<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hukuk arşivleri - Yıldız Hukuk</title>
	<atom:link href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/tag/hukuk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/tag/hukuk/</link>
	<description>Danışmanlık</description>
	<lastBuildDate>Thu, 05 Mar 2026 12:49:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/02/cropped-WhatsApp-Image-2024-12-27-at-18.06.52-1-32x32.jpeg</url>
	<title>Hukuk arşivleri - Yıldız Hukuk</title>
	<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/tag/hukuk/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>TERÖR EYLEMLERİ NEDENİYLE DOĞAN ZARARLAR BAKIMINDAN SOSYAL RİSK İLKESİ VE 5233 SAYILI KANUN KAPSAMINDA MANEVİ TAZMİNAT NASIL DEĞERLENDİRİLİR?</title>
		<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/teror-eylemleri-nedeniyle-dogan-zararlar-bakimindan-sosyal-risk-ilkesi-ve-5233-sayili-kanun-kapsaminda-manevi-tazminat-nasil-degerlendirilir/</link>
					<comments>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/teror-eylemleri-nedeniyle-dogan-zararlar-bakimindan-sosyal-risk-ilkesi-ve-5233-sayili-kanun-kapsaminda-manevi-tazminat-nasil-degerlendirilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Mar 2026 20:31:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İdare Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Osman Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[danışmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Hak düşürücü süre]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet kusuru]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk güvenliği ilkesi]]></category>
		<category><![CDATA[idare hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[idari başvuru]]></category>
		<category><![CDATA[kamu sorumluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[kusursuz sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[olağanüstü zarar]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal risk ilkesi]]></category>
		<category><![CDATA[terör hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[terör mağduru başvuru]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yildizhukukdanismanlik.com/?p=4419</guid>

					<description><![CDATA[<p>Terör eylemleri nedeniyle doğan zararların tazmininde sosyal risk ilkesi, idarenin kusuru aranmaksızın sorumluluğunu mümkün kılan özgün bir kusursuz sorumluluk türüdür. Anayasa’nın sosyal hukuk devleti ilkesi bu yaklaşımın temel dayanağını oluşturur. 5233 sayılı Kanun maddi zararların sulh yoluyla karşılanmasını düzenlerken, manevi zararları açıkça dışlamamaktadır. Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve AİHM kararları manevi tazminat talebinin idari yargı yoluyla mümkün olduğunu kabul etmektedir. Ancak maddi zararların sulh, manevi zararların dava yoluna tabi olması sistematik sorun yaratmaktadır. Süre aşımının katı yorumu hak arama özgürlüğünü zedeleyebilir; bu nedenle hakkaniyet ve sosyal devlet ilkesi esas alınmalıdır.</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/teror-eylemleri-nedeniyle-dogan-zararlar-bakimindan-sosyal-risk-ilkesi-ve-5233-sayili-kanun-kapsaminda-manevi-tazminat-nasil-degerlendirilir/">TERÖR EYLEMLERİ NEDENİYLE DOĞAN ZARARLAR BAKIMINDAN SOSYAL RİSK İLKESİ VE 5233 SAYILI KANUN KAPSAMINDA MANEVİ TAZMİNAT NASIL DEĞERLENDİRİLİR?</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="font-size: 24px;"><strong>TERÖR EYLEMLERİ NEDENİYLE DOĞAN ZARARLAR BAKIMINDAN SOSYAL RİSK İLKESİ VE 5233 SAYILI KANUN KAPSAMINDA MANEVİ TAZMİNAT SORUNU NASIL DEĞERLENDİRİLMELİDİR?<br />
I. Terör Kavramının Kökeni ve Hukuki Anlamı Nedir?</strong></span></h2>
<p>Terör sözcüğü, köken itibarıyla Latince “korkutmak” anlamına gelen terreo fiilinden türeyen “terror” kelimesine dayanmaktadır. Kavramın özünde, korku yaratma ve toplumsal düzeni sarsma amacı bulunmaktadır. Terör eylemlerinin hedefi çoğu zaman doğrudan belirli bir suç isnadı bulunan kişiler değil, rastgele seçilen ve eylemle doğrudan bağlantısı olmayan masum bireylerdir. Bu yönüyle terör, doğrudan mağdur üzerinden değil, toplumun bütünü üzerinde psikolojik ve siyasal etki yaratmayı amaçlayan bir şiddet stratejisidir.</p>
<p><span id="more-4419"></span></p>
<p>Terör eylemleri sonucunda zarar gören bireyler, çoğu zaman herhangi bir kusur isnadı altında değildir. Bu durumda şu temel sorular ortaya çıkmaktadır: Zarar gören kişiler idarenin doğrudan bir eylemi sonucu mu zarar görmüştür? İdarenin açık bir işlem veya fiili bulunmadığı hâllerde sorumluluk söz konusu olabilir mi? İdarenin eylemsizliği bir sorumluluk kaynağı teşkil edebilir mi? İşte bu soruların yanıtı, idare hukukunda geliştirilen “sosyal risk” ilkesi çerçevesinde aranmaktadır.<br />
<img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone" src="https://trthaberstatic.cdn.wp.trt.com.tr/resimler/1534000/terorist-1535533.jpg" alt="TERÖR EYLEMLERİ NEDENİYLE DOĞAN ZARARLAR BAKIMINDAN SOSYAL RİSK İLKESİ VE 5233 SAYILI KANUN KAPSAMINDA MANEVİ TAZMİNAT NASIL DEĞERLENDİRİLİR? YILDIZ HUKUK VE DANIŞMANLIK" width="1280" height="720" /></p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><strong>Sosyal Risk İlkesi Nedir ve İdare Hukukundaki Yeri Nasıl Belirlenmektedir?</strong></span></h2>
<p>Sosyal risk ilkesi, doktrinde “sosyal hasar”, “toplumsal muhatara” veya “toplumsal hasar” kavramlarıyla da ifade edilen ve idarenin kusursuz sorumluluğu kapsamında değerlendirilen özgün bir sorumluluk türüdür. Bu ilke, klasik anlamda hizmet kusuru veya risk ilkesi çerçevesine tam olarak oturmayan zararların tazmini amacıyla geliştirilmiştir.</p>
<p>İdarenin sorumluluğuna ilişkin temel ilkeler genel olarak üç başlık altında toplanmaktadır: hizmet kusuru, risk ilkesi ve kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi. Sosyal risk ilkesi ise bu kategorilerin dışında, kendine özgü bir alan oluşturmaktadır.</p>
<p>Bu ilkenin ayırt edici özellikleri şunlardır:</p>
<p>Zarar ile idari faaliyet arasında klasik anlamda bir illiyet bağının aranmaması,</p>
<p>Zararın, önlenmesi mümkün olmayan ya da önlenmesi daha büyük zararlar doğurabilecek tehlikelerden kaynaklanması,</p>
<p>Toplum hâlinde yaşamanın kaçınılmaz sonucu olarak ortaya çıkması,</p>
<p>Zarar gören kişinin zarar verici eyleme katılmamış olması.</p>
<p>Bu çerçevede sosyal risk ilkesi, özellikle terör, savaş ve yaygın toplumsal olaylar gibi olağanüstü durumlarda, idarenin kusuru aranmaksızın mali sorumluluğuna gidilebilmesini mümkün kılmaktadır. Nitekim Danıştay içtihatlarında da sosyal risk ilkesi yerleşik bir sorumluluk zemini olarak kabul edilmektedir.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><strong>Sosyal Risk İlkesinin Anayasal Dayanağı Nedir?</strong></span></h2>
<p>Sosyal risk ilkesinin anayasal temeli, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesinde yer alan “sosyal hukuk devleti” ilkesidir. Sosyal hukuk devleti, yalnızca bireyin temel hak ve özgürlüklerini güvence altına almakla kalmaz; aynı zamanda toplum içinde ortaya çıkan olağanüstü zararların adil biçimde paylaştırılmasını da gerektirir.</p>
<p>Terör eylemleri gibi bireyin önleme gücünün bulunmadığı ve kamusal düzeni hedef alan olaylar neticesinde zarar gören üçüncü kişilerin zararlarının karşılanması, sosyal devlet anlayışının bir gereğidir. Bu bağlamda sosyal risk ilkesi, toplumsal dayanışma düşüncesinin hukuki yansımasıdır. Zararın belirli bir birey üzerinde yoğunlaşması, onun bu zararı tek başına üstlenmesini haklı kılmamaktadır; aksine bu zarar, toplum adına paylaşılması gereken olağandışı bir külfet niteliği taşımaktadır.</p>
<h2><strong> <span style="font-size: 22px;">5233 Sayılı Kanun Kapsamında Manevi Tazminat Talep Edilebilir mi?</span></strong></h2>
<p>Terör eylemleri nedeniyle doğan zararların tazmini bakımından temel özel düzenleme, Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun’dur. Kanun’un 2. maddesinde, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele faaliyetleri nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddi zararlarının sulh yoluyla karşılanmasına ilişkin esas ve usuller düzenlenmiştir.</p>
<p>Kanun lafzı itibarıyla yalnızca maddi zararların sulhen karşılanacağını öngörmektedir. Ancak bu durum, manevi zararların talep edilemeyeceği anlamına gelmemektedir.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi’nin 25.06.2009 tarihli kararında, 5233 sayılı Kanun’un idarenin kusursuz sorumluluk alanını genişlettiği; manevi zararların talep edilmesini engelleyen bir hüküm içermediği açıkça belirtilmiştir. Kanun’un 12. maddesinde “sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda yargı yoluna başvurma hakkının saklı olduğu” düzenlenmiş olup, bu hüküm Anayasa’nın 125. maddesiyle paralellik göstermektedir.</p>
<p>Benzer şekilde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 26.03.2014 tarihli kararında, 5233 sayılı Kanun’un manevi zararların karşılanmasını engellemediğini açıkça ortaya koymuştur.</p>
<p>Ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Aydın İçyer – Türkiye kararında da, Kanun kapsamında maddi zararların sulh yoluyla talep edilebildiği; manevi zararlar bakımından ise idari yargı yolunun açık olduğu ifade edilmiştir.</p>
<p>Dolayısıyla, 5233 sayılı Kanun manevi tazminat talebini ortadan kaldırmamaktadır; yalnızca sulh mekanizmasını maddi zararlarla sınırlı tutmaktadır.<br />
<img decoding="async" class="alignnone" src="https://cdn.memleket.com.tr/news/629836.jpg" alt="TERÖR EYLEMLERİ NEDENİYLE DOĞAN ZARARLAR BAKIMINDAN SOSYAL RİSK İLKESİ VE 5233 SAYILI KANUN KAPSAMINDA MANEVİ TAZMİNAT NASIL DEĞERLENDİRİLİR? YILDIZ HUKUK VE DANIŞMANLIK" width="800" height="450" /></p>
<h2 class="paragraph is-rich-chat-ui heading3 ng-star-inserted" role="heading" data-start-index="250" aria-level="3"><span class="ng-star-inserted" style="font-size: 22px;" data-start-index="250"><span dir="auto">Bu Davada Görevli ve Yetkili Mahkeme Neresidir? </span></span></h2>
<div class="paragraph is-rich-chat-ui normal ng-star-inserted" data-start-index="276"><span class="ng-star-inserted" data-start-index="276"><span dir="auto">Terör terörü veya terörle mücadele faaliyetleri nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini için açılan davalar </span></span><b class="ng-star-inserted" data-start-index="402"><span dir="auto">idari yargılamanın </span></b><span class="ng-star-inserted" data-start-index="416"><span dir="auto">görev alanına girilmektedir. </span></span><button class="xap-inline-dialog citation-marker ng-star-inserted" aria-haspopup="dialog" aria-describedby="cdk-describedby-message-ng-1-37" data-disabled="false"></button><button class="xap-inline-dialog citation-marker ng-star-inserted" aria-haspopup="dialog" aria-describedby="cdk-describedby-message-ng-1-37" data-disabled="false"></button><span class="ng-star-inserted" data-start-index="442"><span dir="auto"> Bu patlamaların çözümü için başvurulacak merci </span></span><b class="ng-star-inserted" data-start-index="503"><span dir="auto">İdare Mahkemeleri</span></b><button class="xap-inline-dialog citation-marker ng-star-inserted" aria-haspopup="dialog" aria-describedby="cdk-describedby-message-ng-1-37" data-disabled="false"></button><button class="citation-marker"></button><span class="ng-star-inserted" data-start-index="523"><span dir="auto">.</span></span></div>
<div class="paragraph is-rich-chat-ui normal ng-star-inserted" data-start-index="524"><span class="ng-star-inserted" data-start-index="524"><span dir="auto">5233 sayılı Kanun&#8217;un 12. maddesinde, zarar tespit komisyonları boyunca sürdürülen </span></span><b class="ng-star-inserted" data-start-index="607"><span dir="auto">sulh yoluyla çözülemeyen çatlaklarda </span></b><span class="ng-star-inserted" data-start-index="647"><span dir="auto">ilgililerin deneme yollarının değiştirme haklarının saklı olduğunu açıkça belirtmektedir.</span></span><button class="xap-inline-dialog citation-marker ng-star-inserted" aria-haspopup="dialog" aria-describedby="cdk-describedby-message-ng-1-37" data-disabled="false"></button><button class="citation-marker"></button><span class="ng-star-inserted" data-start-index="729"><span dir="auto">. Ayrıca kanunda açıkça yer almasa da Danıştay ve Anayasa Mahkemesi kararları saklanmış, terör olaylarından kaynaklanan </span></span><b class="ng-star-inserted" data-start-index="849"><span dir="auto">manevi tazminat </span></b><span class="ng-star-inserted" data-start-index="864"><span dir="auto">kesintileri için de genel cezalara göre İdare Mahkemelerinde dava açılabilmektedir.</span></span><button class="xap-inline-dialog citation-marker ng-star-inserted" aria-haspopup="dialog" aria-describedby="cdk-describedby-message-ng-1-37" data-disabled="false"></button><button class="citation-marker"></button><span class="ng-star-inserted" data-start-index="946"><span dir="auto">.</span></span></div>
<div data-start-index="524"></div>
<h2 class="paragraph is-rich-chat-ui heading3 ng-star-inserted" role="heading" data-start-index="947" aria-level="3"><span style="font-size: 22px;">Terörden Alınan Zararlarda Söz Konusu Olan Bu Dava Kime Karşı Açılır? (Husumet Kime Yöneltilir? )</span></h2>
<div class="paragraph is-rich-chat-ui normal ng-star-inserted" data-start-index="985"><span class="ng-star-inserted" data-start-index="985"><span dir="auto">Bu davanın türü husumet, kamu hizmetini yürütmekle yükümlü olan </span></span><b class="ng-star-inserted" data-start-index="1049"><span dir="auto">idareye </span></b><span class="ng-star-inserted" data-start-index="1056"><span dir="auto">yönlendirilir</span></span><button class="xap-inline-dialog citation-marker ng-star-inserted" aria-haspopup="dialog" aria-describedby="cdk-describedby-message-ng-1-37" data-disabled="false"></button><button class="xap-inline-dialog citation-marker ng-star-inserted" aria-haspopup="dialog" aria-describedby="cdk-describedby-message-ng-1-37" data-disabled="false"></button><span class="ng-star-inserted" data-start-index="1067"><span dir="auto">. Kaynaklarda yer alan yargılama kararları ve uygulamalara göre davalar genellikle şu mercilere açılmaktadır:</span></span></div>
<ul class="ng-star-inserted">
<li class="paragraph list-item is-rich-chat-ui normal ng-star-inserted" data-start-index="1178"><b class="ng-star-inserted" data-start-index="1178"><span dir="auto">İçişleri Bakanlığı: </span></b><span class="ng-star-inserted" data-start-index="1197"><span dir="auto">Terörle mücadele ve güvenliğin sağlanmasından sorumlu asıl merci olması nedeniyle davalı konumdadır</span></span><button class="xap-inline-dialog citation-marker ng-star-inserted" aria-haspopup="dialog" aria-describedby="cdk-describedby-message-ng-1-37" data-disabled="false"></button><button class="citation-marker"></button><span class="ng-star-inserted" data-start-index="1312"><span dir="auto">.</span></span></li>
<li class="paragraph list-item is-rich-chat-ui normal ng-star-inserted" data-start-index="1313"><b class="ng-star-inserted" data-start-index="1313"><span dir="auto">Valilikler: </span></b><span class="ng-star-inserted" data-start-index="1324"><span dir="auto">Zarar tespit komitesinin bünyesinde saklanan ve başvuruların yapıldığı ilgili Valilik (örneğin İstanbul Valiliği, Batman Valiliği vb.) dava edilen idari birimlerden biridir</span></span><button class="xap-inline-dialog citation-marker ng-star-inserted" aria-haspopup="dialog" aria-describedby="cdk-describedby-message-ng-1-37" data-disabled="false"></button><button class="citation-marker"></button><span class="ng-star-inserted" data-start-index="1502"><span dir="auto">.</span></span></li>
</ul>
<div class="paragraph is-rich-chat-ui normal ng-star-inserted" data-start-index="1503"><span class="ng-star-inserted" data-start-index="1503"><span dir="auto">Özellikle 5233 sayılı Kanunda yapılan başvuruların reddi veya sulhnamenin imzalanması durumunda açılan iptal ve tam yargılama davalarında, Hüsumet Hem Başbakanlık Bakanlığı&#8217;na hem de ilgili Valiliğe karşı birlikte veya ayrı ayrı yöneltilebilmektedir.</span></span><button class="xap-inline-dialog citation-marker ng-star-inserted" aria-haspopup="dialog" aria-describedby="cdk-describedby-message-ng-1-37" data-disabled="false"></button><button class="citation-marker"></button><span class="ng-star-inserted" data-start-index="1754"><span dir="auto">.</span></span></div>
<div role="heading" data-start-index="1755" aria-level="3"></div>
<h2 class="paragraph is-rich-chat-ui heading3 ng-star-inserted" role="heading" data-start-index="1755" aria-level="3"><span class="ng-star-inserted" style="font-size: 22px;" data-start-index="1755"><span dir="auto">Dava Öncesi Zorunlu ve İhtiyari Başvurular</span></span></h2>
<div class="paragraph is-rich-chat-ui normal ng-star-inserted" data-start-index="1797"><span class="ng-star-inserted" data-start-index="1797"><span dir="auto">Davanın açılmasından önceki süreçte iki temel yol bulunmaktadır:</span></span></div>
<ol class="ng-star-inserted">
<li class="paragraph list-item is-rich-chat-ui normal ng-star-inserted" data-start-index="1855"><b class="ng-star-inserted" data-start-index="1855"><span dir="auto">Sulh Yolu: </span></b><span class="ng-star-inserted" data-start-index="1865"><span dir="auto">5233 sayılı Kanun bulunmayan zarar maddilar için ilgili Valiliğe veya Kaymakamlığa başvurularak zarar tespit komisyonu yoluyla uzlaşma aranabilir</span></span><button class="xap-inline-dialog citation-marker ng-star-inserted" aria-haspopup="dialog" aria-describedby="cdk-describedby-message-ng-1-37" data-disabled="false"></button><button class="citation-marker"></button><span class="ng-star-inserted" data-start-index="2014"><span dir="auto">. Sulh gerçekleşmezse anlaşma tutanağı politikası ve bu aşamadan sonra İdare Mahkemesinde dava açılır</span></span><button class="xap-inline-dialog citation-marker ng-star-inserted" aria-haspopup="dialog" aria-describedby="cdk-describedby-message-ng-1-37" data-disabled="false"></button><button class="xap-inline-dialog citation-marker ng-star-inserted" aria-haspopup="dialog" aria-describedby="cdk-describedby-message-ng-1-37" data-disabled="false"></button><span class="ng-star-inserted" data-start-index="2118"><span dir="auto">.</span></span></li>
<li class="paragraph list-item is-rich-chat-ui normal ng-star-inserted" data-start-index="2119"><b class="ng-star-inserted" data-start-index="2119"><span dir="auto">Doğrudan Dava Yolu: </span></b><span class="ng-star-inserted" data-start-index="2138"><span dir="auto">2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu&#8217;nun 13. maddede saklanan, idari işlemlerden doğan zararlar için doğrudan idareye başvurulup ardından tam yargılama işleminin açılması da mümkündür.</span></span><button class="xap-inline-dialog citation-marker ng-star-inserted" aria-haspopup="dialog" aria-describedby="cdk-describedby-message-ng-1-37" data-disabled="false"></button><button class="citation-marker"></button><span class="ng-star-inserted" data-start-index="2319"><span dir="auto">. Kaynaklarda yer alan bazı görüşlere göre, 5233 sayılı Kanun yolu tüketilmeden genel hükümlere göre dava açılmasını engelleyen bir kural ise mevcut değildir.</span></span><button class="xap-inline-dialog citation-marker ng-star-inserted" aria-haspopup="dialog" aria-describedby="cdk-describedby-message-ng-1-37" data-disabled="false"></button><button class="xap-inline-dialog citation-marker ng-star-inserted" aria-haspopup="dialog" aria-describedby="cdk-describedby-message-ng-1-37" data-disabled="false"></button></li>
</ol>
<h2><span style="font-size: 22px;"><strong>5233 Sayılı Kanun’daki Sulh Mekanizması İşlevsel midir?</strong></span></h2>
<p>Sulh kurumu, tarafların uyuşmazlığı yargı kararına gerek kalmaksızın uzlaşma yoluyla çözmesini ifade etmektedir. 5233 sayılı Kanun’da öngörülen sulh yolu yalnızca maddi zararlar bakımından işletilmektedir.</p>
<p>Ancak aynı olaydan kaynaklanan maddi zararlar sulhen çözülebilirken, manevi zararlar için mutlaka genel idari yargı yoluna başvurulması zorunluluğu, sistematik bir çelişki doğurmaktadır. Bu durum, sulh kurumunun etkinliğini azaltmakta ve zarar göreni kaçınılmaz olarak yargı sürecine yönlendirmektedir.</p>
<p>Kanun bütünlüğü ve usul ekonomisi açısından, manevi zararların da sulh kapsamına alınmasını sağlayacak bir düzenleme yapılması gerekliliği öğretide sıklıkla dile getirilmektedir.</p>
<p><span style="font-size: 22px;"><strong>5233 Sayılı Kanun Kapsamında Süre Aşımı Nasıl Belirlenmektedir?</strong></span></p>
<p>İdari yargıda dava açma süreleri, hukuki güvenlik ve idari istikrar ilkelerinin bir gereği olarak kabul edilmektedir. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesi uyarınca, idari eylemlerden doğan zararlar için öğrenme tarihinden itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurulması gerekmektedir.</p>
<p>5233 sayılı Kanun’un 6. maddesi ise sulh başvurusu bakımından 60 günlük ve her hâlde bir yıllık süre öngörmektedir. Bu durum, maddi ve manevi zararlar bakımından farklı süre rejimlerinin uygulanmasına yol açmaktadır.</p>
<p>Danıştay 15. Dairesi kararlarında, manevi tazminat taleplerinin 2577 sayılı Kanun’daki sürelere tabi olduğu ve bu sürelerin hak düşürücü nitelik taşıdığı belirtilmektedir. Ancak karşı oy yazılarında, zarar gören kişinin bu teknik ayrımı bilmesinin beklenemeyeceği; aksi yaklaşımın hakkaniyete aykırı olacağı ifade edilmektedir.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><strong>Sürelerin Katı Yorumu Hak Arama Özgürlüğünü Zedeler mi?</strong></span></h2>
<p>Anayasa Mahkemesi kararlarında, mahkemelerin usul kurallarını uygularken aşırı şekilcilikten kaçınması gerektiği vurgulanmaktadır. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 40. maddesi uyarınca devlet, işlemlerinde başvuru yollarını ve sürelerini belirtmek zorundadır.</p>
<p>Bu bağlamda, terör gibi olağanüstü koşullarda zarar gören kişiden karmaşık süre rejimlerini bilmesinin beklenmesi, hakkaniyet ilkesiyle bağdaşmayabilir. Nitekim uygulamada bazı ilk derece mahkemeleri, 5233 sayılı Kanun’daki 60 günlük süreyi Kanun’un amacına uygun biçimde geniş yorumlayarak idarenin ret işlemlerini maksat unsuru yönünden iptal edebilmektedir.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><strong>Sonuç Olarak Sosyal Risk ve 5233 Sayılı Kanun Nasıl Yorumlanmalıdır?</strong></span></h2>
<p>Gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, gerek Anayasa Mahkemesi ve gerekse Danıştay kararları birlikte değerlendirildiğinde; 5233 sayılı Kanun kapsamında manevi tazminat talebinin mümkün olduğu hususu açıklığa kavuşmuştur.</p>
<p>Bununla birlikte, maddi zararların sulh yoluyla; manevi zararların ise yalnızca dava yoluyla talep edilebilmesi sistematik bir eksiklik doğurmaktadır. Süre aşımı rejiminin katı yorumlanması ise hak arama özgürlüğünü zedeleme potansiyeli taşımaktadır.</p>
<p>Sonuç olarak, terör eylemleri nedeniyle doğan zararların tazmininde sosyal risk ilkesi, sosyal hukuk devleti anlayışının somut bir tezahürü olarak değerlendirilmelidir. 5233 sayılı Kanun’un uygulanmasında daraltıcı değil; temel hak ve özgürlükleri gözeten, hakkaniyet temelli ve sosyal devlet ilkesine uygun bir yorum anlayışı benimsenmelidir. Ancak bu şekilde, bireyin salt toplumun bir parçası olması nedeniyle maruz kaldığı olağandışı zararların topluma pay edilmesi ve adalet duygusunun tatmini mümkün olacaktır.</p>
<figure style="width: 365px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2026/02/18-Ara-2025-13_29_15-365x365.png" alt="Anasayfa - Yıldız Hukuk" width="365" height="365" /><figcaption class="wp-caption-text">AV. OSMAN YILDIZ</figcaption></figure>
<p><strong>Haklarınızı doğru şekilde öğrenmek, süreci bilinçli yürütmek ve olası riskleri en aza indirmek adına profesyonel hukuki destek almak her zaman en sağlıklı yaklaşımdır. </strong><strong>Genel hukuk alanında danışmanlık ve detaylı bilgi için Avukat Osman Yıldız ile iletişime geçebilir, somut durumunuza uygun değerlendirme ve yönlendirme talep edebilirsiniz. </strong><strong>Doğru zamanda alınan doğru hukuki destek, sürecin en güçlü güvencesidir.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/teror-eylemleri-nedeniyle-dogan-zararlar-bakimindan-sosyal-risk-ilkesi-ve-5233-sayili-kanun-kapsaminda-manevi-tazminat-nasil-degerlendirilir/">TERÖR EYLEMLERİ NEDENİYLE DOĞAN ZARARLAR BAKIMINDAN SOSYAL RİSK İLKESİ VE 5233 SAYILI KANUN KAPSAMINDA MANEVİ TAZMİNAT NASIL DEĞERLENDİRİLİR?</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/teror-eylemleri-nedeniyle-dogan-zararlar-bakimindan-sosyal-risk-ilkesi-ve-5233-sayili-kanun-kapsaminda-manevi-tazminat-nasil-degerlendirilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>VAZİFE MALULLÜĞÜ ŞARTLARI VE MALULLÜK DAVASI: 2026 GÜNCEL REHBER VAZİFE MALULLÜĞÜ NEDİR?</title>
		<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/vazife-malullugu-sartlari-ve-malulluk-davasi-2026-guncel-rehber-vazife-malullugu-nedir/</link>
					<comments>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/vazife-malullugu-sartlari-ve-malulluk-davasi-2026-guncel-rehber-vazife-malullugu-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Mar 2026 20:18:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İdare Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Osman Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[danışmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[DAVA]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Mahkeme]]></category>
		<category><![CDATA[şartlar]]></category>
		<category><![CDATA[SGK]]></category>
		<category><![CDATA[vazife malullüğü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yildizhukukdanismanlik.com/?p=4410</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vazife malullüğü, kamu görevlisinin görev sırasında veya görevle bağlantılı bir nedenle en az %60 çalışma gücü kaybına uğramasıdır. Malullüğün görevle doğrudan ilişkili olması ve illiyet bağının kanıtlanması gerekir. Kasıt, ağır kusur, yasak fiiller veya alkol etkisi altındaki olaylar kapsam dışıdır. Başvurular kurum aracılığıyla veya SGK’ya yapılır; ret halinde Yüksek Sağlık Kurulu ve İdare Mahkemesi yolu açıktır. Harp ve terör malullüğü özel haklar sağlar. Aylığın kesilip kesilmemesi, ilgili kanun ve yeniden çalışma statüsüne göre değişir. Yeniden çalışıp yaşlılık aylığına hak kazananlar her iki aylığı birlikte alabilir; yeterli prim yoksa toptan ödeme yapılır.</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/vazife-malullugu-sartlari-ve-malulluk-davasi-2026-guncel-rehber-vazife-malullugu-nedir/">VAZİFE MALULLÜĞÜ ŞARTLARI VE MALULLÜK DAVASI: 2026 GÜNCEL REHBER VAZİFE MALULLÜĞÜ NEDİR?</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="font-size: 24px;"><strong>VAZİFE MALULLÜĞÜ ŞARTLARI VE MALULLÜK DAVASI: 2026 GÜNCEL REHBER<br />
VAZİFE MALULLÜĞÜ NEDİR?</strong></span></h2>
<p>Vazife malullüğü, bir kamu görevlisinin görevini yerine getirirken veya görevle bağlantılı bir sebepten ötürü kaza geçirmesi, hastalanması ya da kalıcı sakatlık kazanması durumudur. Buradaki temel fark, malullüğün görevle doğrudan ilişkili olmasıdır. Örneğin, bir öğretmenin sınıf içinde düşerek sakatlanması vazife malullüğü kapsamında olabilirken, görev dışında gerçekleşen bir kaza genellikle kapsam dışı kalır.</p>
<h2><span id="more-4410"></span><br />
<span style="font-size: 22px;"><strong>Vazife Malullüğü Şartları Nelerdir?</strong></span></h2>
<ul>
<li>Vazife malullüğü sayılabilmesi için şu koşulların sağlanması gerekir:Çalışma Gücü Kaybı: En az %60 oranında iş göremezlik. Bu oran, kişinin kendi mesleğini yerine getiremeyecek derecede malul olduğunu gösterir.Görevle İlgililik: Malullük, görev sırasında veya görevin zorunlu etkisiyle ortaya çıkmalıdır. Örneğin, bir polis memurunun görev başında silah kazası geçirmesi.
<p>İlliyet Bağı: Malullüğün, görevden kaynaklandığı açık şekilde kanıtlanmalıdır. Tanık ifadeleri, olay yeri tutanakları ve sağlık raporları bu aşamada önem kazanır.</p>
<p>Kasıt ve Ağır Kusur Olmaması: Kendi hatası veya ağır kusuru nedeniyle meydana gelen kazalar kapsam dışı kalır.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><strong>Hangi Durumlar Vazife Malullüğü Kapsamına Girer?</strong></span></h2>
</li>
<li>Görev sırasında meydana gelen kazalar (trafik kazası, iş kazası)</li>
<li>Görevin getirdiği stres veya tehlikeli çalışma koşullarına bağlı hastalıklar</li>
<li>Kurum çıkarlarını korumak için yapılan işler sırasında oluşan zararlar</li>
<li>İdare tarafından sağlanan taşıtlarla işe gidip gelirken meydana gelen kazalarÖrneğin, bir belediye işçisi iş sahasında düşerek sakatlanırsa, bunun iş ve görevle doğrudan ilgisi olduğu varsayılır.</li>
</ul>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone" src="https://static.daktilo.com/sites/1446/uploads/2026/02/07/large/engellilerin-otv-muafiyetli-arac-alimina-yeni-duzenleme2-1776791898.jpg" alt="VAZİFE MALULLÜĞÜ ŞARTLARI VE MALULLÜK DAVASI: 2026 GÜNCEL REHBER VAZİFE MALULLÜĞÜ NEDİR? YILDIZ HUKUK VE DANIŞMANLIK" width="1280" height="720" /></p>
<p><span style="font-size: 22px;"><strong>İlliyet Bağı ve Kanıtlanması</strong></span></p>
<p>Vazife malullüğünde en kritik unsur illiyet bağıdır. SGK, malullüğün görevle bağlantısını kabul etmezse başvuru reddedilebilir. Mahkemeler, görev süresi, tanık beyanları, olay yeri raporları ve sağlık raporlarını değerlendirerek illiyet bağını esnek biçimde yorumlar.<br />
<strong><br />
<span style="font-size: 22px;">SGK Başvuru ve Ret Durumu</span><br />
</strong><br />
Başvuru, kurum veya SGK’ya yapılır ve sağlık raporları eklenir. Ret durumunda önce Yüksek Sağlık Kurulu’na, ardından 60 gün içinde İdare Mahkemesi’ne başvurulabilir. Mahkeme sürecinde bilirkişi raporları, Adli Tıp raporları ve görev kayıtları davayı destekler.</p>
<p><span style="font-size: 22px;"><strong>Harp ve Terör Malullüğü</strong></span></p>
<p>Harp ve terör malullüğü özel bir statüye sahiptir ve ek haklar sağlar: tütün ikramiyesi, eğitim yardımı, ücretsiz ulaşım ve konut kredisi gibi. Psikolojik rahatsızlıklar (PTSD) de artık kapsam içine alınmaktadır.</p>
<p><span style="font-size: 22px;"><strong>Sivil Memurlar İçin Vazife Malullüğü</strong></span></p>
<p>Sivil memurlar da vazife malullüğünden yararlanabilir. Örneğin, okul yolunda trafik kazası geçiren bir öğretmen veya belediye işçisi, malullük tazminatı ve aylığı talep edebilir. Ancak illiyet bağının kanıtlanması askeri personele göre daha zordur.</p>
<p><span style="font-size: 22px;"><strong>Polis ve Askeri Personel</strong></span></p>
<p>Polisler için malullük değerlendirmesi Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği ile, askerler için TSK Sağlık Yönetmeliği ile yapılır. Göreve uygun kadroya atanma veya emeklilik seçenekleri de bulunur.</p>
<p><span style="font-size: 22px;"><strong>Başvuru ve Zamanaşımı</strong></span></p>
<p>Malullük başvurusu, rapor tarihinden itibaren geçerlidir ve geçmişe dönük talepler 5 yıl içinde yapılabilir. Hak kaybı oluşmaması için başvuruların zamanında yapılması önemlidir.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><strong>Vazife Malullüğü için Nereye ve Nasıl Başvurulur?</strong></span></h2>
<p>Bir kamu görevlisinin vazife malulü sayılabilmesi için;</p>
<p>Aktif olarak çalışan sigortalıların bağlı bulundukları kurumlara,</p>
<p>İşinden ayrılanlar ise Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığına başvuruda bulunması gerekmektedir.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><strong>Hangi Hallerde Vazife Malullüğü Hükümleri Uygulanmaz?</strong></span></h2>
<p>Vazife malullüğü kamu görevlisi sigortalının;</p>
<p>a-) Keyif verici içki ve her çeşit maddeler kullanırken,</p>
<p>b-) Kanun, tüzük ve emir dışında hareket ederken,</p>
<p>c-) Yasak fiilleri yaparken,</p>
<p>d-) İntihara teşebbüsten,</p>
<p>e-) Her ne suretle olursa olsun kendisine veya başkalarına menfaat sağlama veya zarar verme çabasında içindeyken,</p>
<p>meydana gelmesi halinde, bu durumdaki kamu görevlisi sigortalılar hakkında vazife malullüğü hükümleri uygulanmaz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><strong>Vazife Malullüğü Aylığı Hangi Hallerde Kesilir?</strong></span></h2>
<p>Vazife malullüğü aylıklarının yeniden çalışmaya başlama halinde kesilip kesilmemesi konusu, hangi kanun kapsamında vazife malullüğü aylığı bağlandığına ve vazife malulünün çalıştığı sigortalılık statüsüne göre değişiklik göstermektedir. Buna göre;</p>
<p>5434 sayılı Kanunun 56 ve 64 üncü maddeleri ve 5510 sayılı Kanunun 47 nci maddesinin sekizinci fıkrası ile 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna veya 2330 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak aylık bağlanan harp ve vazife malulü olanların 4/1-(a), 4/1-(b) ve 4/1-(c) kapsamında sigortalı olarak çalışmaya başlamaları halinde aylıkları 5510 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereği kesilmemektedir. Ayrıca 5510 sayılı Kanunun 47 nci maddesinin beşinci fıkrasına göre anılan kanunlar kapsamında harp ve vazife malulü olduğuna karar verilenlerden, sınıf veya görev değiştirerek çalışmaya devam edenlere ise görevden ayrılmalarına ve başkaca bir müracaata gerek kalmaksızın aylıkları bağlanmaktadır.</p>
<p>5510 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde normal vazife malulleri kapsama dahil edilmemiştir. 5510 sayılı Kanunun 47 nci maddesi kapsamında normal vazife malulü olanların 4/1-(a) ve 4/1-(c) statüsünde göreve girmeleri halinde bağlanan aylıkları kesilmektedir.  5434 sayılı Kanunun 45 maddesi kapsamında normal vazife malulü olanların ise 4/1-(c) kapsamında çalışmaları halinde, aylıkları 5434 sayılı Kanunun mülga 99 uncu maddesi kapsamında kesilmekte; 4/1-(a) kapsamında sigortalı olmaları durumunda kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı için kesilmemektedir.</p>
<p>Vazife malullüğü aylığı almakta iken, Kanun kapsamında yeniden sigortalı olarak çalışmaya başlayanların, bu çalışmaları nedeniyle yaşlılık aylığına hak kazanmaları halinde vazife malullüğü aylığı ile birlikte ayrıca yaşlılık aylığı bağlanmaktadır. Vazife malullüğü aylığı bağlandıktan sonra geçen çalışmalarının yaşlılık aylığı bağlanmasına yeterli olmaması halinde bu sürelerine karşılık toptan ödeme yapılmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<figure style="width: 365px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2026/02/18-Ara-2025-13_29_15-365x365.png" alt="" width="365" height="365" /><figcaption class="wp-caption-text">AV. OSMAN YILDIZ</figcaption></figure>
<p><strong>Haklarınızı doğru şekilde öğrenmek, süreci bilinçli yürütmek ve olası riskleri en aza indirmek adına profesyonel hukuki destek almak her zaman en sağlıklı yaklaşımdır.</strong><strong>Genel hukuk alanında danışmanlık ve detaylı bilgi için Avukat Osman Yıldız ile iletişime geçebilir, somut durumunuza uygun değerlendirme ve yönlendirme talep edebilirsiniz. </strong><strong>Doğru zamanda alınan doğru hukuki destek, sürecin en güçlü güvencesidir.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/vazife-malullugu-sartlari-ve-malulluk-davasi-2026-guncel-rehber-vazife-malullugu-nedir/">VAZİFE MALULLÜĞÜ ŞARTLARI VE MALULLÜK DAVASI: 2026 GÜNCEL REHBER VAZİFE MALULLÜĞÜ NEDİR?</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/vazife-malullugu-sartlari-ve-malulluk-davasi-2026-guncel-rehber-vazife-malullugu-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TRAFİK CEZALARI VE SONUÇLARI NELERDİR?</title>
		<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/trafik-cezalari-ve-sonuclari-nelerdir/</link>
					<comments>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/trafik-cezalari-ve-sonuclari-nelerdir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2026 19:56:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İdare Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[7574 sayılı kanun]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>
		<category><![CDATA[alkollü araç kullanma cezası]]></category>
		<category><![CDATA[ambulansa yol vermeme cezası]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[araç muayene cezası]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Osman Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[cep telefonu kullanma cezası]]></category>
		<category><![CDATA[ceza puanı 100 olursa]]></category>
		<category><![CDATA[danışmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[drift yapma cezası]]></category>
		<category><![CDATA[ehliyete el konulması]]></category>
		<category><![CDATA[görüşme]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yildizhukukdanismanlik.com/?p=4354</guid>

					<description><![CDATA[<p>2026 yılında trafik cezaları, 7574 sayılı Kanun ile önemli ölçüde artırılmıştır. Hız sınırı aşımı, alkollü ve uyuşturucu etkisinde araç kullanma, drift, kırmızı ışık ihlali ve cep telefonu kullanımı gibi fiiller için yüksek para cezaları ve ehliyete el koyma yaptırımları uygulanmaktadır. Cezalara karşı tebliğden itibaren 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz edilebilir ve başvurular UYAP üzerinden yapılabilir. Erken ödemede %25 indirim uygulanır. Ödenmeyen cezalara aylık %5 faiz işler. Psiko-teknik değerlendirme, ağır ihlaller sonrası ehliyet iadesi için zorunludur. İdari para cezaları sicile işlemez; ancak bazı fiiller adli suç kapsamına girebilir.</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/trafik-cezalari-ve-sonuclari-nelerdir/">TRAFİK CEZALARI VE SONUÇLARI NELERDİR?</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="font-size: 24px;">Trafik Cezaları Nelerdir? (2026 Güncel Baremler)</span></h2>
<p>2026 yılında uygulanan idari para cezaları, ihlalin niteliğine göre değişmekte olup EGM&#8217;nin güncel listesinde şu şekilde kategorize edilmiştir:</p>
<p><span id="more-4354"></span></p>
<ul>
<li><strong>Hız Sınırı İhlalleri (Madde 51/2):</strong> Hız sınırını %10’dan %30’a kadar aşmak <strong>2.719 TL</strong>, %30’dan %50’ye kadar aşmak <strong>5.662 TL</strong>, %50’den fazla aşmak ise <strong>11.629 TL</strong>&#8216;dir.</li>
<li><strong>Alkollü Araç Kullanımı (Madde 48/5):</strong> Hususi otomobillerde 0,50 promil üzerindeki ilk ihlalde ceza <strong>25.000 TL</strong> iken, ikinci seferde <strong>50.000 TL</strong>, üçüncü ve sonrasında ise <strong>150.000 TL</strong> uygulanır.</li>
<li><strong>Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde (Madde 48):</strong> Uyuşturucu madde etkisinde araç kullanmanın cezası <strong>150.000 TL</strong>&#8216;dir. Ayrıca ölçüm yapılmasını reddetmenin cezası da yine <strong>150.000 TL</strong> olarak belirlenmiş ve ehliyete 5 yıl el konulması öngörülmüştür.</li>
<li><strong>Plaka ve Belge İhlalleri (Madde 23):</strong> Araca sahte plaka takmak veya kullanmak <strong>58.104 TL</strong> cezaya tabidir. Tescil plakasını belirlenen sayıdan az takmanın cezası ise <strong>9.798 TL</strong>&#8216;dir.</li>
<li><strong>Araç Muayenesi ve Teknik Şartlar (Madde 34):</strong> Muayenesi yapılmamış araçla trafiğe çıkmak <strong>2.719 TL</strong>, muayene sonucu &#8220;emniyetsiz&#8221; raporu verilen araçla trafiğe çıkmak ise <strong>5.662 TL</strong>&#8216;dir.</li>
<li><strong>Emniyet Kemeri ve Kask (Madde 78):</strong> Emniyet kemeri takmamanın veya motosiklette koruma başlığı (kask) kullanmamanın cezası <strong>1.246 TL</strong>&#8216;dir.</li>
<li><strong>Şerit ve Kavşak İhlalleri (Madde 46/53):</strong> Trafiği aksatacak şekilde şerit değiştirmek <strong>2.719 TL</strong>, dönüşlerde yayalara veya bisikletlilere ilk geçiş hakkını vermemek <strong>1.246 TL</strong>&#8216;dir.<img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone" src="https://trthaberstatic.cdn.wp.trt.com.tr/resimler/1486000/trafik-cezasi-1487745.jpg" alt="TRAFİK CEZALARI VE SONUÇLARI NELERDİR? YILDIZ HUKUK VE DANIŞMANLIK" width="1280" height="720" /></li>
</ul>
<h2><span style="font-size: 22px;">Trafik Cezasına Nasıl İtiraz Edilir?</span></h2>
<p>Trafik idari para cezası karar tutanağına karşı, tutanağın tebliğ edildiği tarihten itibaren <strong>15 gün içinde</strong> Sulh Ceza Hakimliğine başvurulması gerekmektedir.</p>
<p>İtiraz süreci şu hukuki detayları içerir:</p>
<ol>
<li><strong>Dilekçe Hazırlığı:</strong> İtiraz dilekçesinde cezanın neden hukuka aykırı olduğu (delil yetersizliği, personel tanıtım numarası eksikliği, hatalı plaka vb.) açıkça belirtilmelidir.</li>
<li><strong>UYAP ve Elektronik İşlemler:</strong> 2026 uygulamalarında, CMK Madde 38/A uyarınca itirazlar güvenli elektronik imza ile <strong>UYAP vatandaş portalı</strong> üzerinden yapılabilmektedir.</li>
<li><strong>Kesinleşme:</strong> 15 günlük süre içinde itiraz edilmeyen cezalar kesinleşmiş sayılır.</li>
</ol>
<p>Trafik Cezası Kaç Gün İçinde Ödenir?</p>
<p>Karayolları Trafik Kanunu’na göre trafik cezalarının tebliğ tarihinden itibaren <strong>on beş (15) gün içinde</strong> ödenmesi beklenir. Bu sürenin geçirilmesi durumunda cezaya her ay için %5 oranında faiz uygulanır. Ancak aylık faiz hesaplanırken ay kesirleri tam ay olarak kabul edilir ve uygulanacak toplam faiz asıl ceza miktarının iki katını geçemez.</p>
<p>2026 yılındaki bir diğer önemli düzenleme, yabancı plakalı araç kullanan yabancı uyruklu şahısların cezalarını ödemeden ülkeden ayrılmalarına veya tekrar giriş yapmalarına izin verilmemesidir.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;">Erken Ödeme İndirimi Ne Kadardır?</span></h2>
<p>Trafik cezalarında erken ödemeyi teşvik etmek amacıyla uygulanan indirim oranı <strong>%25</strong>&#8216;tir. Bu indirimden yararlanabilmek için cezanın tebliğ edildiği tarihten itibaren <strong>15 gün içinde</strong> ödeme yapılması şarttır.</p>
<p>EGM verilerine göre bazı örnek indirimli tutarlar:</p>
<ul>
<li>2.719 TL&#8217;lik ceza için indirimli tutar: <strong>2.039,25 TL</strong>.</li>
<li>5.662 TL&#8217;lik ceza için indirimli tutar: <strong>4.246,50 TL</strong>.</li>
<li>11.629 TL&#8217;lik ceza için indirimli tutar: <strong>8.721,75 TL</strong>.</li>
<li>58.217 TL&#8217;lik ağır ihlaller için indirimli tutar: <strong>43.662,75 TL</strong>.</li>
</ul>
<p>Plakaya Yazılan Ceza Nasıl İptal Edilir?</p>
<p>Sürücüsü tespit edilemeyen ihlallerde ceza tutanağı aracın tescil plakasına göre düzenlenir. 2026 mevzuatındaki en kritik değişikliklerden biri, <strong>kiralık araçlarda</strong> sorumluluğun belirlenmesidir. Trafik kural ihlalinin yapıldığı aracın ihlal tarihinde kiralandığı, Kimlik Bildirme Kanunu (KABİS) verileriyle kanıtlanırsa, ceza doğrudan aracı kiralayan kişiye uygulanır ve araç sahibi/işleten üzerindeki ceza mahkemece iptal edilir. Ayrıca plakanın yanlış okunması veya somut fotoğraf kanıtının bulunmaması da iptal nedenidir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter" src="https://media.istockphoto.com/id/1491218478/tr/foto%C4%9Fraf/traffic-ticket.jpg?s=612x612&amp;w=0&amp;k=20&amp;c=vYNyv0CzLmKHqgnJ20_EN_ifRTXuzlpmRIUiPtVPOuE=" alt="TRAFİK CEZALARI VE SONUÇLARI NELERDİR? YILDIZ HUKUK VE DANIŞMANLIK" width="612" height="408" /></p>
<h2><span style="font-size: 22px;">Radar Cezası Nasıl Düşürülür?</span></h2>
<p>Radar cezaları hız sınırı aşım oranına göre belirlenir. Bu cezaların iptali veya düşürülmesi için yapılabilecek itirazlar genellikle teknik detaylara dayanır. Radar cihazının kalibrasyon belgesinin süresinin dolmuş olması veya hız sınırı uyarı levhalarının mevzuata uygun olmaması haklı birer itiraz nedenidir. Ayrıca 2026 yılında, hız sınırlarını tespite yarayan cihazların yerini belirleyen düzenekleri araçta bulunduranlara <strong>23.437 TL ile 35.339 TL</strong> arası ceza verilmekte ve bu cihazlara mahkeme kararıyla el konulmaktadır.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;">Ehliyete El Konulması Hangi Hallerde Olur?</span></h2>
<p>Sürücü belgesinin geçici olarak geri alınması (el konulması) kural ihlalinin ağırlığına bağlıdır:</p>
<ul>
<li><strong>Alkollü Sürüş:</strong> İlk ihlalde 6 ay, ikincide 2 yıl, üçüncüde 5 yıl süreyle ehliyete el konulur.</li>
<li><strong>Drift ve Akrobasi:</strong> Drift yapanların veya motosikletle tehlikeli akrobatik hareketler (tek teker vb.) yapanların ehliyetleri <strong>60 gün</strong> süreyle geri alınır. Tekrarı halinde ehliyet tamamen iptal edilir.</li>
<li><strong>Ceza Puanı (Madde 118):</strong> Bir yıl içinde <strong>100 ceza puanını</strong> dolduranların ehliyeti 2 ay süreyle geri alınır ve bu kişiler eğitime tabi tutulur.</li>
<li><strong>Kırmızı Işık Tekerrürü:</strong> Bir yıl içinde üç kez kırmızı ışık ihlali yapanların ehliyeti <strong>30 gün</strong> geri alınır.</li>
</ul>
<p>2026 düzenlemesine göre, ehliyetin iade edilebilmesi için sürücünün o tarihe kadar verilmiş <strong>tüm trafik cezalarını</strong> ödemiş olması zorunludur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><span style="font-size: 22px;">2026 Yılında Getirilen Yeni Yaptırımlar (Kapsamlı Liste)</span></h2>
<p>7574 sayılı Kanun ve güncellenen mevzuat ile hayatımıza giren yeni yaptırımlar şunlardır:</p>
<ul>
<li><strong>Sosyal Medya Paylaşımları (Ek Madde 20):</strong> Trafik kural ihlallerini özendiren veya bu ihlalleri öven görüntüleri internet ve sosyal medya üzerinden alenen yayanlara <strong>25.000 TL</strong> idari para cezası verilir.</li>
<li><strong>Geçiş Üstünlüğü İhlali (Madde 71):</strong> Cankurtaran, itfaiye ve polis gibi araçlara yol vermemenin cezası <strong>46.000 TL</strong>&#8216;ye yükseltilmiş, ayrıca bu sürücülerin ehliyetlerinin <strong>30 gün</strong> süreyle geri alınması yaptırımı getirilmiştir.</li>
<li><strong>Ters İstikamette Araç Sürme (Madde 46):</strong> Otoyollarda veya bölünmüş yollarda ters yöne girmenin cezası <strong>90.000 TL</strong>’ye kadar çıkmaktadır.</li>
<li><strong>Gürültü ve Teknik Değişiklikler (Madde 30/32):</strong> Çevredekileri rahatsız edecek derecede duman veya gürültü çıkaran araçları kullanmanın cezası <strong>2.719 TL</strong>&#8216;dir. Mevzuata aykırı teknik değişiklik gürültüye neden oluyorsa ceza <strong>11.629 TL</strong>&#8216;ye kadar yükselir ve araç trafikten menedilir.</li>
<li><strong>Takograf Zorunluluğu (Madde 31):</strong> 3.500 kg üzerindeki yük taşıtları ve 17 kişiden fazla yolcu taşıyan araçlarda takograf bulundurmamanın cezası ağırlaştırılmış, model yıllarına göre geçiş süreleri belirlenmiştir.</li>
<li><strong>E-Skuter İşletmeciliği:</strong> Yetki belgesi almadan paylaşımlı elektrikli skuter işletmeciliği yapanlara <strong>86.900 TL</strong> ceza uygulanır.</li>
</ul>
<h2><span style="font-size: 22px;">Trafik Cezası Sicile İşler Mi?</span></h2>
<p>Trafik cezaları kural olarak <strong>idari para cezası</strong> niteliğindedir ve bu nedenle adli sicil kaydınıza (sabıka kaydı) işlemez. Ancak, sahte plaka kullanmak (TCK 204 kapsamında adli işlem yapılır) veya alkol sınırının çok üzerinde (1,00 promil üstü) araç kullanarak trafiği tehlikeye sokmak gibi durumlar Türk Ceza Kanunu kapsamında &#8220;suç&#8221; teşkil eder ve yargılama sonucu verilecek hapis veya adli para cezaları sicile işler.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;">Trafik Cezası Mahkemede İptal Edilebilir Mi?</span></h2>
<p>Evet, usul hataları veya delil eksikliği durumunda cezalar iptal edilebilir. 2026 yılı düzenlemesine göre, ceza tutanağını düzenleyen görevlinin açık kimliği yerine <strong>personel tanıtım numarası</strong> yazılması zorunluluğu getirilmiştir. Tutanakta bu bilginin eksik olması, itiraz süreçlerinde şekil şartına aykırılık olarak ileri sürülebilir. Ayrıca somut delillerle desteklenmeyen (fotoğraf veya video kaydı olmayan) gıyabi cezalar, Sulh Ceza Hakimliğince hukuka aykırı bulunarak iptal edilebilmektedir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone" src="https://trthaberstatic.cdn.wp.trt.com.tr/resimler/2164000/trafik-polisi-trafik-cezasi-ceza-dha-2165058.jpg" alt="TRAFİK CEZALARI VE SONUÇLARI NELERDİR? YILDIZ HUKUK VE DANIŞMANLIK" width="1280" height="720" /></p>
<h2><span style="font-size: 24px;">TRAFİK İHLALLERİ NELERDİR ?</span></h2>
<h2><span style="font-size: 22px;"><strong>Yol Yapısı ve Trafik İşaretlerine İlişkin İhlaller</strong></span></h2>
<ul>
<li><strong>Madde 13:</strong> İzin almadan karayolu yapısında çalışma yapmak (5.662 TL).</li>
<li><strong>Madde 14/1-a:</strong> Karayolu yapısı üzerine araç veya yaya trafiğini tehlikeye sokacak bir şey atmak, dökmek veya bırakmak (5.662 TL).</li>
<li><strong>Madde 14/1-b:</strong> Karayolu yapısına, güvenlik tesislerine veya trafik işaretlerine zarar vermek (5.662 TL).</li>
<li><strong>Madde 16:</strong> İzin almadan trafik levhalarının görülmesini engelleyecek levha, ağaç veya direk dikmek (58.945 TL).</li>
<li><strong>Madde 17:</strong> Karayolu kenarında izin almadan yapı ve tesis yapmak (58.945 TL).</li>
</ul>
<h2><span style="font-size: 22px;"><strong>Tescil ve Plaka İhlalleri</strong></span></h2>
<ul>
<li><strong>Madde 21/1:</strong> Tescil edilen araçları tescil belgesi ve plakası almadan karayoluna çıkarmak (11.629 TL).</li>
<li><strong>Madde 21/5:</strong> <strong>Hurdaya çıkarılmış aracı</strong> karayolunda sürmek (23.437 TL).</li>
<li><strong>Madde 23/2-b:</strong> Tescil plakasını monte edilmesi gereken yerin dışına takmak (1.057 TL).</li>
<li><strong>Madde 23/3-a-1:</strong> Yönetmeliğe aykırı nitelikte plaka takmak (4.779 TL).</li>
<li><strong>Madde 23/4:</strong> Tescilli aracı plakasız kullanmak (19.716 TL).</li>
<li><strong>Madde 23/5-a:</strong> Başka bir araca ait plakayı takmak veya kullanmak (58.104 TL ve TCK 204&#8217;ten adli işlem).</li>
<li><strong>Madde 23/5-b:</strong> <strong>Sahte plaka</strong> takmak veya kullanmak (58.104 TL ve TCK 204&#8217;ten adli işlem).</li>
</ul>
<h2><span style="font-size: 22px;"><strong>Araç Ekipmanları ve Teknik Şartlar</strong></span></h2>
<ul>
<li><strong>Madde 30/1-a:</strong> Servis freni, lastikleri veya ışık donanımı bozuk araçları kullanmak (1.246 TL).</li>
<li><strong>Madde 30/1-b:</strong> Çevredekileri rahatsız edecek derecede duman veya gürültü çıkaran araçları kullanmak (2.719 TL).</li>
<li><strong>Madde 31/1-b:</strong> Kamyon, çekici ve otobüslerde <strong>takograf</strong>, taksilerde <strong>taksimetre</strong> bulundurmamak (5.662 TL).</li>
<li><strong>Madde 31/2:</strong> Takograf veya taksimetre cihazlarını bozuk imal etmek veya bu durumdaki cihazları araçta kullanmak (88.588 TL para cezası ve 3-6 ay hafif hapis).</li>
<li><strong>Madde 32/3:</strong> Mevzuata aykırı teknik değişikliğin çevreye rahatsızlık verecek gürültü çıkarması (11.629 TL).</li>
<li><strong>Madde 34/a:</strong> Araç muayenesini yaptırmamak (2.719 TL).</li>
</ul>
<h2><span style="font-size: 22px;"><strong>Sürücü Belgelerine İlişkin İhlaller</strong></span></h2>
<ul>
<li><strong>Madde 36/3-a:</strong> <strong>Sürücü belgesiz</strong> motorlu araç kullanmak (23.437 TL).</li>
<li><strong>Madde 36/3-b:</strong> Sürücü belgesi geçici olarak geri alındığı halde araç kullanmak (23.437 TL).</li>
<li><strong>Madde 36/3-c:</strong> İptal edilen sürücü belgesi ile araç kullanmak (23.437 TL).</li>
<li><strong>Madde 39/2:</strong> Sürücü belgesi sınıfına uygun olmayan araç kullanmak (11.629 TL).</li>
</ul>
<h2><span style="font-size: 22px;"><strong>Trafik Düzeni ve Sürüş Kuralları</strong></span></h2>
<ul>
<li><strong>Madde 46/2-g:</strong> Ardı ardına birden fazla şerit değiştirerek trafiği tehlikeye sokmak (11.629 TL).</li>
<li><strong>Madde 46/2-h:</strong> Tek yönlü yolda <strong>ters istikamette</strong> araç sürmek (11.629 TL).</li>
<li><strong>Madde 47/1-b:</strong> <strong>Kırmızı ışık</strong> kuralına uymamak (2.719 TL).</li>
<li><strong>Madde 48/5:</strong> Alkollü araç kullanmak (İlk ihlalde ehliyete 6 ay el konulur).</li>
<li><strong>Madde 48/8:</strong> <strong>Uyuşturucu veya uyarıcı madde</strong> alarak araç kullanmak (60.036 TL ve ehliyete 5 yıl el konulur).</li>
<li><strong>Madde 51/2-c:</strong> Hız sınırlarını %50&#8217;den fazla aşmak (11.629 TL).</li>
<li><strong>Madde 67/1-d:</strong> <strong>Drift yapmak</strong> (58.217 TL ve ehliyete 60 gün el konulur).</li>
<li><strong>Madde 73/c:</strong> Seyir halinde <strong>cep telefonu</strong> kullanmak (2.719 TL).</li>
<li><strong>Madde 78/1-a:</strong> Emniyet kemeri takmamak (1.246 TL).</li>
</ul>
<h2><span style="font-size: 22px;"><strong>Trafik Kazaları ve Sorumluluklar</strong></span></h2>
<ul>
<li><strong>Madde 81/1-a:</strong> Kaza mahallinde durmamak ve gerekli tedbirleri almamak (2.719 TL).</li>
<li><strong>Madde 81/1-d-2:</strong> İzin almadan kaza yerinden ayrılmak (5.662 TL).</li>
<li><strong>Madde 91:</strong> Zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmamak (1.246 TL).</li>
</ul>
<h2><span style="font-size: 22px;"><strong>Özel İzin ve Belgeler (Ek Maddeler)</strong></span></h2>
<ul>
<li><strong>Ek 2/3-a:</strong> Belediye sınırları dahilinde çalışma ruhsatsız yolcu taşımak (Korsan taşımacılık &#8211; 58.217 TL).</li>
<li><strong>Ek Madde 20:</strong> Sosyal medyada kural ihlallerini <strong>özendiren görüntüler yaymak</strong> veya övmek (25.000 TL).</li>
</ul>
<p>Trafik cezalarınızın iptali veya itiraz süreçleri için hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;">TRAFİKTE TELEFONLA KONUŞMANIN CEZASI NEDİR?</span></h2>
<p>2026 yılı güncel trafik mevzuatına (7574 sayılı Kanun) göre, seyir halindeyken cep telefonu kullanmakla ilgili kurallar ve ağırlaştırılmış yaptırımlar şu şekildedir:</p>
<ul>
<li><strong>Ele Alarak Kullanma Yasağı:</strong> Sürücülerin seyir halindeyken cep telefonu, araç telefonu veya benzeri haberleşme cihazlarını <strong>ele alarak kullanması kesinlikle yasaktır</strong>.</li>
<li><strong>2026 Yılı Güncel Para Cezaları:</strong> 12 Şubat 2026 tarihli yeni düzenleme ile cezalar kademeli olarak artırılmıştır:
<ul>
<li><strong>İlk ihlalde:</strong> 5.000 Türk lirası.</li>
<li><strong>Bir yıl içinde ikinci ihlalde:</strong> 10.000 Türk lirası.</li>
<li><strong>Bir yıl içinde üçüncü ve daha fazla ihlalde:</strong> Her seferinde <strong>20.000 Türk lirası</strong> para cezası uygulanır.</li>
</ul>
</li>
<li><strong>Ehliyete El Konulması:</strong> Bir yıl içinde <strong>üç veya daha fazla kez</strong> bu kuralı ihlal eden sürücülerin sürücü belgeleri (ehliyetleri) her seferinde <strong>30 gün süreyle geri alınır</strong>. Geri alınan ehliyetin iadesi için Kanun kapsamında verilen tüm idari para cezalarının tamamının tahsil edilmiş olması şarttır.</li>
<li><strong>Serbest Olan Durum (İstisna):</strong> Cep ve araç telefonları ile benzeri haberleşme cihazlarının, sürücüler tarafından çeşitli elektronik sistemler (Bluetooth, araç kiti vb.) vasıtasıyla <strong>ele alınmadan kullanılıyor olması halinde</strong> bu cezai işlemler uygulanmaz.</li>
</ul>
<p>Özetle, telefonla konuşmak tamamen yasak değildir; ancak cihazın <strong>fiziksel olarak elde tutulmaması</strong> (hands-free olması) gerekmektedir. Cihazın ele alınarak kullanılması durumunda 2026 yılı itibarıyla hem yüksek para cezaları hem de ehliyete el konulması yaptırımıyla karşılaşılmaktadır.</p>
<p><strong>Trafik cezanızın iptali için hukuki destek almak isterseniz bizimle iletişime geçebilirsiniz.</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone" src="https://scooteroflifetr.com/wp-content/uploads/2025/05/elektrikli-scooter-trafik-cezasi-yer-mi-gorsel.webp" alt="TRAFİK CEZALARI VE SONUÇLARI NELERDİR? YILDIZ HUKUK VE DANIŞMANLIK" width="1434" height="612" /></p>
<h2><span style="font-size: 22px;">TRAFİKTE DRİFT YAPMANIN CEZASI NEDİR?</span></h2>
<p>2026 yılı güncel trafik mevzuatına (12 Şubat 2026 tarihli ve <strong>7574 sayılı Kanun</strong> ile güncellenen Karayolları Trafik Kanunu) göre, herhangi bir zorunluluk olmaksızın drift yapmanın (aracın el freninin çekilmesi veya başka yöntemlerle ani yön değiştirilmesi/kendi etrafında döndürülmesi) cezai yaptırımları şu şekildedir:</p>
<ul>
<li><strong>Para Cezası:</strong> Drift yapan sürücülere <strong>140.000 Türk lirası</strong> idari para cezası verilir.</li>
<li><strong>Ehliyete El Konulması:</strong> Sürücü belgesi <strong>altmış gün (60 gün)</strong> süreyle geri alınır.</li>
<li><strong>Aracın Trafikten Men Edilmesi:</strong> İhlale konu araç <strong>altmış gün (60 gün)</strong> süreyle trafikten menedilir.</li>
<li><strong>Ehliyet İade Şartları:</strong> Geri alınan sürücü belgesinin iade edilebilmesi için sürücünün <strong>psiko-teknik değerlendirmeden</strong> ve <strong>psikiyatri uzmanının muayenesinden</strong> geçmesi ve Kanun kapsamında verilmiş olan <strong>tüm idari para cezalarının</strong> tamamının tahsil edilmiş olması şarttır.</li>
<li><strong>Tekerrür (Tekrar) Hali:</strong> Son ihlalin gerçekleştiği tarihten geriye doğru beş yıl içinde bu madde kapsamında sürücü belgesi <strong>ikinci defa</strong> geri alınanların sürücü belgeleri tamamen <strong>iptal edilir</strong></li>
</ul>
<h2><span style="font-size: 22px;">Ehliyet iadesi için psiko-teknik değerlendirme süreci nasıl işler?</span></h2>
<p>2026 yılı güncel trafik mevzuatına göre <strong>psiko-teknik değerlendirme</strong>, belirli trafik ihlalleri nedeniyle sürücü belgesine el konulan kişilerin, belgelerini geri alabilmeleri veya yeniden sürücü belgesi alabilmeleri için tabi tutuldukları zorunlu bir süreçtir. Bu değerlendirme genellikle bir <strong>psikiyatri uzmanı muayenesi</strong> ile desteklenir.</p>
<p>İşte psiko-teknik değerlendirme sürecinin işleyişi ve zorunlu olduğu haller:</p>
<h2><span style="font-size: 22px;">Psiko-Teknik Değerlendirme Hangi Hallerde Gereklidir?</span></h2>
<p>Sürücü belgesinin iadesi için bu sürecin tamamlanması gereken temel durumlar şunlardır:</p>
<ul>
<li><strong>Drift ve Akrobatik Hareketler:</strong> Herhangi bir zorunluluk olmaksızın drift yapan sürücülerin ehliyetleri 60 gün süreyle geri alınır; iade için geri alma süresi sonunda psiko-teknik değerlendirme ve psikiyatri uzmanı muayenesi şarttır.</li>
<li><strong>Hız Sınırı İhlalleri:</strong> Bir yıl içinde hız sınırını %50&#8217;den fazla aşarak beşinci kez yakalanan sürücülerin ehliyetleri bir yıl süreyle geri alınır ve iade için psiko-teknik değerlendirme istenir.</li>
<li><strong>Alkollü Araç Kullanma:</strong> Geriye doğru beş yıl içinde alkollü araç kullanma kuralını üç veya daha fazla kez ihlal eden sürücüler bu değerlendirmeye tabi tutulur.</li>
<li><strong>Kırmızı Işık İhlalleri:</strong> Bir yıl içinde ışıklı trafik işaretlerine uyma kuralını üç veya daha fazla kez ihlal edenlerin belgelerinin iadesi için de bu şart aranır.</li>
<li><strong>Ceza Puanı Sınırı:</strong> Aynı yıl içinde ikinci defa <strong>100 ceza puanını</strong> dolduran sürücülerin belgeleri 4 ay süre ile geri alınarak psiko-teknik değerlendirme ve psikiyatri uzmanı muayenesine tabi tutulurlar.</li>
</ul>
<h2><span style="font-size: 22px;">Değerlendirme Süreci Nasıl İşler?</span></h2>
<ol>
<li><strong>Geri Alma Süresinin Tamamlanması:</strong> İlk adım, yasal geri alma süresinin (ihlale göre 60 gün, 1 yıl, 5 yıl vb.) dolmasıdır.</li>
<li><strong>Test ve Muayene:</strong> Sürücü, Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş psiko-teknik merkezlerinde çeşitli bilgisayar destekli testlere tabi tutulur. Bu testlerin ardından bir <strong>psikiyatri uzmanı</strong> tarafından muayene edilerek sürücülük yapmasına engel bir hali olup olmadığı saptanır.</li>
<li><strong>Sonuç Raporu:</strong> Değerlendirme sonucunda sürücünün sürücülüğe engel halinin bulunmadığını gösterir bir <strong>olumlu rapor</strong> alınması gerekir.</li>
<li><strong>Trafik Cezalarının Ödenmesi (2026 Güncellemesi):</strong> 12 Şubat 2026 tarihli 7574 sayılı Kanun ile getirilen en önemli şartlardan biri; psiko-teknik raporu olsa dahi, ehliyetin iade edilebilmesi için Karayolları Trafik Kanunu kapsamında verilen <strong>tüm idari para cezalarının tamamının tahsil edilmiş olması</strong> zorunluluğudur.</li>
</ol>
<h2><span style="font-size: 22px;">Belgesi İptal Edilenlerin Durumu Nasıl Olur?</span></h2>
<p>Uyuşturucu madde kullanımı veya belirli tekerrürler (hız sınırı, drift vb.) nedeniyle ehliyeti tamamen <strong>iptal edilen</strong> kişilerin yeniden sürücü kursuna başlayabilmeleri için de bu süreç kritiktir. Bu kişiler, psiko-teknik değerlendirme ve psikiyatri uzmanı muayenesi sonucunda <strong>&#8220;sürücülüğe engel hali yoktur&#8221;</strong> belgesi almadan sürücü kurslarına müracaat edemezler.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;">Ehliyete El Konulmasının Hukuki İtiraz Süreci Nasıldır?</span></h2>
<p>Trafik idari para cezalarına veya ehliyetin geri alınması işlemlerine karşı yargı yolu açıktır:</p>
<ul>
<li><strong>Yetkili Merci:</strong> İşlemin uygulandığı yerdeki <strong>Sulh Ceza Hakimliğine</strong> başvurulmalıdır.</li>
<li><strong>İtiraz Süresi:</strong> Kararın tebliğ veya tefhim edildiği tarihten itibaren <strong>15 gün (iki hafta)</strong> içinde itiraz edilmelidir.</li>
<li><strong>UYAP Üzerinden Başvuru:</strong> İtiraz dilekçeleri ve deliller, güvenli elektronik imza kullanılarak <strong>UYAP vatandaş portalı</strong> üzerinden de gönderilebilir</li>
<li><strong>Alnında profesyonel avukatlar ile hareket edilmesi faydalı olacaktır.</strong></li>
</ul>
<p><img decoding="async" class="alignleft" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2026/02/18-Ara-2025-13_29_15-365x365.png" alt="Anasayfa - Yıldız Hukuk" /></p>
<p><strong>Haklarınızı doğru şekilde öğrenmek, süreci bilinçli yürütmek ve olası riskleri en aza indirmek adına profesyonel hukuki destek almak her zaman en sağlıklı yaklaşımdır.</strong></p>
<p><strong>Genel hukuk alanında danışmanlık ve detaylı bilgi için Avukat Osman Yıldız ile iletişime geçebilir, somut durumunuza uygun değerlendirme ve yönlendirme talep edebilirsiniz. </strong><strong>Doğru zamanda alınan doğru hukuki destek, sürecin en güçlü güvencesidir.</strong></p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/trafik-cezalari-ve-sonuclari-nelerdir/">TRAFİK CEZALARI VE SONUÇLARI NELERDİR?</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/trafik-cezalari-ve-sonuclari-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ASKERİ PERSONELE İLİŞKİN TERFİ ve NASIP DAVALARI</title>
		<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/tsk-terfi-nasip-davasi/</link>
					<comments>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/tsk-terfi-nasip-davasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2026 10:58:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İdare Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[açığa alma]]></category>
		<category><![CDATA[adli sicil]]></category>
		<category><![CDATA[akademik çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[askeri hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[askeri kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[askeri personel]]></category>
		<category><![CDATA[astsubay]]></category>
		<category><![CDATA[astsubaylık]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Osman Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[dilekçe]]></category>
		<category><![CDATA[Disiplin]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim süresi]]></category>
		<category><![CDATA[emsal uygulama]]></category>
		<category><![CDATA[eşitlik ilkesi]]></category>
		<category><![CDATA[görev puan]]></category>
		<category><![CDATA[hak kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[hakların korunması]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet süresi]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[idari dava]]></category>
		<category><![CDATA[İdari işlem]]></category>
		<category><![CDATA[idari işlemin iptali]]></category>
		<category><![CDATA[İDARİ YARGI]]></category>
		<category><![CDATA[İPTAL DAVASI]]></category>
		<category><![CDATA[kadro]]></category>
		<category><![CDATA[kariyer planlaması]]></category>
		<category><![CDATA[kıdem]]></category>
		<category><![CDATA[kıdem hesaplama]]></category>
		<category><![CDATA[kıdem sırası]]></category>
		<category><![CDATA[kurs süresi]]></category>
		<category><![CDATA[maaş farkı]]></category>
		<category><![CDATA[Mahkeme]]></category>
		<category><![CDATA[mevzuat]]></category>
		<category><![CDATA[nasıp]]></category>
		<category><![CDATA[nasıp düzeltme]]></category>
		<category><![CDATA[performans]]></category>
		<category><![CDATA[rütbe]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık raporu]]></category>
		<category><![CDATA[sicil notu]]></category>
		<category><![CDATA[sicil raporu]]></category>
		<category><![CDATA[subay]]></category>
		<category><![CDATA[subaylık]]></category>
		<category><![CDATA[tam yargı]]></category>
		<category><![CDATA[Tazminat]]></category>
		<category><![CDATA[terfi]]></category>
		<category><![CDATA[terfi engeli]]></category>
		<category><![CDATA[terfi sırası]]></category>
		<category><![CDATA[terfi süreci]]></category>
		<category><![CDATA[TSK]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yildizhukukdanismanlik.com/?p=4288</guid>

					<description><![CDATA[<p>TSK personelinin terfi ve nasıp süreçleri, hizmet süresi, sicil notu, disiplin durumu, kadro ve objektif kriterler çerçevesinde yürütülür. Terfi hakkı kanunda öngörülen koşullara rağmen engellenirse idari dava açılabilir; iptal kararı durumunda yeniden değerlendirme ve geriye dönük haklar sağlanır. Nasıp, rütbe başlangıç tarihi olup kıdem, terfi sırası ve özlük haklarını belirler. Hatalı nasıp, kıdem kaybına ve kariyer kaybına yol açar. Nasıp düzeltme davası ile hukuka aykırı kıdem eksiklikleri düzeltilir, terfi ve sıralama yeniden hesaplanır; maaş farkı ödenmese de haklar korunur.</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/tsk-terfi-nasip-davasi/">ASKERİ PERSONELE İLİŞKİN TERFİ ve NASIP DAVALARI</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><b>ASKERİ PERSONELE İLİŞKİN TERFİ ve NASIP DAVALARI</b></h2>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>TSK İÇİ TERFİ DAVALARI</b></span></h2>
<p><b><span style="font-size: 22px;">I. Giriş: Terfi Engelinin Hukuki Niteliği ve Koruma Amacı</span><br />
</b><br />
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) personelinin terfi edilme süreci, yalnızca bir yönetim kararı veya ast üst ilişkisi meselesi değildir. Bu süreç, personelin hizmet süresi, kıdemi, performansı, disiplin durumu ve kariyer planlaması gibi unsurların birlikte değerlendirildiği ciddi bir idari işlemdir. Ancak mevzuatta öngörülen şartları taşımasına rağmen terfi ettirilmeyen bir personelin durumunda, bu işlem hukuka aykırı bir idari işlem hâline gelebilir ve bu yüzden idari yargı önünde iptal davası açılabilir.</p>
<p>Bu dava türü, idarenin takdir yetkisini hukuka uygun şekilde kullanmasını temin etmeyi ve keyfi değerlendirmelerle personelin kariyerinin engellenmesini engellemeyi amaçlar. Yani burada, yalnızca bir terfi kararı incelenmez; aynı zamanda kişisel haklar, kariyer ilerlemesi ve hukuka uygun değerlendirme prensipleri söz konusudur.</p>
<p><span style="font-size: 22px;"><b>II. TSK’da Terfi Sisteminin İşleyişi<br />
A. Temel Değerlendirme Ölçütleri</b></span></p>
<p>TSK’da terfi süreci, titiz ve belirli kriterlere bağlıdır. Bu kriterler arasında:</p>
<p><b>Hizmet Süresi ve Kıdem:</b> Personelin belirli sürelerle hizmet etmiş olması gerekir. Bu süreler, rütbe ve sınıfa göre farklılaşabilir.</p>
<p><b>Sicil Notları ve Performans:</b> Sicil notu yalnızca nicelik değil aynı zamanda niteliği de gösteren bir unsurdur; sicil notunun yüksek olması terfi ihtimalini artırırken düşüklüğü engelleyebilir.</p>
<p><b>Disiplin Durumu: </b>Disiplin cezası alan personel, sicil notları ne kadar uygun olsa bile bu durumdan olumsuz etkilenebilir.</p>
<p><b>Kadro Durumu ve İhtiyaç Analizi: </b>Söz konusu kadronun boşluğu ve ihtiyaç değerlendirmesi de terfi kararını etkiler.</p>
<p>Bu nedenle terfi kararı; sadece bir kıdem meselesi değil, bir bütün olarak hizmet ve performans değerlendirmesidir. Bu unsurların hukuka uygun şekilde değerlendirilmemesi, terfi engeline yol açabilir ve bu durumda idari dava açma hakkı doğar.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>I</b><b>II. Terfi Engelinin Hukuki Gerekçeleri ve Objektiflik İlkesi<br />
A. Çeşitli Gerekçeler</b></span></h2>
<p>Personelin terfi ettirilmemesi, pek çok farklı sebepten kaynaklanabilir. Bunlar aşağıdaki gibidir:</p>
<p><b>Sicil Notunun Yetersiz Olması: </b>Son üç yılın sicil not ortalamasının terfiye uygun olmaması gibi durumlar.</p>
<p><b>Disiplin Cezası veya Soruşturma:</b> Disiplin soruşturması sonucu olumsuz sicil durumu.</p>
<p><b>Sağlık Nedeniyle Görev Kısıtlaması:</b> Sağlık durumunun terfiyi engellediği iddiası.</p>
<p><b>Kadro veya İdari Planlama Gerekçeleri: </b>Kadro eksikliği veya hizmetin zorunluluklarına dayalı engeller.</p>
<p><b>Olumsuz Güvenlik Soruşturması Sonuçları:</b> Güvenlik soruşturmasının olumsuz etkisi.</p>
<p><b>Takdir Yetkisinin Yanlış Kullanılması:</b> İdarenin öznel değerlendirmesi.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>B. Hukuka Aykırılık Riski</b></span></h2>
<p>Bu gerekçelerin, somut ve belgelerle desteklenebilir olması gerekir. Aksi durumda kişisel, sübjektif veya keyfi değerlendirmeler hukuka aykırılık teşkil eder. Özellikle aynı hizmet koşullarına sahip emsallerin terfi ettirilip davacıya terfi verilmemesi gibi durumlar, eşitlik ilkesine aykırı kabul edilir.</p>
<p><span style="font-size: 22px;"><b>IV. Terfi Engelinin İptali İçin Dava Açılması<br />
A. Dava Ne Kadar Süre İçinde Açılır ve Hangi Mahkemede Açılır?</b></span></p>
<p>Bir terfi engeline karşı açılan iptal davası idare mahkemesinde açılır. Bu dava hakkı, terfi ettirilmediğine ilişkin işlemin kişiye yazılı olarak bildirildiği tarihten itibaren 60 gün içinde kullanılmalıdır.</p>
<p>Davaların çoğu Ankara idare mahkemelerinde görülür, çünkü terfi kararları genellikle Millî Savunma Bakanlığı veya Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde alındığı için yetki buradaki mahkemelere aittir.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>B. Dilekçede Gösterilecek Hususlar</b></span></h2>
<p>Dilekçede özellikle:</p>
<ul>
<li>Terfi hakkının objektif şekilde sağlandığı,</li>
<li>Değerlendirme kriterlerinin hukuka aykırı olarak uygulandığı,</li>
</ul>
<p>Eşit durumda olanların terfi ettiği,<br />
Sicil notlarının objektif kriterlere göre verilmediği,<br />
gibi hususlar açık şekilde belirtilmelidir. Bu, yargının değerlendirme yapabilmesi için zorunludur.</p>
<p><span id="more-4288"></span></p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>V. Mahkemede Sunulması Gereken Belgeler</b></span></h2>
<p>Bir terfi engeline karşı açılan idari davada mahkemeye sunulacak belgeler çok önemlidir. Bunlar aşağıdaki gibidir:</p>
<p><b>Terfi Edilmeme İşlemine Dair Yazılı Karar:</b> Bu karar mesleki sürecin başlangıcıdır.</p>
<p><b>Sicil ve Başarı Değerlendirme Raporları:</b> Personelin hizmet geçmişi ve değerlendirmesi.</p>
<p><b>Görev Puan Çizelgeleri: </b>Performans göstergeleri ve kriterler.</p>
<p><b>Sağlık Durumunu Gösteren Raporlar:</b> Sağlık durumunun terfiyi etkileyip etkilemediği.</p>
<p><b>Benzer Durumda Olanların Terfi Belgeleri: </b>Eşitlik ilkesine aykırılık var ise somut örnekler.</p>
<p><b>Disiplin Sicili ve Cezaların Affı:</b> Olumsuz sicil notlarının iptal edilebilir yönleri.</p>
<p>Bu belgeler, iddianın temellendirilmesi için hayati öneme sahiptir ve davanın başarı şansını doğrudan etkiler.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>VI. Mahkeme İncelemesinin İçeriği</b></span></h2>
<p>Mahkeme, yapılan başvuruyu sadece formel bir işlem olarak değerlendirmez. Aşağıdaki başlıklar üzerinden ayrıntılı denetim yapar:</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>A. Gerekçenin Hukuka Uygunluğu</b></span></h2>
<p>Her idari işlem gibi terfi engelleme kararı da gerekçeli olmalıdır. Yargı, verilen kararın açık ve hukuki dayanaklarla desteklenip desteklenmediğini inceler.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>B. Objektiflik ve Ölçütlerin Uygulanması</b></span></h2>
<p>Değerlendirme kriterlerinin somut verilere dayalı ve objektif şekilde uygulanıp uygulanmadığı analiz edilir. Öznel değerlendirmeler, hukuka aykırılık oluşturabilir.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>VII. Dava Olumlu Sonuçlanırsa Ne Olur?</b></span></h2>
<p>Bir mahkeme terfi engeli kararını iptal ederse, bunun birçok hukuki sonucu vardır:</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter" src="https://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2021/06/24/askeri-ceza-kanunu-nun-ilk-bolumu-kabul-edildi-tartismali-duzenlemenin-detaylari-neler-891304-5.jpg" alt="ASKERİ PERSONELE İLİŞKİN TERFİ ve NASIP DAVALARI" width="808" height="449" /></p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>A. Terfi Değerlendirmesi Yeniden Yapılır</b></span></h2>
<p>İptal kararı personelin terfi edilmesi gerektiğini değil, işlemin hukuka aykırı olduğunu ortaya koyar. Bu durumda personel yeniden değerlendirilir.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>B. Geriye Dönük Haklar</b></span></h2>
<p>Mahkeme, terfi etmeyen personelin geçmiş hakları ile birlikte değerlendirilmesini talep edebilir. Bu durumda geriye dönük maaş farkları da ödenebilir.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>C. Yürütmenin Durdurulması</b></span></h2>
<p>Dava sürecinde kişi, işlemin yürütmesinin durdurulmasını da talep edebilir; özellikle mesleki ilerleme açısından telafisi güç zarar riski varsa bu talep kabul edilebilir.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>D. Tazminat İmkanı</b></span></h2>
<p>İşlem uygulanmazsa, idareye karşı tam yargı davası açılarak tazminat da talep edilebilir.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>VIII. Sıkça Sorulan Sorular<br />
1. Bu dava nedir ve amacı nedir?</b></span></h2>
<p>TSK personelinin terfi ettirilmemesinin hukuka aykırı olması iddiasıyla açılan idari dava türüdür ve idarenin takdir yetkisinin denetlenmesini sağlar.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>2. Terfi süreci nasıl işler?</b></span></h2>
<p>Hizmet süresi, sicil notu ve disiplin gibi kriterler birlikte değerlendirilir.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>3. Terfi engeli hangi durumlarda ortaya çıkar?</b></span></h2>
<p>Sicil eksikliği, disiplin cezası, sağlık, kadro yetersizliği vb. gibi somut nedenler.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>4. Dava hangi mahkemede açılır?</b></span></h2>
<p>İşlemi tesis eden idarenin bulunduğu yerdeki idare mahkemesinde.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>5. Gerekli belgeler nelerdir?</b></span></h2>
<p>Karar, sicil raporları, sağlık raporları ve emsal belgeler gibi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>6. Dava ne kadar sürer?</b></span></h2>
<p>Genellikle 6–12 ay arası, mahkemenin iş yüküne göre değişir.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>7. Yürütme durdurma talep edilebilir mi?</b></span></h2>
<p>Evet; özellikle telafisi güç zarar riski varsa mahkeme tarafından kabul edilebilir.</p>
<p><span style="font-size: 22px;"><b>8. Mahkeme iptal kararı verirse ne olur?</b></span></p>
<p>Terfi değerlendirmesi yeniden yapılır ve geriye dönük haklar korunur.</p>
<p><b>Sonuç olarak </b>TSK’da terfi engeline karşı açılan iptal davası, memur ve askeri personelin kariyer ve özlük haklarını korumak adına idari yargı yoluyla hak arama imkânıdır. Bu davada kişisel değerlendirmeler değil, hukukun öngördüğü objektif kriterler esas alınır. Yargı, idarenin takdir yetkisini hukuka uygunluk çerçevesinde denetler ve hukuka aykırılık tespit edildiğinde işlemi iptal eder. Bu süreç, kamu personeli açısından kariyer ilerlemesi, hak kaybı ve eşitlik ilkesi gibi temel hukuki meselelerin korunmasını sağlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><b>ASKERİ DAVALARDA NASIP DÜZELTME DAVASI</b></h2>
<h2><span style="font-size: 22px;">Nasıp Kavramı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Sisteminde Ne Anlama Gelmektedir?</span></h2>
<p>“Nasıp” kavramı, Türk Silahlı Kuvvetleri personel rejiminde subay ve astsubayların rütbe terfileriyle bağlantılı olarak yeni rütbelerine hangi tarih itibarıyla başladıklarını ifade eden teknik ve hukuki bir terimdir. Bu tarih, yalnızca sembolik bir başlangıç günü değil; kıdemin belirlenmesi, terfi sıralamasının tespiti, kademe ilerlemesi, özlük hakları ve emeklilik hesaplamaları bakımından doğrudan sonuç doğuran hukuki bir referans noktasıdır.</p>
<p>Askeri personel bakımından kıdem, mesleki hayatın en belirleyici unsurlarından biridir. Zira aynı rütbede bulunan personel arasında kıdem sıralaması; görev yerlerinin belirlenmesi, kritik kadrolara atanma, terfi değerlendirmelerinde öne çıkma ve hatta bazı durumlarda emeklilik haklarının hesaplanması bakımından belirleyici rol oynar. Bu nedenle nasıp tarihinin doğru ve mevzuata uygun şekilde belirlenmesi, yalnızca teknik bir idari işlem değil, aynı zamanda personelin kazanılmış haklarının korunması anlamına gelir.</p>
<p>Nasıp tarihindeki hatalar veya hukuka aykırı uygulamalar ise doğrudan kıdem kaybına, terfi süresinin uzamasına ve dolaylı olarak maddi-manevi hak kayıplarına yol açabilir. İşte bu noktada “nasıp düzeltme davası” gündeme gelmektedir.</p>
<p><span style="font-size: 22px;"><b>Nasıp Düzeltme Davası Nedir ve Hangi Amaca Hizmet Eder?</b></span></p>
<ul>
<li>Nasıp düzeltme davası; askeri personelin kıdeminden haksız veya hukuka aykırı şekilde düşürülen sürelerin yeniden kıdeme eklenmesi ya da kıdeme eklenmesi gerekirken idarece dikkate alınmayan sürelerin hesaba katılması amacıyla açılan bir idari dava türüdür.Bu dava, temelde bir idari işlemin hukuka aykırılığının ileri sürülmesi suretiyle açılan iptal davası niteliğindedir. Bununla birlikte, kıdem kaybına bağlı olarak doğan maddi zararların tazmini talep edilecekse tam yargı davası boyutu da gündeme gelebilir.</li>
</ul>
<p>Nasıp düzeltme davasının temel amacı şudur:</p>
<ul>
<li>Haksız yere kıdemden düşürülen sürelerin iadesi,</li>
<li>Terfi bekleme süresinin hukuka uygun şekilde yeniden hesaplanması,</li>
<li>Emsallere göre geri kalınan kıdem sırasının düzeltilmesi,</li>
</ul>
<p>Hukuka aykırı uygulama nedeniyle doğan kariyer kaybının giderilmesi.</p>
<p>Bu dava türü, özellikle askeri personelin disiplin soruşturmaları, açığa alınma süreçleri, eğitim ve kurs dönemleri, akademik çalışmalar veya sağlık nedenleriyle görevden uzak kaldığı durumlarda ortaya çıkan kıdem ihtilaflarında önem kazanmaktadır.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Nasıp Tarihi Kimler İçin Geçerlidir?</b></span></h2>
<p>Nasıp kavramı yalnızca görevdeki subay ve astsubaylar bakımından değil; askeri öğrenciler, meslek yüksekokulu mezunları ve çeşitli statülerde TSK’ya katılan personel bakımından da uygulanmaktadır.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Subay ve Astsubaylar İçin Nasıp Nasıl Belirlenir?</b></span></h2>
<p>Bir subay veya astsubay mevcut rütbesinden bir üst rütbeye terfi ettiğinde, yeni rütbenin resmi başlangıç tarihi nasıp tarihi olarak kabul edilir. Bu tarih, bir sonraki terfi için öngörülen bekleme süresinin başlangıç anıdır.</p>
<p>Örneğin, yüzbaşı rütbesine terfi eden bir subayın yüzbaşılıktaki bekleme süresi nasıp tarihi itibarıyla başlar. Aynı şekilde astsubay çavuş rütbesine nasbedilen bir personelin kıdem süreci bu tarih üzerinden hesaplanır.</p>
<p>Bu nedenle nasıp tarihi; sadece geçmişe ilişkin bir kayıt değil, gelecekteki terfi sürecinin de başlangıç noktasıdır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter" src="https://imgscdn.stargazete.com/imgsdisk/2022/07/01/912-subay-ve-astsubay-ada-766_2-41.jpg" alt="ASKERİ PERSONELE İLİŞKİN TERFİ ve NASIP DAVALARI" width="850" height="478" /></p>
<h2><b><br />
Askeri Öğrenciler İçin Nasıp Nasıl Uygulanır?</b></h2>
<p>Harp okullarından veya astsubay meslek yüksekokullarından mezun olan öğrenciler için nasıp tarihi, mezuniyetle birlikte atandıkları ilk rütbenin başlangıç tarihidir.</p>
<p>Örneğin, harp okulunu başarıyla tamamlayan bir öğrenci teğmen rütbesine nasbedilir. Bu nasıp tarihi, subaylık kariyerinin başlangıcıdır ve tüm kıdem hesaplamaları bu tarih esas alınarak yapılır.</p>
<p>Benzer şekilde, astsubay meslek yüksekokulunu bitiren bir öğrenci, ilgili mevzuat gereği belirlenen tarihte astsubay çavuşluğa nasbedilir ve kıdem süreci bu tarihten itibaren başlar.</p>
<h2><b><br />
Nasıp Hangi Mevzuat Hükümlerine Dayanmaktadır?</b></h2>
<p>Nasıp ve nasıp düzeltme işlemleri esas itibarıyla 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu hükümleri çerçevesinde düzenlenmiştir.</p>
<h2><b>Astsubaylığa Nasıp Hangi Usule Göre Yapılır?</b></h2>
<p>Kanunun 82. maddesi uyarınca astsubaylığa nasıp, Milli Savunma Bakanı onayı ile yapılır. Rütbe terfileri ise ilgisine göre yetkili makamların onayına tabidir.</p>
<p>Fakülte veya yüksekokul mezunu olup temel askerlik eğitimini tamamlayan ve başarılı olan adaylar, onay tarihinden geçerli olmak üzere astsubay çavuşluğa nasbedilirler. Ancak kademe ilerlemesi ve üst rütbeye yükselmeye esas alınacak nasıp tarihi bakımından ilgili takvim yılının 30 Ağustos tarihi esas alınır.</p>
<p>Bu düzenleme, uygulamada farklı tarihlerde nasbedilen personel arasında yeknesaklık sağlama amacı taşır.</p>
<p>Ayrıca kanun açıkça belirtmektedir ki nasıp düzeltilmesinden ötürü maaş veya maaş farkı ödenmez ve diğer özlük hakları geriye dönük olarak verilmez. Bu hüküm, nasıp düzeltme işleminin mali sonuçlarını sınırlayan bir düzenleme niteliğindedir.</p>
<h2><b>Nasıp Düzeltilmesi Hangi Hallerde Gündeme Gelir?</b></h2>
<p>Nasıp düzeltme ihtiyacı genellikle aşağıdaki durumlarda ortaya çıkmaktadır:</p>
<h2><b>1. Açığa Alınma Süreleri Kıdemden Düşürüldüğünde Ne Olur?</b></h2>
<p>Bir subay veya astsubay hakkında yürütülen ceza soruşturması nedeniyle açığa alınması halinde, bu sürenin kıdemden düşürülmesi mümkündür. Ancak sonrasında beraat, kovuşturmaya yer olmadığı kararı veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi sonuçlar doğarsa, kıdemden düşülen sürenin hukuki dayanağı ortadan kalkabilir.</p>
<p>Bu durumda personel, nasıp düzeltme davası açarak söz konusu sürenin kıdemine eklenmesini talep edebilir.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>2. Eğitim ve Kurs Süreleri Yanlış Hesaplandığında Ne Yapılır?</b></span></h2>
<p>Özellikle yurt içi veya yurt dışı eğitimler, uzmanlık kursları ve akademik programlar sırasında geçirilen sürelerin kıdeme etkisi mevzuat hükümlerine göre belirlenir.</p>
<p>Ancak uygulamada idarenin:</p>
<ul>
<li>Devamsızlık gerekçesiyle fazladan süre düşmesi,</li>
<li>Başarısızlık nedeniyle bekleme süresini hatalı uzatması,</li>
<li>Eğitim süresini mevzuata aykırı şekilde kıdem dışı bırakmasıgibi durumlar ortaya çıkabilmektedir.Bu tür hatalı uygulamalar nasıp düzeltme davasına konu edilebilir.</li>
</ul>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>3. Akademik Çalışmalar İçin Verilmesi Gereken Kıdem Eklenmediğinde Ne Olur?</b></span></h2>
<p>Yüksek lisans veya doktora gibi akademik çalışmalar için mevzuatta belirli şartlar dahilinde kıdem verilmesi öngörülmüştür. Özellikle kendi nam ve hesabına yüksek lisans yapan astsubaylara belirli esaslar çerçevesinde kıdem verilebilmektedir.</p>
<p>Bu kıdemin hiç verilmemesi veya eksik verilmesi halinde de nasıp düzeltme davası gündeme gelir.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Nasıp Düzeltme Davası Hangi Mahkemede Açılır?</b></span></h2>
<p>Nasıp düzeltme davası, idari işlemin iptali istemine dayandığından görevli yargı kolu idari yargıdır. Dolayısıyla dava, yetkili İdare Mahkemesi nezdinde açılır.</p>
<p>Yetkili mahkeme genellikle işlemi tesis eden idari makamın bulunduğu yer mahkemesidir. İşlemin Milli Savunma Bakanlığı veya ilgili kuvvet komutanlığı tarafından tesis edilmesi halinde yetki buna göre belirlenir.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Dava Açma Süresi Ne Kadardır?</b></span></h2>
<p>İptal davası niteliğindeki nasıp düzeltme davalarında süre, idari işlemin tebliğinden veya ilgilinin işlemi öğrendiği tarihten itibaren 60 gündür.</p>
<p>Tam yargı davası kapsamında maddi tazminat talep edilecekse, zarar doğuran işlemin yazılı olarak tebliğinden itibaren yine 60 günlük süre söz konusu olur.</p>
<p>Bu süreler hak düşürücü nitelikte olup, sürenin geçirilmesi halinde dava açma hakkı ortadan kalkar.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Nasıp Düzeltme Davasında İspat Yükü ve Hukuki Değerlendirme Nasıl Yapılır?</b></span></h2>
<p>Nasıp düzeltme davalarında temel mesele, kıdem hesabına esas alınan sürenin hukuka uygun olup olmadığının tespitidir.</p>
<p>Mahkeme;</p>
<ul>
<li>İlgili mevzuat hükümlerini,</li>
<li>Personelin hizmet cetvelini,</li>
<li>Açığa alınma veya eğitim sürelerine ilişkin belgeleri,</li>
<li>Disiplin ve ceza yargılaması sonuçlarını,</li>
<li>Emsal personel uygulamalarınıbirlikte değerlendirir.İdarenin takdir yetkisi sınırsız değildir. Özellikle kıdem gibi objektif ölçütlere bağlı konularda idarenin bağlı yetki içinde hareket etmesi gerekir. Mevzuatın açık hükümlerine aykırı kıdem düşülmesi hukuka aykırılık teşkil eder.
<p><b>Nasıp Düzeltme Kararının Sonuçları Nelerdir?</b></p>
<p>Mahkeme tarafından nasıp tarihinin düzeltilmesine karar verilmesi halinde:</li>
<li>Personelin kıdem sırası yeniden belirlenir,</li>
<li>Terfi değerlendirmeleri buna göre güncellenir,</li>
<li>Emsallerine göre geri kalınan terfi durumu giderilebilir,İdare yeni bir işlem tesis etmek zorunda kalır.Ancak mevzuat gereği, nasıp düzeltmesinden dolayı geriye dönük maaş farkı ödenmemesi yönünde sınırlamalar bulunmaktadır. Bununla birlikte, özel durumlarda tam yargı davası ile zararların tazmini talep edilebilir.
<p><b>Nasıp Düzeltme Davası Askeri Personel Açısından Neden Hayati Öneme Sahiptir?</b></p>
<p>Askeri personel bakımından kıdem; yalnızca hizmet süresini değil, mesleki geleceği, terfi imkanlarını ve kariyer planlamasını belirleyen temel unsurdur. Nasıp tarihindeki bir hata dahi yıllar süren meslek hayatında zincirleme sonuçlar doğurabilir.</p>
<p>Bu nedenle:</li>
<li>Kıdem hesaplamalarının mevzuata uygun yapılması,</li>
<li>Açığa alınma ve eğitim sürelerinin doğru değerlendirilmesi,</li>
<li>Akademik çalışmaların kıdeme etkisinin doğru uygulanması,</li>
<li>Emsal uygulamalarla eşitliğin sağlanmasıhukukun gereğidir.Nasıp düzeltme davası, idarenin hatalı işlemlerine karşı askeri personelin başvurabileceği etkili bir yargısal denetim yoludur. Bu dava sayesinde hukuka aykırı kıdem kayıpları giderilebilir ve personelin kariyer hakkı korunabilir.
<p>Askeri personel rejiminin teknik ve karmaşık yapısı dikkate alındığında, bu tür davalarda mevzuata hakimiyet ve idari yargı pratiği büyük önem taşımaktadır. Dolayısıyla nasıp düzeltme davası, yalnızca bir tarih düzeltmesi değil; askeri kariyerin hukuki teminat altına alınması anlamına gelmektedir.</li>
</ul>
<div class="text-base my-auto mx-auto [--thread-content-margin:--spacing(4)] @w-sm/main:[--thread-content-margin:--spacing(6)] @w-lg/main:[--thread-content-margin:--spacing(16)] px-(--thread-content-margin)">
<div class="[--thread-content-max-width:40rem] @w-lg/main:[--thread-content-max-width:48rem] mx-auto max-w-(--thread-content-max-width) flex-1 group/turn-messages focus-visible:outline-hidden relative flex w-full min-w-0 flex-col agent-turn" tabindex="-1">
<div class="flex max-w-full flex-col grow">
<div class="min-h-8 text-message relative flex w-full flex-col items-end gap-2 text-start break-words whitespace-normal [.text-message+&amp;]:mt-1" dir="auto" data-message-author-role="assistant" data-message-id="91a30499-fe3f-48ef-a4bb-a5a908aec902" data-message-model-slug="gpt-5-mini">
<div class="flex w-full flex-col gap-1 empty:hidden first:pt-[1px]">
<div class="markdown prose dark:prose-invert w-full wrap-break-word light markdown-new-styling">
<figure style="width: 487px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2026/02/18-Ara-2025-13_29_15-365x365.png" alt="Anasayfa - Yıldız Hukuk" width="487" height="487" /><figcaption class="wp-caption-text">AV. OSMAN YILDIZ</figcaption></figure>
<p><strong>Haklarınızı doğru şekilde öğrenmek, süreci bilinçli yürütmek ve olası riskleri en aza indirmek adına profesyonel hukuki destek almak her zaman en sağlıklı yaklaşımdır. </strong><strong>Genel hukuk alanında danışmanlık ve detaylı bilgi için AVUKAT OSMAN YILDIZ ile iletişime geçebilir, somut durumunuza uygun değerlendirme ve yönlendirme talep edebilirsiniz. </strong><strong>Doğru zamanda alınan doğru hukuki destek, sürecin en güçlü güvencesidir.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div class="z-0 flex min-h-[46px] justify-start"></div>
</div>
</div>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/tsk-terfi-nasip-davasi/">ASKERİ PERSONELE İLİŞKİN TERFİ ve NASIP DAVALARI</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/tsk-terfi-nasip-davasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ADLİ SİCİL (SABIKA KAYDI) VE ARŞİV KAYDI SİLDİRME NEDİR ve NASIL OLUR?</title>
		<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/adli-sicil-kaydi-silme/</link>
					<comments>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/adli-sicil-kaydi-silme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2026 09:18:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>
		<category><![CDATA[adli]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Osman Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[başvuru]]></category>
		<category><![CDATA[celse]]></category>
		<category><![CDATA[ceza]]></category>
		<category><![CDATA[danışma]]></category>
		<category><![CDATA[DAVA]]></category>
		<category><![CDATA[duruşma]]></category>
		<category><![CDATA[görüş]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[idare]]></category>
		<category><![CDATA[iptal]]></category>
		<category><![CDATA[itiraz]]></category>
		<category><![CDATA[kayıt]]></category>
		<category><![CDATA[law]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[sicil]]></category>
		<category><![CDATA[şikayet]]></category>
		<category><![CDATA[SUÇ]]></category>
		<category><![CDATA[tavsiye]]></category>
		<category><![CDATA[uyuşmazlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yildizhukukdanismanlik.com/?p=4275</guid>

					<description><![CDATA[<p>Adli sicil (sabıka) kaydı, kesinleşmiş mahkûmiyet kararlarının tutulduğu resmi kayıt sistemidir ve iş, üyelik gibi birçok alanda önem taşır. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu uyarınca; cezanın infazının tamamlanması, genel af, zamanaşımı veya etkin pişmanlık gibi hallerde kayıt adli sicilden silinerek arşive alınır. Arşiv kaydı ise belirli sürelerin geçmesi, yasaklanmış hakların iadesi kararı, ölüm ya da fiilin suç olmaktan çıkarılması gibi durumlarda tamamen silinir. Başvurular Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’ne yapılır. Sürecin doğru yürütülmesi için uzman hukuki destek almak önemlidir.</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/adli-sicil-kaydi-silme/">ADLİ SİCİL (SABIKA KAYDI) VE ARŞİV KAYDI SİLDİRME NEDİR ve NASIL OLUR?</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="font-size: 24px;"><b>ADLİ SİCİL (SABIKA KAYDI) VE ARŞİV KAYDI SİLDİRME NEDİR ve NASIL OLUR?</b></span></h2>
<p>Adli sicil kaydı, bir kimsenin mahkumiyetinin olup olmadığının anlaşılması için konulmuş olan kayıt sistemine denir. Sabıka kaydı olarak da bilinen adli sicil kaydı, sosyal hayatta kişileri doğrudan etkileyebilen bir niteliğe sahip olduğundan bu kayıtların tutulması ve kanun çerçevesinde silinme koşulları oluştuğunda silinmesi büyük önem arz eder.</p>
<p><span id="more-4275"></span></p>
<p>Örneğin iş başvurularında başvurucunun adli sicil kaydı işe alımda önemli bir kıstas olarak göze çarpmaktadır. Bununla birlikte birçok dernek ve vakfın üyelik şartlarından biri adli sicil ve arşiv kaydının bulunmamasıdır. Bu sebeple kişilerin kanuna aykırı bir filleri sebebiyle cezalandırılmaları sonrası ömür boyu damgalanmamaları için adli sicil ve arşiv kayıtlarının belirli durumlarda silinmesi mümkün kılınmıştır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter" src="https://gnbhukuk.com/uploads/contents/1740407162.png" alt="ADLİ SİCİL (SABIKA KAYDI) VE ARŞİV KAYDI SİLDİRME NEDİR ve NASIL OLUR? AV. OSMAN YILDIZ" width="797" height="449" /></p>
<p>Bu kapsamda hakkında Türk mahkemeleri veya yabancı ülke mahkemeleri tarafından kesinleşmiş ve Türk hukukuna göre tanınmış mahkûmiyet kararı bulunan Türk vatandaşları ile Türkiye’de suç işlemiş olan yabancıların kayıtları da dâhil tüm adlî sicil bilgileri, Adalet Bakanlığı Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’ndeki merkezî adlî sicilde tutulur. Bu merkezde tutulan adli sicil ve arşiv kayıtlarının yasada öngörülen şartların yerine getirilmesi halinde adli sicil kayıtlarının (sabıka kaydı) ve arşiv kayıtlarının silinebilmesi mümkündür.</p>
<p>Önemli bir husus da hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararlarıdır. Bu kararlar adli sicil kaydı dışında ayrı bir sicile kayıt olunur.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Adli Sicil Kaydı Nedir?</b></span></h2>
<p>Yukarıda ifade edildiği üzere adli sicil kaydı tüm bireyler hakkında tutulan başta kişilerin işledikleri suçların ve kanunda ifade olunan bilgilerin kaydedildiği bir kayıt sistemidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Adli Sicil Kaydı Nereden Alınır?</b></span></h2>
<p>Adli sicil kaydı yahut sabıka kaydı adliyelerden alınır.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Adli Sicil Kaydında Neler Gözükür? Hangi Bilgiler Sicile Kaydedilir?</b></span></h2>
<p>-Hapis cezaları ve hapis cezasıyla ilgili olarak infaz, denetim, koşullu salıverilme hususları,</p>
<p>-Hapis cezasının ertelenmesi ve bu kararla ilgili olarak infaz, ertelemenin kaldırılması hususları,</p>
<p>-Adli para cezası ve bu kararlar ilgili olarak infaz edildiğine ilişkin bilgi,</p>
<p>-Kısa süreli hapis cezalarında mahkumiyet kararının seçenek yaptırımlara çevrilmesine ilişkin kararlar,</p>
<p>-Akıl hastalığı sebebiyle güvenlik tedbirine hükmedilen kararlar,</p>
<p>-Genel ya da özel affa ilişkin kararlar,</p>
<p>-Etkin pişmanlık ya da şikayetten vazgeçmeye ilişkin kararlar,</p>
<p>-Ceza zamanaşımının dolmasına ilişkin kararlar, adli sicile kaydedilir.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Adli Sicil Kaydı Sildirme Koşulları Nedir?</b></span></h2>
<p>5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 9. maddesi uyarınca adlî sicildeki bilgiler;</p>
<p>-Cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması,</p>
<p>-Ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikâyetten vazgeçme veya etkin pişmanlık,</p>
<p>-Ceza zamanaşımının dolması,</p>
<p>-Genel af,</p>
<p>Durumlarından birinin varlığında Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’nce silinerek, arşiv kaydına alınır. Bununla birlikte kişinin ölmesiyle sabıka kaydı silinir. Yeni düzenlemeyle fiilin kanunla suç olmaktan çıkarılması halinde, bu suçtan mahkûmiyete ilişkin adlî sicil ve arşiv kayıtlarının talep aranmaksızın tamamen silinmesi öngörülmüştür.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Yabancı Mahkemelerce Verilen Kararlar Adli Sicile Kaydedilir Mi?</b></span></h2>
<p>Yabancı mahkemelerce Türk vatandaşları hakkında verilmiş mahkûmiyet hükümleri Türk hukuku bakımından hak mahrumiyetine neden olacaksa cumhuriyet savcısının istemi üzerine mahkemece hak yoksunluğuna hükmedilir. Sadece bu husus adli sicile kaydedilir. Başka bir ifadeyle yabancı mahkeme kararları adli sicile kaydedilmez.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Adli Para Cezası Adli Sicile İşler Mi?</b></span></h2>
<p>Adli para cezası kararı 5352 sayılı Adli Sicil Kanun’unun 4/c maddesine göre adli sicile kayıt olunur.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Arşiv Kaydı Silinme Koşulları Nelerdir?</b></span></h2>
<p>5352 sayılı Adli Sicil Kanunun 12. maddesi uyarınca adli sicil kayıtlarından farklı olan arşiv bilgileri;</p>
<p>-İlgilinin ölümü üzerine,</p>
<p>-Anayasa ile Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarda bir hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetler bakımından kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren;</p>
<p>-Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşuluyla on beş yıl geçmesiyle,</p>
<p>-Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşulu aranmaksızın otuz yıl geçmesiyle,</p>
<p>-Diğer mahkûmiyetler bakımından kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren beş yıl geçmesiyle, tamamen silinir.</p>
<p>Kanun, bu düzenlemeyle arşiv kayıtlarının silinmesini farklı süre ve koşullara tabi tutmuştur. Burada dikkat edilmesi gereken husus eğer yasaklanmış hakların geri verilmesi gereken bir suç işlenmişse yasaklanmış hakların iadesi kararı alınması halinde arşiv kaydının silinme süresi on beş yıla düşer.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Suç Olmaktan Çıkan Fiilden Dolayı Mahkumiyet Durumunda Adli Sicil Kaydı Nasıl Silinir?</b></span></h2>
<p>Fiilin kanunla suç olmaktan çıkarılması halinde, bu suçtan mahkumiyete ilişkin sabıka kaydı ve arşiv kayıtları, talep aranmaksızın tamamen silinir.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Yargıtay İncelemesi Sonucu Verilen Beraat Kararı Durumunda Adli Sicil Kaydı Nasıl Olur?</b></span></h2>
<p>Kanun yararına bozma veya yargılamanın yenilenmesi sonucunda verilen beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararının kesinleşmesi halinde önceki mahkumiyet kararına ilişkin adlî sicil ve arşiv kaydı tamamen silinir.</p>
<h2 class="western"><span style="font-size: 22px;">Adli Sicil &#8220;Arşiv Kaydı&#8221; Ne Zaman Silinir?</span></h2>
<p>Adli sicil kaydı ile &#8220;arşiv kaydı&#8221; iki farklı kavramdır. Mahkumiyet hükümleri önce adli sicil kaydına alınır, daha sonra belli koşulların gerçekleşmesi halinde, mahkumiyet hükmüne dair bilgiler silinerek arşiv kaydına alınır. Arşiv kaydı belli koşulların gerçekleşmesi halinde silinebilir:</p>
<p>Kural olarak hükümlüye ait adli sicil kaydı cezanın infaz edilmesinden sonra silinerek arşiv kaydına alınır. Hükümlüye ait arşiv kaydı ise 5 yıl sonra silinir.</p>
<p>Arşiv kaydına alınan mahkumiyet hükmü, TCK dışındaki kanunların ceza mahkumiyetine bağladığı hak yoksunluklarına neden olan bir mahkumiyet ise; cezanın infazından sonra hükümlünün başvurusu ile mahkeme tarafından Memnu Hakların İadesi kararı verilmişse kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren 15 yıl geçmesiyle arşiv kaydı silinir. Memnu hakların iadesi kararı alınamamış ise kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren 30 yıl geçmesiyle arşiv kaydı silinir. Bu hüküm nedeniyle ceza mahkumiyetlerinin büyük bir kısmı 15 yıl veya 30 yıl süresince arşiv kaydında kalmaktadır.</p>
<p>Hükümlünün ölmesi, fiilin suç olmaktan çıkması gibi nedenlerle de arşiv kaydı silinir.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Adli Sicil Kaydının Silinmesi Dilekçe Örneği</b></span></h2>
<p>Cezanız infaz edilmesine rağmen adli sicil kaydınız silinmemiş ise bir avukat ile durumu mütalaa ediniz. Adli sicil kaydı koşulları gerçekleştiğinde kendiliğinden silinmelidir. Fakat adli sicil kaydınızda halen mahkumiyet hükmü görünüyor ise bunu sildirmek için Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’ne bir Adli Sicil Kaydının Silinmesi Dilekçesi ile başvurarak adli sicil kaydınızın silinmesini isteyebilirsiniz. Dilekçenizi istediğiniz herhangi bir yerden PTT şubesi vasıtasıyla gönderebilirsiniz.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Kasten Öldürmeye Teşebbüs ve Arşiv Kaydının Silinmesi Nasıl Olur?</b></span></h2>
<p>Hükümlü hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçu nedeniyle verilen 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasının süre itibariyle anayasa&#8217;nın 76. maddesi kapsamında kaldığından ve Adli Sicil Kanunu&#8217;nun 12. maddesinde öngörülen sürenin geçmemesi nedeniyle 5352 sayılı kanunun geçici 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca arşiv kaydından çıkartılması mümkün değildir. Bu durumda ya yasaklanmış hakların geri alınması kararı yoluyla arşiv kaydına alınma tarihinden itibaren 15 yıl içinde veya bu karar alınmamışsa 30 yıl içinde silinebilir ( Yargıtay 1. Ceza Dairesi &#8211; Karar No: 2014/3727 ).</p>
<h2></h2>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Evrakta Sahtecilik Suçunda Arşiv Kaydının Silinmesinin Şartları Nelerdir?</b></span></h2>
<p>Resmi evrakta sahtecilik suçu nedeniyle 1 yıl 8 ay ceza alan hükümlünün cezası infaz edildiğinden adli sicil kaydının silinmesi mümkündür. Ancak adli sicil ve arşiv bilgilerinin silinmesi cezanın süresi ve suçun vasfı nedeniyle 5352 Sayılı Adli Sicil Kanununun geçici 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca aynı Kanunun 12. maddesine göre işlem yapılması zorunludur. Bu nedenle ya hükümlü yasaklanmış hakların geri alınması kararı alarak cezanın infazından itibaren 15 yıl içinde ya da bu karar olmadan cezanın infazından itibaren 30 yıl içinde arşiv kaydını sildirebilir (Yargıtay 11. Ceza Dairesi &#8211; Karar No: 2013/9374).</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunu Muhalefet ve Arşiv Kaydının Silinmesinin Şartları Nelerdir?</b></span></h2>
<p>Sanığın adli sicil kaydının silinmesi ve arşiv kaydına alınması mümkündür. Ancak sanık, 6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun kapsamında 4.070.000 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmış olsa bile, ceza süresi yönünden değil, suç vasfı yönünden Adli sicil Kanunu&#8217;nun 12. maddesinin 2. fıkrası kapsamında kalan bir suç işlediğinden adli sicil kaydının silinmesi mümkün, ancak arşiv kaydının silinmesi için ya yasaklanmış hakların geri alınması kararı alarak cezanın infazından itibaren 15 yıl içinde ya da bu karar olmadan cezanın infazından itibaren 30 yıl içinde arşiv kaydını sildirebilir ( Yargıtay 8. Ceza Dairesi &#8211; Esas No: 2011/16743, Karar No: 2011/16146, Tarih: 15.12.2011 ).</p>
<h2></h2>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Vergi Kaçakçılığı Suçunun Sabıka (Adli Sicil) Kaydından Silinmesinin Şartları Nelerdir?</b></span></h2>
<p>213 Sayılı Vergi Usul Kanunu&#8217;na aykırı davranmak suçundan sanık &#8230;&#8217;in, 359/1 gereğincecezalandırılmasına dair Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesi&#8217;nin kararının infazını müteakip, hükümlünün adli sicil arşiv kaydının silinmesi talebinin kabulüne dair aynı mahkeme kararının kanun yararına bozulması talep edilmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5352 Sayılı Adli Sicil Kanunu&#8217;nun kararın verildiği 10.05.2010 tarihinde yürürlükte olan geçici 2. maddesinin 1. fıkras 1. fıkrası &#8220;Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, Adalet Bakanlığı Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce toplanmış olsun veya olmasın, suç tarihi itibarıyla bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki kayıtlar hakkında, 3682 Sayılı Kanuna göre süre yönünden silinme koşulu oluşanlar silinir; diğer kayıtlar için bu Kanun hükümlerine göre işlem yapılır. Anayasanın 76. maddesiyle özel kanun hükümleri saklıdır.&#8221; ve 2. fıkrası &#8220;Birinci fıkra gereğince işlem yapılarak arşive alınan kayıtlar hakkında, 3682 Sayılı Kanun&#8217;un 8. maddesinde öngörülen sürelerin dolduğu veya ertelenmiş olan hükmün esasen vâki olmamış sayıldığı hallerde bu tarih esas alınarak, Anayasanın 76. maddesi ve özel kanunlarda sayılan suç ve mahkûmiyetler dışındaki kayıtlar için ilgilinin, Cumhuriyet Başsavcılığının veya Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün talebi üzerine hükmü veren mahkemece veya talep edenin bulunduğu yer asliye ceza mahkemesince arşiv kaydının silinmesine karar verilir.&#8221; şeklindedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Arşiv kaydının silinmesi istenen mahkûmiyetin, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu&#8217;nun 359. maddesinde &#8220;vergi kaçakçılığı&#8221; olarak düzenlenen suça dair olması ve bu mahkûmiyetin 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu&#8217;nun 3. maddesinde hak yoksunluğu olarak yer alması nedeniyle, 5352 Sayılı Adli Sicil Kanunu&#8217;nun karar tarihinde yürürlükte olan geçici 2. maddesinin 2. fıkras 2. fıkrasındaki açık düzenleme gereğince, sözü edilen mahkûmiyetle ilgili arşiv kaydının silinmesinin mümkün olmadığı gözetilmeden, talebin reddi yerine arşiv kaydının silinmesine karar verilmesi yasaya aykırıdır. Bu nedenle hükmün kanun yararına bozulmasına karar verilmiştir (Yargıtay 11. Ceza Dairesi &#8211; Karar: 2017/2541).</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone" src="https://geoim.bloomberght.com/l/2020/01/11/ver1737496991/2243870/jpg/960x540" alt="ADLİ SİCİL (SABIKA KAYDI) VE ARŞİV KAYDI SİLDİRME NEDİR ve NASIL OLUR?" width="960" height="540" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Adli Sicil Kaydının Silinmesine İlişkin Esaslar</b></span></h2>
<p>5352 sayılı Kanunun geçici 2/1. maddesine göre, 01.06.2005 tarihinden sonra işlenen suçlarla ilgili kayıt silme işlemleri ise, bu Kanun hükümlerine göre yerine getirilecektir.</p>
<p>Anılan Kanunun “Adli sicil bilgilerinin silinmesi” başlıklı 9. maddesinde: “(1) Adlî sicildeki bilgiler;</p>
<p>a) Cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması,</p>
<p>b) Ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikayetten vazgeçme veya etkin pişmanlık,</p>
<p>c) Ceza zamanaşımının dolması,</p>
<p>d) Genel af,</p>
<p>Halinde Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinerek, arşiv kaydına alınır.</p>
<p>(2) Adlî sicil bilgileri, ilgilinin ölümü üzerine tamamen silinir.</p>
<p>(3) Türk vatandaşları hakkında yabancı mahkemelerce verilmiş olup 4. maddenin birinci fıkrasının (f) bendine göre adlî sicile kaydedilen hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûmiyet hükümleri, kesinleştiği tarihten itibaren mahkûmiyet kararında belirtilen sürenin geçmesiyle, Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce adlî sicil kayıtlarından çıkartılarak arşiv kaydına alınır. Adlî para cezasına mahkûmiyet hükümleri ile cezanın ertelenmesine ilişkin hükümler, adlî sicil kaydına alınmadan doğrudan arşive kaydedilir.” hükümlerine yer verilmiştir.</p>
<p>Adli sicil kaydından silinerek arşive alınan kayıtların silinmesi prosedürü ise Anılan Kanunun 12. maddesinde düzenlenmiştir.</p>
<p>İnceleme konusu somut olayda; sanığın adli sicil kaydından çıkarılmasına karar verilen ilamdaki suç tarihi itibariyle 5352 sayılı Kanun yürürlükte bulunduğundan, adli sicil ve arşiv kaydı silinmesi taleplerinde bu Kanun hükümleri dikkate alınacaktır. Yukarıda yer verilen adli sicil kayıtlarının silinmesine ilişkin 5352 sayılı Kanunun 9. maddesinde, cezanın infazının tamamlanması üzerine adlî sicildeki bilgilerin, Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinerek, arşiv kaydına alınacağı belirtilmektedir.</p>
<p>Mahkemece, 5352 sayılı Kanunun 05/04/2012 tarih ve 6290 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki geçici 2/2. maddesi uyarınca sabıka kaydının silinmesine karar verilmiş ise de, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan bu maddenin, 01.06.2005 tarihinden sonra işlenen suçlar açısından uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Bu itibarla, adli sicil ve arşiv kaydı silinmesine konu edilen ilamdaki suç tarihinin 01.06.2005 tarihinden sonrasına ilişkin olması karşısında, hükümlünün talebinin değerlendirilmesi için dilekçenin Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne gönderilmesi gerekirken, 5352 sayılı Kanunun 9. maddesi ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan geçici 2/2. maddesi hatalı yorumlanarak, ayrıca anılan Kanun&#8217;un 12. maddesindeki koşulların da oluşmadığı gözetilmeksizin, adli sicil ve arşiv kaydının silinmesine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2017/5885 E. , 2018/3392 K.).</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Adli Sicil Kaydı Sildirme Nasıl Yapılır?</b></span></h2>
<p>Adli Sicil Kaydı Sildirme için Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’ne verilen cezanın infaz edildiğine dair evrakları ile başvuru yapılır. Yapılan başvuru neticesinde Adli Sicil Kaydı Sildirme işlemi gerçekleşir.</p>
<p><span style="font-size: 22px;"><b>Adli Sicil Arşiv Kaydının Silinmesi Dilekçesi Nereye Verilir?</b></span></p>
<p><span style="font-size: 16px;">Adli sicil ve adli sicil arşiv kaydının silinmesi için başvuru dilekçeleri Adalet Bakanlığı – Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’ne verilir.</span></p>
<figure style="width: 411px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2026/02/18-Ara-2025-13_29_15-365x365.png" alt="Anasayfa - Yıldız Hukuk" width="411" height="411" /><figcaption class="wp-caption-text">AV. OSMAN YILDIZ</figcaption></figure>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 18px;"><strong>Haklarınızı doğru şekilde öğrenmek, süreci bilinçli yürütmek ve olası riskleri en aza indirmek adına profesyonel hukuki destek almak her zaman en sağlıklı yaklaşımdır.</strong></span></p>
<p><span style="font-size: 18px;"><strong>Genel hukuk alanında danışmanlık ve detaylı bilgi için Avukat Osman Yıldız ile iletişime geçebilir, somut durumunuza uygun değerlendirme ve yönlendirme talep edebilirsiniz.</strong></span></p>
<p><span style="font-size: 18px;"><strong>Doğru zamanda alınan doğru hukuki destek, sürecin en güçlü güvencesidir.</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/adli-sicil-kaydi-silme/">ADLİ SİCİL (SABIKA KAYDI) VE ARŞİV KAYDI SİLDİRME NEDİR ve NASIL OLUR?</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/adli-sicil-kaydi-silme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ARAZİ TOPLULAŞTIRILMASI DAVASI NEDİR?</title>
		<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/arazi-toplulastirilmasi-davasi-nedir/</link>
					<comments>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/arazi-toplulastirilmasi-davasi-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2026 09:02:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[adliye]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[arazi]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Osman Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[danışmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[DAVA]]></category>
		<category><![CDATA[dsi]]></category>
		<category><![CDATA[duruşma]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[İDARİ YARGI]]></category>
		<category><![CDATA[kayıt]]></category>
		<category><![CDATA[law]]></category>
		<category><![CDATA[malik]]></category>
		<category><![CDATA[mülkiyet]]></category>
		<category><![CDATA[müvekkil]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[parsel]]></category>
		<category><![CDATA[sicil]]></category>
		<category><![CDATA[tapu]]></category>
		<category><![CDATA[taşınmaz]]></category>
		<category><![CDATA[tavsiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yildizhukukdanismanlik.com/?p=4266</guid>

					<description><![CDATA[<p>Arazi toplulaştırması; dağınık ve verimsiz tarım arazilerinin birleştirilerek ekonomik üretimin artırılmasını amaçlayan idari bir düzenlemedir. Aynı malike ait parseller birleştirilir, değer eşitliği sağlanır ve yol-su erişimi planlanır. En fazla %10 ortak tesis katılım payı kesilebilir. Sabit tesisler mümkün olduğunca korunur. Yetki 7139 sayılı Kanun ile Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’ne verilmiştir. İşlemler idari nitelikte olup iptal davaları idare mahkemesinde açılır. 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu uyarınca belirli sürelerde devir ve satış kısıtlamaları uygulanabilir.</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/arazi-toplulastirilmasi-davasi-nedir/">ARAZİ TOPLULAŞTIRILMASI DAVASI NEDİR?</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="font-size: 24px;"><b>Arazi Toplulaştırması Nedir?</b></span></h2>
<p>Arazi toplulaştırması; dağınık, parçalanmış ve şekil bozukluğu bulunan tarım arazilerinin birleştirilerek ekonomik verimliliğinin artırılması işlemidir. Amaç, tarımsal yapının yeniden düzenlenmesi ve üretim maliyetlerinin düşürülmesidir.<span id="more-4266"></span></p>
<p>Toplulaştırma kapsamında:</p>
<p><strong>1)</strong>Aynı malike ait dağınık parseller birleştirilir.</p>
<p><strong>2)</strong>Eski parseller ile yeni tahsis edilen parseller arasında değer eşitliği sağlanır.</p>
<p><strong>3)</strong>Yeni parsellerin yol ve suya erişimi olacak şekilde planlama yapılır.</p>
<p><strong>4)</strong>Gerekirse maliklere konum ve yüzölçümü bakımından farklı yeni parseller verilebilir.</p>
<p><strong>5)</strong>Yeni parseller için uygun tapu kayıtları düzenlenir.</p>
<p>Toplulaştırmada kural olarak sabit tesisler korunur ve araziler tek parsel hâlinde verilmeye çalışılır. Ancak teknik olarak mümkün değilse sabit tesis başka parselde bırakılabilir ya da parçalı arazi verilmesi hukuka uygun sayılabilir.</p>
<p>Yetki, 7139 sayılı Kanun ile Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ)’ye verilmiştir. Diğer kurumlar toplulaştırma yapmak isterse DSİ’den onay almak zorundadır ve hukuki sorumluluk DSİ’ye aittir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter" src="https://marasmansetcom.teimg.com/crop/1280x720/marasmanset-com/uploads/2026/02/fff-1.JPG" alt="ARAZİ TOPLULAŞTIRILMASI DAVASI NEDİR? AV. OSMAN YILDIZ " width="861" height="484" /></p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Toplulaştırma Yapılırken Nelere Dikkat Edilmelidir?</b></span></h2>
<p>Arazi Toplulaştırması ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Uygulama Yönetmeliği’nin 16. maddesine göre proje alanı yeniden düzenlenirken aşağıdaki hususlara dikkat edilir:</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Maliklere Parsel Tahsisi Nasıl Yapılır?</b></span></h2>
<p>Maliklerin talepleri dikkate alınır.</p>
<p>En fazla %10 ortak tesis katılım payı düşülür.</p>
<p>Kalan değere eşit alan mümkünse tek parsel olarak verilir.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Zemine Bağlı Haklar Varsa Ne Olur?</b></span></h2>
<p>Üzerinde hak bulunan parseller, hak sahiplerinin görüşü doğrultusunda düzenlenir.</p>
<h2><b>Sabit Tesisler Nasıl Korunur?</b></h2>
<p>Çevreye estetik katkı sağlayan yapılar ve sabit tesisler mümkün olduğunca eski malikine bırakılır. Malik birden fazla sabit tesise sahipse tercih ettiği dikkate alınır.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Yerleşim Birimleri Arasındaki Sınırlar Nasıl Düzeltilir?</b></span></h2>
<p>Parsel değer sayıları esas alınarak mevzuata uygun sınır düzeltmesi yapılır.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Dikili ve Örtü Altı Tarım Arazileri Nasıl Değerlendirilir?</b></span></h2>
<p>Gerekirse kendi içinde toplulaştırılır. Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamında belirlenen parsel büyüklükleri esas alınır.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Kamu İrtifak Hakları Nasıl Aktarılır?</b></span></h2>
<p>Derecelendirme ile denklik sağlanır. Malik muvafakati alınmadan ve bedel ödenmeden yeni parsele aktarılır.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Sabit Tesisler Korunamazsa Ne Yapılır?</b></span></h2>
<p><span style="font-size: 16px;">Öncelikle malikin diğer parsellerinden karşılanır. Gerekirse hazine arazisi ile hisselendirme yapılır. Son çare olarak bedel ödenebilir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Hazine Taşınmazı Nasıl Değerlendirilir?</b></span></h2>
<p>Bağımsız parsel niteliği kazanabiliyorsa müstakil parsel yapılır. Aksi halde sabit tesis parseline hisselendirilir.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Köy Sınırı Değişirse ve Sabit Tesis Etkilenirse Ne Olur?</b></span></h2>
<p>Mütemmim cüz bedelleri ve geçici gelir kaybı DSİ veya proje idaresi tarafından ödenir.</p>
<p><span style="font-size: 22px;"><b>Davalı Parseller Toplulaştırmaya Dahil Edilebilir mi?</b></span></p>
<p><b></b><span style="font-size: 16px;">Dava konusu incelenir ve tarafların rızası varsa toplulaştırmaya dahil edilebilir.</span></p>
<p><b>Bununla ilgili Danıştay kararları aşağıda verilmiştir:</b></p>
<p>+Danıştay 17. D., 2015/8495 E., 2016/4664 K. ‘…Uyuşmazlık konusu toplulaştırma işlemi sonucunda davacıya tahsis edilen yerlerin reel olarak toplulaştırma öncesi ile aynı değerde olmasına rağmen; davacının taşınmazı üzerindeki işletmenin bütünleyici unsuru olan trafo tesisinin korunması gerekirken korunmaması, umumi yola bitişik olan parselin yine imkanlar ölçüsünde aynı yerde verilmesi gerekirken verilmemesi, davacı tarafından kurulan tarımsal nitelikli tesisin anayol cephesi kapatılarak ulaşım imkanlarının kısıtlanması nedeniyle tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline…’</p>
<p>+Kayseri 1. İdare Mah., 2019/25 E., 2019/413 K. ‘…Olayda dava konusu toplulaştırmaya esas 199 numaralı kadastro parselinin 44000.00 m2 yüzölçümlü olduğu, dava konusu 199 numaralı kadastro parselinin 3/4 hissesine sahip olan davacılara arazi toplulaştırma projesi ile 1130 ada 12 numaralı parselin tahsis edildiği, dava konusu 199 numaralı kadastro parselinin güney bölümünün arazi toplulaştırma projesi neticesinde 1130 ada 14 numaralı parsel içerisinde kaldığı, bu bölüm içerisinde 42 adet meyve ağaçlarının bulunduğu, dava konusu 199 numaralı kadastro parselinin batı ve kuzey-batı bölümünün arazi toplulaştırma projesi neticesinde 1130 ada 11 numaralı parsel içerisinde kaldığı, bu bölüm içerisinde 105 adet yası 20’den büyük kavak ağaçlarının bulunduğu, yapılan bu tahsis nedeniyle, dava konusu 199 numaralı kadastro parseli içinde yer alan 42 adet meyve ağacından ve 105 adet kavak ağacı niteliğindeki sabit tesislerden davacıların artık yararlanamaz hale geldiği, diğer yandan davacıların 199 numaralı kadastro parselinde hissedar oldukları Mustafa ………………’ın hissesi başka bir Mustafa ……………… ile uygulamada karıştırıldığı ve anılan kişiye yapılan tahsisin farklı bir mevkiden gerçekleştirilmesi sonucu uygulamayla hisse bölünmesine sebep olunduğu, bu durumun ise yukarıda zikredilen “Maliklere ait şerhli ve takyitli, parçalı ve hisseli araziler, bu halleriyle yeni parsellere taşınarak toplulaştırılır.” seklinde geçen mevzuat düzenlemelerine de aykırılık teşkil ettiği görülmektedir.</p>
<p>Bu durumda, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu işlem ile davacıların hissedar olduğu taşınmaz üzerindeki 42 adet meyve ağacı ile 105 adet yası 20’den büyük kavak ağacı niteliğindeki sabit tesislerin korunmayıp anılan tesislerden davacıların artık yararlanamaz hale gelmesinin yukarıda belirtilen mevzuata aykırı olduğu, diğer yandan, davacıların 199 numaralı kadastro parselinde hissedar oldukları Mustafa ………………’ın hissesi başka bir Mustafa ……………… ile uygulamada karıştırıldığı ve anılan kişiye yapılan tahsisin farklı bir mevkiden gerçekleştirilmesi sonucu uygulamayla hisse bölünmesine sebep olunduğu anlaşılmış olup, bu durumun ise hisseli arazilerin bu halleriyle yeni parsellere taşınarak toplulaştırılacağına ilişkin düzenleme karsısında hisseli arazilerin hisseli durumları korunmadan gerçekleştirilmesinin yukarıda belirtilen mevzuata aykırı olması nedeniyle dava konusu toplulaştırma işleminin bu yönüyle de hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline…’</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Toplulaştırma Yapılan Yerdeki Taşınmazlar Satılabilir Mi? </b></span></h2>
<p>3083 Sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu’nun 13. maddesi uyarınca ‘Uygulama alanlarında Cumhurbaşkanı kararının Resmi Gazete’de yayımı tarihinden itibaren, kamulaştırma, toplulaştırma, arazi değiştirilmesi ve dağıtım işlemlerinin tamamlanması veya tapuya tescili sonuçlandırılıncaya kadar, gerçek kişilerle özel hukuk tüzel kişilerine ait arazinin mülkiyet ve zilyetliği devir ve temlik edilemez. Bu araziler ipotek edilemez ve satış vaadine konu olamaz. Ancak, bu kısıtlama süresi beş yılı aşamaz. Sulama şebekesi tamamlanıp sulamaya geçinceye kadar da aynı işlemler yapılmaz. Bu kısıtlamada ise süre, beş yılı aşamaz. Ancak, sulama alanlarında toplulaştırma çalışmaları kısıtlama süresi içerisinde sonuçlandırılamadığı takdirde, Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün teklifi ile Tarım ve Köyişleri Bakanlığının onayı ile toplulaştırma çalışmalarının sonuçlandırılması amacıyla kısıtlama süresi en fazla beş yıla kadar daha uzatılabilir.</p>
<p>Kısıtlama süresi içerisinde arazisini ve varsa üzerindeki tesisleri satmak isteyen gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerin müracaatları halinde, uygulayıcı kuruluş bu kişilere ait tarım toprağını ve varsa üzerindeki tesisleri, altmış gün içinde bu Kanun hükümlerine göre kamulaştırır veya yönetmelikle tespit edilecek esaslar dahilinde bunların başkalarına satışına izin verir.’</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Toplulaştırma Nedeniyle Taşınmazda Kesinti Yapılabilir Mi?</b></span></h2>
<p>3083 Sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca ‘Toplulaştırma alanlarında gerçek kişilerle kamu ve özel hukuk tüzel kişilerine ait araziden projenin özelliğine göre, yol ve kanal gibi kamunun ortak kullanacağı yerler için % 10’a kadar katılım payı kesilir. Toplulaştırma nedeniyle kapanan yollarla, yol fazlalıkları da aynı amaç için kullanılır. Katılım payı için herhangi bir bedel ödenmez. Ancak, katılım payı dışında kesilen arazi, öncelikle varsa eş değer Hazine arazisinden karşılanır. Yoksa, kesilen arazi için kamulaştırma işlemi yapılır.’</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone" src="https://www.ozyalvac.com/wp-content/uploads/2018/10/toplula%C5%9Ft%C4%B1rma-9.jpg" alt="ARAZİ TOPLULAŞTIRMA DAVASI NEDİR? YILDIZ HUKUK VE DANIŞMANLIK " width="1001" height="477" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Toplulaştırma İşlemi İptal Edilebilir Mi?</b></span></h2>
<p>Arazi toplulaştırma işlemleri, birer idari birer işlem olup idare mahkemesinde açılacak iptal davasının kabulü halinde iptal edilebilir. Bu durumda hukuka aykırı olan idari işlemler geçmişe etkili olarak ortadan kaldırılır. Kişilerin idari işlem nedeniyle zarara uğramış olmaları halinde ayrıca tam yargı davası açmaları gerekmektedir, iptal davaları ile zararın giderilmesi mümkün değildir.</p>
<p>İptal davalarında mahkeme, yapılan toplulaştırma işleminin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönünden hukuka uygunluğunu inceleyecektir.</p>
<p>İptal kararı ile birlikte dava konusu parsellerin bulunduğu alanda iptal gerekçesine uygun olarak yeniden toplulaştırma işlemi yapılmalıdır aksi halde yeniden açılacak iptal davası ile birlikte son yapılan toplulaştırma işlemi de iptal edilebilecektir.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Toplulaştırma İşleminin İptali Davası Açılması Tek Başına İşlemin Uygulanmasını Durdurur Mu?</b></span></h2>
<p><span style="font-size: 16px;">İdare işlemlere karşı iptal davası açılması yapılan işlemin uygulanmasını durdurmayacaktır, bu nedenle tarafların dava aşamasında hak kaybına uğramamaları adına ayrıca yürütmenin durdurulmasını talep etmeleri lehlerine olacaktır.</span></p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Toplulaştırma İşleminin İptali Davası Ne Kadar Süre İçerisinde Açılmalıdır?</b></span></h2>
<p>İYUK 7. madde uyarınca ‘Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.’</p>
<p>Arazi toplulaştırma işlemine karşı açılan iptal davalarında Danıştay, arazi toplulaştırma işlemi sırasında yapılan ilan tarihlerinin dava açma süresine başlangıç olarak kabul edilemeyeceğini, parselasyon işleminin ilgiliye bizzat tebliğ edilmesi gerektiğini belirterek bu süreleri geniş yorumlamıştır.</p>
<p>Ayrıca 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce Yürütülen Hizmetler Hakkında Kanunun Ek-9. maddesi uyarınca arazi toplulaştırma işlemlerine karşı tescil tarihinden itibaren 10 yıl içinde dava açılabilecektir. <b>Bununla ilgili Danıştay kararları</b> aşağıda verilmiştir:</p>
<p>+Danıştay 17. D., 2015/9490 E., 2015/3116 K. ‘…Uyuşmazlıkta, parselasyon işleminin muhatabına tebliğ edilmediği, davacıya tahsis edilen taşınmazın ada ve parsel numarasının değiştiği, bu değişikliğin ilan edilip edilmediğinin net olmadığı, değişikliklerin ne şekilde tebliğ edildiği yolunda herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, davalı idare tarafından davacının itirazı üzerine yapılan yeni işlemle ile ilgili olarak bilgilendirme yapıldığı belirtilmesine rağmen davaya konu arazi toplulaştırması işleminin tüm unsurlarıyla davacı tarafından öğrenildiğinin açıkça ortaya konulamadığı, davacının ilk talebi üzerine yapılan davaya konu yeni düzenlemeden haberdar olduğu anda tekrar davalı idareye başvuruda bulunulduğunun davacı tarafından belirtildiği, tapu tescilinin yapılıp yapılmadığının belirlenemediği görülmektedir.</p>
<p>Bu durumda, uyuşmazlığın mülkiyet hakkıyla ilgili olması, arazi toplulaştırmasının subjektif bir işlem olması anlamında ilanen tebliğin dava açma süresi başlangıcına esas alınamayacağı, işlemin teknik bir yönünün bulunması hususu da dikkate alındığında, tüm unsurlarıyla davacı tarafından öğrenilemediği, değişikliklerin davacıya bildirilmediği, davalı idarece yapılan bilgilendirmelerin yetersiz olduğu ve davacıların bilgiye erişim hakkının tam anlamıyla sağlanmadığı, dava açma süresinin geçirildiği yorumunun, mahkemeye erişim hakkının özünü ihlal edeceği görüldüğünden, işin esası incelenmek suretiyle karar verilmesi gerekirken davanın süre aşımı sebebiyle reddi yolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmamıştır…’</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Birden Fazla Parsel İçin Tek Dava Açılabilir Mi?</b></span></h2>
<p>Arazi toplulaştırma işleminin iptaline ilişkin açılacak davalarda, usul ekonomisi gereği aynı uygulama alanındaki toplulaştırma kapsamında kalan, aynı şahsa ait parseller ile ilgili tek dava açılması mümkündür. Farklı parsel maliklerinin ise bir araya gelerek tek dava açmaları mümkün değildir. Aşağıda Danıştay kararında bu verilmiştir:</p>
<p>+Danıştay 17. D., 2015/7873 E., 2016/3763 K. ‘…Arazi toplulaştırmasının niteliği dikkate alındığında uygulama alanı kapsamında taşınmazları bulunan maliklerin parçalı nitelikte olana arazilerinin tek parsel etrafında birleştirilerek tarımsal üretim verimliliğinin arttırılmasının amaçlandığı, bu anlamda aynı uygulama alanı sınırları içerisinde kalan taşınmazlara yönelik olarak parsel bazında ayrı ayrı dava açılması gerekliliği bulunmadığından, maliklerin taşınmazlarının bütüncül olarak değerlendirilmesi ve birleştirme talepleriyle birlikte dağıtımın incelenmesi gerekmektedir…’</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Toplulaştırma İşleminin İptali Davalarında Davacı Ve Davalı Kimlerdir?</b></span></h2>
<p>Toplulaştırma işleminin iptali davalarında davacı, toplulaştırmaya tabi tutulan dava konusu parselin tapuda kayıtlı malikleridir.</p>
<p>Toplulaştırma işleminin iptali davalarında davalı, Devlet Su İşleridir (DSİ). Bu davalar idari yargıda görüldüğünden dava dilekçesinde davalı gösterilmediği veya yanlış gösterildiği takdirde dahi dava reddedilmeyecek, mahkeme tarafından belirlenecek doğru hasıma dava yöneltilecektir.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Toplulaştırma İşleminin İptali Davalarında Görevli Ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?</b></span></h2>
<p>Mahkemelerin görevi dava konusuna göre belirlenir. Arazi toplulaştırma, idarenin kamu hizmeti amacını taşıyan faaliyetinden doğan idari işlemlerdir ve bu uyuşmazlıkların çözüm yeri idari yargının görev alanındadır.</p>
<p>İYUK 34. madde uyarınca yetkili mahkeme, taşınmaz malların bulunduğu yer idare mahkemesidir.</p>
<p>‘İmar, kamulaştırma, yıkım, işgal, tahsis, ruhsat ve iskan gibi taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasında veya bunlara bağlı her türlü haklara veya kamu mallarına ilişkin idari davalarda yetkili mahkeme taşınmaz malların bulunduğu yer idare mahkemesidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<figure style="width: 430px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2026/02/18-Ara-2025-13_29_15-365x365.png" alt="Anasayfa - Yıldız Hukuk" width="430" height="430" /><figcaption class="wp-caption-text">AV. OSMAN YILDIZ</figcaption></figure>
<p><span style="font-size: 18px;"><strong>Haklarınızı doğru şekilde öğrenmek, süreci bilinçli yürütmek ve olası riskleri en aza indirmek adına profesyonel hukuki destek almak her zaman en sağlıklı yaklaşımdır. Genel hukuk alanında danışmanlık ve detaylı bilgi için Avukat Osman Yıldız ile iletişime geçebilir, somut durumunuza uygun değerlendirme ve yönlendirme talep edebilirsiniz. Doğru zamanda alınan doğru hukuki destek, sürecin en güçlü güvencesidir.</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/arazi-toplulastirilmasi-davasi-nedir/">ARAZİ TOPLULAŞTIRILMASI DAVASI NEDİR?</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/arazi-toplulastirilmasi-davasi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İSİM DEĞİŞTİRME DAVASI NEDİR?</title>
		<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/isim-degistirme-davasi-nedir/</link>
					<comments>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/isim-degistirme-davasi-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Feb 2026 10:10:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Osman Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[başvuru]]></category>
		<category><![CDATA[cüzdan]]></category>
		<category><![CDATA[DAVA]]></category>
		<category><![CDATA[edevlet]]></category>
		<category><![CDATA[evli kadın]]></category>
		<category><![CDATA[hmk]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[isim]]></category>
		<category><![CDATA[kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[law]]></category>
		<category><![CDATA[nüfus]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[soyadı]]></category>
		<category><![CDATA[usul]]></category>
		<category><![CDATA[yargı]]></category>
		<category><![CDATA[yeni kimlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yildizhukukdanismanlik.com/?p=4237</guid>

					<description><![CDATA[<p>İSİM DEĞİŞTİRME DAVASI NEDİR? Doğarken seçme hakkınızın olmadığı isminizi ve soy isminizi (soyadı) bazı şartların varlığı halinde değiştirebilirsiniz. Bunun için İsim Değiştirme Davası açarak hayatınızın geri kalanını kendi seçtiğiniz isminizle veya soy isminizle (soyadı) yaşamanız mümkündür. İsim Değiştirme Nedir? İsim</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/isim-degistirme-davasi-nedir/">İSİM DEĞİŞTİRME DAVASI NEDİR?</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="font-size: 24pt;"><strong>İSİM DEĞİŞTİRME DAVASI NEDİR?</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Doğarken seçme hakkınızın olmadığı isminizi ve soy isminizi (soyadı) bazı şartların varlığı halinde değiştirebilirsiniz. Bunun için İsim Değiştirme Davası açarak hayatınızın geri kalanını kendi seçtiğiniz isminizle veya soy isminizle (soyadı) yaşamanız mümkündür.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İsim Değiştirme Nedir?</strong></span></h2>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İsim Değişikliği, İsim Değiştirme Davası</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Kişinin şahıs varlığına dayalı hakkını kullanarak şahsına ait ismini değiştirebilme imkanı vardır. Hem sosyal hayat hem de resmi işlerde kişiyi temsil etme vasfına sahip isim ve soy isim kavramlarının kişi üzerinde önemli etkileri vardır. Kişinin sahip olduğu ismi değiştirebilmesi için belirli bir hukuki prosedürün izlenmesi gerekmektedir.</span></p>
<p><span id="more-4237"></span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İsim Değiştirme Şartları</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İsim değiştirme davası ancak haklı sebeplerin varlığına dayanılarak açılabilir. Türk Medeni Kanun’un 27. Maddesi gereğince kişinin haklı sebebi bulunması halinde bu davayı açmakta hukuki yararı vardır. Kanun maddesince öngörülen haklı sebep kavramı subjektif açıdan geniş olarak yorumlanmalıdır. Ancak bu talebin kabul edilmesi için mahkeme, başvurunun kişisel, toplumsal ve hukuki gerekçelerle gerçekten gerekli olup olmadığını değerlendirir. Yani “beğenmedim” gerekçesi tek başına yeterli değildir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Örneğin; kişinin kendi ismine yabancı hissetmesi, isminin anlamından rahatsız olması, isminin komik bir anlamı olması, toplumdaki itibarına zarar veriyor olması vs. gibi birçok nedenle isim değişikliği davası açılabilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İsim değişikliği davası açmak isteyen kişinin şu şartları sağlaması gerekir:</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>1- Haklı Sebebin Varlığı</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Haklı sebep kavramı kanunda tek tek sayılmamıştır, ancak Yargıtay kararlarında genel çerçevesi belirlenmiştir. Buna göre;</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İsmin alay konusu olması,</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Toplumda olumsuz çağrışımlar yapması,</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Kişinin karakteri veya yaşam tarzıyla uyuşmaması,</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Dini veya etnik nedenlerle kişiyi rahatsız etmesi,</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Resmî kayıtlarda yazım hatası bulunması,</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Aynı ismi taşıyan bir yakınla sürekli karışıklık yaşanması</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">gibi durumlar haklı sebep olarak kabul edilir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>2- Gerçek Kimlik Bilgileriyle Tutarlılık</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Değişiklik talebi, kişinin kimliğini gizlemeye yönelik olmamalıdır. Mahkeme, yeni ismin kötü niyetle seçilmediğinden emin olmak için gerekirse nüfus kayıtları, tanık beyanları veya sosyal medya gibi alanlarda yapılan kullanımları da dikkate alabilir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>3- Toplum Düzenine ve Ahlaka Aykırı Olmama</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Seçilen yeni isim, kamu düzenine, genel ahlaka veya kanuna aykırı olmamalıdır. Küfür, aşağılama veya kimlik karışıklığı yaratacak nitelikteki isim talepleri reddedilir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>4- Mahkeme Kararıyla Onay</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İsim değişikliği, ancak Asliye Hukuk Mahkemesi kararıyla mümkündür. Mahkeme, davacının dilekçesi, gerekçesi ve varsa tanık beyanlarını değerlendirerek karar verir. Karar kesinleştiğinde, hüküm nüfus müdürlüğüne bildirilir ve kimlik kayıtları resmî olarak güncellenir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>5- Kötü Niyet veya Sahtecilik Şüphesi Olmaması</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Kişinin, borçlarını gizlemek, adli sicilini saklamak veya hukuki sorumluluktan kaçmak amacıyla isim değiştirmeye çalışması hâlinde mahkeme talebi reddeder.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong> </strong><strong>İsim Değiştirme Nasıl Yapılır?</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Öncelikle isim değiştirme davası açılması gerekmektedir. Bu davanın kabulü için gerekli olan en önemi koşulun haklı bir sebebe dayanması gerektiğidir. İsim değiştirme dava dilekçesi yazılmalı ve dilekçe içeriğinde haklı sebebin varlığı belirtilmeli ve açıklanmalıdır. Bu konuda bir avukatın desteğini almak usuli işlemlerin yerine getirilmesi ve nihayetinde davanın kabulü hususunda önem arz etmektedir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İSİM VE SOYADI DEĞİŞİKLİĞİ DAVASINDA HAKLI SEBEP NEDİR?</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca, isim ya da soyadı değişikliği talebinde bulunabilmek için mahkemeye haklı bir sebep sunulması gereklidir. Buradaki “haklı sebep” kavramı, sadece objektif kriterlerle sınırlı olmayıp, kişisel ve duygusal gerekçeleri de kapsayacak şekilde geniş bir şekilde yorumlanmaktadır. Yani kişi, mevcut adının ya da soyadının kendisinde yabancılık hissi yaratması gibi bireysel nedenlere dayanarak da bu davayı açabilir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Mahkemeler, ismin alay konusu olması, geçmişte yaşanan travmatik olayları çağrıştırması, toplumda kötü tanınan biriyle aynı olması ya da kişinin mesleki, sanatsal kimliğiyle uyuşmaması gibi pek çok farklı durumu isim ve soyadı değişikliği için geçerli gerekçe olarak kabul edebilir. Dolayısıyla davacının kendini mevcut adıyla özdeşleştirememesi dahi mahkemeye sunulabilecek güçlü bir dayanak olabilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Bu kapsamda hâkim aşağıdaki durumları dikkate alarak takdir yetkisini kullanır:</span></p>
<ul>
<li><span style="font-size: 14pt;">İsmin gülünç olması,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">Çirkin bir ada sahip olmak,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">Ahlaka aykırı ya da iğrenç bir ada sahip olmak,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">Telaffuzu güç bir isme sahip olmak,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">Kişinin başka bir isimle sosyal çevresinde tanınması,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">Din ve uyruk değiştirmeye bağlı isim değişikliği başvurusu olması,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">Çok sayıda kişinin aynı adı kullanmasının açacağı karışıklık,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">Kullanılması yasak ad ve soyadına sahip olmak,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">Aileden birinin suç işlemesi.</span></li>
</ul>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>E Devlet Üzerinden İsim Değiştirme</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü resmi sitesinden mahkeme kararı olmaksızın ad ve soyad değişikliği yapılabileceği ile ilgili açıklama yaptı. Mahkeme kararı olmaksızın ad ve soyad değişikliği yalnızca belirtilen şartlar halinde yapılabilmektedir. Yapılan düzenleme ile ad veya soyadında; yazım ve imla hatası veya düzeltme işareti kullanımından kaynaklanan anlam değişlikleri bulunan, genel ahlaka uygun olmayan ve toplum tarafından gülünç karşılandığı değerlendirilen kişiler, yurtiçinde ilçe nüfus müdürlüğüne, yurtdışında ise dış temsilciliklerimize ya da e-Devlet üzerinden başvurmaları halinde, il ve ilçe idare kurulunun vereceği kararla bir kereye mahsus mahkeme kararı aranmaksızın değiştirilmesine olanak sağlanmıştır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Örneklerle de açıklamak gerekirse;</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Ad ve soyadlarında noktalama işareti eksiliği, harf eksikliği ve düzeltme işareti eksikliği bulunanlar ve değiştirmek isteyenler, (Yasmin/ Yasemin, Memet/ Mehmet, Melhat/Melahat, Çığdem/Çiğdem, Alı/Ali, Nıhal /Nihal, Ulku/Ülkü, Adem/Âdem, Bilal/Bilâl, Kazım/Kâzım, Kamil/Kâmil, vb.)</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">2525 sayılı Soyadı Kanununda belirtilen umumi edeplere uygun olmayan ve gülünç ad veya soyadı olduğu değerlendirilenler, (Yalak, Kalas, Sıçan, Deli, Koyun, Top, Boynuz, Ördek vb.)</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Ayrı yazılmış olan adların birleştirilmesini (Ayşe Gül/ Ayşegül) ya da bitişik şekilde yazılmış olan adların ayrı yazılmasını (Mehmetcan/Mehmet Can) talep edenler başvurmaları halinde il/ilçe idare kurulu kararı ile ad veya soyadları değiştirilebilmektedir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yapılan düzenlemenin şartlarında da belirtildiği üzere e-Devlet üzerinden ad ve soyadı değişikliği başvurusu iki ismi olup da birini sildirmek isteyen vatandaşları kapsamamaktadır. İki isminden birini sildirerek tek isim kullanmak isteyen vatandaşların asliye hukuk mahkemelerinde dava açmaları ve hakim kararı almaları gerekmektedir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">E-Devlet üzerinden isim değiştirme işlemi için aşağıdaki adımların takip edilmesi gerekmektedir:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Kimlik numaranı ve şifrenizle e-devlet kapısına giriş yapın.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Ardından “İl / İlçe İdare Kurulu Kararı ile Ad veya Soyadı Düzeltilmesine İlişkin Başvuruların Alınması” başlığına gidin.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yeni Başvuru seçeneğine tıklayın</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İmza Türü başlığı altında “Mobil imza”, “E-imza” ya da “SMS ile Doğrulama” seçeneklerinden size uygun olanı seçin.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Ardından “Devam et” butonuna tıklayarak sonraki sayfaya geçin.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Ardından mobil ya da e-imza ile imzalama işlemini ya da SMS doğrulama işleminizi tamamlayın.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Bu aşamadan sonra isim değiştirme talebiniz ilgili nüfus müdürlüğü kayıtlarına alınarak talebiniz değerlendirilecektir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">e-Devlet üzerinden ad ve soyadı değişikliği başvuru şartlarını taşıyan vatandaşların herhangi bir başvuru ücreti ödemelerine gerek yoktur. Ancak vatandaşların e-Devlet üzerinden isim değişikliği yapma talepleri 24 Aralık 2022 tarihi itibariyle sonlanmıştır.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Nüfus Müdürlüğüne Başvuru İle İsim Değiştirme</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Nüfus müdürlüğüne başvuru ile isim değiştirme, nüfus bilgilerinde hata yapılması sonucu yanlış yazılan isimlerin düzeltilmesidir. Burada hatadan kasıt, harf eksiklikleri ve fazlalıkları, imla yanlışları gibi şeylerdir. Bu tarz durumlarda, nüfus müdürlüğüne başvurarak isim değiştirilebilir. Ayrıca isim değiştirme davası açılmasına gerek yoktur.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Dava Açarak İsim Değiştirme</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Dava açarak isim değiştirme, adını değiştirmek isteyen kişilerin başvurabileceği hukuki yoldur. İsim değişikliğinin yapılabilmesi için kişinin haklı sebeplerinin bulunması ve mahkemece davanın kabulü gerekmektedir. Yani dava açtım ismimi kesin olarak değiştirebilirim gibi bir durum söz konusu değildir. Hukuken geçerli bir haklı sebebe dayanmayan isim değişikliği talepleri, mahkemece reddedilmektedir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Çocuk İsmi Değiştirme</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Çocuğun doğumunda ebeveynleri tarafından isim koyma özgürlüğü vardır. Çocuğun ismini vermeye yetkili olan ebeveynler bu ismi daha sonra çeşitli sebeplerle değiştirmek isteyebilirler. Ancak isim verme serbestisine sahip olan ebeveynler ismin değişikliğini ancak mahkemeden isteyebilirler. Bu istek haklı sebeplere dayanmalı ve bu haklı sebepler mahkemeye verilecek dilekçe ile açıkça belirtilmeli ve açıklanmalıdır. Çocuk adına isim değişikliği talep hakkı yasal velayete sahip kimselerdedir. Bu kimseler genellikle çocuğun annesi veya babasıdır.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Çocuğun İsim Değişikliği Nasıl Yapılır?</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Çocuğun isim değiştirme talebi için başvurulacak mahkeme çocuğun ikametinin bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesidir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Anne ve babanın boşanmış olmaları halinde velayet hakkına sahip olan tarafın mahkemeye başvurması gerekmektedir. Ancak anne ve babanın evli olmaları halinde anne ve babanın birlikte başvurması gerekmektedir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Çocuğun isim değiştirme davasının kabulü için haklı bir sebebin varlığı gerekmektedir. Bu haklı sebep geniş olarak yorumlanmalı, kişinin içinde bulunduğu koşullar ve sosyal çevre dahil birçok faktör birlikte değerlendirilerek karara varılmalıdır.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Evli Kadın Soyadı Değişikliği</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Türk Medeni Kanunu’nun 187. Maddesi’nde</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">“Kadın, evlenmekle kocasının soyadını alır; ancak evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuruyla kocasının soyadı önünde önceki soyadını da kullanabilir. Daha önce iki soyadı kullanan kadın, bu haktan sadece bir soyadı için yararlanabilir.” hükmü yer almaktaydı.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Anayasa Mahkemesi’nin 22/2/2023 Tarihli ve E.: 2022/155, K.: 2023/38 sayılı Kararı ile madde hükmü iptal edildi ve iptale ilişkin karar 28.04.2023 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Evlilikten Sonra Soyadı Değişikliği Seçenekleri</strong></span></h2>
<ul>
<li><span style="font-size: 14pt;">Kocasının soyadı</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">Kocasının soyadı ile birlikte bekarlık soyadı</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">Sadece bekarlık soyadı: Evlilik başvurusuyla birlikte talep edilmesi halinde yalnızca bekarlık soyadı kullanılabilecektir.</span></li>
</ul>
<p><span style="font-size: 14pt;">Hali hazırda evli olan bir kadının evlilik sebebiyle değişmiş soyadını tekrar değiştirerek eski hale getirebilmesi için Asliye Hukuk Mahkemesinde dava yoluyla talepte bulunması gerekmektedir.</span></p>
<h2><strong><span style="font-size: 18pt;">İsim Değiştirme Davası İçin Gerekli Belgeler</span></strong></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İsim değiştirme davası, kişisel bir talep gibi görünse de, hukuki bir işlem olduğu için belirli belgelerle desteklenmelidir. Mahkeme, davacının kimliğini, gerekçesini ve talebinin samimiyetini bu belgeler üzerinden değerlendirir. Eksiksiz bir dosya hazırlamak, sürecin daha hızlı ve sorunsuz ilerlemesini sağlar.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İsim değiştirme davası açarken genellikle şu belgeler gerekir:</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Nüfus cüzdanı veya yeni kimlik kartı fotokopisi</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Nüfus kayıt örneği (Davacının mevcut adının, soyadının ve aile bağlarının yer aldığı tam vukuatlı nüfus kayıt örneği)</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Gerekçe belgeleri veya destekleyici deliller (İsim değişikliği talebinin haklı nedenlere dayandığını gösterecek her türlü belge sunulabilir. Örneğin ismin alay konusu olduğuna dair sosyal medya kayıtları, iş veya okul ortamında karışıklık yarattığını gösteren yazışmalar, psikolojik rahatsızlık durumlarında doktor raporu, tanık beyanları, komşu veya arkadaş ifadeleri vb.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İkametgâh Belgesi</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Dava Dilekçesi (En önemli unsurdur. Dilekçede davacının kimliği, değiştirilmek istenen isim, gerekçe, dayanak mevzuat (TMK m.27) ve varsa tanık bilgileri açık şekilde yer almalıdır. Dilekçenin doğru hazırlanması davanın reddedilme riskini büyük ölçüde azaltır.)</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Vekâletname (Avukatla Açılıyorsa) Davayı bir avukat aracılığıyla açacak kişiler, noter onaylı özel vekâletname düzenletmelidir. Vekâletnamede “isim değişikliği davası açmaya ve takip etmeye” yetki verilmesi gerekir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Doğum belgesi (Çocuğun isim değişikliği gibi durumlarda doğum belgesi de istenebilir.)</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;"><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f4cc.png" alt="📌" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Davaların açılışı ve takip edilmesi sürecinde mahkemeden mahkemeye göre yaklaşımlar değişebilmektedir. Şekil eksiklikleri nedeniyle davaların reddedilme olasılığı yüksektir. O nedenle hak mahrumiyeti yaşamamak adına isim değişikliği davalarının uzman avukat vasıtasıyla takip edilmesi önem arz etmektedir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İsim Değiştirme Davası Nerede Açılır? Görevli ve Yetkili Mahkeme Neresidir?</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İsim değiştirme davalarında görevli ve yetkili mahkeme, Türk hukuk sisteminde Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Bu mahkemeler, kişilerin ad ve soyadlarında yapılacak değişiklik taleplerini inceleyip karara bağlamakla yükümlüdür. Davanın açılacağı mahkeme, genellikle davacının ikametgahının bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesidir. Ancak bazı durumlarda, nüfusun kayıtlı olduğu yer mahkemesi de yetkili sayılabilir. Yetkili mahkemenin belirlenmesi, davanın usulüne uygun şekilde sonuçlanması için önem taşır.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İsim Sildirme Davası</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Nüfus kayıtlarında birden fazla isme sahip olan kişiler, kullanmak istemedikleri ikinci isimlerini resmi kayıtlardan kaldırmak için isim sildirme davası açabilirler. Bu sayede yalnızca tercih ettikleri ismi kullanma imkânı doğar. Ancak isim sildirme e-devlet üzerinden gerçekleştirilemez; böyle bir talep için mutlaka mahkemeye başvurmak gerekir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İsim Sildirme Davası Nasıl Açılır?</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İsim sildirme dilekçesi hazırlanarak yetkili Asliye Hukuk Mahkemesine başvurulur. Dilekçede hangi ismin silinmek istendiği ve bu talebin gerekçeleri açık şekilde belirtilmelidir. Mahkeme, sunulan gerekçeleri değerlendirerek karar verir. Dava süreci e-devlet üzerinden takip edilebilir, ancak karar mahkeme tarafından verilir ve resmi kayıtlara ancak bu şekilde yansır.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İsim Değiştirme Ücreti 2026: İsim Değiştirme Davası Ücreti Ne Kadardır?</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İsim değiştirme davası ücreti hakkında: 2024 yılı itibarıyla, ad ve soyadı değişikliği davalarına ilişkin mahkeme masrafları toplamda 2.000 TL’ idi.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İsim değiştirme ücreti 2026 yılında yaklaşık 3.000 TL civarındadır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Ek olarak mahkeme kararının ilan edilmesi gerektiği için davanın sonuçlanmasından sonra basın ilan ücreti ödenir. Davayı bir avukatla yürütmek isteyen kişiler almış olduğu hukuki danışmanlık ve hizmet dolayısıyla avukata vekalet ücreti ödemesi gerekmektedir. Bu ücret hizmet alınan avukata göre değişmekte olup fikir sahibi olunması için her yıl Ankara 2 nolu barosu tarafından yayınlanan en az ücret çizelgesine bakılması tavsiye edilir.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/isim-degistirme-davasi-nedir/">İSİM DEĞİŞTİRME DAVASI NEDİR?</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/isim-degistirme-davasi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YAŞ DÜZELTME DAVASI NEDİR?</title>
		<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/yas-duzeltme-davasi-nedir/</link>
					<comments>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/yas-duzeltme-davasi-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Feb 2026 09:38:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[asliye hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Osman Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[DAVA]]></category>
		<category><![CDATA[dosya]]></category>
		<category><![CDATA[duruşma]]></category>
		<category><![CDATA[düzeltme]]></category>
		<category><![CDATA[hmk]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[kanun]]></category>
		<category><![CDATA[law]]></category>
		<category><![CDATA[özel hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[sulh hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[yargı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yildizhukukdanismanlik.com/?p=4233</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaş düzeltme davası, kişinin nüfus kaydında yer alan doğum tarihinin yanlışlığı nedeniyle açılan ve kişinin doğru doğum tarihinin mahkeme kararıyla tespit edilmesini amaçlayan hukuki bir süreçtir. Mahkeme, davacının sunduğu deliller ışığında, kişinin gerçek doğum tarihini belirleyecek ve karar neticesinde nüfus kaydı düzeltilecektir. Bu davanın sonucunda, kişinin kimlik bilgileri düzeltilerek, yasal haklarından doğru bir şekilde faydalanabilmesi amaçlanmaktadır. Yaş düzeltme, özellikle sosyal güvenlik, emeklilik gibi hukuki işlemlerde doğru bilgilere dayalı bir teminat oluşturmaktadır.</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/yas-duzeltme-davasi-nedir/">YAŞ DÜZELTME DAVASI NEDİR?</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="font-size: 24pt;"><strong>YAŞ DÜZELTME DAVASI NEDİR?</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yaş düzeltme davası, kişinin nüfus kaydında yer alan doğum tarihinin yanlış olduğunu iddia ettiği durumlarda, doğru doğum tarihinin tespit edilmesi amacıyla açılan bir davadır. Bu dava halk arasında, yaş büyütme, yaş küçültme, doğum tarihini değiştirme yahut yaş değiştirme davası olarak da anılmaktadır. Uygulamada genellikle, doğum tarihi ile ilgili hatalı bir kayıt yapılması neticesinde kişi, çeşitli haklardan faydalanmakta zorluk yaşayabilmektedir. Nüfusa daha geç bir doğum tarihi ile kaydedilmiş olan kişinin emekliliği de geç olacaktır. O nedenle kişi, doğum tarihinin hatalı düzenlendiğini iddia ediyor ise kimlikteki doğum tarihinin değiştirmek ve hak kayıplarının önüne geçmek için Asliye Hukuk Mahkemesinde yaş düzeltme davası açmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yaş düzeltme davasında, davacı doğru doğum tarihini kanıtlamak için çeşitli deliller sunmalıdır. Bu deliller arasında sağlık kuruluşlarından alınmış doğum raporları, eski belgeler, tanık ifadeleri ve özellikle erken yıllara ait okul kayıtları gibi belgeler yer alabilir. Mahkeme, tüm bu delilleri değerlendirerek, davacının gerçek doğum tarihine karar verecek ve nüfus kaydındaki yanlışlığın düzeltilmesi yönünde bir karar verdikten sonra, bu karar ilgili nüfus müdürlüğüne iletilecek, kayıtlar düzeltilecektir. Bu dava, kişi için önemli bir yasal düzeltme sağlarken, aynı zamanda ilerleyen yıllarda çeşitli hak kayıplarını engellemek adına büyük bir öneme sahiptir.</span></p>
<p><span id="more-4233"></span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Yaş Düzeltme Davası Yetkili ve Görevli Mahkeme</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yaş düzeltme davasında yetkili mahkeme, davacının yani doğum tarihini düzeltmek isteyen kişinin yerleşim yeri mahkemesidir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Görevli mahkeme ise Asliye Hukuk Mahkemesi‘dir. Kişi yaş düzeltme davası açmak istiyorsa, yaşadığı yerin bağlı olduğu Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvurmalıdır.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Yaş Küçültme Şartları</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yaş küçültme ile yaş büyütülmesi arasında hukuki açıdan bir farklılık bulunmamaktadır. Zira yaşının kimlikte yazılı olan doğum tarihinden daha küçük ya da daha büyük olduğunu iddia eden kişi, gerekli bilgi ve belgeler ile yerleşim yerine bağlı Asliye Hukuk Mahkemesinde yaş düzeltme davası açacak, delillerin değerlendirilmesi neticesinde mahkeme tarafından karar verilecektir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yaş küçültme davasında en fazla kaç yaş küçültülür sorusuna istinaden, yaşın ne kadar küçültüleceği belirleyici bir faktör değildir. Önemli olan, kişinin kimlik kaydındaki yaşının doğru olmadığı ve daha küçük bir yaşta olduğu tespit edilmesidir. Mahkeme, sunulan delillere dayanarak doğru doğum tarihini belirler ve yaşın düzeltilmesine karar verecektir. Bu durumda, yaşın kimlikteki kayıttan ne kadar küçültüleceği değil, kişinin gerçek yaşının mahkeme tarafından doğru bir şekilde tespit edilmesi önemlidir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Yaş Düzeltme Davası Nasıl Açılır?</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yaş düzeltme davası açmak isteyen kişi, nüfus kaydında yer alan doğum tarihinin yanlış olduğunu iddia ediyorsa, yukarıda da değinildiği üzere Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvurmalıdır. Açılan bu yaş tahsisi davasına başvuru için belirli belgeler ve bilgiler gereklidir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Dava Dilekçesi Oluşturma</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yaş düzeltme davası, davacının yerleşim yeri mahkemesinde açılmalıdır. Mahkemeye başvuru, yazılı dilekçe ile yapılmalıdır. Dilekçede, nüfus kaydındaki yanlışlık ve doğru doğum tarihiyle ilgili talep açıkça belirtilmelidir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Dava Dilekçesi Gerekli Belgeler </strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Dava açılmadan önce, mahkemeye sunulacak bazı belgeler hazırlanmalıdır. Bu belgeler şunlardır:</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Kimlik belgesi (Nüfus cüzdanı veya pasaport): Davacının kimliğini kanıtlayan belge.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Doğum belgesi: Gerçek doğum tarihiyle ilgili hastaneden veya sağlık kuruluşundan alınmış doğum raporu veya belgesi.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Nüfus kayıt örneği: Nüfus müdürlüğünden alınmış güncel nüfus kayıt örneği.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Eski belgeler (varsa): Doğum tarihini doğrulayan eski belgeler, örneğin eski okul kayıtları, sağlık raporları, tanık beyanları gibi.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Tanık beyanları: Doğum tarihini doğrulayan kişiler varsa, tanık ifadeleri de önemli bir delil olacaktır.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Yaş Düzeltme Davası Ne Kadar Sürer?</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yaş düzeltme davasının ne kadar süreceği, davanın açıldığı il ve adliyeye bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Genel olarak, davanın sonuçlanması 3 ila 6 ay arasında sürebilir, ancak bazı durumlarda bu süre uzayabilmektedir. Mahkemenin yoğunluğu, davanın karmaşıklığı, sunulan delillerin yeterliliği ve tanık ifadelerinin alınması gibi unsurlar, dava sürecini etkileyebilmektedir. Her durumda, dava süresi hakkında daha net bir tahminde bulunabilmek için bir avukattan hukuki destek almak faydalı olacaktır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;"><strong>Yaş Düzeltme Davası Dilekçe Örneği</strong></span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">………………. Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi’ne</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">DAVACI                   : Ad-Soyad – TC</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">                                   Adres</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">VEKİLİ                     : Av………………….</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">                                   Adres</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">DAVALI                   :………………..İl Nüfus Müdürlüğü</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">          Adres</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">KONU                      :Yaş tahsisi talebinden ibarettir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">AÇIKLAMALAR:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Müvekkilim …………………… , ………………. tarihinde doğmuş olmasına rağmen, nüfus kaydında doğum tarihi ………………… olarak kaydedilmiştir. Bu yanlışlık, müvekkilimin kimlik bilgileriyle ilgili hukuki işlemlerinde zorluklar yaşamasına ve sosyal güvenlik, emeklilik gibi önemli konularda mağduriyetler yaratmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Müvekkilimin gerçek doğum tarihi, ……………olup, bu tarih, (doğum belgesi, hastane raporu, eski okul kaydı, tanık ifadeleri vb. ) ile ispat edilebilecektir. İlgili belgeler ekte sunulmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Nüfus kaydındaki yanlışlık, Nüfus Hizmetleri Kanunu ve Türk Medeni gereğince düzeltilmesi gereken bir husustur. Bu nedenle, müvekkilimin doğru doğum tarihinin kayda geçirilmesi amacıyla işbu davanın açılması gereği hasıl olmuştur.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">HUKUKİ NEDENLER :</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Nüfus Hizmetleri Kanunu, Türk Medeni Kanunu ve ilgili mevzuat</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">HUKUKİ DELİLLER   :</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Doğum belgesi</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Hastane raporu</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Okul kayıtları</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Nüfus kayıt örneği</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Tanık beyanları (varsa)</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Diğer belgeler (varsa)</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">SONUÇ VE TALEP   :</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yukarıda arz ettiğimiz gerekçelerle, müvekkilimin nüfus kaydında yer alan doğum tarihinin, ekte sunduğumuz deliller ışığında, doğru doğum tarihi olan (gerçek doğum tarihi) olarak düzeltilmesine karar verilmesini saygılarımla dilerim. (tarih)</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Davacı</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Vekili</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Av……………………….</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Şeklinde bir dilekçe düzenlenebilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yaş Düzeltme Davasında Görevli Mahkeme Neresidir? (Hangi Mahkemede Açılır?)</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yaş düzeltme davalarında görevli mahkeme, asliye hukuk mahkemesidir. Bu nedenle yaş düzeltme davaları asliye hukuk mahkemesinde açılmak zorundadır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Davanın asliye hukuk mahkemesi dışında örneğin, sulh hukuk mahkemesinde açılması halinde istenilen sonuç elde edilmeyecektir. Çünkü böyle bir durumda mahkeme davaya bakmakla görevli olmadığından görevsizlik kararı verecektir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Bu nedenle yaş düzeltme davasını doğru mahkemede açmak dava sürecinin uzamaması açısından dikkat edilmesi gereken ilk noktadır.</span></p>
<p><strong> </strong></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Yaş Düzeltme Davasında Yetkili Mahkeme Neresidir?</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yetkili mahkeme ile kast edilen şey, davanın coğrafik açıdan hangi asliye hukuk mahkemesinde açılacağı ile ilgilidir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yaş düzeltme davalarında yetkili mahkeme, davayı açan kişinin(talep edenin)  yerleşim yerindeki asliye hukuk mahkemesidir. Yani kişi, Gaziantep ilinde ikamet ediyor ise İstanbul’da dava açamayacaktır. Aksi takdirde mahkeme yetkisizlik kararı verecektir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;"><strong> </strong></span><span style="font-size: 18pt;"><strong>Yaş Düzeltme Davasını Kimler Açabilir?</strong></span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yaş düzeltme davalarında davacı olarak, düzeltmeyi isteyen kişinin kendisi ile gerekli hallerde Cumhuriyet Savcıları tarafından açılabilir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yaş düzeltmesini isteme hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardandır. Dolayısıyla bu dava, yaşı değiştirilecek kişi tarafından açılmalıdır. Ancak kişi henüz fiil ehliyetine sahip değilse yani ergin değilse bu takdirde velisi ya da vasisi mahkemeden düzeltme talebinde bulunacaktır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Diğer bir ihtimalde ise bu dava avukat yani vekil aracılığı ile açılabilir. Ancak yukarıda da belirttiğimiz gibi bu hak kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğundan ancak vekaletnamede bu hususta özel yetki var ise dava açılıp takip edilebilir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Yaş Düzeltme Davası Kime Karşı Açılır?</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yaş düzeltme davalarıyla ilgili yaşanılan sorunlardan bir tanesi de davanın kime açılacağı ile ilgilidir. Çoğu kişi davayı anne ve babasına karşı açmakta davalı tarafı yanlış göstermektedir. Yaş düzeltme davalarında mahkeme, davanın aksamadan, sağlıklı bir şekilde ilerleyebilmesi için nüfus müdürlüğünden maddi ilgili sıfatıyla nüfus müdürünün ya da memurunun bulunmasını istemekte davayı bu şekilde yürütmektedir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Her ne kadar Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda, bu davaların nüfus müdürü veya görevlendireceği nüfus temsilcisi huzuruyla görüleceği belirtilmiş ise de, uygulamada yerleşen durum itibariyle nüfus müdürlüğü davalı olarak gösterilmektedir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/yas-duzeltme-davasi-nedir/">YAŞ DÜZELTME DAVASI NEDİR?</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/yas-duzeltme-davasi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA DİLEKÇENİN YAZILMASI VE DİLEKÇELER AŞAMASI</title>
		<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-dilekcenin-yazilmasi-ve-dilekceler-asamasi/</link>
					<comments>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-dilekcenin-yazilmasi-ve-dilekceler-asamasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Feb 2026 08:45:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İdare Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[celse]]></category>
		<category><![CDATA[DAVA]]></category>
		<category><![CDATA[dilekçe]]></category>
		<category><![CDATA[duruşma]]></category>
		<category><![CDATA[ehliyet]]></category>
		<category><![CDATA[görev]]></category>
		<category><![CDATA[hasım]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[idare]]></category>
		<category><![CDATA[iyuk]]></category>
		<category><![CDATA[kamu]]></category>
		<category><![CDATA[kanun]]></category>
		<category><![CDATA[law]]></category>
		<category><![CDATA[ön inceleme]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşme]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[usul]]></category>
		<category><![CDATA[yargı]]></category>
		<category><![CDATA[yargılama]]></category>
		<category><![CDATA[yetki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yildizhukukdanismanlik.com/?p=4230</guid>

					<description><![CDATA[<p>İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA DİLEKÇENİN YAZILMASI VE DİLEKÇELER AŞAMASI İdari Dava Dilekçesi Nedir? İdari Dava dilekçesi, en basit anlamıyla İdari Mahkemelerde (Danıştay, idare mahkemesi, vergi mahkemesi) mahkemenin bir davaya bakabilmesi için davacının talebini yazılı olarak bildirdiği belgedir. İdari yargılama usulünde yazılı</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-dilekcenin-yazilmasi-ve-dilekceler-asamasi/">İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA DİLEKÇENİN YAZILMASI VE DİLEKÇELER AŞAMASI</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="font-size: 24pt;"><strong>İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA DİLEKÇENİN YAZILMASI VE DİLEKÇELER AŞAMASI</strong></span></h2>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İdari Dava Dilekçesi Nedir?</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari Dava dilekçesi, en basit anlamıyla İdari Mahkemelerde (Danıştay, idare mahkemesi, vergi mahkemesi) mahkemenin bir davaya bakabilmesi için davacının talebini yazılı olarak bildirdiği belgedir. İdari yargılama usulünde yazılı yargılama usulü geçerli olduğundan, usulüne uygun bir dava dilekçesi hazırlanması önemlidir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İdari Dava Dilekçesinde Bulunması Gerekenler</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari yargılama usul hukuku kanununa göre idari davalar, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Dilekçelerde;</span></p>
<ol>
<li><span style="font-size: 14pt;">a) Tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">b) Davanın konu ve sebepleri ile dayandığı deliller,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">c) Davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihi,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">d) Vergi, resim, harç, benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin davalarla tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktar,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">e) Vergi davalarında davanın ilgili bulunduğu verginin veya vergi cezasının nevi ve yılı, tebliğ edilen ihbarnamenin tarihi ve numarası ve varsa mükellef hesap numarası gösterilir.</span></li>
<li></li>
</ol>
<p><span id="more-4230"></span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örnekleri dava dilekçesine eklenir. Dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örnekleri karşı taraf sayısından bir fazla olur. Örneğin, davalı idare sayısı 1 (bir) ise, dava dilekçesinin iki nüsha olarak düzenlenmesi gerekmektedir. </span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İdari Dava Dilekçesinin Verileceği Yerler </strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Dava dilekçeleri ve savunmalar ile davalara ilişkin her türlü evrak, Danıştay veya ait olduğu mahkeme başkanlıklarına veya bunlara gönderilmek üzere;</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdare veya vergi mahkemesi başkanlıklarına,</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdare veya vergi mahkemesi bulunmayan yerlerde büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde kalıp kalmadığına bakılmaksızın asliye hukuk hakimliklerine veya yabancı memleketlerde Türk konsolosluklarına verilebilir. </span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Aynı Dilekçe İle Dava Açılabilecek Haller</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Kural olarak her idari işleme karşı ayrı ayrı dava açılır. Ancak aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile de dava açılabilir. Örneğin, bir idari işleme karşı dava açılmadan önce itiraz edilmiş ve bu itiraz reddedilmiş ise, idari işlemin iptali ile itirazın reddine ilişkin işleme karşı tek dilekçe ile dava açılabilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Bununla birlikte, hak veya menfaatlerinde iştirak bulunan ve davaya yol açan maddi olay veya hukuki sebepleri aynı olan birden fazla kişi de birlikte, tek dilekçe ile dava açabilirler.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Özel kanunlarda hüküm bulunmayan hallerde dava açma süresi, idare mahkemelerinde 60 gün, vergi mahkemelerinde ise 30 gündür. Bu süreler geçtikten sonra dava açılması durumunda davanın süre yönünden reddine karar verilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari davaların görevli ve yetkili mahkemelerde açılması önemlidir. Vergi mahkemesinin görev alanına giren bir konuda idare mahkemesinde dava açılması durumunda davanın görev yönünden reddine karar verilerek dosya görevli vergi mahkemesine gönderilir. Davaların İdari Yargılama Usul Kanununun 32 ve devamı maddelerinde belirtilen yetki kuralları çerçevesinde açılması gerekmektedir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Açılacak tam yargı davalarında dava açmadan önce idareye başvuru zorunludur. İdareye başvurmadan açılan davalarla ilgili idari mahkemelerce dilekçelerin görevli idare merciine tevdiine karar verilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Açıkça hukuka aykırı olan ve uygulanması halinde telafisi güç ve imkansız zararlar doğuran işlemlerle ilgili davaların yürütmenin durdurulması talepli açılması önemlidir. Bazı davalarda ise yürütmenin durdurulması talep etmenin uygulamada faydası yoktur. Örneğin, Devlet memurluğundan çıkarma veya meslekten çıkarma dışındaki disiplin cezalarında yürütmenin durdurulmasına genel itibariyle karar verilmemektedir. Para cezalarına karşı açılan davalarda da, verilen para cezası kişinin veya şirketin durumunu ciddi anlamda etkilemiyorsa, yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verilmektedir. İl içi atamalar da aynı kapsamda değerlendirilebilir.</span></p>
<h2><strong><span style="font-size: 18pt;">İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA İLK İNCELEME </span></strong></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İlk inceleme müessesesi, İdari Yargının özelliklerinden biridir. Bu müessese, kayda alınan dava dilekçelerinin sonraki işlemlere geçilmeden önce kimi yönlerden kanuna uygunlukları konusunda ön incelemeye tabi tutulmalarını ifade eder. Dava dilekçelerinin, idari yargı yerinin görev ve yetkisi, davacının davada taraf olma niteliği, dava dilekçesinin kanunda yazılı biçim ve koşullara uygunluğu, dava açma süresine uyulup uyulmadığı gibi usulü noktalara ilişkin olan bu yönlerden biri ya da birkaçı ile kanuna aykırılığının saptanması, yargı yerinin sonraki yargılama işlemlerine devamını engeller. Bu durumda ya dava sona erdirilir ya da kanuna aykırılık davanın açıldığı yargı yerince bizzat giderilerek sonraki işlemlere devam olunur. Davanın sonra erdirilmesi, kanuna aykırılığın türüne göre, davayı açanın hak arama yollarını tümüyle kapayabileceği gibi, davanın başka bir yargı düzeninde veya başka bir idari yargı yerinde görülmesini ya da dava dilekçesini usulüne uygun olarak düzenlenmesinden sonra aynı yargı yerinde yenilenmesini gerektirebilir. İdari yargıda dilekçeler üzerine ilk incelemede;</span></p>
<ul>
<li><span style="font-size: 14pt;">Görev ve yetki,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">İdari merci tecavüzü,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">Ehliyet,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">Süreaşımı,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">Husumet,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">ve 5. maddelere uygun olup olmadığı incelenir.</span></li>
</ul>
<p><span style="font-size: 14pt;">Kanunun 14. maddesinin üçüncü fıkrasında, dava dilekçesinin ilk incelemesinin kimler tarafından, hangi yöntemlerle ve ne kadar süre içinde yapılacağı ile dilekçede kanuna aykırılık tespit edilmesi halinde uygulanacak işlemler açıklanmıştır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İlk İncelemeyi Yapmaya Yetkili Kişiler: Maddenin üçüncü fıkrasında belirtildiği üzere, Danıştay’da ilk incelemeyi ilgili daire başkanının görevlendirdiği tetkik hakimi yapar. İdare ve vergi mahkemelerinde ise bu inceleme, mahkeme başkanı ya da onun görevlendireceği bir üye tarafından gerçekleştirilir. Görevlendirme yapılmadan Danıştay’da tetkik hakimi veya mahkemede üye, kendiliğinden ilk incelemeyi yapma yetkisine sahip değildir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İncelemede Dikkate Alınacak Kanuna Aykırılık Haller: Üçüncü fıkra, dava dilekçesinin kanun açısından incelenirken göz önünde bulundurulması gereken durumları sıralamıştır. Bunlar; görev ve yetki, idari merci tecavüzü, dava ehliyeti, idari davaya konu olan kesin ve yürütülmesi gereken bir işlemin bulunup bulunmadığı, sürenin geçip geçmediği (zamanaşımı), husumet ve kanunun 3. ile 5. maddelerine uygunluk durumudur.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Rapor Düzenlenmesi: İlk inceleme sonucunda dava dilekçesinde üçüncü fıkrada sayılan konular bakımından kanuna aykırılık tespit edilirse, incelemeyi yapan tetkik hakimi, mahkeme başkanı veya üyesi durumu bir rapor ile görevli daireye ya da mahkemeye bildirir. Bu rapor düzenleme zorunluluğu sadece Danıştay’da açılan davalar ile idare ve vergi mahkemelerinde kurul olarak görevli olunan davalar için geçerlidir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İlk İncelemenin Tamamlanma Süresi ve Sürenin Aşılmasının Etkileri: Dava dilekçesinin kayda alındığı tarihten itibaren en geç 15 gün içinde tamamlanması gereken işlemler şunlardır:</span></p>
<ul>
<li><span style="font-size: 14pt;">Dilekçenin görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, kesin ve yürütülmesi gereken işlem olup olmadığı, zamanaşımı, husumet ve kanunun 3. ile 5. maddelerine uygunluğunun incelenmesi,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">Bu incelemeler sonucunda kanuna aykırılık bulunmadığı takdirde kanunun 15. maddesinde öngörülen kararların alınması,</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">İlk inceleme yapanların veya daire mahkemesinin, raporu yerinde bulmaması halinde 15. maddenin beşinci fıkrası uyarınca yapılacak tebligat işlemleri.</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">Kanun, bu 15 günlük sürenin geçirilmesi halinde herhangi bir yaptırım getirmemiştir. İlk inceleme süresine uyulmaması, yapılan işlemlerin ve verilen kararların geçersizliği sonucunu doğurmaz. Bahsi geçen süre, dava dilekçesinin kaydedildiği tarihten itibaren 15 gün geçtikten sonra ilk inceleme yapılmasının ya da 15. maddede öngörülen kararların verilemeyeceği anlamına gelmez. Aksine, dava sürecinin her aşamasında 15. madde hükümleri uygulanmaya devam eder.</span></li>
</ul>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İdari Yargılama Hukukunda İlk İnceleme Konuları Nelerdir?</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari yargıda ilk inceleme, dava dilekçesinin kayda girmesinden sonra (dava açılması ile birlikte) yapılır. İlk incelemeyi yapan üye/tetkik hakimi ilk inceleme konusu hususlara dair sorun görmezse, dilekçe idarenin savunması alınmak üzere tebligata çıkarılır ve dilekçelerin teatisi aşamasına geçilir. İlk inceleme yönünden bir sorun tespit edilirse dilekçe idare mahkemesi heyetine girer ve idare mahkemesi bu konuda bir karar verir. İlk incelemeye ilişkin bir husus, sadece dava açıldıktan hemen sonraki ilk inceleme aşamasında değil, davanın her aşamasında (kanun yolları dahil) ileri sürülebilir (ya da resen dikkate alınabilir). Yani bu durum her aşamada önünüze çıkabilir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Adli Yargıya Konu Olan Dava İdari Yargıda Açılırsa Ne Olur?</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Görev, konu bakımından davaya bakacak mahkemeyi ifade ederken yetki ise, coğrafi açıdan hangi görevli mahkemenin davaya bakacağını ifade eder. Davaya idare mahkemesinin mi yoksa vergi mahkemesinin mi bakacağı konusu görevle ilgili iken, Kayseri Vergi Mahkemesinin mi yoksa Ankara Vergi Mahkemesinin mi bakacağı konusu yetki ile ilgilidir. İlk inceleme sırasının en başında görev ve yetki birlikte yazıldığından bu konulara birlikte bakılır. Fakat öncelikle görev konusu gelir. Örneğin, Ankara İdare Mahkemesi’nde açılması gereken bir dava Kayseri Vergi Mahkemesi’nde açılır ise, Kayseri Vergi Mahkemesi’nce görev ret kararı verilerek dosya doğrudan görevli ve yetkili olan Ankara İdare Mahkemesi’ne gönderilir. Görev aynı yargı kolu içerisinde olabileceği gibi farklı yargı kolları içerisinde de olabilir. Adli yargının görevli olduğu konularda vergi mahkemesine açılan davalarda görev ret kararı verilir.</span></p>
<h2>İdari Yargının Görevli veya Yetkili Olduğu Davalarda Dava Başkaca Görevli veya Yetkili Mahkemede Açılmışsa Ne Olur?</h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari yargının görevli olduğu konularda görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davalarda ise, dava görev veya yetki yönünden reddedilerek dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verilir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İdarede Dava Açılmadan Önce İdari Merciiye Başvurulmazsa Ne Olur?</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari dava açılmadan önce idari bir makama başvurulması yasayla mecbur kılınmışsa, bu zorunlu başvuru yapılmadan doğrudan dava açılmasına idari merci tecavüzü denir. Bir idari işlemin tesisinden sonra, eğer ki kanun ilgiliye o işleme karşı başkaca bir makama başvuru veya itiraz yolu öngörmüş ise, ilgilinin o makama müracaatla tesis edilen işlemi oranın incelemesinden geçirmeden doğrudan dava konusu etmesi idari mercii tecavüzü olarak tanımlanır. İdari merci tecavüzü, dava açılmadan önce kanunen tüketilmesi gereken bir başvuru yolu kullanılmadan dava açılmasıdır. Zorunlu başvuru yolu tüketilmeden açılan davada idari merci tecavüzü vardır ve bu durumda dilekçenin, görevli idare merciine tevdiine karar verilir. Bu karara karşı 30 günlük istinaf başvuru yolu açıktır.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İdari Davaları Kimler Açabilir?</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İlk inceleme konuları arasında yer alan ehliyet, objektif ve subjektif olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. 2577 sayılı Kanun 31. maddesinde ehliyet ile ilgili olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun’una atıf yapıldığından dolayı, idari yargıda ehliyet konusunda 6100 sayılı Kanunda yer alan hükümler de uygulanır. 6100 sayılı Kanunda objektif ehliyete dair düzenlemeler yer alır. Bu kanuna göre objektif ehliyet, taraf ehliyeti ve dava ehliyetinden oluşur. Taraf ehliyeti, medeni haklardan yararlanma ehliyetidir. Dava ehliyeti ise, medeni hakları kullanma ehliyetidir. Dava ehliyetine sahip olmayanlar davada kanuni temsilcileri, tüzel kişiler ise yetkili organları tarafından temsil edilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari Davaya Konu Olacak Kesin ve Yürütülmesi (İcrai) Gereken İşlem: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14.maddesinin 3/d bendinde, dava konusu işlemin idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı konusunda ilk incelemeye tabi tutulacağı, devamı 15.maddesinin 1/b bendinde de, yapılacak inceleme sonucu dava konusu edilen işlemin kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olmadığının saptanması halinde davanın reddine karar verileceği hükmüne yer verilmiştir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İdari Davalar Açılırken Dava Açma Süresi Kaçırılırsa Ne Olur?</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinde dava açma süresinin özel kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve İdare Mahkemelerinde altmış ve Vergi Mahkemelerinde otuz gündür. Kanun’un 15. maddesinin 1/b bendinde de süre aşımı halinde davanın reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İdari Dava Açılırken Dava Kime Karşı Açılmalıdır?</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari yargıda davalıya hasım, davanın karşı tarafa yönetilmesine de husumet denir. Her davanın mutlaka bir hasmı olmalıdır ve idari yargı da hasım hep idaredir. Davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılması halinde, dava dilekçesinin tespit edilecek gerçek hasma tebliğine karar verilir. Bu karar ara karar mahiyetinde olduğundan, karara karşı kanun yolu gidilemez. Davanın hasım gösterilmeden veya hiç alakasız bir hasım gösterilerek açılmasının hiç bir önemi yoktur. Çünkü idari yargıda hasım, re’sen mahkemece belirlenir ve yanlış hasım düzeltilir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Birden Fazla Aynı Dava Hakkında Açılmış Bir Dosya veya Hüküm Varsa Ne Olur? (Derdestlik Sorunu)</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">2577 sayılı Kanun’da ilk inceleme konuları açık olarak sayılmıştır. 2577 sayılı Kanun’da olmayan hükümler için de Kanun’un 31. maddesinde 6100 sayılı Kanun’a atıf yapılmıştır. Oysa derdestlik ve kesin hüküm konusu, ilk inceleme konuları arasında ve 31. maddede yer alan atıflar arasında yer almamaktadır. Fakat idari yargıda da, derdest olan iki veya daha fazla aynı dava aynı anda görülemeyeceği ve hakkında kesin hüküm bulunan aynı olay tekrar yargı önüne taşınamayacağı için bu sorunun çözülmesi gerekmektedir. Bu nedenle, mahkemelerce derdestlik ve kesin hüküm konusu ilk inceleme sırasında göz önüne alınmaktadır.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İlk İnceleme Üzerine Hangi Kararlar Verilir?</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Öncelikle davaya konu uyuşmazlığın idari yargı düzeninin görev alanına girmesi, ikinci olarak bu uyuşmazlığın çözümünün davanın açıldığı idari yargı yerinin görevleri arasında yer alması, son olarak da davanın açıldığı idari yargı yerinin coğrafi yetki alanına giren bir uyuşmazlık olması gereklidir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari yargı yerinde açılan davanın idari yargıda değil, adli yargıda düzenine dâhil mahkemelerin görevine girdiği kanısına varan yargı yeri, bu durumu ve görevli yargı yerini belirterek davanın reddine karar verir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Eğer idari yargı düzeninin görev alanına gören bir uyuşmazlığı konu edinen dava, açıldığı idari yargı yerinin değil de, başka bir idari yargı yerinin görevine giriyorsa ve mahkemede, bu yolda bir kanı oluşmuşsa; mahkeme, kararında görevli yetkili idari mahkemeyi göstererek, davanın reddine karar verir ve dava dosyasını görevli ve yetkili mahkeme olarak gördüğü idari yargı yerine gönderir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Dava görevli ancak yetkisiz idari yargı yerinde açılmışsa, davanın açıldığı mahkeme, davayı yetkisizlik sebebiyle reddederek dava dosyasını yetkili idari mahkemeye gönderir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari dava açmadan önce ilgili mevzuatın zorunlu kıldığı idari itiraz yolunu denemeyen davacıların dava dilekçeleri görevli idari mercie tevdi edilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Davanın; fiil ehliyeti bulunmayan, vekil olmayan kişilerce, tüzel kişiliği olmayan kuruluşlarca ya da tüzel kişi davacının kanuni temsilcisi olmayan kişilerce, tüzel kişiliği sona eren kuruluşlarca, dava konusu işlemde taraf olmayan kişilerce açılması ehliyetsiz kişi tarafından açılması anlamına gelmektedir. Bu durumda ehliyetsizlik nedeniyle reddedilen davanın yenilenmesi mümkün değildir. Henüz idari dava açma süresi dolmamışsa, davacının kanuni temsilcisi veya avukatı tarafından ayrıca dava açılabilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Ortada bir idari işlem mevcut değilse ya da davaya konu edilen idari işlem kesin ve yürütülmesi gerekli nitelik taşımıyorsa, açılan dava incelenmeksizin reddedilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Süre geçtikten sonra açılan dava ilk inceleme sırasında veya davanın sonraki aşamalarında süreaşımı nedeniyle reddedilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Dava dilekçesinde davalı idarenin gösterilmemesi veya yanlış idarenin hasım olarak gösterilmesi davacı yönünden sorun yaratmaz, mahkemenin kanunun 15. madde çerçevesinde tespit edeceği gerçek hasma dava dilekçesi tebliğ edilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Dava dilekçesi kanunun 3. ve 5. maddelerine uygun olmadığı anlaşılır ise dilekçenin reddine karar verilir fakat davacıya yapılan hataları düzeltip dava dilekçesini yenilemesi için otuz gün süre verilir. Bu süre zarfında dilekçe kanunun 3. ve 5. maddelerine uygun hale getirilip mahkemeye sunulur ise yargılama başlamış kabul edilir.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-dilekcenin-yazilmasi-ve-dilekceler-asamasi/">İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA DİLEKÇENİN YAZILMASI VE DİLEKÇELER AŞAMASI</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-dilekcenin-yazilmasi-ve-dilekceler-asamasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA OLAĞAN VE OLAĞANÜSTÜ KANUN YOLLARI</title>
		<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-olagan-ve-olaganustu-kanun-yollari/</link>
					<comments>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-olagan-ve-olaganustu-kanun-yollari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Feb 2026 08:31:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İdare Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[AİHM]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Osman Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[bölge idare mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Danıştay]]></category>
		<category><![CDATA[dosya]]></category>
		<category><![CDATA[duruşma]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[idare]]></category>
		<category><![CDATA[istinaf]]></category>
		<category><![CDATA[kamu]]></category>
		<category><![CDATA[kanun]]></category>
		<category><![CDATA[law]]></category>
		<category><![CDATA[Mahkeme]]></category>
		<category><![CDATA[oturum]]></category>
		<category><![CDATA[süreç]]></category>
		<category><![CDATA[temyiz]]></category>
		<category><![CDATA[yargı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yildizhukukdanismanlik.com/?p=4228</guid>

					<description><![CDATA[<p>İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA OLAĞAN VE OLAĞANÜSTÜ KANUN YOLLARI İdare mahkemelerinin verdikleri kararlara karşı başvuru yolları, kanun yolları olarak tanımlanır. Buna göre davanın tarafları, verilen yargı kararının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla, davanın yeniden incelenmesi için üst mahkemelere başvurma imkânına sahip olurlar.</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-olagan-ve-olaganustu-kanun-yollari/">İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA OLAĞAN VE OLAĞANÜSTÜ KANUN YOLLARI</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="font-size: 24pt;"><strong>İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA OLAĞAN VE OLAĞANÜSTÜ KANUN YOLLARI</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdare mahkemelerinin verdikleri kararlara karşı başvuru yolları, kanun yolları olarak tanımlanır. Buna göre davanın tarafları, verilen yargı kararının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla, davanın yeniden incelenmesi için üst mahkemelere başvurma imkânına sahip olurlar.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Kanun yolları “olağan kanun yolları” ve “olağanüstü kanun yolları” olarak ikiye ayrılır. Olağan kanun yolları, mahkemelerce verilen nihai kararların kesinleşmesine engel olan kanun yollarıdır. Olağanüstü kanun yolları ise olağan kanun yolları tüketildikten sonra kesinleşmiş kararlara karşı gidilebilen kanun yollarıdır. İdari yargılama usulünde olağan kanun yolları “istinaf” ve “temyiz” incelemelerinden oluşur. Olağanüstü kanun yolları ise “kanun yararına temyiz” ve “yargılamanın yenilenmesi”nden oluşur.</span></p>
<p><span id="more-4228"></span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İdari Yargılama Hukukunda Temyiz Kanun Yolu</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">“Temyiz”, ilk derece mahkemesi ile istinaf incelemesi yapan bölge idare mahkemesi tarafından verilen nihai kararlara karşı gidilen bir kanun yoludur. Temyiz başvurusu, ilk derece mahkemesi ile bölge idare mahkemesi kararlarının hukuka uygunluğunun denetlenmesi için yapılır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Temyiz incelemesi Danıştay tarafından yapılır. Danıştay, idari mahkemelerce verilen ve kanunun başka bir idari yargı merciine bırakmadığı kararların son inceleme mercidir. Danıştay kanunda belirtilen belirli uyuşmazlıklara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Tüm ilk derece mahkemesi kararları ile bölge idare mahkemesi kararlarına karşı temyiz yoluna gidilmez. İdari Yargılama Usulü Kanunu madde 46 temyiz edilebilecek kararları sınırlı sayıda olmak üzere saymıştır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Bunlara ek olarak İYUK madde 20/A ve 20/B kapsamındaki işlemler doğrudan temyiz incelemesine tabi tutulur.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Buna göre İdari Yargılama Usulü Kanunu madde 46’da sayılan uyuşmazlık konularını içeren davaların temyiz incelemesi üzerine kesinleşmeleri söz konusudur. Temyiz incelemesine konu olan kararlar arasında ilk derece mahkemesi kararı üzerine bölge idare mahkemesinde istinaf yoluyla incelenenler olduğu gibi, Danıştay’ın, Danıştay Kanunu madde 24’e göre ilk derece mahkemesi olarak incelediği uyuşmazlıklar da vardır ve bunlar temyizen Danıştay’da kesin karara bağlanacaktır.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Temyiz Başvurusunun Usulü</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Temyiz yoluna davanın tarafları yazılı dilekçeler ile başvurabilirler. Dilekçeler dava dilekçesinin usulüne uygun şekilde hazırlanır. Temyiz dilekçesi, Danıştay ilgili dairesine sunulmak üzere, kararı temyiz edilen mahkemeye iletilir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Temyiz Başvurusunun Süresi</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Bölge idare mahkemeleri tarafından istinaf incelemesi üzerine verilen kararlar bu kararların tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay’da temyiz edilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari Yargılama Usulü Kanunu madde 20/A’ya göre ivedi yargılama usulüne tabi uyuşmazlıklara ilişkin kararlar ilk derece mahkemesinin verdiği kararın tebliğini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde Danıştay’da temyiz edilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari Yargılama Usulü Kanunu madde 20/B’ye göre merkezi ve ortak sınavlarla ilgili işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda kararlar ilk derece mahkemesinin verdiği kararın tebliğini izleyen günden itibaren 5 (beş) gün içinde Danıştay’da temyiz edilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdikleri kararlar bu kararların tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay’da temyiz edilir. Kanunda belirtilen bu süreler geçirildiği takdirde temyiz başvurusu kabul edilmez.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;">Temyiz Başvurusu Sonucu Verilebilecek Kararlar</span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İYUK 49/1 maddede yer alan -onama-gerekçeyi değiştirerek onama-düzelterek onama kararlarının açıkça eklenmesi değerlendirilebilecektir. Belli durumlarda gerekçesini değiştirerek veya düzelterek “onama” kararı verir ve karar kesinleşir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Danıştay, temyiz incelemesi sonucunda önüne gelen kararı (Kararın temyize tabi olan kararlardan olması gerekmektedir.) hukuka aykırı bulursa “bozma” kararı verir. ve bozma gerekçesiyle birlikte dava dosyasını kararı veren mercie gönderir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Onama kararı ile birlikte dosya ilk derece mahkemesine, kararın bir örneği de Bölge İdare Mahkemesine gönderilir. Bu karar 7 (yedi) gün içinde tebliğe çıkarılır. Bozma kararları sonrası taraflar haberdar edildikten sonra, dosyanın gönderildiği mahkeme veya Bölge İdare Mahkemesi gerekli işlemleri tamamlayarak yeniden karar verir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Danıştay, temyiz incelemesi sonucu, kısmen onama ve kısmen bozma kararı da verebilir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Olağan Kanun Yollarında Mahkeme Kararının Yürütülmesinin Durdurulması</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Mahkeme kararına karşı istinaf ya da temyiz yoluna gidilmiş olması verilmiş olan mahkeme kararının sonuçlarını doğurmasına yani yürütülmesine engel olmaz. Bunun sağlanabilmesi için “yürütmenin durdurulması” başvurusunda bulunulması gerekir. İdari Yargılama Usulü Kanunu madde 52 temyiz veya istinaf istemlerinde yürütmenin durdurulmasını düzenler.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Kanun Yararına Temyiz</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari Yargılama Usulü Kanunu madde 51’de düzenlenmiş olan kanun yararına temyiz olağanüstü bir kanun yoludur.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Kanun yararına temyiz, idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ile istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen, niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı olan kararların, ilgili bakanlıkların lüzum görmesi üzerine veya Başsavcı tarafından kendiliğinden kanun yararına temyiz edilmesini içerir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Bozulan karar daha önce kesinleşmiş yargı kararının hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İstinaf Kanun Yolu</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">“İstinaf” ilk derece mahkemesi kararlarının bir üst mahkeme tarafından maddi ve hukuki verileri çerçevesinde yeniden incelenerek denetlenmesidir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İstinaf incelemesini 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun madde 3/A ile İdari Yargılama Usulü Kanunu madde 45’e göre Bölge İdare Mahkemeleri yapar. İstinaf incelemesini yapmakla yetkili bölge idare mahkemesi, istinafa konu olan kararı veren mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki Bölge İdare Mahkemesidir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İstinaf Başvurusunun Usulü</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İstinafa davanın tarafları yazılı dilekçeler ile başvurabilirler.Dilekçeler dava dilekçesinin usulüne uygun şekilde hazırlanır.İstinaf dilekçesinde gerekçeli olarak ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın kabulüne/reddine karar verilmesi talep edilir. İstinaf başvurusuna konu olacak kararlara karşı yapılan kanun yolu başvurularında dilekçedeki hitap ve isteğe bağlı kalınmaksızın dosyalar bölge idare mahkemesine gönderilir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İstinaf Başvurusunun Süresi</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İstinaf başvurusu için süre ilk derece mahkemesi kararının tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gündür. Kanunda belirtilen bu süre geçirildiği takdirde istinaf başvurusu kabul edilmez.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İstinaf Başvurusu Sonucu Verilebilecek Kararlar</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararının hukuka uygun olduğu yönünde bir değerlendirme yaparsa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkünse gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararının hukuka uygun olmadığı yönünde bir değerlendirme yaparsa istinaf başvurusunu kabul eder ve ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Bölge idare mahkemesi kaldırdığı kararın yerine davanın esasını inceleyerek yeniden karar verir. Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulursa, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hakim tarafından bakılmış olması hallerinde istinaf başvurusunu kabul eder ve ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İstinaf İncelemesine Konu Edilemeyecek İşlemler</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari Yargılama Usulü Kanunu madde 45’e göre konusu beş bin Türk lirasını geçmeyen (Yeniden değerleme oranlarına göre bu miktar her yıl değişmektedir.) vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olup bunlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulamaz. Bu kararlar ilk derece mahkemesinin kararı ile kesinleşir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari Yargılama Usulü Kanunu madde 20/A ve 20/B kapsamındaki ivedi yargılama usulüne tabi olan konular hakkında verilen kararlar ile merkezi ve ortak sınavlara ilişkin verilen kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulamaz.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Yargılamanın Yenilenmesi</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari Yargılama Usulü Kanunu madde 53’te düzenlenmiş bir olağanüstü kanun yoludur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları çerçevesinde ihlal kararlarına yönelik bir imkân sunması sebebiyle de son yıllarda işlerliği artmış olan bir olağanüstü kanun yoludur.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yargılamanın yenilenmesi talebi, İdari Yargılama Usulü madde 53’te yer alan sebeplerden biri dolayısıyla yapılabilir. Yargılamanın yenilenmesi imkânının amacı, kesinleşen bir hüküm olmakla beraber Kanunda sayılan haller sebebi ile ortaya çıkan hukuka aykırılığın giderilmesinin sağlanmasıdır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-olagan-ve-olaganustu-kanun-yollari/">İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA OLAĞAN VE OLAĞANÜSTÜ KANUN YOLLARI</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-olagan-ve-olaganustu-kanun-yollari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
