<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Boşanma arşivleri - Yıldız Hukuk</title>
	<atom:link href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/tag/bosanma/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/tag/bosanma/</link>
	<description>Danışmanlık</description>
	<lastBuildDate>Wed, 30 Apr 2025 12:58:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/02/cropped-WhatsApp-Image-2024-12-27-at-18.06.52-1-32x32.jpeg</url>
	<title>Boşanma arşivleri - Yıldız Hukuk</title>
	<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/tag/bosanma/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>TANIMA TENFİZ DAVASI NEDİR?</title>
		<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/tanima-tenfiz-davasi-nedir/</link>
					<comments>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/tanima-tenfiz-davasi-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Apr 2025 12:58:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Tanıma]]></category>
		<category><![CDATA[Tanıma kararı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[tenfiz]]></category>
		<category><![CDATA[Tenfiz kararı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancı mahkeme kararı]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancı mahkeme kararını ülkemizde uygulanması]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancı ülkede verilmiş boşanma kararının ülkemizde tanınması]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancı ülkede verilmiş tazminat kararının ülkemizde uygulanması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yildizhukukdanismanlik.com/?p=3856</guid>

					<description><![CDATA[<p>TANIMA VE TENFİZ NEDİR? Tanıma, yabancı ülkelerde verilen icrai nitelikte olmayan mahkeme kararlarının ülkemizde kabul edilmesidir.  Tanıma başka bir ülkede verilen mahkeme ilamında belirtilen hususların Türk mahkemelerine bildirilmesine yöneliktir. Yabancı mahkemenin verdiği kararın yerel mahkemece tanınması ile tanınan karar Türkiye</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/tanima-tenfiz-davasi-nedir/">TANIMA TENFİZ DAVASI NEDİR?</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 18pt;"><strong><span class="s2">TANIMA VE TENFİZ NEDİR?</span></strong></span></p>
<p><span class="s3">Tanıma</span><span class="s4">, yabancı ülkelerde verilen icrai nitelikte olmayan mahkeme kararlarının ülkemizde kabul edilmesidir.  Tanıma başka bir ülkede verilen mahkeme ilamında belirtilen hususların Türk mahkemelerine bildirilmesine yöneliktir. Yabancı mahkemenin verdiği kararın yerel mahkemece tanınması ile tanınan karar Türkiye Cumhuriyeti’nce ülkemizde kısmen veya aynen uygulanabilir. Yani yurt içinde verilen mahkeme kararı gibi sonuç doğurur.</span><span id="more-3856"></span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;"><strong><span class="s5">Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında </span><span class="s5">Kanun :</span></strong></span></p>
<p><span class="s5">Tanıma MADDE 58 – (1) Yabancı mahkeme ilâmının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır. Tanımada </span><span class="s5">54 üncü</span><span class="s5"> maddenin birinci fıkrasının (a) bendi uygulanmaz. (2) </span><span class="s5">İhtilâfsız</span><span class="s5"> kaza kararlarının tanınması da aynı hükme tâbidir. (3) Yabancı mahkeme ilâmına dayanılarak Türkiye&#8217;de idarî bir işlemin yapılmasında da aynı usul uygulanır.</span></p>
<p><span class="s3">Tenfiz</span><span class="s4"> ise, icrai nitelikteki kararların ülkemizde tanınması sonrası ortaya çıkan hükmün icra edilmesini sağlar.</span><span class="s6"> İcrai nitelikte olmayan kararlar için tenfiz kararı gerekmemektedir. Tanıma kararıyla ülkemiz yerel mahkemelerinde kabul edilmesi yeterli olacaktır. </span></p>
<p><strong><span style="font-size: 14pt;"><span class="s5">Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında </span><span class="s5">Kanun :</span></span></strong></p>
<p><span class="s5">Tenfiz kararı MADDE 50 – (1) Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye&#8217;de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span style="font-size: 18pt;"><span class="s7">Tanıma ve Tenfiz Arasındaki </span><span class="s7">Fark :</span></span></strong></p>
<div class="s9"><span class="s8">• </span><span class="s4">Tanıma </span><span class="s4">yabancı mahkeme kararının tespitine yönelik bir karardır. Tenfizde ise devlet organlarının harekete geçmesi ve icrai işlemlerin yapılması söz konusudur. </span></div>
<div class="s9"><span class="s8">• </span><span class="s4">Tenfiz şartları tanımada aranmamaktadır. </span></div>
<div class="s9"><span class="s8">• </span><span class="s4">Tenfiz için tanıma şarttır. Tanıma için ise tenfiz şartları aranmaz mahkeme kararının tespiti yeterlidir. </span></div>
<div class="s9"><span class="s8">• </span><span class="s4">Tanımanın kesinleşmesi, hükmün verildiği ülkede kesinleşmesinden itibaren sonuç doğurur, tenfizde ise zorla icra etkisi tenfiz kararının kesinleşmesiyle sonuç doğurur. </span></div>
<p class="s10"><strong><span class="s2" style="font-size: 18pt;">TANIMA TENFİZ DAVASININ MAHİYETİ NEDİR?</span></strong></p>
<p class="s10"><span class="s4">Yurt dışında verilen mahkeme kararlarının ülkemizde de sonuç doğurabilmesi için bu davanın açılması ve takibi gereklidir. Tanıma ve tenfiz davası açılmadığı takdirde mağduriyetler oluşabilmektedir. Mesela yurt dışında boşanmış olan bir çift </span><span class="s4">evli olmaya devam edecektir. Evli bulunmaya devam ettikleri süreçte ise yeni bir evlilik yapamayacaklar ve boşanma işlemi gerçekleşmediğinden miraslarında pay sahibi olmaya devam edeceklerdir. Aynı zamanda boşanmanın getirdiği hukuki sonuçlardan faydalanamayacaklardır. Bu sebeple tanımayla hukuki sonuçlar ülkemizde de</span><span class="s4"> geçerli kılınmalı,</span> <span class="s4">icrai hükümler için de gereken şartlar altında tenfiz kararı alınmalı</span><span class="s4">dır. </span></p>
<p class="s10"><span class="s4">Bu davalar, özellikle boşanma, nafaka, mal paylaşımı gibi aile hukuku konularında sıkça gündeme gelir. </span></p>
<p class="s10"><strong><span style="font-size: 18pt;"><span class="s2">TANIMA TENFİZ DAVASI AÇILABİLMESİ İÇİN GEREKEN ŞARTLAR </span><span class="s2">NELERDİR ?</span></span></strong></p>
<p class="s10"><span class="s4">Tanıma tenfiz davası için gereken şartlar Milletlerarası Özel Hukuk </span><span class="s4">ve</span><span class="s4"> Usul Hukuku Hakkında Kanun ile düzenlenmiştir.</span> <span class="s3">Usule ilişkin şartlar: </span></p>
<p class="s10"><span class="s5">Tenfiz kararı MADDE 50 – (1) Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye&#8217;de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. (2) Yabancı mahkemelerin ceza ilâmlarında yer alan kişisel haklarla ilgili hükümler hakkında da tenfiz kararı istenebilir</span></p>
<p class="s10"><span class="s4">Madde hükmüne göre:</span></p>
<div class="s11"><strong><span class="s8">• </span><span class="s4">Yabancı bir mahkeme tarafından verilen bir karar olmalı </span></strong></div>
<div class="s11"><strong><span class="s8">• </span><span class="s4">Karar, hukuk davalarına ilişkin olmalı </span></strong></div>
<div class="s11"><strong><span class="s8">• </span><span class="s4">O ülke kanunlarına göre kararın kesinleşmiş olması </span></strong></div>
<p><span class="s4">şartları</span><span class="s4"> aranır. </span></p>
<p><span class="s3">   <strong>    </strong></span><strong><span class="s3">Esasa ilişkin şartlar:</span></strong></p>
<p><span class="s5">Tenfiz şartları MADDE 54 – (1) Yetkili mahkeme tenfiz kararını aşağıdaki şartlar dâhilinde verir:</span></p>
<p><span class="s5">a) Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması.</span></p>
<p><span class="s5">b) İlâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması.</span></p>
<p><span class="s5">c) Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması.</span></p>
<p><span class="s5">ç</span><span class="s5">) O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması.</span></p>
<p><span class="s4">Madde hükmüne göre</span><span class="s4">: </span></p>
<div class="s9"><span class="s8">• </span><span class="s4">Hükmün verildiği yer ile Türkiye arasında mütekabiliyet şartı aranır. (</span><span class="s4">mütekabiliyet</span><span class="s4">şartı: devletler arası ilişkilerde herhangi bir anlaşma olmamasına rağmen, ilgili devletlerin maruz kalınan davranışa aynı şekilde karşılık verme esasıdır.)</span></div>
<div class="s9"><span class="s8">• </span><span class="s4">Kararın Türk Mahkemelerinin münhasır yetki alanına girmeyen bir konuda verilmesi gerekir. </span></div>
<div class="s9"><span class="s8">• </span><span class="s4">Davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması gerekir</span><span class="s4">.</span></div>
<div class="s9"><span class="s8">• </span><span class="s4">Açık bir şekilde kamu düzenine aykırı olmamalıdır</span><span class="s4">.</span></div>
<div class="s9"><span class="s8">• </span><span class="s4">Davalının savunma haklarına riayet edilerek verilmiş bir karar olmalı. </span></div>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span class="s2" style="font-size: 18pt;">TANIMA TENFİZ DAVASINDA GÖREV VE YETKİ</span></strong></p>
<p><span class="s4">Görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Bazı durumlarda tanıma ve tenfiz taleplerinin Aile Mahkemelerine yapılacağına ilişkin hükümler vardır</span><span class="s4">.</span></p>
<p><span class="s4">Yer yönünden yetkili mahkeme </span><span class="s4">tenfiz istenen kişinin Türkiye’deki yerleşim yeri, yoksa eğer sakin olduğu yer mahkemesinden, Türkiye’deki</span><span class="s4"> yerleşim yeri veya sakini olduğu bir yer mevcut olmadığı takdirde Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinden istenebilir. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span style="font-size: 18pt;"><span class="s2">TANIMA TENFİZ DAVASI İÇİN KİMLER TALEPTE BULUNABİLİR</span><span class="s2"> VE TALEP NASIL </span><span class="s2">GERÇEKLEŞTİRİLİR?</span></span></strong></p>
<div class="s9">1. <span class="s4">Hukuki yararı bulunan herkes tenfiz isteminde bulunabilmektedir. </span></div>
<div class="s9">2. <span class="s4">Tenfiz istemi dilekçeyle olur. </span><span class="s4">Dilekçede bulunması gereken hususlar:</span></div>
<p class="s10"><span class="s5">a) Tenfiz isteyenle, karşı tarafın ve varsa kanunî temsilci ve vekillerinin ad, </span><span class="s5">soyad</span><span class="s5"> ve adresleri. </span></p>
<p class="s10"><span class="s5">b) Tenfiz konusu hükmün hangi devlet mahkemesinden verilmiş olduğu ve mahkemenin adı ile ilâmın tarih ve numarası ve hükmün özeti.</span></p>
<p class="s10"><span class="s5">c) Tenfiz, hükmün bir kısmı hakkında isteniyorsa bunun hangi kısım olduğu</span></p>
<p class="s10"><span class="s5">(Milletlerarası Özel Hukuk </span><span class="s5">Ve</span><span class="s5"> Usul Hukuku Hakkında Kanun madde 52)</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span style="font-size: 18pt;"><span class="s2">TENFİZ DAVASI İÇİN GEREKEN BELGELER</span> <span class="s2">NELERDİR?</span></span></strong></p>
<p><span class="s5">MADDE 53 – (1) Tenfiz dilekçesine aşağıdaki belgeler eklenir:</span></p>
<p><span class="s5">a) Yabancı mahkeme ilâmının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilâmı veren yargı organı tarafından onanmış örneği ve onanmış tercümesi.</span></p>
<p><span class="s5">b) İlâmın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesi.</span></p>
<p><span class="s4">Ek olarak </span></p>
<div class="s9"><span class="s8">• </span><span class="s4">Apostil</span><span class="s4"> şerhi: bir belgenin gerçekliğini tasdik edilerek başka bir ülkede yasal olarak kullanılmasını sağlayan belgedir. </span><span class="s4">Bu belgenin varlığı zorunludur. </span></div>
<div class="s9"><span class="s8">• </span><span class="s4">Pasaport ve kimlik kartı fotokopileri.</span></div>
<p class="s10"><strong><span class="s2" style="font-size: 18pt;">TANIMA TENFİZ DAVASI İÇİN TARAFLARIN TÜRKİYE’YE GELMESİ ŞART MIDIR? </span></strong></p>
<p><span class="s4">Tanıma tenfiz davası bir hukuk mahkemesi davası olması sebebiyle Hukuk Muhakemeleri Kanununa tabi</span><span class="s4"> bir</span><span class="s4"> davadır. Tarafların bir avukatla müdafaa edilmediği durumda dava ve duruşmaları takip etmeleri zorunludur. </span></p>
<p class="s10"><strong><span class="s2" style="font-size: 18pt;">YABANCI HAKEM KARARLARININ TENFİZİ</span></strong></p>
<p><span class="s5">Kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcı olan yabancı hakem kararları tenfiz edilebilir (MÖHUK m.60)</span><span class="s4">.</span><span class="s4"> Ancak </span><span class="s4">yabancı kararların doğrudan tanınması ve tenfizi için bu konuda özel bir milletlerarası antlaşma olması gerekmektedir.</span></p>
<p><span class="s3">Görevli ve Yetkili Mahkeme: </span><span class="s5">Yabancı hakem kararlarının tenfizi, tarafların yazılı olarak kararlaştırdıkları yer asliye mahkemesinden dilekçeyle istenir. Taraflar arasında böyle bir anlaşma olmadığı takdirde, aleyhine karar verilen tarafın Türkiye&#8217;deki yerleşim yeri, yoksa </span><span class="s5">sâkin</span><span class="s5"> olduğu, bu da yoksa icraya konu teşkil edebilecek malların bulunduğu yer mahkemesi yetkili </span><span class="s5">sayılır</span><span class="s5">(</span><span class="s5">MÖHUK m.60\2).</span></p>
<p><span class="s7">Yabancı Hakem Kararının Tenfizi İstenirken </span><span class="s7">Gerek</span><span class="s7">li </span><span class="s7">Belgeler: </span></p>
<div class="s9"><span class="s8">• </span><span class="s4">Tahkim sözleşmesi veya şartının, aslı yahut usulüne göre onanmış örneği.</span></div>
<div class="s9"><span class="s8">• </span><span class="s4">Hakem kararının usulen kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcılık kazanmış aslı veya usulüne göre onanmış örneği.</span></div>
<div class="s9"><span class="s8">• </span><span class="s4">Yukarıda </span><span class="s4">sayılan belgelerin tercüme edilmiş ve usulen onanmış örnekleri.</span></div>
<p><strong><span class="s2" style="font-size: 18pt;">TANIMA TENFİZ DAVALARINDA ZAMANAŞIMI </span></strong></p>
<p><span class="s4">Tanıma tenfiz davalarında zamanaşımı süresi 10 yıldır. Ancak karşı tarafça itiraz edilmedikçe </span><span class="s4">hakim</span><span class="s4"> tarafından </span><span class="s4">re’sen</span><span class="s4"> değerlendirilmez</span><span class="s4">.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span style="font-size: 18pt;"><span class="s12">EMSAL </span><span class="s12">KARARLAR :</span></span></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><span class="s13">Tanıma </span><span class="s13">t</span><span class="s13">enfize </span><span class="s13">ko</span><span class="s13">nu</span><span class="s13">, </span><span class="s13">y</span><span class="s13">abancı </span><span class="s13">m</span><span class="s13">ahkeme </span><span class="s13">k</span><span class="s13">ararı </span><span class="s13">o</span><span class="s13">lmalı </span></strong></p>
<div class="s9"><strong><span class="s8">• </span><span class="s7">Yargıtay 8. Hukuk Dairesi    2016/1806 E</span><span class="s7">.</span><span class="s7">, 2016/6734 K.</span></strong></div>
<p class="s14"><span class="s4">Tarafların 22.07.1996 tarihinde evlendikleri, &#8230; Bölge Mahkemesi&#8217;nin 11.01.2012 tarihinde kesinleşen kararı ile boşandıkları, davaya konu tanınması/tenfizi istenen belge tercümesinden yanlar arasında evlilik birliği devam ederken 04.05.2011 tarihinde &#8230; &#8220;evlilik anlaşması&#8221; başlıklı belge tanzim ettikleri anlaşılmaktadır.</span><span class="s4"><br />
</span><span class="s3">Türk hukukunda, tanıma ve tenfize konu olabilmesi için verilen kararın yabancı mahkeme ilamı niteliğinde olması gerekir. </span><span class="s4">Davacının tanıma ve tenfiz kararı </span><span class="s4">verilmesinin istediği belgenin incelenmesinden yabancı mahkeme ilamı niteliğinde olmadığı, yabancı ülkeden alınmış belge niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Mahkeme kararı niteliğinde olmayan yabancı ülkeden alınmış bir belgenin tanınmasına karar verilemez. Bu durumda, görülebilirlik koşulu bulunmadığından davanın reddi yerine yazılı şekilde tanıma ve tenfize karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 14pt;"><strong><span class="s13">Tanıma </span><span class="s13">te</span><span class="s13">nfiz </span><span class="s13">d</span><span class="s13">avalarında </span><span class="s13">m</span><span class="s13">al </span><span class="s13">r</span><span class="s13">ejiminden </span><span class="s13">k</span><span class="s13">aynaklanan </span><span class="s13">a</span><span class="s13">lacak </span><span class="s13">d</span><span class="s13">avaları </span><span class="s13">ile </span><span class="s13">il</span><span class="s13">gili</span> <span class="s13">z</span><span class="s13">amanaşımı</span></strong></span></p>
<div class="s9"><strong><span class="s8">• </span><span class="s7">Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2018/471 E., 2021/1586 K.</span></strong></div>
<p class="s14"><span class="s4">T</span><span class="s4">arafların 07.10.1977 tarihinde evlendikleri, Hollanda Utrecht Asliye Hukuk Mahkemesinin kararı ile 12.09.2001 tarihinde boşandıkları, yabancı mahkeme kararının 16.01.2002 tarihinde kesinleştiği, boşanmaya ilişkin kararın Burdur 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/197 E. ve 2004/172 K. sayılı kararı ile tenfizine karar verildiği, tenfiz kararının 03.06.2004 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 15.02.2012 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. </span></p>
<p class="s14"><span class="s4">A</span><span class="s4">lacağı, Türk mahkemelerinde ileri sürme imkânı bulunmadığı sürece zamanaşımı süresinin işlemeye başlamayacağı dikkate alındığında</span><span class="s3">, </span><span class="s4">bir alacak davası olan mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalarda zamanaşımı süresinin boşanmanın malî sonuçlarına bağlı dava haklarının kullanılabilir hâle geldiği, tanıma-tenfiz kararının kesinleşmesi tarihinden itibaren istenebilir hâle geldiğinin kabulü gerekir. Aksi yönde bir değerlendirme, </span><span class="s4">MÖHUK’un</span><span class="s4"> 50/1. maddesinde belirtilen yabancı mahkemelerin hukuk davalarına ilişkin olarak verdiği kararların, Türkiye&#8217;de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlı olması kuralına da aykırılık teşkil edecektir.</span><span class="s4"><br />
</span><span class="s4">T</span><span class="s4">arafların yabancı mahkeme kararı ile boşanmalarına karar verilmiş olması durumunda</span><span class="s3">; eşler </span><span class="s4">arasındaki mal rejiminden kaynaklanan alacak davasında zamanaşımı süresinin başlangıcında,</span> <span class="s7">yabancı mahkeme ilamının tenfizine ilişkin kararın kesinleşmesi tarihinin esas alınması gerekmektedir.</span> <span class="s3">Bu nedenle direnme kar</span><span class="s3">arı hukuk genel kurulunca bozulmuştur.</span><span class="s3"><br />
</span></p>
<p><a name="_Hlk193235096"></a></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 14pt;"><strong><span class="s13">Zamanaşımı taraflarca ileri sürülmed</span><span class="s13">ikçe</span> <span class="s13">hakim</span><span class="s13"> tarafından </span><span class="s13">re’sen</span><span class="s13"> dikkate alınmaz</span><span class="s13">.</span></strong></span></p>
<div class="s9"><strong><span class="s8">• </span><span class="s7">Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2014/21309 E., 2016/2135 K.</span></strong></div>
<p class="s14"><span class="s4">&#8230; ile &#8230; aralarındaki mal rejiminden kaynaklanan alacak davasının reddine dair</span><span class="s4">:</span></p>
<p class="s14"><span class="s4">Eşler &#8230; Asliye Hukuk Mahkemesi&#8217;nin &#8230; tarihinde kesinleşen ilamı ile boşanmışlardır. Söz konusu </span><span class="s4">ilam,&#8230;</span><span class="s4"> 2.Aile Mahkemesi&#8217;nin &#8230; tarihinde kesinleşen </span><span class="s4">kararıyla tenfiz edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin temyize konu dava ise 17.08.2012 tarihinde açılmıştır. Kaldı ki </span><span class="s3">davalı tarafça, süresinde zamanaşımı def’inde bulunulmamıştır.</span><span class="s4"><br />
</span><span class="s4">Mahkemece iddia ve savunma çerçevesinde toplanan ve toplanacak olan taraf delillerine göre uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 18pt;"><strong><span class="s2">NAFAKA DAVASI TANIMA TENFİZ</span><span class="s2"> KARAR</span><span class="s2">LARI</span></strong></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 14pt;"><strong><span class="s13">Kararın tenfiz edilmesinde hukukî yararı bulunan herkes tenfiz isteminde bulunabilir (MÖHUK m. 52)</span></strong></span></p>
<div class="s9"><strong><span class="s8">• </span><span class="s15">Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2022/7578 E., 2022/7346 K.</span></strong></div>
<p class="s14"><span class="s4">Davacı 9.10.2019 tarihli dava dilekçesi ile Amerika Birleşik Devletleri </span><span class="s4">Kalifornia</span><span class="s4"> San Diego İdari Bölgesi Temyiz Mahkemesi 546635 numaralı davada verilen 29/01/2019 tarihli kararı ile 01/04/2015-31/12/2018 tarihine kadar olan 638.964-Amerikan doları nafakanın davalı tarafından davacı lehine ödenmesine karar verildiğini iddia ederek tanıma ve tenfiz talebinde bulunmuş, davalı ise Alanya 1. Aile Mahkemesinin 2019/689 dosyası nedeniyle derdestlik itirazında bulunmuştur. </span></p>
<p class="s14"><span class="s4">Davalının derdestlik itirazına konu Alanya 1. Aile Mahkemesinin 2019/689 E sayılı dosyasında davacı 13.01.2016 tarihli dava dilekçesi ile Amerika Birleşik Devletleri </span><span class="s4">Kalifornia</span><span class="s4"> San Diego idari Bölgesi Temyiz Mahkemesinin 29/04/2015 tarih 546635 dosya numaralı kararının tanıma ve tenfizini talep etmiş olup, yabancı mahkeme kararında özetle davalının davacıya 01/08/2014 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık 10,498 </span><span class="s4">amerikan</span><span class="s4"> doları nafaka ödeyeceği, bu kararın davalının 29.000 </span><span class="s4">amerikan</span><span class="s4">doları geliri esas alınarak verildiği, 01/04/2015 tarihinden itibaren aylık 1.500 </span><span class="s4">amerikan</span><span class="s4"> doları tutarlarında toplamda 83.984 </span><span class="s4">amerikan</span><span class="s4"> doları tutarında bir meblağın taksitler halinde davacıya ödeneceğinin kararlaştırıldığı, mahkemece tanıma ve tenfiz davasının kabulüne karar verildiği ve onanarak 22.3.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Somut olayda tanıma ve tenfizi istenen kararın ise Amerika Birleşik Devletleri </span><span class="s4">Kalifornia</span><span class="s4"> San Diego idari Bölgesi Temyiz Mahkemesinin 546635 dosya numaralı kararı olduğu, ancak karar tarihinin 29.1.2019 olduğu, bu kararda da davacının dilekçe vermesi üzerine davalının 01/04/2015 ten 31/12/2018&#8217;e kadar olan 638,964 </span><span class="s4">amerikan</span><span class="s4"> doları nafaka ödemesi için bildirimde bulunulduğu, ödenmemesi nedeniyle 638,964 </span><span class="s4">amerikan</span><span class="s4"> doları tutarındaki nafaka borcunun davalı tarafından dilekçe sahibi davacıya ödeneceği şeklinde karar verildiği görülmüştür. Bu hale göre 546635 dosyasında 29/04/2015 tarihinde nafakaya ilişkin eda hükmü kurulmuş, bu hükmün infazı için tanıma tenfizi istenmiş ve bu talepte Alanya 1. Aile Mahkemesinin 2019/689 esas sayılı dosyasında kabul edilmiştir. Taraflar arasında eda hükmü içeren tek bir nafaka hükmü bulunmaktadır. Aynı dosya üzerinden yabancı mahkemenin 29.1.2019 tarihinde kurduğu hüküm ise birikmiş nafaka borcunu gösteren tespit hükmü niteliğindedir. Yabancı mahkemenin 29/04/2015 tarihli nafaka hükmünün tanıma ve tenfizine karar verildiğine göre artık bu </span><span class="s4">hüküm Türkiye de icra edilebilir bir hüküm niteliğindedir. Tanıma ve tenfizine karar verilen yabancı mahkeme kararı kesinleştiği tarihten itibaren hüküm ve sonuç doğurur. Temyiz talebine konu iş bu davada tanıma ve tenfiz talep edilen 29.1.2019 tarihli yabancı mahkeme kararı ise 29.04.2015 tarihli yabancı mahkeme kararında hükmedilen nafakanın ödenmemesi nedeniyle aynı dosya üzerinden davacının talebi üzerine birikmiş nafaka alacağının belirlendiği tespit hükmü niteliğinde bir yabancı mahkeme kararı olup, </span><span class="s3">bu karara yönelik tanıma ve tenfiz isteminde davacının hukuki yararı bulunmamaktadır. Hal böyle iken mahkemece davacının hukuki yararı bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="s9"><strong><span class="s8">• </span><span class="s7">Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2015/16917 E.,2015/25017 K.</span></strong></div>
<p class="s14"><span class="s4">Dava münhasıran, nafaka yükümlülüğü konusundaki yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi isteğine ilişkindir. Mahkemece, nafaka alacaklarının tahsili ile ilgili uluslararası sözleşmeye göre tenfize ya</span> <span class="s4">da tanımaya lüzum olmaksızın doğrudan Türkiye&#8217;de icra ettirilebilmesi mümkün bulunduğu gerekçe gösterilerek istek reddedilmiş, kararı davacı temyiz etmiştir.</span></p>
<p class="s14"><span class="s4">Nafaka yükümlülüğü konusundaki kararların tanınması ve tenfizine ilişkin Lahey Sözleşmesi hükümlerine göre münhasıran nafaka yükümlülüğüne ilişkin bir kararın tanınması veya tenfizi; tanıma ve tenfizin talep edildiği devletin kamu düzeniyle </span><span class="s4">açıkca</span><span class="s4"> bağdaşmaması ve tarafları, konusu aynı olan bir davanın tanıma ve tenfizinin talep edildiği devletin bir merciinde açılmış ve görülmekte olması veya bu devlette ya da sözleşmeye taraf başka bir devlette aynı konuda aynı taraflar arasında verilmiş bir kararla bağdaşmaması halinde reddedilebilir (Söz.md.5). Şu </span><span class="s4">halde</span> <span class="s3">anılan Sözleşmeye kararın verildiği Almanya&#8217;da taraf olduğuna göre, sözleşme hükümleri gözetilerek sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, bu husus nazara alınmadan 1956 tarihli sözleşme hükümlerinden hareketle davacının tenfiz davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesi ile isteğin reddi doğru bulunmamıştır.</span><span class="s3"><br />
</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 18pt;"><strong><span class="s2">VASİLİK DAVASI TANIMA TENFİZ KARARLARI</span></strong></span></p>
<p style="text-align: center;"><strong><span style="font-size: 14pt;"><span class="s16">Vasilik </span><span class="s16">k</span><span class="s16">ararının </span><span class="s16">t</span><span class="s16">anı</span><span class="s16">ma </span><span class="s16">te</span><span class="s16">nfiz </span><span class="s16">d</span><span class="s16">avasında </span><span class="s16">g</span><span class="s16">örevli </span><span class="s16">m</span><span class="s16">ahkeme</span><span class="s16">:</span> <span class="s16">A</span><span class="s16">sliye </span><span class="s16">h</span><span class="s16">ukuk </span><span class="s16">m</span><span class="s16">ahkemesidir. </span></span></strong></p>
<div class="s9"><strong><span class="s8">• </span><span class="s7">Yargıtay </span><span class="s7">Hukuk Genel Kurulu 2017/1924 E., 2019/1060 K.</span></strong></div>
<p class="s14"><span class="s4">Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:</span><span class="s4"><br />
</span><span class="s4">Dava, yabancı mahkemece verilen vasi tayini kararının tanıması ve tenfizi istemine ilişkindir.</span><span class="s4"><br />
</span><span class="s4">Davacı vekili; müvekkilinin Münih Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.02.2013 tarihli ve 715 XVII 7353/11 dosya sayılı kararı ile babası Ahmet Hakan&#8217;a vasi olarak tayin edildiğini belirterek mezkur kararın Türkiye&#8217;de bazı resmî ve özel işlemlerde icra </span><span class="s4">edilebilmesi için tanınmasına ve tenfizine karar verilmesini istemiştir.</span> <span class="s4">Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce, direnme kararı veren Sulh Hukuk Mahkemesinin davaya bakmakta görevli olup olmadığı hususu öncelikle tartışılmıştır</span><span class="s4">.</span></p>
<p class="s14"><span class="s5">5718 Sayılı </span><span class="s5">MÖHUK’un</span><span class="s5"> “Görev ve Yetki” başlıklı 51. maddesi;</span><span class="s5"><br />
</span><span class="s5">“(1) Tenfiz kararları hakkında görevli mahkeme asliye mahkemesidir.</span></p>
<p class="s14"><span class="s4">Y</span><span class="s4">abancı mahkeme kararlarının tanıması ve tenfizi davasında görevli mahkeme asliye mahkemesidir. Tanıma ve tenfiz kararının önemi dolayısıyla yabancı kararı veren mahkemenin hangi mahkeme olduğuna bakılmaksızın asliye mahkemelerinin görevli olması uygun görülmüştür. </span></p>
<p class="s14"><span class="s4">D</span><span class="s4">avacı Münih Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen vasi tayinine ilişkin kararın tanınması ve tenfizi isteminde bulunmuştur. </span><span class="s4">MÖHUK’un</span><span class="s4"> 51/1. maddesi gereğince görevli mahkemenin asliye mahkemeleri olduğu ve görev hususu dava şartlarından olması nedeniyle yargılamanın her aşamasında kendiliğinden nazara alınması gerektiğinden; davanın asliye mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekirken sulh hukuk mahkemesince davaya bakılmış olması hatalıdır.</span><span class="s4"> Bu sebepten </span><span class="s4">direnme kararı bozulmalıdır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><strong><span style="font-size: 14pt;"><span class="s13">İlâmın, </span><span class="s13">t</span><span class="s13">ürk</span><span class="s13"> mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması gerekir</span><span class="s13"> (MÖHUK m.54\b)</span></span></strong></p>
<div class="s9"><strong><span class="s8">• </span><span class="s7">Yargıtay </span><span class="s7">Hukuk Genel Kurulu 2009/2-557 E., 2009/527 K.</span></strong></div>
<p class="s14"><span class="s4">Taraflar arasındaki &#8220;tanıma&#8221; davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; (Çanakkale Aslîye Birinci Hukuk (Aile) Mahkemesi)&#8217;</span><span class="s4">nce</span><span class="s4"> davanın reddine dair verilen 08.05.2008 gün ve 73-193 sayılı kararın İncelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay İkinci Hukuk Dairesi&#8217;nin 11.09.2008 gün ve 13619-11701 sayılı ilamı ile; (&#8230;5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun&#8217;un 58/1. maddesi &#8220;Yabancı mahkeme ilamının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilamın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır. </span><span class="s3">Tanımada 54. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi uygulanmaz.</span><span class="s4">&#8221; hükmünü içermekte olup, 58/2 maddesi ise &#8220;ihtilafsız kaza kararlarının tanınması da aynı hükme tabidir.&#8221; demektedir. Şu </span><span class="s4">halde</span><span class="s4"> ihtilafsız kaza kararlarının tanınması imkan dahilindedir. Mahkemece delillerin bu çerçevede değerlendirilip sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir&#8230;) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda </span><span class="s3">direnilmiştir.</span></p>
<p class="s14"><span class="s4">Görülmekte olan davada vesayet makamı </span><span class="s4">Leverkusen</span><span class="s4"> Asliye Hukuk Mahkemesi olup, denetim makamı da yine Alman Hukukuna göre belirlenecektir. </span><span class="s3">Oysa bu husustaki Türk mahkemelerinin yetkisi kamu düzeni ile ilgili olup, kesin yetkidir.</span><span class="s4"> Bir an için aksi düşünülse dahi, yabancı mahkemeden verilen izin ve onayın yine Türkiye&#8217;de uygulanabilmesi için yeniden tenfiz veya tanınmasının yapılması gerekecektir. Bu durum yabancı mahkemenin verdiği her kararda yeniden ortaya çıkacaktır.</span><span class="s4"><br />
</span><span class="s4"><br />
</span><span class="s4">O halde, Türk mahkemelerinin münhasır yetkili olduğu bir konuda yabancı mahkemece verilen kararın tenfizi ve tanınmasına hukuken olanak bulunmamaktadır.</span><span class="s4"><br />
</span><span class="s4">Hal böyle olunca; </span><span class="s3">bir Türk vatandaşı hakkında yabancı vesayet kararının Türkiye&#8217;de tanınmasının olanağı bulunmadığından</span><span class="s4">, yerel mahkemece isabetli teşhis ve değerlendirme sonucu davanın reddine dair verilen direnme kararı usul ve yasaya uygundur. Bu nedenle direnme kararı onanmalıdır.</span></p>
<p class="s17" style="text-align: center;"><span style="font-size: 14pt;"><strong><span class="s2">TAHKİM KARARLARININ TANIMA TENFİZİ</span></strong></span></p>
<p class="s17" style="text-align: center;"><strong><span style="font-size: 14pt;"><span class="s16">Tahkim </span><span class="s16">k</span><span class="s16">ararına </span><span class="s16">k</span><span class="s16">arşı</span> <span class="s16">y</span><span class="s16">urtdışı </span><span class="s16">m</span><span class="s16">ahkemesinde</span> <span class="s16">i</span><span class="s16">ptal </span><span class="s16">d</span><span class="s16">avası </span><span class="s16">a</span><span class="s16">çılmadıkça </span><span class="s16">d</span><span class="s16">avanın </span><span class="s16">e</span><span class="s16">sası </span><span class="s16">t</span><span class="s16">ürk</span> <span class="s16">m</span><span class="s16">ahkemelerinde </span><span class="s16">i</span></span><span class="s16"><span style="font-size: 14pt;">ncelenemez.</span> </span></strong></p>
<div class="s19"><strong><span style="font-size: 12pt;"><span class="s8">• </span><span class="s18">Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2022/701 E., 2023/298 K.</span></span></strong></div>
<p class="s20"><span class="s4">Taraflar arasında düzenlenen 08.05.2014 tarihli sözleşme ile namlu düzleştirici makine yapımı işi kararlaştırılmış, 47. maddede tahkim şartına yer verilmiştir. Tahkim yargılaması sonucunda verilen hakem heyeti kararı kesinleşmiş olup, Zürih Kantonu Yüksek Mahkemesince hakem heyeti kararının icra edilebilirliğine ilişkin karar verilmiştir. </span><span class="s3">Davalının tahkim yargılamasının esasına ilişkin savunma ve temyiz nedenlerinin ancak hakem heyeti kararının iptaline ilişkin olarak açılacak olan davada değerlendirilmesi mümkündür.</span><span class="s4"> Dosya kapsamından hakem heyeti kararının iptaline ilişkin dava açılmadığı, davalının temyiz nedenlerinin kamu düzenine ilişkin bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.</span></p>
<div class="s19"><strong><span class="s8">• </span><span class="s7">Yargıtay </span><span class="s7">(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2011/2480 E., 2011/12864 K.</span></strong></div>
<p class="s20"><span class="s4">Taraflar arasında imzalanan alım-satım sözleşmelerinde sözleşmelerle ilgili uyuşmazlıkların </span><span class="s4">İnternational</span><span class="s4"> &#8230; </span><span class="s4">limited</span><span class="s4"> yönetmeliğinde yazılı hükümler uyarınca tahkim yolu ile çözülmesinin kabul edildiği, tahkim kurulu tarafından davalı adına hareket etmek üzere hakem belirlendiği, davalının tahkim kurulundaki davacıya cevap gönderdiği, nihai kararın davalıya internet yoluyla tebliğ edildiği, ayrıca 24.8.2009 tarihli tutanakla tahkim kurulu kararının davalıya elden teslim edildiği, </span><span class="s3">davalının itiraz hakkını kullanmadığı</span><span class="s4">, taraflar açısından </span><span class="s3">nihailiği</span><span class="s4"> ve </span><span class="s3">bağlayıcılığı kesinlik kazanan</span><span class="s4"> İngiliz hakem mahkemesi kararının İngiliz Tahkim Hukuku ve Türk Hukuku açısından tenfiz edilebilme niteliğini kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne, Uluslararası &#8230; Birliği Hakem Mahkemesince verilmiş ve kesinleşmiş olan 17.08.2009 tarihli hakem kararının </span><span class="s3">tenfizine karar verilmiş</span><span class="s4">, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.</span><span class="s4"><br />
</span><span class="s4">Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen</span><span class="s4">bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, </span></p>
<p class="s17" style="text-align: center;"><strong><span class="s7" style="font-size: 18pt;">TİCARET DAVALARINDA TANIMA TENFİZ</span></strong></p>
<p class="s17" style="text-align: center;"><span style="font-size: 14pt;"><strong><span class="s16">Şirket tüzel kişilikleri şubelerin işlemlerinden hukuken sorumludur.</span></strong></span></p>
<div class="s22"><strong><span class="s8">• </span><span class="s7">Yargıtay </span><span class="s7">19. Hukuk Dairesi 2017/2749 E., 2017/4376 K.</span></strong></div>
<p class="s23"><span class="s4">Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında mal alım satım sözleşmesi olduğunu, davalı şirketin yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzerinde davalı tarafa &#8230;Şehir Ticaret Mahkemesi&#8217;nde açtıkları davayı kazandıklarını ve kararın Bakü Temyiz Mahkemesi&#8217;nin denetiminden geçerek 29.03.2015 tarihinde kesinleştiğini ileri sürerek, anılan kararın tanınması ve tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.</span><span class="s4"><br />
</span><span class="s4">Davalı vekili, tanıma ve tenfizi istenilen kararda davalı olarak müvekkili şirketin Azerbaycan ülkesindeki şubesinin gözüktüğünü, bu şubenin müvekkili şirketin tüzel kişiliğinden ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olduğunu, bu sebeple müvekkili şirketin davadan haberdar edilmeyerek anılan davada temsil edilmediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.</span><span class="s4"><br />
</span><span class="s4">Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda, tenfizi istenen yabancı mahkeme kararında şubeye karşı dava açıldığı, davalıyı şube müdürünün vermiş olduğu vekaletname ile şube adına vekilinin temsil ettiği, Türk Hukuk sisteminde şubelerin ayrı tüzel kişiliği olmayıp davanın asıl şirkete karşı açılması gerekmesine rağmen asıl şirkete davanın yönlendirilmeyerek davalının yargılamada temsil edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince süresinde temyiz edilmiştir.</span><span class="s4"><br />
</span><span class="s4">Tenfize konu karar, davalı şirketin ayrı bir tüzel kişilik taşımayan Azerbaycan şubesi işlemlerinden kaynaklanmaktadır. </span><span class="s3">Şirket tüzel kişilikleri şubelerin işlemlerinden hukuken sorumludur.</span><span class="s4"> Buna göre mahkemece davacının tanıma ve tenfize ilişkin talebinin kabulü gerekirken dosya kapsamı ile bağdaşmayan yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.</span></p>
<p class="s17" style="text-align: center;"><span style="font-size: 14pt;"><strong><span class="s16">İflas </span><span class="s16">k</span><span class="s16">ararı </span><span class="s16">t</span><span class="s16">acir </span><span class="s16">o</span><span class="s16">lanlar ve </span><span class="s16">t</span><span class="s16">acir </span><span class="s16">s</span><span class="s16">ayılanlar </span><span class="s16">h</span><span class="s16">akkında </span><span class="s16">v</span><span class="s16">erilebilir. </span></strong></span></p>
<div class="s22"><strong><span class="s8">• </span><span class="s7">Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2015/6119 E., 2016/4044 K.</span></strong></div>
<p class="s23"><span class="s4">Dava, yabancı mahkemece verilen iflas kararının tanıma ve tenfizine ilişkindir. Mahkeme kararının aksine tenfizi istenilen yabancı mahkeme kararının iflas kararı niteliğinde olduğu ve kesinleşmiş onaylı örneğinin de sunulduğu anlaşılmaktadır. Gerekçeli kararda da zikredilen </span><span class="s4">Dairemizin&#8230;.</span><span class="s4">. </span><span class="s4">sayılı</span><span class="s4"> kararında da belirtildiği gibi, iflas kararı </span><span class="s4">İİK&#8217;nın</span><span class="s4"> 43. maddesi gereğince Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre tacir olanlar ve tacir sayılanlar hakkında verilebilir. Bu husus kamu düzenindendir. Somut olayda müflis hakkında iflas kararı&#8230;&#8230; mahkemesinde verilmiş, mahkemece müflisin tacir olup </span><span class="s4">olmadığ</span><span class="s4">&#8230;.</span><span class="s4"> Sicil Müdürlüğü&#8217;nden sorulup, verilen cevapla yetinilerek hükme varılmış ise </span><span class="s4">de,</span><span class="s4"> yapılan araştırma yeterli değildir. Bu durumda mahkemece, talep edenden müflisin tacir olduğuna dair delilleri sorulup, sunulan deliller çerçevesinde bir sonuca varılması gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.</span></p>
<p class="s23">
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/tanima-tenfiz-davasi-nedir/">TANIMA TENFİZ DAVASI NEDİR?</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/tanima-tenfiz-davasi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
