<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Devlet Memurları Kanunu arşivleri - Yıldız Hukuk</title>
	<atom:link href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/tag/devlet-memurlari-kanunu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/tag/devlet-memurlari-kanunu/</link>
	<description>Danışmanlık</description>
	<lastBuildDate>Thu, 03 Mar 2022 10:23:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/02/cropped-WhatsApp-Image-2024-12-27-at-18.06.52-1-32x32.jpeg</url>
	<title>Devlet Memurları Kanunu arşivleri - Yıldız Hukuk</title>
	<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/tag/devlet-memurlari-kanunu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İDARİ YARGI KARARLARININ UYGULANMAMASI NEDENİ İLE MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT</title>
		<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargi-kararlarinin-uygulanmamasi-nedeni-ile-maddi-ve-manevi-tazminat/</link>
					<comments>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargi-kararlarinin-uygulanmamasi-nedeni-ile-maddi-ve-manevi-tazminat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Feb 2022 21:56:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İdare Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[avukat]]></category>
		<category><![CDATA[ceza]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet Memurları Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Disiplin]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[idare]]></category>
		<category><![CDATA[instagram]]></category>
		<category><![CDATA[kararların uygulanmaması]]></category>
		<category><![CDATA[maddi]]></category>
		<category><![CDATA[Mahkeme]]></category>
		<category><![CDATA[manevi]]></category>
		<category><![CDATA[memur]]></category>
		<category><![CDATA[Meslekten Çıkarma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yildizhukukdanismanlik.com/?p=3375</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde son zamanlarda mahkeme kararları idare tarafından yerine getirilmemekte yada eksik olarak getirilmekte veyahut yerine getirilmemesi için yeni işlemler tesis edilerek mahkeme kararları bertaraf edilmeye çalışılmaktadır. Bu yazımızda artık ender rastlanan bir olay olmaktan çıkan idari yargı kararların yerine getirilmemesi</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargi-kararlarinin-uygulanmamasi-nedeni-ile-maddi-ve-manevi-tazminat/">İDARİ YARGI KARARLARININ UYGULANMAMASI NEDENİ İLE MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde son zamanlarda mahkeme kararları idare tarafından yerine getirilmemekte yada eksik olarak getirilmekte veyahut yerine getirilmemesi için yeni işlemler tesis edilerek mahkeme kararları bertaraf edilmeye çalışılmaktadır. Bu yazımızda artık ender rastlanan bir olay olmaktan çıkan idari yargı kararların yerine getirilmemesi durumdan mağdur olanların hangi yasal yollara başvurabileceği ve kararların uygulanmamasından doğan mağduriyetlerini ne şekilde giderebilecekleri başlıklar halinde incelenmiştir.</p>
<p><span id="more-3375"></span></p>
<p><strong>Kararlar hangi süre içerisinde uygulanmalıdır ?</strong></p>
<p>Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. [İYUK Madde 28]</p>
<p><strong>Kararların uygulanmaması konusunda idarenin bir takdir yetkisi var mıdır?</strong></p>
<p>İdarenin bu konuda herhangi bir takdir yetkisi yoktur. Mevzuatımızda, yargı kararlarının uygulanması konusunda idareye takdir yetkisi tanınmadığı açıktır. (D. 5. Da. , T: 29.12.1999, E: 1999/510, K: 1999/4566)</p>
<p>Anayasa Md.138/son: “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” demektedir.</p>
<p><strong>Yürütmenin durdurulmasına dair kararlar da aynı sürede uygulanmalı mıdır?</strong></p>
<p>Danıştay’ın yerleşik içtihatlarına ve doktrindeki kabule göre, yürütmenin durdurulması kararlarının, bir uyuşmazlığın esastan sonuçlanmasına kadar dava konusu idari işlemi askıya alan ve hukuki etkisi esas hükümle birlikte sona eren kararlardır. (Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu, 11.12.1998, E:1997/652, K:1998/642) Yürütmenin durdurulmasına dair olan kararlar, idari işlemi değil, onun icrailiğini (yürütülebilirliğini) askıya alıcı etki yaparlar. Yürütmenin durdurulmasına dair kararlar da, kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz gün içinde uygulanmak zorundadır. (Anayasa Mahkemesi 19.11.2020 tarihli Hasan Gün kararı, Başvuru Numarası: 2018/9459 Karar Tarihi: 19/11/2020 R.G. Tarih ve Sayı:17/2/2021-31398)</p>
<p><strong>Kararın Uygulanmaması bir suç mudur ?</strong></p>
<p>Mahkeme kararlarının ilgiler tarafından uygulanmaması Türk Ceza Kanunu kapsamında görevi kötüye kullanma suçu teşkil etmektedir. Söz konusu suçun işlenebilmesi için mahkeme kararının belirtilen sürelerde yerine getirilmemesi yeterli olup ayrıca kamu görevlisinin garaz, kin, husumet ve benzeri duyguların etkisiyle hareket etmesi aranmamaktadır. Kararı uygulamakla görevli kamu görevlileri hakkında Cumhuriyet Başsavcılıklarına suç duyurusunda bulunulması gerekmektedir.</p>
<p>Türk Ceza Kanununun 257. Maddesinde; “(1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir kazanç sağlayan kamu görevlisi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. ” denilmiştir.</p>
<p>Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu; “&#8230;Anayasa kuralları, buyurucu ve bağlayıcı Hukuk kurallarıdır. Mahkeme kararlarının geciktirilmeden yerine getirilmesi zorunludur. İnsan hak ve özgürlüklerini; sosyal adaleti, toplumun huzur ve refahını gerçekleştirmeyi ve güvence altına almayı amaçlamış demokratik bir Hukuk Devletinde, açıklanan Anayasa ve kanun kurallarına rağmen bir Mahkeme kararının yerine getirilmemesi düşünülemez. Aksi halde bu kanun kuralları kâğıt üzerinde kalmaya zorunlu, değersiz sözcükler olmaktan öteye gidemez. (&#8230;) Bir kamu görevlisinin mahkeme kararlarını uygulamama ve yukarıda açıklanan Kanuni kuralları bilmedikleri ileri sürülemez. Öyle ise; açık, kesin ve emredici Kanun kurallarına bilerek aykırı davranış da kişisel kusur kabul edilmek gerekir. (&#8230;) Görülüyor ki, mahkeme kararlarında, suçun oluşması için İdare Mahkemesi kararını yerine getirmeyen Kamu görevlisinin ayrıca garaz, kin, husumet ve benzeri duyguların etkisiyle hareket etmesi aranmamaktadır. Sadece kararın uygulanmaması suç teşkil ettiğine göre (&#8230;)” demektedir. (YİBGK, 1978/7 E., 1979/2 K., 22.10.1979 T.) d</p>
<p><strong>Kararın uygulanmaması nedeni ile maddi ve manevi tazminat davası açabilir miyim ?</strong></p>
<p>Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir. [İYUK madde 28/3]</p>
<p><strong>Maddi ve manevi tazminat şartları nelerdir ?</strong></p>
<p>Önemle belirtmek gerekirse mahkeme kararlarının uygulanmaması nedeni ile açılan tazminat davaları bir tam yargı davası değil kanunen düzenlenmiş özel bir tazminat türüdür. Uygulamada iki dava birbiri ile karıştırılmaktadır. Maddi ve Manevi Tazminat için öncelikle zararın olması gerekmektedir. Zarar, bir Danıştay kararında “Bir hukuk süjesinin mal varlığında görülen ve parayla değerlendirilebilen azalma veya çoğalma olanağından yoksunluk” olarak tanımlanmıştır. Zararla birlikte bu zararın idarenin işlem veya eylemiyle bağlantılı olması gerekir.</p>
<p><strong>Tazminat davalarını memura karşı açabilir miyim?</strong></p>
<p>Hayır açılamaz. Tazminat davaları ancak idare aleyhine açılabilir. [İYUK madde 28/4] Açılan davalarda davalı olarak idare gösterilir. Örneğin; Adana Valiliği, Milli Eğitim Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü gibi. Anayasamızın 129/5 maddesinde; &#8220;Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir.&#8221; denilmektedir. Mağdur edilen kişi idare aleyhine dava açacak iken idare dava sonunda bir kamu görevlisinin kusuru olduğunu tespit ederse o memura rücu edebilir.</p>
<p><strong>Tazminat davasını hangi süre içerisinde açmam gerekir?</strong></p>
<p>Danıştay görüşü; Bu konuda açılacak davalarda ayrık durumlar dışında genel zamanaşımı süresinin esas alınması gerekmektedir. Ayrıca lehine hüküm verilen ilgili, ilamın kendisine tebliğinden itibaren 10 yıl içinde idareye başvurarak ilam gereklerinin yerine getirilmesini isteyebileceği gibi 2577 sayılı Yasa&#8217;nın 28. maddesi hükmü uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde mahkeme kararı gereğini yerine getirmeyen idareye karşı sonraki 60 gün içinde iptal kararına göre işlem yapılmaması nedeniyle uğradığı zararın tazmini istemiyle dava açılabileceğinin de kabulü gerekmektedir. 10 yıllık süre idareye başvuru süresi olup dava açma süresi değildir. Dolayısıyla başvurmadan sonraki durumu, 2577 sayılı Yasa&#8217;nın 10. ve 7. maddeleri kapsamında değerlendirmek gerekmektedir. Buna göre, yargı kararının gereğinin yerine getirilmesi isteminin idarece açık veya kapalı ( zımni ) olarak reddedilmesi üzerine davanın altmış gün içinde açılması zorunludur. (Danıştay 6. Daire E. 2009/3446, K. 2011/4308, T. 4.11.2011)</p>
<p>Anayasa Mahkemesi görüşü; &#8220;Anayasa Mahkemesi kararına açıkça belirtilmese de yargı kararlarının uygulanmaması bir “devam eden ihlal” durumudur. Devam eden ihlal durumunda zamanaşımı ancak ihlalin sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Mahkeme kararlarının uygulanmaması yapısı gereği bir devam eden ihlal türü olduğundan, eylem İdarenin kararı uygulaması gereken son tarihte başlar. İdari Yargılama Usul Kanun’da İdareye kararları uygulamak için en fazla 30 günlük bir süre tanımıştır. Bu süre aşıldığı anda ihlal başlamıştır. Ancak İdare, İdare Mahkemesi kararını tam olarak uyguladığında devam eden ihlal sona erer ve zamanaşımı süresi işlemeye başlar.&#8221; (10 Mart 2021 tarihli Resmî Gazete’ de Abdullah Kaya ve diğerleri 2017/26740 başvuru numaralı 16.12.2020 karar tarihli Anayasa Mahkemesi Kararı)</p>
<p><strong>Tazminat davası hangi mahkemeye açılmalıdır?</strong></p>
<p>Mahkeme kararlarının uygulanmaması nedeni ile açılacak davalarda görevli mahkeme şartlara göre Danıştay ve ilgili İdare ve Vergi Mahkemesidir.</p>
<p><strong>YÜKSEK MAHKEME KARARLARI</strong></p>
<p><strong>Danıştay 11. Daire Esas: 2012/6879 Karar : 2015/4223 Tarih : 17.09.2015</strong></p>
<p>&#8220;Dosyanın incelenmesinden; davacının, matematik öğretmeni olarak görev yapmakta iken Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş. Genel Müdürlüğü Trabzon Liman İşletme Müdürlüğüne sivil savunma uzmanı olarak atandığı ve sosyal güvenlik yönünden T.C. Emekli Sandığı ile ilgisinin devam ettirildiği, bilahare Müdür Yardımcısı olarak görev yapmakta iken 16.12.2003 tarihinde isteği ile emekliye sevk edildiği, 1. derece 4. kademe ve (3000) ek gösterge rakamı üzerinden 15.01.2004 tarihinden itibaren emekli aylığı bağlandığı, ancak davacı tarafından, matematik mühendisi olduğundan bahisle mühendis kadrosu için öngörülen (3600) ek gösterge rakamı üzerinden emekli aylığı bağlanması isteğiyle yapılan başvurunun reddi üzerine açılan davada; Ankara 4. İdare Mahkemesinin 31.12.2004 tarih ve E:2004/1175, K:2004/2113 sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, anılan kararın Danıştayca onanarak kesinleştiği; bu karar üzerine davacı tarafından görev yaptığı 12 yıl 4 ay 24 günlük dönemde mühendis kadrosu üzerinden emekli keseneklerinin yatırılması ancak daha önce Eğitim Öğretim Hizmetleri Sınıfında öğretmen olarak görev yapmış olması nedeniyle (3000) ek gösterge rakamının emekliliğe esas alınması nedeniyle aradaki farkın tarafına ödenmesi isteğiyle yapılan başvuru üzerine anılan farkın yatırıldığının belirtilmesine karşın faiz talebinin reddedildiği, davacının bu işlemin iptali istemiyle açtığı davada, İstanbul 1. İdare Mahkemesinin 16.12.2010 tarih ve E:2009/1366, K:2010/2019 sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline ve faizin hesaplanarak davacıya ödenmesine karar verildiği halde bu kararın uygulanmadığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen 5.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi zararın tazmini istemiyle temyize konu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.</p>
<p>Bu durumda, yargı kararını geciktirmeksizin yerine getirmeyen davalı idare aleyhine yasal faiziyle birlikte manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği açık olup, İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminat istemine yönelik olarak davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasında hukuka uygunluk bulunmamıştır.&#8221;</p>
<p><strong>Danıştay 3. Daire Esas: 2013/5121 Karar: 2014/283 Tarih: 29.01.2014</strong></p>
<p>Olayda İstanbul 9.Vergi Mahkemesi’nin 24.01.2011 gün ve E:2009/3292, K:2011/92 Sayılı kararının söz konusu kararı uygulayacak olan idareye 09.02.2011 tarihinde tebliğ edildiği, 2577 Sayılı Kanun’un 28. maddesi uyarınca karar gereğinin bu tarihten itibaren geciktirilmeksizin ve en geç otuz gün içinde yerine getirilmesi gerekirken davacının yaklaşık on beş ay sonra 23.05.2012 tarihinde özel esaslardan çıkarıldığı, buna göre anılan kararın zamanında yerine getirilmediği ve böylece yargı kararının geç uygulanması suretiyle ağır hizmet kusuru işlendiği ve davacı şirketin tekrar dava açmasına sebebiyet verildiği anlaşılmakta olup, davacı tarafından kararın geç uygulanması sebebiyle uğranıldığı ileri sürülen zararın tazminine yönelik vergi mahkemesi kararının açıklanan hukuksal nedenler çerçevesinde yeniden yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmek üzere bozulması gerekmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Danıştay 13. Daire Esas : 2016/840 Karar : 2016/4021 Tarih : 30.11.2016</strong></p>
<p>Dava; İdare Mahkemesinin 2015/790 E. sayılı dava dosyasında, 08.10.2015 tarihinde verilen “Yürütmeyi Durdurma” kararının, davalı idareye tebliğinden itibaren 30 gün süre geçmiş olmasına rağmen davalı idarece uygulanmayarak oluştuğu ileri sürülen zımni ret işleminin iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesi’nce; dosyanın incelenmesinden; anılan “Yürütmeyi Durdurma” kararı sonrasında idareye başvurulmaksızın ve idarece de herhangi bir işlem tesis edilmeksizin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesinde öngörülen 30 günlük sürenin bitimi ile birlikte, yargı kararının uygulanmaması yolunda işlem tesis edildiği kabul edilerek bakılan davanın açıldığı, idari davaya konu olabilecek idari işlemlerin, idarenin hukuki sonuç doğurmaya yönelik olarak iradesini açıklaması ile ortaya çıktığı, bu itibarla, idari işlemin varlığından söz edilebilmesi için, idarenin mevzuat gereği yetkili olan organının iradesini açıklaması gerektiği, istisnai olarak, idarenin hareketsiz kalması da idari işlem olarak kabul edilebilmekte ise de, bu durumun, 2577 sayılı Kanun’un 10. ve 11. maddelerinde düzenlenen zımni ret işlemlerinde olduğu gibi Kanun hükümleriyle açıkça düzenlenmesinin zorunlu olduğu, belirtilen istisnai yasal düzenlemeler dışında idarenin hareketsizliğinin idari işlem olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, bu bağlamda, yargı kararının gereklerine göre, 2577 sayılı Kanun’un 28. maddesinde öngörülen 30 günlük süre içinde işlem tesis edilmemesini, dolayısıyla idarenin hareketsiz kalmasını idari işlem olarak nitelendirmeye hukuken olanak bulunmadığı, Anayasa’nın 138. maddesinde yasama, yürütme ve idare organlarının mahkeme kararlarına uymak zorunda olduklarının ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceklerinin açık bir şekilde kurala bağlandığı, aksi hâlin Anayasa’ya açıkça aykırılık teşkil edeceği, öte yandan, 2577 sayılı Kanun’un “Kararların Sonuçları” başlıklı 28. maddesi uyarınca; idari yargı kararlarının icaplarının idarece gecikmeksizin yerine getirilmesi gerektiği, aksi durumda kararı yerine getirmeyenlerin sorumluluklarının bulunduğu, idare aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açılabileceği ve yargı kararını yerine getirmeyenler hakkında suç duyurusunda bulunulabileceği, bu durumda; yukarıda zikredildiği üzere, Anayasa ve Kanun`un açık ve amir hükmüne rağmen idarece yargı kararının yerine getirilmemesi hâlinde izlenecek prosedür açıkça düzenlenmiş iken, davalı idarenin yürütmeyi durdurma kararının icrası bakımından hareketsiz kalmasının bir idari işlem olarak nitelendirilme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiş, bu karar davacı şirket tarafından temyiz edilmiştir.</p>
<p>Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle incelenmeksizin reddi yolundaki temyize konu Kahramanmaraş İdare Mahkemesi’nin 11.12.2015 tarih ve E:2015/1189, K:2015/1172 sayılı kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinin 1. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, temyiz istemi yerinde görülmeyerek anılan Mahkeme kararının ONANMASINA; dosyanın anılan Mahkeme`ye gönderilmesine, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 30.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargi-kararlarinin-uygulanmamasi-nedeni-ile-maddi-ve-manevi-tazminat/">İDARİ YARGI KARARLARININ UYGULANMAMASI NEDENİ İLE MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargi-kararlarinin-uygulanmamasi-nedeni-ile-maddi-ve-manevi-tazminat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEVLET MEMURLUĞUNDAN ÇIKARMA CEZASI (İHRAÇ)</title>
		<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/devlet-memurlugundan-cikarma-cezasi-ihrac/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[yildizhukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Jan 2019 22:01:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Osman Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[avukat]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet Memurları Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet Memurluğundan Çıkarma]]></category>
		<category><![CDATA[Disiplin]]></category>
		<category><![CDATA[İhraç]]></category>
		<category><![CDATA[Meslekten Çıkarma]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldız Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Yüksek Disiplin Kurulu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://yildizhukukdanismanlik.com/?p=1314</guid>

					<description><![CDATA[<p>DEVLET MEMURLUĞUNDAN ÇIKARMA</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/devlet-memurlugundan-cikarma-cezasi-ihrac/">DEVLET MEMURLUĞUNDAN ÇIKARMA CEZASI (İHRAÇ)</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image"></figure>



<p><strong>Devlet memurluğundan çıkarma ne demektir ?</strong></p>



<p>657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda düzenlenmiş bir disiplin cezası türü olan Devlet Memurluğundan Çıkarma Cezası bir daha Devlet Memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkartılmadır. (125. Madde)</p>



<p><strong>Meslekten çıkarma cezası (657 Sayılı DMK) tüm devlet memurlarını ilgilendirir mi?</strong></p>



<p>657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu kural olarak tüm Devlet Memurlarına uygulanmakta birlikte; Emniyet, Diyanet ve Askeri Personellere kendi kanunlarındaki hükümler uygulanmaktadır.</p>



<p>Yine Sözleşmeli Personeller &#8220;memur&#8221; olarak nitelendirilmediği için Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına Daire Esaslar ve Sözleşmelerindeki hükümlere göre işlem görmektedir.</p>
<p><span id="more-1314"></span></p>



<p><strong>Hangi Durumlarda Meslekten Çıkarma Cezası Verilir ?</strong></p>



<p>657 Sayılı Devlet Memurları Kanunun 125/1 &#8211; E bendinde sınırlı olarak sayılan hallerde meslekten çıkarma cezası verilir. Bunlar;</p>



<p><strong>a)</strong> İdeolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükün ve çalışma düzenini bozmak, boykot, işgal, kamu hizmetlerinin yürütülmesini engelleme, işi yavaşlatma ve grev gibi eylemlere katılmak veya bu amaçlarla toplu olarak göreve gelmemek, bunları tahrik ve teşvik etmek veya yardımda bulunmak,</p>



<p><strong>b)</strong> Yasaklanmış her türlü yayını veya siyasi veya ideolojik amaçlı bildiri, afiş, pankart, bant ve benzerlerini basmak, çoğaltmak, dağıtmak veya bunları kurumların herhangi bir yerine asmak veya teşhir etmek,</p>



<p><strong>c)</strong> Siyasi partiye girmek,</p>



<p><strong>d)</strong> Özürsüz olarak (…)(2) bir yılda toplam 20 gün göreve gelmemek,</p>



<p><strong>e)</strong> Savaş, olağanüstü hal veya genel afetlere ilişkin konularda amirlerin verdiği gö-rev veya emirleri yapmamak,</p>



<p><strong>f)</strong> Amirlerine, maiyetindekilere ve iş sahiplerine fiili tecavüzde bulunmak,</p>



<p>g) Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak,</p>



<p><strong>h)</strong> Yetki almadan gizli bilgileri açıklamak,</p>



<p><strong>ı) </strong>Siyasi ve ideolojik eylemlerden arananları görev mahallinde gizlemek,</p>



<p><strong>j)</strong> Yurt dışında Devletin itibarını düşürecek veya görev haysiyetini zedeleyecek tutum ve davranışlarda bulunmak,</p>



<p><strong>k) </strong>5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkındaki Kanuna aykırı fiilleri işlemek.</p>



<p><strong>l)</strong>Terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olmak, bu örgütlere yardım etmek, kamu imkân ve kaynaklarını bu örgütleri desteklemeye yönelik kullanmak ya da kullandırmak, bu örgütlerin propagandasını yapmak.</p>



<p><strong>Disiplin Soruşturmasında Zamanaşımı Nedir ?</strong></p>



<p><strong>a) Soruşturmaya Başlama Zamanaşımı :</strong> 657 sayılı Kanunun 127 nci maddesine göre, aynı Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve hâlleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hâllerin işlendiğinin disiplin âmirlerince öğrenildiği tarihten itibaren,</p>



<p>• Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarını<br />gerektiren hâllerde 1 (bir) ay,</p>



<p>• Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren hâllerde ise 6 (altı) ay,</p>



<p>İçinde disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.</p>



<p><strong>b) Karar Verme Zamanlaşımı </strong>: 657 sayılı Kanunun 127 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, disiplin cezasını gerektiren fiil ve hâllerin işlendiği tarihten itibaren 2 (iki) yıl geçtikten sonra disiplin cezası verilemez.</p>



<p>Yukarıda belirtilen süreler dışında 657 sayılı Kanunda öngörülen diğer sürelerin ihlâli disiplin soruşturması ve cezasını zamanaşımına uğratmaz. Bu süreler, hizmet içi düzenleyici sürelerdir. (Örneğin soruşturma raporunun disiplin amirine tevdiinden itibaren 15 gün<br />içerisinde karar vermemesi, soruşturmayı zamanaşımına uğratmaz.)</p>



<p>Disiplin cezasının idare mahkemesince iptali üzerine, yeniden disiplin cezası verilmesi gerektiği hâlde, 2 yıllık ceza verme zamanaşımı süresi kuralı işletilemez.</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" class="wp-image-1316" src="http://yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2019/01/1-1-1.jpg" alt="" />
<figcaption>
<figure id="attachment_2104" aria-describedby="caption-attachment-2104" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="wp-image-2104 size-medium" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2019/06/cropped-1-860x412-300x144.jpg" alt="" width="300" height="144" srcset="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2019/06/cropped-1-860x412-300x144.jpg 300w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2019/06/cropped-1-860x412-768x368.jpg 768w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2019/06/cropped-1-860x412.jpg 860w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /><figcaption id="caption-attachment-2104" class="wp-caption-text">Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu &#8211; Tüm müvekkillerimizin olumlu karar aldığı bir anı. (2018)</figcaption></figure>
</figcaption>
</figure>



<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Meslekten Çıkarmaya İlişkin Fiilin Tespiti Halinde Neler Yapılır?</strong></p>



<p>Meslekten çıkarmaya ilişkin fiilin/şüphenin tespiti ile idare tarafından disiplin soruşturması başlatılması ve bir muhakkik atanması zorunludur.</p>



<p>Disiplin soruşturması yapılmadan kamu görevlisine disiplin cezası uygulanamaz. Devlet memurları tarafından 657 sayılı Kanunun 125 inci maddesinde belirtilen fiil ve hâllerin işlendiğinin ilgili memurun disiplin amiri tarafından öğrenilmesi üzerine, derhâl disiplin soruşturmasına başlanır.</p>



<p>Disiplin âmiri veya muhakkik disipline aykırı fiilin mağduru veya tanığı olması hâlinde disiplin soruşturmasını yürütemez. Fiilin mağduru veya tanığı olduğunu tutanak altına alan disiplin âmiri, bu tutanağı gereğini yapmak üzere disiplin âmirine, yoksa bir derece alt disiplin âmirine gönderir. Fiilin mağduru veya tanığı muhakkik ise, durumu gereğini yapması için kendisini görevlendiren disiplin âmirine bildirir.</p>



<p>Disiplin soruşturmasının muhakkik atanarak yapılması esastır. Ancak, muhakkiklik görevini yapabilecek bir kişinin bulunmadığı durumlarda disiplin amiri soruşturma dosyasını kendisinin bir derece üzerindeki disiplin âmirine gönderir.</p>



<p>Muhakkik/müfettiş olarak atanacak kişinin, hakkında soruşturma yapılan memura eşit veya daha üst görevde olması zorunludur.</p>



<p><strong>Muhakkikin/Müfettişin Yetki ve Görevleri Nelerdir ?</strong></p>



<p>Konusuyla sınırlı olmak üzere her nevi evrakı incelemeye, ilgili kurumlardan ve kişilerden bilgi ve belge almaya, tanık dinlemeye, mâhallinde keşif yapmaya, bilirkişiden yardım isteme, hakkında soruşturma yapılan memurun savunmasını almaya ve soruşturma raporu düzenlemeye yetkilidir.</p>



<p>Talimat yazma yetkisi bulunmayan muhakkik, talimat yazma yetkisi bulunan disiplin âmiri aracılığıyla bu işlemi yerine getirir.</p>



<p>Muhakkik görevlendirildiği fiil veya hâlin dışında yeni bir disipline aykırı fiil veya hâl tespit ederse, kendiliğinden soruşturma yapamaz. Durumu disiplin âmirine yazılı olarak bildirir. Kendisine yazılı olarak ek soruşturma izni verildiği takdirde bu konularda da soruşturma yapabilir. Suçun hukuki niteliğinin değişmesi ise yeniden izin alınmasını gerektirmez.</p>



<p>Muhakkik, fiil veya hâlin Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektirdiği yönünde soruşturma raporu düzenlemişse; disiplin âmiri de aynı kanaatte olduğu takdirde, on beş gün içinde bir fezleke ekinde dizi pusulasına bağladığı soruşturma dosyasını Yüksek Disiplin Kuruluna gönderir.</p>



<p><strong>Savunma Hakkı</strong></p>



<p>Devlet memuruna bir yazı ile savunma hakkı tanınmadan disiplin cezası verilemez. Savunma istem yazısı, disiplin soruşturmasının başlangıcında değil, tüm deliller toplanıp disipline aykırı fiil veya hâl tam olarak ortaya çıkarıldıktan sonra tebliğ edilmelidir.</p>



<p>Savunma istem yazısında;<br />• İsnat edilen fiil ve hâller açıkça (yer, kişi, zaman ve olay belirtilerek) yazılmalıdır.<br />• 7 (yedi) günden az olmamak üzere savunma hazırlamaya yeterli makûl bir süre<br />verilmelidir.<br />• Verilen süre içinde savunma yapılmadığı takdirde savunma hakkından vazgeçilmiş<br />sayılacağına ilişkin ihtar bulunmalıdır.<br />Savunma süresi tebliğin ertesi günü işlemeye başlar. İkinci bir süre verilmez. Memurun izinli veya raporlu olması savunma süresini uzatmaz. Ancak mücbir sebep halleri saklıdır.</p>



<p><strong>Yüksek Disiplin Kurulunda Savunma Hakkı</strong></p>



<p>Kişinin meslekten çıkarma nedeni ile Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edilmesi ile kişiye son savunma hakkı verilmesi zorunludur.</p>



<p>Yüksek Disiplin Kuruluna kişi <strong>AVUKATI</strong> ile katılma hakkına sahiptir.</p>



<p>Yüksek Disiplin Kurulunda şüpheli kişi tanık getirtebilir.</p>



<p>Kişi herhangi bir sendikaya üye ise sendika temsilcisinin idare tarafından kurula çağrılması zorunludur.</p>



<p><strong>Meslekten Çıkarma Cezasını Vermeye Kim Yetkilidir ?</strong></p>



<p>Devlet memurluğundan çıkarma cezası; disiplin âmirlerinin teklifi üzerine, Yüksek Disiplin Kurulu tarafından verilir.</p>



<p>Yüksek Disiplin Kurulu Bakanlıkların en üst kurulu olup, Bakan Yardımcısı Başkanlığında ( Bazı Kurumlarda Genel Müdürler), Genel Müdürlerden (Personel Genel Müdürü, Teftiş Kurulu Başkanı gibi) oluşur.</p>



<p><strong>Yüksek Disiplin Kurulunun Ne Gibi Kararlar Verebilir ?</strong></p>



<p>Yüksek Disiplin Kurulu disiplin amirleri tarafından verilen meslekten çıkarma tekliflerini reddedebileceği gibi kabul de edebilir. Bunun yanında eğer şartlar oluşur ise bir alt ceza ( Kademe İlerlemesinin Durdurulması ) cezasını da verebilir.</p>



<p><strong>Disiplin Soruşturmasının Adlî Soruşturmadan Bağımsız Olarak Yapılması Zorunluluğu</strong></p>



<p>Devlet memurunun disiplin cezasını gerektirecek fiil veya hâli, aynı zamanda ceza yargılamasını da gerektiriyorsa; disiplin soruşturmasının sonuçlandırılması için, o memur hakkındaki adlî soruşturma sonucu beklenmez.</p>



<p>Devlet memurunun ceza mevzuatına göre mahkûm olması veya olmaması (Mahkûmiyet, beraat, düşme, kovuşturmaya yer olmadığı vb.) disiplin cezasının uygulanmasına engel teşkil etmez. (657 sayılı Kanun md. 131)</p>



<p>Adlî soruşturma kapsamında alınan beyanların dosyaya eklenmesi yeterli değildir. Disiplin soruşturması kapsamında müşteki ve tüm tanık beyanlarının ayrıca alınması gerekir.</p>



<p><strong>Meslekten Çıkarma İşlemine Karşı Dava Açma Yeri ve Süresi ?</strong></p>



<p>Meslekten çıkarma cezasına karşı İdare Mahkemelerinde 60 gün içerisinde dava açılmalıdır.</p>



<p>Önemle belirtmek gerekirse meslekten çıkarma işleminden sonra kararı veren Disiplin Kuruluna tekrar bir itiraz etme hakkı mevcut değildir. 60 gün içinde dava açılması gerekmektedir.</p>



<figure id="attachment_2106" aria-describedby="caption-attachment-2106" style="width: 300px" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" class="wp-image-2106 size-medium" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2019/06/cropped-2-1-300x136.jpg" alt="" width="300" height="136" /><figcaption id="caption-attachment-2106" class="wp-caption-text">Emniyet Genel Müdürlüğü anımız. (2017)<img decoding="async" class="wp-image-1317" src="http://yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2019/01/2-1-1.jpg" alt="" /></figcaption></figure>
<figure class="wp-block-image">
<figcaption></figcaption>
</figure>



<p><strong>Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) İhraca Etkisi</strong></p>



<p>Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB), sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi boyunca kasıtlı bir suç işlenmez ve yükümlülüklere uygun davranılırsa ceza kararının ortadan kaldırılması ve davanın düşmesine yol açan bir cezanın bireyselleştirilmesi kurumudur (CMK md.231).</p>



<p>Kural olarak, bir suçun karşılığı olan cezai yaptırım ile ilgili verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı memuriyete engelini ortadan kaldırır. Aynı şekilde hagb kararı verilen bir mahkumiyet memuriyetten çıkarılmaya gerekçe yapılamaz.</p>



<p>Özellikle belirtelim ki; hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), işlenen fiilin disiplin hukuku açısından yeniden değerlendirilmesine engel değildir. Örneğin, cinsel taciz suçu işleyen bir kişi hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilse bile, ceza dosyasındaki beyanlar disiplin hukuku açısından yeniden değerlendirilerek memuriyetten çıkarılma cezası verilebilir.</p>



<figure class="wp-block-image">
<figure id="attachment_2229" aria-describedby="caption-attachment-2229" style="width: 215px" class="wp-caption alignnone"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-2229 size-medium" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2019/06/Karar1-768x1073-1-215x300.jpg" alt="" width="215" height="300" srcset="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2019/06/Karar1-768x1073-1-215x300.jpg 215w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2019/06/Karar1-768x1073-1.jpg 768w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2019/06/Karar1-768x1073-1-733x1024.jpg 733w" sizes="(max-width: 215px) 100vw, 215px" /><figcaption id="caption-attachment-2229" class="wp-caption-text">HAGB alıp ihraç olan müvekkilimize karşı açtığımız dava olumlu sonuçlandı. (2018)</figcaption></figure>
<img decoding="async" class="wp-image-1319" src="http://yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2019/01/Karar1-1-733x1024.jpg" alt="" />

</figure>



<p>Memuriyetten çıkarılma işleminin sebep unsuru sadece suç işlenmiş olması gösterilmiş ve suçun karşılığı olan ceza hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmişse, işlem hukuka aykırı hale gelir. Memurun bağlı olduğu idarenin suç teşkil eden eylemi disiplin hukuku açısından yeniden değerlendirerek memuriyetten çıkarma kararı vermesi ile doğrudan ceza mahkemesi kararına dayanarak memuriyetten çıkarma kararı vermesi birbirinden farklı hukuki sebeplere dayalı işlemlerdir.</p>



<p>657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinin E fıkrasının (g) bendinde; “memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” fiili, disiplin hukuku açısından devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektirmektedir. Özellikle vurgulayalım ki, memuriyetten çıkarılma işleminin sebep unsuru, 657 sayılı Kanunun 125/E-g maddesi olarak gösterilmişse, hükmün açıklanmasının geri bırakılması memuriyet görevine son verilmesine engel değildir. Bu maddeye dayanarak yapılan memuriyetten çıkarma işlemlerine karşı, memurun yargılandığı fiilin “memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareket” olmadığı yönünde işlem aleyhine iptal davası açılmalıdır.</p>



<p>Davacının “resmi belgede sahtecilik” suçundan üç kez 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl süre ile denetindi serbestlik süresine tabi tutulmasına; ayrı ayrı iki kez işlediği eylemlerden dolayı “nitelikli dolandırıcılık” suçundan, 1 yıl 3 ay hapis ve 700 TL adli para cezası ile 11 ay 3 gün hapis ve 160 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl süre ile denetimli serbestlik süresine tabi tutulmasına karar verilmiş ve bu karara yapılan itirazın reddi ile karar kesinleşmiştir. Bu durumda, yukarıda yer verilen Ceza Mahkemesi kararı ile davacı hakkında mahkumiyete hükmedilip hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi karşısında; İdare Mahkemesi tarafından, Türk Ceza Kanunu kapsamında suç teşkil ettiği gerekçedeki anlatımla kabul edilen eylemin sübuta erdiği şeklinde ifade kullanılmasında, masumiyet karinesi uyarınca hukuki isabet görülmemiş ise de; davacının zabıt katibi olarak görev yaptığı sırada, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunması sebebiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/E-g maddesi uyarınca memurluktan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ve bu karar uyarınca memurlukla ilişiğinin kesilmesine ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından, bu husus, anılan kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir (D16-K.2016/1858).</p>



<p>Bazı memuriyetler açısından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının memuriyete etkisi ile ilgili özel düzenlemeler mevcuttur. Örneğin, Polis Meslek Yüksekokulları Giriş Yönetmeliği’nin 8. maddesinin (h) bendinde polis memurluğuna kabul için şu özel hüküm mevcuttur:</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" class="wp-image-1334" src="http://yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2019/01/FGSDFGD-2-1-1-1.jpg" alt="" />
<figcaption>
<figure id="attachment_2148" aria-describedby="caption-attachment-2148" style="width: 300px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-2148 size-medium" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2019/06/FDBDFH-1-300x198.jpg" alt="" width="300" height="198" /><figcaption id="caption-attachment-2148" class="wp-caption-text">Yüksek Disiplin Kurulunda kararlar oy çokluğu ile alınır. Eşitlik halinde Başkanın verdiği oy yönünde karar verilir.</figcaption></figure>
</figcaption>
</figure>



<p><strong>&#8220;Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak&#8221;(125/E-g) ne demektir ?</strong></p>



<p>Türk Ceza kanununda hangi suçların yüz kızartıcı suç kapsamında yer aldığına dair bir düzenlemede yer almamaktadır.</p>



<p>Bu nedenle uygulamada disiplin cezaları verilirken disiplin amirlerince çeşitli suçlar 657 sayılı devlet memurları kanununun 125. maddesinin e fıkrasının g bendine göre değerlendirilmekte ve memurluktan çıkarılma cezaları verilmektedir.</p>



<p>657 sayılı Devlet Memurları Kanunu madde 48/5’te sayılmış olan aşağıdaki suçlar yüz kızartıcı suç olarak değerlendirilebilir.</p>



<p>-İhaleye fesat karıştırma,<br />-Edimin ifasına fesat karıştırma,<br />-Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama,<br />-Kaçakçılık suçları,<br />-Hırsızlık Suçu,<br />-Dolandırıcılık Suçu,<br />-Güveni Kötüye Kullanma Suçu,<br />-Rüşvet Suçu,<br />-İrtikap Suçu,<br />-Zimmet Suçu,<br />-Hileli İflas (TCK md.161),<br />-Tüm sahtecilik suçları, (Özel Belgede Sahtecilik Suçu, Resmi Evrakta Sahtecilik Suçu, Parada Sahtecilik Suçu (TCK md.197), Kıymetli Damgada Sahtecilik (TCK md.199),Mühürde Sahtecilik Suçu (TCK md. 202) vb.).</p>



<p>Bunun haricinde çeşitli suçlarda idarelerce ve mahkemelerce yüz kızartıcı suç kapsamında değerlendirilmektedir.</p>



<p>&nbsp;</p>



<p><strong>Uygulamada yaşanan sıkıntılara örnek olması açısından geçmiş yıllarda Danıştay Başkanlığınca “memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” fiiline ilişkin olarak verilmiş olan Mahkeme Kararları;</strong></p>



<p><strong>Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu E:2000/594, K:2000/949</strong></p>



<p>&#8220;Yurt dışında lisansüstü öğrenim gördüğü sırada irticai faaliyetlerde bulunan çevrelerle ilişkilerde bulunan ve Atatürk İlke ve İnkılapları aleyhine İnternet aracılığı ile propaganda yapan bir öğretim elemanının eylemi, öğretim elemanı sıfatıyla bağdaşmayacak «şeref ve haysiyet kırıcı suç» kapsamında görülmüştür.&#8221;</p>



<p><strong>Danıştay 10. Daire Başkanlığı E. 1987/1637, K. 1989/1877,</strong></p>



<p>&#8220;…………….yüz kızartıcı hareket kavramı, 657 sayılı Kanun’un 48 nci maddesinde belirtilen yüz kızartıcı suçlar­dan daha geniş kapsamlıdır.&#8221;</p>



<p><strong>Danıştay 16. Daire Başkanlığı K. 2016/1858 </strong></p>



<p>&#8220;Davacının “resmi belgede sahtecilik” suçundan üç kez 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl süre ile denetimli serbestlik süresine tabi tutulmasına; ayrı ayrı iki kez işlediği eylemlerden dolayı “nitelikli dolandırıcılık” suçundan, 1 yıl 3 ay hapis ve 700 TL adli para cezası ile 11 ay 3 gün hapis ve 160 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl süre ile denetimli serbestlik süresine tabi tutulmasına karar verilmiş ve bu karara yapılan itirazın reddi ile karar kesinleşmiştir. Bu durumda, yukarıda yer verilen Ceza Mahkemesi kararı ile davacı hakkında mahkumiyete hükmedilip hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi karşısında; İdare Mahkemesi tarafından, Türk Ceza Kanunu kapsamında suç teşkil ettiği gerekçedeki anlatımla kabul edilen eylemin sübuta erdiği şeklinde ifade kullanılmasında, masumiyet karinesi uyarınca hukuki isabet görülmemiş ise de; davacının zabıt katibi olarak görev yaptığı sırada, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunması sebebiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/E-g maddesi uyarınca memurluktan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ve bu karar uyarınca memurlukla ilişiğinin kesilmesine ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından, bu husus, anılan kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir&#8221;</p>



<p><strong>Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu E. 1992/117, K. 1992/118</strong></p>



<p>&#8220;……..haysiyetsizlik, iffetsizlik ve vazifede bırakılmaya mani suiistimalin memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı hare­ket sayılabilmesi için söz konusu eylemin öğretmenlik mesleği ile ilgili konularda tezahür etmesi gerekir.&#8221;</p>



<p><strong>Danıştay 12. Daire Başkanlığı E. 2009/2208 K. 2012/751</strong></p>



<p>&#8220;Tapu Sicil Müdürlüğünde sicil kâtibi olarak görev yapan davacının, tapu sicilindeki bilgileri suç örgütüne verdiği ve bu eylemin memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak şeklinde değerlendirilmesi suretiyle Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlem hukuka uygundur.&#8221;</p>



<p><strong>Danıştay 16. Daire Başkanlığı E. 2015/9697 K. 2015/1941</strong></p>



<p>&#8220;Özel yaşamın gizliliğinin korunması ilkesi bireyin temel haklarından olması sebebiyle Anayasada ve uluslararası sözleşmelerle de güvence altına alınmıştır. Davacı memur, ancak yargı kararı ile tespiti mümkün olan bir hususta eşine ait telefon kayıtlarını hukuka aykırı bir şekilde düzenlediği müzekkereyle temin etmiş, yetki ve nüfuzunu kötüye kullanarak kişinin rızası dışında kişisel verileri ele geçirmiştir. Bu fiil 657 Sayılı Kanun’un 125/E-g maddesinde sayılan koşullara uygun olmakla, davacının Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına dair davaya konu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.</p>



<p>657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/E-g maddesi, kamu görevinin inanılır, güvenilir, itibarlı görevliler eliyle yürütülmesini amaçlamıştır. Memur sıfatı taşıyan ve kamu hizmetinin personel unsurunu oluşturan kişilere toplumun güven duyması, bireylerin idareye olan güven ve inancını da sağlayacaktır. Kamu hizmetinin, gerekli saygınlığı yitirmiş görevliler eliyle yürütülmesi, bireylerin idareye olan güven duygularının sarsılmasına, kişi ile idare ilişkilerinde arzu edilmeyen olumsuz bazı gelişmelere neden olabilir. Kanun, böylesi bir tehlikenin gerçekleşmesini engellemek için önlem almış, müsebbiblerinin Devlet memuriyetinden çıkartılmasını öngörmüştür.</p>



<p>Hukukumuzda haberleşme hürriyeti kapsamında yapılan telefon görüşmeleri ve bunlara dair kayıtların temin edilmesi yetkisi ancak hakim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet Savcısı kararıyla mümkün olup, bu konuda başkaca herhangi bir kamu görevlisinin yetkisi bulunmamaktadır.</p>



<p>Bu durumda, davacının kişilerin temel hak ve hürriyetlerinden olan ve ancak yargı kararı ile tespiti mümkün olan bir hususta eşine ait telefon kayıtlarını hukuka aykırı bir şekilde düzenlediği müzekkereyle temin ettiği, bu müzekkerenin temin edilmesi ile ilgili olarak yargılandığı davada kendisi ve Cumhuriyet Savcısının işlemiş olduğu fiilin birlikte suç işleme kararı kapsamında sabit görüldüğü hususları da birlikte değerlendirildiğinde; kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi fiilinin kamu görevlilerince işlenmesinin, suçu, Türk Ceza Kanunu uyarınca nitelikli hale getirerek ağırlaştırıcı sebep teşkil ettiği; özel yaşamın gizliliğinin korunması ilkesinin, yukarda belirtilen bireyin temel haklarından olması sebebiyle Anayasada ve uluslararası sözleşmelerde güvence altına alındığı; davacının yetki ve nüfuzunu kötüye kullanarak ve rızası dışında başkasına ait hukuka aykırı bir şekilde ele geçirdiği kişisel verilerin kişi güvenliğinin tehdit edilmesi sonucunu doğurduğu göz önüne alındığında, 657 Sayılı Kanun’un 125/E-g maddesinde sayılan koşullarının davacı yönünden oluştuğu sonucuna varılmıştır&#8221;</p>



<p><strong>Danıştay 10. Daire Başkanlığı , E. 1987/487, K. 1988/576</strong></p>



<p>&#8220;……….Hesap uzmanının, vergi incelemelerini yaptığı firma sahiplerinden menfaat temini yoluna gitmesi, “memuriyet sıfatı ile bağdaşamayacak derecede utanç verici nitelikte bir eylem” olup devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandı­rılması hukuka uygundur.&#8221;</p>



<p><strong>22 Mayıs 2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru no:2013/1614 karar tarihi 03/04/2014 olan karar</strong></p>



<p>&#8220;Bu bağlamda, idarenin ve yargısal makamların karar gerekçelerinde, özellikle başvurucunun özel yaşamına dikkat etmediği, genel ahlak değerlerini zedeleyici tutum ve davranışlarda bulunduğu, özel yaşamıyla ilgili olumsuz duyumlar alındığı ve cinsel içerikli eylemlerine ait görüntülerin çekilmesine izin vermek suretiyle işlediği fiilin memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler kapsamında olduğu tespitlerine yer verildiği ve karar sonuçlarının bu gerekçelere dayandırıldığı, sonuç olarak başvuruya konu disiplin işlemi ile yargısal sürece konu edilen davranışların esasen mesleki faaliyet ile ilgisi olmayan, mahremiyet alanına dahil özel yaşam eylemleri olduğu anlaşılmaktadır.&#8221;</p>



<p><strong>Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu E. 2010/1391 K. 2011/273 T. 21.4.2011</strong></p>



<p>&#8220;Dava; Gümrük Muhafaza Memuru olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu`nun 125/E ( g ) maddesi uyarınca “Devlet memurluğundan çıkarma” cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Olayda, Gümrük ve Muhafaza Başmüdürlüğünde gümrük muhafaza memur olarak görev yapan davacının Arena programında yayınlanan, personelin iş sahipleri ile para alışverişi ve rüşvet olaylarına ilişkin görüntülerde yer aldığının saptanması üzerine disiplin soruşturması başlatıldığı, soruşturma sonucu düzenlenen raporda, davacı ile bir miktar para aldığı iş takipçisi tarafından, görüntülerdeki kişilerin kendileri olduğunun kabul edildiği, bu hale göre, davacının kayıt işlemleri sırasında iş takipçisi olan kişi ve başka bir şahıs tarafından çekmecesine bırakılan parayı aldığının açıkça görülmesi karşısında, davacı ile iş takipçisi ve başka bir şahıs arasındaki para alışverişinin sabit olduğu, bu fiilin davacı açısından memuriyet sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici harekette bulunmak niteliğinde olduğu sonucuna varıldığı; bu durumda, disiplin soruşturması neticesi davacının sübuta eren bu eylemi nedeniyle Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.&#8221;</p>



<figure class="wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex"></figure>
<figure>
<figure id="attachment_2068" aria-describedby="caption-attachment-2068" style="width: 270px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-2068 size-full" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2019/06/Adsız-270x270.jpg" alt="" width="270" height="270" /><figcaption id="caption-attachment-2068" class="wp-caption-text">Yüksek Disiplin Kurulunda avukat ile temsil edinilebilir.</figcaption></figure>
<img decoding="async" class="wp-image-1329" src="http://yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2019/01/Adsız-3-2-1-1.jpg" alt="" data-link="http://yildizhukukdanismanlik.com/adsiz-6/" data-id="1329" />
<figcaption></figcaption>
</figure>



<p><strong>Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2016/8859 E. , 2017/321 K. “İçtihat Metni</strong></p>



<p>&#8220;Soruşturma kapsamında yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının Başbakan’ın konvoyu geçerken “…………. şeklinde bağırdığı hususunun sübuta erdiği anlaşılmakla birlikte, davacının eyleminin memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareket olarak nitelendirilmesi suretiyle 657 sayılı Kanun’un 125. maddesinin (E) bendinin (g) alt bendinde yer alan fiil kapsamında görülerek meslekten çıkarılmasının ölçülülük ilkesine aykırılık oluşturacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır.&#8221;</p>



<p><strong>Danıştay 12. Dairesi’nin 23/05/2008 tarihli ve 2006/1541 esas, 2008/3078 sayılı kararı</strong></p>



<p>&#8220;… İnfaz ve Koruma Memuru olan davacının ‘Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak’ suçundan sübuta eren eyleminin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/E-g maddesi kapsamında utanç verici hareketler olarak değerlendirilip Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılması yolunda tesis edilen dava konusu işlemde, usûl ve yasaya aykırılık bulunmadığı yönündeki …. idare mahkemesinin kararının onanmasına…&#8221;</p>



<p><strong>Danıştay 5. Dairesinin 13.04.1989 tarihli ve E.1987/1931, K.1989/640 sayılı Kararı</strong></p>



<p>&#8220;…Bu sebeple Yönetmeliğin 120/e maddesindeki “gibi” sözcüğünden hareketle bir suçun yüz kızartıcı sayılıp sayılmamasının mutlak surette idarenin takdirine bırakıldığını ve idarenin istek ve takdirine göre suçları nitelendirilebileceğini kabul etmek mümkün değildir. Zina suçunda, maddede sayılan diğer suçlardaki ortak nitelik bulunmadığından bu suçun yüz kızartıcı suç olarak kabul edilmesi suretiyle davacının görevine son verilmesinde mevzuata uyarlıktan söz edilemez. Bu nedenle bu yoldaki işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddine ilişkin mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.&#8221;</p>



<p>&nbsp;</p>



<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/devlet-memurlugundan-cikarma-cezasi-ihrac/">DEVLET MEMURLUĞUNDAN ÇIKARMA CEZASI (İHRAÇ)</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
