğinde, etkin mi, yani yeni olgu yeni delil mi, veyahutda yeminli tanık veya bilirkişinin beyan ve oylarında bir değişiklik var mı diye bakılır. Bundan sonra mahkeme ya eski hükmü onaylayacak ya da eski hükmü kaldırıp yeni bir hüküm tesis edebileceği gibi beraat kararı da verebilecektir. Görüldüğü gibi yargılanmanın yenilenmesi, istisnai bir yargılama faaliyetine sahip olan bir usul içermektedir.’’</span></i><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><b><i><span data-contrast="none">Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2021/14709 E., 2021/15052 K.</span></i></b><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><i><span data-contrast="none">‘’&#8230;Yargılamanın yenilenmesi istemi, ilk hükmü veren mahkemeye sunulur (CMK’nın 318/1. maddesi). Bu mahkeme, öncelikle istemin kabul edilebilir olup olmadığını inceleyerek bir karar verir. Bu inceleme dosya üzerinden yapılır. 5271 sayılı CMK’nın 23/3. maddesine göre yargılamanın yenilenmesi halinde, yargılamada görevli hâkim, aynı işte görev alamaz. Bu halde hâkim, uyuşmazlık hakkında daha önceden görüşünü bildirmiştir. Yargılama süresince görüşünü bildirmiş olan bir hâkimin, yargılamanın yenilenmesi aşamasında görev yapması, hâkimin tarafsızlığı ilkesi ile bağdaşmaz. Yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilebilir olup olmadığına ilişkin kararın, aynı mahkemece, fakat asıl kararı veren hâkim dışındaki hâkim tarafından verilmesi gerekir.’’</span></i><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p aria-level="2"><span data-contrast="none"> </span><span data-ccp-props="{&quot;134245418&quot;:true,&quot;134245529&quot;:true,&quot;335559738&quot;:160,&quot;335559739&quot;:80}"> </span></p>
<p style="text-align: center;" aria-level="2"><em><strong><span style="font-size: 14pt;">Cumhuriyet Savcısının Uygun Görüşü Alınmaksızın Duruşmasız Karar Verilerek Suç Vasfında Değişiklik Yapılamaz (CMK m.322) </span></strong></em></p>
<p><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><b><span data-contrast="auto"> Ceza Dairesi 2021/3184 E. , 2022/1283 K. ‘’</span></b><i><span data-contrast="auto">Yargılamanın yenilenmesi sonunda İlk Derece Mahkemesince duruşmasız olarak verilen mahkumiyet hükmü süresinde sanık müdafiince temyiz edilmiş olmakla, dosya incelenerek gereği düşünüldü:</span></i><br />
<i><span data-contrast="auto">Maddi hataların düzeltilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olarak kabul edilen yargılamanın yenilenmesi ile, kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir davanın CMK&#8217;nın 311 ve 314. maddelerinde öngörülen şartların gerçekleşmesi halinde tekrar görülmesi sağlanmaktadır. Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya ceza hükmü aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi (CMK madde 311/1-f) de hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri arasında yer almaktadır.</span></i></p>
<p><i><span data-contrast="auto">Somut olay değerlendirildiğinde: silahlı terör örgütünün emir ve kumandaya haiz üyesi olma suçundan hükümlü &#8230; hakkında </span></i><b><i><span data-contrast="auto">CMK&#8217;nın 311/1-f maddesi kapsamında yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule şayan olduğuna karar verildiğinin anlaşılması karşısında, anılan yasanın 322/2.maddesi gereğince Cumhuriyet savcısının uygun görüşü alındıktan sonra hükümlünün derhâl beraati dışında bir karar verilemeyeceği düşünülmeden, duruşmasız karar verilmesine ilişkin Cumhuriyet savcısının uygun görüşü de bulunmadığı halde suç vasfında değişiklik yapılarak resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyeti cihetine gidilmesi,</span></i></b><br />
<i><span data-contrast="auto">Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün öncelikle bu sebepten dolayı CMK&#8217;nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304/2. maddesi uyarınca dosyanın İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.03.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.’’</span></i><br />
<span data-ccp-props="{&quot;335559685&quot;:0}"> </span></p>
<p style="text-align: center;" aria-level="2"><em><strong><span style="font-size: 14pt;">Yargılamanın Yenilenmesi Halinde Önceki Yargılamada Görev Yapan Hâkim Aynı İşte Görev Alamaz (CMK m.23/3) </span></strong></em></p>
<p aria-level="2"><span data-ccp-props="{&quot;134245418&quot;:true,&quot;134245529&quot;:true,&quot;335551550&quot;:1,&quot;335551620&quot;:1,&quot;335559731&quot;:708,&quot;335559738&quot;:160,&quot;335559739&quot;:80}"> </span></p>
<p aria-level="2"><b><span data-contrast="none"> Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2023/13431 E.,  2024/24250 K. ‘’</span></b><i><span data-contrast="none">A. Sanık hakkında, 31.07.2019 tarihli uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Ankara Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.02.2020 tarihli ve 2019/388 Esas, 2020/111 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı TCK&#8217;nın 188/3, 188/4-a, 62/1 ve 52. nci maddesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis ve 25.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 05.06.2020 tarihli ve 2020/515 Esas, 2020/481 Karar sayılı kararı ile düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, sanığın temyizi üzerine, Dairemizin 07.12.2021 tarihli ve 202074482 Esas, 2021/13158 Karar sayılı kararı ile, temyiz isteminin esastan reddine karar verilerek hüküm kesinleşmiştir.</span></i></p>
<p><i><span data-contrast="none">B. Sanık 03.01.2022 tarihinde mahkemeye dilekçe vererek yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuş, Ankara Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.01.2022 tarihli ve 2019/388 Esas, 2020/111 Karar sayılı ek kararı ile &#8220;yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine&#8221; karar verilmiştir. 5271 sayılı CMK&#8217;nın 318/1. maddesinde &#8220;Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, istemin kabule değer olup olmadığına karar verir.&#8221; ve aynı Kanun’un 23/3. maddesinde &#8220;Yargılamanın yenilenmesi hâlinde önceki yargılamada görev yapan hâkim aynı işte görev alamaz&#8221; hükümleri öngörülmüş; böylece aynı olay hakkında daha önce görüşünü belirtmiş olan hakimin, daha sonra yargılamanın yenilenmesi sürecinde görev yapması önlenerek hakimin tarafsızlığı sağlanmıştır. Kanun koyucunun amacı ile adil yargılanma ilkesi gereğince bu hükmün geniş yorumlanması ve yargılama yapan mahkemede yer alan hakimin, yargılamanın yenilenmesi talebinin reddi kararına da katılamayacağının kabul edilmesi gerekir. Mevcut düzenlemeler karşısında, ilk kararı veren hâkimin olayla ilgili kanaatinin oluştuğu, görüşünün ilk hükümle belirginleştiği, yeniden yargılama aşamasında ya da bu aşamaya götürecek talebin kabule değer olup olmadığına dair vereceği kararda önceki kanaat ve görüşünün etkisi altında kalabileceği, bu nedenle adil yargılama hakkının bir uzantısı olarak olaya tamamen yabancı, farklı bir hâkimin, yargılamanın yenilenmesi talebini incelemesi gerekir.’’</span></i><span data-ccp-props="{&quot;134245418&quot;:true,&quot;134245529&quot;:true,&quot;335551550&quot;:1,&quot;335551620&quot;:1,&quot;335559731&quot;:0,&quot;335559738&quot;:160,&quot;335559739&quot;:80}"> </span></p>
<p><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><b><i><span data-contrast="none">Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2014/15652 E. , 2015/270 K. ‘’</span></i></b><i><span data-contrast="none">5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu&#8217;nun 23/3. maddesinde yer alan “Yargılamanın yenilenmesi halinde önceki yargılamada görev yapan hakim aynı işte görev alamaz” şeklindeki düzenleme ile aynı Kanun’un 318/1. maddesindeki “Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, istemin kabule değer olup olmadığına karar verir.” biçimindeki düzenleme karşısında, ilk kararı veren hakimin olayla ilgili kanaatinin oluştuğu, görüşünün ilk hükümle belirginleştiği, yeniden yargılama aşamasında ya da bu aşamaya götürecek talebin kabule değer olup olmadığına dair vereceği kararda önceki kanaat ve görüşünün etkisi altında kalabileceği, bu nedenle adil yargılama hakkının bir uzantısı olarak olaya tamamen yabancı, farklı bir hâkimin, yargılamanın yenilenmesi  talebini incelemesi gerektiği cihetle, somut olayda ilk yargılamada görev alan hâkimin yargılamanın yenilenmesi talebi konusunda görev alamayacağı gözetilmeden yargılamanın yenilenmesi talebi konusunda aynı mahkemenin ek kararı ile yargılanmanın yenilenmesi talebinin reddedilerek kesin olarak karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca,</span></i><span data-ccp-props="{&quot;335551550&quot;:1,&quot;335551620&quot;:1}"> </span></p>
<p><i><span data-contrast="none">5271 sayılı CMK’nun 23. maddesinin (3) numaralı fıkrası ile ilgili olarak, Komisyon gerekçesinde de; “Tasarının 24 üncü maddesine, yargılamanın yenilenmesi talebi halinde de, önceki yargılamada görev yapan hakimin aynı işte görev alamayacağı şeklinde üçüncü fıkra eklenmiştir. Böylece, aynı uyuşmazlık hakkında daha önce kanaatini belirtmiş olan hâkimin daha sonra yargılamanın yenilenmesi sürecinde görev yapması önlenerek, hakim tarafsızlığı bu yönüyle de sağlanmak istenmiş ve 23 üncü madde olarak kabul edilmiştir ” biçimindeki gerekçe mevcuttur.Anılan Yasa hükümleri ile önceki yargılamada görev yapan hakimin, yargılamanın yenilenmesi talebi gelmesi halinde artık bu davaya bakamayacağı öngörülerek, bu suretle hakimin tarafsızlığının sağlanması amaçlanmıştır.</span></i><span data-ccp-props="{&quot;335551550&quot;:1,&quot;335551620&quot;:1}"> </span></p>
<p><i><span data-contrast="none">Somut olayda;&#8230; Ağır Ceza Mahkemesinin 20.10.2011 gün ve 2007/373 Esas, 2011/370 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, yargılamanın yenilenmesi talebi üzerine önceki yargılamada görev yapan (35971) ve (40195) sicil sayılı mahkeme başkan ve hakiminin, yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair aynı Mahkemenin 21.11.2013 gün ve aynı sayılı ek kararına 5271 sayılı CMK’nun 23. maddesinin (3) numaralı fıkrasına aykırı olarak iştirak ettikleri anlaşılmakla; kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde bulunduğundan,&#8230; Ağır Ceza Mahkemesinin 21.11.2013 gün ve 2007/373 Esas, 2011/370 sayılı ek kararının CMK’nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, gereğinin mahallinde takdir ve ifasına, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 12.01.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.’’</span></i><span data-ccp-props="{&quot;335551550&quot;:1,&quot;335551620&quot;:1}"> </span></p>
<p style="text-align: center;"><span data-ccp-props="{&quot;335551550&quot;:1,&quot;335551620&quot;:1}"> </span></p>
<p style="text-align: center;" aria-level="2"><em><strong><span style="font-size: 14pt;">Yargılamanın yenilenmesi-sanığın suçu kendisinin işlediği yönünde itirafı-kanun yararına bozma </span></strong></em></p>
<p><i><span data-contrast="auto">&#8220;Mezkur ihbarnamede; YCGK&#8217;nin 11.3.2014-3/909-121 s. kararında, &#8220;Delil ve olayların, yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilebilmesi için-yeni- olması gerekmektedir. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi nedeniyle hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın -yeni- olarak nitelendirilmektedir. Olay ya da delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olmasıyla değil, kesinleşmiş olan hükmün verilmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ile bağlantılıdır. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da -yeni-sayılmalıdır. Bu doğrultuda hükmü veren mahkemeye bildirilmediğinden yargılama yapılırken değerlendirilmeyen her türlü olgu ve delil de-yeni- sayılmaktadır. Şeklindeki açıklamalar nazara alındığında;</span></i><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Kesinleşmiş bir hükümle sonuçlanan davanın hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülebilmesi için 5271 s. CMK 311. maddesi uyarınca;</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Somut olayda; soruşturma ve kovuşturma aşamasında&#8230;TC. numarası ile ifadesine başvurulan gerçek sanığın adli sie kaydında atılı suçtan hükümlü görünen ile aralarında 2004 yılından beri husumet bulunan ve suç tarihi itibariyle asker kaçağı olması sebebiyle abisine ait kimlik bilgilerini kullanarak ve üzerine kendisine ait fotoğraf yapıştırmak suretiyle sahte nüfus cüzdanı tanzim eden olduğu, ..&#8217;un ise kendi kimlik bilgilerini kullanan gerçek hükümlünün hükme esas eylemi gerçekleştirdiğini adli sicil kaydı aldığı sırada öğrendiği, gerçek anık olanın suçu kendisinin işlediğini abisine itiraf ettiğine ve yargılamanın yenilenmesi aşamasında bu yöndeki beyanını mahkemeye sunacağına dair hususların itiraz mercine hükümlü müdafii tarafından 13.9.2017 tarihli itiraz dilekçesi ile sunulduğu, yargı- lamanın yenilenmesi talebine dayanak yapılan iddianın sanığın kimlik bilgilerine münhasır olduğu ve bu durumun yargılama aşamasına dair olduğu cihetle CMK 311. maddesi kapsa- mında yapılacak yeni değerlendirme sonucunda ortaya çıkacak bu delilin sanık lehine kabule değer olabileceği gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve CMK 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu KYB&#8217;ye atfen ihbar olunmuş bulunmakla gereği düşünüldü:</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Karar ve sonuç: Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Erzurum 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 6.12.2017- 65/D. İş sayılı kararının CMK 309. maddesi uyarınca bozulmasına, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yapılmasına karar verildi.&#8221; </span><b><span data-contrast="auto">7. CD. 2.7.2018-3873/7607</span></b><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p aria-level="2"><span data-ccp-props="{&quot;134245418&quot;:true,&quot;134245529&quot;:true,&quot;335551550&quot;:2,&quot;335551620&quot;:2,&quot;335559738&quot;:160,&quot;335559739&quot;:80}"> </span></p>
<p style="text-align: center;" aria-level="2"><em><strong><span style="font-size: 14pt;"> Hükmün kesinleşmesinden sonra müştekinin sanık lehine beyanda bulunması </span></strong></em></p>
<p><i><span data-contrast="auto">&#8220;Mezkur ihbarnamede; dosya kapsamına göre, ad geçen sanığın müştekinin eşinin akrabası olduğu ve zaman içinde gelip gittiği, müştekinin evinde bulunan bilgisayarı ve kurusıkı tabancayı izinsiz alıp götürdüğü gerekçesi ile hırsızlık suçundan mahkumiyeti- ne karar verildiği anlaşılmakla, sanığın mahkeme huzurundaki savunmasında, müşteki ve eşinin bilgisayarı kendisine tamir edilmesi için verdiklerini, tabancanın ise bilgisayar çantası içinde</span></i> <i><span data-contrast="auto">unutulmuş olduğunu beyan ettiği, ancak mahkemece bu savunmaya itibar edilmeyerek mahkumiyet hükmü kurulduğu ve kararın Yargıtay&#8217;ca onandığı, daha sonra hükmün infazına başlandıktan sonra müştekinin sanığın savunmasını doğrular nitelikte 9.1.2015 tarihli bir dilekçe verdiği eşinin bilgisayarı kendisinden habersiz sanığa tamir için vermesine kızarak polise hırsızlık ihbanı yaptığını, sanığın hırsızlık yapmadı- ğını, bilgisayarı sanığa eşinin teslim ettiğini beyan ettiği ve sanığın da bu beyana daya- narak yargılamanın yenilenmesi talep ettiği anlaşıldığından, müştekinin yeni beyanları doğrultusunda 5271 s. CMK 311. maddesi kapsamında yapılacak yeni değerlendirme sonucunda ortaya çıkacak delillerin sanık lehine kabule değer olabileceği gözetilerek, itirazın kabulü yerine, yazili şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden, anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu olayda;</span></i><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><i><span data-contrast="auto">Karar ve sonuç: Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay C.Başsavcılığının ilibar yazısı, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görüldüğünden istemin kabulü ile Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesi 13.2.2015-90 değişik iş s. kararın 5271s.CMK 309. maddesi uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 4/a fikra ve bendi uyarınca müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına iadesine.&#8221; </span></i><b><i><span data-contrast="auto">13. CD., 24.11.2015-14588/18472</span></i></b><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p style="text-align: center;" aria-level="2"><span data-ccp-props="{&quot;134245418&quot;:true,&quot;134245529&quot;:true,&quot;335551550&quot;:2,&quot;335551620&quot;:2,&quot;335559738&quot;:160,&quot;335559739&quot;:80}"> </span></p>
<p style="text-align: center;" aria-level="2"><em><strong><span style="font-size: 14pt;">Sonradan ortaya çıkan yeni olaylara dayanılarak yargılamanın yenilenmesi istenebileceği </span></strong></em></p>
<p><i><span data-contrast="auto"> Karar: CMK 309, 310. maddelerde düzenlenen kanun yararına bozma; istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen hüküm ve kararlardaki hukuka aykırılıkların giderilmesi için kural olarak Adalet Bakanı, istisna olarak da Yargıtay C. Başsavcısı tarafından başvurulan olağanüstü bir yasa yoludur. Bu yasa yolunda önemli olan husus, gerek maddi hukuka ve gerekse usul hukukuna ilişkin aykırılıkların karar veya hükümlerin verildiği anda mevcut olmasıdır. Hükümden sonra ortaya çıkan veya hüküm verilinceye kadar mahkemenin bilgisine sunulmayıp, sonradan bildirilen nedenlere dayanılarak yasa yararına bozma istenemez. Bu gibi durumlarda, sonradan ortaya çıkan &#8220;yeni olaylara&#8221; dayanılarak CMK m. 311/1-e uyarınca &#8220;yargılamanın yenilenmesi&#8221; yasa yoluna başvurmak olanağı bulunmaktadır.</span></i><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><i><span data-contrast="auto">İncelenen dava dosyasında; sanık hakkında aynı suçtan dolayı İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesine mükerrer dava açıldığı, davanın mahkumiyet hükmü ile sonuçlanıp kesinleşen ilamın tamamen infaz edildiği olgusu, hükmün kesinleşmesinden sonra infaz aşamasında tespit edildiğinden, yargılama sona erdikten sonra ortaya çıkan ve mahkemesince bilinmeyen bu hususun ilk kez yazılı emir yoluyla incelenmesi olanaksız olup, sonradan ortaya çıkan delillerin değerlendirilmesi için başvurulacak yasal yollar tükenmediğinden, yasa yararına bozma koşulları oluşmamıştır. Kanun yararına bozma isteminin reddine&#8221;</span></i><b><i><span data-contrast="auto"> 11. CD., 11.11.2005-9295/10359</span></i></b><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p style="text-align: center;" aria-level="2"><em><strong><span style="font-size: 14pt;">Farklı görüş içeren bilirkişi raporuna dayanarak yargılamanın yenilenmesi– kesin hükümden dönülmesi </span></strong></em></p>
<p><i><span data-contrast="auto">YCGK 11.3.2014-3/909-121 s. kararında da belirtildiği üzere, hükmün kesinleşmesinden sonra yargılamanın yenilenmesine dayanak olarak ileri sürülen bilirkişi raporu, mahkemenin yargılama sırasında temas ettiği, bilgi sahibi olduğu, incelendiği ve değerlendirmeye tabi tuttuğu bir konuya ilişkin olduğu takdirde sonuca etki yeni bir delil niteliğinde olmayacaktır. ATK Fizik İhtisas Dairesinin hükme esas alınan raporunun sahteliğinin de ileri sürülmemesi karşısında, anılan CGK kararında da değinildiği üzere, kesin hükümden dönülmesini gerektirecek, duruşma açılmasını haklı ve gerekli kılacak ciddiyette yeni delil ve olayların ortaya konulmuş olması halinde, duruşmalı incelemeye yönelmek gerektiği de dikkate alınarak, CMK 314. maddesinde sayılan yargılamanın yenilenmesi koşullarının hiçbiri oluşmadığından, yerel mahkemece, CMK 318. maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule değer olmadığına karar verilmesi gerekirken, istem kabule değer bulunup, duruşma açılmış olması karşısında, bu aşamada, CMK 323/1. maddesi uyarınca önceki hükmün onaylanması gerektiği halde, daha önce üzerinde değerlendirme yapılan parmak izi kanıtı hakkındaki farklı bir raporun hükme esas alınması suretiyle sanığın mahkumiyetine karar verilmesi. </span></i><b><i><span data-contrast="auto">2. CD., 23.6.2014-27509/17702</span></i></b><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span class="TextRun MacChromeBold SCXW144478061 BCX0" lang="TR-TR" xml:lang="TR-TR" data-contrast="auto"><span class="NormalTextRun SCXW144478061 BCX0">Yararlanılan </span><span class="NormalTextRun SCXW144478061 BCX0">Kaynaklar: Günay,</span><span class="NormalTextRun SCXW144478061 BCX0"> Erhan</span> <span class="NormalTextRun SCXW144478061 BCX0">(2025), ‘’Yargılamanın Yenilenmesi (</span><span class="NormalTextRun SCXW144478061 BCX0">C</span><span class="NormalTextRun SCXW144478061 BCX0">eza </span><span class="NormalTextRun SCXW144478061 BCX0">ve Medeni Usul), </span><span class="NormalTextRun SCXW144478061 BCX0">Olağanüstü Kanun Yolları,</span><span class="NormalTextRun SCXW144478061 BCX0"> (5.baskı), </span><span class="NormalTextRun SCXW144478061 BCX0">Seçkin Yay</span><span class="NormalTextRun SCXW144478061 BCX0">ınevi,</span><span class="NormalTextRun SCXW144478061 BCX0"> Ankara </span></span><span class="EOP SCXW144478061 BCX0" data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/ceza-mahkemelerinde-yargilamanin-yenilenmesi/">CEZA MAHKEMELERİNDE YARGILAMANIN YENİLENMESİ </a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/ceza-mahkemelerinde-yargilamanin-yenilenmesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CİNSEL SALDIRI SUÇU</title>
		<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/cinsel-saldiri-sucu/</link>
					<comments>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/cinsel-saldiri-sucu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Mar 2025 23:13:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yildizhukukdanismanlik.com/?p=3817</guid>

					<description><![CDATA[<p>CİNSEL SALDIRI SUÇU NEDİR?   Türk Ceza Kanunu’nun Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar başlıklı altıncı bölümünde, madde 102’de yer alan cinsel saldırı suçu; mağdurun rızası olmaksızın, cinsel arzuları tatmin amacına yönelik davranışlarla kişinin vücut dokunulmazlığının ihlal edilmesidir. Bu suçun temel şeklini oluşturmaktadır.</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/cinsel-saldiri-sucu/">CİNSEL SALDIRI SUÇU</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p aria-level="1"><span style="color: #000000; font-size: 18pt;"><b>CİNSEL SALDIRI SUÇU NEDİR? </b> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><i>Türk Ceza Kanunu’nun Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar</i> başlıklı altıncı bölümünde, madde 102’de yer alan <b>cinsel saldırı suçu;</b> mağdurun rızası olmaksızın, cinsel arzuları tatmin amacına yönelik davranışlarla kişinin vücut dokunulmazlığının ihlal edilmesidir. Bu suçun temel şeklini oluşturmaktadır. (m.102/1)  </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Maddenin devamında suçun daha az cezayı gerektiren sarkıntılık suretinde işlendiği hâli yer almaktadır. Suçun nitelikli hâlini, fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması sureti oluşturmaktadır. (102/2)  <span id="more-3817"></span></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Maddenin kalan 3, 4 ve 5. fıkralarında ise suçu ağırlaştıran nedenler yer alır. </span></p>
<p><span style="color: #000000;" data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b><i>Korunan Hukuki Değer:</i></b> Her bir suç, hukuki bir değer veya menfaatin ihlalidir. Cinsel saldırı suçunda korunan hukuki değer; kişilerin cinsel özgürlüğü ve cinsel dokunulmazlığıdır. </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b><i>Fail:</i></b> Suçun faili erkek olabileceği gibi kadın da olabilmektedir. Farklı cinsten kişiye karşı işlenebileceği gibi aynı cinsten kişiye karşı da işlenebilir.  </span></p>
<p><span style="color: #000000;"> Fail evlilik birliğindeki eşlerden biri de olabilir. Eşler arasında zora dayalı olarak vücuda organ veya sair cisim sokulması biçiminde gerçekleştirilen fiiller başka bir koşul aranmaksızın nitelikli cinsel saldırı suçunu oluşturur. </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b><i>Mağdur: </i></b>18 yaşını tamamlamış olan herkes bu suçun mağduru olabilir. Mağdur 18 yaşından küçük ise çocukların cinsel istismarı söz konusu olur. (m.103) </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b><i>Maddi Unsur:</i></b> Suçun oluşabilmesi için; </span></p>
<ul>
<li data-leveltext="o" data-font="Courier New" data-listid="3" data-list-defn-props="{&quot;335552541&quot;:1,&quot;335559685&quot;:720,&quot;335559991&quot;:360,&quot;469769226&quot;:&quot;Courier New&quot;,&quot;469769242&quot;:[9675],&quot;469777803&quot;:&quot;left&quot;,&quot;469777804&quot;:&quot;o&quot;,&quot;469777815&quot;:&quot;hybridMultilevel&quot;}" aria-setsize="-1" data-aria-posinset="1" data-aria-level="1"><span style="color: #000000;"><b>Cinsel arzuları tatmin amacına yönelik davranışlarla, (Failin şehevi duygularının fiilen tatmininin gerçekleşmesi gerekmez.)</b> </span></li>
</ul>
<ul>
<li data-leveltext="o" data-font="Courier New" data-listid="3" data-list-defn-props="{&quot;335552541&quot;:1,&quot;335559685&quot;:720,&quot;335559991&quot;:360,&quot;469769226&quot;:&quot;Courier New&quot;,&quot;469769242&quot;:[9675],&quot;469777803&quot;:&quot;left&quot;,&quot;469777804&quot;:&quot;o&quot;,&quot;469777815&quot;:&quot;hybridMultilevel&quot;}" aria-setsize="-1" data-aria-posinset="2" data-aria-level="1"><span style="color: #000000;"><b>Kişinin vücut dokunulmazlığının ihlali ile,</b> </span></li>
</ul>
<ul>
<li data-leveltext="o" data-font="Courier New" data-listid="3" data-list-defn-props="{&quot;335552541&quot;:1,&quot;335559685&quot;:720,&quot;335559991&quot;:360,&quot;469769226&quot;:&quot;Courier New&quot;,&quot;469769242&quot;:[9675],&quot;469777803&quot;:&quot;left&quot;,&quot;469777804&quot;:&quot;o&quot;,&quot;469777815&quot;:&quot;hybridMultilevel&quot;}" aria-setsize="-1" data-aria-posinset="3" data-aria-level="1"><span style="color: #000000;"><b>Mağdurun rızası olmaksızın gerçekleşmelidir</b>. </span></li>
</ul>
<p><span style="color: #000000;"><b><i>Manevi Unsur:</i></b> Cinsel saldırı suçunun daha az cezayı gerektiren hali olan sarkıntılık fiili, kasten işlenebilen suçlardandır. Taksirle işlenemez. Cinsel saldırı suçunun olası kastla işlenip işlenemeyeceği hususu da doktrin de tartışmalıdır. </span></p>
<p><span style="color: #000000;" data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p aria-level="1"><span style="color: #000000; font-size: 18pt;"><b>SUÇUN SARKINTILIK DÜZEYİNDE KALAN BASİT HÂLİ VE CEZASI NEDİR?</b> </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Suçun sarkıntılık düzeyini kanun koyucu madde kapsamında tanımlamamaktadır. Ancak Yargıtay’ın kararlarında sarkıntılık düzeyinin ölçütlerine ulaşabilmekteyiz. </span></p>
<ol>
<li><span style="color: #000000;"><b><i>Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 12.1990 tarihli kararında (E. 1990/5-343, K. 1990/361),</i></b> failin cinsel amaç güdüsüyle mağdura yönelik ani, kesintili sözlü ve/veya fiziksel temasının sarkıntılık fiili kapsamında değerlendirilmesi esas alınmıştır.</span></li>
</ol>
<ul>
<li data-leveltext="o" data-font="Courier New" data-listid="1" data-list-defn-props="{&quot;335552541&quot;:1,&quot;335559685&quot;:1440,&quot;335559991&quot;:360,&quot;469769226&quot;:&quot;Courier New&quot;,&quot;469769242&quot;:[9675],&quot;469777803&quot;:&quot;left&quot;,&quot;469777804&quot;:&quot;o&quot;,&quot;469777815&quot;:&quot;hybridMultilevel&quot;}" aria-setsize="-1" data-aria-posinset="1" data-aria-level="2"><span style="color: #000000;"><b>Eylemin ani ve kısa süreli gerçekleşmesi,</b> </span></li>
</ul>
<ul>
<li data-leveltext="o" data-font="Courier New" data-listid="1" data-list-defn-props="{&quot;335552541&quot;:1,&quot;335559685&quot;:1440,&quot;335559991&quot;:360,&quot;469769226&quot;:&quot;Courier New&quot;,&quot;469769242&quot;:[9675],&quot;469777803&quot;:&quot;left&quot;,&quot;469777804&quot;:&quot;o&quot;,&quot;469777815&quot;:&quot;hybridMultilevel&quot;}" aria-setsize="-1" data-aria-posinset="2" data-aria-level="2"><span style="color: #000000;"><b>Failin davranışının mağdura yönelik cinsel dokunuşlar içermesi,</b> </span></li>
</ul>
<ul>
<li data-leveltext="o" data-font="Courier New" data-listid="1" data-list-defn-props="{&quot;335552541&quot;:1,&quot;335559685&quot;:1440,&quot;335559991&quot;:360,&quot;469769226&quot;:&quot;Courier New&quot;,&quot;469769242&quot;:[9675],&quot;469777803&quot;:&quot;left&quot;,&quot;469777804&quot;:&quot;o&quot;,&quot;469777815&quot;:&quot;hybridMultilevel&quot;}" aria-setsize="-1" data-aria-posinset="3" data-aria-level="2"><span style="color: #000000;"><b>Mağdurun beden dokunulmazlığının ihlali.</b> </span></li>
</ul>
<ol start="2">
<li><span style="color: #000000;"><b><i>Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.10.2006 tarihli kararında (E. 2005/5-193, K. 2006/203),</i></b> sarkıntılık fiilinin unsurları detaylı bir biçimde ele alınmıştır. Failin mağdura karşı ani, kısa süreli fiziksel temasları – örneğin rızası olmayan öpme ya da dokunuş girişimleri – sarkıntılık kapsamında değerlendirilmektedir.</span></li>
</ol>
<ul>
<li data-leveltext="o" data-font="Courier New" data-listid="2" data-list-defn-props="{&quot;335552541&quot;:1,&quot;335559685&quot;:1440,&quot;335559991&quot;:360,&quot;469769226&quot;:&quot;Courier New&quot;,&quot;469769242&quot;:[9675],&quot;469777803&quot;:&quot;left&quot;,&quot;469777804&quot;:&quot;o&quot;,&quot;469777815&quot;:&quot;hybridMultilevel&quot;}" aria-setsize="-1" data-aria-posinset="1" data-aria-level="2"><span style="color: #000000;"><b>Eylemin ani ve kesintili doğası,</b> </span></li>
</ul>
<ul>
<li data-leveltext="o" data-font="Courier New" data-listid="2" data-list-defn-props="{&quot;335552541&quot;:1,&quot;335559685&quot;:1440,&quot;335559991&quot;:360,&quot;469769226&quot;:&quot;Courier New&quot;,&quot;469769242&quot;:[9675],&quot;469777803&quot;:&quot;left&quot;,&quot;469777804&quot;:&quot;o&quot;,&quot;469777815&quot;:&quot;hybridMultilevel&quot;}" aria-setsize="-1" data-aria-posinset="2" data-aria-level="2"><span style="color: #000000;"><b>Fiziksel temasın kısa süreli gerçekleşmesi,</b> </span></li>
</ul>
<ul>
<li data-leveltext="o" data-font="Courier New" data-listid="2" data-list-defn-props="{&quot;335552541&quot;:1,&quot;335559685&quot;:1440,&quot;335559991&quot;:360,&quot;469769226&quot;:&quot;Courier New&quot;,&quot;469769242&quot;:[9675],&quot;469777803&quot;:&quot;left&quot;,&quot;469777804&quot;:&quot;o&quot;,&quot;469777815&quot;:&quot;hybridMultilevel&quot;}" aria-setsize="-1" data-aria-posinset="3" data-aria-level="2"><span style="color: #000000;"><b>Cinsel amaçlı dokunuşların mağdurun rızası olmaksızın yapılması.</b> </span></li>
</ul>
<p><span style="color: #000000;" data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;335559685&quot;:1440,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0}"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b>Basit cinsel saldırının oluşması için,</b> mağdurun <b>rıza</b>sının hiçbir şekilde var olmaması gereklidir. Aynı zamanda failin eylemlerinin <b>cinsel tatmin amacı</b>yla ve mağdurun vücuduna yönelik bir <b>temas</b> ile gerçekleştiriyor olması, bu temasın vücuda organ veya sair bir cisim sokulmamak suretiyle gerçekleşmesi gerekmektedir. Son koşulun varlığı suçun nitelikli hâlini oluşturmaktadır. </span></p>
<ul>
<li data-leveltext="" data-font="Symbol" data-listid="12" data-list-defn-props="{&quot;335552541&quot;:1,&quot;335559685&quot;:1428,&quot;335559991&quot;:360,&quot;469769226&quot;:&quot;Symbol&quot;,&quot;469769242&quot;:[8226],&quot;469777803&quot;:&quot;left&quot;,&quot;469777804&quot;:&quot;&quot;,&quot;469777815&quot;:&quot;hybridMultilevel&quot;}" aria-setsize="-1" data-aria-posinset="1" data-aria-level="1"><span style="color: #000000;"><b>Rıza mevcut olmayacak</b> </span></li>
</ul>
<ul>
<li data-leveltext="" data-font="Symbol" data-listid="12" data-list-defn-props="{&quot;335552541&quot;:1,&quot;335559685&quot;:1428,&quot;335559991&quot;:360,&quot;469769226&quot;:&quot;Symbol&quot;,&quot;469769242&quot;:[8226],&quot;469777803&quot;:&quot;left&quot;,&quot;469777804&quot;:&quot;&quot;,&quot;469777815&quot;:&quot;hybridMultilevel&quot;}" aria-setsize="-1" data-aria-posinset="2" data-aria-level="1"><span style="color: #000000;"><b>Eylemin amacı cinsel duyguların tatmini</b> </span></li>
</ul>
<ul>
<li data-leveltext="" data-font="Symbol" data-listid="12" data-list-defn-props="{&quot;335552541&quot;:1,&quot;335559685&quot;:1428,&quot;335559991&quot;:360,&quot;469769226&quot;:&quot;Symbol&quot;,&quot;469769242&quot;:[8226],&quot;469777803&quot;:&quot;left&quot;,&quot;469777804&quot;:&quot;&quot;,&quot;469777815&quot;:&quot;hybridMultilevel&quot;}" aria-setsize="-1" data-aria-posinset="3" data-aria-level="1"><span style="color: #000000;"><b>Vücut dokunulmazlığının ihlâli</b> </span></li>
</ul>
<p><span style="color: #000000;">Bu suçun oluşmasında koşul olan vücut dokunulmazlığının ihlâli, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır <i>(TCK m. 102/1).</i> </span></p>
<p><span style="color: #000000;" data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;335559685&quot;:1440,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0}"> </span></p>
<p aria-level="1"><span style="color: #000000; font-size: 18pt;"><b>CİNSEL SALDIRI SUÇUNUN NİTELİKLİ HÂLLERİ VE CEZALARI NEDİR?</b> </span></p>
<ul>
<li data-leveltext="-" data-font="Aptos" data-listid="9" data-list-defn-props="{&quot;335552541&quot;:1,&quot;335559685&quot;:720,&quot;335559991&quot;:360,&quot;469769226&quot;:&quot;Aptos&quot;,&quot;469769242&quot;:[8226],&quot;469777803&quot;:&quot;left&quot;,&quot;469777804&quot;:&quot;-&quot;,&quot;469777815&quot;:&quot;hybridMultilevel&quot;}" aria-setsize="-1" data-aria-posinset="1" data-aria-level="1"><span style="color: #000000; font-size: 14pt;"><b>Cinsel Saldırı Suçunun Nitelikli Hâli̇- Tecavüz</b> </span></li>
</ul>
<p><span style="color: #000000;"><i>TCK m.102/2 (2) Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır.</i> </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Görüldüğü gibi tecavüzün oluşması için bedensel temas, <b>vücuda organ veya sair bir cismin sokulması</b> sureti ile işlenmesi şarttır. <b>Yani kişinin vücut dokunulmazlığına bir ihlal gerekmektedir</b>. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Failin mağdura yönelik vücut dokunulmazlığını ihlal etmeden gerçekleştirdiği söz ve davranışlar cinsel taciz suçunu oluşturur <i>(TCK m.105).</i> </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Mağdurun kendi vücudu üzerinde yaptığı davranışlar cinsel saldırı olarak değerlendirilmez. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Suça yapılacak olan müeyyide <b>12 yıldan az olmamak üzere hapis cezasıdır.</b> Eşe karşı yapılan cinsel saldırının nitelikli halinde ise şikâyete bağlı olmak kaydıyla 12 yıldan az olmamak üzere hapis cezasıdır. </span></p>
<p><span style="color: #000000;" data-ccp-props="{}"> </span></p>
<ul>
<li aria-level="1"><span style="color: #000000; font-size: 14pt;"><b>Cinsel Saldırı Suçunun Daha Fazla Ceza Gerektiren Hâlleri </b> </span></li>
</ul>
<p><span style="color: #000000;"><i>TCK m.102/3 Suçun; </i> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><i>a) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,</i></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><i>b) Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, </i></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><i>c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından,</i></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><i>d) Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte, </i></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><i>e) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilen cezalar yarı oranında artırılır.</i></span></p>
<p><span style="color: #000000;">TCK m.102/3-a-b-c-d-e şeklinde işlenen cinsel saldırı suçlarında <b>verilen cezalar yarı oranında artırılmaktadır</b>. </span></p>
<p><span style="color: #000000;" data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<ul>
<li aria-level="1"><span style="color: #000000; font-size: 14pt;"><b>Cinsel Saldırı Suçunun Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Hâlleri</b> </span></li>
</ul>
<p><span style="color: #000000;"><i>(4) Cinsel saldırı için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. </i> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><i>(5) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.</i> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b>Neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç</b>, TCK dahilinde suç teşkil eden bir fiilin kastedilenden daha ağır veya başka bir netice meydana getirmesiyle oluşur <i>(TCK m.23).</i> </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçun <i>m.102/4 </i>unsurlarının oluşması için, kasten işlenmeye başlanmış fiilin kastedilenden daha ağır veya istenen neticeden farklı bir oluşuma yol açması, bu fiil ve sonuç arasında illiyet bağının olması ve failin bu oluşan netice bakımından en azından taksirle hareket etmiş olması gerekir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;"> Failin kusuru yok ise cezai sorumluluğunun da mevcut olduğu söylenemeyecektir. Failin nsa bakımından en azından taksiri bile mevcut değilse suçun ancak temel şeklinden sorumluluğuna gidilecektir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;"> <i>TCK m.102/5</i>, mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü halinde <b>ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası</b> öngörülmüştür. </span></p>
<p><span style="color: #000000;" data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p aria-level="1"><span style="color: #000000;"><b> <span style="font-size: 18pt;">ŞİKÂYET- UZLAŞMA- HAGB- ADLİ PARA CEZASI- DAVA ZAMANAŞIMI</span></b><span style="font-size: 18pt;"> </span></span></p>
<p aria-level="1"><span style="color: #000000; font-size: 14pt;"><b>-ŞİKÂYET</b> </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Cinsel saldırı suçunun <i>TCK m.102/1’de</i> düzenlenen temel şekli, <i>sarkıntılık suçu</i> veya eşe karşı işlenen nitelikli cinsel saldırı (tecavüz suçu) şikâyete tabi suçlar arasında yer almaktadır. Mağdur, şikâyet hakkını suçun işlenmesinden itibaren <b>6 ay içinde </b>kullanmalıdır. Şikâyetten vazgeçme, soruşturma veya ceza davası açıldıktan sonra kovuşturma aşamasında mümkündür. Mağdurun şikâyetten vazgeçmesi halinde soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilir.  </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Mağdur aynı olayla ilgili bir daha şikâyet hakkını kullanamaz. Ceza davasının açıldığı aşama olan kovuşturma aşamasında şikâyetten vazgeçme halinde mahkeme davanın düşmesi kararı verir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>TCK m.102/2’de</em> düzenlenen tecavüz suçu kural olarak şikâyete bağlı değildir, istisnasını suçun eşe karşı ilenmesi hâli oluşmaktadır. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">TCK’nın 102/3. maddesinde düzenlenen daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hallerin varlığı durumunda suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete tabi olmayıp resen yapılacaktır. </span></p>
<p><span style="color: #000000;" data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p aria-level="1"><span style="color: #000000;"><span style="font-size: 14pt;"><b>-UZLAŞMA</b></span> </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Uzlaşma, <em>CMK 253.</em> maddesi ve devamında yer alan uzlaşma hükümleri uzlaşma kapsamında olan bir suçun işlenmesiyle, şüpheli veya sanık ile mağdur veya suçtan zarar görenin uzlaştırma süreci sonunda anlaşmalarının sağlanması ya da anlaşmalarına dair yapılan işlemleri ifade eden bir ceza muhakemesi kurumudur. Şartların varlığı hâlinde ve kural olarak soruşturma evresinde uygulanır. </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>06.12.2006 tarihli 5560 sayılı Kanun’a</em> kadar cinsel saldırı suçunun basit hâli için uzlaşma mümkünken <em>CMK m.253 ve 5560 sayılı Kanun m.24</em> gereğince <b>cinsel saldırı suçunun hiçbir hâli için uzlaştırma müessesi uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır.</b> </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p aria-level="1"><span style="color: #000000; font-size: 14pt;"><b>-DAVA ZAMANAŞIMI</b> </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu suçlarda dava zamanaşımı süreleri <i>TCK 102/5</i> kapsamındaki fiillerin işlendiği halde <i>TCK 66/1-a </i>bendi uyarınca <b>otuz yıl,</b> <i>TCK 102/1 ve 2.</i> kapsamındaki fiillerin işlendiği veya bunlara ilaveten 102/3. fıkradaki nitelikli hallerin bulunduğu durumlarda ise <i>TCK 66/1-d</i> bendi gereğince<b> on beş</b> yıldır. </span></p>
<p><span style="color: #000000;" data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p aria-level="1"><span style="color: #000000; font-size: 14pt;"><b>&#8211;</b><b>HAGB (HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI)</b> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b>Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, </b>sanık hakkında hükmolunan cezanın denetim süresi boyunca sonuç doğurmamasına, denetim süresinin kasıtlı bir suç işlenmeden ve denetim hükümleri ihlal edilmeden geçirilmesinin ardından da ceza hükmünün tamamen ortadan kalkmasına olanak sağlayan bir hukuki müessesedir.  </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yani hakkında Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararı verilen şahıs, söz konusu hükmün açıklanmadığı halde cezaevine girmeyecek tutuklanmayacak veya adli para cezası ödemeyecektir. Denetim süresi yetişkinlerde 5 yıl, suça sürüklenen çocuklarda 3 yıldır. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu kararın uygulanabilir olması için birtakım şartlar mevcuttur. Bu şartlardan biri de mahkeme yargılaması neticesinde hükmedilen cezanın hapis cezasının 2 yıl veya daha az süreli olmasıdır.  </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b>Bu değerlendirme kapsamında cinsel saldırı suçunun sarkıntılık hali dışındaki halleri için hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi mümkün değildir. </b> </span></p>
<p><span style="color: #000000;" data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p aria-level="1"><span style="color: #000000; font-size: 14pt;"><b>&#8211;</b><b>ADLİ PARA CEZASI</b> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b>Adli para cezası</b>, bir suçun cezası olarak mahkemece belirlenen gün sayısı kadar hesaplanan bir meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesini gerektiren bir ceza yaptırımıdır <i>(TCK m.52/1). </i> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b> Cinsel saldırı suçunun müeyyidesi, ceza miktarı bakımından adli para cezasına çevrilmeye uygun değildir</b>.  </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu suçta yalnızca sarkıntılık düzeyinde kalmış olan halinin 15 yaşından küçük çocuklar tarafından işlenmesi durumunda hapis cezasının adli paraya çevrilme şartına uyması nedeniyle bu durum uygulanabilmektedir.  </span></p>
<p><span style="color: #000000;" data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p aria-level="1"><span style="color: #000000; font-size: 18pt;"><b>GÖREVLİ MAHKEME NERESİDİR?</b> </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Sarkıntılık suçu ve basit cinsel saldırı suçları takibi şikâyete bağlı suçlardandır. Bu suçlar hakkında yargılama yapma görevi, <b>Asliye Ceza Mahkemesi</b> tarafından yerine getirilir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu suçlar dışında TCK m.102’de yer alan tüm cinsel suçlarla ilgili yargılama yapma görevi ise <b>Ağır Ceza Mahkemesi</b> tarafından yerine getirilir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;" data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p aria-level="1"><span style="color: #000000; font-size: 18pt;"><b>SUÇUN ÖZEL GÖRÜNÜŞ BİÇİMLERİ NELERDİR?</b> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-size: 14pt;"><b><i>Suça Teşebbüs:</i></b> </span>İcra hareketleri kısımlara ayrılabileceğinden bu suça gerek temel şekline gerekse nitelikli hâline teşebbüs mümkündür. Kişi, bu suça elverişli hareketlerle doğrudan icraya başlayıp elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise fail teşebbüs bakımından sorumlu olacaktır. (TCK m.35/1)  </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Suça teşebbüste fail, suçu tamamlamak amacıyla hareket etmesine karşın, elinde olmayan nedenlerden dolayı fiilini gerçekleştirememekte, bu durumda kişiye tamamlanmış suça oranla daha az ceza verilmektedir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Suçun nitelikli hâli ile işlenmesi durumunda da failin kastının vücuda organ veya cisim sokmaya yönelik olması ancak elinde olmayan nedenlerle fiili tamamlayamaması gerekir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b>Failin iktidarsızlığı</b> nedeniyle suç gerçekleşmemiş ise TCK m.102/2 gereği teşebbüs uygulanır. </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-size: 14pt;"><b><i>Suça İştirak:</i></b></span> Bu suça yönelik sarkıntılık fiili yönünden herhangi bir özel iştirak hükmü kanun koyucu tarafından öngörülmemiştir. Bu nedenle genel hükümlere göre değerlendirme yapılmalıdır. Suça azmettiren ya da yardım eden olarak katılmak mümkün olup müşterek faillik nitelikli hâl sayılmaktadır. </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-size: 14pt;"><b><i>Suçların İçtimaı:</i></b> </span>Cinsel saldırı suçunda <b>cebir ve tehdit suçun araçları </b>olduğundan bileşik suç söz konusudur yani ayrıca cebir veya tehdit suçlarından dolayı faile ceza verilmez. Bundan dolayı ceza, <b>tek bir suç bağlamında</b> ele alınır.  </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bununla birlikte 6545 sayılı Kanun&#8217;la değişen m.<b><i> 102/4</i></b><b> göre </b>&#8220;Cinsel saldırı için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması halinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır&#8221;, <b>fail hem cinsel saldırı hem de kasten yaralama suçlarından</b> ötürü sorumlu tutulacaktır. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Cinsel saldırı suçunu işleyen failde ayrıca <b>eziyet etme kastı da</b> varsa, cinsel saldırı ve eziyet suçu <i>(TCK m.96)</i> bakımından<b> fikri içtima</b> hükümleri uygulanır. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Failin <b>konut dokunulmazlığının ihlâli</b>ni gerçekleştirmek suretiyle <i>(TCK m.116) </i>ve cinsel amaçla <b>hürriyetinden yoksun bıraktığı</b> mağdur üzerinde <i>(TCK m.109)</i>, cinsel saldırı işlemesi halinde <b>gerçek içtima </b>kuralları uygulanır. </span></p>
<p><span style="color: #000000;" data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559740&quot;:276}"> </span></p>
<p aria-level="1"><span style="color: #000000; font-size: 18pt;"><b>GÖNÜLLÜ VAZGEÇME VE ETKİN PİŞMANLIK </b> </span></p>
<p aria-level="1"><span style="color: #000000; font-size: 14pt;"><b>GÖNÜLLÜ VAZGEÇME</b> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b>Gönüllü vazgeçme,</b> suçu işlemek için icra hareketlerine başladığı halde failin icra hareketlerinin kalan kısmını gerçekleştirmekten gönüllü olarak vazgeçmesi ya da icra faaliyetleri tamamlanmış ise suçun tamamlanmasını veya neticenin gerçekleşmesini kendi gayreti ile önlemesidir. <i>(TCK m.36)</i> </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Gönüllü vazgeçme hâlinde kişiye ceza verilmemekte, ancak o ana kadar yapılan hareketler ayrıca bir suç oluşturuyorsa sadece o suçtan sorumlu tutulmaktadır. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">TCK m.102/2 bakımından <b>gönüllü vazgeçme</b> söz konusu olduğunda faili o ana kadar gerçekleştirdiği hareketlerin vücut dokunulmazlığının ihlali niteliğini taşıyıp taşımamasına göre cinsel taciz (TCK m.105) ya da cinsel saldırının (TCK m.102/1) temel biçiminden cezalandırmaya gidilir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b>Gönüllü Vazgeçme ve Teşebbüs Arasındaki Fark</b> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b>Teşebbüs,</b> suçun tamamlanması veya neticenin gerçekleşmesinin failin elinde olmayan nedenlerle meydana gelmemesi olarak tanımlanmışken, <b>gönüllü vazgeçme</b>de failin iradi hareketi veya çabası ile icra hareketlerinin terk edilmesi ya da suçun tamamlanmasının önlenmesi söz konusudur. </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b>Örneğin;</b> <b>Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2015/5119 E., 2019/2550 K. </b><i>Mağdurenin aşamalardaki beyanları, savunma ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında sanığın, olay tarihinde evde başka bir kişi bulunmadığı sırada başladığı icrai hareketlerini sonuna kadar götürebilme imkânı bulunduğu halde mağdurenin etkin olmayan direnişi dışında ciddi bir engel neden olmaksızın eylemine kendiliğinden son verdiğinin anlaşılması karşısında, hakkında 5237 sayılı </i><b><i>TCK&#8217;nın 36. maddesinde yer alan gönüllü vazgeçme hükmü gözetilerek nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüsten ceza verilemeyeceği, ancak o ana kadar gerçekleşen eylemlerin aynı Kanunun 102/1. maddesinde düzenlenen basit cinsel saldırı suçunu oluşturduğu dikkate alınarak </i></b><i>bu suç ile konut dokunulmazlığının ihlali suçlarının şikayet üzerine takip edilen suçlardan olup hükümlerden sonra temyiz aşamasında müştekilerin verdikleri dilekçelerle mevcut şikâyetlerinden vazgeçmeleri karşısında, 5237 sayılı TCK&#8217;nun 73/6. maddesi gereğince sanıktan şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorulup sonucuna göre hüküm kurulması lüzumu,</i></span><br />
<span style="color: #000000;"><i>Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafisi ile O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMK&#8217;nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 11.02.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</i> </span></p>
<p aria-level="1"><span style="color: #000000; font-size: 14pt;"><b>ETKİN PİŞMANLIK</b> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b>Etkin pişmanlık</b>, bir suçun tamamlanmasından sonraki pişmanlığı düzenlemekte ve tamamlanan bir suçun yol açtığı zararın giderilmesi, eski hâle getirilmesi ya da malın iadesini kapsamaktadır. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Etkin pişmanlık hallerinin hangi suçlarda uygulanacağı kanunda açıkça belirtilmiştir.  </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Cinsel saldırı suçlarında korunan hukuki yarar cinsel dokunulmazlık ve vücut bütünlüğü olması nedeniyle <b>etkin pişmanlık</b> <b>hükmünün uygulanma imkânı bulunmamaktadır.</b> </span></p>
<p aria-level="1"><span style="color: #000000;" data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p aria-level="1"><span style="color: #000000;"><span style="font-size: 18pt;"><b>EMSAL YARGITAY KARARLARI</b></span> </span></p>
<p aria-level="1"><span style="color: #000000;" data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p aria-level="1"><span style="color: #000000; font-size: 14pt;"><b>Sarkıntılık Suretiyle İşlenen Cinsel Saldırı Suçu</b> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b>1- </b><b>Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2024/2890 E., 2024/10226 K. </b>Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesi&#8217;nin, 13.02.2015 tarihli ve 2014/364 Esas, 2015/42 Karar sayılı kararı ile, servis şoförü olan sanığın, eliyle katılan mağdurenin bacak ve bacak aralarına dokunduğu şeklinde kabul edilen olayda, dosya içerisindeki mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde, Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesince sanık hakkında cinsel saldırı suçundan mahkumiyetine dair kararın, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin 06.04.2023 tarihli ve 2021/6513 Esas, 2023/2095 Karar sayılı kararı ile sanığın eyleminin sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçunu oluşturduğu ve 5237 sayılı Tük Ceza Kanun&#8217;un (5237 sayılı Kanun) 103/3.b maddesinin tatbikinin hatalı olduğu nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">2. Dairemiz bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesi, sanık hakkında sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;" data-ccp-props="{&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6}"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b>2- </b><b>Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2024/264 E., 2024/9961 K.</b> Sanık hakkında cinsel saldırı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda Keşan 3. Asliye Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın, işe gitmekte olan katılana sokakta cinsel organını göstererek koluna dokunduğu şeklinde kabul edilen olayda, sanığın sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;" data-ccp-props="{&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6}"> </span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt;"><b>Nitelikli</b><b> C</b><b>insel</b><b> S</b><b>aldırıya</b><b> T</b><b>eşebbüs </b> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b>1-</b> (sanığın fiilinin basit cinsel saldırı suçunu mu, yoksa nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüsü mü oluşturacağının belirlenmesi- elverişli hareketlerle suçun doğrudan doğruya icrasına başlama şartı)  </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b>Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2022/406 E., 2024/113 K. </b>Sanığın olay günü kızı &#8230;&#8217;nin evinde kahvaltı yaptıktan sonra alt katta oturan katılanın evine giderek kapısını çaldığı, kapıya çıkan katılanın kolunu tutarak içeriye girip çay istediği, mutfağa çay doldurmaya giden katılana arkasından sarılarak; &#8220;Rüyama giriyorsun, bir kere benimle yat!&#8221; dediği, yatak odasına götürdüğü katılanı yatağın üzerine yatırmaya çalıştığı ve eliyle bacaklarına dokunduğu, bluzunu ve şalvarını indirmeye çalıştığı, katılanın bağırıp direnerek engel olmaya çalıştığı sırada sesleri duyan tanık &#8230;&#8217;nin kapıya gelerek zile bastığı ve kapıya vurduğu, sanığın katılanı bırakarak kapıyı açtığı ve tanığın eve girerek holde yerde oturmuş ağlamakta olan katılanın başında örtüsünün olmadığını, şalvarının da kasık bölgesine kadar indiğini gördüğü kabul edilen olayda;</span><br />
<span style="color: #000000;">TCK&#8217;nın 36. maddesinde yer alan <b>gönüllü vazgeçme </b>kurumunun varlığının tespiti bakımından öncelikle sanığın kasıtlı bir suçun işlenmesine yönelik olarak icra hareketlerine başlamasının ve suçun icra hareketlerini isteyerek terk etmesinin gerekli olması göz önünde bulundurulduğunda; somut olayda sanığın kızı olan tanığın da evde olduğunu bildiği hâlde gündüz vakti alt katta bulunan katılanın evinde olayı gerçekleştirmesi karşısında olay yerinin özellikleri, sanığın katılana arkasından sarılarak söylediği; &#8220;Rüyama giriyorsun, bir kere benimle yat!&#8221; şeklindeki sözleri ve bu sözleri destekler mahiyette katılanı zorla yatak odasına götürüp yatağın üstüne atmaya ve bluzunu çıkartmaya çalışmak, bacaklarını elleyip şalvarını indirmek şeklindeki dış dünyaya yansıyan ve katılanın direnerek bağırması ile tanığın kapıyı ısrarlı şekilde çalması üzerine sonlandırdığı aşamaya kadar devam eden eylemlerinin vücuda organ veya sair bir cisim sokmaya yönelik olmadığı, bu bağlamda sanığın nitelikli cinsel saldırı suçuna (vücuda organ veya sair cisim sokmaya) yönelen icrai bir hareketinin bulunmadığı, sanığın kastına ilişkin aksine bir kabulün, şüphenin aleyhine değerlendirilerek cezalandırılması anlamına geleceği, dolayısıyla kastının basit cinsel saldırı suçuna yönelik olduğu, bununla birlikte eylemine kendiliğinden son vermemesi nedeniyle TCK&#8217;nın 36. maddesinde yer alan gönüllü vazgeçme hükmünün itiraza konu olayda uygulanma olanağının bulunmadığı, katılanın bağırması ve tanığın kapıyı ısrarlı şekilde çalması üzerine sanığın kast edip tamamlamış olduğu<b> basit cinsel saldırı eylemine son verdiği</b> anlaşıldığından, eyleminin bir bütün hâlinde basit cinsel saldırı suçunu oluşturduğunun kabulü gerekmektedir.</span><br />
<span style="color: #000000;">Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan üç Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanığın katılana yönelik <b>eyleminin teşebbüs aşamasında kalan nitelikli cinsel saldırı suçunu </b>oluşturması nedeniyle itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b>                       </b> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b>2- </b><b>Yargıtay </b><b>9. Ceza Dairesi 2021/3540 E., 2022/5230 K. </b>sanığın, olay tarihinde evde başka bir kişi bulunmadığı sırada başladığı icrai hareketlerini sonuna kadar götürebilme imkânı bulunduğu halde mağdurenin aşılabilir direnişi dışında ciddi bir engel neden olmaksızın ve müştekinin soruşturma aşamasındaki beyanına göre “Sadece yüzeysel olarak boşalacağım” şeklinde beyanda bulunmak suretiyle eylemine kendiliğinden son verdiğinin anlaşılması karşısında, hakkında 5237 sayılı TCK&#8217;nın 36. maddesinde yer alan gönüllü vazgeçme hükmü gözetilerek nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüsten ceza verilemeyeceği, ancak o ana kadar gerçekleşen eylemlerin aynı Kanunun 102/1. maddesinde düzenlenen basit cinsel saldırı suçunu oluşturduğu dikkate alınarak bu suçun şikayet üzerine takip edilen suçlardan olup müştekinin 25.11.2014 tarihli celsede mevcut şikâyetinden vazgeçmesi karşısında, 5237 sayılı TCK&#8217;nın 73/6. maddesi gereğince sanıktan şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorulup sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, <b>nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüsten mahkumiyet kararı verilmesi</b>,</span><br />
<span style="color: #000000;">Kanuna aykırı, sanık müdafisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK&#8217;nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01.06.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. </span></p>
<p><span style="color: #000000;" data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-size: 14pt;"><b>Cinsel Saldırı Suçunda Gönüllü Vazgeçme </b></span> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b>Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/11111 E., 2022/9628 K. </b>Mağdurenin aşamalardaki beyanları, savunma ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında sanığın, olay tarihinde gecenin geç vaktinde tenha bir mahalde başladığı icrai hareketlerini sonuna kadar götürebilme imkânı bulunduğu halde mağdurenin aşılabilir direnişi dışında ciddi bir engel neden olmaksızın eylemine kendiliğinden son verdiğinin anlaşılması karşısında, hakkında 5237 sayılı TCK&#8217;nın 36. maddesinde yer alan gönüllü vazgeçme hükmü gözetilerek nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüsten ceza verilemeyeceği, ancak o ana kadar gerçekleşen eylemlerin aynı Kanunun 102/1. maddesinde düzenlenen cinsel saldırı suçunu oluşturduğu dikkate alınarak bu suçun şikayet üzerine takip edilen suçlardan olup müştekinin hazırlık tahkikatı sürecinde sunduğu yazılı dilekçesi ile 28.09.2006 tarihli celsede alınan beyanında mevcut şikâyetinden vazgeçmesi karşısında, 5237 sayılı TCK&#8217;nın 73/6. maddesi gereğince sanıktan şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorulup sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüsten mahkumiyet kararı verilmesi,</span><br />
<span style="color: #000000;">Kanuna aykırı, sanık müdafisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK&#8217;nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 27.10.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. </span></p>
<p><span style="color: #000000;" data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt;"><b>Beden veya Ruh Sağlığını Bozacak Şekilde Nitelikli Cinsel Saldırı</b> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b>1- Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2014/790 E., 2015/11926 K. </b>Oluş ve mahkemenin kabulüne göre, sanığın, evlerinde misafir olarak kalan mağdureye, basit cinsel saldırı niteliğinde davranışlarda bulunarak, kendisiyle cinsel ilişkiye girmek istediğini beyan etmesi ve son olarak olay günüde eşinin evde bulunmamasından yararlanarak kanepede uzanan mağdurenin üzerine abanıp onu yatak odasına çekerek zorla cinsel ilişkiye kalkışmasına rağmen mağdurenin etkin direnci nedeniyle kastettiği eylemini tamamlayamaması karşısında, mevcut haliyle eylemin basit cinsel saldırı olduğuna ilişkin görüş beyan ederek bu yönde bozma isteyen tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.</span><br />
<span style="color: #000000;">Delillerle iddia ve savunma; duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiillerin eleştiri dışında unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatları yapılmış bulunduğundan, sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 21.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. </span></p>
<p><span style="color: #000000;" data-ccp-props="{}"> </span><span style="color: #000000;" data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b>2- Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2016/3921 E., 2020/2338 K. </b>Dosya içeriğine göre olayda, sanığın kastının organ sokmaya yönelik olduğuna dair sözlü veya fiili bir davranışının bulunmaması karşısında mevcut haliyle eylemin cinsel saldırı suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüsten hüküm kurulması, Kanuna aykırı, sanık müdafisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK&#8217;nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 01.06.2020 tarihinde üye &#8230;&#8217;in karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b>KARŞI OY</b> </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Mağdurenin aşamalardaki samimi ifadeleri, olayın intikal şekli ve zamanı, olay nedeniyle ruh sağlığının etkilendiğine dair İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunca düzenlenen rapor, bir kısım tanık beyanları ile tüm dosya içeriği nazara alındığında sanığın eyleminin nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüs kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki kayden 22.01.1945 doğumlu olup suç tarihinde 63 yaşında bulunan mağdurenin uzaktan akrabası olan aynı yaştaki sanığın, suç tarihinden önce hastane işlemleri için mağdurenin eşinin bir müddet köyden ayrılacağını öğrenince olay gecesi giriş katı ahır olan binanın üst katındaki evinde yalnız kalan mağdurenin bulunduğu yere geldiği ve camdan geçen silüeti görüp eşinin geldiğini zannederek kapıyı açan mağdurenin kendisini görünce duraksayıp neden geldiğini sorması üzerine “sana geldim” diyerek mağdureye saldırıp kucaklayarak içeriye çekmek istediği, taraflar arasında yaşanan arbede sırasında sanığa direnip, bağırarak çevreden yardım isteyen mağdurenin yeleğinin üst düğmelerinin koptuğu, bu şekilde cinsel ilişkiye girmek istediği mağdurenin direncini kırarak zorla eve sokmaya çalışan sanığın, elinden kurtulmayı başaran mağdurenin duvar boyunca uzanan asmaya tutunarak aşağı atlaması üzerine olay yerinden ayrılmak zorunda kaldığı dosya kapsamıyla sübut bulmuştur. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Soruşturma evresinde dinlenen tanık Veli’nin, mağdureyi doğrular şekilde olay gecesi evinin bahçesindeki tuvalete çıktığında bir iki dakika süreyle bağıran kadın sesi duyduğunu belirtmesi, 6. ihtisas kurulu raporunca hazırlanan raporda yaşanan hadiseden dolayı mağdurede kısmen remisyonda travma sonrası stres bozukluğu geliştiği tespit edilip, bu durumun ruh sağlığını etkilemekle birlikte bozacak mahiyet ve derecede bulunmadığı yönünde bilgi verilmesi ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, mahkemece sanığın nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüsten mahkumiyetine dair verilen kararın oluş ile dosya kapsamına uygun bulunduğu gözetilerek onanması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile eylemin cinsel saldırı düzeyinde kaldığı gerekçesiyle hükmün bozulması gerektiği yönünde oluşan sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;" data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;" data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt;"><b>Eşe Karşı İşlenen Cinsel Saldırı Suçu</b> </span></p>
<ol>
<li data-leveltext="%1-" data-font="Times New Roman" data-listid="16" data-list-defn-props="{&quot;335552541&quot;:0,&quot;335559685&quot;:720,&quot;335559991&quot;:360,&quot;469769242&quot;:[65533,0],&quot;469777803&quot;:&quot;left&quot;,&quot;469777804&quot;:&quot;%1-&quot;,&quot;469777815&quot;:&quot;hybridMultilevel&quot;}" aria-setsize="-1" data-aria-posinset="1" data-aria-level="1"><span style="color: #000000;"><b>Basit Cinsel Saldırının Eşe Karşı İşlenmesi (suç oluşturmaz)</b> </span></li>
</ol>
<p><span style="color: #000000;"><b>Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2012/4276 E., 2014/1689 K.</b> Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:</span><br />
<span style="color: #000000;" data-contrast="auto">Eşe karşı işlenen cinsel suçlarda cinsel saldırının sadece nitelikli halinin TCK.nın 102/2. maddesinin ikinci cümlesinde şikâyete tâbi suç olarak düzenlenmesi, cinsel saldırı suçunun basit halinin eşe karşı işlenmesinin ise suç olarak düzenlenmemesi karşısında, olay tarihinde mağdure ile resmi evli olan sanığın eşinin rızası hilafına onu kendisine doğru çekerek sarılıp öpmesi şeklindeki eyleminin TCK.nın 102/1. maddesindeki suçu oluşturmadığı gözetilmeden sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi,</span><br />
<span style="color: #000000;">Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b>2-Nitelikli Cinsel Saldırının Eşe Karşı İşlenmesi </b> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b>Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.03.2022 tarihli ve 2021/371 Esas, 2022/57 Karar sayılı olay; </b>İlk derece mahkemesi gerekçesinde; &#8221;Sanık &#8230; *** ile katılan &#8230; ***&#8217;in resmi nikahlı olarak evli oldukları ve bu evliliklerinden müşterek çocukları bulunduğu, olay öncesinde sanık hakkında evden uzaklaştırma kararı bulunduğu, olay günü olan 22/09/2021 tarihinde müşterek çocukların ihtiyaçları için katılanın sanıktan bir kısım malzemeler istediği ve sanığın da saat 15.00 sıralarında söz konusu malzemeleri eve getirdiği ve evin içerisine girerek çocukları ile ilgilenmeye başladığı, bir süre sonra sanığın televizyon izlemekte olan katılanın yanına giderek katılana &#8221; bayılacaksın &#8221; dediği ve ense kısmına 3-4 kez yumruk attığı, katılanın evin dışına çıkmak istediği ancak dış kapının kilitli olması nedeniyle evin dışına çıkamadığı, sonrasında sanığın katılanı yatak odasına götürdüğü ve burada rızası dışında katılanı yatağa yatırıp ellerinden tutarak organ sokmak suretiyle katılana cinsel saldırıda bulunduğu, katılanın çocuğunu arkadaşına bıraktıktan sonra polis merkezine giderek sanıktan şikayetçi olduğu, katılan hakkında düzenlenen adli raporlarda vücudunda beyanları ile uyumlu lezyonların bulunduğu ve katılanda saptanan akut stres tepkilerinin aktardığı fiziksel ve cinsel saldırı öyküsü ile uyumlu olduğunun belirtildiği böylelikle tüm dosya kapsamından sanık &#8230; ***&#8217;in üzerine atılı katılan &#8230; ***e yönelik &#8220;Eşe Karşı Nitelikli Cinsel Saldırı&#8221; suçunu işlediği vicdani kanaatine varılmış ve sanığın cezalandırılması yoluna gidilmiştir. Her ne kadar sanık aşamalarda verdiği savunmalarında katılan ile rızası dahilinde cinsel ilişki yaşadıklarını beyan etmişse de, katılanın aşamalrada tutarlı beyanları, katılanın olay sonrasında sıcağı sıcağına şikayette bulunması, katılan hakkında düzenlenen beyanı ile uyumlu adli raporlar, sanık ile katılan arasında devam eden boşanma davasının bulunması, katılan lehine Muğla Aile Mahkemesi tarafından verilmiş koruma kararının bulunması, hep birlikte değerlendirildiğinde sanığın savunmalarına itibar edilmemiş&#8221; hüküm kurulmuştur. </span></p>
<p><span style="color: #000000;" data-ccp-props="{&quot;335559685&quot;:0}"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-size: 14pt;"><b> Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suretiyle Basit Cinsel Saldırı </b></span> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b>1- Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2016/4566 E., 2016/6657 K. </b>Mağdurenin aşamalardaki anlatımları ve tüm dosya içeriğine göre, olay günü sanığın, evine enjeksiyon yapmak için çağırdığı mağdureyi koltuğun üzerine yatırıp eliyle ağzını kapattığı, cinsel organını elbiselerinin üzerinden sıktığı, boynundan, yanağından ve yüzünden öptüğü, mağdurenin direnip ameliyatlı olduğunu söyleyerek kendisini bırakmasını istediği sanığın &#8220;sakin ol, incitmeden yapacağım&#8221; demek suretiyle nitelikli cinsel saldırı kastını ortaya koyup eylemine devam ettiği, boğuşma esnasında bir fırsatını bulan mağdurenin kaçmak için dış kapıya doğru yöneldiği sırada sanığın onu tutarak kaçmasına engel olmaya çalıştığı ve mağdurenin kilitli kapıyı üzerinde bulunan anahtarla açıp apartman boşluğuna çıkması üzerine eylemini tamamlayamadığının ileri sürülmesi karşısında, eylemin nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüs niteliğinde olup olmadığı hususunda suç vasfının tayini, bu suç ile bağlantılı işlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin delillerin tayin ve takdiri ile kanıtların değerlendirilmesi açısından davaya bakma görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu nazara alınarak, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hükümler kurulması, Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK&#8217;nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. </span></p>
<p><span style="color: #000000;" data-ccp-props="{&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6}"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b>2- Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2015/7475 E., 2015/11493 K. </b>Sanığın olay tarihinde evinin bahçesinde oturup gözleri görmeyen mağdureyi kolundan çekiştirerek evin içerisinde bir odaya götürdükten sonra cinsel saldırı eylemini gerçekleştirdiği anlaşıldığından, mevcut haliyle olayda sanık tarafından kullanılan cebrin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsuru sayılıp bu yönde uygulama yapıldığı ve konut dokunulmazlığının ihlali suçunda ayrıca cebir kullanılmadığı gözetilmeden, TCK&#8217;nın 116/1. maddesi yerine 116/4. maddesi uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,</span><br />
<span style="color: #000000;">Kanuna aykırı, sanık ve müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK&#8217;nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.12.2015 tarihinde Üye M&#8230; C&#8230; K&#8230;&#8217;in karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi. </span></p>
<p><span style="color: #000000;" data-ccp-props="{&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6}"> </span></p>
<p><span style="color: #000000; font-size: 14pt;"><b>Basit Cinsel Saldırı Suçunda Şikâyet Yokluğu </b> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b>Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/18430 E., 2024/4196 K. </b> Sanık hakkında cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçlarını işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102/1-1.cümle, 109/2, 109/5 ve 53. maddeleri uyarınca açılan kamu davalarının yapılan yargılaması sonucunda, Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile sanığın kendi ikametinde yanında çalıştırdığı mağdurenin boynunu öpmek ve elini mağdurenin kıyafetinin içerisine sokarak göğsünü tutmak, bu sırada da mağdureyi bırakmamak şeklindeki eylemleri sebebiyle cinsel saldırı suçundan, şikayet yokluğu sebebiyle 5237 sayılı Kanun&#8217;un 73/4. maddesi uyarınca düşme kararı verilmiş, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan ise 5237 sayılı Kanun&#8217;un 109/2, 109/5 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. </span></p>
<p aria-level="1"><span style="color: #000000; font-size: 18pt;"><b>CİNSEL SALDIRI SUÇUNUN İSTATİSTİĞİ </b> </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’nün hazırlamış olduğu Adli İstatistikler ve Adalet İstatistikleri ı bizlere cinsel saldırı suçu gibi suçların yanı sıra soruşturma, kovuşturma evrelerive hukukun işlenişi ile ilgili veriler toplar ve işler. </span></p>
<p><span style="color: #000000;"> Tablo 1’ deki 023 yılı verileri bizlere cinsel saldırı suçundan toplam 7.431 dosyanın açıldığı ve genel olarak cinsel dokunulmazlığa karşı suçlardan toplam 41.567 dosyanın açıldığı görülmektedir. Cinsel saldırı suçundan verilen mahkûmiyet hükmü 2.605 iken genel anlamda toplam 15.604’tür </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Tablo 2,3, 4 ve 5 verilen karar sayısı, türleri ve bölgesel dağılımı hakkında bizlere veriler sunmakta. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu veriler kriminoloji dalı açısından elbette ki önemli bir kaynaktır. Fakat bu tabloların tek başına yeterli olmayacağı gibi sadece verilere bakıp kesin bir yargıda bulunmak da mümkün değildir. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-3820 aligncenter" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/03/Ekran-Resmi-2025-02-18-00.25.07-300x58.png" alt="" width="621" height="120" srcset="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/03/Ekran-Resmi-2025-02-18-00.25.07-300x58.png 300w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/03/Ekran-Resmi-2025-02-18-00.25.07-1024x197.png 1024w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/03/Ekran-Resmi-2025-02-18-00.25.07-768x148.png 768w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/03/Ekran-Resmi-2025-02-18-00.25.07-1536x295.png 1536w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/03/Ekran-Resmi-2025-02-18-00.25.07.png 1852w" sizes="(max-width: 621px) 100vw, 621px" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-3821 aligncenter" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/03/Ekran-Resmi-2025-02-18-00.24.01-300x63.png" alt="" width="615" height="129" srcset="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/03/Ekran-Resmi-2025-02-18-00.24.01-300x63.png 300w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/03/Ekran-Resmi-2025-02-18-00.24.01-1024x216.png 1024w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/03/Ekran-Resmi-2025-02-18-00.24.01-768x162.png 768w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/03/Ekran-Resmi-2025-02-18-00.24.01-1536x323.png 1536w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/03/Ekran-Resmi-2025-02-18-00.24.01.png 1852w" sizes="(max-width: 615px) 100vw, 615px" /></p>
<p style="padding-left: 200px;"><span style="font-size: 10pt;"><b>Tablo 1- ADLİ SİCİL VE İSTATİSTİK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ- ADALET İSTATİSTİKLERİ 2023-</b> </span><span style="font-size: 10pt;">TCK Uyarınca Ceza Mahkemelerinde Kovuşturma Evresinde İlk On Beş Suç Türüne İlişkin Karar Bağlanan Dosya, Sanık ve Suç Sayıları. 2023 (Devam) </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-3824 aligncenter" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/03/Ekran-Resmi-2025-03-02-23.15.54-300x212.png" alt="" width="582" height="411" srcset="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/03/Ekran-Resmi-2025-03-02-23.15.54-300x212.png 300w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/03/Ekran-Resmi-2025-03-02-23.15.54-1024x722.png 1024w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/03/Ekran-Resmi-2025-03-02-23.15.54-768x542.png 768w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/03/Ekran-Resmi-2025-03-02-23.15.54-1536x1083.png 1536w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/03/Ekran-Resmi-2025-03-02-23.15.54-2048x1444.png 2048w" sizes="(max-width: 582px) 100vw, 582px" /></p>
<p style="padding-left: 240px;"><span style="font-size: 10pt;"><b>Tablo 2- </b><b>ADLİ SİCİL VE İSTATİSTİK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ- ADLİ İSTATİSTİKLER 2021- </b> </span><span style="font-size: 10pt;">Ceza Mahkemelerinde Cinsel Saldırı Suç ve Karar Sayısı, TÜRKİYE, 2014-2021 </span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-size: 8pt;" data-contrast="auto">(*): Mahkûmiyet kararları, sanıklar hakkında verilen hürriyeti bağlayıcı ceza, adli para cezası, erteleme, güvenlik tedbirleri ve diğer mahkûmiyet kararlarını içermektedir. Bir sanık hakkında bir suçtan dolayı aynı mahkûmiyet kararı içerisinde hürriyeti bağlayıcı ceza, para cezası ve güvenlik tedbirine hükmedilmesi halinde UYAP yazılımı nedeniyle mahkûmiyet karar sayısı üç olarak sayılmaktadır. </span><span style="font-size: 8pt;">(**): Davanın düşmesi, ceza verilmesine yer olmadığı, hüküm verilmesine yer olmadığı, davanın reddi, özel yasalar gereğince erteleme, TCK madde 32 gereğince verilen kararlardır.  </span><span style="font-size: 8pt;" data-contrast="auto">Not: Tablodaki suç sayılarına teşebbüsler dahil edilmiştir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-3822 aligncenter" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/03/Ekran-Resmi-2025-03-02-23.09.25-257x300.png" alt="" width="425" height="496" srcset="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/03/Ekran-Resmi-2025-03-02-23.09.25-257x300.png 257w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/03/Ekran-Resmi-2025-03-02-23.09.25-877x1024.png 877w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/03/Ekran-Resmi-2025-03-02-23.09.25-768x897.png 768w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/03/Ekran-Resmi-2025-03-02-23.09.25.png 1250w" sizes="(max-width: 425px) 100vw, 425px" /><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335551550&quot;:1,&quot;335551620&quot;:1,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p style="padding-left: 240px;"><span style="font-size: 10pt;"><b>Tablo 3- ADLİ SİCİL VE İSTATİSTİK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ- ADLİ İSTATİSTİKLER 2021</b> </span><span style="font-size: 10pt;"> Ceza Mahkemelerinde Cinsel Saldırı Suç ve Karar Sayısı, COĞRAFİ BÖLGE, İL, 2021 </span></p>
<p><span data-ccp-props="{&quot;335551550&quot;:2,&quot;335551620&quot;:2}"> </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-3823 aligncenter" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/03/Ekran-Resmi-2025-03-02-23.14.54-300x177.png" alt="" width="482" height="284" srcset="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/03/Ekran-Resmi-2025-03-02-23.14.54-300x177.png 300w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/03/Ekran-Resmi-2025-03-02-23.14.54-1024x604.png 1024w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/03/Ekran-Resmi-2025-03-02-23.14.54-768x453.png 768w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/03/Ekran-Resmi-2025-03-02-23.14.54-1536x906.png 1536w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/03/Ekran-Resmi-2025-03-02-23.14.54-2048x1208.png 2048w" sizes="(max-width: 482px) 100vw, 482px" /></p>
<p style="padding-left: 200px;"><span style="font-size: 10pt;"><b>Tablo 4- ADLİ SİCİL VE İSTATİSTİK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ- ADLİ İSTATİSTİKLER 2021</b> </span></p>
<p style="padding-left: 80px;"><span data-ccp-props="{&quot;335551550&quot;:2,&quot;335551620&quot;:2}"> </span><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-3826 aligncenter" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/03/admin-ajax-300x219.png" alt="" width="593" height="433" srcset="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/03/admin-ajax-300x219.png 300w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/03/admin-ajax.png 600w" sizes="(max-width: 593px) 100vw, 593px" /><span style="font-size: 10pt;"><b>Tablo 5- ADLİ SİCİL VE İSTATİSTİK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ- ADLİ İSTATİSTİKLER 2021-</b> Ceza Mahkemelerinde TCK Uyarınca Çıkan Dosyalardaki Suç Sayısının Dosyanın Açılış Yılına ve Suç Türüne Göre Dağılımı, TÜRKİYE, 2021 </span></p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/cinsel-saldiri-sucu/">CİNSEL SALDIRI SUÇU</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/cinsel-saldiri-sucu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>En İyi 20 Avukat Filmi</title>
		<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/en-iyi-20-avukat-filmi/</link>
					<comments>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/en-iyi-20-avukat-filmi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Sep 2022 19:43:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilişim Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Ceza Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk ve Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>
		<category><![CDATA[advocate]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Osman Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[avukat]]></category>
		<category><![CDATA[BEST]]></category>
		<category><![CDATA[COURT]]></category>
		<category><![CDATA[CRİMİNAL]]></category>
		<category><![CDATA[DAVA]]></category>
		<category><![CDATA[ENİYİ]]></category>
		<category><![CDATA[facebook]]></category>
		<category><![CDATA[FİLM]]></category>
		<category><![CDATA[FRANCE]]></category>
		<category><![CDATA[GERMANY]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[HUKUKÇU]]></category>
		<category><![CDATA[instagram]]></category>
		<category><![CDATA[LAWYER]]></category>
		<category><![CDATA[LİNKEDİN]]></category>
		<category><![CDATA[Mahkeme]]></category>
		<category><![CDATA[movie]]></category>
		<category><![CDATA[movies]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncu]]></category>
		<category><![CDATA[SUÇ]]></category>
		<category><![CDATA[twitter]]></category>
		<category><![CDATA[UNİTED KİNGDOM]]></category>
		<category><![CDATA[USA]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yildizhukukdanismanlik.com/?p=3400</guid>

					<description><![CDATA[<p>1)  Judgement at Nuremberg (Nuremberg Duruşması ) Yönetmen : Stanley Kramer Senarist     : Abby Mann, Montgomery Clift Oyuncular : Spencer Tracy, Marlene Dietrich, Richard Widmark Yapım yılı : 1961 Imdb          : 8,3/10 Nürnberg Davası, İkinci</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/en-iyi-20-avukat-filmi/">En İyi 20 Avukat Filmi</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>1)  Judgement at Nuremberg (Nuremberg Duruşması )</strong></p>
<p><span style="color: #000000;">Yönetmen : Stanley Kramer</span><br />
<span style="color: #000000;">Senarist     : Abby Mann, Montgomery Clift</span><br />
<span style="color: #000000;">Oyuncular : Spencer Tracy, Marlene Dietrich, Richard Widmark</span><br />
<span style="color: #000000;">Yapım yılı : 1961</span><br />
<span style="color: #000000;">Imdb          : 8,3/10</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Nürnberg Davası, İkinci Dünya Savaşı sırasında yaşanan gerçek olaylara odaklanıyor. Film hükümet tarafından işlenen suçlara alet edilen vatandaşları konu alır. Nazi rejimi döneminde yaptıkları insanlık suçlarının görüşülmesi için mahkemeye çıkan dört hakim, dönemin meşhur kurumu Nürnberg Mahkemeleri’nde yargılanmaktadır. Mahkeme esnasında ortaya çıkan kirli çamaşırlar hem kurumların hem de insanların güvenirliğini sarsacak cinstendir.</span><br />
<span style="color: #000000;">Son derece başarılı bir mahkeme filmi olan yapıt, özellikle oyuncu kadrosunun kusursuzluğuyla dikkat çekiyor. Usta yönetmen Stanley Kramer tarafından yönetilen film ayrıca, en iyi uyarlama senaryo da dahil iki dalda Oscar kazanmıştır.</span></p>
<p><iframe title="Judgment at Nuremberg Official Trailer #1 - Burt Lancaster Movie (1961) HD" width="720" height="540" src="https://www.youtube.com/embed/RfOgZXIQ6fo?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><span id="more-3400"></span></p>
<p><strong>2 ) 12 Angry Men ( 12 Kızgın Adam)</strong></p>
<p><span style="color: #000000;">Yönetmen : Sidney Lumet</span><br />
<span style="color: #000000;">Senarist     : Reginald Rose, Reginald Rose</span><br />
<span style="color: #000000;">Oyuncular : Henry Fonda, Martin Balsam, John Fiedler</span><br />
<span style="color: #000000;">Yapım yılı : 1957</span><br />
<span style="color: #000000;">Imdb         : 9/10</span></p>
<p><span style="color: #000000;">12 Öfkeli Adam, cinayetle suçlanan bir genç ile ilgili karar vermekle yükümlü 12 jüri üyesinin karar verme sürecini konu ediyor. Latin Amerikalı bir genç adam, babasını öldürdüğü gerekçesiyle cinayetle suçlanır. Sanığın kaybettiğini söylediği bir bıçak ise cinayetin işlendiği odada bulunmuştur, gencin mahkemeye sunduğu savunma zayıftır ve olan biteni duyduklarını söyleyen pek çok tanık vardır. Sanık suçlu bulunduğu taktirde idama mahkum edilecektir.Jüri sonuçları pek de şaşırtıcı değildir: 12 jüri üyesinden sadece sekiz numaralı jüri üyesi Davis &#8216;suçsuz&#8217; hükmü yönünde oy vermiştir. Davis’in jüri üyelerini ikna etmeye çalışması esnasında her jüri üyesinin &#8216;suçlu&#8217; kararı vermesinin arkasında ise, aralarında yabancı düşmanlığı, kanuna aşırı güven, çoğunluğa uyma, geçmişle hesaplaşma gibi farklı kişisel sebepler olduğu ortaya çıkacaktır. 12 Kızgın Adam , üç Oscar&#8217;a aday gösterildi ve IMDB&#8217;nin tüm zamanların en iyi 250 filmi arasında 5. sırada yer aldı.</span></p>
<p><iframe title="12 Angry Men (1957) Trailer #1 | Movieclips Classic Trailers" width="720" height="405" src="https://www.youtube.com/embed/_13J_9B5jEk?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>3) A Few Good Men ( Birkaç İyi Adam)</strong></p>
<p><span style="color: #000000;">Yönetmen : Rob Reiner</span><br />
<span style="color: #000000;">Senarist : Aaron Sorkin</span><br />
<span style="color: #000000;">Oyuncular : Tom Cruise, Kevin Bacon, Jack Nicholson, Demi Moore</span><br />
<span style="color: #000000;">Yapım yılı : 1992</span><br />
<span style="color: #000000;">Imdb : 7,7/10</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Donanma avukatı Daniel Kaffee oldukça rahat kişiliği ve henüz hiçbir davaya çıkmamış olması ile tanınmıştır. Mahkeme salonuna çıkmaktansa taraflar arasında anlaşmaları tercih eden Kaffe müvekkillerine her zaman ceza indirimi için yapılan teklifi kabul ettirir. Ta ki bir gün Küba sınırındaki bir askeri birlikte erlerden biri öldürülüp iki er cinayete sebep vermekten önüne müvekkil olarak gelene kadar?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Kaffee sorunu kendi tarzıyla halletmek ister ve erlere, suçlarını kabul edip az bir cezayla ordudan ayrılmalarını tavsiye der. Ancak askerler kesinlikle cinayeti kabul etmez ve verilen emri uyguladıklarını iddia ederler. İşin içine bir de suçlanan erlerden birinin teyzesi tarafından kiralan başka bir avukat, JoAnne Galloway girince işler daha da karışır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yeni avukat erlerin söylediğine inanmakta ve ne olursa olsun mahkeme ile anlaşmayı kabul etmemektedir. Durumu kabullenmek zorunda kalan Kaffee&#8217;nin yapabileceği tek şey diğer avukatla beraber Küba sınırındaki birliğe gidip yaşanan her şeyi tanıklardan yerinde öğrenmektir. Ancak karşılarındaki en büyük sorun, erin ölümüne neden olduğu iddia edilen kırmızı kod emrini veren Albay Nathan R. Jessup&#8217;tır ve albay birliğin komutanıdır.</span></p>
<p><iframe title="A Few Good Men (1992) Trailer #1 | Movieclips Classic Trailers" width="720" height="405" src="https://www.youtube.com/embed/cXMNGokxbQA?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><strong>4.)To Kill a Mockingbird ( Bülbülü Öldürmek)</strong></p>
<p><span style="color: #000000;">Yönetmen : Robert Mulligan</span><br />
<span style="color: #000000;">Senarist : Harper Lee, Horton Foote</span><br />
<span style="color: #000000;">Oyuncular : Gregory Peck, Brock Peters, Robert Duvall</span><br />
<span style="color: #000000;">Yapım yılı : 1962</span><br />
<span style="color: #000000;">Imdb : 8,3/10</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bülbülü Öldürmek, ekonomik buhranın hüküm sürdüğü 1930’lar Amerika’sında, Alabama eyaletinde yaşanan gerçek bir olaydan konusunu almaktadır. Film, ırkçılığın şiddetinin son noktaya ulaştığı bu dönemi gerçekçi bir üslupla işliyor. Beyaz bir kadına tecavüz suçuyla tutuklanan siyah bir gencin avukatlığını üstlenen başarılı bir avukat çevresi tarafından şiddetle eleştirilip davadan geri çekilmesi yönünde baskılara maruz kalır. Ancak idealist avukat yolundan dönmeyecektir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Modern Amerikan edebiyatının klasik yapıtlarından biri olan Bülbülü Öldürmek, Harper Lee’nin gerçek yaşamda şahit olduğu olayları işleyen ve içeriği gerçekte yaşanmış olaylara dayanan bir romandır. Roman, ünlü yönetmen Robert Mulligan tarafından beyaz perdeye uyarlandığında cesur ve başarılı bir uyarlama olarak dikkat çekip bu başarısını üç dalda kazandığı Oscar ödülüyle pekiştirmiştir</span>.</p>
<p><iframe title="To Kill a Mockingbird - Blu-ray Trailer - Own it January 31, 2011" width="720" height="405" src="https://www.youtube.com/embed/4-CrrtYjrbM?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><strong>5) The Rainmaker (Yağmurcu)</strong></p>
<p><span style="color: #000000;">Yönetmen : Francis Ford Coppola</span><br />
<span style="color: #000000;">Senarist : John Grisham, Francis Ford Coppola</span><br />
<span style="color: #000000;">Oyuncular : Matt Damon, Danny DeVito, Rodney Peck</span><br />
<span style="color: #000000;">Yapım yılı : 1998</span><br />
<span style="color: #000000;">Imdb : 7,2/10 ·</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Rudy Baylor, henüz okulu yeni bitirmiş olan çiçeği burnunda bir hukuk mezunudur. Genç yaşına rağmen mesleğine karşı son derece idealist bir tavırla yaklaşmakta ve hukuksal haksızlıklara karşı gelmeye çalışmaktadır. Rudy, girdiği bu camiada büyük bir şirkete kapak atabilmek için yoğun bir şekilde çalışmaktadır. En sonunda amacına ulaşır ve kendisini büyük bir şirketin avukatlarından biri olarak bulur. Şimdi sırada adaletin ikiyüzlülüğünü kabullenmek vardır. Matt Damon, Danny DeVito, Virginia Madsen ve Jori Voight gibi oyuncularla dikkat çeken Rainmaker, tüm zamanların en önemli yönetmenlerinden biri olan Francis Ford Coppola tarafından yönetiliyor.</span></p>
<p><iframe title="The Rainmaker (1997) Trailer #1 | Movieclips Classic Trailers" width="720" height="405" src="https://www.youtube.com/embed/Odb3LrbvS_0?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><strong>6) Witness for the Prosecution (Beklenmeyen Şahit)</strong></p>
<p><span style="color: #000000;">Yönetmen : Billy Wilder</span><br />
<span style="color: #000000;">Senarist : Agatha Christie, Billy Wilder, Harry Kurnitz, Lawrence B. Marcus</span><br />
<span style="color: #000000;">Oyuncular : Charles Laughton, Elsa Lanchester, Marlene Dietrich, Tyrone Power</span><br />
<span style="color: #000000;">Yapım yılı : 1957</span><br />
<span style="color: #000000;">Imdb : 8,4/10</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Beklenmeyen Şahit, ürettiği onlarca yapıtla sinemanın en zengin ilham kaynaklarından biri olan Agatha Christie’nin yazdığı bir hikayeden uyarlanıyor. Film cinayetle suçlanan bir adamın duruşmasını beyaz perdeye yansıtır. Ünlü avukat Sir Wilfrid Robarts sağlık problemleri nedeniyle mesleğine ara verdiği bir dönemde ortaya çıkan bu dava için işine geri döner. Sanık, daha öncesinde tanıştığı ve avukatlığını yaptığı Leonard Vole isimli bir adamdır ve bu adam zengin ve dul bir kadını, Emily French’i öldürmekle suçlanıyordur. Vakti zamanında Leonard’a deliler gibi aşık olan French, ölmeden önce mirasındaki en önemli varisi olarak Leonard’ı atamıştır. Haliyle tüm deliller tutarlı bir şekilde Leonard’ın katil olduğundan yanadır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Altı dalda Oscar’a aday gösterilen filmin yönetmen koltuğunda efsanevi yönetmen Billy Wilder var. Film, IMDb&#8217;nin &#8220;en iyi 250 film&#8221; listesinde de yer almaktadır.</span></p>
<p><iframe title="Witness for the Prosecution (1957) ORIGINAL TRAILER [HD 1080p]" width="720" height="405" src="https://www.youtube.com/embed/GMlJfiA2u7Y?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><strong>7) Client ( Müşteri)</strong></p>
<p><span style="color: #000000;">Yönetmen : Joel Schumacher</span><br />
<span style="color: #000000;">Senarist : Akiva Goldsman , Robert Getchell</span><br />
<span style="color: #000000;">Oyuncular : Susan Sarandon, Tommy Lee Jones</span><br />
<span style="color: #000000;">Yapım yılı : 1994</span><br />
<span style="color: #000000;">Imdb : 6,7/10</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Ormanın yakınında kardeşi ile birlikte oynayan 11 yaşındaki Mark’ın (Brad Renfro) bir intihara tanık olmasıyla başlar. İntihar eden kişi mafya avukatıdır. Cesedi bulan polis ve FBI, avukatın intihar etmeden önce Mark ile konuştuğundan şüphelenir. Hükümet adına çalışan Roy Foltrigg (Tommy Lee Jones) olayı aydınlatmakta kararlıdır. Ancak mafya Mark’ı tehdit eder. Eğer konuşursa ailesi ve kendisi öldürülecektir.</span></p>
<p><iframe title="The Client (1994) Official Trailer - Susan Sarandon, Tommy Lee Jones Movie HD" width="720" height="405" src="https://www.youtube.com/embed/A6Ru1zDsws0?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><strong>8) The Trial of the Chicago 7 (Şikago Yedilisi&#8217;nin Yargılanması)</strong></p>
<p><span style="color: #000000;">Yönetmen : Aaron Sorkin</span><br />
<span style="color: #000000;">Senarist : Aaron Sorkin</span><br />
<span style="color: #000000;">Oyuncular : Yahya Abdul-Mateen II, Sacha Baron Cohen, Joseph Gordon-Levitt</span><br />
<span style="color: #000000;">Yapım yılı : 2020</span><br />
<span style="color: #000000;">Imdb : 7,7/10</span></p>
<p><span style="color: #000000;">The Trial of the Chicago 7, Chicago’daki 1968 Demokratik Ulusal Konferansı’nda Vietnam Savaşı ve karşı kültür protestoları düzenleyen ve federal hükümet tarafından komplo ve ayaklanmaya teşvik ile suçlanan yedi sanığın 1969 yılında görülen meşhur duruşmasına odaklanıyor.</span></p>
<p><iframe title="The Trial of the Chicago 7 | Official Trailer | Netflix Film" width="720" height="405" src="https://www.youtube.com/embed/FVb6EdKDBfU?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>9) Contratiempo (Görünmeyen Misafir)</strong></p>
<p><span style="color: #000000;">Yönetmen : Oriol Paulo</span><br />
<span style="color: #000000;">Senarist : Oriol Paulo</span><br />
<span style="color: #000000;">Oyuncular : Mario Casas, Bárbara Lennie, Ana Wagener</span><br />
<span style="color: #000000;">Yapım yılı : 2016</span><br />
<span style="color: #000000;">Imdb : 8/10</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Adrian Doria kariyerinde hızla yükselen bir iş adamıdır. Evli bir adam olan Adrian, fotoğrafçı olan sevgilisi Laura’yı öldürmekle suçlanmaktadır. Adrian, kendisine güvenilir bir savunma yaratmak için tanık hazırlama ve adli bildirimlerde uzman deneyimli bir avukat olan Virginia Goodman ile tanışır. Adrian, Virgina’ya yaşanan olayları en başından anlatmaya başlar. Fakat Virginia hikayede bazı tutarsızlıklar fark eder ve onu hikayesinin karanlık noktalarını açığa çıkarması için zorlar.</span></p>
<p><iframe title="Contratiempo - Tráiler Oficial Castellano HD" width="720" height="405" src="https://www.youtube.com/embed/4HOrjGQhpV4?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><strong>10) Liar Liar (Yalancı Yalancı)</strong></p>
<p><span style="color: #000000;">Yönetmen : Tom Shadyac</span><br />
<span style="color: #000000;">Senarist : Paul Guay, Stephen Mazur</span><br />
<span style="color: #000000;">Oyuncular : Jim Carrey, Maura Tierney, Swoosie Kurtz</span><br />
<span style="color: #000000;">Yapım yılı : 1997</span><br />
<span style="color: #000000;">Imdb : 6,9/10</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Los Angeles’lı savunma avukatı Fletcher Reede 5 yaşındaki oğlu Max’in partisine gitmek yerine yalan söylemeyi yeğler. Çünkü patronu Miranda’yla sevişmek gibi önemli bir işle meşguldur.Küçük Max de yaşgünü mumlarını söndürürken babasının en azından bir gün boyunca yalan söylememesini diler ve bu dilek işe yarar. Ertesi gün Fletcher, Miranda’nın &#8216;dün akşam nasıldı?&#8217; sorusuna, daha iyi tecrübeleri olduğunu söyleyerek cevap verir. İş yerinde sürekli olarak çıkmadığı telefonlara çıkar. İş arkadaşları hakkında ne düşünüyorsa açık açık söyler. Bunlar sadece başlangıçtır.</span></p>
<p><iframe title="Liar Liar Official Trailer #1 - Jim Carrey, Cary Elwes Movie (1997) HD" width="720" height="405" src="https://www.youtube.com/embed/C1no75lpOiw?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>11) Presumed Innocent (Şüphe Altında)</strong></p>
<p><span style="color: #000000;">Yönetmen : Alan J. Pakula</span><br />
<span style="color: #000000;">Senarist : Frank Pierson , Alan J. Pakula</span><br />
<span style="color: #000000;">Oyuncular : Frank Pierson, yıldız Harrison Ford, Brian Dennehy, Raúl Juliá</span><br />
<span style="color: #000000;">Yapım yılı : 1990</span><br />
<span style="color: #000000;">Imdb : 6,9/10</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Metresi Caroline&#8217;nın (Greta Scacchi) öldürülmesiyle bir numaralı şüpheli durumuna düşen Rusty Sabich (Harrison Ford), gerçek katilin peşine düşmeye karar veriyor. Karısı Barbara&#8217;nın (Bonnie Bedelia) ilişkisini öğrenmesiy ve katilin o olduğuna inanmasıyla hayatı tam anlamıyla cehenneme dönen Rusty, katilin kendisine hiç ummadığı kadar yakın olduğunu farkediyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Dünya çapında 221 milyon dolar hasılat elde etti ve 1990&#8217;ın sekizinci en yüksek hasılatlı filmi. Filmi bir televizyon dizisi izledi, İspat Yükü 1992&#8217;de ve bir televizyon filmi devam filmi, Masum, 2011 yılında.</span></p>
<p><iframe title="Presumed Innocent (1990) - Official Trailer" width="720" height="540" src="https://www.youtube.com/embed/U8j6wjbmd7k?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><strong>12) Marshall</strong></p>
<p><span style="color: #000000;">Yönetmen : Reginald Hudlin</span><br />
<span style="color: #000000;">Senarist : Jacob Koskoff, Michael Koskoff</span><br />
<span style="color: #000000;">Oyuncular : Chadwick Boseman, Josh Gad, Kate Hudson</span><br />
<span style="color: #000000;">Yapım yılı : 2017</span><br />
<span style="color: #000000;">Imdb : 7,2/10</span></p>
<p><span style="color: #000000;">1941 yılında Afro-American avukat Thurgoos Marshall ile genç yahudi avukat Sam Friedman ortaklık kurar. Birçok davaya bakan ortakların eline bu sefer farklı bir dosya gelir. İki avukat bu kez, sosyetenin tanınmış bir simasının cinsel saldırı ve cinayet girişimi ile suçladığı siyahi şoförün davasını üstlenir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">İlk Afro-Amerikalı Yüce Mahkeme Yargıcı Thurgood Marshall&#8217;ın gerçek hikayesine dayanan filmin yönetmenliğini Reginald Hudlin yaparken, başrollerini Chadwick Boseman ve Josh Gad paylaşmaktadır.</span></p>
<p><iframe title="Marshall Trailer #1 (2017) | Movieclips Trailers" width="720" height="405" src="https://www.youtube.com/embed/IfvzEXhhWNk?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><strong>13) The Devil&#8217;s Advocate (Şeytanın Avukatı)</strong></p>
<p><span style="color: #000000;">Yönetmen : Taylor Hackford</span><br />
<span style="color: #000000;">Senarist : Jonathan Lemkin, Andrew Neiderman</span><br />
<span style="color: #000000;">Oyuncular : Al Pacino, Keanu Reeves, Charlize Theron</span><br />
<span style="color: #000000;">Yapım yılı : 1997</span><br />
<span style="color: #000000;">Imdb : 7,5/10</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Kevin Lomax, başarılı bir savunma avukatıdır. Davaların zorluk seviyesi ne kadar yüksek olursa olsun, başarıya alışkın Kevin, bir şekilde jüriyi tesiri altına almayı ve müvekkilini temize çıkarmayı başarır. Mutlu bir evlilik süren avukatın hayatındaki her şey yolunda gibidir. Bir gün, müvekkili haksız olduğu halde kazandığı bir dava sonrasında New York’taki çok büyük bir hukuk bürosundan müthiş bir teklif alır. Teklifi yapan dünyanın en büyük hukuk bürolarından birinin lideri olan John Milton’dur. Kevin’ın vereceği ‘evet’ cevabı, hayatını geri dönüşü olmayan bir şekilde değiştirecektir.</span></p>
<p><iframe title="Devil&#039;s Advocate (1997) Official Trailer - Al Pacino, Keanu Reeves Drama Movie HD" width="720" height="405" src="https://www.youtube.com/embed/40hHA9n4C2o?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>14) My Cousin Vinny (Kuzenim Vinny)</strong></p>
<p><span style="color: #000000;">Yönetmen : Jonathan Lynn</span><br />
<span style="color: #000000;">Senarist : Dale Launer</span><br />
<span style="color: #000000;">Oyuncular : Joe Pesci, Ralph Macchio, Marisa Tomei</span><br />
<span style="color: #000000;">Yapım yılı : 1992</span><br />
<span style="color: #000000;">Imdb : 7,5/10</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yanlış anlaşılmalar sonucunda hapse düşen iki kafadar ile onları kurtarmaya çalışan avukat kuzen ve sevgilisinin komik hikayesini anlatıyor.</span></p>
<p><iframe title="My Cousin Vinny | #TBT Trailer | 20th Century FOX" width="720" height="405" src="https://www.youtube.com/embed/hITJLnyH9Fc?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><strong>15) The Lincoln Lawyer</strong></p>
<p><span style="color: #000000;">Yönetmen : Brad Furman</span><br />
<span style="color: #000000;">Senarist : Michael Connelly, John Romano</span><br />
<span style="color: #000000;">Oyuncular : Matthew McConaughey, Marisa Tomei, Ryan Phillippe</span><br />
<span style="color: #000000;">Yapım yılı : 2011</span><br />
<span style="color: #000000;">Imdb :7,3/10</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Zamanının çoğunu Los Angeles’ta ofisi olarak kullandığı Lincoln marka arabasında geçiren yakışıklı ve karizmatik avukat Mick Haller’ın kariyeri, önemsiz suçlar işlemiş suçluları savunmakla geçmiştir. Bir gün karşısına önemli bir dava dosyası çıkar. Beverly Hills’in oldukça zengin ve tanınmış kişilerinden biri cinayetle suçlanmaktadır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Şans Haller’a gülmüştür. Suçlu, avukat olarak Haller’ı seçer. Aslında basit gibi görünse de bu isteğin altında karanlık bir amaç yatıyordur. Haller davayı parası iyi olduğu için kabul ederken aslında farkında olmadan ölümcül bir komplonun da ortasına düşmüştür&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Michael Connelly’nin ülkemizde de aynı adla yayınlanan kitabından uyarlan bu heyecan dolu macerada başrollerde Matthew McConaughey, Oscar ödüllü Marisa Tomei ve Ryan Phillipe’i izliyoruz.</span></p>
<p><iframe title="The Lincoln Lawyer (2011) - Official Trailer #1" width="720" height="405" src="https://www.youtube.com/embed/IFwE3UgCMIk?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>16) Michael Clayton</strong></p>
<p><span style="color: #000000;">Yönetmen : Tony Gilroy</span><br />
<span style="color: #000000;">Senarist : Tony Gilroy</span><br />
<span style="color: #000000;">Oyuncular : George Clooney, Tom Wilkinson, Tilda Swinton</span><br />
<span style="color: #000000;">Yapım yılı : 2007</span><br />
<span style="color: #000000;">Imdb :7,2/10</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bir işin piri olmak ve o alanda tanınımakla gelen büyük sorumluluklar her zaman dışarıdan görüldüğünden daha zordur. Micheal Clayton, New York’ta son derece büyük bir şirket hukuku firmasında sorun çözücü görevini üstlenmektedir. Yaptığı işe de firmasına da bağlılığının altında hem kumar zevki hem de sonu iyi gitmeyen bir önceki iş kurma planından kalan borçlar yatmaktadır. Kendisine verilen son görev, öngörülemeyen bir felaketi yoluna koymaktır ve bu görev esnasında kendinden iyice uzaklaşarak içindeki bir başka adamla yüzleşecektir. Film George Clooney’in etkili karakter oyunculuğu ile de dikkat çekiyor.</span></p>
<p><iframe title="Michael Clayton (2007) Official Trailer - George Clooney, Tilda Swinton Movie HD" width="720" height="405" src="https://www.youtube.com/embed/5kJRYBhG43Q?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>17) The Verdict (Karar)</strong></p>
<p><span style="color: #000000;">Yönetmen : Sidney Lumet</span><br />
<span style="color: #000000;">Senarist : David Mamet, Barry Reed</span><br />
<span style="color: #000000;">Oyuncular : Paul Newman, Charlotte Rampling, Jack Warden</span><br />
<span style="color: #000000;">Yapım yılı : 1982</span><br />
<span style="color: #000000;">Imdb : 7,7/10</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Boston&#8217;da yaşayan Frank Galvin alkol bağımlısı bir avukattır ve kariyeri pek de iyi bir gidişatta değildir. Çevresinde uyandırdığı genel kanıyı yıkmak ve hem kişisel hem de profesyonel namını tekrar kazanmak için zorlu bir davayı kabul eder. Katolik kilisesi hastanesinde yürütülen hatalı ameliyat sonrası komaya giren bir kadının davasına bakacak ve kazandığı takdirde kariyeri düze çıkacaktır. Davayı mesleki ve kişisel bir hırsa dönüştüren Frank Galvin&#8217;in kısa bir süre içerisinde davayla arasında duygusal bir bağ oluşur. Kurbanın ailesinden habersiz bir şekilde hastanenin ödemeyi teklif ettiğinde tazminatı geri çevirmesiyle işler iyice karışmaya başlar.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Frank Galvin karakterine usta aktör Paul Newman&#8217;ın hayat verdiği The Verdict, Sidney Lumet&#8217;in imzasını taşıyan unutulmaz bir klasik.</span></p>
<p><iframe title="The Verdict (1982) ORIGINAL TRAILER" width="720" height="405" src="https://www.youtube.com/embed/wwqUtCeODOk?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>18) And Justice for All (Ve Herkes İçin Adalet)</strong></p>
<p><span style="color: #000000;">Yönetmen : Norman Jewison</span><br />
<span style="color: #000000;">Senarist : Valérie Curtin, Barry Levinson</span><br />
<span style="color: #000000;">Oyuncular : Al Pacino, Jack Warden, John Forsythe</span><br />
<span style="color: #000000;">Yapım yılı : 1979</span><br />
<span style="color: #000000;">Imdb : 7,4/10</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Suçluların serbest kaldığı, yargıç ve avukatların anlaşmalar yaptığı ve masumların korumasız bırakıldığı bir adalet sisteminde, genç avukat Arthur Kirkland adaletin nereye gittiğini sorgulamaya başlar. Dürüst ve idealist bir avukat olan Arthur (Al Pacino, En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar’a aday gösterildiği muhteşem performansıyla) bir gün genç bir kıza tecavüzden suçlanan ünlü bir yargıcı (John Forsythe) savunmaya zorlanır.</span></p>
<p><iframe title="...And Justice for All (1979) Trailer | Al Pacino | Jack Warden" width="720" height="540" src="https://www.youtube.com/embed/ZQcqSr83EuU?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><strong>19) Argentina 1985</strong></p>
<p><span style="color: #000000;">Yönetmen : Santiago Mitre</span><br />
<span style="color: #000000;">Senarist     : Santiago Mitre, Mariano Llinás</span><br />
<span style="color: #000000;">Oyuncular : Ricardo Darín, Alejandra Flechner, Gabriel Fernandez Capello</span><br />
<span style="color: #000000;">Yapım yılı : 2022</span><br />
<span style="color: #000000;">Imdb         : 8,1/10</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Askeri mahkemeler Arjantin&#8217;deki askeri diktatörlük döneminde işlenen zulümlerle ilgilenmeyi reddettiği için, başsavcı Julio Strassera liderliğindeki bir avukat ekibine, askeri liderleri sivil bir mahkemede yargılama görevi verilir. Bu süreç Julio ve ailesi için büyük tehlike oluşturur.</span></p>
<p><iframe title="Argentina, 1985 - Official Trailer" width="720" height="405" src="https://www.youtube.com/embed/8xOqgolOHPg?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/en-iyi-20-avukat-filmi/">En İyi 20 Avukat Filmi</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/en-iyi-20-avukat-filmi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TUTUKLAMA TEDBİRİ VE BU TEDBİRE KARŞI BAŞVURULABİLECEK KANUN YOLLARI</title>
		<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/tutuklama-tedbiri-ve-bu-tedbire-karsi-basvurulabilecek-kanun-yollari/</link>
					<comments>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/tutuklama-tedbiri-ve-bu-tedbire-karsi-basvurulabilecek-kanun-yollari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Sep 2021 13:55:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yildizhukukdanismanlik.com/?p=3338</guid>

					<description><![CDATA[<p>TUTUKLAMA TEDBİRİ VE BU TEDBİRE KARŞI BAŞVURULABİLECEK KANUN YOLLARI   Tutuklama Ceza Muhakemesi Kanunun’da düzenlenen ve kişinin özgürlüğünü kısıtlayan en ağır ve tedbir niteliğindeki karardır. Tutuklama kararı verilen kişi, tutukluluk süresince özgürlüğü kaldırılmış durumdadır. Bilindiği üzere; tutuklama kararının icrası, ilgilinin</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/tutuklama-tedbiri-ve-bu-tedbire-karsi-basvurulabilecek-kanun-yollari/">TUTUKLAMA TEDBİRİ VE BU TEDBİRE KARŞI BAŞVURULABİLECEK KANUN YOLLARI</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TUTUKLAMA TEDBİRİ VE BU TEDBİRE KARŞI BAŞVURULABİLECEK KANUN YOLLARI</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Tutuklama Ceza Muhakemesi Kanunun’da düzenlenen ve kişinin özgürlüğünü kısıtlayan en ağır ve tedbir niteliğindeki karardır.</p>
<p>Tutuklama kararı verilen kişi, tutukluluk süresince özgürlüğü kaldırılmış durumdadır. Bilindiği üzere; tutuklama kararının icrası, ilgilinin cezaevine konulması ile gerçekleştirilmektedir.</p>
<p><strong>Tutukluluğun Sonlanma Halleri</strong></p>
<p>Tutukluluk şüpheli ya da sanığın tahliyesine yönelik mahkeme kararı ile ya da tutuklanmasına karar verilen suçtan dolayı aleyhine hükmedilecek cezanın yargı organlarınca kesinleştirilmesi üzerine sonlanmaktadır.</p>
<p><strong>TUTUKLAMAYA DAİR CEZA HUKUKU MEVZUATI</strong><span id="more-3338"></span></p>
<p>5271 sayılı Kanun&#8217;un &#8220;Tanımlar&#8221; kenar başlıklı 2. maddesi: <em>&#8220;Bu Kanunun uygulanmasında; a) Şüpheli: Soruşturma evresinde, suç şüphesi altında bulunan kişiyi, b) Sanık: Kovuşturmanın başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine kadar, suç şüphesi altında bulunan kişiyi, &#8230; e) Soruşturma: Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi, f) Kovuşturma: İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi, g) İfade alma: Şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini, h) Sorgu: Şüpheli veya sanığın hâkim veya mahkeme tarafından soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini, &#8230; j) Suçüstü: 1. İşlenmekte olan suçu, 2. Henüz işlenmiş olan fiil ile fiilin işlenmesinden hemen sonra kolluk, suçtan zarar gören veya başkaları tarafından takip edilerek yakalanan kişinin işlediği suçu, 3. Fiilin pek az önce işlendiğini gösteren eşya veya delille yakalanan kimsenin işlediği suçu, &#8230; İfade eder.&#8221;</em></p>
<p>5271 sayılı Kanun&#8217;un &#8220;Tutuklama nedenleri&#8221; kenar başlıklı 100. maddesi: <em>&#8220;(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; 1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, 2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa. (3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir: a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; &#8230; 11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315)</em></p>
<p><strong>TUTUKLAMA KARARI VERİLEBİLMESİNİN ŞARTLARI</strong></p>
<p>Bu noktada önemle belirtmek gerekir ki; Türk Ceza Hukuku sisteminde ve yasal mevzuatında tutuklamadan daha ağır bir tedbir türü bulunmamaktadır. Tutuklamanın tedbir olmasının niteliğinin yanı sıra, tutuklama kararı ile birlikte şüpheli ya da sanığın özgürlüğü kısıtlandığından bu kararın istisnai olma niteliği söz konusudur. Dolayısı ile asıl olan kişinin tutuksuz yargılanması olup; tutuklama kararı veren mahkeme ya da hakimlikler tarafından şüpheli ya da sanığın hangi gerekçe ile tutuklandığının somut olarak izah edilebilmesi ve bu gerekçenin de hukuki denetime elverişli olması gerekmektedir.</p>
<p>Tutuklama kararı bu belirtilen istisnai niteliğinden dolayı yasal mevzuatımızda çeşitli koşullara bağlı tutulmuştur. Nitekim; CMK 100 Vd. maddelerinde :</p>
<ol>
<li><em>“Şüpheli veya sanığın “kaçması veya kaçması şüphesini uyandıracak somut olguların varlığı” halinde bir tutuklama nedeni olduğu kabul edilir (CMK md. 100/2), </em></li>
<li><em>Şüpheli veya sanığın “delillerin karartılacağı” konusunda kuvvetli şüphe halinin varlığı bir tutuklama nedenidir (CMK md. 100/2), </em></li>
<li><em>Katalog suçlar, yani kanunda açıkça tutuklama sebebi olarak gösterilen suçların işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde bir tutuklama nedeninin de mevcut olduğu kabul edilir (CMK md. 100/3).”</em></li>
</ol>
<p>Dolayısı ile kanun metninden yola çıkarak konuyu biraz daha açmak gerekirse; şüpheli ya da sanığın suçu işlediği konusunda kuvvetli bulguların olması dışında ayrıca ve ek olarak, kaçma ya da delilleri karartma şüphesinin de bulunması gerekmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Katalog Suçlar Yönü İle Tutuklama Tedbirinin Değerlendirilmesi</strong></p>
<p>CMK 100/3. Maddesinde; katalog suçlar olarak belirtilen suçların işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe durumunda tutuklama nedeninin mevcut olduğunun varsayılacağı ifade edilmektedir. Bu durumda kişinin salt bir katalog suç işlediği iddiası ile suçlanması durumunda tutuklanamayacağı, şüpheli ya da sanık hakkında bunun dışında suçu işlediği hususunda somut delillerin de bulunması gerektiği ifade edilmektedir. Mevcut uygulamada söz konusu hususun göz ardı edildiği durumlarla sık sık karşılaşılsa da; yasal mevzuatımız açısından konunun hayli özgürlükçü bir yaklaşım ile ele alındığı, hukuka aykırılıkların ise uygulamadaki hatalı değerlendirmelerden kaynaklandığı söylenebilir.</p>
<p><strong>Tutuklama Yasağı</strong></p>
<p>Tutuklama yasağı, CMK’da düzenlenmiş olup, kanunun lafzına göre bazı suçlarda hiçbir şekilde tutuklama kararı verilememesini ifade etmektedir. CMK 100/4. Maddesinde bu durum <em>“ Sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda <strong>tutuklama kararı verilemez</strong>”</em> olarak ifade edilmektedir.</p>
<p>Görüleceği üzere; kanun lafzı açıkça üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemeyeceğini düzenlemektedir. Bu durumun tek istisnası ise vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlardır.<em>  </em>Örneğin kasten yaralama suçunun basit halinde suçun üst sınırı 2 yılın altında olmasına rağmen, şüpheli ya da sanık hakkında tutuklama kararı verilebilecektir.</p>
<p><strong>Ölçülülük İlkesi</strong></p>
<p>Yazının başlarında açıklandığı üzere tutuklama kararı, kişiye uygulanabilecek ve özgürlüğünü kısıtlayan en ağır tedbir niteliğindedir. Bu durumda söz konusu tedbirin uygulanmasında ölçülülük ilkesinin göz önüne alınması gerekmektedir. Sanık veya şüpheli hakkında, tutuklama kararı ile elde edilebilecek fayda bir başka tedbir ile elde edilebilecek ise; tutuklama kararı verilmemelidir. Aksi durum hem yasal mevzuata hem de tutuklamanın tedbir niteliğine aykırı düşecektir. Ölçülülük ve orantılılık ilkesinin CMK’daki en önemli yansıması ile Adli Kontrol Tedbirleridir.</p>
<p><strong>Tutuklama Kararına İtiraz</strong></p>
<p>Tutuklama kararına itiraz kurumu, CMK ‘da öngörülen en ağır tedbir niteliğindeki tutuklama kararına karşı öngörülen ve savunmanın en önemli ögelerinden biri durumunda olan bir kanun yoludur. Şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilmesi üzerine 7 gün içerisinde bu karara itiraz etmelidir.</p>
<p><strong>Tutuklama Kararına Kimler İtiraz Edebilir ?</strong></p>
<p>Tutuklama kararına karşı hakkında tutuklama kararı verilen şüpheli ya da sanık itirazda bulunabilir. Sanık bu itirazını bizzat kendisi yapabileceği gibi bir avukat vasıtası ile de yapabilecektir. Bunun yanında tutuklanan şüpheli ya da sanığın eşi de tutuklama kararına itiraz hakkına sahiptir. Bu konuda eşlere tanınan bu hakkın, tutuklama kararının etkilerinin ailevi ilişkileri etkileyebilecek boyutta olmasından kaynaklandığı düşünülmektedir. Bu 2 ilgilinin dışında tutuklanan şüpheli ya da sanığın yasal temsilcileri de tutuklama kararına itiraz edebilecektir. Örneğin tutuklanan kişinin 18 yaşından küçük olduğu varsayımında, ilgilinin anne veya babası ya da her ikisi birden tutuklama kararına itiraz edebilecektir.</p>
<p><strong>Tutuklama Kararına İtiraz Nereye Yapılır ?</strong></p>
<p>CMK 105. Maddesinde tutuklama kararına itirazın değerlendirilmesi hususu : <em>“103 ve 104 üncü maddeler uyarınca yapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün içinde istemin kabulüne, reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verilir. 103 üncü maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca yapılan istemler hariç olmak üzere örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından bu süre yedi gün olarak uygulanır. Duruşma dışında bu karar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin görüşü alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir” </em>Şeklinde düzenlenmiştir. Bunun yanında; soruşturma aşamasında tutuklanan ve soruşturmanın devamında tutuklamanın ölçüsüz olduğunun değerlendirilmesi durumunda Cumhuriyet Savcısı tarafından şüphelinin tutukluluk halinin kendiliğinden sonlandırılmasına da karar verilebilir. <em>(CMK 103/2 Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı adlî kontrol veya tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanısına varacak olursa, şüpheliyi re&#8217;sen serbest bırakır. Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinde şüpheli serbest kalır)</em></p>
<p><strong>Tutuklulukta Geçecek Azami Süreler </strong></p>
<p>Tutuklulukta geçecek sürelerin sınırları doğrudan CMK ile düzenlenmiştir. Nitekim Madde 102 – (1<em>) Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek altı ay daha uzatılabilir. (2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda beş yılı geçemez. (1) (3) Bu maddede öngörülen uzatma kararları, Cumhuriyet savcısının, şüpheli veya sanık ile müdafiinin görüşleri alındıktan sonra verilir. (4)</em> <em>Soruşturma evresinde tutukluluk süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler bakımından altı ayı, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler bakımından ise bir yılı geçemez. Ancak, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu olarak işlenen suçlar bakımından bu süre en çok bir yıl altı ay olup, gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.</em> <em>(Bu maddede öngörülen tutukluluk süreleri, fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuklar bakımından yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar bakımından ise dörtte üç oranında uygulanır.</em></p>
<p>Denilmektedir<em>. </em>Müsnet suç tipine ve delillere bağlı olarak işbu metinde yer alan süreleri aşan miktarda tutukluluk hali sürdürülemez. Aksi durum haksız tutuklama niteliğindedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Tutuklama Kararına İtiraz Dilekçesi Örneği (Soruşturma Aşaması İçin)</strong></p>
<p>ANKARA () SULH CEZA HAKİMLİĞİ’NE</p>
<p>İTİRAZ EDEN :</p>
<p>ADRESİ :</p>
<p>VEKİLİ / VASİSİ / EŞİ :</p>
<p>KONU : .. Sulh Ceza Hakimliğinin .. Sorgu Sayılı ve .. Tarihli Kararı ile Verilen Tutuklama Kararına İtiraz İstemidir.</p>
<p>AÇIKLAMALAR :</p>
<p>Şüpheli hakkında .. Sulh Ceza Hakimliğinin .. Sorgu Sayılı ve .. Tarihli Kararı ile tutuklama kararı verilmiştir.</p>
<p>Bu karar yasaya aykırıdır.</p>
<ol>
<li>Şüphelinin kaçma şüphesi yoktur.</li>
<li>Şüpheli Sabit ikametgah sahibidir.</li>
<li>Tutuklama Kararı verilebilmesi için kuvvetli suç şüphesi bu olayda mevcut değildir.</li>
<li>…</li>
</ol>
<p>Diğer İtiraz Nedenleri</p>
<p>(Olay özelindeki itiraz nedenleri yazılabilir.)</p>
<p>Bu nedenlerle tutuklama kararına itiraz ediyorum.</p>
<p>HUKUKİ SEBEPLER : TCK., CMK. AİHS. Anayasa Vs İlgili diğer mevzuat</p>
<p>HUKUKİ NEDENLER : …</p>
<p>SONUÇ VE İSTEM : Açıkladığım bu nedenlerle şüpheli … tutuklanmasına dair karara ilişkin itirazlarımı sunar, şüphelinin tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasını, aksi kanaat hasıl ise itirazın incelemeye yetkili ve görevli hakimliğe/mahkemeye gönderilmesini talep ederim.</p>
<p>İTİRAZ EDEN</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/tutuklama-tedbiri-ve-bu-tedbire-karsi-basvurulabilecek-kanun-yollari/">TUTUKLAMA TEDBİRİ VE BU TEDBİRE KARŞI BAŞVURULABİLECEK KANUN YOLLARI</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/tutuklama-tedbiri-ve-bu-tedbire-karsi-basvurulabilecek-kanun-yollari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI(HAGB)</title>
		<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/hukmun-aciklanmasinin-geri-birakilmasihagb/</link>
					<comments>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/hukmun-aciklanmasinin-geri-birakilmasihagb/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 May 2021 12:38:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Uzmanlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[av. aziz erol haşimoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Osman Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[avukat]]></category>
		<category><![CDATA[hagb]]></category>
		<category><![CDATA[hükmün açıklanmasının geri bırakılması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yildizhukukdanismanlik.com/?p=3307</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hükmün açıklanmasının geri bırakılması sanık hakkında hükmolunan cezanın denetim süresi boyunca sonuç doğurmamasına, denetim süresinin kasıtlı bir suç işlenmeden ve denetim hükümleri ihlal edilmeden geçirilmesinin ardından da ceza hükmünün tamamen ortadan kalkmasına olanak sağlayan bir hukuki müessesedir. Yani hakkında Hükmün</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/hukmun-aciklanmasinin-geri-birakilmasihagb/">HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI(HAGB)</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span id="more-3307"></span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-3306" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/05/Adsiz-300x84.png" alt="" width="525" height="147" srcset="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/05/Adsiz-300x84.png 300w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/05/Adsiz-768x215.png 768w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/05/Adsiz.png 797w" sizes="(max-width: 525px) 100vw, 525px" /></p>
<p>Hükmün açıklanmasının geri bırakılması sanık hakkında hükmolunan cezanın denetim süresi boyunca sonuç doğurmamasına, denetim süresinin kasıtlı bir suç işlenmeden ve denetim hükümleri ihlal edilmeden geçirilmesinin ardından da ceza hükmünün tamamen ortadan kalkmasına olanak sağlayan bir hukuki müessesedir. Yani hakkında Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararı verilen şahıs, söz konusu hükmün açıklanmadığı halde cezaevine girmeyecek tutuklanmayacak veya adli para cezası ödemeyecektir. Denetim süresi yetişkinlerde 5 yıl, suça sürüklenen çocuklarda 3 yıldır.</p>
<p><span style="color: #162252; font-size: 14pt;"><strong>HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI KARARININ HUKUKİ KAPSAMI</strong></span></p>
<p>HAGB kararında, karara esas alınan hüküm askıdadır. Yani hakkında hapis cezası verilen şahıs hakkında, denetim süresi bittiğinde söz konusu ceza verilmemiş gibi olur. Denetim süresi içerisinde de aynı durum geçerlidir, ancak denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlenmesi veya denetim hükümlerinin ihlal edilmesi durumunda verilen mahkûmiyet hükmü açıklanır. Bu sebeplerle HAGB kararı memuriyete başvurmaya engel değildir. Karara konu hapis cezası hüküm açıklanmadıkça infaz edilmez. Bunun yanında karara konu hapis cezası, kamu görevinden çıkarılma sebebi değildir ancak HAGB’ye konu suç yönünden idare ayrıca bir soruşturma yürütüp şahsın kamu görevinden çıkarılmasına karar verebilir.</p>
<p><span style="color: #162252; font-size: 14pt;"><strong>HAGB KARARI VERİLEBİLMESİNİN ŞARTLARI</strong></span></p>
<ul>
<li><strong>Sanığın daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkûmiyeti bulunmamalıdır.</strong></li>
</ul>
<p>Sanığın daha önceden sonucunda adli para cezasına hükmedilmiş olsa dahi kasıtlı bir suçtan mahkûm olması halinde, sanık hakkında hükmün geriye bırakılması kararı verilemeyecektir.</p>
<ul>
<li><strong>Yargılama sonucunda verilen hapis cezası 2 yılın altında olmalıdır veya adli para cezasına hükmedilmelidir.</strong></li>
</ul>
<p>Yargılama sonucunda suçun mahiyeti ne olursa olsun, verilen hapis cezası 2 yılın altında olmalıdır. Adli para cezasına hükmedilmesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine engel bir üst sınır mevcut değildir.</p>
<ul>
<li><strong>HAGB kararı verilemeyecek suçlardan biri olmamalıdır.</strong></li>
</ul>
<p>Sanık hakkında verilen ceza;</p>
<ul>
<li>İmar kirliliğine sebep olma</li>
<li>Anayasa madde 74 ile korunan inkılap kanunlarına ilişkin suçlar</li>
<li>Karşılıksız çek düzenleme</li>
<li>Disiplin veya tazyik hapsi kararları</li>
</ul>
<p>Suçlarından biri hakkında ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemez.</p>
<ul>
<li><strong>Suç nedeniyle zarara uğranmışsa bu zarar giderilmelidir.</strong></li>
</ul>
<p>Sanığın işlediği suç sebebiyle herhangi maddi zarar oluşmuşsa, bu zarar giderilmeden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemez. Suç nedeniyle oluşan zarar kamuya ait olması halinde de söz konusu zarar giderilmelidir.</p>
<ul>
<li><strong>Sanık HAGB kararına onay vermelidir.</strong></li>
</ul>
<p>Mahkemenin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını vermeden önce sanığın bu yönde verilecek karara onay vermesi gerekmektedir.</p>
<ul>
<li><strong>Mahkemece sanığın bir daha suç işlemeyeceği kanaatine varılmalıdır.</strong></li>
</ul>
<p>Mahkemeler bu hususta, sanığın adli sicil kaydı ve mahkeme tutanaklarına yansıyan hareketlerini göz önünde bulundurarak karar verir.</p>
<p><span style="font-size: 14pt; color: #162252;"><strong>HÜKMÜN AÇIKLANMASI</strong></span></p>
<p>Denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlenirse veya denetim kuralları ihlal edilirse HAGB kararı kaldırılarak ceza hükmü açıklanır. Denetim süresinde suç işlenmesi sebebiyle, HAGB konusu cezanın açıklanması için yeni cezanın kesinleşmesi beklenir. Geri bırakılan hükmün açıklanması ile birlikte olağan kanun yollarına başvurulabilir.</p>
<p><span style="color: #162252; font-size: 14pt;"><strong>HAGB’YE İTİRAZ</strong></span></p>
<p>HAGB kararlarına Cumhuriyet Savcısı veya mahkemeye katılan veya sanık 7 gün içinde itiraz edebilir. HAGB kararını veren mahkeme asliye ceza mahkemesi ise ilgili yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesine, kararı veren mahkeme ağır ceza mahkemesi ise sıradaki numaralı ağır ceza mahkemesine itiraz edilir. Bu mahkemelerin itiraz ile ilgili verecekleri karar kesindir.</p>
<p><span style="color: #162252; font-size: 14pt;"><strong>HAGB’NİN KANUN YARARINA BOZULMASI:</strong></span></p>
<p>HAGB kararının:</p>
<ul>
<li>Verilen cezanın HAGB sınırları içerisinde olmaması</li>
<li>İlgili suç hakkında HAGB kararına hükmedilemeyecek olması</li>
<li>Zararın giderilmemiş olması</li>
<li>Sanığın daha öncesinden kasıtlı bir suç işlemiş olması</li>
</ul>
<p>gibi sebeplerle hukuka aykırı olduğu iddiasıyla HAGB kararının kanun yararına bozulması talep edilebilir.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-3268 alignleft" style="font-weight: 400;" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/karikatuer__orta_-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" srcset="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/karikatuer__orta_-300x300.jpg 300w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/karikatuer__orta_-150x150.jpg 150w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/karikatuer__orta_-230x230.jpg 230w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/karikatuer__orta_-365x365.jpg 365w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/karikatuer__orta_.jpg 624w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></strong></p>
<p><strong>İLGİLİ YARGITAY KARARLARI</strong></p>
<p><strong><u>1.Ceza Dairesi 2021/5389 E.  ,  2021/7225 K.</u></strong></p>
<p><em>“Sanık &#8230; hakkında cinsel taciz suçundan verilen <strong>hükmün açıklanmasının geri bırakılması</strong> hükmüne yönelik sanık müdafinin ve katıl</em><em>an vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde; 5271 sayılı CMK’nin 231/5. Maddesi uyarınca verilen <strong>hükmün açıklanmasının geri bırakılması</strong> kararlarının aynı Kanun’un 231/12. Maddesi uyarınca itirazı kabil olup temyizinin mümkün olmadığı, sanık müdafinin ve katılan vekili tarafından yapılan itiraz neticesinde Alanya 2. Ağır C</em><em>eza Mahkemesinin 15.08.2016 tarihli ve 2016/844 D. İş sayılı kararı ile itirazların reddine karar verilerek kesinleşmiş olduğu anlaşılmakla, dosyanın incelenmeksizin mahalline iadesine için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE..&#8221;</em></p>
<p><strong><u>11.Ceza Dairesi 2020/6720 E. , 2021/3719 K.</u></strong></p>
<p><em>“5271 sayılı CMK’nin 231/8-son cümlesi uyarınca, <strong>hükmün açıklanmasının geri bırakılması</strong> kararının kesinleştiği 11.11.2011 tarihinden itibaren, deneme süresi içinde işlenen ikinci suçun suç tarihi olan 08.03.2013 <strong>tarihine kadar dava zamanaşımının durduğu</strong> gözetilerek yapılan incelemede…”</em></p>
<p><strong><em>19.</em></strong><strong><u><strong>C</strong>eza Dairesi  2019/10697 E. ,  2021/2436 K.</u></strong></p>
<p><em>“CMK’nin 231. Maddesine düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesine engel hali bulunmayan sanığın talimatla alınan savunmasında hakkında <strong>hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği</strong> ancak talimat ekinde KEMT varakasının olmadığı, hatta esas dosya kapsamında KEMT varakası bulunmadığından <strong>kamu zararından sanığın haberdar olmadığı nazara alınarak</strong>, dava konusu gümrük kaçağı akaryakıta yönelik KEMT varakası temin edilip, Gümrük İdaresince hesaplanan “eşyanın ithalinde öngörülen gümrük vergileri ve diğer eş etkili vergiler ile mali yükler toplam tutarı olan miktarın <strong>kamu zararı olduğunun sanığa bildirilmesi ve sonucuna göre gerektiğinde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 213/9. Maddesi de gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, zararın karşılanmadığı gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, bozmayı gerektirmiş</strong>, sanık…’nın ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. Maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. Maddesi uyarınca <strong>BOZULMASINA</strong>…”</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/hukmun-aciklanmasinin-geri-birakilmasihagb/">HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI(HAGB)</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/hukmun-aciklanmasinin-geri-birakilmasihagb/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CEZAEVLERİNDE GERÇEKLEŞEN HAK İHLALLERİ [1]</title>
		<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/cezaevlerindegerceklesenhakihlalleri1/</link>
					<comments>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/cezaevlerindegerceklesenhakihlalleri1/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Jan 2021 18:00:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[AİHM]]></category>
		<category><![CDATA[AİHS]]></category>
		<category><![CDATA[Aileye Saygı]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Osman Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[avukat]]></category>
		<category><![CDATA[CEZA AVUKATI]]></category>
		<category><![CDATA[Cezaevi]]></category>
		<category><![CDATA[Danıştay]]></category>
		<category><![CDATA[Haberleşme Hürriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Hak İhlali]]></category>
		<category><![CDATA[İşkence]]></category>
		<category><![CDATA[Mahkeme]]></category>
		<category><![CDATA[Mektup]]></category>
		<category><![CDATA[Yargıtay]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldız Hukuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yildizhukukdanismanlik.com/?p=3263</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Tutuklu, sözlük anlamıyla kanun yoluyla hürriyetlerinden alıkonularak bir yere kapatılan kimsedir. Hükümlü ise, mahkeme kararı ile ceza hükmü verilmiş ve verilen ceza kararı kesinleşmiş kimseler için kullanılır. Bir de hükümözlü şeklinde kullanılan bir kavram olsa da bu halin tutukluluk</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/cezaevlerindegerceklesenhakihlalleri1/">CEZAEVLERİNDE GERÇEKLEŞEN HAK İHLALLERİ [1]</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Tutuklu, sözlük anlamıyla kanun yoluyla hürriyetlerinden alıkonularak bir yere kapatılan kimsedir. Hükümlü ise, mahkeme kararı ile ceza hükmü verilmiş ve verilen ceza kararı kesinleşmiş kimseler için kullanılır. Bir de hükümözlü şeklinde kullanılan bir kavram olsa da bu halin tutukluluk durumundan farkı olmayıp, sadece tutukluluk halinin ilk derece mahkemesi sonrasında da devam ettiğinde kullanılmaktadır. Söz konusu kişiler ülkemizde Ceza İnfaz Kurumlarında tutulmaktadır.</p>
<p style="text-align: left;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-3265 alignleft" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/Anayasa_Mahkemesi-Denetimli-300x123.gif" alt="" width="300" height="123" />Ceza İnfaz Kurumlarında bulunan tutuklu, hükümlü veyahut hükümözlü olan kişilerin anayasamız gereğince kullanabileceği haklar bulunmaktadır.</p>
<p style="text-align: left;">Ceza İnfaz Kurumlarında bulunan kişilerin talepleri toplum içesinde önemsiz veyahut “olmasa da olur” şeklinde görünebilmektedir. Fakat özgürlüğünü kaybetmiş bir kişi açısından dış dünya ile kurulan tek imkân olan ve haberleşme hürriyeti kapsamındaki mektup, telefon ve faks gibi haklar önem arz etmektedir. Yine kişinin ailesi ve yakınları ile “görüş günlerinde” kurduğu bağlantı aile birliğinin devamı açısından önemlidir. İnsanın insan olmasından kaynaklı gereklerinin yerine getirilmesi, duş almak, tuvalet ihtiyacının giderilmesi ve yeme-içme gibi temel ihtiyaçların sağlanması gerekmektedir. AİHM&#8217;e göre hükümlü ve tutuklu olanlar Sözleşme kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptir (<em>Hirst/Birleşik Krallık (No. 2)</em>, B. No:74025/01, 6/10/2005, § 69).<span id="more-3263"></span></p>
<p>Cezaevleri kişinin tüm özgülüklerinden yoksun olduğu bir yer değil, kişinin ıslahı ve topluma tekrar kazandırılmasının sağlanması amacını taşıyan kurumlardır.</p>
<p>Ülkemizde tarihin her dönemin de olduğu gibi cezaevlerinde birçok hak ihlali yaşanmaktadır. 2012 yılında getirilen Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru hakkı ile ihlale maruz kalan kişilerin haklarını savunmaları açısından önemli bir imkandır. Bu yazımızda Anayasa Mahkemesinin cezaevlerinde gerçekleşen hak ihlallerine ilişkin özellikle son yıllarda vermiş olduğu ihlal kararları sınıflandırılmıştır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-3269 alignleft" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/EEG0pWRWwAENCDr-206x300.jpg" alt="" width="206" height="300" srcset="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/EEG0pWRWwAENCDr-206x300.jpg 206w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/EEG0pWRWwAENCDr-768x1120.jpg 768w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/EEG0pWRWwAENCDr-702x1024.jpg 702w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/EEG0pWRWwAENCDr.jpg 1404w" sizes="(max-width: 206px) 100vw, 206px" /></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>1)MEKTUP VE FAKS VASITALARIYLA AİLELERİYLE, BAŞKA KİŞİLERLE VE DIŞARIDAKİ KURULUŞLARIN TEMSİLCİLERİYLE HABERLEŞMELERİNE İLİŞKİN ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI.</strong><strong> </strong></span></p>
<ul>
<li><strong>Abdülkerim Tekin ve Diğerleri Başvurusu (Başvuru <span style="color: #000000;">Numarası:</span> 2017/14279) Karar Tarihi: 10/3/2020 [MEKTUP]</strong></li>
</ul>
<p>Benzer suçlardan çeşitli ceza infaz kurumlarında hükümlü olarak bulunan başvurucular tarafından farklı tarihlerde gazeteciler <strong>G.T., A.A. ve G.B.ye, Kanada, İsviçre, İspanya ve Belçika Büyükelçiliklerine, Türkiye Tabipler Birliğine, Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneğine, İnsan Hakları Derneğine, İnsan Hakları Ortak Platformuna</strong> iletiler gönderilmek istenmiştir. Ceza infaz kurumlarındaki disiplin kurullarının çeşitli tarihlerde verdiği benzer içerikli sakıncalı mektup değerlendirme kararlarıyla iletilerin muhataplarına gönderilmemesine karar verilmiştir. Başvurucular tarafından Disiplin Kurulu kararlarına karşı görevli infaz hâkimliklerine yapılan şikâyetler reddedilmiştir. Kararların tamamında mevzuat hükümlerine ve Disiplin Kurulu kararlarına değinilerek iletilerde ceza infaz kurumlarını kamuoyunda hedef gösterecek nitelikte ifadeler bulunduğu belirtilmiştir. Başvurucular tarafından anılan infaz hâkimliği kararlarına karşı ağır ceza mahkemelerine yapılan itirazlar reddedilmiştir.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi sonuç olarak somut olayda kamu düzeninin korunması, suçun önlenmesi ile ceza infaz kurumunda disiplinin ve güvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul nedenler somut bilgilere dayalı olarak ortaya konulmadığından, diğer bir deyişle başvurucuların göndermek istediği mektupların alıkonulması suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahale ilgili ve yeterli gerekçelere dayandırılmadığından müdahalenin <em>demokratik bir toplumda gerekli </em>olmadığı kanaatine varılmıştır. Başvurucuların Anayasa&#8217;nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar verilmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li><strong>Ahmet Kağanarslan ve Diğerleri Başvurusu (Başvuru Numarası: 2017/16257) Karar Tarihi: 10/3/2020 [FAX VE MEKTUP]</strong></li>
</ul>
<p>Başvuruculardan Hüseyin Halil <strong>Türkiye İnsan Hakları Vakfına, Ahmet Kağanarslan İnsan Hakları Derneğine, Mirze Aydın ise Cumhuriyet Gazetesine</strong> birer mektup göndermek istemişlerdir.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi sonuç olarak somut olayda kamu düzeninin korunması, suçun önlenmesi ile ceza infaz kurumunda disiplinin ve güvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul nedenler somut bilgilere dayalı olarak ortaya konulmadığından, diğer bir deyişle başvurucuların göndermek istediği mektupların alıkonulması suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahale ilgili ve yeterli gerekçelere dayandırılmadığından müdahalenin <em>demokratik bir toplumda gerekli </em>olmadığı kanaatine varılmıştır. Başvurucuların Anayasa&#8217;nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar verilmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li><strong>Cihat Ayik ve Hacı Ali Baştürk Başvurusu (Başvuru Numarası: 2017/31506) Karar Tarihi: 10/3/2020 [MEKTUP]</strong></li>
</ul>
<p>İzmir 3 No.lu T Tipi Ceza İnfaz Kurumunda bulunan başvurucu Hacı Ali Baştürk ile Ağrı M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan diğer başvurucu, farklı tarihlerde <strong>İnsan Hakları Derneğine</strong> mektup göndermek istemiştir. Benzer içerikli mektuplarda başvurucular; ceza infaz kurumlarında kendilerine tecrit uygulandığından, kötü koşullar altında çok fazla kişiyle birlikte aynı odalarda kaldıklarından, sağlık durumlarıyla yeterince ilgilenilmediğinden, mektuplarının gönderilmediğinden, ziyaretçi kısıtlamaları getirildiğinden, hukuksuz bir biçimde aramalar yapıldığından, aynı suçtan arkadaşlarıyla farklı koğuşlarda kaldıklarından, belirli kitap ve gazetelerin verilmediğinden bahsetmişlerdir.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi sonuç olarak somut olayda kamu düzeninin korunması, suçun önlenmesi ile ceza infaz kurumunda disiplinin ve güvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul nedenler somut bilgilere dayalı olarak ortaya konulmadığından, diğer bir deyişle başvurucuların göndermek istediği mektupların alıkonulması suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahale ilgili ve yeterli gerekçelere dayandırılmadığından müdahalenin <em>demokratik bir toplumda gerekli </em>olmadığı kanaatine varılmıştır. Başvurucuların Anayasa&#8217;nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar verilmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li><strong>Tayfur Tunç Başvurusu (Başvuru Numarası: 2017/36327) Karar Tarihi: 10/3/2020 [MEKTUP]</strong></li>
</ul>
<p>Somut olayda başvurucu, <strong>İnsan Hakları Derneğine</strong> gönderdiği benzer içerikli mektuplarda Ceza İnfaz Kurumu uygulamalarından bahsetmiştir.  Buna karşılık Disiplin Kurulu kararlarında mektupların içeriğinde kurumları hedef gösteren yalan yanlış ifadeler bulunduğu vurgulanmıştır. İnfaz Hâkimliği kararlarında ise Disiplin Kurulu karar gerekçesi ve ilgili mevzuat hatırlatıldıktan sonra mektuplarda başvurucunun İnfaz Kurumunda yaşadığı sorunlardan bahsettiği ve bu sorunların çözüm merciinin İnsan Hakları Derneği değil kanunda gösterilen idari ve yargısal birimler olduğu, bu nedenle hükümlünün mektuplarındaki şikâyetlerinin araştırılması için mektubun Cumhuriyet başsavcılığına gönderildiği,  mektuplarda Ceza İnfaz Kurumunu ve görevlilerini hedef gösteren kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek ifadelere yer verildiği belirtilmiş ancak hem Disiplin Kurulunca hem de İnfaz Hâkimliğince her bir mektup için hangi ifadelerin neden sakıncalı görüldüğü gerekçelendirilmemiştir.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi sonuç olarak somut olayda kamu düzeninin korunması, suçun önlenmesi ile ceza infaz kurumunda disiplinin ve güvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul nedenler somut bilgilere dayalı olarak ortaya konulmadığından, diğer bir deyişle başvurucuların göndermek istediği mektupların alıkonulması suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahale ilgili ve yeterli gerekçelere dayandırılmadığından müdahalenin <em>demokratik bir toplumda gerekli </em>olmadığı kanaatine varılmıştır. Başvurucuların Anayasa&#8217;nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar verilmiştir.</p>
<ul>
<li>Rauf Erdem Başvurusu (Başvuru Numarası: 2017/39883) Karar Tarihi: 10/3/2020,</li>
<li>Rıdvan Türan Başvurusu (Başvuru Numarası: 2017/20669) Karar Tarihi: 10/3/2020,</li>
<li>Deniz Şahin ve Suat İncedere Başvurusu (Başvuru Numarası: 2015/17260) Karar Tarihi: 19/9/2018,</li>
<li>Keyfo Başak ve Şeyhmus Musa Başvurusu (Başvuru Numarası: 2015/17258) Karar Tarihi: 20/9/2018</li>
<li>Mehmet Reşit Arslan Başvurusu (8) (Başvuru Numarası: 2017/14700) Karar Tarihi: 4/11/2020 tarihli kararlar</li>
</ul>
<p>mektup gönderme haklarına ilişkin benzer nitelikli kararlardır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-3268 alignleft" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/karikatuer__orta_-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" srcset="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/karikatuer__orta_-300x300.jpg 300w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/karikatuer__orta_-150x150.jpg 150w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/karikatuer__orta_-230x230.jpg 230w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/karikatuer__orta_-365x365.jpg 365w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/karikatuer__orta_.jpg 624w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>2)TUTUKLUNUN AVUKATI İLE TELEFONLA GÖRÜŞMESİNİN ENGELLENMESİ İHALİNE İLİŞKİN ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI.</strong></span></p>
<ul>
<li><strong>Kadir Kırmacı Başvurusu (Başvuru Numarası: 2017/25975) Karar Tarihi: 18/6/2020</strong></li>
</ul>
<p>Başvurucu, Kocaeli 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan tutuklu olarak bulunmaktadır. Başvurucu, avukatı ile telefonla görüşmesinin engellendiğini ileri sürerek 12/1/2017 tarihinde Kocaeli İnfaz Hâkimliğine başvurmuştur. Başvurucu şikâyet dilekçesinde; avukatıyla telefonla görüşme talebinin Ceza İnfaz Kurumu İdaresi tarafından reddedildiğini, idarenin yazılı cevap vermediğini, sözlü olarak mevzuatta avukatla telefonla görüşmeye yer verilmediği Gerekçesiyle talebin reddedildiğinin bildirildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ilgili mevzuata atıf yaparak soruşturma aşamasında avukat ile görüşün ancak Cumhuriyet savcısı tarafından kısıtlanabileceğini, ayrıca tutukluların müdafileri ile haberleşmesinin engellenemeyeceğinin mevzuatta açıkça düzenlendiğini, hakkında verilmiş avukatıyla görüşmesine engel teşkil edecek bir yargı kararının olmadığını vurgulamış ve avukatıyla telefonla görüşmesine izin verilmesini talep etmiştir. Başvurucunun itirazları reddedilmiştir.</p>
<p>Yapılan açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; somut olayda <em>Mehmet Koray Eryaşa </em>kararında belirtilen ilkelerden ve sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durumunun mevcut olmadığı, bu bağlamda ceza infaz kurumunda tutuklu olarak bulunan kişilerin avukat ile haberleşme hakkının telefonla haberleşmeyi de kapsadığı, avukat ile görüşmeye yönelik açık bir düzenleme olmadığı gerekçesi ile haberleşmenin engellenmesinin kanunilik ilkesini karşılamadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa&#8217;nın 22. maddesinde güvence altına alınan <strong>haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine</strong> karar verilmesi gerekir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li><strong>Hacı Serhat Karslı Başvurusu (Başvuru Numarası: 2017/19534) Karar Tarihi: 18/6/2020</strong></li>
</ul>
<p>Başvurucu, Kocaeli 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan tutuklu olarak bulunmaktadır. Başvurucu, avukatı ile telefonla görüşmesinin engellendiğini ileri sürerek 25/1/2017 tarihinde Kocaeli İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) başvurmuştur. Başvurucunun itirazları reddedilmiştir.</p>
<p>Yapılan açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; somut olayda <em>Mehmet Koray Eryaşa </em>kararında belirtilen ilkelerden ve sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durumunun mevcut olmadığı, bu bağlamda ceza infaz kurumunda tutuklu olarak bulunan kişilerin avukat ile haberleşme hakkının telefonla haberleşmeyi de kapsadığı, avukat ile görüşmeye yönelik açık bir düzenleme olmadığı gerekçesi ile haberleşmenin engellenmesinin kanunilik ilkesini karşılamadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa&#8217;nın 22. maddesinde güvence altına alınan <strong>haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine</strong> karar verilmesi gerekir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li><strong>İ. Başvurusu (Başvuru Numarası: 2017/16005) Karar Tarihi: 11/12/2019</strong></li>
</ul>
<p>Başvurucu, Niğde E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) <em>silahlı terör örgütüne üye olma suçundan </em>tutuklu olarak bulunmaktadır. Başvurucunun avukatı ile telefonla görüşme talebi Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulunun (İdare ve Gözlem Kurulu) 18/10/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Başvurucunun itirazları reddedilmiştir.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-3266 alignleft" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/kitap-300x156.jpg" alt="" width="300" height="156" srcset="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/kitap-300x156.jpg 300w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/kitap.jpg 486w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></strong>Yapılan açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; somut olayda <em>Mehmet Koray Eryaşa </em>kararında belirtilen ilkelerden ve sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durumunun mevcut olmadığı, bu bağlamda ceza infaz kurumunda tutuklu olarak bulunan kişilerin avukat ile haberleşme hakkının telefonla haberleşmeyi de kapsadığı, avukat ile görüşmeye yönelik açık bir düzenleme olmadığı gerekçesi ile haberleşmenin engellenmesinin kanunilik ilkesini karşılamadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa&#8217;nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>3)HÜKÜMLÜNÜN GÖNDERMİŞ OLDUĞU FAKSIN SAKINCALI BULUNAN KISIMLARININ SİLİNMESİ İHLALİNE İLİŞKİN AYM KARARI</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li><strong>Muhittin Pirinççioğlu Başvurusu (Başvuru Numarası: 2017/34566) Karar Tarihi: 10/3/2020</strong></li>
</ul>
<p>Başvurucu, devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak suçundan hükümlü olarak Karabük T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) bulunmaktadır. Başvurucu; İnsan Hakları Derneğine yazdığı ve altında başvurucu dâhil dört kişinin gönderici olarak isminin yer aldığı, bir sayfadan ibaret faksı 15/3/2017 tarihinde göndermek istemiştir. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığının (Disiplin Kurulu) 17/3/2017 tarihli sakıncalı mektup değerlendirme kararıyla faksın sakıncalı bulunan kısımlarının okunmayacak şekilde karalanmak suretiyle muhatabına gönderilmesine karar verilmiştir. Başvurucunun itirazları reddedilmiştir.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi sonuç olarak somut olayda kamu düzeninin korunması, suçun önlenmesi ile ceza infaz kurumunda disiplinin ve güvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul nedenler somut bilgilere dayalı olarak ortaya konulmadığından, diğer bir deyişle başvurucuların göndermek istediği mektupların alıkonulması suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahale ilgili ve yeterli gerekçelere dayandırılmadığından müdahalenin <em>demokratik bir toplumda gerekli </em>olmadığı kanaatine varılmıştır. Başvurucuların Anayasa&#8217;nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar verilmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>4)TUTUKLU BULUNAN EŞLERİN BİRBİRLERİ İLE KAPALI VE AÇIK GÖRÜŞ GÜNLERİNDE GÖRÜŞME İSTEĞİNE İLİŞKİN ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI</strong></span></p>
<p><strong> </strong></p>
<ul>
<li><strong>Ahmet Akdoğan Başvurusu (Başvuru Numarası: 2017/23056) Karar Tarihi: 2/6/2020</strong></li>
</ul>
<p>Başvurucu, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsü sonrasında FETÖ/PDY üyesi olma suçu kapsamında başlatılan soruşturmada 18/7/2016 tarihinde tutuklanmış ve Gaziantep H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Ceza İnfaz Kurumu) konulmuştur. Başvurucunun eşi de aynı suçlama kapsamında 21/7/2016 tarihinde tutuklanmış ve Gaziantep E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna konulmuştur.</p>
<p>Başvurucu 28/2/2017 tarihli dilekçe ile Ceza İnfaz Kurumuna başvurmuş ve Gaziantep E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutulan eşiyle kapalı ve açık görüş günlerinde görüşmeyi talep etmiştir. Başvurucunun tüm talepleri reddedilmiştir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-3267 alignleft" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/timthumb.php_-300x168.jpg" alt="" width="300" height="168" srcset="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/timthumb.php_-300x168.jpg 300w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/timthumb.php_.jpg 650w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Anayasa Mahkemesi kararında; Neticede tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, aynı yerleşkedeki ceza infaz kurumlarında barındırılan tutuklu eşlere açık ve kapalı görüş hakkı tanımak suretiyle yüz yüze görüşme imkânının verilmediği, bu doğrultudaki taleplerin idari ve yargısal merciler tarafından karşılanmadığı görülmektedir. Bu durumda eşler arasında asgari bir iletişim ve temas kurulmasına imkân sağlayacak şekilde kamusal makamlarca tedbirlerin alınmadığı ve aile hayatına saygı hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerin gereğinin yerine getirilmediği sonucuna varmıştır. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan <strong>aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine</strong> karar verilmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>5)TUTUKLU BULUNAN EŞLERİN BİRBİRLERİ İLE TELEFON İLE GÖRÜŞME İSTEĞİNE İLİŞKİN ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li><strong>Mehmet Fatih Göksan Başvurusu (Başvuru Numarası: 2017/23048) Karar Tarihi: 18/6/2020</strong></li>
</ul>
<p>Başvurucu, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsü sonrasında silahlı terör örgütüne üye olma ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçları kapsamında yürütülen soruşturma sürecinde Adana 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 5/9/2016 tarihli kararıyla tutuklanmış ve Adana F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna konulmuştur. Başvurucu 10/10/2016 tarihinde Osmaniye 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Ceza İnfaz Kurumu) nakledilmiştir. Başvurucunun eşi de Adana 2. Sulh Ceza Hâkimliğince 14/10/2016 tarihinde FETÖ/PDY&#8217;ye üye olma suçlamasıyla tutuklanmış ve Tarsus Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna konulmuştur.</p>
<p>Başvurucu 23/1/2017 tarihli dilekçe ile Ceza İnfaz Kurumuna başvurmuş ve başka bir infaz kurumunda tutuklu olarak bulunan eşi M.G. ile telefon vasıtasıyla görüşme talebinde bulunmuştur.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi kararında; Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, tutuklu eşler arasında aile hayatının sürdürülmesine imkân sağlayacak şekilde asgari düzeyde iletişim kurulmasına uygun bir vasıta olarak değerlendirilebilecek telefonla görüşme hakkından başvurucunun uzunca bir süre -bireysel başvuru öncesi ve sonrasında yaklaşık iki yıl- yararlandırılmadığı anlaşılmaktadır demiş. Bu durumda kamusal makamların eşler arasında asgari bir iletişim kurulmasına imkân sağlayacak şekilde tedbir almadığı ve aile hayatına saygı hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerin gereğini yerine getirmediği sonucuna varmıştır. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan <strong>aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine</strong> karar vermiştir.</p>
<blockquote>
<p style="text-align: center;"><em>&#8220;Suçların her biri kötüdür fakat özgürlüğünü kaybetmiş birine karşı işleneni en</em><em> kötüsüdür.&#8221;</em></p>
</blockquote>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000080;"><strong>AV. OSMAN YILDIZ</strong></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000080;"><strong>ANKARA BAROSU</strong></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000080;"><strong>26974</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<hr />
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/cezaevlerindegerceklesenhakihlalleri1/">CEZAEVLERİNDE GERÇEKLEŞEN HAK İHLALLERİ [1]</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/cezaevlerindegerceklesenhakihlalleri1/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HAKSIZ TUTUKLAMA NEDENİ İLE MADDİ MANEVİ TAZMİNAT DAVASI</title>
		<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/koruma-tedbirleri-nedeniyle-tazminat-davalari/</link>
					<comments>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/koruma-tedbirleri-nedeniyle-tazminat-davalari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Sep 2020 15:29:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[arama el koyma]]></category>
		<category><![CDATA[avukat]]></category>
		<category><![CDATA[gözaltı]]></category>
		<category><![CDATA[haksız tutuklama]]></category>
		<category><![CDATA[koruma tedbirleri]]></category>
		<category><![CDATA[tutuklama]]></category>
		<category><![CDATA[Yargıtay]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldız Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldız hukuk ve danışmanlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yildizhukukdanismanlik.com/?p=3227</guid>

					<description><![CDATA[<p>KORUMA TEDBİRLERİ NEDENİYLE TAZMİNAT Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat, yaygın olarak bilinen ifade ile haksız tutuklama tazminatını ifade etmektedir. Ancak koruma tedbirleri, yalnızca tutuklamadan ibaret olmadığından, söz konusu tazminatı koruma tedbirleri nedeni ile tazminat olarak ifade etmek daha doğru olacaktır. Kişilere</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/koruma-tedbirleri-nedeniyle-tazminat-davalari/">HAKSIZ TUTUKLAMA NEDENİ İLE MADDİ MANEVİ TAZMİNAT DAVASI</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="color: #d9a925; font-size: 18pt;">KORUMA TEDBİRLERİ NEDENİYLE TAZMİNAT</span></h2>
<p>Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat, yaygın olarak bilinen ifade ile haksız tutuklama tazminatını ifade etmektedir. Ancak koruma tedbirleri, yalnızca tutuklamadan ibaret olmadığından, söz konusu tazminatı koruma tedbirleri nedeni ile tazminat olarak ifade etmek daha doğru olacaktır. Kişilere haksız yere uygulandığı tespit olunan koruma tedbirlerinin tazminine karşılık olarak ödenmesi gereken tazminata koruma tedbirleri nedeni ile tazminat denilmektedir. Söz konusu tazminatın amacı henüz suçluluğu kesinleşmeden hakkında hükmedilen koruma tedbirinin, kişinin yargılamanın herhangi bir aşamasında aklanması, masumiyetinin anlaşılması neticesinde koruma tedbirinin haksız hale gelmesi ve bu nedenle oluşan zararın tazmin edilmesidir.</p>
<p><span id="more-3227"></span></p>
<figure id="attachment_3228" aria-describedby="caption-attachment-3228" style="width: 403px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-3228 " src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2020/09/HAKSIZ-TUTUKLAMA-300x174.jpg" alt="" width="403" height="234" srcset="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2020/09/HAKSIZ-TUTUKLAMA-300x174.jpg 300w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2020/09/HAKSIZ-TUTUKLAMA.jpg 512w" sizes="(max-width: 403px) 100vw, 403px" /><figcaption id="caption-attachment-3228" class="wp-caption-text">ABD&#8217;de 27 yıl haksız yere hapis yatan kişinin masum olduğu ortaya çıktı.</figcaption></figure>
<h2><span style="color: #d9a925; font-size: 18pt;"><strong>Koruma Tedbirleri Nelerdir ?</strong></span></h2>
<p>Türk Ceza Hukuku bağlamında koruma tedbirleri, Ceza Muhakemesi Kanunu&#8217;nda sayılmak sureti ile düzenlenmiştir.</p>
<p>5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu&#8217;nun Dördüncü kısmının koruma tedbirleri başlıklı bölümünde düzenlenen bu tedbirler, CMK 90. Maddesi ile 140. Maddeleri arasında yer almaktadır. Bu tedbirler şunlardır :</p>
<p>&#8211; Yakalama ve Gözaltı,</p>
<p>&#8211; Tutuklama,</p>
<p>&#8211; Adli Kontrol,</p>
<p>&#8211; Arama ve El Koyma,</p>
<p>&#8211; Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi,</p>
<p>&#8211; Gizli Soruşturmacı ve Teknik Araçlarla İzleme</p>
<p>Söz konusu tedbirler kanunda sayılı olarak belirtilen koruma tedbirleridir.</p>
<h2><span style="color: #d9a925; font-size: 18pt;"><strong>Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Nedir ?</strong></span></h2>
<p>Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında uygulanan, koruma tedbirlerinden kaynaklanan maddi ve manevi zararların tazmini için öngörülen bir tazminat türüdür. Nitekim yargılama süresince, şüpheli ve / veya sanıklar hakkında koruma tedbirlerine sıklıkla başvurulmaktadır. Bu durum bazı durumlarda kişilerin maddi ve manevi zararlarının oluşmasına yol açmaktadır. Uğranılan bu zararların tazmini kapsamında; Ceza Muhakemesi Kanunu&#8217;nun 141. Maddesinde koruma tedbirleri nedeni ile tazminat hususu düzenlenmiştir.</p>
<p>Yargılamanın hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında uygulanan fiillerden dolayı tazminat davası açılabilir. Zira yargılanan kişiler hakkında, yargılama sürecinin başı olan soruşturma sürecinde koruma tedbirleri uygulandığı gibi, nihai yargılamanın yapıldığı kovuşturma sürecinde de koruma tedbirleri uygulanabilmektedir.</p>
<p>Uygulamada, sıklıkla haksız tutuklama tazminatı olarak nitelenen bu dava, sanılanın aksine tüm koruma tedbirleri için açılabilen bir dava türüdür. Kişiler, beraat veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile sonuçlanan tutuklama kararlarına karşı tazminat davası açabilecekleri gibi bunun yanında haksız olarak uygulanan diğer koruma tedbirlerine karşı da tazminat davası açabileceklerdir.</p>
<h2><span style="color: #d9a925; font-size: 18pt;"><strong>Kimler Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Davası Açabilir ?</strong></span></h2>
<p>Ceza yargılamasının herhangi bir aşamasında, aleyhine bir koruma tedbirine hükmedilen ve bu koruma tedbirinin haksız olduğu yargılama neticesinde anlaşılan herkes bu tazminat davasını açabilir. Kanunun lafzının incelemesinden, tazminat davası açabilecek kişilerin, Türk Yargı sistemi içerisinde gerek soruşturma gerekse kovuşturma aşamasında işlem yapılan / aleyhine karar verilen herkese yönelik bir tazmin hakkı verdiği görülecektir.  Bu bağlamda, yargılanan sanıkların Türk vatandaşları ve yabancı kişilerin hepsinin bu davayı açabileceklerini belirtmek gerekir. Yine kanunda şüpheli veya sanık olarak işlem yapılan kişiler yönünden de dava açılabilmesi açısından bir ayrım bulunmamaktadır. Örneklendirmek gerekir ise; şüpheli olarak tutuklanan ve soruşturma neticesinde savcılık tarafından Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verilen şüpheli, tazminat hakkına sahip olduğu gibi, kovuşturma aşamasında yargılanıp beraat eden sanıklar da bu tazminat hakkına sahiptir. Kişiler bu davaları beraat etmeleri veya haklarında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi durumunda açabilecekleri gibi, ceza alan kişiler de bu davaları açabilecektir. Örneğin, kişinin kendisinden kaynaklanan bir sebep dışında hak ederek tahliye edilmesi gereken tarihten daha sonra tahliye edilmesi, geç tahliye edilmesi, müddetname tarihlerinin yanlış hesaplanarak fazladan hapis yatmaları, ölçüsüz olarak arama ve el koyma tedbirine başvurulmuş olması, kendisine iade edilmesi gereken eşyalarına el koyma süresince bir zarar gelmesi gibi durumlarda da bu tazminat davası açılabilecektir.</p>
<h2><span style="color: #d9a925; font-size: 18pt;"><strong>Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Davası Kime Karşı Açılır ?</strong></span></h2>
<p>Koruma tedbirleri nedeniyle açılacak davalarda; tazminat yükümlüsü Devlet&#8217;tir. Bu nedenle açılacak davalarda davalı olarak Maliye Hazinesi&#8217;nin gösterilmesi gerekmektedir. Bu durum kanunda &#8221; CMK. 141 -1 / son cümlesinde Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.&#8221; şeklinde ifade edilmiştir. Yine kanun metninin devamı da şu şekildedir:</p>
<p>&#8220;Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir.&#8221;</p>
<p>Dolayısı ile söz konusu davalar Devlet’e yöneltilmedir. Maddi ve manevi zararın tazmininde zararın devlet hazinesinden karşılandığı düşünüldüğünde, açılacak davaların davalısının Maliye Hazinesi olacağı anlaşılmaktadır.</p>
<h2><span style="color: #d9a925; font-size: 18pt;"><strong>Ceza Muhakemesi Kanununda  Sayılan Haksız Tutuklama Gerekçeleri</strong></span></h2>
<p>Madde 141 – (1) fıkrasında şu gerekçelerle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davası açılabileceği  belirtilmiştir.</p>
<ol>
<li> Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,</li>
<li> Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan,</li>
<li> Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan,</li>
<li> Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,</li>
<li> Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,</li>
<li>Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan,</li>
<li> Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan,</li>
<li> Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen,</li>
<li>Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen, Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,</li>
<li> (Ek: 11/4/2013-6459/17 md.) Yakalama veya tutuklama işlemine karşı</li>
</ol>
<p>&nbsp;</p>
<h2><span style="color: #d9a925; font-size: 18pt;"><strong>Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Davalarında Yargılama Usulü Nasıldır ?</strong></span></h2>
<p>Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat ( Haksız tutuklama tazminatı ) davalarında uygulanan yargılama usulü, tazminat hukukunun genel prensiplerine istinaden Ağır Ceza Mahkemelerinde uygulanan bir usuldür. Bu yargılama usulüne ilişkin olarak Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142. Maddesinin 6. Fıkrasında belirtildiği üzere, <strong><em>“ İstemin ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde ve tazminat hukukunun genel prensiplerine göre verilecek tazminat miktarının saptanmasında mahkeme gerekli gördüğü her türlü araştırmayı yapmaya veya hâkimlerinden birine yaptırmaya yetkilidir.”</em></strong></p>
<p>Hükmünden de anlaşılacağı üzere, delillerin takdiri ve araştırmasında yargılamayı yapan Ağır Ceza Mahkemesi yetkilidir. Tazminat isteminde bulunanın, dava dilekçesinde tazminat istemine konu edilen tüm zarar kalemlerine ilişkin delillerin bizzat sunulması yargılamanın seyrini hızlandırabileceği gibi, tazminata konu zararların ispat edilmesini de kolaylaştıracaktır.</p>
<h2><span style="color: #d9a925; font-size: 18pt;"><strong>Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Davalarında Dava Açması Süresi</strong></span></h2>
<p>Söz konusu süre CMK 142. Maddesinde düzenlenmiştir.;</p>
<p>Madde 142 – (1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.</p>
<p>Bu hüküm doğrultusunda dikkat edilmesi gereken husus, 3 aylık sürenin hükmün kesinleşmesi ile değil hükmün kesinleştiğinin ilgilisine tebliğ edilmesi ile başlayacağıdır. Örneğin hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen kişiler açısından 3 aylık sürenin başlangıcı, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşmesinden sonra değil, kesinleşme şerhinin kendisine tebliğ edilmesinden sonra başlayacaktır. Bir yıllık sürenin ise tebliğ şartına bağlanmadığı kanun metninden anlaşılmaktadır. Ancak bir yıllık süre yönünden de dikkat edilmesi gereken, sürenin hesabında, beraat yada kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği tarih yerine bu kararların kesinleşme tarihi esas alınmaktadır. Örneğin kişi hakkında beraat kararı verildikten sonra 7 günlük süre içerisinde kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşen karara istinaden açılacak davada, bir yıllık süre, kararın kesinleşeceği kanun yoluna başvuru süresinin bittiği tarihe göre hesaplanmalıdır.</p>
<h2><span style="color: #d9a925; font-size: 18pt;"><strong>Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Davalarında Görevli ve Yetkili Mahkeme Neresidir ?</strong></span></h2>
<p>İlgili kanun maddesi şu şekildedir :</p>
<p><strong>CMK m.142/2:</strong> <em>“İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır”.</em></p>
<p>Bu madde metninden de anlaşılacağı üzere, Koruma Tedbirleri Nedeniyle açılacak tazminat Davalarında görevli mahkemeler ağır ceza mahkemeleridir. Yetkili mahkemeler ise; tazminat talebinde bulunan davacının ikamet adresinin bulunduğu yer ağır ceza mahkemeleridir. Dolayısı ile yetkili yer mahkemesinin tespitinde dikkate alınması gereken tarih, kişinin tazminat davasını açtığı tarihteki yerleşim yerinin neresi olduğudur.</p>
<h2><span style="color: #d9a925; font-size: 18pt;"><strong>Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Davalarında Hangi Zararlar Talep Edilebilir ?</strong></span></h2>
<p>Söz konusu davalarda maddi ve manevi her türlü zarar talep edilebilir. Ancak; bu zararların haksız koruma tedbiri ile hukuki olarak doğrudan illiyet bağlarının delilleri ile birlikte ortaya konulması gerekmektedir. Tazminata konu zarar çoğunlukla haksız bir tutuklama tedbiri olabileceği gibi, bazen de daha az karşılaşılan tedbirler de olabilir. Nitekim; kişilere uygulanan koruma tedbirlerinden olan arama ve el koyma tedbiri ile el konulan ve maddi karşılığı olan mallarına bir zarar gelmesi de tazminata konu edilebilir. Örneğin arama ve el koyma sırasında bilgisayarına ya da cep telefonuna el konulan ve el konulduktan sonra bozulan bu eşyaların Devlet tarafından tazmin edilmesi gerekmektedir. Aynı şekilde, arama ve el koyma tedbiri ile kişinin maneviyatında önem arz eden bir eşyasının(Örneğin düğün video kaydının bulunduğu flash bellek ya da kaybettiği bir yakınına ait hatıra arz eden eşyası ) kendisine teslim edilene kadar geçen süreçte kaybolduğu ya da bozulduğu varsayımında bu zararın tazmini için de manevi tazminata hükmedilmesi gerekecektir.</p>
<p>Bu örnekleri sayıca çoğaltmak mümkündür. Kişilerin uğradığı maddi veya manevi zararı, her koruma tedbiri yönü ile ayrı ayrı değerlendirip bu doğrultuda talepte bulunulması gerekmektedir. ,</p>
<h2><span style="color: #d9a925; font-size: 18pt;"><strong>Maddi Ve Manevi Tazminat Miktarları Nasıl Belirlenmektedir?</strong></span></h2>
<p>Açılan davalarda takdir edilecek maddi tazminatta; ispatlanabildiği ölçüde uğranılan maddi zararların tümünün karşılanması gerektiği açıktır. Yine söz konusu davalarda en fazla hükmedilen maddi tazminat; kişilerin gözaltında ve tutuklulukta geçirdikleri süre zarfında geçen günlere karşılık olarak, ödenen tazminat tutarıdır. Dolayısı ile özgürlüğünde elde ettiği kazancını, tutukluluk nedeni ile elde edemeyen kişilere bu kazançlarının ödenmesi gerekmektedir.</p>
<p>Tutuklama ve gözaltından önce herhangi bir geliri olmayan kişilere ise, tutuklulukta ve gözaltında kaldıkları günlere karşılık net asgari ücret üzerinden tazminat ödenmesi gerekmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-3230 size-medium" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2020/09/haksız-tutuklama-300x169.jpg" alt="Tazminat miktarı belirlenirken kişisel, sosyal ve ekonomik durum göz önüne alınmalıdır." width="300" height="169" srcset="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2020/09/haksız-tutuklama-300x169.jpg 300w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2020/09/haksız-tutuklama-768x432.jpg 768w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2020/09/haksız-tutuklama-1024x576.jpg 1024w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2020/09/haksız-tutuklama.jpg 1280w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Manevi tazminatın takdirinde ise tazminat hukukunun genel prensiplerine göre tazminat miktarı takdir edilmektedir. Dolayısı ile söz konusu tazminat miktarının takdirinde, uygulanan haksız koruma tedbirinin manevi kişilikte meydana getirdiği zararın büyüklüğünün tespiti gerekmektedir. Bu noktada kişilerin uğramış olduğu manevi zararın tazmin edilmesi ile sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet verilmemesi arasında bir denge kurulmalıdır. Ancak, kişilere yönelik en ağır koruma tedbiri olan tutuklamanın, haksız olduğu ve bu nedenle tazminat talep edildiği düşünüldüğünde, tutukluluk süresinin ne kadar sürerse sürsün, kişinin manevi kişiliğinde açacağı zararın giderilmesi çok zor olacaktır. Bu bağlamda gözaltı süresi 1 saat dahi sürse, masum bir birey açısından büyük manevi zararlara yol açabilecektir.Nitekim Nazım Hikmet’in şiirinde de belirttiği üzere:</p>
<p><span style="color: #993300;"><strong><em>Ben içeri düştüğümden beri güneşin etrafında on kere döndü dünya </em></strong></span></p>
<p><span style="color: #993300;"><strong><em>Ona sorarsanız: &#8216;Lafı bile edilemez, mikroskopik bir zaman&#8230;</em></strong></span></p>
<p><span style="color: #993300;"><strong><em>Bana sorarsanız: On senesi ömrümün&#8230;</em></strong></span></p>
<p>…</p>
<p>Dolayısı ile manevi tazminat tutarı belirlenirken haksız koruma tedbiri uygulanılan süreye karşılık gelen para değil, süresi ne olursa olsun bu koruma tedbirinin açtığı manevi elem ve üzüntünün giderilmesi amaçlanmalıdır.</p>
<p>Koruma tedbirleri nedeniyle açılacak tazminat davalarında, maddi ve manevi zararın kapsamlı olarak ispatlanması, manevi zararların tazminat isteminde bulunanın manevi kişiliğinde oluşan zararın bir nebze de olsa hafifletilebilmesi açısından önemlidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/koruma-tedbirleri-nedeniyle-tazminat-davalari/">HAKSIZ TUTUKLAMA NEDENİ İLE MADDİ MANEVİ TAZMİNAT DAVASI</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/koruma-tedbirleri-nedeniyle-tazminat-davalari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİRLEŞMİŞ MİLLETLER HAKSIZ TUTUKLULUK ÇALIŞMA GRUBU BAŞVURUSU</title>
		<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/birlesmis-milletler-haksiz-tutukluluk-calisma-grubu-basvurusu/</link>
					<comments>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/birlesmis-milletler-haksiz-tutukluluk-calisma-grubu-basvurusu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Apr 2020 11:28:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>
		<category><![CDATA[AHİM]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[avukat]]></category>
		<category><![CDATA[başvuru]]></category>
		<category><![CDATA[bileşmişmilletler]]></category>
		<category><![CDATA[birleşmiş]]></category>
		<category><![CDATA[ceza]]></category>
		<category><![CDATA[CEZA AVUKATI]]></category>
		<category><![CDATA[forum]]></category>
		<category><![CDATA[haksız tutuklama]]></category>
		<category><![CDATA[haksıztutuklama]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[millet]]></category>
		<category><![CDATA[terör]]></category>
		<category><![CDATA[tutuklama]]></category>
		<category><![CDATA[Yargıtay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yildizhukukdanismanlik.com/?p=3215</guid>

					<description><![CDATA[<p>1. NASIL MÜRACAAT EDİLİR? Yargıtay’ın da yerleşik içtihatları, ceza kanunları ve uluslararası sözleşmeler Ceza yargılamasının tutuksuz yapılması esastır. Yani hakkında suç isnadı yapılan ve yargılaması süren bir kişinin tutuklanması adına özel bir neden olmadığı durumlarda bu kişi hakkında tutuksuz olarak</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/birlesmis-milletler-haksiz-tutukluluk-calisma-grubu-basvurusu/">BİRLEŞMİŞ MİLLETLER HAKSIZ TUTUKLULUK ÇALIŞMA GRUBU BAŞVURUSU</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #162252; font-size: 14pt;"><strong>1. NASIL MÜRACAAT EDİLİR?</strong></span></p>
<p>Yargıtay’ın da yerleşik içtihatları, ceza kanunları ve uluslararası sözleşmeler Ceza yargılamasının tutuksuz yapılması esastır. Yani hakkında suç isnadı yapılan ve yargılaması süren bir kişinin tutuklanması adına özel bir neden olmadığı durumlarda bu kişi hakkında tutuksuz olarak yargılama yapılması gerekmektedir.</p>
<p>Bu durum insan hakları sözleşmelerince de koruma altındadır. Suçsuz olma durumu gözetilmeksizin yahut savcılıkça hazırlanan iddianamedeki suçlara ilişkin yeterli somut delil olup olmadığı dahi dikkate alınmaksızın derhal tutuklu yargılamaya hükmedilmektedir. Bu durum bir insan hakkı ihlalidir ve bu kapsamda hem AİHM hem de Birleşmiş Milletler Haksız Tutukluluk Çalışma Grubuna itiraz başvurusu yapılabilecektir. Bu çalışmada BM başvurusu esasları üzerinde durulacak ve bu başvurunun temel unsurları ele alınacaktır.</p>
<p>BM haksız tutukluluk itirazı Çalışma Grubu sekreterliğine sunu<span id="more-3215"></span>lacak yazılı bir dilekçe ile yapılır. Başvurunun İngilizce yapılması gerekmektedir. Bu çerçevede kılavuz olarak aşağıda verilen başvuru formunun girişine;</p>
<p>•Tutuklama yahut gözaltına yönelik kısa bilgi,<br />
•Bu işlemin hangi sebeple ve ne şekilde yapıldığı (örneğin hakaret edilerek, şiddet uygulanarak, vs.)<br />
•Suçlamaya ve tutukluluk yahut gözaltına gerekçe olarak neyin gösterildiği (gizli tanık beyanı, deliller, kaçma şüphesi vs),<br />
•Yakınınızın maruz kaldığı harici kanun ihlalleri gibi hususları yazmanızda fayda görülmektedir. Bu başlıklara ilişkin detay bilgi yazının devamında mevcuttur. Ancak giriş kısmı birçok uzun olmazsa daha verimli bir sonuç alınacaktır. Nihayetinde bu kuruma binlerce başvuru yapılmakta ve kısıtlı eleman sayısı nedeniyle başvuru içeriklerinin incelenmesi zaman alabilmektedir.</p>
<p><span style="color: #162252; font-size: 14pt;"><strong>2. ACİL BAŞVURU PROSEDÜRÜ</strong></span></p>
<p>Gecikmesinde sakınca görülen hallerde yahut gözaltı veya tutukluluk halinin devam etmesi halinde telafisi mümkün olmayacak zararların doğma ihtimali söz konusu olduğunda Birleşmiş Milletler Haksız tutukluluk Çalışma Grubuna acil başvuru yapılabilecektir.</p>
<p>Aşağıdaki durumlarda “acil eylem” olarak bilinen bir prosedüre başvurulabilir:</p>
<p>A. Bir kişinin keyfi olarak özgürlüğünden yoksun bırakıldığı ve bu yoksunluğun devam etmesinin, o kişinin sağlığı, fiziksel veya psikolojik bütünlüğü veya hatta yaşamı için ciddi bir tehdit oluşturduğu konusunda yeterli derecede güvenilir iddiaların bulunduğu durumlarda,</p>
<p>B. Böyle bir tehdidin var olduğu iddia edilmediğinde dahi, acil eylemi gerektiren başkaca koşullar var ise yine acil başvuru yapılabilecektir. Burada önemli olan başvuru girişinde başvurunun hangi nedenle acil olduğunun altının çizilerek kısaca anlatılması gerektiğidir.</p>
<p>Çalışma Grubu, özgürlükten yoksun bırakmanın keyfi olup olmadığı hakkında karar (görüş) vermek için, başvuruyu idareye olağan prosedür dahilinde gönderebilir. Bu sayede yapılan itiraza karşı ilgili ülkenin cevabı istenmiş olur. Hükümete tanınan süre içerisinde cevap gelmez ise Çalışma Grubu kararını buna göre verir.</p>
<p>Yapılan başvuru acil olarak yahut standart şekilde gönderilebilecektir. Çalışma grubu başvurunun acil olmadığına hükmedebilir. Bu durumda başvurunun iade edileceği düşünülmemektedir. Ancak bu konuda direkt bir bilgimiz de bulunmamaktadır. Acil başvurularda Başkan Raportörü veya yokluğunda Başkan Yardımcıları hak ihlali yaşanmaması adına hızlıca harekete geçilmesi gereken durumlarda başvuruyu en hızlı şekilde Türkiye’nin Birleşmiş Milletlerdeki daimi temsilcisi vasıtasıyla Dışişleri Bakanlığına gönderir. Dışişleri bakanlığı da konuyu Adalet bakanlığına iletir. Adalet bakanlığının verdiği cevap da aynı yol ile tekrar çalışma grubuna iletilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span style="color: #162252; font-size: 14pt;">3. BAŞVURUNUN YAPILACAĞI ADRES VE GÖNDERİM YÖNTEMİ</span></strong></p>
<p>To: Working Group on Arbitrary Detention c/o. Office of the UN High Commissioner for Human Rights United Nations Office at Geneva 8-14 avenue de la Paix CH-1211, Geneva 10 Switzerland</p>
<p>Yukarıda bahsedilen acil başvuru prosedürünün işletilmesi gereken durumlarda bu adrese tercihan (41-22) 917.90.06. numaraya fax ile gönderilmelidir.</p>
<p>Bunun dışında normal başvuru için wgad@ohchr.org; adresine, acil başvuru için de: urgent-action@ohchr.org adresine email atılabilecektir. Mümkünse hem posta ile hem faks ile hem de email ile başvuru iletilmelidir. Bir kişi hakkında birden fazla gözaltı yahut tutuklama söz konusu ise yahut kişi bir defa tutuklanmış olsa bile hakkında birden fazla gözaltı ve/veya tutuklama kararı var ise herbiri için ayrı ayrı başvuru yapılması gerekmektedir.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;"><span style="color: #162252;">NORMAL BAŞVURU</span>                       <span style="color: #162252;">ACİL BAŞVURU</span></span></strong><br />
urgent-action@ohchr.org                        wgad@ohchr.org</p>
<p><span style="color: #162252; font-size: 14pt;"><strong>4. MÜRACAATI KİMLER YAPABİLİR?</strong></span></p>
<p>Çalışma Grubuna yapılacak başvuru haksız tutuklanan ya da gözaltına alınan kişiler, bu kişilerin aileleri veya temsilcileri tarafından yapılabilir. Bu gibi başvurular sivil toplum kuruluşları tarafından ve ayrıca insan haklarının korunması ve geliştirilmesi için çalışan ulusal kurumlar tarafından da yapılabilir.</p>
<p><span style="color: #162252; font-size: 14pt;"><strong>5. BAŞVURUDA YER ALMASI GEREKEN BİLGİLER NELERDİR?</strong></span></p>
<p>Mümkün olduğu müddetçe, dilekçede tutuklama ve gözaltı şartları (işlemin oluş şekli), tutuklanan veya gözaltına alınanın adı, soyadı ya da herhangi bir şekilde kimliğini belirlemeyi mümkün kılacak diğer her türlü bilginin de bulunması gerekir. Yasal durumunun anlaşılması için özelde de;</p>
<p>A. Tutuklanma veya gözaltına alınmanın (ya da herhangi bir şekilde özgürlükten mahrum bırakılmanın) yeri ve tarihi, bu işi yaptığı düşünülenlerin kimliği, özgürlüğünden mahrum bırakılanın durumunu aydınlatacak herhangi bir ek bilgiler</p>
<p>B. Yetkili makamlarca verilen tutuklama, gözaltına alma ya da herhangi bir şekilde özgürlükten mahrum bırakılma gerekçesi,</p>
<p>C. Biliniyorsa olaya uygulanan yasal mevzuat</p>
<p>D. Haksız tutuklama veya gözaltı işlemine karşı idari ve kazai kurumların yaptıkları soruşturmalar, başvurulan iç hukuk yolları, uluslararası ve bölgesel seviyede atılan adımlar ve bunların sonuçları, veya bu tür başvuruların veya atılan adımların (iç hukuk yönünden, uluslararası ve bölgesel çapta) etkili olmadığına veya neden böyle bir girişimde bulunulmadığına ilişkin gerekçe.</p>
<p>E. Özgürlükten mahrum bırakılmanın keyfi olduğuna ilişkin sebepler. (Bu konuda başvuranın, özgürlükten mahrum bırakılmanın neden keyfi olduğu yolundaki düşüncesi,)</p>
<p>F. Tarafların (kaynakların) sundukları raporlar (dilekçeler), sanki bir duruşmanın öncesinde yapıldığı gibi (mahkemenin duruşma öncesinde taraflarca bilgilendirildiği gibi), rapor edilen olayın tüm yönleri hakkında Çalışma Grubunu bilgilendirme amaçlı olmalıdır. Bu kapsamda haksız olarak özgürlüğünden mahrum bırakılan kimsenin geçici veya kesin bir şekilde serbest bırakılması; hapishane şartlarındaki olumsuz değişiklikler, hapishane alanındaki (hapis tutulan yerin yüz ölçümü vs) değişiklikler gibi mümkün olan tüm olumsuz şartlar beyan edilmelidir.</p>
<p><span style="color: #162252; font-size: 14pt;"><strong>6. HUKUK YOLLARININ TÜKETİLMEMİŞ OLMASI VEYA AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESI GİBİ ULUSLARARASI MEKANİZMALARA MÜRACAAT EDİLMİŞ OLMASI BAŞVURU YAPMAYA ENGEL MİDİR?</strong></span></p>
<p>Hayır engel değildir. (İç hukuk yollarının tüketilmemiş olmasının başvuruya engel olmadığı Çalışma Grubunun 38/2017 sayılı Kürşat Çevik kararında; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmanın Çalışma Grubunun vakıayı incelemesine engel olmadığına da 6/2013 sayılı Balyoz kararında açıkça değinilmiştir.) Ancak Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubuna başvurduktan sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, kendisine yapılan başvuruları kabul edilemez bulmaktadır. Dolayısıyla BM’ye haksız tutukluluk başvurusu yapıldıktan sonra AİHM nezdinde adil yargılanma kapsamında başvuru yapılamayacaktır. Yapılması halince başvurunun ilgili kısımları usulden reddedilecektir.</p>
<p><span style="color: #162252; font-size: 14pt;"><strong>7. ÇALIŞMA GRUBUNA MÜRACAAT YAPILDIKTAN SONRA SÜREÇ NASIL İŞLEMEKTEDİR?</strong></span></p>
<p>A. Çalışma Grubu, başvuru üzerine, ilgili hükümet ile iletişime geçer ve başvuru hakkında ilgili devlete haber verir ve bu konu hakkında cevap vermesi için kendisine 60 ila 90 gün arasında süre tanır.</p>
<p>B. Eğer ilgili devlet sürenin uzatılmasını talep eder ise, bunun gerekçesini de bildirmek durumundadır. Bu talebin olumlu karşılanması durumunda devlete bir ayı geçmemek üzere ek bir süre tanınabilir.</p>
<p>C. Eğer hükümet kendisine verilen süreler içerisinde cevap vermez ise Çalışma Grubu toplamış olduğu bilgiler ışığında bir karar verebilir. (“Rebii Metin Görgeç” kararında, Hükümet kendisine verilen 60 günlük süre geçtikten sonra savunma için sürenin uzatılmasını istemiş ancak 60 günlük cevap süresinden sonra talepte bulunulduğu ve süre uzatımı talebini haklı kılacak kuvvetli bir gerekçe ileri sürülmediği için talep kabul edilmemiş, başvurucunun verdiği bilgiler doğrultusunda karar verilmiştir.)</p>
<p>D. Bilgiler toplandıktan sonra (yani dilekçeler teati edildikten sonra) ÇG aşağıdaki şekilde harekete geçebilir. (kararlar alabilir)</p>
<p>•Dosya ÇG’nun önüne geldikten sonra kişi herhangi bir nedenle serbest kalmış bile olsa, bu kişi hakkında dosya açılır. ÇG, kişinin serbest kalmasına bakmaksızın, dosya bazında, özgürlükten mahrum bırakılmanın keyfi olup olmadığı hakkında karar verebilir.(Rebii Metin Görgeç kararında böyle yapmıştır.)</p>
<p>•Eğer ÇG özgürlükten mahrum bırakılmanın keyfi olmadığını düşünüyorsa, bu doğrultuda kararını verir. Ancak eğer gerekli görürse, ÇG bu dava hakkında da tavsiyelerde bulunabilir.</p>
<p>•Eğer ÇG gerek başvurucudan, gerekse hükümet kanadından daha fazla bilginin verilmesi gerektiğini düşünüyorsa, bu bilgi alınıncaya kadar dosyayı beklemeye alabilir. (Yani “durma” kararı verebilir)</p>
<p>• Eğer ÇG özgürlükten mahrum bırakılmanın keyfi olduğunu düşünüyorsa bu kararını (görüşünü) bu yönde verir ve devlete tavsiyelerde bulunur.</p>
<p>• ÇG’nun görüşü ilgili hükümete iletilir. Bu iletimden 48 saat sonra, başvurucu ile iletişime geçilir. Başvurucu bilgilendirildikten sonra ÇG’nun yayınlanmamış ayrıntılı (gerekçeli) görüşü online olarak yayınlanır.</p>
<p>• Çalışma Grubu tarafından verilen kararlar (görüşler), yıllık raporunda İnsan Hakları Konseyi’nin dikkatine sunulur.</p>
<p>• Hükümetler, başvurucular (kaynaklar) ve diğer taraflar Çalışma Grubu’na, Çalışma Grubunun görüşleri doğrultusunda yapılan tavsiyeleri üzerine takip faaliyetlerini bildirmelidir. Bu, Çalışma Grubunun, İnsan Hakları Konseyi’ni, alınan ilerlemeler ve tavsiyelerin uygulanmasında karşılaşılan zorluklardan ve aynı zamanda herhangi bir eylemde bulunulmamasından haberdar etmesini sağlayacaktır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-3216" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2020/04/unnamed-file-300x211.png" alt="" width="300" height="211" srcset="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2020/04/unnamed-file-300x211.png 300w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2020/04/unnamed-file-768x541.png 768w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2020/04/unnamed-file.png 781w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p><span style="font-size: 14pt; color: #162252;"><strong>8. ÇALIŞMA GRUBU HANGİ HALLERDE TUTUKLAMANIN/YAKALAMANIN/ALIKONULMANIN KEYFİ OLDUĞUNA KARAR VERMEKTEDİR?</strong></span></p>
<p>•Özgürlükten mahrum bırakılmanın açık bir şekilde yasal hiçbir dayanağı bulunmuyorsa. (Mesela bir kişi cezasını tamamlamış olmasına rağmen hala tutuklu bulunuyorsa veya hakkında uygulanabilecek bir af kanunu olmasına rağmen cezaevinde ise..)(1. Kategori)</p>
<p>•Özgürlükten mahrum bırakılma, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 7, 13, 14, 18, 19, 20 ve 21 maddelerin ve, tarafların ilgili olduğu (Türkiye’nin de taraf olduğu) Medeni ve Siyasi Haklara ilişkin Uluslararası Sözleşme’nin 12, 18, 19, 21, 22, 25, 26 ve 27. Maddelerinin garanti altına aldığı haklar veya özgürlüklerinin kullanılmasından kaynaklanıyorsa (yani kişi uluslararası anlaşmayla güvence altına alınan bu hakları kullanması sırasında özgürlüğünden mahrum bırakılmış ise) (2.Kategori)</p>
<p>•Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi’nde ve ilgili Devletlerce kabul edilen ilgili uluslararası belgelerde kurulan adil yargılanma hakkıyla ilgili uluslararası normlara, tamamen veya kısmen uyulmaması, “özgürlükten mahrum bırakılmaya” keyfi bir nitelik verirse…(3.Kategori)</p>
<p>•Sığınmacılar, göçmenler veya mülteciler idari veya adli inceleme veya çözüm yolu bulunmaksızın uzun süreli idari gözetime tabi tutulduğunda, (4.Kategori)</p>
<p>•Özgürlüğün yoksun bırakılması, doğum, ulusal, etnik veya sosyal köken, dil, din, ekonomik durum, siyasi veya diğer görüş, cinsiyet, cinsel yönelim, engellilik veya herhangi bir diğer statüye dayalı ayrımcılık temelinde uluslararası hukukun ihlalini oluşturduğunda (Kategori 5)</p>
<p><span style="color: #162252; font-size: 14pt;"><strong>9. BAŞVURU TARİHİNDEN KARAR TARİHİNE KADAR YAKLAŞIK NE KADAR SÜRE GEÇMEKTEDİR?</strong></span></p>
<p>Normal şartlar altında BM haksız tutukluluk itirazları ortalama <strong>bir yıl</strong> içerisinde karara bağlanmaktadır. Ancak karar aşamasında taraflarla yapılacak yazışmalar ve cevap süreleri bu süreyi uzatabilecektir.</p>
<p><span style="font-size: 14pt; color: #162252;"><strong>10. BU KARARLARIN ETKİNLİĞİ NEDİR?</strong></span></p>
<p>Bir Birleşmiş Milletler koruma sistemine dahil olan Çalışma Grubunun görüşleri (kararları) yargısal nitelik taşımadığından uyulması zorunlu ve bağlayıcı nitelikte bir netice doğurmamaktadır.(*) Ancak; Türkiye’nin de onayladığı Birleşmiş Milletler Anlaşmasının 55.maddesinin “c” bendine göre Birleşmiş Milletler “Irk, cinsiyet, dil ya da din ayrımı gözetmeksizin herkesin insan haklarına ve temel özgürlüklerine bütün dünyada etkin bir biçimde saygı gösterilmesini kolaylaştıracaktır.”</p>
<p>Yine aynı anlaşmanın 56.maddesine göre de “Üyeler 55. maddede belirtilen amaçlara ulaşmak için, gerek birlikte gerekse ayrı ayrı, işbirliği içinde hareket etmeyi yükümlenirler.” (**) Buradan hareketle, Birleşmiş Milletler Anlaşmasını onaylayan bir ülke olarak Türkiye’nin bizzat Devlet bünyesinde örgütlenmiş emniyet ve yargı gibi yasal kurumlarında yaşanan insan hakları ihlallerinde gerekli hassasiyeti göstermesi ve ihlallerin yaşanmaması ve giderilmesi için gerekli tedbirleri alması, onayladığı ve Anayasanın 90.maddesi uyarınca kanun hükmünde bulunan Birleşmiş Milletler Anlaşmasının ve yukarıda bahsedilen diğer uluslararası anlaşmaların gereğidir. Zira, Anayasanın 90.maddesi açıktır: “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.”</p>
<p>Bunun da ötesinde, Çalışma Grubu aldığı kararları her yıl rapor halinde İnsan Hakları Konsey’ine sunmakta böylelikle tüm devletlerin ve halklarının haberdar olmasını sağlamaktadır. Kendi ülkesinde kendi kurumlarının insan hakları ihlallerini engellemeyen/sessiz kalan bir ülkenin Birleşmiş Milletlerin saygın bir üyesi olma hüviyetini kaybedeceği “temel insan haklarına saygı konusunda sorunlu ülke” konumuna düşeceği ve bunun da uluslararası alanda doğrudan veya dolaylı aleyhte etkisinin olacağı ise izahtan varestedir. Bu nedenlerle her ne kadar alınan karar AİHM kararları gibi direkt olarak uygulamaya etki etmese dahi politik baskı yoluyla başvurucunun şahsi mağduriyetinin giderilmesi ihtimali ve ileride benzer ihlallerin yaşanmaması yönünde Türk Hükümetine uluslararası bir baskı teşkil edeceğinden bu yolun etkili ve faydalı olduğu düşünülmelidir.</p>
<p><span style="color: #162252; font-size: 14pt;"><strong>11. ÖRNEK BAŞVURU FORMU</strong></span></p>
<p>Formdaki bilgiler tutuklanan yahut gözaltına alınan kişilerin kimlik bilgileri ile doldurulacaktır. Giriş kısmına bu kişilerin bilgileri yazılacaktır. Şayet başvuru tutuklanan yahut gözaltına alınan kişinin yakını tarafından yapılmakta ise giriş kısmına yapılacak izahatta yakınlık bilgisi, neden başvurunun asıl kişi tarafından yapılmadığı yahut yapılamadığı, bu kişinin başvuru yapılması adına onayının olup olmadığı, başvuruyu yapanın yazışma ve iletişim bilgileri gibi hususların ayrıca yazılması gerekmektedir.</p>
<p><span style="color: #99cc00;">Not: Bu yazı advocates of sılenced turkey kitapçığından faydalınarak hazırlanmıştır.</span></p>
<p><span style="color: #162252; font-size: 14pt;"><strong>MODEL QUESTIONNAIRE TO BE COMPLETED BY PERSONS</strong></span><br />
<span style="color: #162252; font-size: 14pt;"><strong>ALLEGING ARBITRARY ARREST OR DETENTION</strong></span></p>
<p>I. IDENTITY<br />
1. Family name: …………………………………<br />
2. First name: ……………………………………<br />
3. Sex: (Male) (Female)<br />
4. Birth date or age (at the time of detention): ………………………………………<br />
15<br />
5. Nationality/Nationalities:<br />
6. (a) Identity document (if any): ………………………………………………………<br />
(b) Issued by: ……………………………………………………………………………<br />
(c) On (date): ……………………………………………………………………………<br />
(d) No.: ……………………………………………………………………………………<br />
7. Profession and/or activity (if believed to be relevant to the arrest/<br />
detention):<br />
…………………………………………………………………………………………………<br />
8. Address of usual residence:<br />
…………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………<br />
II. Arrest<br />
1. Date of arrest:<br />
2. Place of arrest (as detailed as possible)<br />
……………………………………………………………………………………………<br />
……………………………………………………………………………………………<br />
3. Forces who carried out the arrest or are believed to have carried it out:<br />
……………………………………………………………………………………………<br />
……………………………………………………………………………………………<br />
4. Did they show a warrant or other decision by a public authority?<br />
(Yes)&#8230;&#8230;.. (No)………<br />
5. Authority who issued the warrant or decision:<br />
……………………………………………………………………………………………<br />
6. Reasons for the arrest imputed by the authorities:<br />
……………………………………………………………………………………………<br />
……………………………………………………………………………………………<br />
……………………………………………………………………………………………<br />
7. Legal basis for the arrest including relevant legislation applied (if known):<br />
……………………………………………………………………………………………<br />
……………………………………………………………………………………………<br />
III. Detention<br />
1. Date of detention: ………………………………………………………………………<br />
2. Duration of detention (if not known, probable duration):<br />
…………………………………………………………………………………………………<br />
3. Forces holding the detainee under custody:<br />
…………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………<br />
4. Places of detention (indicate any transfer and present place of detention):<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
5. Authorities that ordered the detention:<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
6. Reasons for the detention imputed by the authorities:<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
7. Legal basis for the detention including relevant legislation applied (if known):<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
IV. Describe the circumstances of the arrest.<br />
V. Indicate reasons why you consider the arrest and/or detention to be arbitrary. Specifically provide details on whether:</p>
<p>A. The basis for the deprivation of liberty is authorized by the Constitution or the<br />
domestic law?</p>
<p>B. The reason the individual has been deprived of liberty is a result of the exercise of his<br />
or her rights or freedoms guaranteed by articles 7, 13, 14, 18, 19, 20 and 21 of the<br />
Universal Declaration of Human Rights and, insofar as States parties are concerned,<br />
by articles 12, 18, 19, 21, 22, 25, 26 and 27 of the International Covenant on Civil<br />
and Political Rights?</p>
<p>C. The international norms relating the right to a fair trial have been totally or partially<br />
observed, specifically, articles 9 and 10 of the Universal Declaration of Human<br />
Rights and, insofar as States parties are concerned, by articles 9 and 14 of the<br />
International Covenant on Civil and Political Rights?</p>
<p>D. In the case of an asylum seeker, migrant or refugee who has been subjected to<br />
prolonged administrative custody, if he or she has been guaranteed the possibility of<br />
administrative or judicial review or remedy?</p>
<p>E. The individual has been deprived of his or her liberty for reasons of discrimination<br />
based on birth; national, ethnic or social origin; language; religion; economic<br />
condition; political or other opinion; gender; sexual orientation; or disability or other<br />
status which aims towards or can result in ignoring the equality of human rights?<br />
…………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………<br />
16<br />
VI. Indicate internal steps, including domestic remedies, taken especially with<br />
the legal and administrative authorities, particularly for the purpose of<br />
establishing the detention and, as appropriate, their results or the reasons why<br />
such steps or remedies were ineffective or why they were not taken.<br />
…………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………<br />
VII. Full name, postal and electronic addresses of the person(s) submitting the<br />
information (telephone and fax number, if possible).<br />
…………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………<br />
Date: …………………… Signature: …………………………</p>
<p><span style="color: #162252; font-size: 14pt;"><strong>DESTEK</strong></span><br />
Çalışma Grubu başvurusu sürecinde, dosyası eksiksiz hazırlanan kişilere tercüme açısından imkanlar ölçüsünde destek verilmektedir. Konuyla ilgili bilgi almak ve destek talebinde bulunmak adına help@silencedturkey.org adresine mail göndermeniz gerekmektedir.<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………</p>
<p>&#8220;Hiç kimse keyfi olarak yakalanamaz, tutuklanamaz ve sürgün edilemez&#8221;</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/birlesmis-milletler-haksiz-tutukluluk-calisma-grubu-basvurusu/">BİRLEŞMİŞ MİLLETLER HAKSIZ TUTUKLULUK ÇALIŞMA GRUBU BAŞVURUSU</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/birlesmis-milletler-haksiz-tutukluluk-calisma-grubu-basvurusu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HEKİMLERİN CEZAİ SORUMLULUKLARI</title>
		<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/hekimlerin-cezai-sorumluluklari/</link>
					<comments>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/hekimlerin-cezai-sorumluluklari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Sep 2019 11:40:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[avukat]]></category>
		<category><![CDATA[AVUKATLAR]]></category>
		<category><![CDATA[CEZA AVUKATI]]></category>
		<category><![CDATA[DOKTOR]]></category>
		<category><![CDATA[HASTA]]></category>
		<category><![CDATA[HASTANE]]></category>
		<category><![CDATA[HEKİM]]></category>
		<category><![CDATA[MALPRAKTİS]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK HUKUKU]]></category>
		<category><![CDATA[TIP HUKUKU]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yildizhukukdanismanlik.com/?p=3198</guid>

					<description><![CDATA[<p>HEKİMLERİN CEZAİ SORUMLULUKLARI Kavramsal Açıklamalar Suç                             : Hukuka aykırı ve kusurlu bir insan fiilidir. Ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz. [TCK 4. Madde] Doğrudan Kast       : TCK 21. Maddesinin 1. Fıkrası: Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/hekimlerin-cezai-sorumluluklari/">HEKİMLERİN CEZAİ SORUMLULUKLARI</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>HEKİMLERİN CEZAİ SORUMLULUKLARI</strong></p>
<p><strong>Kavramsal Açıklamalar</strong></p>
<p><strong><u>Suç                             :</u></strong> Hukuka aykırı ve kusurlu bir i<span id="more-3198"></span>nsa<!--more-->n fiilidir.</p>
<p>Ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz. [TCK 4. Madde]</p>
<p><strong><u>Doğrudan Kast       :</u></strong> TCK 21. Maddesinin 1. Fıkrası: Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.</p>
<p>Örn; Doktorun hastanın boğazını kesmesi,</p>
<p><strong><u>Olası Kast                :</u></strong> TCK 21. Maddesinin 2. Fıkrası: Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır.</p>
<p><strong><u>Taksir            :</u></strong> TCK 22. Maddesinin 2. Fıkrası: Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.</p>
<p><strong><u>Bilinçli Taksir          :</u></strong> TCK 22. Maddesinin 3. Fıkrası: Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır. (Neticeyi öngörebilme var.)</p>
<p>Örn; Geceleyin, hızla ve alkollü bir şekilde araç kullanıp, direksiyon hâkimiyetinin yitirilerek ve sürüklenip ağacın devrilmesine neden olunmasında bilinçli taksir bulunur.</p>
<p>Kırmızı ışıkta geçerek trafik kazası neticesinde bir kimsenin ölümüne neden olan kişi bilinçli taksir hükümlerine göre sorumlu olur.</p>
<p><strong>Hekimin taksire kaynak teşkil edecek tıbbi işlemleri genel olarak şunlardır:</strong></p>
<p>-Doğru bir teşhisten sonra tedavi konusunda yanlış bir seçim yapmak</p>
<p>-Tedaviyi yanlış uygulamak ve tedavide gecikmek</p>
<p>-Tehlikeli anestezi maddesinin kullanılması veya elverişsiz anestezi kullanmak</p>
<p>-Gerektiğinde acil tedbirlere başvurmamak</p>
<p>-Hastanın klinik bulgularının aksine olarak, tavsiyeye şayan bulunmayan bir cerrahi müdahaleye tabi tutma</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>HUKUKA UYGUNLUK NEDENLERİ</strong></p>
<ol>
<li>Hastanın rızasının Bulunması</li>
<li>Aydınlatılmış Onam (Bilgilendirme)</li>
<li>Tıbbi Müdahalenin Hukuka Uygun Olması</li>
</ol>
<p><strong> </strong></p>
<ol>
<li><strong> HASTANIN RIZASININ BULUNMASI</strong></li>
</ol>
<p>Tanı ve tedaviye izin vermeye yönelik irade açıklamasıdır. Tıbbi müdahalede rızanın aranması Anayasamızın güvence altına aldığı herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının sonucudur.</p>
<p>Hasta Hakları Yönetmeliğin 22. maddesi ve beşinci bölümü hastanın rızasıyla ilgilidir. Söz konusu yönetmeliğin 22. maddesi şöyledir: “Kanunda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere, kimse, rızası olmaksızın ve verdiği rızaya uygun olmayan bir şekilde tıbbi ameliyeye tabi tutulamaz.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Rızanın bizzat alınması ve istisnası</p>
<p>Asıl olan rızanın bizzat verilmesidir. İstisnai olarak; akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik, gibi durumlarda hastanın temsilcisinden izin alınır. Küçük ya da hacir altındaki hastalarda ise veli ya da vasi izni gereklidir. Rıza ilaç tedavisini de kapsamak zorundadır. Hekim değişikliği konusunda tekrar rıza almak gerekmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İrade Sakatlığı Olmamalı ve Bilgilendirilmiş İzin</p>
<p>Bilgilendirilmiş izin yasal olandır. Hastanın rızasını gösterirken, herhangi bir hataya düşmemiş olması, aldatılmamış olması ve tehdit edilmemiş olması gerekmektedir. Zira, hata, hile ve ikrah tüm hukuki işlemleri sakatladığı gibi, rıza gösterme işlemini de sakatlayacaktır.  Ayrıca rızanın hekimin yaptığı aydınlatmaya dayanması gerekmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Rızanın Zamanı</p>
<p>Rıza, tedavinin başlangıcında var olmalı ve sonuna kadar varlığını sürdürmelidir. Tedavi başladıktan sonra gösterilen rıza geri alınabilir.</p>
<p>Rızanın Şekli</p>
<p>Mevzuatın öngördüğü istisnalar dışında, rıza herhangi bir şekle bağlı değildir. Dolayısıyla rıza, açık ya da örtülü; yazılı ya da sözlü olabilir. Ancak bazı durumlarda hastanın göstereceği rızanın yazılı olması beklenmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Özel Hükümler</p>
<p>Organ Nakli</p>
<p>Aile Planlaması ve Gebeliğin Sona Erdirilmesi</p>
<p>Tıbbi Araştırmalar</p>
<p>İlaç ve terkiplerin araştırma amacı ile kullanılması</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Varsayılan Rıza</p>
<p>Hasta Hakları Yönetmeliğinin 24. Maddesinin 3. fıkrasına göre, “Kanuni temsilciden veya mahkemeden izin alınması zaman gerektirecek ve hastaya derhal müdahale edilmediği takdirde hayatı veya hayati organlarından birisi tehdit altına girecek ise, izin şartı aranmaz.”</p>
<p>Örn: İntihar etmiş ve bir şekilde ölmeden hastaneye ulaştırılmış bilinci kapalı veya baygın bir hastanın söz konusu müdahaleye rıza göstermeyeceği açıktır; ancak bu konuda hekimin müdahale etmemesi düşünülemez.</p>
<p>Örn: “&#8230;davacının böbreğindeki taşı almak için yapılan ameliyata böbreğin arz ettiği iltihabi durum karsısında tasın alınmasının davacının sağlığını tehlikeye koyacağına, böbreğinin alınmasının tıbbi bir zaruret olduğuna,”</p>
<p>Rızanın aranmadığı bazı durumlar vardır. Bu durumlar istisnaidir. Örn: Kolera ,Dizanteri vb.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bazı Örnekler</p>
<ul>
<li>Sporcuya doping verme sporcunun izni olsa dahi hukuka aykırıdır.</li>
<li>Kan naklini reddeden kişiye karşı rızası dışında nakil yapılamaz.</li>
<li>Hasta ölecek durumda olsa dahi tedaviyi reddedebilir. [Ret hakkı]</li>
<li>Yahova olduğu için çocuğuna kan nakli istemeyen ailede rıza aranmaz. Çocuğun ret hakkında yaşam hakkı ile din ile vicdan özgürlüğü çatışırsa yaşam hakkı korunur. [Çocukta ret hakkı yoktur.]</li>
<li>Ameliyat sırasında uzuvlarının alınması veyahut yanlış uzuv alınması cezai sorumluluk doğurur.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<ol start="2">
<li><strong> HEKİMİN AYDINLATMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ</strong></li>
</ol>
<p>Aydınlatma, hekimin vereceği bilgilerle uygulanması düşünülen tedavi yöntemi üzerinde hastayı özgürce karar verebilecek bir duruma getirmesidir. Yani aydınlatma, hastanın rızasının koşulu olarak değerlendirilmektedir.</p>
<p>Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 07.03.1977 tarih ve E. 1976/6297 K. 1977/2541 sayılı kararında “Rızanın hukuken geçerli olabilmesi için kişinin sağlık durumunu, yapılacak müdahaleyi ve etkileri ile sonuçlarını bilmesi, bu konuda yeteri kadar aydınlatılması ve iradesini bildirirken baskı altında kalmaması, serbest olması gerekir. Bu itibarla ki, ancak aydınlanmış ve serbest bir irade sonucu verilmiş rıza hukuken değeri olan bir rızadır.” hükmü yer almakta ve rızanın hukuken geçerli olabilmesi için aydınlatma yükümünün çok iyi yerine getirilmiş olması gerektiğini vurgulamaktadır.</p>
<p>Türleri;</p>
<ol>
<li><strong> Müdahale Aydınlatması–Kendi Geleceğini Belirleme Aydınlatması</strong></li>
</ol>
<p><u>Teşhis Aydınlatması;</u> Özel bir haklılık sebebi olmaksızın susmak ya da teşhisi gizlemek, aydınlatma eksikliği bağlamında hekimin özen yükümünün ihlali anlamına gelir.</p>
<p><u>Süreç Aydınlatması;</u> Süreç aydınlatması kısmında öncelikle hastalığın ne durumda olduğu ve herhangi bir müdahale yapılmadığı takdirde neler olabileceği hastaya anlatılmalıdır.</p>
<p><u>Riziko Aydınlatması;</u> Alman Federal Mahkemesinin bir kararına burada yer vermek yerinde olacaktır: “…Aydınlatma, endikasyonun ağırlığının anlatılmasıyla belirginleştirilmelidir. Bu kapsamda, müdahalenin zorunluluğu, ivediliği ve tedavinin başarı şansı anlatılmalıdır. Bunun yanında özellikle hastanın yaşamını sürdürmesini etkileyebilecek risklerin ağırlığının da belirtilmesi gerekmektedir.”</p>
<ol start="2">
<li><strong> Koruma Aydınlatması</strong></li>
</ol>
<p>İlaçların yan etkileri ve tedavi sürecinin işleyişi konusunda hastayı bilgilendirmek suretiyle, hastanın doğru ve kendi menfaatine uyan davranışı gerçekleştirmesini sağlamaktır.</p>
<ol start="3">
<li><strong> Diğer Özel Aydınlatma Türleri</strong></li>
</ol>
<p>Hekimler, bunun yanı sıra tedavinin ya da operasyonun ekonomik boyutunu da hastalarına açıklamak durumundadırlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>AYDINLATMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ İSPAT KÜLFETİ HEKİMDEDİR.</p>
<p>Bütün delillerle ispat edilebilir. Asıl olan yazılı olması ve kişinin imzasının alınması gerekmektedir.</p>
<p>Genel olarak alınan muvafakatnameler geçersizdir. Yargıtay bunların ayrıntılı olması gerektiğini bahsetmektedir. Her olaya münhasır ayrı belge hazırlatılmalıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yargıtay Kararları</p>
<ul>
<li>“&#8230;hasta tehlikelere karşı kendisi karar verebilir. Tıbbi müdahaleler ve hekimin girişeceği diğer eylemler kişinin sağlığını, vücut bütünlüğünü ilgilendirdiği için, bunların gerçekleştirilmesine karar verme yetkisi hekime değil, müdahalelere maruz kalacak kişiye, hastaya aittir.”</li>
<li>“Davalıya yöneltilen kusur, ameliyatın küçümsenerek muhtemel sonuçların davacıya anlatılmamış olmasıdır. Davalının bu yolda hareket etmesinin hastanın maneviyatını kuvvetlendirmek bakımından faydalar sağlayacağı genel olarak kabul edilmektedir.”</li>
<li>İsviçre Federal Mahkemesi’nin 28.5.1991 tarihli kararına konu olayda, bir kişide kaza sonucu oluşan fıtığın giderilmesi için hastanede yapılan tıbbî müdahale sonucunda hastanın iki bacağı tamamen felç olmuştur. Federal Mahkeme, hekimin hastaya bilgi verme yükümünün kapsamının teşhis ve tedavi risklerinin önemine bağlı olarak değiştiğini belirterek, olaydakine benzer durumlarda gerçekleştirilen müdahalelerin büyük oranda başarısız sonuçlar verdiğini ve bu nedenle hastaya gerekli bilginin verilmesinin şart olduğunu ve yetersiz bilgilendirme sonucunda verilen rızanın hukuka aykırılığı ortadan kaldıramayacağını hükme bağlamıştır.</li>
<li>Yüzüne bilinmeyen bir dolgu yapılan kişi tazminat talebinde bulunuyor. Adli tıp komplikasyon diyor. Yargıtay aydınlatma yükümlülüğü yerine getirilmemiş diyor.</li>
<li>Gözlerinden lazer olması gereken kişinin gözü kör oluyor. Flep kopması söz konusu oluyor. Adli tıp komplikasyon diyor. Yargıtay aydınlatma yükümlülüğü yerine getirilmemiş diyor.</li>
<li>Kişi iğne oluyor.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<ol start="3">
<li><strong> TIBBİ MÜDAHALENİN HUKUKA UYGUN OLMASI</strong></li>
</ol>
<p>Teşhis ve tedavi amacına yönelik bir tıbbî müdahalenin hukuka uygun olabilmesi için; bunun tabiplik mesleğini icra etmek hususunda yetkiyle donatılan kişi tarafından gerçekleştirilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Kişi üzerinde gerçekleştirilen tıbbî müdahalenin hukuka uygun olabilmesi için, bunun teşhis ve tedavi amacıyla yapılması gerekir.</p>
<p>Tıbbi Hatalar; Dikkatsizlik, deneyim eksikliği, yanlış tanı ve teşhis vb. Hastanın yaralanmasına, ölümüne sağlığının bozulmasına neden olduğundan kusur durumuna göre hekimin cezai sorumluluğu doğacaktır.</p>
<p>İzin Verilen Risk; Dikkat ve özen yükümlülüğünün yerine getirilmesi koşuluyla tıbbın ve hukukun kabul ettiği risk ve beklenmeyen durumların oluşmasıdır. Cezai sorumluluğu yoktur.</p>
<p>Tıp biliminin ilke ve kuralları çerçevesinde hareket ettiği halde, bazı komplikasyonların meydana gelmesi sorumluluk doğurmayacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Örnekler;</p>
<p>Kapıya sıkışan parmaklara gerekli müdahale yapılmasına rağmen kangren olmasında; sorumluluk yoktur.</p>
<p>Verilen ilacın içeriği hatalı ise, hekimin bilme durumu olamayacağından sorumluluk yoktur.</p>
<p>Mevcut verilen ışığında takdir yetkisini kullanan hekime hastayı daha önce sezaryene almadığından dolayı sorumluluk yüklenemez.</p>
<p>Ameliyat öncesi gerekli tetkiklerin yapılmaması sorumluluk olur.</p>
<p>Hastaya yanlış kan naklinde sorumluluk olur.</p>
<p>Hasta dosyasına bakılmadan yapılmadan yapılan ameliyat esnasında yanlış uzvun alınması sorumluluk doğurur.</p>
<p>Ameliyatın yarıda bırakılması sorumluluk doğurur.</p>
<p>Narkozda hatanın bulunması sorumluluk doğurur.</p>
<p>Doz alımında hata sorumluluk doğurur.</p>
<p>Tedavi için yanlış ilaç kullanılması sorumluluk doğurur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>SORUŞTURMA AÇILMASI</strong></p>
<p>Özel hastanelerde veya kendi muayenehanelerinde çalışan hekimler hakkında tıbbi kötü uygulama iddiası ile ilgili bir şikâyet bulunduğunda Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından doğrudan soruşturma yapılmaktadır.</p>
<p>Kamu sektöründe çalışan hekimler hakkında adli soruşturma başlatılabilmesi ise 4483 sayılı yasa gereği mülki amirliklerce haklarında “soruşturma izni’’ verilmesine bağlıdır.</p>
<p>Öğretim üyeleri için ise 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 53/c göre işlem yapılması şarttır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>HEKİMLERİ İLGİLENDİREN SUÇLAR</strong></p>
<p>Ceza Kanunumuzun hekimleri ilgilendiren maddelerini başlıklar halinde sıralayacak olursak;</p>
<p>&#8211; Soykırım (TCK m.76)</p>
<p>&#8211; İnsanlığa Karşı Suçlar (TCK m.77)</p>
<p>&#8211; Kasten Öldürmenin İhmali Davranışla İşlenmesi (TCK m.83)</p>
<p>&#8211; İntihara Yönlendirme (TCK m.84)</p>
<p>&#8211; Taksirle öldürme (TCK m.85)</p>
<p>&#8211; Kasten Yaralamanın İhmali Davranışla İşlenmesi (TCK m.88)</p>
<p>&#8211; Taksirle yaralama (TCK m.89)</p>
<p>&#8211; İnsan Üzerinde Deney (TCK m.90)</p>
<p>&#8211; Organ veya Doku Ticareti (TCK m.91)</p>
<p>&#8211; Çocuk Düşürtme (TCK m.99)</p>
<p>&#8211; Kısırlaştırma (TCK m.101)</p>
<p>&#8211; Ayırımcılık (TCK m.122)</p>
<p>&#8211; Verileri Hukuka Aykırı olarak Verme veya Ele Geçirme ve bu konudaki Nitelikli Haller (TCK m.136,137)</p>
<p>&#8211; Radyasyon Yayma (TCK m.172)</p>
<p>&#8211; Bulaşıcı Hastalıklara İlişkin Tedbirlere Aykırı Davranma (TCK m.195)</p>
<p>&#8211; Resmî Belgede Sahtecilik (TCK m.204)</p>
<p>&#8211; Sağlık Memurunun Gerçeğe Aykırı Belge Düzenlemesi (TCK m.210)</p>
<p>&#8211; Sağlık Mesleği Mensuplarının Suçu Bildirmemesi (TCK 280)</p>
<p>&#8211; Genital Muayene (TCK M.287)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hekim kamu görevlisi ise işleyebileceği suçlar</p>
<p>&#8211; İrtikâp (TCK m.250)</p>
<p>&#8211; Rüşvet (TCK m.252)</p>
<p>&#8211; Görevi İhmal (TCK m.257)</p>
<p>&#8211; Kamu görevlisinin Ticareti (TCK M.259)</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi</strong></p>
<p>Madde 83- (1) Kişinin yükümlü olduğu belli bir icrai davranışı gerçekleştirmemesi dolayısıyla meydana gelen ölüm neticesinden sorumlu tutulabilmesi için, bu neticenin oluşumuna sebebiyet veren yükümlülük ihmalinin icrai davranışa eşdeğer olması gerekir.</p>
<p>(2) İhmali ve icrai davranışın eşdeğer kabul edilebilmesi için, kişinin; a) Belli bir icrai davranışta bulunmak hususunda kanuni düzenlemelerden veya sözleşmeden kaynaklanan bir yükümlülüğünün bulunması, b) Önceden gerçekleştirdiği davranışın başkalarının hayatı ile ilgili olarak tehlikeli bir durum oluşturması, Gerekir.</p>
<p>(3) Belli bir yükümlülüğün ihmali ile ölüme neden olan kişi hakkında, temel ceza olarak, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmi yıldan yirmi beş yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine on beş yıldan yirmi yıla kadar, diğer hallerde ise on yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunabileceği gibi, cezada indirim de yapılmayabilir.</p>
<p>Örneğin; hastanın ölecek durumda olmasını hemşire haber vermezse kasen öldürmenin ihmali suretle işlenmesi suçu oluşur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Taksirle öldürme </strong></p>
<p>Madde 85- (1) Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kasten yaralama</strong></p>
<p>Madde 86- (1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.</p>
<p>(2) (Ek fıkra: 31/3/2005 – 5328/4 md.) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.</p>
<p>(3) Kasten yaralama suçunun; a) Üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı, b) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, e) Silahla, İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır.</p>
<p>Örn; 19 saat aralıksız çalışan hekimin yaptığı taksirle yaptığı hatada kasıt sorumluluğu yüklenemez.</p>
<p>Narkozun olağan komplikasyonu nedeni ile sorumlu tutulamaz.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama</strong></p>
<p>Madde 87- (1) Kasten yaralama fiili, mağdurun; a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına, b) Konuşmasında sürekli zorluğa, c) Yüzünde sabit ize, d) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma, e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun vaktinden önce doğmasına, Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, bir kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde üç yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde beş yıldan az olamaz.</p>
<p>(2) Kasten yaralama fiili, mağdurun; a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine, b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine, c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına, d) Yüzünün sürekli değişikliğine, e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun düşmesine, Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, iki kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde beş yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde sekiz yıldan az olamaz.(1)</p>
<p>(3) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/4 md.) Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması halinde, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar artırılır.</p>
<p>(4) Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse, yukarıdaki maddenin birinci fıkrasına giren hallerde sekiz yıldan oniki yıla kadar, üçüncü fıkrasına giren hallerde ise oniki yıldan onaltı yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.</p>
<p>Örn; Ameliyatı gerektirmeyecek ölçüde kötü huylu tümör var iken aydınlatma ve teşhis sorumluluğunu yerine getirmeyip ameliyat yapan hekim sorumludur.</p>
<p>Bilirkişi raporunda hastanın hayatını kaybetmesi kaçınılmaz demiş, trafik kazasında yaralı olan kişiye 15 dk geç müdahale yapılmış. Sorumluluk yüklenmemiş disiplin cezası verilmiş sadece.</p>
<p>Silahla yaralama var, hastane teşhis yapmıyor başka hastaneye gönderiliyor. Aradan geçen sürede hastanın kurtarılma olasılığı olduğu görülüyor. Sorumluluk doğar.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi</strong></p>
<p>Madde 88- (1) Kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte ikisine kadar indirilebilir. Bu hükmün uygulanmasında kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesine ilişkin koşullar göz önünde bulundurulur.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Taksirle yaralama</strong></p>
<p>Madde 89- (1) Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.</p>
<p>(2) Taksirle yaralama fiili, mağdurun; a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına, b) Vücudunda kemik kırılmasına, c) Konuşmasında sürekli zorluğa, d) Yüzünde sabit ize, e) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma, f) Gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına, Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, yarısı oranında artırılır.</p>
<p>(3) Taksirle yaralama fiili, mağdurun; a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine, b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine, c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına, d) Yüzünün sürekli değişikliğine, e) Gebe bir kadının çocuğunun düşmesine, Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, bir kat artırılır.</p>
<p>(4) Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması halinde, altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.</p>
<p>(5) Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmaz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Çocuk Düşürtme Suçu</strong></p>
<p>(1) Rızası olmaksızın bir kadının çocuğunu düşürten kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.</p>
<p>(2) Tıbbi zorunluluk bulunmadığı halde, rızaya dayalı olsa bile, gebelik süresi on haftadan fazla olan bir kadının çocuğunu düşürten kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu durumda, çocuğunun düşürtülmesine rıza gösteren kadın hakkında bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.</p>
<p>(3) Birinci fıkrada yazılı fiil kadının beden veya ruh sağlığı bakımından bir zarara uğramasına neden olmuşsa, kişi altı yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır; fiilin kadının ölümüne neden olması halinde, onbeş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.</p>
<p>(4) İkinci fıkrada yazılı fiil kadının beden veya ruh sağlığı bakımından bir zarara uğramasına neden olmuşsa, kişi üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır; fiilin kadının ölümüne neden olması halinde, dört yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.</p>
<p>(5) Rızaya dayalı olsa bile, gebelik süresi on haftayı doldurmamış olan bir kadının çocuğunun yetkili olmayan bir kişi tarafından düşürtülmesi halinde; iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan diğer fiiller yetkili olmayan bir kişi tarafından işlendiği takdirde, bu fıkralara göre verilecek ceza, yarı oranında artırılarak hükmolunur.</p>
<p><u>(6) Kadının mağduru olduğu bir suç sonucu gebe kalması halinde, süresi yirmi haftadan fazla olmamak ve kadının rızası olmak koşuluyla, gebeliği sona erdirene ceza verilmez. Ancak, bunun için gebeliğin uzman hekimler tarafından hastane ortamında sona erdirilmesi gerekir. <strong>(Tecavüz)</strong></u></p>
<p>Örn: Çocuğa ana rahminde yapılan müdahaleler çocuk düşürtme suçunun unsurudur. Çocuk canlı doğmuş olsa dahi çocuk düşürtme fiili nedeni ile ölmüşse fiil çocuk düşürtmedir. Ölüm gerçekleşmezse suç teşebbüs aşamasında kalır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>CEZALARIN ERTELENMESİ</strong></p>
<p><strong>Taksirle Öldürme</strong></p>
<p>Şikâyete tabi değildir.</p>
<p>Hekim hastasının ölümüne yol açmışsa ve hâkim 2 yıldan başlayan cezanın asgari haddinden ceza tayin etmişse (TCK 85/1), bu takdirde bu cezanın ertelenmesi mümkündür:</p>
<p>Bunun için, Türk Ceza Kanunu’nun 51/1. maddesine göre hekimin “daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması” ve “suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması” gerekir. Cezanın ertelenmesi mağdurun uğradığı zararın giderilmesi koşuluna bağlanabilir (TCK 51/2). Cezası ertelenen hekim hakkında hâkim, “bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere, bir denetim süresi belirler”. Hekim bu süre zarfında kasıtlı bir suç işlemediği takdirde, cezası infaz edilmiş sayılır ve bu suçtan dolayı artık cezaevine girmesi söz konusu olamaz (TCK 51/8). Ancak hekim bu süre içinde kasıtlı bir suç işlerse, ertelenen cezanın kısmen veya tamamen cezaevinde çektirilmesine karar verilir (TCK 51/7) (Ayrıca yeni suçtan dolayı verilecek ceza da bu cezaya eklenecektir). Görüldüğü gibi, taksirle bir kimsenin ölü- müne neden olan hekim, olağanüstü bazı durumlar söz konusu olmadığı müddetçe, cezanın asgari haddinden cezalandırılır ve bu ceza ertelenir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>YARGITAY KARARLARI</strong></p>
<p>1.) Yargıtay Genel Kurulu, Devlet hastanesinde görevli ve memur olan davalı doktorun zamanında ve gerekli tedaviyi yapmayarak hastanın bir kolunun omuzdan kesilmesine neden olduğu iddiasıyla açılan davada görev konusunu ayrıntılı bir şekilde irdelemiştir.</p>
<p>“Açık kırıklarda ilk 6-8 saat içinde ameliyathane ortamında debridman gerekli olduğu, bunda gecikildiği ve uygulanan antibiyotik tedavisinin de yetersiz kaldığı, …<strong>Türk Ceza Kanununun 459 maddesi</strong> gereğince cezalandırıldığı, …Bu olgular karşısında davalı doktorun salt idari bir görevin yerine getirilmesi sırasında zarara yol açmayıp, idari görevi cümlesinden olmakla birlikte hekimlik sanatının icrası sırasında hakkında verilip kesinleşen mahkûmiyet kararıyla da belirlenen ve görevinden ayrılabilen salt kişisel kusuru ile davacı zararına yol açtığında duraksama bulunmamaktadır. Bir başka bakış açısıyla doktorla hasta arasındaki ilişki yönünden olay ele alındığında ise; öğretide ve yargı kararlarında Memur ve kamu görevlisi doktorla hasta arasında kabul edilen iki çeşit ilişki söz konusudur. Bunlardan ilki kamusal ilişkidir. Bu ilişkide memur olan doktor görevini yaparken bir takım idari kurallarla bağlıdır ve bu bağlılık hastayı tedavi zorunluluğunun kişinin rızasını gerektirmediği tıbbi el atmalar (zorunlu aşı gibi ya da aids hastalığında olduğu gibi kamu sağlığının gerektirdiği hallerde) ve tıbbi el atma ve yardımı gerektirmeyen rapor düzenlenmesi gibi hallerde söz konusudur. Bu gibi idari görev ve yetkilerini kullanırken doktor kusurlu eylemiyle bireylere zarar vermişse burada Anayasa ‘ nın 129/5 maddesinin uygulanacağında kuşku bulunmamaktadır. Ancak somut olay bu yönü ile de ele alındığında davalı doktor kusurlu hareketiyle bireye zarar vermesi eylemi nedeniyle ceza mahkemesinde yargılanmış ve ceza almıştır. Doktor ceza mahkemesinde yargılanıp mahkum olduğuna göre artık Anayasa ‘nın 129/5. maddesindeki memuru korumak amacı ortadan kalkmış, diğer taraftan da zarar gören kişi memura karşı kişisel sorumluluğa giderek dava açmıştır. …İkinci ilişki ise sözleşme ilişkisi olup, bunun üzerinde de durmakta yarar vardır. Kişinin yaşam ve sağlığı onun kişisel değerlerini oluşturur. Kişilik hakkının koruduğu bu değerlere el atılması ancak tıbbi tedavi amacıyla ve doktorla hasta arasında oluşturulan bir sözleşmeyle yani izinle mümkündür. Bir hastaya tedavi amacıyla yapılan el atma ve yardım bir özel hukuk ilişkisi olan vekalet sözleşmesinin varlığını gerektirir. Tıbbi yardımın yapıldığı yer, doktorun görev ve sıfatı sonucu değiştirmeyeceği gibi doktor nerede ve ne sıfatla olursa olsun tıbbi el atma ve yardım yapma yetkisini kamu kurallarından değil hasta ile yaptığı özel hukuk sözleşmesinden alır. En önemlisi tedavi sırasında uygulanan kural ve yöntemleri idare hukuku değil tıp bilimi belirlemiştir ve tüm doktorlar tıbbi yardım yaparken öncelikle bu kurallarla bağlıdırlar. Kaldı ki günümüzde kamu kurumlarında sosyal güvencesi olmayan hastalar ücret karşılığında tedavi edilmekte ve hastanın burada da doktorunu seçme hakkı bulunmaktadır. O halde doktorla hasta arasındaki sözleşme ilişkisi kurulduktan sonra Anayasa’nın 129/5. maddesinin uygulanmaması ve doktora karşı doğrudan dava açılabilme olanağının varlığının kabulü gerekir. Çünkü zarar, memur ya da kamu görevlisi olan doktorun idari yetkilerini kullanırken değil tıp bilimi kurallarına göre yapılan tıp san ’atının uygulanması sırasında meydana gelmektedir. Burada doktor özel hukuk sözleşmesine aykırı davranan kişi durumundadır.”</p>
<p>Bu kararı şu gerekçelerle isabetli değildir:</p>
<p>1- Anayasa ve kanun hükümlerine göre kamu görevlileri hakkında asıl olan, doğrudan idare aleyhine, idari yargıda dava açılmasıdır.</p>
<p>2- Yargıtay’ın son yıllara kadar uygulaması bu yönde iken son yıllarda, Anayasa ve yasadaki hükmün lafzına ve ruhuna aykırı bir yorumla, ‘hizmetten ayrılabilir kişisel kusur’ biçiminde bir kavram benimseyerek açılan her davada davacı tarafın davalının kişisel kusuruna dayanması istisnanın kurala dönüştürülmesidir.</p>
<p><strong><u>3- Kamu görevlisinin ancak zarar verme kastıyla kin, garez, husumet, kıskançlık, intikam vb. duyguların etkisiyle hareket etmesi halinde ya da Anayasa ve kanun kuralları ile emredici ve bağlayıcı temel hukuk ilkelerine açıkça aykırı davranması hallerinde kişisel kusura gidilebilir. </u></strong></p>
<p>4- Yargıtay’ın, tüm kamu görevlilerinin hizmetten ayrılabilir bir kişisel kusuru olabileceği ve tüm davalarda davacı tarafça davalının kişisel kusuruna dayanıldığı şeklindeki kabulü, Anayasanın 129/5 maddesi ve DMK’nın 13. maddesinin tamamen uygulama dışı bırakılması anlamına gelir.</p>
<p>5- Kamu görevlisinin az veya çok kusurlu olmasının, ceza mahkemesinde yargılanması hatta mahkûm olmasının dahi öneminin olmaması gerekir. Kusuru ağır olsa dahi kamu görevlisi aleyhine adli yargıda dava açılamaz. Kusurun ağırlığı kamu hizmetinden ayrışma için geçerli neden değildir. Danıştay’ın vurguladığı üzere, kusurun oranı ancak tazminatın hesaplanmasında önem arz eder.</p>
<p>6- Kamu görevlisinin ancak açık ve kolayca hizmetten ayrılabilen kişisel bir eylemi ile zarar vermesi hallerinde; örneğin bir doktorun görevi sırasında kişisel bir alacak verecek meselesi sebebiyle bir kişiyi yaralaması veya öldürmesi gibi durumlarda adli yargıda kamu görevlisine karşı dava açılabilmelidir.</p>
<p>7- Hekimlerin her olayda kişisel kusuru olduğu biçiminde bir ön yargı ile sorumlulukları yoluna gidilmesi doğru bir yaklaşım değildir. Anayasal ve kanuni teminat altında bulunmalarına rağmen bu biçimde sürekli dava ve tazminat tehdidi altında kalan kamuda çalışan doktorlar veya sair kamu görevlileri verimli olarak çalışamayacak ve hizmetlerin aksaması kaçınılmaz olacaktır.</p>
<p>Bu nedenlerle sağlık hizmetinin yürütülmesi sırasında üçüncü kişilere zarar verilmesi hallerinde davanın mutlaka idareye karşı açılması, kamu görevlisi aleyhine adli yargıda açılacak davaların husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekir.</p>
<p>2)</p>
<ul>
<li>Göğüste meme bölgesinde tümoral kitle ve batında fıtık yakınmalarıyla özel hastaneye gelen 61 yaşındaki kadın hastaya, aynı anda iki ameliyatın ard arda yapılması kararı verilmiş; ilk olarak göğüsteki kitleyi alan ameliyat ekibinin işi bittikten sonra, hasta, aynı masada fıtık ameliyatı yapacak ekibe teslim edilmiş; bu ikinci ameliyat sırasında tansiyonu düşen ve kanama nedeniyle bilinci kaybolan hasta yoğun bakımda iken ölmüştür. Yapılan incelemede ölümün inferior dalının kopması ve gelişen kanamadan ileri geldiği, bu damar arızasının ameliyat sırasında oluştuğu, zamanında fark edilip onarılmadığı için ölüme yol açtığı saptanmış; ameliyat ekibi sorumlusu operatör kusurlu bulunmuştur. HGK.23.06.2004, E.2004/13-291 K.2004/370</li>
<li>Trafik kazası sonucu hastaneye yaralı getirilen kişinin, görevli doktor ve hemşire tarafından yeterli kontrol ve muayene ile gelişen klinik bulgulara uygun müdahalede bulunmaması nedeniyle, yaralı ölmüş; doktor ve hemşire kusurlu bulunmuşlardır. 4.CD.11.02.2004, E.2003/1064 K.2004/2055</li>
<li>Hemşirenin hatalı iğne yapması sonucu küçük bir çocuğun kolu omuz hizasından kesilmiştir.21.HD.11.11.1997, E.1997/ 6482 K.1997/7327</li>
<li>Hastanede göğüs hastalıkları uzmanı olan doktorun, göğüs ağrısı şikâyeti ile acil servise getirilen işçiyi muayene ve tedavi etmeyip dispansere göndermesi sonucu, hasta işçi yolda araç içinde ölmüştür.<br />
HD.23.10.2003, E.2003/7161 K.2003/12474</li>
<li>Fıtık tanısıyla ameliyata alınan hastanın, ameliyat sırasında bağırsağındaki kesilmeye bağlı olarak gelişen peritonit sonucu ölümüne neden olunmuştur. 10.HD.17.09.2002, E.2002/5311 K.2002/6401</li>
<li>Üst solunum yolları rahatsızlığı nedeniyle hastaneye başvuran hastaya, doktorun yazdığı pronopen adlı iğnenin görevli sağlık memuru tarafından kalçadan yapılmasının hemen ardından bacağı uyuşmaya başlamış; yapılan kontrol ve tedaviye rağmen iğne sırasında siyatik sinirinin delinmesi nedeniyle hasta felç olmuş ve %28,2 oranında beden gücü kaybına uğramıştır. 13.HD.06.07.2006, E.2006/5518 K.2006/11185 (İBD.2007/2-840)</li>
<li>Doktor kontrolünde doğum yapıldığı sırada bebeğin omur sinirleri zedelenmiş ve bebek sakat olarak doğmuştur. 13.HD.06.03.2003, E.2002/13959 K.2003/2380 (İBD.2006/2-840)</li>
</ul>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/hekimlerin-cezai-sorumluluklari/">HEKİMLERİN CEZAİ SORUMLULUKLARI</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/hekimlerin-cezai-sorumluluklari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
