<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>duruşma arşivleri - Yıldız Hukuk</title>
	<atom:link href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/tag/durusma/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/tag/durusma/</link>
	<description>Danışmanlık</description>
	<lastBuildDate>Sat, 28 Feb 2026 22:07:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/02/cropped-WhatsApp-Image-2024-12-27-at-18.06.52-1-32x32.jpeg</url>
	<title>duruşma arşivleri - Yıldız Hukuk</title>
	<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/tag/durusma/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>ADLİ SİCİL (SABIKA KAYDI) VE ARŞİV KAYDI SİLDİRME NEDİR ve NASIL OLUR?</title>
		<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/adli-sicil-kaydi-silme/</link>
					<comments>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/adli-sicil-kaydi-silme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2026 09:18:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>
		<category><![CDATA[adli]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Osman Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[başvuru]]></category>
		<category><![CDATA[celse]]></category>
		<category><![CDATA[ceza]]></category>
		<category><![CDATA[danışma]]></category>
		<category><![CDATA[DAVA]]></category>
		<category><![CDATA[duruşma]]></category>
		<category><![CDATA[görüş]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[idare]]></category>
		<category><![CDATA[iptal]]></category>
		<category><![CDATA[itiraz]]></category>
		<category><![CDATA[kayıt]]></category>
		<category><![CDATA[law]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[sicil]]></category>
		<category><![CDATA[şikayet]]></category>
		<category><![CDATA[SUÇ]]></category>
		<category><![CDATA[tavsiye]]></category>
		<category><![CDATA[uyuşmazlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yildizhukukdanismanlik.com/?p=4275</guid>

					<description><![CDATA[<p>Adli sicil (sabıka) kaydı, kesinleşmiş mahkûmiyet kararlarının tutulduğu resmi kayıt sistemidir ve iş, üyelik gibi birçok alanda önem taşır. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu uyarınca; cezanın infazının tamamlanması, genel af, zamanaşımı veya etkin pişmanlık gibi hallerde kayıt adli sicilden silinerek arşive alınır. Arşiv kaydı ise belirli sürelerin geçmesi, yasaklanmış hakların iadesi kararı, ölüm ya da fiilin suç olmaktan çıkarılması gibi durumlarda tamamen silinir. Başvurular Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’ne yapılır. Sürecin doğru yürütülmesi için uzman hukuki destek almak önemlidir.</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/adli-sicil-kaydi-silme/">ADLİ SİCİL (SABIKA KAYDI) VE ARŞİV KAYDI SİLDİRME NEDİR ve NASIL OLUR?</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="font-size: 24px;"><b>ADLİ SİCİL (SABIKA KAYDI) VE ARŞİV KAYDI SİLDİRME NEDİR ve NASIL OLUR?</b></span></h2>
<p>Adli sicil kaydı, bir kimsenin mahkumiyetinin olup olmadığının anlaşılması için konulmuş olan kayıt sistemine denir. Sabıka kaydı olarak da bilinen adli sicil kaydı, sosyal hayatta kişileri doğrudan etkileyebilen bir niteliğe sahip olduğundan bu kayıtların tutulması ve kanun çerçevesinde silinme koşulları oluştuğunda silinmesi büyük önem arz eder.</p>
<p><span id="more-4275"></span></p>
<p>Örneğin iş başvurularında başvurucunun adli sicil kaydı işe alımda önemli bir kıstas olarak göze çarpmaktadır. Bununla birlikte birçok dernek ve vakfın üyelik şartlarından biri adli sicil ve arşiv kaydının bulunmamasıdır. Bu sebeple kişilerin kanuna aykırı bir filleri sebebiyle cezalandırılmaları sonrası ömür boyu damgalanmamaları için adli sicil ve arşiv kayıtlarının belirli durumlarda silinmesi mümkün kılınmıştır.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter" src="https://gnbhukuk.com/uploads/contents/1740407162.png" alt="ADLİ SİCİL (SABIKA KAYDI) VE ARŞİV KAYDI SİLDİRME NEDİR ve NASIL OLUR? AV. OSMAN YILDIZ" width="797" height="449" /></p>
<p>Bu kapsamda hakkında Türk mahkemeleri veya yabancı ülke mahkemeleri tarafından kesinleşmiş ve Türk hukukuna göre tanınmış mahkûmiyet kararı bulunan Türk vatandaşları ile Türkiye’de suç işlemiş olan yabancıların kayıtları da dâhil tüm adlî sicil bilgileri, Adalet Bakanlığı Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’ndeki merkezî adlî sicilde tutulur. Bu merkezde tutulan adli sicil ve arşiv kayıtlarının yasada öngörülen şartların yerine getirilmesi halinde adli sicil kayıtlarının (sabıka kaydı) ve arşiv kayıtlarının silinebilmesi mümkündür.</p>
<p>Önemli bir husus da hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararlarıdır. Bu kararlar adli sicil kaydı dışında ayrı bir sicile kayıt olunur.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Adli Sicil Kaydı Nedir?</b></span></h2>
<p>Yukarıda ifade edildiği üzere adli sicil kaydı tüm bireyler hakkında tutulan başta kişilerin işledikleri suçların ve kanunda ifade olunan bilgilerin kaydedildiği bir kayıt sistemidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Adli Sicil Kaydı Nereden Alınır?</b></span></h2>
<p>Adli sicil kaydı yahut sabıka kaydı adliyelerden alınır.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Adli Sicil Kaydında Neler Gözükür? Hangi Bilgiler Sicile Kaydedilir?</b></span></h2>
<p>-Hapis cezaları ve hapis cezasıyla ilgili olarak infaz, denetim, koşullu salıverilme hususları,</p>
<p>-Hapis cezasının ertelenmesi ve bu kararla ilgili olarak infaz, ertelemenin kaldırılması hususları,</p>
<p>-Adli para cezası ve bu kararlar ilgili olarak infaz edildiğine ilişkin bilgi,</p>
<p>-Kısa süreli hapis cezalarında mahkumiyet kararının seçenek yaptırımlara çevrilmesine ilişkin kararlar,</p>
<p>-Akıl hastalığı sebebiyle güvenlik tedbirine hükmedilen kararlar,</p>
<p>-Genel ya da özel affa ilişkin kararlar,</p>
<p>-Etkin pişmanlık ya da şikayetten vazgeçmeye ilişkin kararlar,</p>
<p>-Ceza zamanaşımının dolmasına ilişkin kararlar, adli sicile kaydedilir.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Adli Sicil Kaydı Sildirme Koşulları Nedir?</b></span></h2>
<p>5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 9. maddesi uyarınca adlî sicildeki bilgiler;</p>
<p>-Cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması,</p>
<p>-Ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikâyetten vazgeçme veya etkin pişmanlık,</p>
<p>-Ceza zamanaşımının dolması,</p>
<p>-Genel af,</p>
<p>Durumlarından birinin varlığında Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’nce silinerek, arşiv kaydına alınır. Bununla birlikte kişinin ölmesiyle sabıka kaydı silinir. Yeni düzenlemeyle fiilin kanunla suç olmaktan çıkarılması halinde, bu suçtan mahkûmiyete ilişkin adlî sicil ve arşiv kayıtlarının talep aranmaksızın tamamen silinmesi öngörülmüştür.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Yabancı Mahkemelerce Verilen Kararlar Adli Sicile Kaydedilir Mi?</b></span></h2>
<p>Yabancı mahkemelerce Türk vatandaşları hakkında verilmiş mahkûmiyet hükümleri Türk hukuku bakımından hak mahrumiyetine neden olacaksa cumhuriyet savcısının istemi üzerine mahkemece hak yoksunluğuna hükmedilir. Sadece bu husus adli sicile kaydedilir. Başka bir ifadeyle yabancı mahkeme kararları adli sicile kaydedilmez.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Adli Para Cezası Adli Sicile İşler Mi?</b></span></h2>
<p>Adli para cezası kararı 5352 sayılı Adli Sicil Kanun’unun 4/c maddesine göre adli sicile kayıt olunur.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Arşiv Kaydı Silinme Koşulları Nelerdir?</b></span></h2>
<p>5352 sayılı Adli Sicil Kanunun 12. maddesi uyarınca adli sicil kayıtlarından farklı olan arşiv bilgileri;</p>
<p>-İlgilinin ölümü üzerine,</p>
<p>-Anayasa ile Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarda bir hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetler bakımından kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren;</p>
<p>-Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşuluyla on beş yıl geçmesiyle,</p>
<p>-Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşulu aranmaksızın otuz yıl geçmesiyle,</p>
<p>-Diğer mahkûmiyetler bakımından kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren beş yıl geçmesiyle, tamamen silinir.</p>
<p>Kanun, bu düzenlemeyle arşiv kayıtlarının silinmesini farklı süre ve koşullara tabi tutmuştur. Burada dikkat edilmesi gereken husus eğer yasaklanmış hakların geri verilmesi gereken bir suç işlenmişse yasaklanmış hakların iadesi kararı alınması halinde arşiv kaydının silinme süresi on beş yıla düşer.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Suç Olmaktan Çıkan Fiilden Dolayı Mahkumiyet Durumunda Adli Sicil Kaydı Nasıl Silinir?</b></span></h2>
<p>Fiilin kanunla suç olmaktan çıkarılması halinde, bu suçtan mahkumiyete ilişkin sabıka kaydı ve arşiv kayıtları, talep aranmaksızın tamamen silinir.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Yargıtay İncelemesi Sonucu Verilen Beraat Kararı Durumunda Adli Sicil Kaydı Nasıl Olur?</b></span></h2>
<p>Kanun yararına bozma veya yargılamanın yenilenmesi sonucunda verilen beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararının kesinleşmesi halinde önceki mahkumiyet kararına ilişkin adlî sicil ve arşiv kaydı tamamen silinir.</p>
<h2 class="western"><span style="font-size: 22px;">Adli Sicil &#8220;Arşiv Kaydı&#8221; Ne Zaman Silinir?</span></h2>
<p>Adli sicil kaydı ile &#8220;arşiv kaydı&#8221; iki farklı kavramdır. Mahkumiyet hükümleri önce adli sicil kaydına alınır, daha sonra belli koşulların gerçekleşmesi halinde, mahkumiyet hükmüne dair bilgiler silinerek arşiv kaydına alınır. Arşiv kaydı belli koşulların gerçekleşmesi halinde silinebilir:</p>
<p>Kural olarak hükümlüye ait adli sicil kaydı cezanın infaz edilmesinden sonra silinerek arşiv kaydına alınır. Hükümlüye ait arşiv kaydı ise 5 yıl sonra silinir.</p>
<p>Arşiv kaydına alınan mahkumiyet hükmü, TCK dışındaki kanunların ceza mahkumiyetine bağladığı hak yoksunluklarına neden olan bir mahkumiyet ise; cezanın infazından sonra hükümlünün başvurusu ile mahkeme tarafından Memnu Hakların İadesi kararı verilmişse kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren 15 yıl geçmesiyle arşiv kaydı silinir. Memnu hakların iadesi kararı alınamamış ise kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren 30 yıl geçmesiyle arşiv kaydı silinir. Bu hüküm nedeniyle ceza mahkumiyetlerinin büyük bir kısmı 15 yıl veya 30 yıl süresince arşiv kaydında kalmaktadır.</p>
<p>Hükümlünün ölmesi, fiilin suç olmaktan çıkması gibi nedenlerle de arşiv kaydı silinir.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Adli Sicil Kaydının Silinmesi Dilekçe Örneği</b></span></h2>
<p>Cezanız infaz edilmesine rağmen adli sicil kaydınız silinmemiş ise bir avukat ile durumu mütalaa ediniz. Adli sicil kaydı koşulları gerçekleştiğinde kendiliğinden silinmelidir. Fakat adli sicil kaydınızda halen mahkumiyet hükmü görünüyor ise bunu sildirmek için Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’ne bir Adli Sicil Kaydının Silinmesi Dilekçesi ile başvurarak adli sicil kaydınızın silinmesini isteyebilirsiniz. Dilekçenizi istediğiniz herhangi bir yerden PTT şubesi vasıtasıyla gönderebilirsiniz.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Kasten Öldürmeye Teşebbüs ve Arşiv Kaydının Silinmesi Nasıl Olur?</b></span></h2>
<p>Hükümlü hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçu nedeniyle verilen 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasının süre itibariyle anayasa&#8217;nın 76. maddesi kapsamında kaldığından ve Adli Sicil Kanunu&#8217;nun 12. maddesinde öngörülen sürenin geçmemesi nedeniyle 5352 sayılı kanunun geçici 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca arşiv kaydından çıkartılması mümkün değildir. Bu durumda ya yasaklanmış hakların geri alınması kararı yoluyla arşiv kaydına alınma tarihinden itibaren 15 yıl içinde veya bu karar alınmamışsa 30 yıl içinde silinebilir ( Yargıtay 1. Ceza Dairesi &#8211; Karar No: 2014/3727 ).</p>
<h2></h2>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Evrakta Sahtecilik Suçunda Arşiv Kaydının Silinmesinin Şartları Nelerdir?</b></span></h2>
<p>Resmi evrakta sahtecilik suçu nedeniyle 1 yıl 8 ay ceza alan hükümlünün cezası infaz edildiğinden adli sicil kaydının silinmesi mümkündür. Ancak adli sicil ve arşiv bilgilerinin silinmesi cezanın süresi ve suçun vasfı nedeniyle 5352 Sayılı Adli Sicil Kanununun geçici 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca aynı Kanunun 12. maddesine göre işlem yapılması zorunludur. Bu nedenle ya hükümlü yasaklanmış hakların geri alınması kararı alarak cezanın infazından itibaren 15 yıl içinde ya da bu karar olmadan cezanın infazından itibaren 30 yıl içinde arşiv kaydını sildirebilir (Yargıtay 11. Ceza Dairesi &#8211; Karar No: 2013/9374).</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunu Muhalefet ve Arşiv Kaydının Silinmesinin Şartları Nelerdir?</b></span></h2>
<p>Sanığın adli sicil kaydının silinmesi ve arşiv kaydına alınması mümkündür. Ancak sanık, 6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun kapsamında 4.070.000 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmış olsa bile, ceza süresi yönünden değil, suç vasfı yönünden Adli sicil Kanunu&#8217;nun 12. maddesinin 2. fıkrası kapsamında kalan bir suç işlediğinden adli sicil kaydının silinmesi mümkün, ancak arşiv kaydının silinmesi için ya yasaklanmış hakların geri alınması kararı alarak cezanın infazından itibaren 15 yıl içinde ya da bu karar olmadan cezanın infazından itibaren 30 yıl içinde arşiv kaydını sildirebilir ( Yargıtay 8. Ceza Dairesi &#8211; Esas No: 2011/16743, Karar No: 2011/16146, Tarih: 15.12.2011 ).</p>
<h2></h2>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Vergi Kaçakçılığı Suçunun Sabıka (Adli Sicil) Kaydından Silinmesinin Şartları Nelerdir?</b></span></h2>
<p>213 Sayılı Vergi Usul Kanunu&#8217;na aykırı davranmak suçundan sanık &#8230;&#8217;in, 359/1 gereğincecezalandırılmasına dair Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesi&#8217;nin kararının infazını müteakip, hükümlünün adli sicil arşiv kaydının silinmesi talebinin kabulüne dair aynı mahkeme kararının kanun yararına bozulması talep edilmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5352 Sayılı Adli Sicil Kanunu&#8217;nun kararın verildiği 10.05.2010 tarihinde yürürlükte olan geçici 2. maddesinin 1. fıkras 1. fıkrası &#8220;Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, Adalet Bakanlığı Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce toplanmış olsun veya olmasın, suç tarihi itibarıyla bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki kayıtlar hakkında, 3682 Sayılı Kanuna göre süre yönünden silinme koşulu oluşanlar silinir; diğer kayıtlar için bu Kanun hükümlerine göre işlem yapılır. Anayasanın 76. maddesiyle özel kanun hükümleri saklıdır.&#8221; ve 2. fıkrası &#8220;Birinci fıkra gereğince işlem yapılarak arşive alınan kayıtlar hakkında, 3682 Sayılı Kanun&#8217;un 8. maddesinde öngörülen sürelerin dolduğu veya ertelenmiş olan hükmün esasen vâki olmamış sayıldığı hallerde bu tarih esas alınarak, Anayasanın 76. maddesi ve özel kanunlarda sayılan suç ve mahkûmiyetler dışındaki kayıtlar için ilgilinin, Cumhuriyet Başsavcılığının veya Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün talebi üzerine hükmü veren mahkemece veya talep edenin bulunduğu yer asliye ceza mahkemesince arşiv kaydının silinmesine karar verilir.&#8221; şeklindedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Arşiv kaydının silinmesi istenen mahkûmiyetin, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu&#8217;nun 359. maddesinde &#8220;vergi kaçakçılığı&#8221; olarak düzenlenen suça dair olması ve bu mahkûmiyetin 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu&#8217;nun 3. maddesinde hak yoksunluğu olarak yer alması nedeniyle, 5352 Sayılı Adli Sicil Kanunu&#8217;nun karar tarihinde yürürlükte olan geçici 2. maddesinin 2. fıkras 2. fıkrasındaki açık düzenleme gereğince, sözü edilen mahkûmiyetle ilgili arşiv kaydının silinmesinin mümkün olmadığı gözetilmeden, talebin reddi yerine arşiv kaydının silinmesine karar verilmesi yasaya aykırıdır. Bu nedenle hükmün kanun yararına bozulmasına karar verilmiştir (Yargıtay 11. Ceza Dairesi &#8211; Karar: 2017/2541).</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone" src="https://geoim.bloomberght.com/l/2020/01/11/ver1737496991/2243870/jpg/960x540" alt="ADLİ SİCİL (SABIKA KAYDI) VE ARŞİV KAYDI SİLDİRME NEDİR ve NASIL OLUR?" width="960" height="540" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Adli Sicil Kaydının Silinmesine İlişkin Esaslar</b></span></h2>
<p>5352 sayılı Kanunun geçici 2/1. maddesine göre, 01.06.2005 tarihinden sonra işlenen suçlarla ilgili kayıt silme işlemleri ise, bu Kanun hükümlerine göre yerine getirilecektir.</p>
<p>Anılan Kanunun “Adli sicil bilgilerinin silinmesi” başlıklı 9. maddesinde: “(1) Adlî sicildeki bilgiler;</p>
<p>a) Cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması,</p>
<p>b) Ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikayetten vazgeçme veya etkin pişmanlık,</p>
<p>c) Ceza zamanaşımının dolması,</p>
<p>d) Genel af,</p>
<p>Halinde Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinerek, arşiv kaydına alınır.</p>
<p>(2) Adlî sicil bilgileri, ilgilinin ölümü üzerine tamamen silinir.</p>
<p>(3) Türk vatandaşları hakkında yabancı mahkemelerce verilmiş olup 4. maddenin birinci fıkrasının (f) bendine göre adlî sicile kaydedilen hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûmiyet hükümleri, kesinleştiği tarihten itibaren mahkûmiyet kararında belirtilen sürenin geçmesiyle, Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce adlî sicil kayıtlarından çıkartılarak arşiv kaydına alınır. Adlî para cezasına mahkûmiyet hükümleri ile cezanın ertelenmesine ilişkin hükümler, adlî sicil kaydına alınmadan doğrudan arşive kaydedilir.” hükümlerine yer verilmiştir.</p>
<p>Adli sicil kaydından silinerek arşive alınan kayıtların silinmesi prosedürü ise Anılan Kanunun 12. maddesinde düzenlenmiştir.</p>
<p>İnceleme konusu somut olayda; sanığın adli sicil kaydından çıkarılmasına karar verilen ilamdaki suç tarihi itibariyle 5352 sayılı Kanun yürürlükte bulunduğundan, adli sicil ve arşiv kaydı silinmesi taleplerinde bu Kanun hükümleri dikkate alınacaktır. Yukarıda yer verilen adli sicil kayıtlarının silinmesine ilişkin 5352 sayılı Kanunun 9. maddesinde, cezanın infazının tamamlanması üzerine adlî sicildeki bilgilerin, Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinerek, arşiv kaydına alınacağı belirtilmektedir.</p>
<p>Mahkemece, 5352 sayılı Kanunun 05/04/2012 tarih ve 6290 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki geçici 2/2. maddesi uyarınca sabıka kaydının silinmesine karar verilmiş ise de, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan bu maddenin, 01.06.2005 tarihinden sonra işlenen suçlar açısından uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Bu itibarla, adli sicil ve arşiv kaydı silinmesine konu edilen ilamdaki suç tarihinin 01.06.2005 tarihinden sonrasına ilişkin olması karşısında, hükümlünün talebinin değerlendirilmesi için dilekçenin Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne gönderilmesi gerekirken, 5352 sayılı Kanunun 9. maddesi ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan geçici 2/2. maddesi hatalı yorumlanarak, ayrıca anılan Kanun&#8217;un 12. maddesindeki koşulların da oluşmadığı gözetilmeksizin, adli sicil ve arşiv kaydının silinmesine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2017/5885 E. , 2018/3392 K.).</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Adli Sicil Kaydı Sildirme Nasıl Yapılır?</b></span></h2>
<p>Adli Sicil Kaydı Sildirme için Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’ne verilen cezanın infaz edildiğine dair evrakları ile başvuru yapılır. Yapılan başvuru neticesinde Adli Sicil Kaydı Sildirme işlemi gerçekleşir.</p>
<p><span style="font-size: 22px;"><b>Adli Sicil Arşiv Kaydının Silinmesi Dilekçesi Nereye Verilir?</b></span></p>
<p><span style="font-size: 16px;">Adli sicil ve adli sicil arşiv kaydının silinmesi için başvuru dilekçeleri Adalet Bakanlığı – Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’ne verilir.</span></p>
<figure style="width: 411px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2026/02/18-Ara-2025-13_29_15-365x365.png" alt="Anasayfa - Yıldız Hukuk" width="411" height="411" /><figcaption class="wp-caption-text">AV. OSMAN YILDIZ</figcaption></figure>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 18px;"><strong>Haklarınızı doğru şekilde öğrenmek, süreci bilinçli yürütmek ve olası riskleri en aza indirmek adına profesyonel hukuki destek almak her zaman en sağlıklı yaklaşımdır.</strong></span></p>
<p><span style="font-size: 18px;"><strong>Genel hukuk alanında danışmanlık ve detaylı bilgi için Avukat Osman Yıldız ile iletişime geçebilir, somut durumunuza uygun değerlendirme ve yönlendirme talep edebilirsiniz.</strong></span></p>
<p><span style="font-size: 18px;"><strong>Doğru zamanda alınan doğru hukuki destek, sürecin en güçlü güvencesidir.</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/adli-sicil-kaydi-silme/">ADLİ SİCİL (SABIKA KAYDI) VE ARŞİV KAYDI SİLDİRME NEDİR ve NASIL OLUR?</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/adli-sicil-kaydi-silme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ARAZİ TOPLULAŞTIRILMASI DAVASI NEDİR?</title>
		<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/arazi-toplulastirilmasi-davasi-nedir/</link>
					<comments>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/arazi-toplulastirilmasi-davasi-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2026 09:02:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[adliye]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[arazi]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Osman Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[danışmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[DAVA]]></category>
		<category><![CDATA[dsi]]></category>
		<category><![CDATA[duruşma]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[İDARİ YARGI]]></category>
		<category><![CDATA[kayıt]]></category>
		<category><![CDATA[law]]></category>
		<category><![CDATA[malik]]></category>
		<category><![CDATA[mülkiyet]]></category>
		<category><![CDATA[müvekkil]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[parsel]]></category>
		<category><![CDATA[sicil]]></category>
		<category><![CDATA[tapu]]></category>
		<category><![CDATA[taşınmaz]]></category>
		<category><![CDATA[tavsiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yildizhukukdanismanlik.com/?p=4266</guid>

					<description><![CDATA[<p>Arazi toplulaştırması; dağınık ve verimsiz tarım arazilerinin birleştirilerek ekonomik üretimin artırılmasını amaçlayan idari bir düzenlemedir. Aynı malike ait parseller birleştirilir, değer eşitliği sağlanır ve yol-su erişimi planlanır. En fazla %10 ortak tesis katılım payı kesilebilir. Sabit tesisler mümkün olduğunca korunur. Yetki 7139 sayılı Kanun ile Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’ne verilmiştir. İşlemler idari nitelikte olup iptal davaları idare mahkemesinde açılır. 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu uyarınca belirli sürelerde devir ve satış kısıtlamaları uygulanabilir.</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/arazi-toplulastirilmasi-davasi-nedir/">ARAZİ TOPLULAŞTIRILMASI DAVASI NEDİR?</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="font-size: 24px;"><b>Arazi Toplulaştırması Nedir?</b></span></h2>
<p>Arazi toplulaştırması; dağınık, parçalanmış ve şekil bozukluğu bulunan tarım arazilerinin birleştirilerek ekonomik verimliliğinin artırılması işlemidir. Amaç, tarımsal yapının yeniden düzenlenmesi ve üretim maliyetlerinin düşürülmesidir.<span id="more-4266"></span></p>
<p>Toplulaştırma kapsamında:</p>
<p><strong>1)</strong>Aynı malike ait dağınık parseller birleştirilir.</p>
<p><strong>2)</strong>Eski parseller ile yeni tahsis edilen parseller arasında değer eşitliği sağlanır.</p>
<p><strong>3)</strong>Yeni parsellerin yol ve suya erişimi olacak şekilde planlama yapılır.</p>
<p><strong>4)</strong>Gerekirse maliklere konum ve yüzölçümü bakımından farklı yeni parseller verilebilir.</p>
<p><strong>5)</strong>Yeni parseller için uygun tapu kayıtları düzenlenir.</p>
<p>Toplulaştırmada kural olarak sabit tesisler korunur ve araziler tek parsel hâlinde verilmeye çalışılır. Ancak teknik olarak mümkün değilse sabit tesis başka parselde bırakılabilir ya da parçalı arazi verilmesi hukuka uygun sayılabilir.</p>
<p>Yetki, 7139 sayılı Kanun ile Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ)’ye verilmiştir. Diğer kurumlar toplulaştırma yapmak isterse DSİ’den onay almak zorundadır ve hukuki sorumluluk DSİ’ye aittir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter" src="https://marasmansetcom.teimg.com/crop/1280x720/marasmanset-com/uploads/2026/02/fff-1.JPG" alt="ARAZİ TOPLULAŞTIRILMASI DAVASI NEDİR? AV. OSMAN YILDIZ " width="861" height="484" /></p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Toplulaştırma Yapılırken Nelere Dikkat Edilmelidir?</b></span></h2>
<p>Arazi Toplulaştırması ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Uygulama Yönetmeliği’nin 16. maddesine göre proje alanı yeniden düzenlenirken aşağıdaki hususlara dikkat edilir:</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Maliklere Parsel Tahsisi Nasıl Yapılır?</b></span></h2>
<p>Maliklerin talepleri dikkate alınır.</p>
<p>En fazla %10 ortak tesis katılım payı düşülür.</p>
<p>Kalan değere eşit alan mümkünse tek parsel olarak verilir.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Zemine Bağlı Haklar Varsa Ne Olur?</b></span></h2>
<p>Üzerinde hak bulunan parseller, hak sahiplerinin görüşü doğrultusunda düzenlenir.</p>
<h2><b>Sabit Tesisler Nasıl Korunur?</b></h2>
<p>Çevreye estetik katkı sağlayan yapılar ve sabit tesisler mümkün olduğunca eski malikine bırakılır. Malik birden fazla sabit tesise sahipse tercih ettiği dikkate alınır.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Yerleşim Birimleri Arasındaki Sınırlar Nasıl Düzeltilir?</b></span></h2>
<p>Parsel değer sayıları esas alınarak mevzuata uygun sınır düzeltmesi yapılır.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Dikili ve Örtü Altı Tarım Arazileri Nasıl Değerlendirilir?</b></span></h2>
<p>Gerekirse kendi içinde toplulaştırılır. Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamında belirlenen parsel büyüklükleri esas alınır.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Kamu İrtifak Hakları Nasıl Aktarılır?</b></span></h2>
<p>Derecelendirme ile denklik sağlanır. Malik muvafakati alınmadan ve bedel ödenmeden yeni parsele aktarılır.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Sabit Tesisler Korunamazsa Ne Yapılır?</b></span></h2>
<p><span style="font-size: 16px;">Öncelikle malikin diğer parsellerinden karşılanır. Gerekirse hazine arazisi ile hisselendirme yapılır. Son çare olarak bedel ödenebilir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Hazine Taşınmazı Nasıl Değerlendirilir?</b></span></h2>
<p>Bağımsız parsel niteliği kazanabiliyorsa müstakil parsel yapılır. Aksi halde sabit tesis parseline hisselendirilir.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Köy Sınırı Değişirse ve Sabit Tesis Etkilenirse Ne Olur?</b></span></h2>
<p>Mütemmim cüz bedelleri ve geçici gelir kaybı DSİ veya proje idaresi tarafından ödenir.</p>
<p><span style="font-size: 22px;"><b>Davalı Parseller Toplulaştırmaya Dahil Edilebilir mi?</b></span></p>
<p><b></b><span style="font-size: 16px;">Dava konusu incelenir ve tarafların rızası varsa toplulaştırmaya dahil edilebilir.</span></p>
<p><b>Bununla ilgili Danıştay kararları aşağıda verilmiştir:</b></p>
<p>+Danıştay 17. D., 2015/8495 E., 2016/4664 K. ‘…Uyuşmazlık konusu toplulaştırma işlemi sonucunda davacıya tahsis edilen yerlerin reel olarak toplulaştırma öncesi ile aynı değerde olmasına rağmen; davacının taşınmazı üzerindeki işletmenin bütünleyici unsuru olan trafo tesisinin korunması gerekirken korunmaması, umumi yola bitişik olan parselin yine imkanlar ölçüsünde aynı yerde verilmesi gerekirken verilmemesi, davacı tarafından kurulan tarımsal nitelikli tesisin anayol cephesi kapatılarak ulaşım imkanlarının kısıtlanması nedeniyle tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline…’</p>
<p>+Kayseri 1. İdare Mah., 2019/25 E., 2019/413 K. ‘…Olayda dava konusu toplulaştırmaya esas 199 numaralı kadastro parselinin 44000.00 m2 yüzölçümlü olduğu, dava konusu 199 numaralı kadastro parselinin 3/4 hissesine sahip olan davacılara arazi toplulaştırma projesi ile 1130 ada 12 numaralı parselin tahsis edildiği, dava konusu 199 numaralı kadastro parselinin güney bölümünün arazi toplulaştırma projesi neticesinde 1130 ada 14 numaralı parsel içerisinde kaldığı, bu bölüm içerisinde 42 adet meyve ağaçlarının bulunduğu, dava konusu 199 numaralı kadastro parselinin batı ve kuzey-batı bölümünün arazi toplulaştırma projesi neticesinde 1130 ada 11 numaralı parsel içerisinde kaldığı, bu bölüm içerisinde 105 adet yası 20’den büyük kavak ağaçlarının bulunduğu, yapılan bu tahsis nedeniyle, dava konusu 199 numaralı kadastro parseli içinde yer alan 42 adet meyve ağacından ve 105 adet kavak ağacı niteliğindeki sabit tesislerden davacıların artık yararlanamaz hale geldiği, diğer yandan davacıların 199 numaralı kadastro parselinde hissedar oldukları Mustafa ………………’ın hissesi başka bir Mustafa ……………… ile uygulamada karıştırıldığı ve anılan kişiye yapılan tahsisin farklı bir mevkiden gerçekleştirilmesi sonucu uygulamayla hisse bölünmesine sebep olunduğu, bu durumun ise yukarıda zikredilen “Maliklere ait şerhli ve takyitli, parçalı ve hisseli araziler, bu halleriyle yeni parsellere taşınarak toplulaştırılır.” seklinde geçen mevzuat düzenlemelerine de aykırılık teşkil ettiği görülmektedir.</p>
<p>Bu durumda, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu işlem ile davacıların hissedar olduğu taşınmaz üzerindeki 42 adet meyve ağacı ile 105 adet yası 20’den büyük kavak ağacı niteliğindeki sabit tesislerin korunmayıp anılan tesislerden davacıların artık yararlanamaz hale gelmesinin yukarıda belirtilen mevzuata aykırı olduğu, diğer yandan, davacıların 199 numaralı kadastro parselinde hissedar oldukları Mustafa ………………’ın hissesi başka bir Mustafa ……………… ile uygulamada karıştırıldığı ve anılan kişiye yapılan tahsisin farklı bir mevkiden gerçekleştirilmesi sonucu uygulamayla hisse bölünmesine sebep olunduğu anlaşılmış olup, bu durumun ise hisseli arazilerin bu halleriyle yeni parsellere taşınarak toplulaştırılacağına ilişkin düzenleme karsısında hisseli arazilerin hisseli durumları korunmadan gerçekleştirilmesinin yukarıda belirtilen mevzuata aykırı olması nedeniyle dava konusu toplulaştırma işleminin bu yönüyle de hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline…’</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Toplulaştırma Yapılan Yerdeki Taşınmazlar Satılabilir Mi? </b></span></h2>
<p>3083 Sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu’nun 13. maddesi uyarınca ‘Uygulama alanlarında Cumhurbaşkanı kararının Resmi Gazete’de yayımı tarihinden itibaren, kamulaştırma, toplulaştırma, arazi değiştirilmesi ve dağıtım işlemlerinin tamamlanması veya tapuya tescili sonuçlandırılıncaya kadar, gerçek kişilerle özel hukuk tüzel kişilerine ait arazinin mülkiyet ve zilyetliği devir ve temlik edilemez. Bu araziler ipotek edilemez ve satış vaadine konu olamaz. Ancak, bu kısıtlama süresi beş yılı aşamaz. Sulama şebekesi tamamlanıp sulamaya geçinceye kadar da aynı işlemler yapılmaz. Bu kısıtlamada ise süre, beş yılı aşamaz. Ancak, sulama alanlarında toplulaştırma çalışmaları kısıtlama süresi içerisinde sonuçlandırılamadığı takdirde, Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün teklifi ile Tarım ve Köyişleri Bakanlığının onayı ile toplulaştırma çalışmalarının sonuçlandırılması amacıyla kısıtlama süresi en fazla beş yıla kadar daha uzatılabilir.</p>
<p>Kısıtlama süresi içerisinde arazisini ve varsa üzerindeki tesisleri satmak isteyen gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerin müracaatları halinde, uygulayıcı kuruluş bu kişilere ait tarım toprağını ve varsa üzerindeki tesisleri, altmış gün içinde bu Kanun hükümlerine göre kamulaştırır veya yönetmelikle tespit edilecek esaslar dahilinde bunların başkalarına satışına izin verir.’</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Toplulaştırma Nedeniyle Taşınmazda Kesinti Yapılabilir Mi?</b></span></h2>
<p>3083 Sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca ‘Toplulaştırma alanlarında gerçek kişilerle kamu ve özel hukuk tüzel kişilerine ait araziden projenin özelliğine göre, yol ve kanal gibi kamunun ortak kullanacağı yerler için % 10’a kadar katılım payı kesilir. Toplulaştırma nedeniyle kapanan yollarla, yol fazlalıkları da aynı amaç için kullanılır. Katılım payı için herhangi bir bedel ödenmez. Ancak, katılım payı dışında kesilen arazi, öncelikle varsa eş değer Hazine arazisinden karşılanır. Yoksa, kesilen arazi için kamulaştırma işlemi yapılır.’</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone" src="https://www.ozyalvac.com/wp-content/uploads/2018/10/toplula%C5%9Ft%C4%B1rma-9.jpg" alt="ARAZİ TOPLULAŞTIRMA DAVASI NEDİR? YILDIZ HUKUK VE DANIŞMANLIK " width="1001" height="477" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Toplulaştırma İşlemi İptal Edilebilir Mi?</b></span></h2>
<p>Arazi toplulaştırma işlemleri, birer idari birer işlem olup idare mahkemesinde açılacak iptal davasının kabulü halinde iptal edilebilir. Bu durumda hukuka aykırı olan idari işlemler geçmişe etkili olarak ortadan kaldırılır. Kişilerin idari işlem nedeniyle zarara uğramış olmaları halinde ayrıca tam yargı davası açmaları gerekmektedir, iptal davaları ile zararın giderilmesi mümkün değildir.</p>
<p>İptal davalarında mahkeme, yapılan toplulaştırma işleminin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönünden hukuka uygunluğunu inceleyecektir.</p>
<p>İptal kararı ile birlikte dava konusu parsellerin bulunduğu alanda iptal gerekçesine uygun olarak yeniden toplulaştırma işlemi yapılmalıdır aksi halde yeniden açılacak iptal davası ile birlikte son yapılan toplulaştırma işlemi de iptal edilebilecektir.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Toplulaştırma İşleminin İptali Davası Açılması Tek Başına İşlemin Uygulanmasını Durdurur Mu?</b></span></h2>
<p><span style="font-size: 16px;">İdare işlemlere karşı iptal davası açılması yapılan işlemin uygulanmasını durdurmayacaktır, bu nedenle tarafların dava aşamasında hak kaybına uğramamaları adına ayrıca yürütmenin durdurulmasını talep etmeleri lehlerine olacaktır.</span></p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Toplulaştırma İşleminin İptali Davası Ne Kadar Süre İçerisinde Açılmalıdır?</b></span></h2>
<p>İYUK 7. madde uyarınca ‘Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.’</p>
<p>Arazi toplulaştırma işlemine karşı açılan iptal davalarında Danıştay, arazi toplulaştırma işlemi sırasında yapılan ilan tarihlerinin dava açma süresine başlangıç olarak kabul edilemeyeceğini, parselasyon işleminin ilgiliye bizzat tebliğ edilmesi gerektiğini belirterek bu süreleri geniş yorumlamıştır.</p>
<p>Ayrıca 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce Yürütülen Hizmetler Hakkında Kanunun Ek-9. maddesi uyarınca arazi toplulaştırma işlemlerine karşı tescil tarihinden itibaren 10 yıl içinde dava açılabilecektir. <b>Bununla ilgili Danıştay kararları</b> aşağıda verilmiştir:</p>
<p>+Danıştay 17. D., 2015/9490 E., 2015/3116 K. ‘…Uyuşmazlıkta, parselasyon işleminin muhatabına tebliğ edilmediği, davacıya tahsis edilen taşınmazın ada ve parsel numarasının değiştiği, bu değişikliğin ilan edilip edilmediğinin net olmadığı, değişikliklerin ne şekilde tebliğ edildiği yolunda herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, davalı idare tarafından davacının itirazı üzerine yapılan yeni işlemle ile ilgili olarak bilgilendirme yapıldığı belirtilmesine rağmen davaya konu arazi toplulaştırması işleminin tüm unsurlarıyla davacı tarafından öğrenildiğinin açıkça ortaya konulamadığı, davacının ilk talebi üzerine yapılan davaya konu yeni düzenlemeden haberdar olduğu anda tekrar davalı idareye başvuruda bulunulduğunun davacı tarafından belirtildiği, tapu tescilinin yapılıp yapılmadığının belirlenemediği görülmektedir.</p>
<p>Bu durumda, uyuşmazlığın mülkiyet hakkıyla ilgili olması, arazi toplulaştırmasının subjektif bir işlem olması anlamında ilanen tebliğin dava açma süresi başlangıcına esas alınamayacağı, işlemin teknik bir yönünün bulunması hususu da dikkate alındığında, tüm unsurlarıyla davacı tarafından öğrenilemediği, değişikliklerin davacıya bildirilmediği, davalı idarece yapılan bilgilendirmelerin yetersiz olduğu ve davacıların bilgiye erişim hakkının tam anlamıyla sağlanmadığı, dava açma süresinin geçirildiği yorumunun, mahkemeye erişim hakkının özünü ihlal edeceği görüldüğünden, işin esası incelenmek suretiyle karar verilmesi gerekirken davanın süre aşımı sebebiyle reddi yolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmamıştır…’</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Birden Fazla Parsel İçin Tek Dava Açılabilir Mi?</b></span></h2>
<p>Arazi toplulaştırma işleminin iptaline ilişkin açılacak davalarda, usul ekonomisi gereği aynı uygulama alanındaki toplulaştırma kapsamında kalan, aynı şahsa ait parseller ile ilgili tek dava açılması mümkündür. Farklı parsel maliklerinin ise bir araya gelerek tek dava açmaları mümkün değildir. Aşağıda Danıştay kararında bu verilmiştir:</p>
<p>+Danıştay 17. D., 2015/7873 E., 2016/3763 K. ‘…Arazi toplulaştırmasının niteliği dikkate alındığında uygulama alanı kapsamında taşınmazları bulunan maliklerin parçalı nitelikte olana arazilerinin tek parsel etrafında birleştirilerek tarımsal üretim verimliliğinin arttırılmasının amaçlandığı, bu anlamda aynı uygulama alanı sınırları içerisinde kalan taşınmazlara yönelik olarak parsel bazında ayrı ayrı dava açılması gerekliliği bulunmadığından, maliklerin taşınmazlarının bütüncül olarak değerlendirilmesi ve birleştirme talepleriyle birlikte dağıtımın incelenmesi gerekmektedir…’</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Toplulaştırma İşleminin İptali Davalarında Davacı Ve Davalı Kimlerdir?</b></span></h2>
<p>Toplulaştırma işleminin iptali davalarında davacı, toplulaştırmaya tabi tutulan dava konusu parselin tapuda kayıtlı malikleridir.</p>
<p>Toplulaştırma işleminin iptali davalarında davalı, Devlet Su İşleridir (DSİ). Bu davalar idari yargıda görüldüğünden dava dilekçesinde davalı gösterilmediği veya yanlış gösterildiği takdirde dahi dava reddedilmeyecek, mahkeme tarafından belirlenecek doğru hasıma dava yöneltilecektir.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Toplulaştırma İşleminin İptali Davalarında Görevli Ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?</b></span></h2>
<p>Mahkemelerin görevi dava konusuna göre belirlenir. Arazi toplulaştırma, idarenin kamu hizmeti amacını taşıyan faaliyetinden doğan idari işlemlerdir ve bu uyuşmazlıkların çözüm yeri idari yargının görev alanındadır.</p>
<p>İYUK 34. madde uyarınca yetkili mahkeme, taşınmaz malların bulunduğu yer idare mahkemesidir.</p>
<p>‘İmar, kamulaştırma, yıkım, işgal, tahsis, ruhsat ve iskan gibi taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasında veya bunlara bağlı her türlü haklara veya kamu mallarına ilişkin idari davalarda yetkili mahkeme taşınmaz malların bulunduğu yer idare mahkemesidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<figure style="width: 430px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2026/02/18-Ara-2025-13_29_15-365x365.png" alt="Anasayfa - Yıldız Hukuk" width="430" height="430" /><figcaption class="wp-caption-text">AV. OSMAN YILDIZ</figcaption></figure>
<p><span style="font-size: 18px;"><strong>Haklarınızı doğru şekilde öğrenmek, süreci bilinçli yürütmek ve olası riskleri en aza indirmek adına profesyonel hukuki destek almak her zaman en sağlıklı yaklaşımdır. Genel hukuk alanında danışmanlık ve detaylı bilgi için Avukat Osman Yıldız ile iletişime geçebilir, somut durumunuza uygun değerlendirme ve yönlendirme talep edebilirsiniz. Doğru zamanda alınan doğru hukuki destek, sürecin en güçlü güvencesidir.</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/arazi-toplulastirilmasi-davasi-nedir/">ARAZİ TOPLULAŞTIRILMASI DAVASI NEDİR?</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/arazi-toplulastirilmasi-davasi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YAŞ DÜZELTME DAVASI NEDİR?</title>
		<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/yas-duzeltme-davasi-nedir/</link>
					<comments>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/yas-duzeltme-davasi-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Feb 2026 09:38:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[asliye hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Osman Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[DAVA]]></category>
		<category><![CDATA[dosya]]></category>
		<category><![CDATA[duruşma]]></category>
		<category><![CDATA[düzeltme]]></category>
		<category><![CDATA[hmk]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[kanun]]></category>
		<category><![CDATA[law]]></category>
		<category><![CDATA[özel hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[sulh hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[yargı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yildizhukukdanismanlik.com/?p=4233</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaş düzeltme davası, kişinin nüfus kaydında yer alan doğum tarihinin yanlışlığı nedeniyle açılan ve kişinin doğru doğum tarihinin mahkeme kararıyla tespit edilmesini amaçlayan hukuki bir süreçtir. Mahkeme, davacının sunduğu deliller ışığında, kişinin gerçek doğum tarihini belirleyecek ve karar neticesinde nüfus kaydı düzeltilecektir. Bu davanın sonucunda, kişinin kimlik bilgileri düzeltilerek, yasal haklarından doğru bir şekilde faydalanabilmesi amaçlanmaktadır. Yaş düzeltme, özellikle sosyal güvenlik, emeklilik gibi hukuki işlemlerde doğru bilgilere dayalı bir teminat oluşturmaktadır.</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/yas-duzeltme-davasi-nedir/">YAŞ DÜZELTME DAVASI NEDİR?</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="font-size: 24pt;"><strong>YAŞ DÜZELTME DAVASI NEDİR?</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yaş düzeltme davası, kişinin nüfus kaydında yer alan doğum tarihinin yanlış olduğunu iddia ettiği durumlarda, doğru doğum tarihinin tespit edilmesi amacıyla açılan bir davadır. Bu dava halk arasında, yaş büyütme, yaş küçültme, doğum tarihini değiştirme yahut yaş değiştirme davası olarak da anılmaktadır. Uygulamada genellikle, doğum tarihi ile ilgili hatalı bir kayıt yapılması neticesinde kişi, çeşitli haklardan faydalanmakta zorluk yaşayabilmektedir. Nüfusa daha geç bir doğum tarihi ile kaydedilmiş olan kişinin emekliliği de geç olacaktır. O nedenle kişi, doğum tarihinin hatalı düzenlendiğini iddia ediyor ise kimlikteki doğum tarihinin değiştirmek ve hak kayıplarının önüne geçmek için Asliye Hukuk Mahkemesinde yaş düzeltme davası açmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yaş düzeltme davasında, davacı doğru doğum tarihini kanıtlamak için çeşitli deliller sunmalıdır. Bu deliller arasında sağlık kuruluşlarından alınmış doğum raporları, eski belgeler, tanık ifadeleri ve özellikle erken yıllara ait okul kayıtları gibi belgeler yer alabilir. Mahkeme, tüm bu delilleri değerlendirerek, davacının gerçek doğum tarihine karar verecek ve nüfus kaydındaki yanlışlığın düzeltilmesi yönünde bir karar verdikten sonra, bu karar ilgili nüfus müdürlüğüne iletilecek, kayıtlar düzeltilecektir. Bu dava, kişi için önemli bir yasal düzeltme sağlarken, aynı zamanda ilerleyen yıllarda çeşitli hak kayıplarını engellemek adına büyük bir öneme sahiptir.</span></p>
<p><span id="more-4233"></span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Yaş Düzeltme Davası Yetkili ve Görevli Mahkeme</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yaş düzeltme davasında yetkili mahkeme, davacının yani doğum tarihini düzeltmek isteyen kişinin yerleşim yeri mahkemesidir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Görevli mahkeme ise Asliye Hukuk Mahkemesi‘dir. Kişi yaş düzeltme davası açmak istiyorsa, yaşadığı yerin bağlı olduğu Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvurmalıdır.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Yaş Küçültme Şartları</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yaş küçültme ile yaş büyütülmesi arasında hukuki açıdan bir farklılık bulunmamaktadır. Zira yaşının kimlikte yazılı olan doğum tarihinden daha küçük ya da daha büyük olduğunu iddia eden kişi, gerekli bilgi ve belgeler ile yerleşim yerine bağlı Asliye Hukuk Mahkemesinde yaş düzeltme davası açacak, delillerin değerlendirilmesi neticesinde mahkeme tarafından karar verilecektir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yaş küçültme davasında en fazla kaç yaş küçültülür sorusuna istinaden, yaşın ne kadar küçültüleceği belirleyici bir faktör değildir. Önemli olan, kişinin kimlik kaydındaki yaşının doğru olmadığı ve daha küçük bir yaşta olduğu tespit edilmesidir. Mahkeme, sunulan delillere dayanarak doğru doğum tarihini belirler ve yaşın düzeltilmesine karar verecektir. Bu durumda, yaşın kimlikteki kayıttan ne kadar küçültüleceği değil, kişinin gerçek yaşının mahkeme tarafından doğru bir şekilde tespit edilmesi önemlidir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Yaş Düzeltme Davası Nasıl Açılır?</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yaş düzeltme davası açmak isteyen kişi, nüfus kaydında yer alan doğum tarihinin yanlış olduğunu iddia ediyorsa, yukarıda da değinildiği üzere Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvurmalıdır. Açılan bu yaş tahsisi davasına başvuru için belirli belgeler ve bilgiler gereklidir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Dava Dilekçesi Oluşturma</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yaş düzeltme davası, davacının yerleşim yeri mahkemesinde açılmalıdır. Mahkemeye başvuru, yazılı dilekçe ile yapılmalıdır. Dilekçede, nüfus kaydındaki yanlışlık ve doğru doğum tarihiyle ilgili talep açıkça belirtilmelidir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Dava Dilekçesi Gerekli Belgeler </strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Dava açılmadan önce, mahkemeye sunulacak bazı belgeler hazırlanmalıdır. Bu belgeler şunlardır:</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Kimlik belgesi (Nüfus cüzdanı veya pasaport): Davacının kimliğini kanıtlayan belge.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Doğum belgesi: Gerçek doğum tarihiyle ilgili hastaneden veya sağlık kuruluşundan alınmış doğum raporu veya belgesi.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Nüfus kayıt örneği: Nüfus müdürlüğünden alınmış güncel nüfus kayıt örneği.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Eski belgeler (varsa): Doğum tarihini doğrulayan eski belgeler, örneğin eski okul kayıtları, sağlık raporları, tanık beyanları gibi.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Tanık beyanları: Doğum tarihini doğrulayan kişiler varsa, tanık ifadeleri de önemli bir delil olacaktır.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Yaş Düzeltme Davası Ne Kadar Sürer?</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yaş düzeltme davasının ne kadar süreceği, davanın açıldığı il ve adliyeye bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Genel olarak, davanın sonuçlanması 3 ila 6 ay arasında sürebilir, ancak bazı durumlarda bu süre uzayabilmektedir. Mahkemenin yoğunluğu, davanın karmaşıklığı, sunulan delillerin yeterliliği ve tanık ifadelerinin alınması gibi unsurlar, dava sürecini etkileyebilmektedir. Her durumda, dava süresi hakkında daha net bir tahminde bulunabilmek için bir avukattan hukuki destek almak faydalı olacaktır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;"><strong>Yaş Düzeltme Davası Dilekçe Örneği</strong></span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">………………. Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi’ne</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">DAVACI                   : Ad-Soyad – TC</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">                                   Adres</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">VEKİLİ                     : Av………………….</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">                                   Adres</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">DAVALI                   :………………..İl Nüfus Müdürlüğü</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">          Adres</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">KONU                      :Yaş tahsisi talebinden ibarettir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">AÇIKLAMALAR:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Müvekkilim …………………… , ………………. tarihinde doğmuş olmasına rağmen, nüfus kaydında doğum tarihi ………………… olarak kaydedilmiştir. Bu yanlışlık, müvekkilimin kimlik bilgileriyle ilgili hukuki işlemlerinde zorluklar yaşamasına ve sosyal güvenlik, emeklilik gibi önemli konularda mağduriyetler yaratmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Müvekkilimin gerçek doğum tarihi, ……………olup, bu tarih, (doğum belgesi, hastane raporu, eski okul kaydı, tanık ifadeleri vb. ) ile ispat edilebilecektir. İlgili belgeler ekte sunulmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Nüfus kaydındaki yanlışlık, Nüfus Hizmetleri Kanunu ve Türk Medeni gereğince düzeltilmesi gereken bir husustur. Bu nedenle, müvekkilimin doğru doğum tarihinin kayda geçirilmesi amacıyla işbu davanın açılması gereği hasıl olmuştur.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">HUKUKİ NEDENLER :</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Nüfus Hizmetleri Kanunu, Türk Medeni Kanunu ve ilgili mevzuat</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">HUKUKİ DELİLLER   :</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Doğum belgesi</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Hastane raporu</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Okul kayıtları</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Nüfus kayıt örneği</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Tanık beyanları (varsa)</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Diğer belgeler (varsa)</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">SONUÇ VE TALEP   :</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yukarıda arz ettiğimiz gerekçelerle, müvekkilimin nüfus kaydında yer alan doğum tarihinin, ekte sunduğumuz deliller ışığında, doğru doğum tarihi olan (gerçek doğum tarihi) olarak düzeltilmesine karar verilmesini saygılarımla dilerim. (tarih)</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Davacı</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Vekili</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Av……………………….</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Şeklinde bir dilekçe düzenlenebilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yaş Düzeltme Davasında Görevli Mahkeme Neresidir? (Hangi Mahkemede Açılır?)</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yaş düzeltme davalarında görevli mahkeme, asliye hukuk mahkemesidir. Bu nedenle yaş düzeltme davaları asliye hukuk mahkemesinde açılmak zorundadır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Davanın asliye hukuk mahkemesi dışında örneğin, sulh hukuk mahkemesinde açılması halinde istenilen sonuç elde edilmeyecektir. Çünkü böyle bir durumda mahkeme davaya bakmakla görevli olmadığından görevsizlik kararı verecektir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Bu nedenle yaş düzeltme davasını doğru mahkemede açmak dava sürecinin uzamaması açısından dikkat edilmesi gereken ilk noktadır.</span></p>
<p><strong> </strong></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Yaş Düzeltme Davasında Yetkili Mahkeme Neresidir?</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yetkili mahkeme ile kast edilen şey, davanın coğrafik açıdan hangi asliye hukuk mahkemesinde açılacağı ile ilgilidir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yaş düzeltme davalarında yetkili mahkeme, davayı açan kişinin(talep edenin)  yerleşim yerindeki asliye hukuk mahkemesidir. Yani kişi, Gaziantep ilinde ikamet ediyor ise İstanbul’da dava açamayacaktır. Aksi takdirde mahkeme yetkisizlik kararı verecektir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;"><strong> </strong></span><span style="font-size: 18pt;"><strong>Yaş Düzeltme Davasını Kimler Açabilir?</strong></span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yaş düzeltme davalarında davacı olarak, düzeltmeyi isteyen kişinin kendisi ile gerekli hallerde Cumhuriyet Savcıları tarafından açılabilir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yaş düzeltmesini isteme hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardandır. Dolayısıyla bu dava, yaşı değiştirilecek kişi tarafından açılmalıdır. Ancak kişi henüz fiil ehliyetine sahip değilse yani ergin değilse bu takdirde velisi ya da vasisi mahkemeden düzeltme talebinde bulunacaktır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Diğer bir ihtimalde ise bu dava avukat yani vekil aracılığı ile açılabilir. Ancak yukarıda da belirttiğimiz gibi bu hak kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğundan ancak vekaletnamede bu hususta özel yetki var ise dava açılıp takip edilebilir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Yaş Düzeltme Davası Kime Karşı Açılır?</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yaş düzeltme davalarıyla ilgili yaşanılan sorunlardan bir tanesi de davanın kime açılacağı ile ilgilidir. Çoğu kişi davayı anne ve babasına karşı açmakta davalı tarafı yanlış göstermektedir. Yaş düzeltme davalarında mahkeme, davanın aksamadan, sağlıklı bir şekilde ilerleyebilmesi için nüfus müdürlüğünden maddi ilgili sıfatıyla nüfus müdürünün ya da memurunun bulunmasını istemekte davayı bu şekilde yürütmektedir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Her ne kadar Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda, bu davaların nüfus müdürü veya görevlendireceği nüfus temsilcisi huzuruyla görüleceği belirtilmiş ise de, uygulamada yerleşen durum itibariyle nüfus müdürlüğü davalı olarak gösterilmektedir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/yas-duzeltme-davasi-nedir/">YAŞ DÜZELTME DAVASI NEDİR?</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/yas-duzeltme-davasi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA DİLEKÇENİN YAZILMASI VE DİLEKÇELER AŞAMASI</title>
		<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-dilekcenin-yazilmasi-ve-dilekceler-asamasi/</link>
					<comments>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-dilekcenin-yazilmasi-ve-dilekceler-asamasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Feb 2026 08:45:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İdare Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[celse]]></category>
		<category><![CDATA[DAVA]]></category>
		<category><![CDATA[dilekçe]]></category>
		<category><![CDATA[duruşma]]></category>
		<category><![CDATA[ehliyet]]></category>
		<category><![CDATA[görev]]></category>
		<category><![CDATA[hasım]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[idare]]></category>
		<category><![CDATA[iyuk]]></category>
		<category><![CDATA[kamu]]></category>
		<category><![CDATA[kanun]]></category>
		<category><![CDATA[law]]></category>
		<category><![CDATA[ön inceleme]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşme]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[usul]]></category>
		<category><![CDATA[yargı]]></category>
		<category><![CDATA[yargılama]]></category>
		<category><![CDATA[yetki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yildizhukukdanismanlik.com/?p=4230</guid>

					<description><![CDATA[<p>İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA DİLEKÇENİN YAZILMASI VE DİLEKÇELER AŞAMASI İdari Dava Dilekçesi Nedir? İdari Dava dilekçesi, en basit anlamıyla İdari Mahkemelerde (Danıştay, idare mahkemesi, vergi mahkemesi) mahkemenin bir davaya bakabilmesi için davacının talebini yazılı olarak bildirdiği belgedir. İdari yargılama usulünde yazılı</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-dilekcenin-yazilmasi-ve-dilekceler-asamasi/">İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA DİLEKÇENİN YAZILMASI VE DİLEKÇELER AŞAMASI</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="font-size: 24pt;"><strong>İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA DİLEKÇENİN YAZILMASI VE DİLEKÇELER AŞAMASI</strong></span></h2>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İdari Dava Dilekçesi Nedir?</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari Dava dilekçesi, en basit anlamıyla İdari Mahkemelerde (Danıştay, idare mahkemesi, vergi mahkemesi) mahkemenin bir davaya bakabilmesi için davacının talebini yazılı olarak bildirdiği belgedir. İdari yargılama usulünde yazılı yargılama usulü geçerli olduğundan, usulüne uygun bir dava dilekçesi hazırlanması önemlidir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İdari Dava Dilekçesinde Bulunması Gerekenler</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari yargılama usul hukuku kanununa göre idari davalar, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Dilekçelerde;</span></p>
<ol>
<li><span style="font-size: 14pt;">a) Tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">b) Davanın konu ve sebepleri ile dayandığı deliller,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">c) Davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihi,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">d) Vergi, resim, harç, benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin davalarla tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktar,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">e) Vergi davalarında davanın ilgili bulunduğu verginin veya vergi cezasının nevi ve yılı, tebliğ edilen ihbarnamenin tarihi ve numarası ve varsa mükellef hesap numarası gösterilir.</span></li>
<li></li>
</ol>
<p><span id="more-4230"></span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örnekleri dava dilekçesine eklenir. Dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örnekleri karşı taraf sayısından bir fazla olur. Örneğin, davalı idare sayısı 1 (bir) ise, dava dilekçesinin iki nüsha olarak düzenlenmesi gerekmektedir. </span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İdari Dava Dilekçesinin Verileceği Yerler </strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Dava dilekçeleri ve savunmalar ile davalara ilişkin her türlü evrak, Danıştay veya ait olduğu mahkeme başkanlıklarına veya bunlara gönderilmek üzere;</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdare veya vergi mahkemesi başkanlıklarına,</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdare veya vergi mahkemesi bulunmayan yerlerde büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde kalıp kalmadığına bakılmaksızın asliye hukuk hakimliklerine veya yabancı memleketlerde Türk konsolosluklarına verilebilir. </span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Aynı Dilekçe İle Dava Açılabilecek Haller</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Kural olarak her idari işleme karşı ayrı ayrı dava açılır. Ancak aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile de dava açılabilir. Örneğin, bir idari işleme karşı dava açılmadan önce itiraz edilmiş ve bu itiraz reddedilmiş ise, idari işlemin iptali ile itirazın reddine ilişkin işleme karşı tek dilekçe ile dava açılabilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Bununla birlikte, hak veya menfaatlerinde iştirak bulunan ve davaya yol açan maddi olay veya hukuki sebepleri aynı olan birden fazla kişi de birlikte, tek dilekçe ile dava açabilirler.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Özel kanunlarda hüküm bulunmayan hallerde dava açma süresi, idare mahkemelerinde 60 gün, vergi mahkemelerinde ise 30 gündür. Bu süreler geçtikten sonra dava açılması durumunda davanın süre yönünden reddine karar verilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari davaların görevli ve yetkili mahkemelerde açılması önemlidir. Vergi mahkemesinin görev alanına giren bir konuda idare mahkemesinde dava açılması durumunda davanın görev yönünden reddine karar verilerek dosya görevli vergi mahkemesine gönderilir. Davaların İdari Yargılama Usul Kanununun 32 ve devamı maddelerinde belirtilen yetki kuralları çerçevesinde açılması gerekmektedir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Açılacak tam yargı davalarında dava açmadan önce idareye başvuru zorunludur. İdareye başvurmadan açılan davalarla ilgili idari mahkemelerce dilekçelerin görevli idare merciine tevdiine karar verilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Açıkça hukuka aykırı olan ve uygulanması halinde telafisi güç ve imkansız zararlar doğuran işlemlerle ilgili davaların yürütmenin durdurulması talepli açılması önemlidir. Bazı davalarda ise yürütmenin durdurulması talep etmenin uygulamada faydası yoktur. Örneğin, Devlet memurluğundan çıkarma veya meslekten çıkarma dışındaki disiplin cezalarında yürütmenin durdurulmasına genel itibariyle karar verilmemektedir. Para cezalarına karşı açılan davalarda da, verilen para cezası kişinin veya şirketin durumunu ciddi anlamda etkilemiyorsa, yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verilmektedir. İl içi atamalar da aynı kapsamda değerlendirilebilir.</span></p>
<h2><strong><span style="font-size: 18pt;">İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA İLK İNCELEME </span></strong></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İlk inceleme müessesesi, İdari Yargının özelliklerinden biridir. Bu müessese, kayda alınan dava dilekçelerinin sonraki işlemlere geçilmeden önce kimi yönlerden kanuna uygunlukları konusunda ön incelemeye tabi tutulmalarını ifade eder. Dava dilekçelerinin, idari yargı yerinin görev ve yetkisi, davacının davada taraf olma niteliği, dava dilekçesinin kanunda yazılı biçim ve koşullara uygunluğu, dava açma süresine uyulup uyulmadığı gibi usulü noktalara ilişkin olan bu yönlerden biri ya da birkaçı ile kanuna aykırılığının saptanması, yargı yerinin sonraki yargılama işlemlerine devamını engeller. Bu durumda ya dava sona erdirilir ya da kanuna aykırılık davanın açıldığı yargı yerince bizzat giderilerek sonraki işlemlere devam olunur. Davanın sonra erdirilmesi, kanuna aykırılığın türüne göre, davayı açanın hak arama yollarını tümüyle kapayabileceği gibi, davanın başka bir yargı düzeninde veya başka bir idari yargı yerinde görülmesini ya da dava dilekçesini usulüne uygun olarak düzenlenmesinden sonra aynı yargı yerinde yenilenmesini gerektirebilir. İdari yargıda dilekçeler üzerine ilk incelemede;</span></p>
<ul>
<li><span style="font-size: 14pt;">Görev ve yetki,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">İdari merci tecavüzü,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">Ehliyet,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">Süreaşımı,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">Husumet,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">ve 5. maddelere uygun olup olmadığı incelenir.</span></li>
</ul>
<p><span style="font-size: 14pt;">Kanunun 14. maddesinin üçüncü fıkrasında, dava dilekçesinin ilk incelemesinin kimler tarafından, hangi yöntemlerle ve ne kadar süre içinde yapılacağı ile dilekçede kanuna aykırılık tespit edilmesi halinde uygulanacak işlemler açıklanmıştır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İlk İncelemeyi Yapmaya Yetkili Kişiler: Maddenin üçüncü fıkrasında belirtildiği üzere, Danıştay’da ilk incelemeyi ilgili daire başkanının görevlendirdiği tetkik hakimi yapar. İdare ve vergi mahkemelerinde ise bu inceleme, mahkeme başkanı ya da onun görevlendireceği bir üye tarafından gerçekleştirilir. Görevlendirme yapılmadan Danıştay’da tetkik hakimi veya mahkemede üye, kendiliğinden ilk incelemeyi yapma yetkisine sahip değildir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İncelemede Dikkate Alınacak Kanuna Aykırılık Haller: Üçüncü fıkra, dava dilekçesinin kanun açısından incelenirken göz önünde bulundurulması gereken durumları sıralamıştır. Bunlar; görev ve yetki, idari merci tecavüzü, dava ehliyeti, idari davaya konu olan kesin ve yürütülmesi gereken bir işlemin bulunup bulunmadığı, sürenin geçip geçmediği (zamanaşımı), husumet ve kanunun 3. ile 5. maddelerine uygunluk durumudur.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Rapor Düzenlenmesi: İlk inceleme sonucunda dava dilekçesinde üçüncü fıkrada sayılan konular bakımından kanuna aykırılık tespit edilirse, incelemeyi yapan tetkik hakimi, mahkeme başkanı veya üyesi durumu bir rapor ile görevli daireye ya da mahkemeye bildirir. Bu rapor düzenleme zorunluluğu sadece Danıştay’da açılan davalar ile idare ve vergi mahkemelerinde kurul olarak görevli olunan davalar için geçerlidir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İlk İncelemenin Tamamlanma Süresi ve Sürenin Aşılmasının Etkileri: Dava dilekçesinin kayda alındığı tarihten itibaren en geç 15 gün içinde tamamlanması gereken işlemler şunlardır:</span></p>
<ul>
<li><span style="font-size: 14pt;">Dilekçenin görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, kesin ve yürütülmesi gereken işlem olup olmadığı, zamanaşımı, husumet ve kanunun 3. ile 5. maddelerine uygunluğunun incelenmesi,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">Bu incelemeler sonucunda kanuna aykırılık bulunmadığı takdirde kanunun 15. maddesinde öngörülen kararların alınması,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">İlk inceleme yapanların veya daire mahkemesinin, raporu yerinde bulmaması halinde 15. maddenin beşinci fıkrası uyarınca yapılacak tebligat işlemleri.</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">Kanun, bu 15 günlük sürenin geçirilmesi halinde herhangi bir yaptırım getirmemiştir. İlk inceleme süresine uyulmaması, yapılan işlemlerin ve verilen kararların geçersizliği sonucunu doğurmaz. Bahsi geçen süre, dava dilekçesinin kaydedildiği tarihten itibaren 15 gün geçtikten sonra ilk inceleme yapılmasının ya da 15. maddede öngörülen kararların verilemeyeceği anlamına gelmez. Aksine, dava sürecinin her aşamasında 15. madde hükümleri uygulanmaya devam eder.</span></li>
</ul>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İdari Yargılama Hukukunda İlk İnceleme Konuları Nelerdir?</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari yargıda ilk inceleme, dava dilekçesinin kayda girmesinden sonra (dava açılması ile birlikte) yapılır. İlk incelemeyi yapan üye/tetkik hakimi ilk inceleme konusu hususlara dair sorun görmezse, dilekçe idarenin savunması alınmak üzere tebligata çıkarılır ve dilekçelerin teatisi aşamasına geçilir. İlk inceleme yönünden bir sorun tespit edilirse dilekçe idare mahkemesi heyetine girer ve idare mahkemesi bu konuda bir karar verir. İlk incelemeye ilişkin bir husus, sadece dava açıldıktan hemen sonraki ilk inceleme aşamasında değil, davanın her aşamasında (kanun yolları dahil) ileri sürülebilir (ya da resen dikkate alınabilir). Yani bu durum her aşamada önünüze çıkabilir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Adli Yargıya Konu Olan Dava İdari Yargıda Açılırsa Ne Olur?</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Görev, konu bakımından davaya bakacak mahkemeyi ifade ederken yetki ise, coğrafi açıdan hangi görevli mahkemenin davaya bakacağını ifade eder. Davaya idare mahkemesinin mi yoksa vergi mahkemesinin mi bakacağı konusu görevle ilgili iken, Kayseri Vergi Mahkemesinin mi yoksa Ankara Vergi Mahkemesinin mi bakacağı konusu yetki ile ilgilidir. İlk inceleme sırasının en başında görev ve yetki birlikte yazıldığından bu konulara birlikte bakılır. Fakat öncelikle görev konusu gelir. Örneğin, Ankara İdare Mahkemesi’nde açılması gereken bir dava Kayseri Vergi Mahkemesi’nde açılır ise, Kayseri Vergi Mahkemesi’nce görev ret kararı verilerek dosya doğrudan görevli ve yetkili olan Ankara İdare Mahkemesi’ne gönderilir. Görev aynı yargı kolu içerisinde olabileceği gibi farklı yargı kolları içerisinde de olabilir. Adli yargının görevli olduğu konularda vergi mahkemesine açılan davalarda görev ret kararı verilir.</span></p>
<h2>İdari Yargının Görevli veya Yetkili Olduğu Davalarda Dava Başkaca Görevli veya Yetkili Mahkemede Açılmışsa Ne Olur?</h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari yargının görevli olduğu konularda görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davalarda ise, dava görev veya yetki yönünden reddedilerek dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verilir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İdarede Dava Açılmadan Önce İdari Merciiye Başvurulmazsa Ne Olur?</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari dava açılmadan önce idari bir makama başvurulması yasayla mecbur kılınmışsa, bu zorunlu başvuru yapılmadan doğrudan dava açılmasına idari merci tecavüzü denir. Bir idari işlemin tesisinden sonra, eğer ki kanun ilgiliye o işleme karşı başkaca bir makama başvuru veya itiraz yolu öngörmüş ise, ilgilinin o makama müracaatla tesis edilen işlemi oranın incelemesinden geçirmeden doğrudan dava konusu etmesi idari mercii tecavüzü olarak tanımlanır. İdari merci tecavüzü, dava açılmadan önce kanunen tüketilmesi gereken bir başvuru yolu kullanılmadan dava açılmasıdır. Zorunlu başvuru yolu tüketilmeden açılan davada idari merci tecavüzü vardır ve bu durumda dilekçenin, görevli idare merciine tevdiine karar verilir. Bu karara karşı 30 günlük istinaf başvuru yolu açıktır.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İdari Davaları Kimler Açabilir?</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İlk inceleme konuları arasında yer alan ehliyet, objektif ve subjektif olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. 2577 sayılı Kanun 31. maddesinde ehliyet ile ilgili olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun’una atıf yapıldığından dolayı, idari yargıda ehliyet konusunda 6100 sayılı Kanunda yer alan hükümler de uygulanır. 6100 sayılı Kanunda objektif ehliyete dair düzenlemeler yer alır. Bu kanuna göre objektif ehliyet, taraf ehliyeti ve dava ehliyetinden oluşur. Taraf ehliyeti, medeni haklardan yararlanma ehliyetidir. Dava ehliyeti ise, medeni hakları kullanma ehliyetidir. Dava ehliyetine sahip olmayanlar davada kanuni temsilcileri, tüzel kişiler ise yetkili organları tarafından temsil edilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari Davaya Konu Olacak Kesin ve Yürütülmesi (İcrai) Gereken İşlem: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14.maddesinin 3/d bendinde, dava konusu işlemin idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı konusunda ilk incelemeye tabi tutulacağı, devamı 15.maddesinin 1/b bendinde de, yapılacak inceleme sonucu dava konusu edilen işlemin kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olmadığının saptanması halinde davanın reddine karar verileceği hükmüne yer verilmiştir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İdari Davalar Açılırken Dava Açma Süresi Kaçırılırsa Ne Olur?</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinde dava açma süresinin özel kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve İdare Mahkemelerinde altmış ve Vergi Mahkemelerinde otuz gündür. Kanun’un 15. maddesinin 1/b bendinde de süre aşımı halinde davanın reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İdari Dava Açılırken Dava Kime Karşı Açılmalıdır?</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari yargıda davalıya hasım, davanın karşı tarafa yönetilmesine de husumet denir. Her davanın mutlaka bir hasmı olmalıdır ve idari yargı da hasım hep idaredir. Davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılması halinde, dava dilekçesinin tespit edilecek gerçek hasma tebliğine karar verilir. Bu karar ara karar mahiyetinde olduğundan, karara karşı kanun yolu gidilemez. Davanın hasım gösterilmeden veya hiç alakasız bir hasım gösterilerek açılmasının hiç bir önemi yoktur. Çünkü idari yargıda hasım, re’sen mahkemece belirlenir ve yanlış hasım düzeltilir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Birden Fazla Aynı Dava Hakkında Açılmış Bir Dosya veya Hüküm Varsa Ne Olur? (Derdestlik Sorunu)</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">2577 sayılı Kanun’da ilk inceleme konuları açık olarak sayılmıştır. 2577 sayılı Kanun’da olmayan hükümler için de Kanun’un 31. maddesinde 6100 sayılı Kanun’a atıf yapılmıştır. Oysa derdestlik ve kesin hüküm konusu, ilk inceleme konuları arasında ve 31. maddede yer alan atıflar arasında yer almamaktadır. Fakat idari yargıda da, derdest olan iki veya daha fazla aynı dava aynı anda görülemeyeceği ve hakkında kesin hüküm bulunan aynı olay tekrar yargı önüne taşınamayacağı için bu sorunun çözülmesi gerekmektedir. Bu nedenle, mahkemelerce derdestlik ve kesin hüküm konusu ilk inceleme sırasında göz önüne alınmaktadır.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İlk İnceleme Üzerine Hangi Kararlar Verilir?</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Öncelikle davaya konu uyuşmazlığın idari yargı düzeninin görev alanına girmesi, ikinci olarak bu uyuşmazlığın çözümünün davanın açıldığı idari yargı yerinin görevleri arasında yer alması, son olarak da davanın açıldığı idari yargı yerinin coğrafi yetki alanına giren bir uyuşmazlık olması gereklidir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari yargı yerinde açılan davanın idari yargıda değil, adli yargıda düzenine dâhil mahkemelerin görevine girdiği kanısına varan yargı yeri, bu durumu ve görevli yargı yerini belirterek davanın reddine karar verir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Eğer idari yargı düzeninin görev alanına gören bir uyuşmazlığı konu edinen dava, açıldığı idari yargı yerinin değil de, başka bir idari yargı yerinin görevine giriyorsa ve mahkemede, bu yolda bir kanı oluşmuşsa; mahkeme, kararında görevli yetkili idari mahkemeyi göstererek, davanın reddine karar verir ve dava dosyasını görevli ve yetkili mahkeme olarak gördüğü idari yargı yerine gönderir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Dava görevli ancak yetkisiz idari yargı yerinde açılmışsa, davanın açıldığı mahkeme, davayı yetkisizlik sebebiyle reddederek dava dosyasını yetkili idari mahkemeye gönderir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari dava açmadan önce ilgili mevzuatın zorunlu kıldığı idari itiraz yolunu denemeyen davacıların dava dilekçeleri görevli idari mercie tevdi edilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Davanın; fiil ehliyeti bulunmayan, vekil olmayan kişilerce, tüzel kişiliği olmayan kuruluşlarca ya da tüzel kişi davacının kanuni temsilcisi olmayan kişilerce, tüzel kişiliği sona eren kuruluşlarca, dava konusu işlemde taraf olmayan kişilerce açılması ehliyetsiz kişi tarafından açılması anlamına gelmektedir. Bu durumda ehliyetsizlik nedeniyle reddedilen davanın yenilenmesi mümkün değildir. Henüz idari dava açma süresi dolmamışsa, davacının kanuni temsilcisi veya avukatı tarafından ayrıca dava açılabilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Ortada bir idari işlem mevcut değilse ya da davaya konu edilen idari işlem kesin ve yürütülmesi gerekli nitelik taşımıyorsa, açılan dava incelenmeksizin reddedilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Süre geçtikten sonra açılan dava ilk inceleme sırasında veya davanın sonraki aşamalarında süreaşımı nedeniyle reddedilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Dava dilekçesinde davalı idarenin gösterilmemesi veya yanlış idarenin hasım olarak gösterilmesi davacı yönünden sorun yaratmaz, mahkemenin kanunun 15. madde çerçevesinde tespit edeceği gerçek hasma dava dilekçesi tebliğ edilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Dava dilekçesi kanunun 3. ve 5. maddelerine uygun olmadığı anlaşılır ise dilekçenin reddine karar verilir fakat davacıya yapılan hataları düzeltip dava dilekçesini yenilemesi için otuz gün süre verilir. Bu süre zarfında dilekçe kanunun 3. ve 5. maddelerine uygun hale getirilip mahkemeye sunulur ise yargılama başlamış kabul edilir.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-dilekcenin-yazilmasi-ve-dilekceler-asamasi/">İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA DİLEKÇENİN YAZILMASI VE DİLEKÇELER AŞAMASI</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-dilekcenin-yazilmasi-ve-dilekceler-asamasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA OLAĞAN VE OLAĞANÜSTÜ KANUN YOLLARI</title>
		<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-olagan-ve-olaganustu-kanun-yollari/</link>
					<comments>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-olagan-ve-olaganustu-kanun-yollari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Feb 2026 08:31:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İdare Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[AİHM]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Osman Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[bölge idare mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Danıştay]]></category>
		<category><![CDATA[dosya]]></category>
		<category><![CDATA[duruşma]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[idare]]></category>
		<category><![CDATA[istinaf]]></category>
		<category><![CDATA[kamu]]></category>
		<category><![CDATA[kanun]]></category>
		<category><![CDATA[law]]></category>
		<category><![CDATA[Mahkeme]]></category>
		<category><![CDATA[oturum]]></category>
		<category><![CDATA[süreç]]></category>
		<category><![CDATA[temyiz]]></category>
		<category><![CDATA[yargı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yildizhukukdanismanlik.com/?p=4228</guid>

					<description><![CDATA[<p>İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA OLAĞAN VE OLAĞANÜSTÜ KANUN YOLLARI İdare mahkemelerinin verdikleri kararlara karşı başvuru yolları, kanun yolları olarak tanımlanır. Buna göre davanın tarafları, verilen yargı kararının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla, davanın yeniden incelenmesi için üst mahkemelere başvurma imkânına sahip olurlar.</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-olagan-ve-olaganustu-kanun-yollari/">İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA OLAĞAN VE OLAĞANÜSTÜ KANUN YOLLARI</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="font-size: 24pt;"><strong>İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA OLAĞAN VE OLAĞANÜSTÜ KANUN YOLLARI</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdare mahkemelerinin verdikleri kararlara karşı başvuru yolları, kanun yolları olarak tanımlanır. Buna göre davanın tarafları, verilen yargı kararının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla, davanın yeniden incelenmesi için üst mahkemelere başvurma imkânına sahip olurlar.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Kanun yolları “olağan kanun yolları” ve “olağanüstü kanun yolları” olarak ikiye ayrılır. Olağan kanun yolları, mahkemelerce verilen nihai kararların kesinleşmesine engel olan kanun yollarıdır. Olağanüstü kanun yolları ise olağan kanun yolları tüketildikten sonra kesinleşmiş kararlara karşı gidilebilen kanun yollarıdır. İdari yargılama usulünde olağan kanun yolları “istinaf” ve “temyiz” incelemelerinden oluşur. Olağanüstü kanun yolları ise “kanun yararına temyiz” ve “yargılamanın yenilenmesi”nden oluşur.</span></p>
<p><span id="more-4228"></span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İdari Yargılama Hukukunda Temyiz Kanun Yolu</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">“Temyiz”, ilk derece mahkemesi ile istinaf incelemesi yapan bölge idare mahkemesi tarafından verilen nihai kararlara karşı gidilen bir kanun yoludur. Temyiz başvurusu, ilk derece mahkemesi ile bölge idare mahkemesi kararlarının hukuka uygunluğunun denetlenmesi için yapılır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Temyiz incelemesi Danıştay tarafından yapılır. Danıştay, idari mahkemelerce verilen ve kanunun başka bir idari yargı merciine bırakmadığı kararların son inceleme mercidir. Danıştay kanunda belirtilen belirli uyuşmazlıklara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Tüm ilk derece mahkemesi kararları ile bölge idare mahkemesi kararlarına karşı temyiz yoluna gidilmez. İdari Yargılama Usulü Kanunu madde 46 temyiz edilebilecek kararları sınırlı sayıda olmak üzere saymıştır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Bunlara ek olarak İYUK madde 20/A ve 20/B kapsamındaki işlemler doğrudan temyiz incelemesine tabi tutulur.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Buna göre İdari Yargılama Usulü Kanunu madde 46’da sayılan uyuşmazlık konularını içeren davaların temyiz incelemesi üzerine kesinleşmeleri söz konusudur. Temyiz incelemesine konu olan kararlar arasında ilk derece mahkemesi kararı üzerine bölge idare mahkemesinde istinaf yoluyla incelenenler olduğu gibi, Danıştay’ın, Danıştay Kanunu madde 24’e göre ilk derece mahkemesi olarak incelediği uyuşmazlıklar da vardır ve bunlar temyizen Danıştay’da kesin karara bağlanacaktır.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Temyiz Başvurusunun Usulü</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Temyiz yoluna davanın tarafları yazılı dilekçeler ile başvurabilirler. Dilekçeler dava dilekçesinin usulüne uygun şekilde hazırlanır. Temyiz dilekçesi, Danıştay ilgili dairesine sunulmak üzere, kararı temyiz edilen mahkemeye iletilir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Temyiz Başvurusunun Süresi</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Bölge idare mahkemeleri tarafından istinaf incelemesi üzerine verilen kararlar bu kararların tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay’da temyiz edilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari Yargılama Usulü Kanunu madde 20/A’ya göre ivedi yargılama usulüne tabi uyuşmazlıklara ilişkin kararlar ilk derece mahkemesinin verdiği kararın tebliğini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde Danıştay’da temyiz edilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari Yargılama Usulü Kanunu madde 20/B’ye göre merkezi ve ortak sınavlarla ilgili işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda kararlar ilk derece mahkemesinin verdiği kararın tebliğini izleyen günden itibaren 5 (beş) gün içinde Danıştay’da temyiz edilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdikleri kararlar bu kararların tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay’da temyiz edilir. Kanunda belirtilen bu süreler geçirildiği takdirde temyiz başvurusu kabul edilmez.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;">Temyiz Başvurusu Sonucu Verilebilecek Kararlar</span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İYUK 49/1 maddede yer alan -onama-gerekçeyi değiştirerek onama-düzelterek onama kararlarının açıkça eklenmesi değerlendirilebilecektir. Belli durumlarda gerekçesini değiştirerek veya düzelterek “onama” kararı verir ve karar kesinleşir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Danıştay, temyiz incelemesi sonucunda önüne gelen kararı (Kararın temyize tabi olan kararlardan olması gerekmektedir.) hukuka aykırı bulursa “bozma” kararı verir. ve bozma gerekçesiyle birlikte dava dosyasını kararı veren mercie gönderir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Onama kararı ile birlikte dosya ilk derece mahkemesine, kararın bir örneği de Bölge İdare Mahkemesine gönderilir. Bu karar 7 (yedi) gün içinde tebliğe çıkarılır. Bozma kararları sonrası taraflar haberdar edildikten sonra, dosyanın gönderildiği mahkeme veya Bölge İdare Mahkemesi gerekli işlemleri tamamlayarak yeniden karar verir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Danıştay, temyiz incelemesi sonucu, kısmen onama ve kısmen bozma kararı da verebilir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Olağan Kanun Yollarında Mahkeme Kararının Yürütülmesinin Durdurulması</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Mahkeme kararına karşı istinaf ya da temyiz yoluna gidilmiş olması verilmiş olan mahkeme kararının sonuçlarını doğurmasına yani yürütülmesine engel olmaz. Bunun sağlanabilmesi için “yürütmenin durdurulması” başvurusunda bulunulması gerekir. İdari Yargılama Usulü Kanunu madde 52 temyiz veya istinaf istemlerinde yürütmenin durdurulmasını düzenler.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Kanun Yararına Temyiz</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari Yargılama Usulü Kanunu madde 51’de düzenlenmiş olan kanun yararına temyiz olağanüstü bir kanun yoludur.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Kanun yararına temyiz, idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ile istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen, niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı olan kararların, ilgili bakanlıkların lüzum görmesi üzerine veya Başsavcı tarafından kendiliğinden kanun yararına temyiz edilmesini içerir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Bozulan karar daha önce kesinleşmiş yargı kararının hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İstinaf Kanun Yolu</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">“İstinaf” ilk derece mahkemesi kararlarının bir üst mahkeme tarafından maddi ve hukuki verileri çerçevesinde yeniden incelenerek denetlenmesidir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İstinaf incelemesini 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun madde 3/A ile İdari Yargılama Usulü Kanunu madde 45’e göre Bölge İdare Mahkemeleri yapar. İstinaf incelemesini yapmakla yetkili bölge idare mahkemesi, istinafa konu olan kararı veren mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki Bölge İdare Mahkemesidir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İstinaf Başvurusunun Usulü</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İstinafa davanın tarafları yazılı dilekçeler ile başvurabilirler.Dilekçeler dava dilekçesinin usulüne uygun şekilde hazırlanır.İstinaf dilekçesinde gerekçeli olarak ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın kabulüne/reddine karar verilmesi talep edilir. İstinaf başvurusuna konu olacak kararlara karşı yapılan kanun yolu başvurularında dilekçedeki hitap ve isteğe bağlı kalınmaksızın dosyalar bölge idare mahkemesine gönderilir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İstinaf Başvurusunun Süresi</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İstinaf başvurusu için süre ilk derece mahkemesi kararının tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gündür. Kanunda belirtilen bu süre geçirildiği takdirde istinaf başvurusu kabul edilmez.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İstinaf Başvurusu Sonucu Verilebilecek Kararlar</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararının hukuka uygun olduğu yönünde bir değerlendirme yaparsa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkünse gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararının hukuka uygun olmadığı yönünde bir değerlendirme yaparsa istinaf başvurusunu kabul eder ve ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Bölge idare mahkemesi kaldırdığı kararın yerine davanın esasını inceleyerek yeniden karar verir. Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulursa, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hakim tarafından bakılmış olması hallerinde istinaf başvurusunu kabul eder ve ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İstinaf İncelemesine Konu Edilemeyecek İşlemler</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari Yargılama Usulü Kanunu madde 45’e göre konusu beş bin Türk lirasını geçmeyen (Yeniden değerleme oranlarına göre bu miktar her yıl değişmektedir.) vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olup bunlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulamaz. Bu kararlar ilk derece mahkemesinin kararı ile kesinleşir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari Yargılama Usulü Kanunu madde 20/A ve 20/B kapsamındaki ivedi yargılama usulüne tabi olan konular hakkında verilen kararlar ile merkezi ve ortak sınavlara ilişkin verilen kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulamaz.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Yargılamanın Yenilenmesi</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari Yargılama Usulü Kanunu madde 53’te düzenlenmiş bir olağanüstü kanun yoludur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları çerçevesinde ihlal kararlarına yönelik bir imkân sunması sebebiyle de son yıllarda işlerliği artmış olan bir olağanüstü kanun yoludur.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yargılamanın yenilenmesi talebi, İdari Yargılama Usulü madde 53’te yer alan sebeplerden biri dolayısıyla yapılabilir. Yargılamanın yenilenmesi imkânının amacı, kesinleşen bir hüküm olmakla beraber Kanunda sayılan haller sebebi ile ortaya çıkan hukuka aykırılığın giderilmesinin sağlanmasıdır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-olagan-ve-olaganustu-kanun-yollari/">İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA OLAĞAN VE OLAĞANÜSTÜ KANUN YOLLARI</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-olagan-ve-olaganustu-kanun-yollari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA İPTAL DAVASI</title>
		<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-iptal-davasi/</link>
					<comments>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-iptal-davasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Feb 2026 08:19:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İdare Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Osman Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[danışmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Danıştay]]></category>
		<category><![CDATA[DAVA]]></category>
		<category><![CDATA[duruşma]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[idare]]></category>
		<category><![CDATA[idari dava]]></category>
		<category><![CDATA[idari yargılama]]></category>
		<category><![CDATA[iptal]]></category>
		<category><![CDATA[itiraz]]></category>
		<category><![CDATA[iyuk]]></category>
		<category><![CDATA[kanun]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[şikayet]]></category>
		<category><![CDATA[tam yargı]]></category>
		<category><![CDATA[usul]]></category>
		<category><![CDATA[yargı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yildizhukukdanismanlik.com/?p=4226</guid>

					<description><![CDATA[<p>İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA İPTAL DAVASI İdari İşlem Nedir? İdari işlem; kamu gücüne dayanılarak gerçekleştirilen, idare hukuku ve uyuşmazlık durumunda idari yargıya tabi olan, hukuki sonuç doğurmaya yönelik irade açıklamalarıdır. Yani kısaca idari işlem, idarenin hukuki sonuç doğurmaya yönelik irade açıklaması</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-iptal-davasi/">İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA İPTAL DAVASI</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="font-size: 24pt;"><strong>İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA İPTAL DAVASI </strong></span></h2>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İdari İşlem Nedir? </strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari işlem; kamu gücüne dayanılarak gerçekleştirilen, idare hukuku ve uyuşmazlık durumunda idari yargıya tabi olan, hukuki sonuç doğurmaya yönelik irade açıklamalarıdır. Yani kısaca idari işlem, idarenin hukuki sonuç doğurmaya yönelik irade açıklaması olarak açıklanabilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari işlemin yasal bir tanımı bulunmamakla birlikte, bu işlemin nitelikleri öğretide ve idari yargı kararlarında belirlenmektedir. Bir tasarruf ya da kararın idari işlem sayılabilmesi için, bunun kamu kurumu veya idare örgütü içinde yer alan bir idari makam tarafından verilmiş olması gerekir. Ayrıca idarenin, idare hukuku alanındaki faaliyetleriyle ilgili olması da önemlidir. Başka bir deyişle, idarenin kullandığı yetki ve serdettiği kamusal irade ve bundan doğan etki ve sonuçlar idare hukuku alanında açıkça ortaya koymalıdır.</span></p>
<p><span id="more-4226"></span></p>
<p><span style="font-size: 18pt;"><strong>İdari İşlem ve İdari Eylemin Farkı Nedir? </strong></span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari eylem, idarenin kamu hukuku çerçevesinde gerçekleştirdiği maddi fiil ve hareketleri ifade eder. Bu eylemler, bazen idarenin bilerek besleyerek yaptığı fiilleri, bazen idarenin işlevini yerine getirirken iradesi dışında gerçekleşen olayları, bazen de hareketsiz kalması sonucu meydana meydana gelen fiili durumları kapsar. Yani idari eylem kavramı,  idarenin herhangi bir idari işlem veya sözleşmeye dayanmayan ve doğrudan bir tasarrufta bulunmayan faaliyetlerini ifade eder. Bu faaliyetler, özellikle hukuki bir sonuç doğurmayan durumlar veya idarenin pasif davranışları ile ilgilidir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari işlemler ise belirli bir hukuki sonucun meydana gelmesi için idarenin tek taraflı irade beyanında bulunması ile oluşur. Ancak idari eylemler ilgililerin hak ve yetkilerini kullanmasıyla birlikte belirli hukuki etkiler doğurur. Örneğin, idarenin bir konuda hareketsiz kalması, belirli bir yükümlülüğünü yerine getirmemesi ya da pozitif yükümlülüklerini ihlal etmesi yargı önünde sorumluluk doğurabilecek bir eylem olarak değerlendirilebilir. Bu noktada idarenin sorumluluğu, bazen yalnızca fiziksel bir faaliyetle bazen de hareket etmeyerek örneğin bir yükümlülüğü yerine getirmeyerek ortaya çıkabilir bu bakımdan idari eylem ve idari işlem arasındaki farklar idarenin faaliyeti ile hukuki sonuç doğuran etkinlikler arasında ayrımı gösterir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İdari İşlemlerin İptal Davalarıyla İlişkisi </strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca iptal davaları, “idari işlemlerin” amaç, konu, yetki, sebep ve şekil unsurlarından birinin hukuka aykırılığı sebebiyle iptal edilmeleri için açılırlar. Fakat idarenin her işlemi iptal davasının konusunu oluşturmaz. Bu işlemin, öncelikle icrai olması gerekir. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesinde, bir işleme karşı dava açılabilmesi için bu işlemin aynı zamanda “kesin ve yürütülmesi gereken” bir işlem niteliğinde olması gerektiği düzenlenmiştir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">                İdari işlemlerin temel özelliği, hukuki sonuç doğurmaya yönelik bir işlem olması ve bir durumu ortadan kaldırması, değiştirmesi ya da yeni bir hukuki durum yaratmasıdır. İdarenin kamu gücüne dayanarak tek yanlı olarak yaptığı işlemler icrailik niteliği taşıyorsa, iptal davasına konu edilebilir. Bir işlemin kesin ve yürütülebilir işlem olduğunun saptanması, idari yargıda dava açıldığında mahkeme tarafından ilk inceleme aşamasında yapılır. İlk incelemede idari işlemin, özellikle dava açan kişiler bakımından hukuki sonuç doğurmadığı anlaşılır ise; açılan dava reddolunur.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İptal Davasına Konu Olmayan İdari İşlemler Nelerdir?</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Bu aşamada hangi idari işlemlerin iptal davasına konu olabileceğini, tersinden bir anlatımla sunmak, yani icrai olmayan idari işlemlerin hangileri olduğunu anlatmak, konuyu daha anlaşılır hale getirebilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Mesela, idarelerin yapılan başvuru üzerine, açıklayıcı, bilgilendirici, gösterici ve yönlendirici işlemleri, mevzuatın yorumlanması, kişilere hak ve yükümlülükleri hakkında bilgi verilmesi, bunların hatırlatılması veya herhangi bir hak ve yükümlülük tanımaksızın kişilere belli davranışları benimsemeleri konusunda tavsiyede bulunulması şeklindeki işlemleri iptal davasına konu olabilecek türde kesin ve yürütülebilir bir işlem değildir. Bunlar genellikle kişilerin yaptıkları müracaat üzerine verilen cevabi yazılardır. Tabii bu hususun, idarenin cevabın nasıl verdiğine göre değişebilen bir durum olduğunu unutmamak gerekir.   </span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Danıştay, idarenin, iç düzen işleyişinde, üst mevzuatın yani kanunun, yönetmeliğin yürürlüğe konulan hükümlerini yineleyen veya üst mevzuatın nasıl anlaşılması gerektiği konusunda alt idari birimlere ya da idare edilenlere açıklamalar getiren tasarruflarının (genelge, tamim, yönerge, sirküler v.b. gibi), hukuk düzeninde herhangi bir değişiklik oluşturamayacaklarından, idare edilenler yönünden bağlayıcı ve dolayısıyla düzenleyici olmadıklarını ifade etmiştir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Fakat bu iç işleyişi düzenleyen işlemlerde yeni bir kural koyma veya hukuk düzeninde belirli bir biçimde değişikliğe yol açma durumu varsa, bu tür işlemler de iptal davasına konu edilebilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">      Örneğin, İçişleri Bakanlığının il özel idarelerinin bütçelerinin nasıl hazırlanacağına yönelik olarak valiliklere gönderdiği genelge yürütülmesi zorunlu idari işlem olarak kabul edilmemiştir. Buna karşılık, Türkiye Barolar Birliği’nin “Bir Avukat Yanında, Avukatlık Ortaklığında veya Avukatlık Bürosunda Ücret Karşılığı Birlikte Çalışan Avukatlar Yönergesi”, yapılan düzenlemenin idarenin iç işleyişinden daha çok avukatların sözleşme ve çalışma koşullarını düzenlemesi ve bu anlamda da kişi hak ve hürriyetlerine ilişkin hükümler içermesi nedeniyle icrai kabul edilerek iptal edilmiştir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Bir idari işlemin kesinliği, aynı zamanda, zımni red üzerine açılan davalarla ve idare tarafından verilen muğlak olarak verilen cevaplarla da ilgilidir. Zımni red süresi dolmadan açılan iptal davaları ilk incelemede reddolunur. Çünkü zımni red süresi (yeni yapılan değişiklikle 30 gün) dolmadan açılan davalarda, kesin bir işlemden bahsetmek mümkün değildir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Muğlak (belirsiz) cevap verilen işlemlerde ise, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 10. maddesi kapsamında 60 gün içerisinde dava açılması mümkündür.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Sonuç olarak idarenin, doğrudan hukuki sonuç doğurmayan işlemleri de mevcuttur. Bu işlemlere, doktrinde, etkisiz kararlar, idari karara benzeyen işlemler veya icra olmayan idari işlemler şeklinde çeşitli isimler verilmiştir. Genel olarak, hazırlayıcı işlemler, görüş belirten işlemler, bildirici işlemler, iç düzen işlemleri ve uygulamaya yönelik işlemler icrai olmayan işlemler olarak anlaşılmalıdır. Ancak bu genelleme yerine, her somut olayın özelliğine göre, bir idari işlemin dava konusu yapılıp yapılamayacağına karar vermek, doğru bir yaklaşım olacaktır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İcrai olmayan işlemlere karşı açılan davalar ilk aşamada reddolunur. İcrai olmayan işlemlerle ilgili hukuka aykırılıklar, ancak, kesin ve yürütülebilir bir idari işlemin iptali istemi ile birlikte ileri sürülebilir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İdari İşlemin İptali Davası Açma Süresi</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdare mahkemelerinde iptal davası açmak için belirli bir süre koşulu vardır. Bu süre, idari işlemin ilgilisine tebliğinden itibaren 60 gündür. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesine göre, işlem ilgilisine tebliğ edildiği ya da başka bir şekilde öğrenildiği tarihten itibaren 60 gün içinde dava açılmalıdır. Tebliğ, yazılı ya da elektronik ortamda yapılabilir ve ilgilinin adresine bildirilir. Adresi bilinmeyenler için tebligat ilan yoluyla yapılır. Dava açma süresi, işlemin kesinleştiği tarih değil, ilgilinin tebliğ aldığı ya da işlemi öğrendiği tarihte başlar. Süre hak düşürücü niteliktedir yani sürenin dolmasından sonra açılacak davalar reddedilecektir ve bu işlemin hukuka aykırılığına itiraz edilmesi mümkün olmayacaktır.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İptal Davası Açmak için Gereken İdari Mercii Başvuruları </strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari başvurular, bireylerin kamu idaresiyle ilişkilerinde belirli işlemlerin iptali, değiştirilmesi veya geri alınması amacıyla başvurdukları taleplerdir. Bu başvurular, genellikle kamu yararını koruma ve bireylerin haklarını savunma amacını güder. Türk hukukunda, idari başvuru hakkı anayasal güvenceye sahiptir ve 1982 Anayasası’nın 36, 40 ve 74. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 13. maddesi başvuru hakkını düzenler. İdari Yargılama Usûlü Kanunu’nun 11. maddesi de bu hakkı, idari işlemin geri alınması veya değiştirilmesi için kullanılabileceğini belirtir. İdari başvurular, genellikle idari dava açılmadan önce yapılan bir süreçtir ve hatalı idarenin işlemlerinin düzeltmek amacıyla üst makamlara başvurulmasını gerektirir. Üst makamlara başvurmanın zorunlu olduğu haller, genellikle belirli bir idari işlemden önce, ilgili idari birim veya üst makamdan yapılacak düzeltme taleplerini içerir. İdari işlemlerden önce başvurulacak üst makamlar, idari başvurunun esaslı ve hukuka uygun şekilde sonuçlanabilmesi için belirli bir usule tabi tutulmuşlardır. İdarenin hatalı işlemi, öncelikle üst makamlara başvurarak düzeltilmeye çalışılmalıdır. Bu süreçte, başvurulan üst makamlar tarafından verilen karara göre, işlem geri alınabilir, değiştirebilir ya da yeni bir işlem yapılabilir. Başvurulan üst makamlar, işlemin düzeltilmesi veya değiştirilmesi için karar verebilir. Eğer başvurulara belirli bir süre içinde yanıt verilmezse, başvuru reddedilmiş sayılır ve idari dava açma süresi başlar.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-iptal-davasi/">İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA İPTAL DAVASI</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-iptal-davasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA YÜRÜTMENİN DURDURULMASI KARARI</title>
		<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-yurutmenin-durdurulmasi-karari/</link>
					<comments>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-yurutmenin-durdurulmasi-karari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Feb 2026 08:14:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İdare Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[ara karar]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Osman Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[DAVA]]></category>
		<category><![CDATA[dava süreci]]></category>
		<category><![CDATA[durdurma]]></category>
		<category><![CDATA[duruşma]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[hüküm]]></category>
		<category><![CDATA[idare]]></category>
		<category><![CDATA[İDARİ YARGI]]></category>
		<category><![CDATA[İPTAL DAVASI]]></category>
		<category><![CDATA[itiraz]]></category>
		<category><![CDATA[iyuk]]></category>
		<category><![CDATA[kamu]]></category>
		<category><![CDATA[kanun]]></category>
		<category><![CDATA[karar]]></category>
		<category><![CDATA[law]]></category>
		<category><![CDATA[Mahkeme]]></category>
		<category><![CDATA[tedbir]]></category>
		<category><![CDATA[yaptırım]]></category>
		<category><![CDATA[yargılama]]></category>
		<category><![CDATA[yürütme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yildizhukukdanismanlik.com/?p=4223</guid>

					<description><![CDATA[<p>İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA YÜRÜTMENİN DURDURULMASI Yürütmenin Durdurulması Kararının Hukuki Niteliği ve Önemi İdare kendisine verilen görevleri yerine getirmek için bir takım işlem ve eylemler yaparken, kamu yararı ve gücünden kaynaklanan üstün yetkiler ile donatılmıştır. Bu yetkisini kullanarak bir işlem tesis</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-yurutmenin-durdurulmasi-karari/">İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA YÜRÜTMENİN DURDURULMASI KARARI</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="font-size: 24pt;"><strong>İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA YÜRÜTMENİN DURDURULMASI</strong></span></h2>
<h2><strong>Yürütmenin Durdurulması Kararının Hukuki Niteliği ve Önemi</strong></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdare kendisine verilen görevleri yerine getirmek için bir takım işlem ve eylemler yaparken, kamu yararı ve gücünden kaynaklanan üstün yetkiler ile donatılmıştır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Bu yetkisini kullanarak bir işlem tesis eden veya eylemde bulanan idarenin bu faaliyetleri, yargı yerlerince hukuka aykırılığının tespitine kadar hukuka uygun kabul edilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdare, kamu hizmetlerini kamu gücü ayrıcalıkları dediğimiz üstün hak ve yetkilerini kullanarak aldığı kararlarla yürütür. Hiçbir makam veya kuruluşun izni ya da onayı olmaksızın kendiliklerinden yürütülme özelliğine sahiptirler.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdare tarafından tesis edilen bu işlemlerden hukuka uygunluk karinesinden yararlandıklarından bu işlemlere karşı dava açılması işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz.</span></p>
<p><span id="more-4223"></span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Kural olarak İdari işleme dava açılmasının işlemin yürütülmesini durdurmayacağı ilkesi 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 27. maddesinde açıkça belirtilmiştir. Bu kuralın istisnası da yine aynı kanun maddesinde belirtilmiştir. Buna göre vergi mahkemelerinde, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemini durdurmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Öte yandan, yürütmenin durdurulması, yargısal bir karar olmakla beraber, başlı başına bir dava değil, iptal istemi sürülebilecek bir husustur. İptal davası içinde bir önlem niteliğindedir. Bu bağlamda, iptal davası önkoşullar yönünden reddedilirse, yürütmenin durdurulması için gereken koşullar gerçekleşmiş olsa bile böyle bir karar verilemez.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdarenin gücü, onun adına hareket edenlerin gerçek kişiler olmaları nedeniyle yetkilerini kötüye kullanabilmeleri olasılığı ve idari işlemlerin gerçekleştikleri andan başlayarak kanunilik karinesi uyarınca hukuka uygun var sayılıp en azından hukuk alanında etkilerini göstermeleri ve çoğu kez idare tarafından da doğrudan yürütülüp gereklerinin yerine getirilmesi, iptal davalarını yargısal korunma ve hukuk devletinin ve önemli kurumu haline getirmiştir. Hukuk devletinin ilkesinin temel güvencesi olan iptal davalarını çoğu kez anlamlı kılan da, yargı yerinden ancak böyle bir davanın açılmış olması koşuluna bağlı olarak istenebilecek yürütmenin durdurulması kararlarıdır.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Yürütmenin Durdurulması Kararlarının İdari Yargıdaki Diğer Kararlardan Farkı</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yürütmenin durdurulması istemi bir dava türü değildir. Zira 2577 Sayılı yasada sayılan idari dava türleri arasında sayılmamıştır. Yürütmenin durdurulması kararları idari işlemin iptali istemiyle açılan davalarda verilebilir olup iptal davası ile birlikte istenebilecektir. Dolayısıyla iptal kararları ile yürütmenin durdurulması kararları arasında benzer noktalar bulunsa da farklı noktalar da bulunmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İptal davası;</span></p>
<ul>
<li><span style="font-size: 14pt;">İşlemin hukuka uygunluğunun denetimi için açılabilir. Yerindelik denetimi yapılamaz. Zira o zaman idarenin yerine geçilmiş olur.</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">Bir idari kararın tümünün ya da bir bölümünün iptal edilmesini sağlar.</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">İptal davası açılabilmesi için davacının hakkının ihlal edilmiş olmasına gerek yoktur, menfaatinin ihlal edilmesi yeterlidir. Menfaat ihlalinin yargı yerlerince dar ya da geniş yorumlanması idarenin yargısal denetime tabi olmasıyla ilgilidir.</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">İdarenin yürütülmesi gerekli ve tek yanlı işlemleri iptal davasına konu olur. Açıklayıcı, yol gösterici, bilgi verici, hazırlık işlemleri iptal davasına konu olmaz. İptal davasına ilişkin olarak yapılan bu açıklamalar yürütmenin durdurulması açısından da geçerlidir.</span></li>
</ul>
<p><span style="font-size: 14pt;">Ancak yukarıda belirtildiği gibi iptal kararları ile yürütmenin durdurulması kararları arasında farklılıklar da bulunmaktadır:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li><span style="font-size: 14pt;">Bir davada iptal kararı vermek, dava konusu idari işleminin hukuka ve mevzuata aykırı olduğunun tespit edilmiş olması demektir. Oysa yürütmenin durdurulması kararında böyle olmayabilir, dava aşamasında ortaya çıkacak yeni durumlar davanın gidişini ve sonucunu değiştirebilir ve başlangıçta açıkça hukuka aykırı bulunmasına karşın idari işlem hakkında esastan ret kararı verilebilir.</span></li>
</ul>
<p><span style="font-size: 14pt;">Bu haliyle yürütmenin durdurulması kararı geçici bir nitelik taşır ve işlemin uygulanmasını belli bir sürede ve en geç dava sonuçlanıncaya kadar engeller.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari işlemin yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmesi dava konusu edilen işlemin esasta da hukuka aykırılığı nedeniyle iptal edileceği anlamına gelmez. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki, eğer işlemin yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmiş ise esasta da genel olarak işlemin iptaline karar verildiği görülmektedir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Fakat işlemin yürütülmesinin durdurulması karar verilmiş olması her zaman için işlemin iptaline karar verileceği anlamına gelmez. Aynı şekilde yürütmenin durdurulması isteminin reddi halinde de davanın esastan reddedileceği anlamı çıkarılamaz.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Zira yürütmesi yönünden reddedilen işlemlerin esasta iptal edildiği sıkça görülmektedir. Çünkü yasa koyucu yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesini çok ağır koşulların birlikte gerçekleşmesi şartına bağlamıştır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li><span style="font-size: 14pt;">İptal kararı uyuşmazlığı çözen, kesin hüküm teşkil eden kararlar iken yürütmenin durdurulması kararı sadece hukuka uygunluk karinesinden yararlanılarak icra edilen işlemin sonuçlarını doğurması askıya alınmış olur.</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">İptal kararları sonucu idare tarafından bir takım işlem ve eylemlerde bulunulması gerekir. Yürütmenin durdurulması kararlarında ise idarenin çoğu kez aktif olarak bir şey yapması gerekmez, pasif kalması yeterlidir. Yürütmenin durdurulması yargısal bir karar olmakla birlikte başlı başına bir dava olmayıp iptal davası ile ileri sürülebilecek bir husustur. İptal davasına sıkı sıkıya bağlı ve ondan ayrılmayan bir kurumdur.</span></li>
</ul>
<p><span style="font-size: 14pt;">Öyle ki, iptal davası ön koşullar nedeniyle reddedilirse (ilk inceleme sonucu 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 14. maddesinde belirtilen nedenlerden dolayı) yürütmenin durdurulması için gereken koşullar gerçekleşmiş olsa bile yürütmenin durdurulması kararı verilemez.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İhtiyati tedbir, davacının davayı kazanması halinde dava konusu mala kavuşmasını daha dava sırasında (hatta davadan önce) emniyet altına almaya yarayan tedbirlere denmektedir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Davanın ikamesi ile hükme bağlanması arasında geçen uzunca bir zaman müddeabihin (dava konusu şeyin) çeşitli şekillerde değişikliklere maruz kalmasına veya maruz bırakılmasına neden olabilmektedir. Bu bağlamda bir ihtimal davanın sonunda alınacak olan hükmün icra edilebilmesi artık mümkün olmayabilir. İşte bu tehlikeyi bertaraf etmek amacıyla ihtiyati tedbir müessesi tanzim edilmiştir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Menkul malların yediemine teslimi, gayrimenkuller üzerine ihtiyati tedbir konulması, çekişmeli şeyin muhafazası için, geciktirilmesinde tehlike veya önemli zarar olacağı anlaşılan hallerde amaç, konu ve usule uygunlukların bulunması halinde ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Bu kapsamda anlaşılacağı üzere; idari yargıdan tesis edilen yürütmeyi durdurma kararı ile adli yargıda ki ihtiyati tedbir kararı nitelik bakımından çok farklı olup; yürütmeyi durdurma kararlarının böyle bir amaç veya işlevleri yoktur. İdari yargıda hâkimin görevi, uyuşmazlıkların kesin çözüme bağlama süreci içerisinde idari işlemlerin özelliğini ve yürürlüğünü dikkate alarak, tarafların hukukunu etkin biçimde kollamaktır.Ara kararlar yargılamaya son vermeyen, onu yürütmeye, ilerlemeye yarayan kararlardır. Ara kararların ortak niteliği, mahkemenin davadan el çekmeyip bilakis devam etmesidir ki, uyuşmazlığın esastan çözülmesine bir adım daha yaklaşılmasıdır. Yani ara kararla amaçlanan uyuşmazlık konusu olayı mevzuatın öngördüğü biçimde usulüne uygun olarak çözüme kavuşturmaktır.  İdari yargılama usulünde re’sen araştırma ilkesi geçerlidir. Mahkeme veya hâkim uyuşmazlığın çözümü için gereli olan her türlü bilgi ve belgeyi yapacağı ara kararla davanın taraflarından veya başka bir kişi veya kurum ya da kuruluştan sorar ve ister.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yürütmenin durdurulması kararı da uyuşmazlığı esastan sona erdirmeyip işlemin sonuç doğurmasını askıya alması yönüyle ara karara benzese de yürütmenin durdurulması kararı ara kararı değildir. Zira yürütmenin durdurulması işleme yönelik bir koruyucu tedbirdir.  Ara karar ile birisinin lehine oluşan kazanılmış hak mahkemeleri bağlar iken yürütmenin durdurulması kararının davacı lehine müktesep hak oluşturması söz konusu değildir. İdari işleme süresinde dava açılmadığının anlaşılması durumunda bu husus gözetilerek karar verilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yürütmenin durdurulması için aranan şartlar gerçekleşmiş olsa işlemin yürütülmesinin durdurulmasına karar verilemez (adli yargıda zamanaşımı defi). Bir uyuşmazlıkta yürütme hakkında verilen karar esas yönünden mahkemeyi kesin bir şekilde bağlamaz. Kısaca, yürütmenin durdurulması kararları davanın esasını etkilemediği halde, ara kararı, davanın ilerlemesi, gerekli bilgilerin toplanması ve ara karara verilen cevabın niteliği verilecek hükme etkisi olacaktır.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Yürütmenin Durdurulması Kararının Şartları</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">2577 sayılı İYÜK (m.27)’de, Anayasa’ya paralel olarak, yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Ayrıca, yürütmenin durdurulması kararının gerekçeli olarak verilmesi zorunludur.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yürütmenin durdurulması kararı, olumlu kararlara karşı verilebilir; kural olarak olumsuz (bir isteği reddeden) kararlara karşı verilemez. Eğer olumsuz karar, ilgilinin eskiden var olan fiili veya hukuki durumunda değişiklik yapıyorsa ve icrai bir nitelik taşıyorsa, ancak bu tür olumsuz kararlara karşı yürütmenin durdurulması kararı verilebilir. Bu durumda olmayan olumsuz kararlara karşı, yürütmenin durdurulması kararı verilmesi, yargının idarenin yerine geçmesi, onun adına karar alması sonucunu doğurur. Yürütülmesi durdurulacak idari işlemin, hem “telafisi güç veya imkansız” zarar doğuracak nitelikte olması, hem de “açıkça hukuka aykırı olması” gerekir (m.27/2). Bu iki koşulun birlikte gerçekleşmediği durumlarda, yürütmenin durdurulması kararı verilemez.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yürütmenin durdurulması kararı istem üzerine verilir. İdari yargı yerleri, kendiliğinden yürütmenin durdurulması kararı veremezler.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yürütmenin durdurulabilmesi için, yargı yerinden, ya dava ile birlikte, ya da dava açıldıktan sonra yürütmenin durdurulması isteminde bulunulması gerekir. Dava açılmadan, yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz. Dava açıldıktan sonra, her zaman yürütmenin durdurulması isteminde bulunulabilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yürütmenin durdurulması kararı verilen dosyalar öncelikle incelenir. Burada söz konusu olan “öncelik”, davanın karar bağlanmasından önceki aşamaya ilişkin yargısal işlemlere yöneliktir. Dosya, esas hakkında karar verilecek hale öncelikle getirilir ve öncelikle karara bağlanır. Bu kural, yalnız tetkik hakimini değil, Danıştay savcısını da bağlar.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yürütmenin durdurulması kararı ve güvence. Yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi, ileride kararın iptal edilmemesi durumunda, idare için zarar doğurabilir. Bu gibi zararları karşılamak üzere, yürütmenin durdurulması isteminde bulunan taraf, “teminat” göstermek zorundadır. Ancak duruma göre, iptal davalarında mahkeme güvence istemeden yürütmenin durdurulmasına karar verebilir. İdareden ve adli yardımdan yararlanan taraftan “güvence” alınmaz.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yürütmenin durdurulmasında özel tebligat yöntemi. Yürütmenin durdurulması istemli davalarda İYUK M.16 uyarınca öngörülen tebligat süreleri kısaltılabileceği gibi, tebliğin memur eliyle yapılmasına karar verilebilir (m.27/4).</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Yürütmeyi Durdurma Kararının Uygulanması</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yürütmenin durdurulması kararı, bir mahkeme kararıdır. Yürütmenin durdurulması kararı verildiğinde, idare bu karara uymak zorundadır. Yürütmenin durdurulması kararlarının, diğer yargı kararları gibi, idare tarafından yerine getirilmesi yasal bir zorunluluktur. Bu konuda idareye herhangi bir takdir yetkisi tanınmamıştır. İYUK, idari yargı kararlarının yerine getirilmesinde, bazı yeni düzenlemelere gitmiştir. Buna göre, yürütmenin durdurulması kararlarının, diğer idari yargı kararları gibi, 30 gün içinde idarece yerine getirileceğine ilişkin olan kuraldır (İYUK M.28/1). Yürütmenin durdurulması kararının geriye yürür bir biçimde sonuç doğurması, başka bir deyişle, dava konusu olan işlemin yapıldığı andan önceki durumun geri gelmesidir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yürütmenin durulması kararı üzerine, eski durumun geri gelmesi, kimi durumlarda kendiliğinden, kimi durumlarda da idarenin alacağı yeni bir karar ile olur. Örneğin; kapatma kararının iptali için açılan davada, yürütmenin durdurulması kararı verildiğinde, idarenin ayrıca kapatılan yerin yeniden açılmasına karar vermesine gerek yoktur.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Yürütmenin Durdurulması Kararına İtiraz</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yürütmenin durdurulması kararına karşı itiraz yerleri, yürütmeyi durdurma kararını veren yargı yerine göre değişmektedir:</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Danıştay dava dairelerince verilenlere, konusuna göre, ya idari, ya da Vergi Dava Daireleri Kuruluna;</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Bölge idare mahkemelerince verilenlere karşı, en yakın bölge idare mahkemesine;</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdare ve vergi mahkemelerince, kurul, ya da tek yargıçla verilenlere karşı, bölge idare mahkemesine;</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Çalışmaya ara vermesi süresi içinde ise, idare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararlara karşı, en yakın nöbetçi mahkemeye veya kararı veren hakimin katılmadığı nöbetçi mahkemeye itiraz edilebilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İtiraz süresi 7 gündür. Bu süre, yürütmenin durdurulması istemi hakkında verilen kararın tebliğ edildiği günü izleyen günden itibaren işlemeye başlar. İtiraz yoluna bir kez başvurulabilir. İtiraz yerinin aldığı karar kesindir (İYUK M.27/6). Yürütmeyi durdurma istemleri, iptal davası içinde yapılan bir ara istemdir. Bu konuda, idari yargıya getirilmiş olan itiraz yolu ile, yürütmenin durdurulması konusunda alınmış olan arar kararının başka bir yargı yerince yeniden incelenmesi sağlanmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;"><strong> </strong></span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong> </strong><strong>Yürütmenin Durdurulması Kararına İtirazı Hangi Yargı Yerleri İnceler?</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece sıfatıyla baktıkları davalarda verdikleri yürütme istemi hakkındaki kararlara karşı itiraz yeri, İdari veya Vergi Dava Daireleri Genel Kurullarıdır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yürütmenin durdurulması istemi hakkındaki karar idare veya vergi mahkemesi tarafından verilmiş ise itiraz, kararı veren mahkemenin yargı çevresi içinde bulunduğu bölge idare mahkemesine yapılır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Karaların kurul halinde veya tek hâkimle verilmesi itiraz yönünden fark yaratmaz. İdare ve vergi mahkemesinde yürütme kararına katılarak karara imza atan hâkim, bölge idare mahkemesindeki itiraz incelemesine katılamaz.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Bölge İdare Mahkemesi kural olarak ilk derece sıfatıyla davalara bakması söz konusu olmadığı halde yukarıda belirtildiği şekilde birden fazla hâkimin çekilmesi veya reddine ilişkin talebin uygun görülmesi halinde bölge idare mahkemesi yürütme hakkında da karar verebileceğinden, bu nitelikteki kararlara karşı en yakın bölge idare mahkemesine itiraz edilebilecektir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-yurutmenin-durdurulmasi-karari/">İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA YÜRÜTMENİN DURDURULMASI KARARI</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-yurutmenin-durdurulmasi-karari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA İDARİ YARGININ GÖREV ALANI</title>
		<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-idari-yarginin-gorev-alani/</link>
					<comments>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-idari-yarginin-gorev-alani/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Feb 2026 13:38:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diğer]]></category>
		<category><![CDATA[İdare Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[DAVA]]></category>
		<category><![CDATA[duruşma]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[iptal]]></category>
		<category><![CDATA[kamu]]></category>
		<category><![CDATA[kurum]]></category>
		<category><![CDATA[law]]></category>
		<category><![CDATA[tam yargı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yildizhukukdanismanlik.com/?p=4204</guid>

					<description><![CDATA[<p>İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA İDARİ YARGININ GÖREV ALANI İdari Yargının Görevli Olduğu Uyuşmazlıklar İdari yargının görev alanı, esas itibarıyla idarenin kamu gücüne dayanarak tesis ettiği işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların çözümünü kapsar. Türkiye’de idari yargının görev alanı başta Anayasa’nın 125. maddesi</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-idari-yarginin-gorev-alani/">İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA İDARİ YARGININ GÖREV ALANI</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="font-size: 24pt;"><strong>İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA İDARİ YARGININ GÖREV ALANI </strong></span></h2>
<h2><strong>İdari Yargının Görevli Olduğu Uyuşmazlıklar</strong></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari yargının görev alanı, esas itibarıyla idarenin kamu gücüne dayanarak tesis ettiği işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların çözümünü kapsar. Türkiye’de idari yargının görev alanı başta Anayasa’nın 125. maddesi ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) olmak üzere çeşitli kanunlarla belirlenmiştir. Anayasa m.125 uyarınca “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.” Bu hüküm, idarenin hukuka bağlılığını ve yargısal denetime tabi olduğunu ortaya koyan temel anayasal ilkedir. Söz konusu Anayasa maddesi idari yargılama hukukunun temelini oluşturur.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari yargının görevli olduğu başlıca uyuşmazlıklar şunlardır:</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;"><strong>İptal davaları:</strong> Hukuka aykırı olduğu iddia edilen idari işlemlerin iptali amacıyla açılır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;"><strong>Tam yargı davaları:</strong> İdari eylem veya işlemlerden dolayı kişisel hakları ihlal edilenlerin açtığı tazminat davalarıdır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;"><strong>İdari sözleşmelerden doğan davalar:</strong> Kamu hizmetinin yürütülmesine ilişkin idari sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıklar idari yargının görev alanına girer.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Burada belirleyici ölçüt, uyuşmazlığın kaynağının kamu gücü kullanımı olup olmadığıdır. Eğer idare özel hukuk kişisi gibi hareket etmişse (örneğin kira sözleşmesi yapmışsa), uyuşmazlık adli yargının görev alanına girer. Ancak idare tek taraflı ve kamu gücüne dayanarak işlem tesis etmişse, uyuşmazlık idari yargıda görülür. Bununla birlikte kanunumuzda incelenmiş idari yargıda görülen davalar veya idari bir uyuşmazlığa konu olsa da adli yargıda görülecek olan davalar söz konusudur.</span></p>
<p><span id="more-4204"></span></p>
<ul>
<li>
<h2><span style="font-size: 24pt;">İptal Davaları</span></h2>
</li>
</ul>
<p><span style="font-size: 14pt;">İYUK m.2/1-a’ya göre iptal davaları; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka aykırılık iddiasıyla açılan davalardır. Bu davaların amacı, hukuka aykırı bir idari işlemin hukuk düzeninden kaldırılmasıdır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İptal davasının temel özellikleri şunlardır:</span></p>
<ul>
<li><span style="font-size: 14pt;">Dava konusu mutlaka idari işlem olmalıdır.</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">İşlem, kamu gücüne dayanılarak tesis edilmiş olmalıdır.</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">Davacı, işlem nedeniyle menfaat ihlali yaşadığını ileri sürmelidir.</span></li>
</ul>
<p><span style="font-size: 14pt;">Bu çerçevede; atama işlemleri, disiplin cezaları, ruhsat iptalleri, imar planları, idari para cezaları gibi tek taraflı idari işlemler iptal davasına konu olabilir.</span></p>
<ul>
<li>
<h2><strong>Tam Yargı Davaları</strong></h2>
</li>
</ul>
<p><span style="font-size: 14pt;">İYUK m.2/1-b uyarınca tam yargı davaları; idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan ihlal edilenler tarafından açılan davalardır. Bu davalar esas itibarıyla tazminat talepli davalardır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Tam yargı davaları iki şekilde ortaya çıkabilir:</span></p>
<ul>
<li><span style="font-size: 14pt;">Hukuka aykırı bir idari işlemden doğan zarar nedeniyle,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">İdarenin eyleminden (örneğin hizmet kusuru) kaynaklanan zarar nedeniyle.</span></li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İYUK m.12 hükmü, ilgililerin doğrudan tam yargı davası açabileceklerini veya önce iptal davası açıp sonrasında tam yargı davası yoluna gidebileceklerini düzenlemektedir. Bu hüküm, zarar gören kişilere seçimlik bir yol tanımaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Tam yargı davası, idari işlem veya eylemden dolayı doğrudan kişisel bir hakkı ihlal edilen tarafından açılır. Dolayısıyla, işbu davanın açılabilmesi menfaat ihlali yeterli değildir. Fakat iptal davası açılabilmesi için menfaat ihlali bulunması, yani davaya konu işlemle ilgili arasında makul bir ilişkinin mevcudiyeti yeterlidir. Bu bakımdan, menfaat ihlalinin yeterli olup olmaması, iptal davasını ve tam yargı davasını birbirinden farklı kılan bir diğer husustur.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Bahse konu iki dava arasındaki son ayrım, davalarda verilen kararların kimler üzerinde etkili olduğudur. Genel etkili bir dava olan iptal davası, dava neticesinde verilen kararın ilgili herkesin faydalanabileceği bir davadır. Fakat tam yargı davasında mahkemece verilecek karardan yalnızca dava tarafları faydalanabilir. Zira bu davada verilen karar sadece taraflar üzerinde etki doğurur.</span></p>
<ul>
<li>
<h2><strong>İdari Sözleşmelerden Doğan Davalar</strong></h2>
</li>
</ul>
<p><span style="font-size: 14pt;">İYUK m.2/1-c’ye göre, tahkim yolu öngörülmemiş olmak kaydıyla, kamu hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin idari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar idari yargının görev alanına girer.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Burada belirleyici unsur, sözleşmenin bir idari sözleşme niteliğinde olmasıdır. İdari sözleşmeler, idareye tek taraflı fesih, denetim veya yaptırım uygulama gibi kamu gücüne dayalı ayrıcalıklar tanır. Örneğin kamu hizmeti imtiyaz sözleşmeleri bu kapsamda değerlendirilir.</span></p>
<h2><strong>İdari Yargının Görev Alanına Giren Konular Nelerdir?</strong></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Genel olarak idari yargının görev alanına, kamu kurum ve kuruluşlarına yönelik açılacak tüm davalar girmektedir. Buna örnek vermek gerekirse;</span></p>
<ul>
<li><span style="font-size: 14pt;">Hukuka aykırı idari işlemlerin iptali için açılan iptal davaları,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">Kamu görevlilerinin görevleri dolayısıyla kuruma karşı açacakları davalar,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">Kamulaştırma işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">Vergi uyuşmazlıkları ve vergi davaları,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">İdarenin hizmet kusurundan doğan zararların tazmini için açılan tam yargı davaları</span></li>
</ul>
<p><span style="font-size: 14pt;">Gibi davalar, idari yargının görev alanına giren başlıca konular arasında yer almaktadır. Bir davanın idari yargı alanına girmesiyle o davanın idare mahkemesinde görülmesi aynı ifadeler değildir. İdari yargının alanında incelenen bir dava idare mahkemesinde görülmeyebilir yahut adli yargının kapsamında olan bir dava da idare mahkemesinde görülebilir. Bunun için gerek 2577 sayılı İdare Yargılama Usulü Kanun’una gerek uyuşmazlığa konu olan alana ilişkin özel kanunlara bakmak gerekecektir.</span></p>
<h2><strong>İdare Mahkemelerinde Görülen Davalar</strong></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İYUK’un sistematiği ve 2576 sayılı Kanun birlikte değerlendirildiğinde, idare mahkemeleri genel görevli idari yargı mercileridir. Buna göre:</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Vergi mahkemelerinin görev alanına giren vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklere ilişkin davalar dışındaki,</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Danıştay’ın ilk derece mahkemesi olarak baktığı özel nitelikli davalar dışında kalan tüm iptal, tam yargı ve idari sözleşmelerden doğan davalar idare mahkemelerinde görülür.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Örneğin;</span></p>
<ul>
<li><span style="font-size: 14pt;">Kamu personeline ilişkin işlemler,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">İmar planları ve yapı ruhsatları,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">Disiplin cezaları,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">İdari para cezaları,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">Ruhsat ve lisans iptalleri</span></li>
</ul>
<p><span style="font-size: 14pt;">kural olarak idare mahkemelerinin görev alanına girer.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-idari-yarginin-gorev-alani/">İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA İDARİ YARGININ GÖREV ALANI</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-idari-yarginin-gorev-alani/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PAEM ÖĞRENCİ ADAYLARININ GENEL OLARAK POLİSLİK MESLEĞİNE ALIMINDA ELEME VE MÜLAKAT SÜRECİ</title>
		<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/paem-ogrenci-adaylarinin-genel-olarak-polislik-meslegine-aliminda-eleme-ve-mulakat-sureci/</link>
					<comments>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/paem-ogrenci-adaylarinin-genel-olarak-polislik-meslegine-aliminda-eleme-ve-mulakat-sureci/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Feb 2024 21:13:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İdare Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[DAVA]]></category>
		<category><![CDATA[duruşma]]></category>
		<category><![CDATA[eleme]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[idare hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[İDARİ YARGI]]></category>
		<category><![CDATA[İPTAL DAVASI]]></category>
		<category><![CDATA[itiraz]]></category>
		<category><![CDATA[law]]></category>
		<category><![CDATA[mülakat]]></category>
		<category><![CDATA[PAEM]]></category>
		<category><![CDATA[PMYO]]></category>
		<category><![CDATA[polis]]></category>
		<category><![CDATA[POMEM]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[yürütmeyi durdurma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yildizhukukdanismanlik.com/?p=3654</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; PAEM ÖĞRENCİ ADAYLARININ GENEL OLARAK POLİSLİK MESLEĞİNE ALIMINDA ELEME VE MÜLAKAT SÜRECİ Ülkemizin polis ihtiyacını karşılamak, polis olmak isteyenleri belirli eğitimlerden geçirerek polislik mesleğine hazır hale getirmek adına merkezler kurulmuştur. Ülkemizde bulunan bu merkezler: POMEM, PMYO, PAEM adlandırılır. Bu</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/paem-ogrenci-adaylarinin-genel-olarak-polislik-meslegine-aliminda-eleme-ve-mulakat-sureci/">PAEM ÖĞRENCİ ADAYLARININ GENEL OLARAK POLİSLİK MESLEĞİNE ALIMINDA ELEME VE MÜLAKAT SÜRECİ</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<h2><strong>PAEM ÖĞRENCİ ADAYLARININ GENEL OLARAK POLİSLİK MESLEĞİNE ALIMINDA ELEME VE MÜLAKAT SÜRECİ</strong></h2>
<p>Ülkemizin polis ihtiyacını karşılamak, polis olmak isteyenleri belirli eğitimlerden geçirerek polislik mesleğine hazır hale getirmek adına merkezler kurulmuştur. Ülkemizde bulunan bu merkezler: POMEM, PMYO, PAEM adlandırılır. Bu merkezler hakkında kısa bir bilgi edinirsek:</p>
<ul>
<li>Polis Meslek Eğitim Merkezleri (POMEM) (Polis yetiştirir ve 6 ay eğitim verilir.)</li>
<li>Polis Meslek Yüksekokulları (PMYO) (Polis yetiştirir ve 2 yıl eğitim verilir.)</li>
<li>Polis Amirleri Eğitim Merkezi (PAEM) (Komiser yetiştirir ve 11 ay eğitim verilir.)</li>
</ul>
<h2>1)         PAEM ÖĞRENCİ ADAYLARININ MESLEĞE ALIM SÜRECİ</h2>
<p>PAEM öğrenci adaylarının Polis Amirleri Eğitim Merkezleri’ne alımını düzenleyen Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitim Merkezleri’ne Giriş Yönetmeliği aşağıdaki gibidir.<span id="more-3654"></span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-3656" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-1-yon-300x263.png" alt="" width="300" height="263" srcset="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-1-yon-300x263.png 300w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-1-yon-768x675.png 768w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-1-yon.png 871w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-3657" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-2-yon-293x300.png" alt="" width="293" height="300" srcset="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-2-yon-293x300.png 293w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-2-yon-768x786.png 768w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-2-yon.png 871w" sizes="(max-width: 293px) 100vw, 293px" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-3658" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-3-yon-300x297.png" alt="" width="300" height="297" srcset="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-3-yon-300x297.png 300w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-3-yon-150x150.png 150w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-3-yon-768x759.png 768w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-3-yon.png 895w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-3659" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-4-yon-300x169.png" alt="" width="300" height="169" srcset="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-4-yon-300x169.png 300w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-4-yon-1024x576.png 1024w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-4-yon-768x432.png 768w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-4-yon-1536x864.png 1536w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-4-yon.png 1920w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-3660" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-5-yon-296x300.png" alt="" width="296" height="300" srcset="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-5-yon-296x300.png 296w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-5-yon-768x779.png 768w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-5-yon.png 874w" sizes="(max-width: 296px) 100vw, 296px" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-3661" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-6-yon-291x300.png" alt="" width="291" height="300" srcset="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-6-yon-291x300.png 291w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-6-yon-768x792.png 768w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-6-yon.png 866w" sizes="(max-width: 291px) 100vw, 291px" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-3662" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-7-yon-291x300.png" alt="" width="291" height="300" srcset="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-7-yon-291x300.png 291w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-7-yon-768x792.png 768w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-7-yon.png 861w" sizes="(max-width: 291px) 100vw, 291px" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-3663" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-8-yon-296x300.png" alt="" width="296" height="300" srcset="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-8-yon-296x300.png 296w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-8-yon-768x779.png 768w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-8-yon.png 874w" sizes="(max-width: 296px) 100vw, 296px" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-3664" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-9-yon-300x294.png" alt="" width="300" height="294" srcset="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-9-yon-300x294.png 300w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-9-yon-768x753.png 768w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-9-yon.png 884w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-3665" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-10-yon-300x300.png" alt="" width="300" height="300" srcset="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-10-yon-300x300.png 300w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-10-yon-150x150.png 150w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-10-yon-768x771.png 768w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-10-yon-230x230.png 230w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-10-yon-365x365.png 365w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-10-yon.png 882w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-3666" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-11-yon-300x300.png" alt="" width="300" height="300" srcset="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-11-yon-300x300.png 300w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-11-yon-150x150.png 150w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-11-yon-230x230.png 230w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-11-yon-365x365.png 365w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-11-yon.png 875w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-3667" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-12-yon-291x300.png" alt="" width="291" height="300" srcset="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-12-yon-291x300.png 291w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-12-yon-768x792.png 768w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2024/02/paem-12-yon.png 860w" sizes="(max-width: 291px) 100vw, 291px" /></p>
<p>Görüldüğü üzere PAEM’e öğrenci adaylığı için aranan şartlar yukarıdaki mevzuatta açıklanmıştır.</p>
<ol>
<li>Sınav Komisyonlarının Oluşturulması</li>
<li>Ön Sağlık Kontrolü</li>
<li>Fiziki Yeterlilik Sınavı</li>
<li>Mülakat Sınavı</li>
<li>A) ÖN SAĞLIK KONTOLÜ</li>
</ol>
<p>Bu süreçte önce sınav komisyonları oluşturulduktan sonra ön sağlık şartları aşamasına geçilir. Öğrenci adayları ön sağlık kontrolünden geçirilir. Bu kontrol Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği hükümlerine göre yapılır.</p>
<p>Ön sağlık kontrolü sonrasında adaylar hakkında “Polis Meslek Eğitim Merkezi Öğrenci Adayı Olur” veya “Polis Amirleri Eğitim Merkezi Öğrenci Adayı Olamaz” şeklinde karar verilir. Hakkında “Öğrenci Adayı Olamaz” şeklinde karar verilen adaylar, fiziki yeterlilik ve mülakat sınavı aşamalarına geçemezler. Bu karara karşı ayrıca İdare Mahkemesinde dava açmak mümkündür. Bu aşamada başarılı olan adaylar fiziki yeterlilik sınavı aşamasına geçmeye hak kazanır.</p>
<ol>
<li>
<h2>B) FİZİKİ YETERLİLİK SINAVI</h2>
</li>
</ol>
<p>Ön sağlık kontrolünü geçen adaylar fiziki yeterlilik sınavına alınırlar. Fiziki yeterlilik sınavı; Polis Akademisince belirlenecek kriterler çerçevesinde yapılır. Erkek ve kadın adayların sınavları farklı kriterlere göre değerlendirilir. Başarılı olmak için yüz tam puan üzerinden en az altmış puan almak gereklidir.</p>
<ol>
<li>
<h2>C) MÜLAKAT SINAVI</h2>
</li>
</ol>
<p>Polis Amirleri Eğitim Merkezleri (PAEM) öğrenci adayları fiziki yeterlilik sınavını başarıyla geçerek mülakat sınavına girmeye hak kazanır. Genel sıralamaya oransal olarak en fazla etki eden aşama bu aşamadır.</p>
<p>Yönetmeliğe göre mülakat komisyonunda, adayların hal ve hareketlerinin psikolojik açıdan değerlendirmesini yapmak üzere psikolog veya rehberlik ve psikolojik danışmanlık bölümü mezunu bir üye görevlendirilmeli ve bu değerlendirme mülakat komisyonu ile paylaşılmalıdır.</p>
<p>Yine yönetmeliğe göre “Adaylara, Soru Hazırlama Komisyonunca hazırlanıp Soru Denetleme Komisyonunca uygun görülen soruların yazılı olduğu bir kart çektirilir. Konu hakkında düşünmesi ve sunum yapması için süre verilir. Konu ile ilgili komisyonca adaya sorular sorulabilir.”</p>
<p>Değerlendirmede adayın;</p>
<ol>
<li>a) Konu hakkında bilgi düzeyi,</li>
<li>b) Kendisinden istenileni kavrama,</li>
<li>c) Özgüveni,</li>
</ol>
<p>ç) İfade etme yeteneği,</p>
<ol>
<li>d) Beden dilini kullanma becerisi,</li>
</ol>
<p>olmak üzere beş ayrı kritere göre ve her bir kriter yirmi puan olmak üzere toplam yüz tam puan üzerinden yapılır. Adayın mülakat sınavından başarılı olabilmesi için yüz puan üzerinden en az yetmiş puan alması gerekir.”</p>
<p>Görüleceği üzere bir adayın mülakat aşamasını da başarı ile geçebilmesi için yüz tam puan üzerinden en az 70 puan alması gerekmektedir. Aksi takdirde aday başarısız sayılır ve bu aşamada elenmiş olur.</p>
<h2>2) SINAV SONUCUNUN BELİRLENMESİ, GENEL PUANIN TESPİTİ VE İLANI</h2>
<p>Ön sağlık kontrolünden geçen, fiziksel yeterlilik sınavından en az 60 puan alan ve son olarak mülakat sınavından en az 70 puan alan Polis Amirleri Eğitim Merkezleri (PAEM) öğrenci adayları tüm aşamalardan başarıyla geçmiş sayılır ve başarı sıralamasının belirlenmesi açısından genel puanı hesaplanır.</p>
<p>Yönetmeliğe göre Adayların başarı sıralamasına esas PAEM giriş puanı; adayın KPSS puanının % 25’i, fiziki yeterlilik sınavı puanının % 25’i ve mülakat sınavı puanının % 50’sinin toplamıdır. Başarı sıralaması puanında eşitlik olması halinde sırasıyla; KPSS’den alınan puan, mülakat puanı, fiziki yeterlilik puanının yüksekliği esas alınır. Bunlarda da eşitlik olması halinde yaşı küçük olan aday tercih edilir.</p>
<p>Görüldüğü üzere genel başarı sıralamasını etkilen en önemli unsur %50 oranla mülakat sınavı puanıdır. Sınav sonuçları Polis Akademisi Başkanlığınca ilan edilir. Asil, yedek ve başarısız olmak üzere ayrı ayrı sınav sonuç listesi düzenlenir. Buna göre sınav sonucu “başarısız” olarak ilan edilen adayların asil veya yedek sıralamasına giremeyip fiziksel yeterlilik sınavından 60 puanın altında veya mülakat sınavından 70 puanın altında aldığı anlaşılır.</p>
<h2>3) MÜLAKAT SONUÇLARINA İTİRAZ SÜRECİ</h2>
<p>Anayasa MADDE 125- İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.</p>
<p>Bu hüküm ile ifade edilmek istenen etkili bir yargısal denetimin sağlanmasıdır. Bu nedenle Polis Amirleri Eğitim Merkezleri (PAEM) öğrenci adaylarının bu sınavlarda başarısız sayılma işleminin de tüm idari işlemlerin yargısal denetiminde olduğu gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden yargısal denetiminin yapılabilmesi gerekmektedir.</p>
<h2>4) MÜLAKAT SINAVI SONUCUNDAN DOLAYI İLİŞİĞİ KESİLEN ADAYIN MÜLAKAT SINAV SONUCUNA İTİRAZ ETMESİ İÇİN GÖREVLİ MAHKEME NERESİDİR?</h2>
<p>Polis Amirleri Eğitim Merkezleri (PAEM) öğrenci adaylarının mülakat sonucunun elverişli olmamasına karşılık adaylar 2577 sayılı ve 20/1/1982 Resmî Gazete tarihli İdari Yargılama Usulü Kanununa göre idare mahkemesine yürütme durdurma istemli iptal davası açmalıdır.</p>
<h2>5) MÜLAKAT SINAVI SONUCUNDAN DOLAYI İLİŞİĞİ KESİLEN ADAYIN MÜLAKAT SINAV SONUCUNA İTİRAZ ETMESİ İÇİN YETKİLİ MAHKEME NERESİDİR?</h2>
<p>Polis Amirleri Eğitimi Merkezi (PAEM), Polis Meslek Eğitim Merkezleri (POMEM) ve Polis Meslek Yüksekokulları (PMYO) öğrenci adaylarının mülakat sonucunun elverişli olmamasına karşılık adayların açacağı dava 2577 sayılı ve 20/1/1982 Resmî Gazete tarihli İdari Yargılama Usulü Kanununun 32. maddesinin birinci fıkrasına göre “İdari Davalarda Genel Yetki başlığı altında” şu şekilde belirtilmektedir:</p>
<p>Madde 32 – 1. Göreve ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla bu Kanunda veya özel kanunlarda yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması halinde, yetkili idare mahkemesi, dava konusu olan idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir.</p>
<p>Buna göre mevcut idari merciin olacağı yer ezcümle PAEM, PMYO ve POMEM kurumlarının bulunduğu şehirdeki idare mahkemesi, mülakat sınavının sonucu nedeniyle ilişiği kesilen adayın açacağı davada yetkili mahkemedir.</p>
<h2>6) DAVA AÇMA SÜRESİ NEDİR?</h2>
<p>Polis Amirleri Eğitim Merkezleri (PAEM) öğrenci adaylarının ön sağlık kontrolünü ve fiziki yeterlilik sınavını geçmesi sonrası girdiği mülakat sınavının sonucuna itiraz etme yolu açıktır. Böyle bir itirazda bulunmak isteyen kişi 2577 sayılı ve 20/1/1982 Resmî Gazete tarihli İdari Yargılama Usulü Kanununa göre 60 gün içinde, İdare Mahkemesine, yürütme durdurma istemli iptal davası açmalıdır. Bu süre hak düşürücü süredir. Geçirilmesi durumunda dava açma hakkı son bulur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2>7) YÜRÜTMENİN DURDURULMASI ŞARTLARI NELERDİR?</h2>
<p>İdari yargılamada yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için şu şartların gerçekleşmiş olması gerekir:</p>
<ul>
<li>İdari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararlar doğmalıdır.</li>
<li>İdari işlemin açıkça hukuka aykırı olması gerekir.</li>
<li>Yürütmeyi durdurma kararı verilmesinin davacı tarafından istenmesi gerekir.</li>
<li>Davalı idarenin savunmasının alınması gerekir veya savunma süresinin geçmesi gerekir. Ancak uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemler hakkında yürütmeyi durdurma kararı idarenin savunması alınmadan verilebilir. Ancak kamu görevlileri hakkında tesis edilen arama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz.</li>
<li>Yürütmenin durdurulması kararı teminat karşılığında verilir. Ancak durumun gereklerine göre teminat aranmayadabilir.</li>
<li>Olağanüstü hallerde, kanunla yürütmenin durdurulması kararı verilmesi sınırlanabilir (AY m.125/6.)</li>
<li>Yukarıda sayılan şartların gerçekleşmesi halinde yürütmeyi durdurma kararı verip vermemek mahkemenin takdirindedir. Yürütmeyi durdurma kararı verilebilmesi için gereken koşullar sağlansa bile mahkeme yürütmeyi durdurma kararı vermek zorunda değildir. Yürütmeyi durdurma kararı gerekçeli olarak verilmektedir. Gerekçede ise idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka aykırı olduğu veya olmadığı ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur.</li>
</ul>
<h2>8) MÜLAKAT SINAVI SONUCUNA İTİRAZ DAVASI AÇILMASINA İLİŞKİN EMSAL KARARLAR</h2>
<p><strong>Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2020/2763 E.  ,  2021/3157 K.</strong></p>
<p><em>Polis memuru olan davacının 09/02/2016 tarihinde yapılan Polis Amirleri Eğitimi Merkezi ilk derece amirlik eğitimi mülakat sınavında başarısız sayılmasına ilişkin işlem ve bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi istemi ile,</em></p>
<p><em>Bu işlemin dayanağı olan, 16/7/2015 tarih ve 29418 sayılı Resmi Gazete&#8217;de yayınlanan Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Giriş ve Eğitim-Öğretim Yönetmeliği&#8217;nin 19. maddesinin 2., 3. ve 4. fıkralarının iptali istenilmektedir.</em></p>
<p><em>Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Giriş ve Eğitim-Öğretim Yönetmeliği&#8217;nin 19. maddesinin 2., 3. ve 4. fıkraları yönünden yapılan inceleme;</em></p>
<p><em>Dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 2. ve 3. fıkrasında mülakat sınavının usul ve esasları ile mülakat sınav komisyonun vereceği kararların değerlendirme ve karar formuna işleneceği düzenlenmiş olup, söz konusu fıkralara göre adayların psikolojik yeterliliğinin; duygusal dengesizlik, dışa dönüklük, uyumluluk, sorumluluk, açıklık ve adayın polislik mesleğine istekli olması kıstaslarına göre psikolog veya rehberlik ve psikolojik danışmanlık bölümü mezunu üye tarafından değerlendirileceği ve bu değerlendirmenin mülakat komisyonu ile paylaşılacağı, adaylara, Başkanlıkça belirlenecek soruların yazılı olduğu bir kart çektirileceği, konu hakkında düşünmesi ve sunum yapması için süre verileceği, konu ile ilgili komisyonca adaya sorular sorulabileceği, değerlendirmede adayın; konu hakkında bilgi düzeyi, kendisinden istenileni kavrama, özgüveni, ifade etme yeteneği ve beden dilini kullanma becerisi olmak üzere beş ayrı kritere göre ve her bir kriter yirmi puan olmak üzere toplam yüz tam puan üzerinden yapılacağı, adayın mülakat sınavından başarılı olabilmesi için yüz puan üzerinden en az yetmiş puan alması gerektiği ve Mülakat sınavı komisyonunun başarılı olan adaylar hakkında “Polis Amirleri Eğitimi Merkezi öğrenci adayı olur”, başarısız adaylar hakkında “Polis Amirleri Eğitim Merkezi öğrenci adayı olamaz” kararı vereceği ve bu kararları karar ve değerlendirme formuna işleneceği düzenlenmiştir. Hiyerarşik normlar sistemi olan hukuk düzeninde, alt düzeydeki normların, yürürlüklerini üst düzeydeki normlardan aldığı kuşkusuzdur. Normlar hiyerarşisinin en üstünde evrensel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunmakta, daha sonra gelen kanunlar ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleri düzenleme yetkisini Anayasa&#8217;dan, yönetmelikler ise kanun ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinden almaktadır. Dolayısıyla; bir normun, kendisinden daha üst konumda bulunan ve dayanağını oluşturan bir norma aykırı veya bunu değiştirici nitelikte bir hüküm getirmesi mümkün bulunmamaktadır. İdare tarafından üst hukuk normlarına uygun olarak hazırlanan yönetmelik hükmüyle davalı idare bünyesinde ilk derece amirlik eğitimini alacak personelin seçiminde objektif kriterlerin esas alındığı anlaşılmaktadır. Yukarıda belirtilenler ışığında dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 2. ve 3. fıkralarında üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Diğer taraftan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu&#8217;nun 55. maddesinde sözlü sınav ibaresine yer verilmişken, dava konusu Yönetmelikte mülakat şeklinde düzenleme yapıldığı ve söz konusu fıkrada mülakat sınavının usul ve esaslarının düzenlendiği görüldüğünden bu durumun hukuka aykırı olup olmadığı da ayrıca tartışılması gereken bir konudur. Anayasa Mahkemesinin 18/05/2011 tarih ve E:2008/7, K:2011/80 sayılı kararında, mülakatı; bir kişinin davranış ve düşünceleri üstüne bilgi edinmek amacıyla sorulu cevaplı görüşme yapılarak ilgilinin muhakeme gücünü, bir konuyu kavrayıp özetleme ve ifade yeteneğini, genel ve fiziki görünümünü, davranış ve tepkilerinin mesleğe uygunluğunu ve liyakatini, yetenek ve kültürünü, çağdaş bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığını puan vermek suretiyle değerlendirme yöntemi olarak tanımlamış ve söz konusu Mahkemenin 04/12/2014 tarih ve E:2014/99, K:2014/181 sayılı kararında sözlü sınav da benzer şekilde tanımlanmış, aynı kararda sözlü sınav ile mülakatı aynı anlamda kullanılmıştır. 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu incelendiğinde Kanun koyucunun çeşitli maddelerde sözlü sınav ve mülakat sınavları ibarelerini kullandığı ve bu ibarelerin birbirinden farklı olarak değerlendirilmediği, aynı anlamda kullandığı görülmekte olup, her ne kadar 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu&#8217;nun 55. maddesinde sözlü sınav ibaresine yer verilmişse de dava konusu Yönetmelikte mülakat sınavı olarak düzenlenmesinde 3201 sayılı Kanun ve yukarıda belirtilen Anayasa Mahkemesi kararları da dikkate alındığında üst hukuk normlarında aykırı olmadığı değerlendirilmiştir Dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 4. fıkrasının ilk cümlesinde mülakat sınav komisyonu kararına itiraz edilemeyeceği, ikinci cümlesinde ise hakkında “Polis Amirleri Eğitimi Merkezi öğrenci adayı olamaz” kararı verilen adayların o yılın başvuru dönemi içinde yeniden başvuruda bulunamayacağı düzenlenmiştir. Anayasa&#8217;nın &#8220;Hak arama hürriyeti&#8221; başlıklı 36. maddesinde, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu hüküm altına alınmıştır. Anılan madde ile Anayasal güvenceye bağlanan hak arama hürriyeti, temel hak kategorisinde yer almasının yanında, diğer temel hak ve hürriyetlerin korunması ve kullanılmasında üstlendiği görev nedeniyle de hukukun temel ilkelerinden birini teşkil etmektedir. Bu yönüyle, hak arama hürriyeti, niteliği itibariyle bünyesinde birden fazla ilkeyi barındıran bir hukuki müessese görünümü arz etmektedir. Kuşkusuz, bu ilkelerden biri de adil yargılanma hakkının da en önemli unsurlarından birini teşkil eden mahkemeye erişim hakkıdır. İptali istenilen düzenlemede mülakat sınav komisyonu kararına itiraz edilemeyeceği düzenlenmiş olup, bu işleme karşı yargı yoluna başvurulabilmesini engelleyen herhangi bir hükme yer verilmemiştir. Bununla birlikte idarenin takdir hakkını kanunlara uygun olarak kullanıp kullanmadığı hususunun denetlenebileceği açıktır. Bu bağlamda mülakat sınavına ilişkin kararlara karşı Anayasa&#8217;nın 125. maddesi gereğince idari yargı yolunun açık olduğu ve dava konusu düzenlemede anılan yargı yolunu kapatan veya zorlaştıran bir hükme yer verilmediği dikkate alındığında hak arama özgürlüğünün engellendiğinden söz edilemez. Hakkında “Polis Amirleri Eğitimi Merkezi öğrenci adayı olamaz” kararı verilen adayların o yılın başvuru dönemi içinde yeniden başvuruda bulunamayacağı şeklinde yapılan düzenleme ile idare ilgili yılda başarısız olan adayların sadece ilgili yılda açılacak sınavlara girmesini engellediği, daha sonra yapılacak sınavlara girememesi yönünde herhangi bir engelin bulunmadığı, sınav süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde belirli bir dönem aralığını kapsadığı, sınava başvuran aday sayısı ve sınav komisyonlarının iş yoğunluğu da dikkate alındığında, yapılan düzenlemedeki sınırlamanın ölçülü olduğu ve idarenin düzenlemedeki takdir yetkisini kamu yararı ve hizmet gerekleri uygun olarak kullandığı görüldüğünden söz konusu düzenlemenin hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Polis Amirleri Eğitim Merkezi emniyet mensubu öğrenci adayı amirlik eğitimi mülakat sınavında başarısız sayılmasına ilişkin işlem yönünden yapılan inceleme;</em></p>
<p><em>Dava konusu olayda; davacının 2015 yılında İlk Derece Amirlik Eğitimi için sınava başvuru yaptığı, yazılı sınavdan 78 puan alarak başarılı olduğu, fiziki yeterlik sınavından 100 puan alarak başarılı sayıldığı ve mülakata çağrıldığı, mülakat sınavından soru havuzundan 662 sıra numaralı soruyu çektiği, çekilen soruda &#8220;İnsan hakları konusunda Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru ne zaman başladı&#8221; şeklinde soru sorulduğu, davacının soruya verdiği cevabın komisyon üyelerince değerlendirilmesi neticesinde 50 puan alarak başarısız sayıldığı görülmektedir. Dosyadaki bilgi ve belgelerde; mülakat komisyonunun usulüne uygun şekilde oluşturulduğu, davacının komisyon üyeleri tarafından; konu hakkında bilgi düzeyi, kendisinden istenileni kavrama, özgüveni, ifade etme yeteneği ve beden dilini kullanma becerisi yönünden değerlendirildiği ve yapılan değerlendirme neticesinde 50 puan aldığı, Yönetmelikte düzenlenen sözlü sınavdan başarılı sayılmak için gerekli olan en az 70 puan barajını aşamadığı görüldüğünden dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Her ne kadar Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Giriş ve Eğitim-Öğretim Yönetmeliği&#8217;nin 17. maddesinin 3. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan &#8221;On&#8221; ibaresi Dairemizin 02/06/2021 tarih ve E:2020/3054, K:2021/2842 sayılı kararıyla hukuka aykırı bulunarak iptal edilmişse de, davacının usulüne uygun şekilde yapılan mülakat sınavında aranılan 70 puan barajını aşamadığı görüldüğünden, iptal edilen düzenlemenin davacının başarısız sayılmasına bir etkisi olmayacağı açıktır. Öte yandan, dava ret ile sonuçlandığından, davacının özlük haklarının iadesine yönelik isteminin de reddine karar verilmesi gerektiği açıktır. </em>Açıklanan nedenlerle davanın reddine oybirliğiyle karar verilmiştir.</p>
<p><strong>Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2020/4233 E.  ,  2021/3156 K.</strong></p>
<p><em>Polis memuru olan davacının 10/02/2016 tarihinde yapılan Polis Amirleri Eğitimi Merkezi ilk derece amirlik eğitimi mülakat sınavında başarısız sayılmasına ilişkin işlem ve bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi istemi ile, bu işlemin dayanağı olan, 16/7/2015 tarih ve 29418 sayılı Resmi Gazete ‘de yayınlanan Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Giriş ve Eğitim-Öğretim Yönetmeliği&#8217;nin 19. maddesinin 2., 3. ve 4. fıkralarının iptali istenilmektedir.</em></p>
<p><em>Davacı tarafından, Polis Amirleri Eğitim Merkezinde yapılan yazılı sınavdan 82 puan alarak başarılı olduğunu, fiziki yeterlik sınavından 95 puan alarak mülakat sınavına katıldığını, sorulara tam ve doğru cevaplar vermesine rağmen başarısız sayıldığını, herhangi bir görsel kayıt alınmadan yapılan sözlü sınavın yazılı sınav ve fiziki yeterlik sınavı sonucunu etkisiz kıldığını, dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 4. fıkrasının Anayasanın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesine ve 36. maddesinde yer alan hak arama hürriyetine aykırı olduğunu, gerekli şartları taşımasına rağmen başarı değerlendirmesinin objektif olmadığı ve hukuka aykırı olduğunu, düzenleyici işlemin Danıştay’ın yerleşik içtihatlarına aykırı olduğunu ileri sürülmektedir.</em></p>
<p><em>Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Giriş ve Eğitim-Öğretim Yönetmeliği&#8217;nin 19. maddesinin 2., 3. ve 4. fıkraları yönünden yapılan inceleme;</em></p>
<p><em>Dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 2. ve 3. fıkrasında mülakat sınavının usul ve esasları ile mülakat sınav komisyonun vereceği kararların değerlendirme ve karar formuna işleneceği düzenlenmiş olup, söz konusu fıkralara göre adayların psikolojik yeterliliğinin; duygusal dengesizlik, dışa dönüklük, uyumluluk, sorumluluk, açıklık ve adayın polislik mesleğine istekli olması kıstaslarına göre psikolog veya rehberlik ve psikolojik danışmanlık bölümü mezunu üye tarafından değerlendirileceği ve bu değerlendirmenin mülakat komisyonu ile paylaşılacağı, adaylara, Başkanlıkça belirlenecek soruların yazılı olduğu bir kart çektirileceği, konu hakkında düşünmesi ve sunum yapması için süre verileceği, konu ile ilgili komisyonca adaya sorular sorulabileceği, değerlendirmede adayın; konu hakkında bilgi düzeyi, kendisinden istenileni kavrama, özgüveni, ifade etme yeteneği ve beden dilini kullanma becerisi olmak üzere beş ayrı kritere göre ve her bir kriter yirmi puan olmak üzere toplam yüz tam puan üzerinden yapılacağı, adayın mülakat sınavından başarılı olabilmesi için yüz puan üzerinden en az yetmiş puan alması gerektiği ve Mülakat sınavı komisyonunun başarılı olan adaylar hakkında “Polis Amirleri Eğitimi Merkezi öğrenci adayı olur”, başarısız adaylar hakkında “Polis Amirleri Eğitim Merkezi öğrenci adayı olamaz” kararı vereceği ve bu kararları karar ve değerlendirme formuna işleneceği düzenlenmiştir. Hiyerarşik normlar sistemi olan hukuk düzeninde, alt düzeydeki normların, yürürlüklerini üst düzeydeki normlardan aldığı kuşkusuzdur. Normlar hiyerarşisinin en üstünde evrensel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunmakta, daha sonra gelen kanunlar ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleri düzenleme yetkisini Anayasa&#8217;dan, yönetmelikler ise kanun ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinden almaktadır. Dolayısıyla; bir normun, kendisinden daha üst konumda bulunan ve dayanağını oluşturan bir norma aykırı veya bunu değiştirici nitelikte bir hüküm getirmesi mümkün bulunmamaktadır. İdare tarafından üst hukuk normlarına uygun olarak hazırlanan yönetmelik hükmüyle davalı idare bünyesinde ilk derece amirlik eğitimini alacak personelin seçiminde objektif kriterlerin esas alındığı anlaşılmaktadır. Yukarıda belirtilenler ışığında dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 2. ve 3. fıkralarında üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Diğer taraftan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu&#8217;nun 55. maddesinde sözlü sınav ibaresine yer verilmişken, dava konusu Yönetmelikte mülakat şeklinde düzenleme yapıldığı ve söz konusu fıkrada mülakat sınavının usul ve esaslarının düzenlendiği görüldüğünden bu durumun hukuka aykırı olup olmadığı da ayrıca tartışılması gereken bir konudur. Anayasa Mahkemesinin 18/05/2011 tarih ve E:2008/7, K:2011/80 sayılı kararında, mülakatı; bir kişinin davranış ve düşünceleri üstüne bilgi edinmek amacıyla sorulu cevaplı görüşme yapılarak ilgilinin muhakeme gücünü, bir konuyu kavrayıp özetleme ve ifade yeteneğini, genel ve fiziki görünümünü, davranış ve tepkilerinin mesleğe uygunluğunu ve liyakatini, yetenek ve kültürünü, çağdaş bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığını puan vermek suretiyle değerlendirme yöntemi olarak tanımlamış ve söz konusu Mahkemenin 04/12/2014 tarih ve E:2014/99, K:2014/181 sayılı kararında sözlü sınav da benzer şekilde tanımlanmış, aynı kararda sözlü sınav ile mülakatı aynı anlamda kullanılmıştır. 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu incelendiğinde Kanun koyucunun çeşitli maddelerde sözlü sınav ve mülakat sınavları ibarelerini kullandığı ve bu ibarelerin birbirinden farklı olarak değerlendirilmediği, aynı anlamda kullandığı görülmekte olup, her ne kadar 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu&#8217;nun 55. maddesinde sözlü sınav ibaresine yer verilmişse de dava konusu Yönetmelikte mülakat sınavı olarak düzenlenmesinde 3201 sayılı Kanun ve yukarıda belirtilen Anayasa Mahkemesi kararları da dikkate alındığında üst hukuk normlarında aykırı olmadığı değerlendirilmiştir Dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 4. fıkrasının ilk cümlesinde mülakat sınav komisyonu kararına itiraz edilemeyeceği, ikinci cümlesinde ise hakkında “Polis Amirleri Eğitimi Merkezi öğrenci adayı olamaz” kararı verilen adayların o yılın başvuru dönemi içinde yeniden başvuruda bulunamayacağı düzenlenmiştir. Anayasa&#8217;nın &#8220;Hak arama hürriyeti&#8221; başlıklı 36. maddesinde, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu hüküm altına alınmıştır. Anılan madde ile Anayasal güvenceye bağlanan hak arama hürriyeti, temel hak kategorisinde yer almasının yanında, diğer temel hak ve hürriyetlerin korunması ve kullanılmasında üstlendiği görev nedeniyle de hukukun temel ilkelerinden birini teşkil etmektedir. Bu yönüyle, hak arama hürriyeti, niteliği itibariyle bünyesinde birden fazla ilkeyi barındıran bir hukuki müessese görünümü arz etmektedir. Kuşkusuz, bu ilkelerden biri de adil yargılanma hakkının da en önemli unsurlarından birini teşkil eden mahkemeye erişim hakkıdır. İptali istenilen düzenlemede mülakat sınav komisyonu kararına itiraz edilemeyeceği düzenlenmiş olup, bu işleme karşı yargı yoluna başvurulabilmesini engelleyen herhangi bir hükme yer verilmemiştir. Bununla birlikte idarenin takdir hakkını kanunlara uygun olarak kullanıp kullanmadığı hususunun denetlenebileceği açıktır. Bu bağlamda mülakat sınavına ilişkin kararlara karşı Anayasa&#8217;nın 125. maddesi gereğince idari yargı yolunun açık olduğu ve dava konusu düzenlemede anılan yargı yolunu kapatan veya zorlaştıran bir hükme yer verilmediği dikkate alındığında hak arama özgürlüğünün engellendiğinden söz edilemez. Hakkında “Polis Amirleri Eğitimi Merkezi öğrenci adayı olamaz” kararı verilen adayların o yılın başvuru dönemi içinde yeniden başvuruda bulunamayacağı şeklinde yapılan düzenleme ile idare ilgili yılda başarısız olan adayların sadece ilgili yılda açılacak sınavlara girmesini engellediği, daha sonra yapılacak sınavlara girememesi yönünde herhangi bir engelin bulunmadığı, sınav süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde belirli bir dönem aralığını kapsadığı, sınava başvuran aday sayısı ve sınav komisyonlarının iş yoğunluğu da dikkate alındığında, yapılan düzenlemedeki sınırlamanın ölçülü olduğu ve idarenin düzenlemedeki takdir yetkisini kamu yararı ve hizmet gerekleri uygun olarak kullandığı görüldüğünden söz konusu düzenlemenin hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.</em></p>
<p><em> Polis Amirleri Eğitim Merkezi emniyet mensubu öğrenci adayı amirlik eğitimi mülakat sınavında başarısız sayılmasına ilişkin işlem yönünden yapılan inceleme;</em></p>
<p><em>Dava konusu olayda; davacının 2015 yılı İlk Derece Amirlik Eğitimi için sınava başvuru yaptığı, yazılı sınavdan 82 puan alarak başarılı olduğu, fiziki yeterlik sınavından 95 puan alarak başarılı sayıldığı ve mülakata çağrıldığı, mülakat sınavından soru havuzundan 572 sıra numaralı soruyu çektiği, çekilen soruda &#8220;Türkiyede&#8217;ki hizbullah terör örgütünden genel hatlarıyla bahsediniz&#8221; şeklinde soru sorulduğu, davacının soruya verdiği cevabın komisyon üyelerince değerlendirilmesi neticesinde 50 puan alarak başarısız sayıldığı görülmektedir. Dosyadaki bilgi ve belgelerde; mülakat komisyonunun usulüne uygun şekilde oluşturulduğu, davacının komisyon üyeleri tarafından; konu hakkında bilgi düzeyi, kendisinden istenileni kavrama, özgüveni, ifade etme yeteneği ve beden dilini kullanma becerisi yönünden değerlendirildiği ve yapılan değerlendirme neticesinde 50 puan aldığı, Yönetmelikte düzenlenen sözlü sınavdan başarılı sayılmak için gerekli olan en az 70 puan barajını aşamadığı görüldüğünden dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Her ne kadar Polis Akademisi Başkanlığı Polis Amirleri Eğitimi Merkezi Giriş ve Eğitim-Öğretim Yönetmeliği&#8217;nin 17. maddesinin 3. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan &#8221;On&#8221; ibaresi Dairemizin 02/06/2021 tarih ve E:2020/3054, K:2021/2842 sayılı kararıyla hukuka aykırı bulunarak iptal edilmişse de, davacının usulüne uygun şekilde yapılan mülakat sınavında aranılan 70 puan barajını aşamadığı görüldüğünden, iptal edilen düzenlemenin davacının başarısız sayılmasına bir etkisi olmayacağı açıktır. Öte yandan, dava ret ile sonuçlandığından, davacının özlük haklarının iadesine yönelik isteminin de reddine karar verilmesi gerektiği açıktır. </em>Açıklanan nedenlerle Polis Amirleri Eğitim Merkezi emniyet mensubu öğrenci adayı amirlik eğitimi mülakat sınavında başarısız sayılmasına ilişkin işlem ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi istemi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.</p>
<p><em> </em></p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/paem-ogrenci-adaylarinin-genel-olarak-polislik-meslegine-aliminda-eleme-ve-mulakat-sureci/">PAEM ÖĞRENCİ ADAYLARININ GENEL OLARAK POLİSLİK MESLEĞİNE ALIMINDA ELEME VE MÜLAKAT SÜRECİ</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/paem-ogrenci-adaylarinin-genel-olarak-polislik-meslegine-aliminda-eleme-ve-mulakat-sureci/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
