<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Anayasa Mahkemesi arşivleri - Yıldız Hukuk</title>
	<atom:link href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/tag/anayasa-mahkemesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/tag/anayasa-mahkemesi/</link>
	<description>Danışmanlık</description>
	<lastBuildDate>Fri, 27 Feb 2026 21:11:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2025/02/cropped-WhatsApp-Image-2024-12-27-at-18.06.52-1-32x32.jpeg</url>
	<title>Anayasa Mahkemesi arşivleri - Yıldız Hukuk</title>
	<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/tag/anayasa-mahkemesi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>OHAL KOMİSYONU KARARI VE BU KARARA KARŞI İTİRAZ YOLU NEDİR?</title>
		<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/ohal-komisyonu-karari-ve-bu-karara-karsi-itiraz-yolu-nedir/</link>
					<comments>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/ohal-komisyonu-karari-ve-bu-karara-karsi-itiraz-yolu-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2026 10:54:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İdare Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[60 gün]]></category>
		<category><![CDATA[adil yargılama]]></category>
		<category><![CDATA[adli süreç]]></category>
		<category><![CDATA[AİHM]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara idare mahkemeleri.]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara İdare Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara nöbetçi mahkeme]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Osman Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[avukat desteği]]></category>
		<category><![CDATA[bireysel başvuru]]></category>
		<category><![CDATA[ByLock]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı başvuru]]></category>
		<category><![CDATA[dava açma şartı]]></category>
		<category><![CDATA[dava dilekçesi]]></category>
		<category><![CDATA[dava hazırlama]]></category>
		<category><![CDATA[dava hazırlığı]]></category>
		<category><![CDATA[dava süresi]]></category>
		<category><![CDATA[dilekçe yazımı]]></category>
		<category><![CDATA[disiplin cezası]]></category>
		<category><![CDATA[disiplin soruşturması]]></category>
		<category><![CDATA[dosya inceleme]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim durumu]]></category>
		<category><![CDATA[finansal işlemler]]></category>
		<category><![CDATA[görevden çıkarma]]></category>
		<category><![CDATA[hak arama]]></category>
		<category><![CDATA[hak arama süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Hak düşürücü süre]]></category>
		<category><![CDATA[hak kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[hak kaybı önlemi]]></category>
		<category><![CDATA[haklı durum]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk danışmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[hukuka aykırılık]]></category>
		<category><![CDATA[hukuki argüman]]></category>
		<category><![CDATA[hukuki denetim]]></category>
		<category><![CDATA[hukuki haklar]]></category>
		<category><![CDATA[hukuki prosedür]]></category>
		<category><![CDATA[hukuki süreç]]></category>
		<category><![CDATA[hukuki süreç yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[idare hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[idare mahkemesi yetki]]></category>
		<category><![CDATA[idareye dava]]></category>
		<category><![CDATA[idari başvuru]]></category>
		<category><![CDATA[idari başvuru süresi]]></category>
		<category><![CDATA[idari dava]]></category>
		<category><![CDATA[İdari işlem]]></category>
		<category><![CDATA[idari işlem iptali]]></category>
		<category><![CDATA[idari merci]]></category>
		<category><![CDATA[İDARİ YARGI]]></category>
		<category><![CDATA[idari yargılama]]></category>
		<category><![CDATA[İhraç]]></category>
		<category><![CDATA[ihraç gerekçeleri]]></category>
		<category><![CDATA[ihraç kriterleri]]></category>
		<category><![CDATA[iptal davaları]]></category>
		<category><![CDATA[İPTAL DAVASI]]></category>
		<category><![CDATA[itiraz yolu yok]]></category>
		<category><![CDATA[kamu hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[kamu personeli mağduru]]></category>
		<category><![CDATA[karar tebliği]]></category>
		<category><![CDATA[KHK hukuka aykırılığı]]></category>
		<category><![CDATA[KHK ihraç]]></category>
		<category><![CDATA[KHK iptali]]></category>
		<category><![CDATA[KHK mağdurları]]></category>
		<category><![CDATA[KHK mağduru]]></category>
		<category><![CDATA[konu unsuru]]></category>
		<category><![CDATA[maksat unsuru]]></category>
		<category><![CDATA[mali haklar]]></category>
		<category><![CDATA[masumiyet karinesi]]></category>
		<category><![CDATA[memur ihraç]]></category>
		<category><![CDATA[nihai karar]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilikten çıkarma]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[ohal komisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL Komisyonu kararı]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[Olağanüstü Hal]]></category>
		<category><![CDATA[özel yurt]]></category>
		<category><![CDATA[özlük hakları]]></category>
		<category><![CDATA[ret gerekçesi]]></category>
		<category><![CDATA[ret kararı]]></category>
		<category><![CDATA[savunma hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[sebep unsuru]]></category>
		<category><![CDATA[şekil unsuru]]></category>
		<category><![CDATA[sendika üyeliği]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi eğilim]]></category>
		<category><![CDATA[somut gerekçe]]></category>
		<category><![CDATA[somut olay analizi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya paylaşımları]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal ve çevresel koşullar]]></category>
		<category><![CDATA[tazminat talebi]]></category>
		<category><![CDATA[temel haklar]]></category>
		<category><![CDATA[temel özgürlükler]]></category>
		<category><![CDATA[usul ihlali]]></category>
		<category><![CDATA[uzman avukat]]></category>
		<category><![CDATA[vakıf ve dernek yardımı]]></category>
		<category><![CDATA[yetki unsuru]]></category>
		<category><![CDATA[yürütmenin durdurulması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yildizhukukdanismanlik.com/?p=4336</guid>

					<description><![CDATA[<p>OHAL Komisyonu, 15 Temmuz sonrası KHK işlemlerini inceler. Karara itiraz kanunda öngörülmemiştir; tek hukuki yol iptal davasıdır. Dava Ankara İdare Mahkemesinde açılır ve ilgilinin son görev yaptığı kurum aleyhine yöneltilir. Dava dilekçesinde 60 günlük hak düşürücü süre, hukuka aykırılık gerekçeleri, savunma hakkı ve masumiyet karinesi ihlali, KHK’ların Anayasa ve temel hukuk ilkelerine aykırılığı, somut örnekler ve sosyal çevresel koşullar belirtilmelidir. Maddi ve manevi tazminat bu davada ileri sürülemez. Uzman avukat desteği hak kaybını önler.</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/ohal-komisyonu-karari-ve-bu-karara-karsi-itiraz-yolu-nedir/">OHAL KOMİSYONU KARARI VE BU KARARA KARŞI İTİRAZ YOLU NEDİR?</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="font-size: 22px;"><b>OHAL Komisyonu Kararına Karşı Hangi Hukuki Yol İzlenmelidir?</b></span></h2>
<p>Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun ile kurulan OHAL Komisyonu, 15 Temmuz 2016 sonrası olağanüstü hal döneminde çıkarılan KHK’larla tesis edilen işlemleri incelemek üzere oluşturulmuştur. Komisyon, kamu görevinden çıkarma, emekli personelin rütbelerinin alınması, öğrencilikle ilişiğin kesilmesi ve kapatılan kurum ile kuruluşlara ilişkin başvuruları değerlendirmekte ve karara bağlamaktadır.</p>
<p><span id="more-4336"></span></p>
<p>Komisyon kararlarına karşı kanunda öngörülen tek yol idari dava açılmasıdır. Kanun, ret kararına karşı doğrudan bir “itiraz” mekanizması öngörmemektedir. Bu nedenle ret kararı alan kişiler için yegâne hukuki yol iptal davasıdır. Komisyon kararına itiraz edilemeyeceğinin bilinmesi, hak kaybı yaşamamak ve süreçlerin uzamamasını sağlamak açısından büyük önem taşır.</p>
<h2><b><span style="font-size: 22px;">OHAL Komisyonu Kararlarına Karşı Dava Açma Süresi Ne Kadardır?</span></b></h2>
<p><b><br />
</b>Komisyon kararlarına karşı dava açma süresi kararın tebliğ edildiği tarihten itibaren 60 gündür. Bu süre hak düşürücü niteliktedir ve sürenin kaçırılması halinde dava açma hakkı ortadan kalkar.</p>
<p>Süre, resmi tatil veya hafta sonuna denk gelirse, takip eden ilk iş günü mesai bitimine kadar uzar. Ancak hak düşürücü süre olması nedeniyle son güne bırakmak son derece risklidir. Bu süreyi takip etmeyen kişilerin, haklarını kaybetme olasılığı bulunmaktadır.</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter" src="https://ichef.bbci.co.uk/ace/ws/640/cpsprodpb/aad2/live/4235d830-a892-11ed-b185-6f4d9107cca6.jpg.webp" alt="OHAL Kararı TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi: Deprem bölgelerinde 3 ay sürecek - BBC News Türkçe" /></p>
<p><span style="font-size: 22px;"><b>OHAL Komisyonu Kararına Karşı Hangi Mahkemede ve Kime Karşı Dava Açılmalıdır?</b></span></p>
<ul>
<li>OHAL Komisyonu kararlarına karşı dava Ankara İdare Mahkemelerinde açılmalıdır. Dava dilekçesi, ilgilinin en son görev yaptığı kurum veya kuruluş aleyhine sunulmalıdır.Dikkat edilmesi gereken noktalar şunlardır:</li>
<li>Komisyona veya Cumhurbaşkanlığına dava açılması hukuka uygun değildir. Bu durumda hasım düzeltme süreci işletileceğinden dava süreci uzayabilir.</li>
<li>Dava dilekçesi Ankara Nöbetçi İdare Mahkemesi Başkanlığına hitaben yazılmalıdır. Tevzi bürosu dosyayı esas kaydedecektir.</li>
<li>Ankara 19-25. İdare Mahkemeleri, OHAL Komisyonu kararlarına karşı açılan davalara bakmaktadır.<br />
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>OHAL Komisyonu Kararına Karşı Açılan Davada Nelere Dikkat Edilmelidir?</b></span></h2>
<p>İptal davası hazırlanırken ve dava dilekçesi yazılırken özellikle şu hususlara dikkat edilmelidir:</p>
<p>Dava Süresi: 60 günlük hak düşürücü süre kesinlikle kaçırılmamalıdır.</p>
<p><b>Davanın Hedefi:</b> Dava, yalnızca ilgilinin en son görev yaptığı kurum veya kuruluşa karşı açılmalıdır.</p>
<p><b>Dava Dilekçesi:</b> Eğitim ve meslek hayatı ile ilgili kısa bilgiler verilmelidir. Başarı belgeleri ve ödüller eklenmelidir.</p>
<p><b>Disiplin Ceza Durumu: </b>Disiplin cezası alınmadıysa bu durum özellikle belirtilmelidir.</p>
<p><b>Takipsizlik veya Beraat:</b> Hakkında takipsizlik veya beraat kararı varsa mutlaka dilekçeye eklenmelidir.</p>
<p>KHK’ların Hukuka Aykırılığı: Genel olarak OHAL KHK’larının hukuka aykırılığı açıklanmalıdır. Örneğin, temel hak ve hürriyetlerin KHK ile düzenlenemeyeceği, ölçülülük ilkesine aykırılık ve KHK’ların Anayasaya ve temel hukuk ilkelerine aykırılığı dile getirilmelidir.</p>
<p><b>Somut Gerekçelerin Analizi:</b> Komisyon kararında yer alan gerekçelerin doğru olup olmadığı, doğru ise hukuken işlem tesisine dayanak oluşturup oluşturmadığı analiz edilmelidir.</p>
<p>Örnek: Çocuğunuzun belirli bir okula devam etmesi nedeniyle ihraç edilmiş olabilirsiniz. Öncelikle bu bilgi doğru değilse vurgulanmalı; doğruysa da çocuğunuzun burs almış olması, okulun evinize yakın olması veya mesai saatleri nedeniyle tercih etmiş olmanız belirtilmelidir.</li>
</ul>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>OHAL KHK’ları ile Yapılan İhraçlar Hukuken Nasıl Değerlendirilmelidir?</b></span></h2>
<ul>
<li></li>
<li></li>
<li>15 Temmuz 2016 sonrası olağanüstü hal sürecinde çok sayıda kamu personeli KHK ile görevden çıkarılmıştır. Bu işlemler:</li>
<li>Disiplin soruşturması yürütülmeden,</li>
<li>Savunma hakkı tanınmadan,</li>
<li>Masumiyet karinesi ve cezaların şahsiliği ilkelerine aykırı olarak tesis edilmiştir.Savunma hakkı, masumiyet karinesi ve cezaların şahsiliği anayasal güvenceler arasında yer alır. Bu ilkelere aykırı olarak yapılan işlemler hukuka aykırıdır.
<p>Disiplin suçu isnadı varsa, mevzuata uygun disiplin soruşturması yürütülmeli, savunma hakkı tanınmalı ve tüm itiraz yolları açık olmalıdır. Benzer şekilde suç isnadı söz konusu ise, usulüne uygun adli soruşturma ve yargılama neticesinde kesinleşmiş mahkûmiyet bulunmalıdır.</li>
</ul>
<p><span style="font-size: 22px;"><b>İhraç Kriterleri Hukuka Uygun Mudur?</b></span></p>
<p>Uygulamada ihraçlara dayanak yapılan kriterlerin büyük bölümü yürürlükteki mevzuatta açık bir karşılığı bulunmamaktadır.</p>
<p>İhraç gerekçeleri arasında şunlar yer almaktadır:</p>
<ul>
<li>Sosyal medya paylaşımları ve bu paylaşımlardaki yorumlar, takip edilen kişiler,</li>
<li>Bankasya hesabı ve finansal işlemler,</li>
<li>Yardım yapılan kişi veya kurumlar, vakıf ve dernekler,</li>
<li>Takip edilen yazılı, görsel ve sosyal medya yayınları,</li>
<li>Katıldığı seminerler, paneller, eğitim kurumları, özel yurtlar,</li>
<li>Üye olunan sendika veya sivil toplum kuruluşları,</li>
<li>Yasa dışı oluşumlarla bağlantılı kişilerle görüşmeler, ByLock kullanımı,</li>
<li>Genel kabul görmüş siyasi eğilimlere uymayan tutum ve davranışlar,</li>
</ul>
<p>Hakkında yapılan ihbarlar ve kurum kanaati.</p>
<p>Bu kriterlerin hiçbiri disiplin suçu veya ceza hukuku anlamında suç teşkil etmemektedir. Bu nedenle bu kriterlere dayalı ihraçların hukuka uygunluğu tartışmalıdır.</p>
<p><img decoding="async" src="https://images.ntv.com.tr/images/efd022dc-72ec-48e4-a6a1-db632dcc7358.jpg?w=1200&amp;height=1200&amp;mode=crop" alt="OHAL Komisyonu, 12 bin başvuruyu karara bağladı | NTV Haber" /></p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>OHAL Komisyonu Ret Kararına İtiraz Edilebilir mi?</b></span></h2>
<p>Kanunda Komisyon kararlarına karşı doğrudan itiraz mekanizması bulunmamaktadır. Ret kararlarına karşı yalnızca iptal davası açılabilir.</p>
<p>Kamu Denetçiliği Kurumuna başvuru teorik olarak mümkün görünse de, kanun açık biçimde iptal davasını öngördüğünden, hak kaybı yaşamamak için doğrudan dava açmak gereklidir.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Komisyon Ret Kararına Karşı Yargı Süreci Nasıl İşlemektedir?</b></span></h2>
<ul>
<li>Ret kararına karşı açılacak dava süreci şu şekilde ilerler:</li>
<li>İlk Derece Mahkemesi: 60 gün içinde yürütmenin durdurulması talebiyle iptal davası açılır.</li>
<li>Dava Kabul Edilirse: Mahkeme, Komisyon kararını durdurabilir ve iptal kararı verebilir.</li>
<li>Dava Reddedilirse: 30 gün içinde istinaf başvurusu yapılır.</li>
<li>İstinaf Reddedilirse: 30 gün içinde temyiz yoluna gidilir.</li>
<li>Bireysel Başvuru ve AİHM: İç hukuk yolları tükendiğinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru yapılabilir.Dava dilekçesi hazırlanırken, çevresel ve sosyal koşullar, somut örneklerle açıklanmalı ve hukuka aykırılık gerekçeleri detaylı şekilde sunulmalıdır.<br />
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>OHAL Komisyonu İnceleme Usulü Nasıl İşlemektedir?</b></span></h2>
<p>Komisyon, başvuruları öncelikle şekil şartları açısından inceler:</li>
<li>Süresinde yapılmayan başvurular,</li>
<li>Hukuki menfaat bulunmayan başvurular,</li>
</ul>
<p>Kanun kapsamına girmeyen başvurular ön incelemede reddedilir.</p>
<p>Esasa ilişkin inceleme ise dosya üzerinden yapılır. Komisyon yedi üyeden oluşur ve toplantı/karar yeter sayısı dört olup, çekimser oy kullanılamaz.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Maddi ve Manevi Tazminat Talepleri Bu Davada İleri Sürülebilir mi?</b></span></h2>
<p>OHAL Komisyonu kararına karşı açılan iptal davasının amacı yalnızca Komisyon kararının iptalidir. Maddi ve manevi tazminat talepleri bu davada ileri sürülemez.</p>
<p>Ancak dava sonucu iptal kararı çıkması durumunda, mahrum kalınan mali ve özlük hakların yasal faiziyle ödenmesi talep edilebilir.</p>
<h2><span style="font-size: 22px;"><b>Sonuç Olarak OHAL Komisyonu Ret Kararına Karşı Nasıl Bir Yol İzlenmelidir?</b></span></h2>
<ul>
<li>OHAL Komisyonu ret kararına karşı itiraz yolu bulunmamaktadır. Yegâne hukuki başvuru yolu Ankara İdare Mahkemelerinde iptal davası açılmasıdır. 60 günlük hak düşürücü süreye titizlikle uyulmalıdır.
<p>Dava dilekçesinde şunlar özenle belirtilmelidir:</li>
<li>Somut olayın tüm yönleri, çevresel ve sosyal koşullar,</li>
<li>Hukuka aykırılık nedenleri,</li>
<li>Savunma hakkı ve masumiyet karinesi ihlali,</li>
<li>KHK’ların Anayasa ve temel hukuk ilkelerine aykırılığı,</li>
<li>Çocuğun okula gitmesi, özel yurtlarda kalması gibi somut gerekçelerle haklı durumun açıklanması.Bu süreçlerin karmaşık yapısı dikkate alınarak, alanında uzman idare ve ceza avukatlarından destek alınması, hak kaybını önlemek açısından büyük önem taşır.
<p>OHAL dönemi ve sonrasında gerçekleştirilen ihraçlar, adil yargılama ve disiplin prosedürleri olmaksızın yapıldığından hukuka aykırıdır. Ancak mevcut uygulama ve yerleşik algı nedeniyle, iptal davalarında konunun dikkatli, somut ve kapsamlı bir şekilde ele alınması gerekmektedir.</p>
<figure style="width: 365px" class="wp-caption alignleft"><img fetchpriority="high" decoding="async" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2026/02/18-Ara-2025-13_29_15-365x365.png" alt="Anasayfa - Yıldız Hukuk" width="365" height="365" /><figcaption class="wp-caption-text">AV. OSMAN YILDIZ</figcaption></figure>
<ul>
<li><strong>Haklarınızı doğru şekilde öğrenmek, süreci bilinçli yürütmek ve olası riskleri en aza indirmek adına profesyonel hukuki destek almak her zaman en sağlıklı yaklaşımdır.</strong><strong>Genel hukuk alanında danışmanlık ve detaylı bilgi için Avukat Osman Yıldız ile iletişime geçebilir, somut durumunuza uygun değerlendirme ve yönlendirme talep edebilirsiniz. </strong><strong>Doğru zamanda alınan doğru hukuki destek, sürecin en güçlü güvencesidir.</strong></li>
</ul>
<p>&nbsp;</li>
</ul>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/ohal-komisyonu-karari-ve-bu-karara-karsi-itiraz-yolu-nedir/">OHAL KOMİSYONU KARARI VE BU KARARA KARŞI İTİRAZ YOLU NEDİR?</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/ohal-komisyonu-karari-ve-bu-karara-karsi-itiraz-yolu-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA OLAĞAN VE OLAĞANÜSTÜ KANUN YOLLARI</title>
		<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-olagan-ve-olaganustu-kanun-yollari/</link>
					<comments>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-olagan-ve-olaganustu-kanun-yollari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Feb 2026 08:31:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İdare Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[AİHM]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Osman Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[bölge idare mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Danıştay]]></category>
		<category><![CDATA[dosya]]></category>
		<category><![CDATA[duruşma]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[idare]]></category>
		<category><![CDATA[istinaf]]></category>
		<category><![CDATA[kamu]]></category>
		<category><![CDATA[kanun]]></category>
		<category><![CDATA[law]]></category>
		<category><![CDATA[Mahkeme]]></category>
		<category><![CDATA[oturum]]></category>
		<category><![CDATA[süreç]]></category>
		<category><![CDATA[temyiz]]></category>
		<category><![CDATA[yargı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yildizhukukdanismanlik.com/?p=4228</guid>

					<description><![CDATA[<p>İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA OLAĞAN VE OLAĞANÜSTÜ KANUN YOLLARI İdare mahkemelerinin verdikleri kararlara karşı başvuru yolları, kanun yolları olarak tanımlanır. Buna göre davanın tarafları, verilen yargı kararının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla, davanın yeniden incelenmesi için üst mahkemelere başvurma imkânına sahip olurlar.</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-olagan-ve-olaganustu-kanun-yollari/">İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA OLAĞAN VE OLAĞANÜSTÜ KANUN YOLLARI</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="font-size: 24pt;"><strong>İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA OLAĞAN VE OLAĞANÜSTÜ KANUN YOLLARI</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdare mahkemelerinin verdikleri kararlara karşı başvuru yolları, kanun yolları olarak tanımlanır. Buna göre davanın tarafları, verilen yargı kararının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla, davanın yeniden incelenmesi için üst mahkemelere başvurma imkânına sahip olurlar.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Kanun yolları “olağan kanun yolları” ve “olağanüstü kanun yolları” olarak ikiye ayrılır. Olağan kanun yolları, mahkemelerce verilen nihai kararların kesinleşmesine engel olan kanun yollarıdır. Olağanüstü kanun yolları ise olağan kanun yolları tüketildikten sonra kesinleşmiş kararlara karşı gidilebilen kanun yollarıdır. İdari yargılama usulünde olağan kanun yolları “istinaf” ve “temyiz” incelemelerinden oluşur. Olağanüstü kanun yolları ise “kanun yararına temyiz” ve “yargılamanın yenilenmesi”nden oluşur.</span></p>
<p><span id="more-4228"></span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İdari Yargılama Hukukunda Temyiz Kanun Yolu</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">“Temyiz”, ilk derece mahkemesi ile istinaf incelemesi yapan bölge idare mahkemesi tarafından verilen nihai kararlara karşı gidilen bir kanun yoludur. Temyiz başvurusu, ilk derece mahkemesi ile bölge idare mahkemesi kararlarının hukuka uygunluğunun denetlenmesi için yapılır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Temyiz incelemesi Danıştay tarafından yapılır. Danıştay, idari mahkemelerce verilen ve kanunun başka bir idari yargı merciine bırakmadığı kararların son inceleme mercidir. Danıştay kanunda belirtilen belirli uyuşmazlıklara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Tüm ilk derece mahkemesi kararları ile bölge idare mahkemesi kararlarına karşı temyiz yoluna gidilmez. İdari Yargılama Usulü Kanunu madde 46 temyiz edilebilecek kararları sınırlı sayıda olmak üzere saymıştır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Bunlara ek olarak İYUK madde 20/A ve 20/B kapsamındaki işlemler doğrudan temyiz incelemesine tabi tutulur.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Buna göre İdari Yargılama Usulü Kanunu madde 46’da sayılan uyuşmazlık konularını içeren davaların temyiz incelemesi üzerine kesinleşmeleri söz konusudur. Temyiz incelemesine konu olan kararlar arasında ilk derece mahkemesi kararı üzerine bölge idare mahkemesinde istinaf yoluyla incelenenler olduğu gibi, Danıştay’ın, Danıştay Kanunu madde 24’e göre ilk derece mahkemesi olarak incelediği uyuşmazlıklar da vardır ve bunlar temyizen Danıştay’da kesin karara bağlanacaktır.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Temyiz Başvurusunun Usulü</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Temyiz yoluna davanın tarafları yazılı dilekçeler ile başvurabilirler. Dilekçeler dava dilekçesinin usulüne uygun şekilde hazırlanır. Temyiz dilekçesi, Danıştay ilgili dairesine sunulmak üzere, kararı temyiz edilen mahkemeye iletilir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Temyiz Başvurusunun Süresi</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Bölge idare mahkemeleri tarafından istinaf incelemesi üzerine verilen kararlar bu kararların tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay’da temyiz edilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari Yargılama Usulü Kanunu madde 20/A’ya göre ivedi yargılama usulüne tabi uyuşmazlıklara ilişkin kararlar ilk derece mahkemesinin verdiği kararın tebliğini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde Danıştay’da temyiz edilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari Yargılama Usulü Kanunu madde 20/B’ye göre merkezi ve ortak sınavlarla ilgili işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda kararlar ilk derece mahkemesinin verdiği kararın tebliğini izleyen günden itibaren 5 (beş) gün içinde Danıştay’da temyiz edilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdikleri kararlar bu kararların tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay’da temyiz edilir. Kanunda belirtilen bu süreler geçirildiği takdirde temyiz başvurusu kabul edilmez.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;">Temyiz Başvurusu Sonucu Verilebilecek Kararlar</span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İYUK 49/1 maddede yer alan -onama-gerekçeyi değiştirerek onama-düzelterek onama kararlarının açıkça eklenmesi değerlendirilebilecektir. Belli durumlarda gerekçesini değiştirerek veya düzelterek “onama” kararı verir ve karar kesinleşir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Danıştay, temyiz incelemesi sonucunda önüne gelen kararı (Kararın temyize tabi olan kararlardan olması gerekmektedir.) hukuka aykırı bulursa “bozma” kararı verir. ve bozma gerekçesiyle birlikte dava dosyasını kararı veren mercie gönderir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Onama kararı ile birlikte dosya ilk derece mahkemesine, kararın bir örneği de Bölge İdare Mahkemesine gönderilir. Bu karar 7 (yedi) gün içinde tebliğe çıkarılır. Bozma kararları sonrası taraflar haberdar edildikten sonra, dosyanın gönderildiği mahkeme veya Bölge İdare Mahkemesi gerekli işlemleri tamamlayarak yeniden karar verir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Danıştay, temyiz incelemesi sonucu, kısmen onama ve kısmen bozma kararı da verebilir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Olağan Kanun Yollarında Mahkeme Kararının Yürütülmesinin Durdurulması</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Mahkeme kararına karşı istinaf ya da temyiz yoluna gidilmiş olması verilmiş olan mahkeme kararının sonuçlarını doğurmasına yani yürütülmesine engel olmaz. Bunun sağlanabilmesi için “yürütmenin durdurulması” başvurusunda bulunulması gerekir. İdari Yargılama Usulü Kanunu madde 52 temyiz veya istinaf istemlerinde yürütmenin durdurulmasını düzenler.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Kanun Yararına Temyiz</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari Yargılama Usulü Kanunu madde 51’de düzenlenmiş olan kanun yararına temyiz olağanüstü bir kanun yoludur.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Kanun yararına temyiz, idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ile istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen, niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı olan kararların, ilgili bakanlıkların lüzum görmesi üzerine veya Başsavcı tarafından kendiliğinden kanun yararına temyiz edilmesini içerir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Bozulan karar daha önce kesinleşmiş yargı kararının hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İstinaf Kanun Yolu</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">“İstinaf” ilk derece mahkemesi kararlarının bir üst mahkeme tarafından maddi ve hukuki verileri çerçevesinde yeniden incelenerek denetlenmesidir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İstinaf incelemesini 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun madde 3/A ile İdari Yargılama Usulü Kanunu madde 45’e göre Bölge İdare Mahkemeleri yapar. İstinaf incelemesini yapmakla yetkili bölge idare mahkemesi, istinafa konu olan kararı veren mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki Bölge İdare Mahkemesidir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İstinaf Başvurusunun Usulü</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İstinafa davanın tarafları yazılı dilekçeler ile başvurabilirler.Dilekçeler dava dilekçesinin usulüne uygun şekilde hazırlanır.İstinaf dilekçesinde gerekçeli olarak ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın kabulüne/reddine karar verilmesi talep edilir. İstinaf başvurusuna konu olacak kararlara karşı yapılan kanun yolu başvurularında dilekçedeki hitap ve isteğe bağlı kalınmaksızın dosyalar bölge idare mahkemesine gönderilir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İstinaf Başvurusunun Süresi</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İstinaf başvurusu için süre ilk derece mahkemesi kararının tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gündür. Kanunda belirtilen bu süre geçirildiği takdirde istinaf başvurusu kabul edilmez.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İstinaf Başvurusu Sonucu Verilebilecek Kararlar</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararının hukuka uygun olduğu yönünde bir değerlendirme yaparsa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkünse gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararının hukuka uygun olmadığı yönünde bir değerlendirme yaparsa istinaf başvurusunu kabul eder ve ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Bölge idare mahkemesi kaldırdığı kararın yerine davanın esasını inceleyerek yeniden karar verir. Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulursa, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hakim tarafından bakılmış olması hallerinde istinaf başvurusunu kabul eder ve ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İstinaf İncelemesine Konu Edilemeyecek İşlemler</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari Yargılama Usulü Kanunu madde 45’e göre konusu beş bin Türk lirasını geçmeyen (Yeniden değerleme oranlarına göre bu miktar her yıl değişmektedir.) vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olup bunlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulamaz. Bu kararlar ilk derece mahkemesinin kararı ile kesinleşir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari Yargılama Usulü Kanunu madde 20/A ve 20/B kapsamındaki ivedi yargılama usulüne tabi olan konular hakkında verilen kararlar ile merkezi ve ortak sınavlara ilişkin verilen kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulamaz.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>Yargılamanın Yenilenmesi</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari Yargılama Usulü Kanunu madde 53’te düzenlenmiş bir olağanüstü kanun yoludur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları çerçevesinde ihlal kararlarına yönelik bir imkân sunması sebebiyle de son yıllarda işlerliği artmış olan bir olağanüstü kanun yoludur.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yargılamanın yenilenmesi talebi, İdari Yargılama Usulü madde 53’te yer alan sebeplerden biri dolayısıyla yapılabilir. Yargılamanın yenilenmesi imkânının amacı, kesinleşen bir hüküm olmakla beraber Kanunda sayılan haller sebebi ile ortaya çıkan hukuka aykırılığın giderilmesinin sağlanmasıdır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-olagan-ve-olaganustu-kanun-yollari/">İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA OLAĞAN VE OLAĞANÜSTÜ KANUN YOLLARI</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-olagan-ve-olaganustu-kanun-yollari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA İPTAL DAVASI</title>
		<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-iptal-davasi/</link>
					<comments>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-iptal-davasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Feb 2026 08:19:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İdare Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Osman Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[danışmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Danıştay]]></category>
		<category><![CDATA[DAVA]]></category>
		<category><![CDATA[duruşma]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[idare]]></category>
		<category><![CDATA[idari dava]]></category>
		<category><![CDATA[idari yargılama]]></category>
		<category><![CDATA[iptal]]></category>
		<category><![CDATA[itiraz]]></category>
		<category><![CDATA[iyuk]]></category>
		<category><![CDATA[kanun]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[şikayet]]></category>
		<category><![CDATA[tam yargı]]></category>
		<category><![CDATA[usul]]></category>
		<category><![CDATA[yargı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yildizhukukdanismanlik.com/?p=4226</guid>

					<description><![CDATA[<p>İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA İPTAL DAVASI İdari İşlem Nedir? İdari işlem; kamu gücüne dayanılarak gerçekleştirilen, idare hukuku ve uyuşmazlık durumunda idari yargıya tabi olan, hukuki sonuç doğurmaya yönelik irade açıklamalarıdır. Yani kısaca idari işlem, idarenin hukuki sonuç doğurmaya yönelik irade açıklaması</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-iptal-davasi/">İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA İPTAL DAVASI</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="font-size: 24pt;"><strong>İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA İPTAL DAVASI </strong></span></h2>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İdari İşlem Nedir? </strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari işlem; kamu gücüne dayanılarak gerçekleştirilen, idare hukuku ve uyuşmazlık durumunda idari yargıya tabi olan, hukuki sonuç doğurmaya yönelik irade açıklamalarıdır. Yani kısaca idari işlem, idarenin hukuki sonuç doğurmaya yönelik irade açıklaması olarak açıklanabilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari işlemin yasal bir tanımı bulunmamakla birlikte, bu işlemin nitelikleri öğretide ve idari yargı kararlarında belirlenmektedir. Bir tasarruf ya da kararın idari işlem sayılabilmesi için, bunun kamu kurumu veya idare örgütü içinde yer alan bir idari makam tarafından verilmiş olması gerekir. Ayrıca idarenin, idare hukuku alanındaki faaliyetleriyle ilgili olması da önemlidir. Başka bir deyişle, idarenin kullandığı yetki ve serdettiği kamusal irade ve bundan doğan etki ve sonuçlar idare hukuku alanında açıkça ortaya koymalıdır.</span></p>
<p><span id="more-4226"></span></p>
<p><span style="font-size: 18pt;"><strong>İdari İşlem ve İdari Eylemin Farkı Nedir? </strong></span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari eylem, idarenin kamu hukuku çerçevesinde gerçekleştirdiği maddi fiil ve hareketleri ifade eder. Bu eylemler, bazen idarenin bilerek besleyerek yaptığı fiilleri, bazen idarenin işlevini yerine getirirken iradesi dışında gerçekleşen olayları, bazen de hareketsiz kalması sonucu meydana meydana gelen fiili durumları kapsar. Yani idari eylem kavramı,  idarenin herhangi bir idari işlem veya sözleşmeye dayanmayan ve doğrudan bir tasarrufta bulunmayan faaliyetlerini ifade eder. Bu faaliyetler, özellikle hukuki bir sonuç doğurmayan durumlar veya idarenin pasif davranışları ile ilgilidir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari işlemler ise belirli bir hukuki sonucun meydana gelmesi için idarenin tek taraflı irade beyanında bulunması ile oluşur. Ancak idari eylemler ilgililerin hak ve yetkilerini kullanmasıyla birlikte belirli hukuki etkiler doğurur. Örneğin, idarenin bir konuda hareketsiz kalması, belirli bir yükümlülüğünü yerine getirmemesi ya da pozitif yükümlülüklerini ihlal etmesi yargı önünde sorumluluk doğurabilecek bir eylem olarak değerlendirilebilir. Bu noktada idarenin sorumluluğu, bazen yalnızca fiziksel bir faaliyetle bazen de hareket etmeyerek örneğin bir yükümlülüğü yerine getirmeyerek ortaya çıkabilir bu bakımdan idari eylem ve idari işlem arasındaki farklar idarenin faaliyeti ile hukuki sonuç doğuran etkinlikler arasında ayrımı gösterir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İdari İşlemlerin İptal Davalarıyla İlişkisi </strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca iptal davaları, “idari işlemlerin” amaç, konu, yetki, sebep ve şekil unsurlarından birinin hukuka aykırılığı sebebiyle iptal edilmeleri için açılırlar. Fakat idarenin her işlemi iptal davasının konusunu oluşturmaz. Bu işlemin, öncelikle icrai olması gerekir. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesinde, bir işleme karşı dava açılabilmesi için bu işlemin aynı zamanda “kesin ve yürütülmesi gereken” bir işlem niteliğinde olması gerektiği düzenlenmiştir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">                İdari işlemlerin temel özelliği, hukuki sonuç doğurmaya yönelik bir işlem olması ve bir durumu ortadan kaldırması, değiştirmesi ya da yeni bir hukuki durum yaratmasıdır. İdarenin kamu gücüne dayanarak tek yanlı olarak yaptığı işlemler icrailik niteliği taşıyorsa, iptal davasına konu edilebilir. Bir işlemin kesin ve yürütülebilir işlem olduğunun saptanması, idari yargıda dava açıldığında mahkeme tarafından ilk inceleme aşamasında yapılır. İlk incelemede idari işlemin, özellikle dava açan kişiler bakımından hukuki sonuç doğurmadığı anlaşılır ise; açılan dava reddolunur.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İptal Davasına Konu Olmayan İdari İşlemler Nelerdir?</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Bu aşamada hangi idari işlemlerin iptal davasına konu olabileceğini, tersinden bir anlatımla sunmak, yani icrai olmayan idari işlemlerin hangileri olduğunu anlatmak, konuyu daha anlaşılır hale getirebilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Mesela, idarelerin yapılan başvuru üzerine, açıklayıcı, bilgilendirici, gösterici ve yönlendirici işlemleri, mevzuatın yorumlanması, kişilere hak ve yükümlülükleri hakkında bilgi verilmesi, bunların hatırlatılması veya herhangi bir hak ve yükümlülük tanımaksızın kişilere belli davranışları benimsemeleri konusunda tavsiyede bulunulması şeklindeki işlemleri iptal davasına konu olabilecek türde kesin ve yürütülebilir bir işlem değildir. Bunlar genellikle kişilerin yaptıkları müracaat üzerine verilen cevabi yazılardır. Tabii bu hususun, idarenin cevabın nasıl verdiğine göre değişebilen bir durum olduğunu unutmamak gerekir.   </span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Danıştay, idarenin, iç düzen işleyişinde, üst mevzuatın yani kanunun, yönetmeliğin yürürlüğe konulan hükümlerini yineleyen veya üst mevzuatın nasıl anlaşılması gerektiği konusunda alt idari birimlere ya da idare edilenlere açıklamalar getiren tasarruflarının (genelge, tamim, yönerge, sirküler v.b. gibi), hukuk düzeninde herhangi bir değişiklik oluşturamayacaklarından, idare edilenler yönünden bağlayıcı ve dolayısıyla düzenleyici olmadıklarını ifade etmiştir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Fakat bu iç işleyişi düzenleyen işlemlerde yeni bir kural koyma veya hukuk düzeninde belirli bir biçimde değişikliğe yol açma durumu varsa, bu tür işlemler de iptal davasına konu edilebilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">      Örneğin, İçişleri Bakanlığının il özel idarelerinin bütçelerinin nasıl hazırlanacağına yönelik olarak valiliklere gönderdiği genelge yürütülmesi zorunlu idari işlem olarak kabul edilmemiştir. Buna karşılık, Türkiye Barolar Birliği’nin “Bir Avukat Yanında, Avukatlık Ortaklığında veya Avukatlık Bürosunda Ücret Karşılığı Birlikte Çalışan Avukatlar Yönergesi”, yapılan düzenlemenin idarenin iç işleyişinden daha çok avukatların sözleşme ve çalışma koşullarını düzenlemesi ve bu anlamda da kişi hak ve hürriyetlerine ilişkin hükümler içermesi nedeniyle icrai kabul edilerek iptal edilmiştir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Bir idari işlemin kesinliği, aynı zamanda, zımni red üzerine açılan davalarla ve idare tarafından verilen muğlak olarak verilen cevaplarla da ilgilidir. Zımni red süresi dolmadan açılan iptal davaları ilk incelemede reddolunur. Çünkü zımni red süresi (yeni yapılan değişiklikle 30 gün) dolmadan açılan davalarda, kesin bir işlemden bahsetmek mümkün değildir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Muğlak (belirsiz) cevap verilen işlemlerde ise, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 10. maddesi kapsamında 60 gün içerisinde dava açılması mümkündür.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Sonuç olarak idarenin, doğrudan hukuki sonuç doğurmayan işlemleri de mevcuttur. Bu işlemlere, doktrinde, etkisiz kararlar, idari karara benzeyen işlemler veya icra olmayan idari işlemler şeklinde çeşitli isimler verilmiştir. Genel olarak, hazırlayıcı işlemler, görüş belirten işlemler, bildirici işlemler, iç düzen işlemleri ve uygulamaya yönelik işlemler icrai olmayan işlemler olarak anlaşılmalıdır. Ancak bu genelleme yerine, her somut olayın özelliğine göre, bir idari işlemin dava konusu yapılıp yapılamayacağına karar vermek, doğru bir yaklaşım olacaktır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İcrai olmayan işlemlere karşı açılan davalar ilk aşamada reddolunur. İcrai olmayan işlemlerle ilgili hukuka aykırılıklar, ancak, kesin ve yürütülebilir bir idari işlemin iptali istemi ile birlikte ileri sürülebilir.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İdari İşlemin İptali Davası Açma Süresi</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdare mahkemelerinde iptal davası açmak için belirli bir süre koşulu vardır. Bu süre, idari işlemin ilgilisine tebliğinden itibaren 60 gündür. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesine göre, işlem ilgilisine tebliğ edildiği ya da başka bir şekilde öğrenildiği tarihten itibaren 60 gün içinde dava açılmalıdır. Tebliğ, yazılı ya da elektronik ortamda yapılabilir ve ilgilinin adresine bildirilir. Adresi bilinmeyenler için tebligat ilan yoluyla yapılır. Dava açma süresi, işlemin kesinleştiği tarih değil, ilgilinin tebliğ aldığı ya da işlemi öğrendiği tarihte başlar. Süre hak düşürücü niteliktedir yani sürenin dolmasından sonra açılacak davalar reddedilecektir ve bu işlemin hukuka aykırılığına itiraz edilmesi mümkün olmayacaktır.</span></p>
<h2><span style="font-size: 18pt;"><strong>İptal Davası Açmak için Gereken İdari Mercii Başvuruları </strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İdari başvurular, bireylerin kamu idaresiyle ilişkilerinde belirli işlemlerin iptali, değiştirilmesi veya geri alınması amacıyla başvurdukları taleplerdir. Bu başvurular, genellikle kamu yararını koruma ve bireylerin haklarını savunma amacını güder. Türk hukukunda, idari başvuru hakkı anayasal güvenceye sahiptir ve 1982 Anayasası’nın 36, 40 ve 74. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 13. maddesi başvuru hakkını düzenler. İdari Yargılama Usûlü Kanunu’nun 11. maddesi de bu hakkı, idari işlemin geri alınması veya değiştirilmesi için kullanılabileceğini belirtir. İdari başvurular, genellikle idari dava açılmadan önce yapılan bir süreçtir ve hatalı idarenin işlemlerinin düzeltmek amacıyla üst makamlara başvurulmasını gerektirir. Üst makamlara başvurmanın zorunlu olduğu haller, genellikle belirli bir idari işlemden önce, ilgili idari birim veya üst makamdan yapılacak düzeltme taleplerini içerir. İdari işlemlerden önce başvurulacak üst makamlar, idari başvurunun esaslı ve hukuka uygun şekilde sonuçlanabilmesi için belirli bir usule tabi tutulmuşlardır. İdarenin hatalı işlemi, öncelikle üst makamlara başvurarak düzeltilmeye çalışılmalıdır. Bu süreçte, başvurulan üst makamlar tarafından verilen karara göre, işlem geri alınabilir, değiştirebilir ya da yeni bir işlem yapılabilir. Başvurulan üst makamlar, işlemin düzeltilmesi veya değiştirilmesi için karar verebilir. Eğer başvurulara belirli bir süre içinde yanıt verilmezse, başvuru reddedilmiş sayılır ve idari dava açma süresi başlar.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-iptal-davasi/">İDARİ YARGILAMA HUKUKUNDA İPTAL DAVASI</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargilama-hukukunda-iptal-davasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İDARİ YARGI KARARLARININ UYGULANMAMASI NEDENİ İLE MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT</title>
		<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargi-kararlarinin-uygulanmamasi-nedeni-ile-maddi-ve-manevi-tazminat/</link>
					<comments>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargi-kararlarinin-uygulanmamasi-nedeni-ile-maddi-ve-manevi-tazminat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Feb 2022 21:56:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İdare Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[avukat]]></category>
		<category><![CDATA[ceza]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet Memurları Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Disiplin]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[idare]]></category>
		<category><![CDATA[instagram]]></category>
		<category><![CDATA[kararların uygulanmaması]]></category>
		<category><![CDATA[maddi]]></category>
		<category><![CDATA[Mahkeme]]></category>
		<category><![CDATA[manevi]]></category>
		<category><![CDATA[memur]]></category>
		<category><![CDATA[Meslekten Çıkarma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yildizhukukdanismanlik.com/?p=3375</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde son zamanlarda mahkeme kararları idare tarafından yerine getirilmemekte yada eksik olarak getirilmekte veyahut yerine getirilmemesi için yeni işlemler tesis edilerek mahkeme kararları bertaraf edilmeye çalışılmaktadır. Bu yazımızda artık ender rastlanan bir olay olmaktan çıkan idari yargı kararların yerine getirilmemesi</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargi-kararlarinin-uygulanmamasi-nedeni-ile-maddi-ve-manevi-tazminat/">İDARİ YARGI KARARLARININ UYGULANMAMASI NEDENİ İLE MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde son zamanlarda mahkeme kararları idare tarafından yerine getirilmemekte yada eksik olarak getirilmekte veyahut yerine getirilmemesi için yeni işlemler tesis edilerek mahkeme kararları bertaraf edilmeye çalışılmaktadır. Bu yazımızda artık ender rastlanan bir olay olmaktan çıkan idari yargı kararların yerine getirilmemesi durumdan mağdur olanların hangi yasal yollara başvurabileceği ve kararların uygulanmamasından doğan mağduriyetlerini ne şekilde giderebilecekleri başlıklar halinde incelenmiştir.</p>
<p><span id="more-3375"></span></p>
<p><strong>Kararlar hangi süre içerisinde uygulanmalıdır ?</strong></p>
<p>Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. [İYUK Madde 28]</p>
<p><strong>Kararların uygulanmaması konusunda idarenin bir takdir yetkisi var mıdır?</strong></p>
<p>İdarenin bu konuda herhangi bir takdir yetkisi yoktur. Mevzuatımızda, yargı kararlarının uygulanması konusunda idareye takdir yetkisi tanınmadığı açıktır. (D. 5. Da. , T: 29.12.1999, E: 1999/510, K: 1999/4566)</p>
<p>Anayasa Md.138/son: “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” demektedir.</p>
<p><strong>Yürütmenin durdurulmasına dair kararlar da aynı sürede uygulanmalı mıdır?</strong></p>
<p>Danıştay’ın yerleşik içtihatlarına ve doktrindeki kabule göre, yürütmenin durdurulması kararlarının, bir uyuşmazlığın esastan sonuçlanmasına kadar dava konusu idari işlemi askıya alan ve hukuki etkisi esas hükümle birlikte sona eren kararlardır. (Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu, 11.12.1998, E:1997/652, K:1998/642) Yürütmenin durdurulmasına dair olan kararlar, idari işlemi değil, onun icrailiğini (yürütülebilirliğini) askıya alıcı etki yaparlar. Yürütmenin durdurulmasına dair kararlar da, kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz gün içinde uygulanmak zorundadır. (Anayasa Mahkemesi 19.11.2020 tarihli Hasan Gün kararı, Başvuru Numarası: 2018/9459 Karar Tarihi: 19/11/2020 R.G. Tarih ve Sayı:17/2/2021-31398)</p>
<p><strong>Kararın Uygulanmaması bir suç mudur ?</strong></p>
<p>Mahkeme kararlarının ilgiler tarafından uygulanmaması Türk Ceza Kanunu kapsamında görevi kötüye kullanma suçu teşkil etmektedir. Söz konusu suçun işlenebilmesi için mahkeme kararının belirtilen sürelerde yerine getirilmemesi yeterli olup ayrıca kamu görevlisinin garaz, kin, husumet ve benzeri duyguların etkisiyle hareket etmesi aranmamaktadır. Kararı uygulamakla görevli kamu görevlileri hakkında Cumhuriyet Başsavcılıklarına suç duyurusunda bulunulması gerekmektedir.</p>
<p>Türk Ceza Kanununun 257. Maddesinde; “(1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir kazanç sağlayan kamu görevlisi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. ” denilmiştir.</p>
<p>Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu; “&#8230;Anayasa kuralları, buyurucu ve bağlayıcı Hukuk kurallarıdır. Mahkeme kararlarının geciktirilmeden yerine getirilmesi zorunludur. İnsan hak ve özgürlüklerini; sosyal adaleti, toplumun huzur ve refahını gerçekleştirmeyi ve güvence altına almayı amaçlamış demokratik bir Hukuk Devletinde, açıklanan Anayasa ve kanun kurallarına rağmen bir Mahkeme kararının yerine getirilmemesi düşünülemez. Aksi halde bu kanun kuralları kâğıt üzerinde kalmaya zorunlu, değersiz sözcükler olmaktan öteye gidemez. (&#8230;) Bir kamu görevlisinin mahkeme kararlarını uygulamama ve yukarıda açıklanan Kanuni kuralları bilmedikleri ileri sürülemez. Öyle ise; açık, kesin ve emredici Kanun kurallarına bilerek aykırı davranış da kişisel kusur kabul edilmek gerekir. (&#8230;) Görülüyor ki, mahkeme kararlarında, suçun oluşması için İdare Mahkemesi kararını yerine getirmeyen Kamu görevlisinin ayrıca garaz, kin, husumet ve benzeri duyguların etkisiyle hareket etmesi aranmamaktadır. Sadece kararın uygulanmaması suç teşkil ettiğine göre (&#8230;)” demektedir. (YİBGK, 1978/7 E., 1979/2 K., 22.10.1979 T.) d</p>
<p><strong>Kararın uygulanmaması nedeni ile maddi ve manevi tazminat davası açabilir miyim ?</strong></p>
<p>Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir. [İYUK madde 28/3]</p>
<p><strong>Maddi ve manevi tazminat şartları nelerdir ?</strong></p>
<p>Önemle belirtmek gerekirse mahkeme kararlarının uygulanmaması nedeni ile açılan tazminat davaları bir tam yargı davası değil kanunen düzenlenmiş özel bir tazminat türüdür. Uygulamada iki dava birbiri ile karıştırılmaktadır. Maddi ve Manevi Tazminat için öncelikle zararın olması gerekmektedir. Zarar, bir Danıştay kararında “Bir hukuk süjesinin mal varlığında görülen ve parayla değerlendirilebilen azalma veya çoğalma olanağından yoksunluk” olarak tanımlanmıştır. Zararla birlikte bu zararın idarenin işlem veya eylemiyle bağlantılı olması gerekir.</p>
<p><strong>Tazminat davalarını memura karşı açabilir miyim?</strong></p>
<p>Hayır açılamaz. Tazminat davaları ancak idare aleyhine açılabilir. [İYUK madde 28/4] Açılan davalarda davalı olarak idare gösterilir. Örneğin; Adana Valiliği, Milli Eğitim Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü gibi. Anayasamızın 129/5 maddesinde; &#8220;Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir.&#8221; denilmektedir. Mağdur edilen kişi idare aleyhine dava açacak iken idare dava sonunda bir kamu görevlisinin kusuru olduğunu tespit ederse o memura rücu edebilir.</p>
<p><strong>Tazminat davasını hangi süre içerisinde açmam gerekir?</strong></p>
<p>Danıştay görüşü; Bu konuda açılacak davalarda ayrık durumlar dışında genel zamanaşımı süresinin esas alınması gerekmektedir. Ayrıca lehine hüküm verilen ilgili, ilamın kendisine tebliğinden itibaren 10 yıl içinde idareye başvurarak ilam gereklerinin yerine getirilmesini isteyebileceği gibi 2577 sayılı Yasa&#8217;nın 28. maddesi hükmü uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde mahkeme kararı gereğini yerine getirmeyen idareye karşı sonraki 60 gün içinde iptal kararına göre işlem yapılmaması nedeniyle uğradığı zararın tazmini istemiyle dava açılabileceğinin de kabulü gerekmektedir. 10 yıllık süre idareye başvuru süresi olup dava açma süresi değildir. Dolayısıyla başvurmadan sonraki durumu, 2577 sayılı Yasa&#8217;nın 10. ve 7. maddeleri kapsamında değerlendirmek gerekmektedir. Buna göre, yargı kararının gereğinin yerine getirilmesi isteminin idarece açık veya kapalı ( zımni ) olarak reddedilmesi üzerine davanın altmış gün içinde açılması zorunludur. (Danıştay 6. Daire E. 2009/3446, K. 2011/4308, T. 4.11.2011)</p>
<p>Anayasa Mahkemesi görüşü; &#8220;Anayasa Mahkemesi kararına açıkça belirtilmese de yargı kararlarının uygulanmaması bir “devam eden ihlal” durumudur. Devam eden ihlal durumunda zamanaşımı ancak ihlalin sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Mahkeme kararlarının uygulanmaması yapısı gereği bir devam eden ihlal türü olduğundan, eylem İdarenin kararı uygulaması gereken son tarihte başlar. İdari Yargılama Usul Kanun’da İdareye kararları uygulamak için en fazla 30 günlük bir süre tanımıştır. Bu süre aşıldığı anda ihlal başlamıştır. Ancak İdare, İdare Mahkemesi kararını tam olarak uyguladığında devam eden ihlal sona erer ve zamanaşımı süresi işlemeye başlar.&#8221; (10 Mart 2021 tarihli Resmî Gazete’ de Abdullah Kaya ve diğerleri 2017/26740 başvuru numaralı 16.12.2020 karar tarihli Anayasa Mahkemesi Kararı)</p>
<p><strong>Tazminat davası hangi mahkemeye açılmalıdır?</strong></p>
<p>Mahkeme kararlarının uygulanmaması nedeni ile açılacak davalarda görevli mahkeme şartlara göre Danıştay ve ilgili İdare ve Vergi Mahkemesidir.</p>
<p><strong>YÜKSEK MAHKEME KARARLARI</strong></p>
<p><strong>Danıştay 11. Daire Esas: 2012/6879 Karar : 2015/4223 Tarih : 17.09.2015</strong></p>
<p>&#8220;Dosyanın incelenmesinden; davacının, matematik öğretmeni olarak görev yapmakta iken Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş. Genel Müdürlüğü Trabzon Liman İşletme Müdürlüğüne sivil savunma uzmanı olarak atandığı ve sosyal güvenlik yönünden T.C. Emekli Sandığı ile ilgisinin devam ettirildiği, bilahare Müdür Yardımcısı olarak görev yapmakta iken 16.12.2003 tarihinde isteği ile emekliye sevk edildiği, 1. derece 4. kademe ve (3000) ek gösterge rakamı üzerinden 15.01.2004 tarihinden itibaren emekli aylığı bağlandığı, ancak davacı tarafından, matematik mühendisi olduğundan bahisle mühendis kadrosu için öngörülen (3600) ek gösterge rakamı üzerinden emekli aylığı bağlanması isteğiyle yapılan başvurunun reddi üzerine açılan davada; Ankara 4. İdare Mahkemesinin 31.12.2004 tarih ve E:2004/1175, K:2004/2113 sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, anılan kararın Danıştayca onanarak kesinleştiği; bu karar üzerine davacı tarafından görev yaptığı 12 yıl 4 ay 24 günlük dönemde mühendis kadrosu üzerinden emekli keseneklerinin yatırılması ancak daha önce Eğitim Öğretim Hizmetleri Sınıfında öğretmen olarak görev yapmış olması nedeniyle (3000) ek gösterge rakamının emekliliğe esas alınması nedeniyle aradaki farkın tarafına ödenmesi isteğiyle yapılan başvuru üzerine anılan farkın yatırıldığının belirtilmesine karşın faiz talebinin reddedildiği, davacının bu işlemin iptali istemiyle açtığı davada, İstanbul 1. İdare Mahkemesinin 16.12.2010 tarih ve E:2009/1366, K:2010/2019 sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline ve faizin hesaplanarak davacıya ödenmesine karar verildiği halde bu kararın uygulanmadığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen 5.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi zararın tazmini istemiyle temyize konu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.</p>
<p>Bu durumda, yargı kararını geciktirmeksizin yerine getirmeyen davalı idare aleyhine yasal faiziyle birlikte manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği açık olup, İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminat istemine yönelik olarak davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasında hukuka uygunluk bulunmamıştır.&#8221;</p>
<p><strong>Danıştay 3. Daire Esas: 2013/5121 Karar: 2014/283 Tarih: 29.01.2014</strong></p>
<p>Olayda İstanbul 9.Vergi Mahkemesi’nin 24.01.2011 gün ve E:2009/3292, K:2011/92 Sayılı kararının söz konusu kararı uygulayacak olan idareye 09.02.2011 tarihinde tebliğ edildiği, 2577 Sayılı Kanun’un 28. maddesi uyarınca karar gereğinin bu tarihten itibaren geciktirilmeksizin ve en geç otuz gün içinde yerine getirilmesi gerekirken davacının yaklaşık on beş ay sonra 23.05.2012 tarihinde özel esaslardan çıkarıldığı, buna göre anılan kararın zamanında yerine getirilmediği ve böylece yargı kararının geç uygulanması suretiyle ağır hizmet kusuru işlendiği ve davacı şirketin tekrar dava açmasına sebebiyet verildiği anlaşılmakta olup, davacı tarafından kararın geç uygulanması sebebiyle uğranıldığı ileri sürülen zararın tazminine yönelik vergi mahkemesi kararının açıklanan hukuksal nedenler çerçevesinde yeniden yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmek üzere bozulması gerekmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Danıştay 13. Daire Esas : 2016/840 Karar : 2016/4021 Tarih : 30.11.2016</strong></p>
<p>Dava; İdare Mahkemesinin 2015/790 E. sayılı dava dosyasında, 08.10.2015 tarihinde verilen “Yürütmeyi Durdurma” kararının, davalı idareye tebliğinden itibaren 30 gün süre geçmiş olmasına rağmen davalı idarece uygulanmayarak oluştuğu ileri sürülen zımni ret işleminin iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesi’nce; dosyanın incelenmesinden; anılan “Yürütmeyi Durdurma” kararı sonrasında idareye başvurulmaksızın ve idarece de herhangi bir işlem tesis edilmeksizin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesinde öngörülen 30 günlük sürenin bitimi ile birlikte, yargı kararının uygulanmaması yolunda işlem tesis edildiği kabul edilerek bakılan davanın açıldığı, idari davaya konu olabilecek idari işlemlerin, idarenin hukuki sonuç doğurmaya yönelik olarak iradesini açıklaması ile ortaya çıktığı, bu itibarla, idari işlemin varlığından söz edilebilmesi için, idarenin mevzuat gereği yetkili olan organının iradesini açıklaması gerektiği, istisnai olarak, idarenin hareketsiz kalması da idari işlem olarak kabul edilebilmekte ise de, bu durumun, 2577 sayılı Kanun’un 10. ve 11. maddelerinde düzenlenen zımni ret işlemlerinde olduğu gibi Kanun hükümleriyle açıkça düzenlenmesinin zorunlu olduğu, belirtilen istisnai yasal düzenlemeler dışında idarenin hareketsizliğinin idari işlem olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, bu bağlamda, yargı kararının gereklerine göre, 2577 sayılı Kanun’un 28. maddesinde öngörülen 30 günlük süre içinde işlem tesis edilmemesini, dolayısıyla idarenin hareketsiz kalmasını idari işlem olarak nitelendirmeye hukuken olanak bulunmadığı, Anayasa’nın 138. maddesinde yasama, yürütme ve idare organlarının mahkeme kararlarına uymak zorunda olduklarının ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceklerinin açık bir şekilde kurala bağlandığı, aksi hâlin Anayasa’ya açıkça aykırılık teşkil edeceği, öte yandan, 2577 sayılı Kanun’un “Kararların Sonuçları” başlıklı 28. maddesi uyarınca; idari yargı kararlarının icaplarının idarece gecikmeksizin yerine getirilmesi gerektiği, aksi durumda kararı yerine getirmeyenlerin sorumluluklarının bulunduğu, idare aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açılabileceği ve yargı kararını yerine getirmeyenler hakkında suç duyurusunda bulunulabileceği, bu durumda; yukarıda zikredildiği üzere, Anayasa ve Kanun`un açık ve amir hükmüne rağmen idarece yargı kararının yerine getirilmemesi hâlinde izlenecek prosedür açıkça düzenlenmiş iken, davalı idarenin yürütmeyi durdurma kararının icrası bakımından hareketsiz kalmasının bir idari işlem olarak nitelendirilme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiş, bu karar davacı şirket tarafından temyiz edilmiştir.</p>
<p>Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle incelenmeksizin reddi yolundaki temyize konu Kahramanmaraş İdare Mahkemesi’nin 11.12.2015 tarih ve E:2015/1189, K:2015/1172 sayılı kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinin 1. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, temyiz istemi yerinde görülmeyerek anılan Mahkeme kararının ONANMASINA; dosyanın anılan Mahkeme`ye gönderilmesine, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 30.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargi-kararlarinin-uygulanmamasi-nedeni-ile-maddi-ve-manevi-tazminat/">İDARİ YARGI KARARLARININ UYGULANMAMASI NEDENİ İLE MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/idari-yargi-kararlarinin-uygulanmamasi-nedeni-ile-maddi-ve-manevi-tazminat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CEZAEVLERİNDE GERÇEKLEŞEN HAK İHLALLERİ [1]</title>
		<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/cezaevlerindegerceklesenhakihlalleri1/</link>
					<comments>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/cezaevlerindegerceklesenhakihlalleri1/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Jan 2021 18:00:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[AİHM]]></category>
		<category><![CDATA[AİHS]]></category>
		<category><![CDATA[Aileye Saygı]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Osman Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[avukat]]></category>
		<category><![CDATA[CEZA AVUKATI]]></category>
		<category><![CDATA[Cezaevi]]></category>
		<category><![CDATA[Danıştay]]></category>
		<category><![CDATA[Haberleşme Hürriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Hak İhlali]]></category>
		<category><![CDATA[İşkence]]></category>
		<category><![CDATA[Mahkeme]]></category>
		<category><![CDATA[Mektup]]></category>
		<category><![CDATA[Yargıtay]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldız Hukuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yildizhukukdanismanlik.com/?p=3263</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Tutuklu, sözlük anlamıyla kanun yoluyla hürriyetlerinden alıkonularak bir yere kapatılan kimsedir. Hükümlü ise, mahkeme kararı ile ceza hükmü verilmiş ve verilen ceza kararı kesinleşmiş kimseler için kullanılır. Bir de hükümözlü şeklinde kullanılan bir kavram olsa da bu halin tutukluluk</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/cezaevlerindegerceklesenhakihlalleri1/">CEZAEVLERİNDE GERÇEKLEŞEN HAK İHLALLERİ [1]</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Tutuklu, sözlük anlamıyla kanun yoluyla hürriyetlerinden alıkonularak bir yere kapatılan kimsedir. Hükümlü ise, mahkeme kararı ile ceza hükmü verilmiş ve verilen ceza kararı kesinleşmiş kimseler için kullanılır. Bir de hükümözlü şeklinde kullanılan bir kavram olsa da bu halin tutukluluk durumundan farkı olmayıp, sadece tutukluluk halinin ilk derece mahkemesi sonrasında da devam ettiğinde kullanılmaktadır. Söz konusu kişiler ülkemizde Ceza İnfaz Kurumlarında tutulmaktadır.</p>
<p style="text-align: left;"><img decoding="async" class="size-medium wp-image-3265 alignleft" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/Anayasa_Mahkemesi-Denetimli-300x123.gif" alt="" width="300" height="123" />Ceza İnfaz Kurumlarında bulunan tutuklu, hükümlü veyahut hükümözlü olan kişilerin anayasamız gereğince kullanabileceği haklar bulunmaktadır.</p>
<p style="text-align: left;">Ceza İnfaz Kurumlarında bulunan kişilerin talepleri toplum içesinde önemsiz veyahut “olmasa da olur” şeklinde görünebilmektedir. Fakat özgürlüğünü kaybetmiş bir kişi açısından dış dünya ile kurulan tek imkân olan ve haberleşme hürriyeti kapsamındaki mektup, telefon ve faks gibi haklar önem arz etmektedir. Yine kişinin ailesi ve yakınları ile “görüş günlerinde” kurduğu bağlantı aile birliğinin devamı açısından önemlidir. İnsanın insan olmasından kaynaklı gereklerinin yerine getirilmesi, duş almak, tuvalet ihtiyacının giderilmesi ve yeme-içme gibi temel ihtiyaçların sağlanması gerekmektedir. AİHM&#8217;e göre hükümlü ve tutuklu olanlar Sözleşme kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptir (<em>Hirst/Birleşik Krallık (No. 2)</em>, B. No:74025/01, 6/10/2005, § 69).<span id="more-3263"></span></p>
<p>Cezaevleri kişinin tüm özgülüklerinden yoksun olduğu bir yer değil, kişinin ıslahı ve topluma tekrar kazandırılmasının sağlanması amacını taşıyan kurumlardır.</p>
<p>Ülkemizde tarihin her dönemin de olduğu gibi cezaevlerinde birçok hak ihlali yaşanmaktadır. 2012 yılında getirilen Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru hakkı ile ihlale maruz kalan kişilerin haklarını savunmaları açısından önemli bir imkandır. Bu yazımızda Anayasa Mahkemesinin cezaevlerinde gerçekleşen hak ihlallerine ilişkin özellikle son yıllarda vermiş olduğu ihlal kararları sınıflandırılmıştır.</p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-3269 alignleft" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/EEG0pWRWwAENCDr-206x300.jpg" alt="" width="206" height="300" srcset="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/EEG0pWRWwAENCDr-206x300.jpg 206w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/EEG0pWRWwAENCDr-768x1120.jpg 768w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/EEG0pWRWwAENCDr-702x1024.jpg 702w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/EEG0pWRWwAENCDr.jpg 1404w" sizes="(max-width: 206px) 100vw, 206px" /></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>1)MEKTUP VE FAKS VASITALARIYLA AİLELERİYLE, BAŞKA KİŞİLERLE VE DIŞARIDAKİ KURULUŞLARIN TEMSİLCİLERİYLE HABERLEŞMELERİNE İLİŞKİN ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI.</strong><strong> </strong></span></p>
<ul>
<li><strong>Abdülkerim Tekin ve Diğerleri Başvurusu (Başvuru <span style="color: #000000;">Numarası:</span> 2017/14279) Karar Tarihi: 10/3/2020 [MEKTUP]</strong></li>
</ul>
<p>Benzer suçlardan çeşitli ceza infaz kurumlarında hükümlü olarak bulunan başvurucular tarafından farklı tarihlerde gazeteciler <strong>G.T., A.A. ve G.B.ye, Kanada, İsviçre, İspanya ve Belçika Büyükelçiliklerine, Türkiye Tabipler Birliğine, Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneğine, İnsan Hakları Derneğine, İnsan Hakları Ortak Platformuna</strong> iletiler gönderilmek istenmiştir. Ceza infaz kurumlarındaki disiplin kurullarının çeşitli tarihlerde verdiği benzer içerikli sakıncalı mektup değerlendirme kararlarıyla iletilerin muhataplarına gönderilmemesine karar verilmiştir. Başvurucular tarafından Disiplin Kurulu kararlarına karşı görevli infaz hâkimliklerine yapılan şikâyetler reddedilmiştir. Kararların tamamında mevzuat hükümlerine ve Disiplin Kurulu kararlarına değinilerek iletilerde ceza infaz kurumlarını kamuoyunda hedef gösterecek nitelikte ifadeler bulunduğu belirtilmiştir. Başvurucular tarafından anılan infaz hâkimliği kararlarına karşı ağır ceza mahkemelerine yapılan itirazlar reddedilmiştir.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi sonuç olarak somut olayda kamu düzeninin korunması, suçun önlenmesi ile ceza infaz kurumunda disiplinin ve güvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul nedenler somut bilgilere dayalı olarak ortaya konulmadığından, diğer bir deyişle başvurucuların göndermek istediği mektupların alıkonulması suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahale ilgili ve yeterli gerekçelere dayandırılmadığından müdahalenin <em>demokratik bir toplumda gerekli </em>olmadığı kanaatine varılmıştır. Başvurucuların Anayasa&#8217;nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar verilmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li><strong>Ahmet Kağanarslan ve Diğerleri Başvurusu (Başvuru Numarası: 2017/16257) Karar Tarihi: 10/3/2020 [FAX VE MEKTUP]</strong></li>
</ul>
<p>Başvuruculardan Hüseyin Halil <strong>Türkiye İnsan Hakları Vakfına, Ahmet Kağanarslan İnsan Hakları Derneğine, Mirze Aydın ise Cumhuriyet Gazetesine</strong> birer mektup göndermek istemişlerdir.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi sonuç olarak somut olayda kamu düzeninin korunması, suçun önlenmesi ile ceza infaz kurumunda disiplinin ve güvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul nedenler somut bilgilere dayalı olarak ortaya konulmadığından, diğer bir deyişle başvurucuların göndermek istediği mektupların alıkonulması suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahale ilgili ve yeterli gerekçelere dayandırılmadığından müdahalenin <em>demokratik bir toplumda gerekli </em>olmadığı kanaatine varılmıştır. Başvurucuların Anayasa&#8217;nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar verilmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li><strong>Cihat Ayik ve Hacı Ali Baştürk Başvurusu (Başvuru Numarası: 2017/31506) Karar Tarihi: 10/3/2020 [MEKTUP]</strong></li>
</ul>
<p>İzmir 3 No.lu T Tipi Ceza İnfaz Kurumunda bulunan başvurucu Hacı Ali Baştürk ile Ağrı M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan diğer başvurucu, farklı tarihlerde <strong>İnsan Hakları Derneğine</strong> mektup göndermek istemiştir. Benzer içerikli mektuplarda başvurucular; ceza infaz kurumlarında kendilerine tecrit uygulandığından, kötü koşullar altında çok fazla kişiyle birlikte aynı odalarda kaldıklarından, sağlık durumlarıyla yeterince ilgilenilmediğinden, mektuplarının gönderilmediğinden, ziyaretçi kısıtlamaları getirildiğinden, hukuksuz bir biçimde aramalar yapıldığından, aynı suçtan arkadaşlarıyla farklı koğuşlarda kaldıklarından, belirli kitap ve gazetelerin verilmediğinden bahsetmişlerdir.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi sonuç olarak somut olayda kamu düzeninin korunması, suçun önlenmesi ile ceza infaz kurumunda disiplinin ve güvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul nedenler somut bilgilere dayalı olarak ortaya konulmadığından, diğer bir deyişle başvurucuların göndermek istediği mektupların alıkonulması suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahale ilgili ve yeterli gerekçelere dayandırılmadığından müdahalenin <em>demokratik bir toplumda gerekli </em>olmadığı kanaatine varılmıştır. Başvurucuların Anayasa&#8217;nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar verilmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li><strong>Tayfur Tunç Başvurusu (Başvuru Numarası: 2017/36327) Karar Tarihi: 10/3/2020 [MEKTUP]</strong></li>
</ul>
<p>Somut olayda başvurucu, <strong>İnsan Hakları Derneğine</strong> gönderdiği benzer içerikli mektuplarda Ceza İnfaz Kurumu uygulamalarından bahsetmiştir.  Buna karşılık Disiplin Kurulu kararlarında mektupların içeriğinde kurumları hedef gösteren yalan yanlış ifadeler bulunduğu vurgulanmıştır. İnfaz Hâkimliği kararlarında ise Disiplin Kurulu karar gerekçesi ve ilgili mevzuat hatırlatıldıktan sonra mektuplarda başvurucunun İnfaz Kurumunda yaşadığı sorunlardan bahsettiği ve bu sorunların çözüm merciinin İnsan Hakları Derneği değil kanunda gösterilen idari ve yargısal birimler olduğu, bu nedenle hükümlünün mektuplarındaki şikâyetlerinin araştırılması için mektubun Cumhuriyet başsavcılığına gönderildiği,  mektuplarda Ceza İnfaz Kurumunu ve görevlilerini hedef gösteren kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek ifadelere yer verildiği belirtilmiş ancak hem Disiplin Kurulunca hem de İnfaz Hâkimliğince her bir mektup için hangi ifadelerin neden sakıncalı görüldüğü gerekçelendirilmemiştir.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi sonuç olarak somut olayda kamu düzeninin korunması, suçun önlenmesi ile ceza infaz kurumunda disiplinin ve güvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul nedenler somut bilgilere dayalı olarak ortaya konulmadığından, diğer bir deyişle başvurucuların göndermek istediği mektupların alıkonulması suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahale ilgili ve yeterli gerekçelere dayandırılmadığından müdahalenin <em>demokratik bir toplumda gerekli </em>olmadığı kanaatine varılmıştır. Başvurucuların Anayasa&#8217;nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar verilmiştir.</p>
<ul>
<li>Rauf Erdem Başvurusu (Başvuru Numarası: 2017/39883) Karar Tarihi: 10/3/2020,</li>
<li>Rıdvan Türan Başvurusu (Başvuru Numarası: 2017/20669) Karar Tarihi: 10/3/2020,</li>
<li>Deniz Şahin ve Suat İncedere Başvurusu (Başvuru Numarası: 2015/17260) Karar Tarihi: 19/9/2018,</li>
<li>Keyfo Başak ve Şeyhmus Musa Başvurusu (Başvuru Numarası: 2015/17258) Karar Tarihi: 20/9/2018</li>
<li>Mehmet Reşit Arslan Başvurusu (8) (Başvuru Numarası: 2017/14700) Karar Tarihi: 4/11/2020 tarihli kararlar</li>
</ul>
<p>mektup gönderme haklarına ilişkin benzer nitelikli kararlardır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-3268 alignleft" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/karikatuer__orta_-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" srcset="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/karikatuer__orta_-300x300.jpg 300w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/karikatuer__orta_-150x150.jpg 150w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/karikatuer__orta_-230x230.jpg 230w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/karikatuer__orta_-365x365.jpg 365w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/karikatuer__orta_.jpg 624w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>2)TUTUKLUNUN AVUKATI İLE TELEFONLA GÖRÜŞMESİNİN ENGELLENMESİ İHALİNE İLİŞKİN ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI.</strong></span></p>
<ul>
<li><strong>Kadir Kırmacı Başvurusu (Başvuru Numarası: 2017/25975) Karar Tarihi: 18/6/2020</strong></li>
</ul>
<p>Başvurucu, Kocaeli 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan tutuklu olarak bulunmaktadır. Başvurucu, avukatı ile telefonla görüşmesinin engellendiğini ileri sürerek 12/1/2017 tarihinde Kocaeli İnfaz Hâkimliğine başvurmuştur. Başvurucu şikâyet dilekçesinde; avukatıyla telefonla görüşme talebinin Ceza İnfaz Kurumu İdaresi tarafından reddedildiğini, idarenin yazılı cevap vermediğini, sözlü olarak mevzuatta avukatla telefonla görüşmeye yer verilmediği Gerekçesiyle talebin reddedildiğinin bildirildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ilgili mevzuata atıf yaparak soruşturma aşamasında avukat ile görüşün ancak Cumhuriyet savcısı tarafından kısıtlanabileceğini, ayrıca tutukluların müdafileri ile haberleşmesinin engellenemeyeceğinin mevzuatta açıkça düzenlendiğini, hakkında verilmiş avukatıyla görüşmesine engel teşkil edecek bir yargı kararının olmadığını vurgulamış ve avukatıyla telefonla görüşmesine izin verilmesini talep etmiştir. Başvurucunun itirazları reddedilmiştir.</p>
<p>Yapılan açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; somut olayda <em>Mehmet Koray Eryaşa </em>kararında belirtilen ilkelerden ve sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durumunun mevcut olmadığı, bu bağlamda ceza infaz kurumunda tutuklu olarak bulunan kişilerin avukat ile haberleşme hakkının telefonla haberleşmeyi de kapsadığı, avukat ile görüşmeye yönelik açık bir düzenleme olmadığı gerekçesi ile haberleşmenin engellenmesinin kanunilik ilkesini karşılamadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa&#8217;nın 22. maddesinde güvence altına alınan <strong>haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine</strong> karar verilmesi gerekir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li><strong>Hacı Serhat Karslı Başvurusu (Başvuru Numarası: 2017/19534) Karar Tarihi: 18/6/2020</strong></li>
</ul>
<p>Başvurucu, Kocaeli 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan tutuklu olarak bulunmaktadır. Başvurucu, avukatı ile telefonla görüşmesinin engellendiğini ileri sürerek 25/1/2017 tarihinde Kocaeli İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) başvurmuştur. Başvurucunun itirazları reddedilmiştir.</p>
<p>Yapılan açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; somut olayda <em>Mehmet Koray Eryaşa </em>kararında belirtilen ilkelerden ve sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durumunun mevcut olmadığı, bu bağlamda ceza infaz kurumunda tutuklu olarak bulunan kişilerin avukat ile haberleşme hakkının telefonla haberleşmeyi de kapsadığı, avukat ile görüşmeye yönelik açık bir düzenleme olmadığı gerekçesi ile haberleşmenin engellenmesinin kanunilik ilkesini karşılamadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa&#8217;nın 22. maddesinde güvence altına alınan <strong>haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine</strong> karar verilmesi gerekir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li><strong>İ. Başvurusu (Başvuru Numarası: 2017/16005) Karar Tarihi: 11/12/2019</strong></li>
</ul>
<p>Başvurucu, Niğde E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) <em>silahlı terör örgütüne üye olma suçundan </em>tutuklu olarak bulunmaktadır. Başvurucunun avukatı ile telefonla görüşme talebi Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulunun (İdare ve Gözlem Kurulu) 18/10/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Başvurucunun itirazları reddedilmiştir.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-3266 alignleft" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/kitap-300x156.jpg" alt="" width="300" height="156" srcset="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/kitap-300x156.jpg 300w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/kitap.jpg 486w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></strong>Yapılan açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; somut olayda <em>Mehmet Koray Eryaşa </em>kararında belirtilen ilkelerden ve sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durumunun mevcut olmadığı, bu bağlamda ceza infaz kurumunda tutuklu olarak bulunan kişilerin avukat ile haberleşme hakkının telefonla haberleşmeyi de kapsadığı, avukat ile görüşmeye yönelik açık bir düzenleme olmadığı gerekçesi ile haberleşmenin engellenmesinin kanunilik ilkesini karşılamadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa&#8217;nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>3)HÜKÜMLÜNÜN GÖNDERMİŞ OLDUĞU FAKSIN SAKINCALI BULUNAN KISIMLARININ SİLİNMESİ İHLALİNE İLİŞKİN AYM KARARI</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li><strong>Muhittin Pirinççioğlu Başvurusu (Başvuru Numarası: 2017/34566) Karar Tarihi: 10/3/2020</strong></li>
</ul>
<p>Başvurucu, devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak suçundan hükümlü olarak Karabük T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) bulunmaktadır. Başvurucu; İnsan Hakları Derneğine yazdığı ve altında başvurucu dâhil dört kişinin gönderici olarak isminin yer aldığı, bir sayfadan ibaret faksı 15/3/2017 tarihinde göndermek istemiştir. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığının (Disiplin Kurulu) 17/3/2017 tarihli sakıncalı mektup değerlendirme kararıyla faksın sakıncalı bulunan kısımlarının okunmayacak şekilde karalanmak suretiyle muhatabına gönderilmesine karar verilmiştir. Başvurucunun itirazları reddedilmiştir.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi sonuç olarak somut olayda kamu düzeninin korunması, suçun önlenmesi ile ceza infaz kurumunda disiplinin ve güvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul nedenler somut bilgilere dayalı olarak ortaya konulmadığından, diğer bir deyişle başvurucuların göndermek istediği mektupların alıkonulması suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahale ilgili ve yeterli gerekçelere dayandırılmadığından müdahalenin <em>demokratik bir toplumda gerekli </em>olmadığı kanaatine varılmıştır. Başvurucuların Anayasa&#8217;nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar verilmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>4)TUTUKLU BULUNAN EŞLERİN BİRBİRLERİ İLE KAPALI VE AÇIK GÖRÜŞ GÜNLERİNDE GÖRÜŞME İSTEĞİNE İLİŞKİN ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI</strong></span></p>
<p><strong> </strong></p>
<ul>
<li><strong>Ahmet Akdoğan Başvurusu (Başvuru Numarası: 2017/23056) Karar Tarihi: 2/6/2020</strong></li>
</ul>
<p>Başvurucu, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsü sonrasında FETÖ/PDY üyesi olma suçu kapsamında başlatılan soruşturmada 18/7/2016 tarihinde tutuklanmış ve Gaziantep H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Ceza İnfaz Kurumu) konulmuştur. Başvurucunun eşi de aynı suçlama kapsamında 21/7/2016 tarihinde tutuklanmış ve Gaziantep E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna konulmuştur.</p>
<p>Başvurucu 28/2/2017 tarihli dilekçe ile Ceza İnfaz Kurumuna başvurmuş ve Gaziantep E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutulan eşiyle kapalı ve açık görüş günlerinde görüşmeyi talep etmiştir. Başvurucunun tüm talepleri reddedilmiştir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-3267 alignleft" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/timthumb.php_-300x168.jpg" alt="" width="300" height="168" srcset="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/timthumb.php_-300x168.jpg 300w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/timthumb.php_.jpg 650w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Anayasa Mahkemesi kararında; Neticede tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, aynı yerleşkedeki ceza infaz kurumlarında barındırılan tutuklu eşlere açık ve kapalı görüş hakkı tanımak suretiyle yüz yüze görüşme imkânının verilmediği, bu doğrultudaki taleplerin idari ve yargısal merciler tarafından karşılanmadığı görülmektedir. Bu durumda eşler arasında asgari bir iletişim ve temas kurulmasına imkân sağlayacak şekilde kamusal makamlarca tedbirlerin alınmadığı ve aile hayatına saygı hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerin gereğinin yerine getirilmediği sonucuna varmıştır. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan <strong>aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine</strong> karar verilmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>5)TUTUKLU BULUNAN EŞLERİN BİRBİRLERİ İLE TELEFON İLE GÖRÜŞME İSTEĞİNE İLİŞKİN ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li><strong>Mehmet Fatih Göksan Başvurusu (Başvuru Numarası: 2017/23048) Karar Tarihi: 18/6/2020</strong></li>
</ul>
<p>Başvurucu, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsü sonrasında silahlı terör örgütüne üye olma ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçları kapsamında yürütülen soruşturma sürecinde Adana 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 5/9/2016 tarihli kararıyla tutuklanmış ve Adana F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna konulmuştur. Başvurucu 10/10/2016 tarihinde Osmaniye 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Ceza İnfaz Kurumu) nakledilmiştir. Başvurucunun eşi de Adana 2. Sulh Ceza Hâkimliğince 14/10/2016 tarihinde FETÖ/PDY&#8217;ye üye olma suçlamasıyla tutuklanmış ve Tarsus Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna konulmuştur.</p>
<p>Başvurucu 23/1/2017 tarihli dilekçe ile Ceza İnfaz Kurumuna başvurmuş ve başka bir infaz kurumunda tutuklu olarak bulunan eşi M.G. ile telefon vasıtasıyla görüşme talebinde bulunmuştur.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi kararında; Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, tutuklu eşler arasında aile hayatının sürdürülmesine imkân sağlayacak şekilde asgari düzeyde iletişim kurulmasına uygun bir vasıta olarak değerlendirilebilecek telefonla görüşme hakkından başvurucunun uzunca bir süre -bireysel başvuru öncesi ve sonrasında yaklaşık iki yıl- yararlandırılmadığı anlaşılmaktadır demiş. Bu durumda kamusal makamların eşler arasında asgari bir iletişim kurulmasına imkân sağlayacak şekilde tedbir almadığı ve aile hayatına saygı hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerin gereğini yerine getirmediği sonucuna varmıştır. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan <strong>aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine</strong> karar vermiştir.</p>
<blockquote>
<p style="text-align: center;"><em>&#8220;Suçların her biri kötüdür fakat özgürlüğünü kaybetmiş birine karşı işleneni en</em><em> kötüsüdür.&#8221;</em></p>
</blockquote>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000080;"><strong>AV. OSMAN YILDIZ</strong></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000080;"><strong>ANKARA BAROSU</strong></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000080;"><strong>26974</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<hr />
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/cezaevlerindegerceklesenhakihlalleri1/">CEZAEVLERİNDE GERÇEKLEŞEN HAK İHLALLERİ [1]</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/cezaevlerindegerceklesenhakihlalleri1/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİRLEŞMİŞ MİLLETLER HAKSIZ TUTUKLULUK ÇALIŞMA GRUBU BAŞVURUSU</title>
		<link>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/birlesmis-milletler-haksiz-tutukluluk-calisma-grubu-basvurusu/</link>
					<comments>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/birlesmis-milletler-haksiz-tutukluluk-calisma-grubu-basvurusu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Apr 2020 11:28:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>
		<category><![CDATA[AHİM]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[avukat]]></category>
		<category><![CDATA[başvuru]]></category>
		<category><![CDATA[bileşmişmilletler]]></category>
		<category><![CDATA[birleşmiş]]></category>
		<category><![CDATA[ceza]]></category>
		<category><![CDATA[CEZA AVUKATI]]></category>
		<category><![CDATA[forum]]></category>
		<category><![CDATA[haksız tutuklama]]></category>
		<category><![CDATA[haksıztutuklama]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[millet]]></category>
		<category><![CDATA[terör]]></category>
		<category><![CDATA[tutuklama]]></category>
		<category><![CDATA[Yargıtay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yildizhukukdanismanlik.com/?p=3215</guid>

					<description><![CDATA[<p>1. NASIL MÜRACAAT EDİLİR? Yargıtay’ın da yerleşik içtihatları, ceza kanunları ve uluslararası sözleşmeler Ceza yargılamasının tutuksuz yapılması esastır. Yani hakkında suç isnadı yapılan ve yargılaması süren bir kişinin tutuklanması adına özel bir neden olmadığı durumlarda bu kişi hakkında tutuksuz olarak</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/birlesmis-milletler-haksiz-tutukluluk-calisma-grubu-basvurusu/">BİRLEŞMİŞ MİLLETLER HAKSIZ TUTUKLULUK ÇALIŞMA GRUBU BAŞVURUSU</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #162252; font-size: 14pt;"><strong>1. NASIL MÜRACAAT EDİLİR?</strong></span></p>
<p>Yargıtay’ın da yerleşik içtihatları, ceza kanunları ve uluslararası sözleşmeler Ceza yargılamasının tutuksuz yapılması esastır. Yani hakkında suç isnadı yapılan ve yargılaması süren bir kişinin tutuklanması adına özel bir neden olmadığı durumlarda bu kişi hakkında tutuksuz olarak yargılama yapılması gerekmektedir.</p>
<p>Bu durum insan hakları sözleşmelerince de koruma altındadır. Suçsuz olma durumu gözetilmeksizin yahut savcılıkça hazırlanan iddianamedeki suçlara ilişkin yeterli somut delil olup olmadığı dahi dikkate alınmaksızın derhal tutuklu yargılamaya hükmedilmektedir. Bu durum bir insan hakkı ihlalidir ve bu kapsamda hem AİHM hem de Birleşmiş Milletler Haksız Tutukluluk Çalışma Grubuna itiraz başvurusu yapılabilecektir. Bu çalışmada BM başvurusu esasları üzerinde durulacak ve bu başvurunun temel unsurları ele alınacaktır.</p>
<p>BM haksız tutukluluk itirazı Çalışma Grubu sekreterliğine sunu<span id="more-3215"></span>lacak yazılı bir dilekçe ile yapılır. Başvurunun İngilizce yapılması gerekmektedir. Bu çerçevede kılavuz olarak aşağıda verilen başvuru formunun girişine;</p>
<p>•Tutuklama yahut gözaltına yönelik kısa bilgi,<br />
•Bu işlemin hangi sebeple ve ne şekilde yapıldığı (örneğin hakaret edilerek, şiddet uygulanarak, vs.)<br />
•Suçlamaya ve tutukluluk yahut gözaltına gerekçe olarak neyin gösterildiği (gizli tanık beyanı, deliller, kaçma şüphesi vs),<br />
•Yakınınızın maruz kaldığı harici kanun ihlalleri gibi hususları yazmanızda fayda görülmektedir. Bu başlıklara ilişkin detay bilgi yazının devamında mevcuttur. Ancak giriş kısmı birçok uzun olmazsa daha verimli bir sonuç alınacaktır. Nihayetinde bu kuruma binlerce başvuru yapılmakta ve kısıtlı eleman sayısı nedeniyle başvuru içeriklerinin incelenmesi zaman alabilmektedir.</p>
<p><span style="color: #162252; font-size: 14pt;"><strong>2. ACİL BAŞVURU PROSEDÜRÜ</strong></span></p>
<p>Gecikmesinde sakınca görülen hallerde yahut gözaltı veya tutukluluk halinin devam etmesi halinde telafisi mümkün olmayacak zararların doğma ihtimali söz konusu olduğunda Birleşmiş Milletler Haksız tutukluluk Çalışma Grubuna acil başvuru yapılabilecektir.</p>
<p>Aşağıdaki durumlarda “acil eylem” olarak bilinen bir prosedüre başvurulabilir:</p>
<p>A. Bir kişinin keyfi olarak özgürlüğünden yoksun bırakıldığı ve bu yoksunluğun devam etmesinin, o kişinin sağlığı, fiziksel veya psikolojik bütünlüğü veya hatta yaşamı için ciddi bir tehdit oluşturduğu konusunda yeterli derecede güvenilir iddiaların bulunduğu durumlarda,</p>
<p>B. Böyle bir tehdidin var olduğu iddia edilmediğinde dahi, acil eylemi gerektiren başkaca koşullar var ise yine acil başvuru yapılabilecektir. Burada önemli olan başvuru girişinde başvurunun hangi nedenle acil olduğunun altının çizilerek kısaca anlatılması gerektiğidir.</p>
<p>Çalışma Grubu, özgürlükten yoksun bırakmanın keyfi olup olmadığı hakkında karar (görüş) vermek için, başvuruyu idareye olağan prosedür dahilinde gönderebilir. Bu sayede yapılan itiraza karşı ilgili ülkenin cevabı istenmiş olur. Hükümete tanınan süre içerisinde cevap gelmez ise Çalışma Grubu kararını buna göre verir.</p>
<p>Yapılan başvuru acil olarak yahut standart şekilde gönderilebilecektir. Çalışma grubu başvurunun acil olmadığına hükmedebilir. Bu durumda başvurunun iade edileceği düşünülmemektedir. Ancak bu konuda direkt bir bilgimiz de bulunmamaktadır. Acil başvurularda Başkan Raportörü veya yokluğunda Başkan Yardımcıları hak ihlali yaşanmaması adına hızlıca harekete geçilmesi gereken durumlarda başvuruyu en hızlı şekilde Türkiye’nin Birleşmiş Milletlerdeki daimi temsilcisi vasıtasıyla Dışişleri Bakanlığına gönderir. Dışişleri bakanlığı da konuyu Adalet bakanlığına iletir. Adalet bakanlığının verdiği cevap da aynı yol ile tekrar çalışma grubuna iletilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span style="color: #162252; font-size: 14pt;">3. BAŞVURUNUN YAPILACAĞI ADRES VE GÖNDERİM YÖNTEMİ</span></strong></p>
<p>To: Working Group on Arbitrary Detention c/o. Office of the UN High Commissioner for Human Rights United Nations Office at Geneva 8-14 avenue de la Paix CH-1211, Geneva 10 Switzerland</p>
<p>Yukarıda bahsedilen acil başvuru prosedürünün işletilmesi gereken durumlarda bu adrese tercihan (41-22) 917.90.06. numaraya fax ile gönderilmelidir.</p>
<p>Bunun dışında normal başvuru için wgad@ohchr.org; adresine, acil başvuru için de: urgent-action@ohchr.org adresine email atılabilecektir. Mümkünse hem posta ile hem faks ile hem de email ile başvuru iletilmelidir. Bir kişi hakkında birden fazla gözaltı yahut tutuklama söz konusu ise yahut kişi bir defa tutuklanmış olsa bile hakkında birden fazla gözaltı ve/veya tutuklama kararı var ise herbiri için ayrı ayrı başvuru yapılması gerekmektedir.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;"><span style="color: #162252;">NORMAL BAŞVURU</span>                       <span style="color: #162252;">ACİL BAŞVURU</span></span></strong><br />
urgent-action@ohchr.org                        wgad@ohchr.org</p>
<p><span style="color: #162252; font-size: 14pt;"><strong>4. MÜRACAATI KİMLER YAPABİLİR?</strong></span></p>
<p>Çalışma Grubuna yapılacak başvuru haksız tutuklanan ya da gözaltına alınan kişiler, bu kişilerin aileleri veya temsilcileri tarafından yapılabilir. Bu gibi başvurular sivil toplum kuruluşları tarafından ve ayrıca insan haklarının korunması ve geliştirilmesi için çalışan ulusal kurumlar tarafından da yapılabilir.</p>
<p><span style="color: #162252; font-size: 14pt;"><strong>5. BAŞVURUDA YER ALMASI GEREKEN BİLGİLER NELERDİR?</strong></span></p>
<p>Mümkün olduğu müddetçe, dilekçede tutuklama ve gözaltı şartları (işlemin oluş şekli), tutuklanan veya gözaltına alınanın adı, soyadı ya da herhangi bir şekilde kimliğini belirlemeyi mümkün kılacak diğer her türlü bilginin de bulunması gerekir. Yasal durumunun anlaşılması için özelde de;</p>
<p>A. Tutuklanma veya gözaltına alınmanın (ya da herhangi bir şekilde özgürlükten mahrum bırakılmanın) yeri ve tarihi, bu işi yaptığı düşünülenlerin kimliği, özgürlüğünden mahrum bırakılanın durumunu aydınlatacak herhangi bir ek bilgiler</p>
<p>B. Yetkili makamlarca verilen tutuklama, gözaltına alma ya da herhangi bir şekilde özgürlükten mahrum bırakılma gerekçesi,</p>
<p>C. Biliniyorsa olaya uygulanan yasal mevzuat</p>
<p>D. Haksız tutuklama veya gözaltı işlemine karşı idari ve kazai kurumların yaptıkları soruşturmalar, başvurulan iç hukuk yolları, uluslararası ve bölgesel seviyede atılan adımlar ve bunların sonuçları, veya bu tür başvuruların veya atılan adımların (iç hukuk yönünden, uluslararası ve bölgesel çapta) etkili olmadığına veya neden böyle bir girişimde bulunulmadığına ilişkin gerekçe.</p>
<p>E. Özgürlükten mahrum bırakılmanın keyfi olduğuna ilişkin sebepler. (Bu konuda başvuranın, özgürlükten mahrum bırakılmanın neden keyfi olduğu yolundaki düşüncesi,)</p>
<p>F. Tarafların (kaynakların) sundukları raporlar (dilekçeler), sanki bir duruşmanın öncesinde yapıldığı gibi (mahkemenin duruşma öncesinde taraflarca bilgilendirildiği gibi), rapor edilen olayın tüm yönleri hakkında Çalışma Grubunu bilgilendirme amaçlı olmalıdır. Bu kapsamda haksız olarak özgürlüğünden mahrum bırakılan kimsenin geçici veya kesin bir şekilde serbest bırakılması; hapishane şartlarındaki olumsuz değişiklikler, hapishane alanındaki (hapis tutulan yerin yüz ölçümü vs) değişiklikler gibi mümkün olan tüm olumsuz şartlar beyan edilmelidir.</p>
<p><span style="color: #162252; font-size: 14pt;"><strong>6. HUKUK YOLLARININ TÜKETİLMEMİŞ OLMASI VEYA AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESI GİBİ ULUSLARARASI MEKANİZMALARA MÜRACAAT EDİLMİŞ OLMASI BAŞVURU YAPMAYA ENGEL MİDİR?</strong></span></p>
<p>Hayır engel değildir. (İç hukuk yollarının tüketilmemiş olmasının başvuruya engel olmadığı Çalışma Grubunun 38/2017 sayılı Kürşat Çevik kararında; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmanın Çalışma Grubunun vakıayı incelemesine engel olmadığına da 6/2013 sayılı Balyoz kararında açıkça değinilmiştir.) Ancak Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubuna başvurduktan sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, kendisine yapılan başvuruları kabul edilemez bulmaktadır. Dolayısıyla BM’ye haksız tutukluluk başvurusu yapıldıktan sonra AİHM nezdinde adil yargılanma kapsamında başvuru yapılamayacaktır. Yapılması halince başvurunun ilgili kısımları usulden reddedilecektir.</p>
<p><span style="color: #162252; font-size: 14pt;"><strong>7. ÇALIŞMA GRUBUNA MÜRACAAT YAPILDIKTAN SONRA SÜREÇ NASIL İŞLEMEKTEDİR?</strong></span></p>
<p>A. Çalışma Grubu, başvuru üzerine, ilgili hükümet ile iletişime geçer ve başvuru hakkında ilgili devlete haber verir ve bu konu hakkında cevap vermesi için kendisine 60 ila 90 gün arasında süre tanır.</p>
<p>B. Eğer ilgili devlet sürenin uzatılmasını talep eder ise, bunun gerekçesini de bildirmek durumundadır. Bu talebin olumlu karşılanması durumunda devlete bir ayı geçmemek üzere ek bir süre tanınabilir.</p>
<p>C. Eğer hükümet kendisine verilen süreler içerisinde cevap vermez ise Çalışma Grubu toplamış olduğu bilgiler ışığında bir karar verebilir. (“Rebii Metin Görgeç” kararında, Hükümet kendisine verilen 60 günlük süre geçtikten sonra savunma için sürenin uzatılmasını istemiş ancak 60 günlük cevap süresinden sonra talepte bulunulduğu ve süre uzatımı talebini haklı kılacak kuvvetli bir gerekçe ileri sürülmediği için talep kabul edilmemiş, başvurucunun verdiği bilgiler doğrultusunda karar verilmiştir.)</p>
<p>D. Bilgiler toplandıktan sonra (yani dilekçeler teati edildikten sonra) ÇG aşağıdaki şekilde harekete geçebilir. (kararlar alabilir)</p>
<p>•Dosya ÇG’nun önüne geldikten sonra kişi herhangi bir nedenle serbest kalmış bile olsa, bu kişi hakkında dosya açılır. ÇG, kişinin serbest kalmasına bakmaksızın, dosya bazında, özgürlükten mahrum bırakılmanın keyfi olup olmadığı hakkında karar verebilir.(Rebii Metin Görgeç kararında böyle yapmıştır.)</p>
<p>•Eğer ÇG özgürlükten mahrum bırakılmanın keyfi olmadığını düşünüyorsa, bu doğrultuda kararını verir. Ancak eğer gerekli görürse, ÇG bu dava hakkında da tavsiyelerde bulunabilir.</p>
<p>•Eğer ÇG gerek başvurucudan, gerekse hükümet kanadından daha fazla bilginin verilmesi gerektiğini düşünüyorsa, bu bilgi alınıncaya kadar dosyayı beklemeye alabilir. (Yani “durma” kararı verebilir)</p>
<p>• Eğer ÇG özgürlükten mahrum bırakılmanın keyfi olduğunu düşünüyorsa bu kararını (görüşünü) bu yönde verir ve devlete tavsiyelerde bulunur.</p>
<p>• ÇG’nun görüşü ilgili hükümete iletilir. Bu iletimden 48 saat sonra, başvurucu ile iletişime geçilir. Başvurucu bilgilendirildikten sonra ÇG’nun yayınlanmamış ayrıntılı (gerekçeli) görüşü online olarak yayınlanır.</p>
<p>• Çalışma Grubu tarafından verilen kararlar (görüşler), yıllık raporunda İnsan Hakları Konseyi’nin dikkatine sunulur.</p>
<p>• Hükümetler, başvurucular (kaynaklar) ve diğer taraflar Çalışma Grubu’na, Çalışma Grubunun görüşleri doğrultusunda yapılan tavsiyeleri üzerine takip faaliyetlerini bildirmelidir. Bu, Çalışma Grubunun, İnsan Hakları Konseyi’ni, alınan ilerlemeler ve tavsiyelerin uygulanmasında karşılaşılan zorluklardan ve aynı zamanda herhangi bir eylemde bulunulmamasından haberdar etmesini sağlayacaktır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-3216" src="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2020/04/unnamed-file-300x211.png" alt="" width="300" height="211" srcset="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2020/04/unnamed-file-300x211.png 300w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2020/04/unnamed-file-768x541.png 768w, https://www.yildizhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2020/04/unnamed-file.png 781w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p><span style="font-size: 14pt; color: #162252;"><strong>8. ÇALIŞMA GRUBU HANGİ HALLERDE TUTUKLAMANIN/YAKALAMANIN/ALIKONULMANIN KEYFİ OLDUĞUNA KARAR VERMEKTEDİR?</strong></span></p>
<p>•Özgürlükten mahrum bırakılmanın açık bir şekilde yasal hiçbir dayanağı bulunmuyorsa. (Mesela bir kişi cezasını tamamlamış olmasına rağmen hala tutuklu bulunuyorsa veya hakkında uygulanabilecek bir af kanunu olmasına rağmen cezaevinde ise..)(1. Kategori)</p>
<p>•Özgürlükten mahrum bırakılma, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 7, 13, 14, 18, 19, 20 ve 21 maddelerin ve, tarafların ilgili olduğu (Türkiye’nin de taraf olduğu) Medeni ve Siyasi Haklara ilişkin Uluslararası Sözleşme’nin 12, 18, 19, 21, 22, 25, 26 ve 27. Maddelerinin garanti altına aldığı haklar veya özgürlüklerinin kullanılmasından kaynaklanıyorsa (yani kişi uluslararası anlaşmayla güvence altına alınan bu hakları kullanması sırasında özgürlüğünden mahrum bırakılmış ise) (2.Kategori)</p>
<p>•Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi’nde ve ilgili Devletlerce kabul edilen ilgili uluslararası belgelerde kurulan adil yargılanma hakkıyla ilgili uluslararası normlara, tamamen veya kısmen uyulmaması, “özgürlükten mahrum bırakılmaya” keyfi bir nitelik verirse…(3.Kategori)</p>
<p>•Sığınmacılar, göçmenler veya mülteciler idari veya adli inceleme veya çözüm yolu bulunmaksızın uzun süreli idari gözetime tabi tutulduğunda, (4.Kategori)</p>
<p>•Özgürlüğün yoksun bırakılması, doğum, ulusal, etnik veya sosyal köken, dil, din, ekonomik durum, siyasi veya diğer görüş, cinsiyet, cinsel yönelim, engellilik veya herhangi bir diğer statüye dayalı ayrımcılık temelinde uluslararası hukukun ihlalini oluşturduğunda (Kategori 5)</p>
<p><span style="color: #162252; font-size: 14pt;"><strong>9. BAŞVURU TARİHİNDEN KARAR TARİHİNE KADAR YAKLAŞIK NE KADAR SÜRE GEÇMEKTEDİR?</strong></span></p>
<p>Normal şartlar altında BM haksız tutukluluk itirazları ortalama <strong>bir yıl</strong> içerisinde karara bağlanmaktadır. Ancak karar aşamasında taraflarla yapılacak yazışmalar ve cevap süreleri bu süreyi uzatabilecektir.</p>
<p><span style="font-size: 14pt; color: #162252;"><strong>10. BU KARARLARIN ETKİNLİĞİ NEDİR?</strong></span></p>
<p>Bir Birleşmiş Milletler koruma sistemine dahil olan Çalışma Grubunun görüşleri (kararları) yargısal nitelik taşımadığından uyulması zorunlu ve bağlayıcı nitelikte bir netice doğurmamaktadır.(*) Ancak; Türkiye’nin de onayladığı Birleşmiş Milletler Anlaşmasının 55.maddesinin “c” bendine göre Birleşmiş Milletler “Irk, cinsiyet, dil ya da din ayrımı gözetmeksizin herkesin insan haklarına ve temel özgürlüklerine bütün dünyada etkin bir biçimde saygı gösterilmesini kolaylaştıracaktır.”</p>
<p>Yine aynı anlaşmanın 56.maddesine göre de “Üyeler 55. maddede belirtilen amaçlara ulaşmak için, gerek birlikte gerekse ayrı ayrı, işbirliği içinde hareket etmeyi yükümlenirler.” (**) Buradan hareketle, Birleşmiş Milletler Anlaşmasını onaylayan bir ülke olarak Türkiye’nin bizzat Devlet bünyesinde örgütlenmiş emniyet ve yargı gibi yasal kurumlarında yaşanan insan hakları ihlallerinde gerekli hassasiyeti göstermesi ve ihlallerin yaşanmaması ve giderilmesi için gerekli tedbirleri alması, onayladığı ve Anayasanın 90.maddesi uyarınca kanun hükmünde bulunan Birleşmiş Milletler Anlaşmasının ve yukarıda bahsedilen diğer uluslararası anlaşmaların gereğidir. Zira, Anayasanın 90.maddesi açıktır: “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.”</p>
<p>Bunun da ötesinde, Çalışma Grubu aldığı kararları her yıl rapor halinde İnsan Hakları Konsey’ine sunmakta böylelikle tüm devletlerin ve halklarının haberdar olmasını sağlamaktadır. Kendi ülkesinde kendi kurumlarının insan hakları ihlallerini engellemeyen/sessiz kalan bir ülkenin Birleşmiş Milletlerin saygın bir üyesi olma hüviyetini kaybedeceği “temel insan haklarına saygı konusunda sorunlu ülke” konumuna düşeceği ve bunun da uluslararası alanda doğrudan veya dolaylı aleyhte etkisinin olacağı ise izahtan varestedir. Bu nedenlerle her ne kadar alınan karar AİHM kararları gibi direkt olarak uygulamaya etki etmese dahi politik baskı yoluyla başvurucunun şahsi mağduriyetinin giderilmesi ihtimali ve ileride benzer ihlallerin yaşanmaması yönünde Türk Hükümetine uluslararası bir baskı teşkil edeceğinden bu yolun etkili ve faydalı olduğu düşünülmelidir.</p>
<p><span style="color: #162252; font-size: 14pt;"><strong>11. ÖRNEK BAŞVURU FORMU</strong></span></p>
<p>Formdaki bilgiler tutuklanan yahut gözaltına alınan kişilerin kimlik bilgileri ile doldurulacaktır. Giriş kısmına bu kişilerin bilgileri yazılacaktır. Şayet başvuru tutuklanan yahut gözaltına alınan kişinin yakını tarafından yapılmakta ise giriş kısmına yapılacak izahatta yakınlık bilgisi, neden başvurunun asıl kişi tarafından yapılmadığı yahut yapılamadığı, bu kişinin başvuru yapılması adına onayının olup olmadığı, başvuruyu yapanın yazışma ve iletişim bilgileri gibi hususların ayrıca yazılması gerekmektedir.</p>
<p><span style="color: #99cc00;">Not: Bu yazı advocates of sılenced turkey kitapçığından faydalınarak hazırlanmıştır.</span></p>
<p><span style="color: #162252; font-size: 14pt;"><strong>MODEL QUESTIONNAIRE TO BE COMPLETED BY PERSONS</strong></span><br />
<span style="color: #162252; font-size: 14pt;"><strong>ALLEGING ARBITRARY ARREST OR DETENTION</strong></span></p>
<p>I. IDENTITY<br />
1. Family name: …………………………………<br />
2. First name: ……………………………………<br />
3. Sex: (Male) (Female)<br />
4. Birth date or age (at the time of detention): ………………………………………<br />
15<br />
5. Nationality/Nationalities:<br />
6. (a) Identity document (if any): ………………………………………………………<br />
(b) Issued by: ……………………………………………………………………………<br />
(c) On (date): ……………………………………………………………………………<br />
(d) No.: ……………………………………………………………………………………<br />
7. Profession and/or activity (if believed to be relevant to the arrest/<br />
detention):<br />
…………………………………………………………………………………………………<br />
8. Address of usual residence:<br />
…………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………<br />
II. Arrest<br />
1. Date of arrest:<br />
2. Place of arrest (as detailed as possible)<br />
……………………………………………………………………………………………<br />
……………………………………………………………………………………………<br />
3. Forces who carried out the arrest or are believed to have carried it out:<br />
……………………………………………………………………………………………<br />
……………………………………………………………………………………………<br />
4. Did they show a warrant or other decision by a public authority?<br />
(Yes)&#8230;&#8230;.. (No)………<br />
5. Authority who issued the warrant or decision:<br />
……………………………………………………………………………………………<br />
6. Reasons for the arrest imputed by the authorities:<br />
……………………………………………………………………………………………<br />
……………………………………………………………………………………………<br />
……………………………………………………………………………………………<br />
7. Legal basis for the arrest including relevant legislation applied (if known):<br />
……………………………………………………………………………………………<br />
……………………………………………………………………………………………<br />
III. Detention<br />
1. Date of detention: ………………………………………………………………………<br />
2. Duration of detention (if not known, probable duration):<br />
…………………………………………………………………………………………………<br />
3. Forces holding the detainee under custody:<br />
…………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………<br />
4. Places of detention (indicate any transfer and present place of detention):<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
5. Authorities that ordered the detention:<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
6. Reasons for the detention imputed by the authorities:<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
7. Legal basis for the detention including relevant legislation applied (if known):<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
IV. Describe the circumstances of the arrest.<br />
V. Indicate reasons why you consider the arrest and/or detention to be arbitrary. Specifically provide details on whether:</p>
<p>A. The basis for the deprivation of liberty is authorized by the Constitution or the<br />
domestic law?</p>
<p>B. The reason the individual has been deprived of liberty is a result of the exercise of his<br />
or her rights or freedoms guaranteed by articles 7, 13, 14, 18, 19, 20 and 21 of the<br />
Universal Declaration of Human Rights and, insofar as States parties are concerned,<br />
by articles 12, 18, 19, 21, 22, 25, 26 and 27 of the International Covenant on Civil<br />
and Political Rights?</p>
<p>C. The international norms relating the right to a fair trial have been totally or partially<br />
observed, specifically, articles 9 and 10 of the Universal Declaration of Human<br />
Rights and, insofar as States parties are concerned, by articles 9 and 14 of the<br />
International Covenant on Civil and Political Rights?</p>
<p>D. In the case of an asylum seeker, migrant or refugee who has been subjected to<br />
prolonged administrative custody, if he or she has been guaranteed the possibility of<br />
administrative or judicial review or remedy?</p>
<p>E. The individual has been deprived of his or her liberty for reasons of discrimination<br />
based on birth; national, ethnic or social origin; language; religion; economic<br />
condition; political or other opinion; gender; sexual orientation; or disability or other<br />
status which aims towards or can result in ignoring the equality of human rights?<br />
…………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………<br />
16<br />
VI. Indicate internal steps, including domestic remedies, taken especially with<br />
the legal and administrative authorities, particularly for the purpose of<br />
establishing the detention and, as appropriate, their results or the reasons why<br />
such steps or remedies were ineffective or why they were not taken.<br />
…………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………<br />
VII. Full name, postal and electronic addresses of the person(s) submitting the<br />
information (telephone and fax number, if possible).<br />
…………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………<br />
Date: …………………… Signature: …………………………</p>
<p><span style="color: #162252; font-size: 14pt;"><strong>DESTEK</strong></span><br />
Çalışma Grubu başvurusu sürecinde, dosyası eksiksiz hazırlanan kişilere tercüme açısından imkanlar ölçüsünde destek verilmektedir. Konuyla ilgili bilgi almak ve destek talebinde bulunmak adına help@silencedturkey.org adresine mail göndermeniz gerekmektedir.<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………<br />
…………………………………………………………………………………………………………</p>
<p>&#8220;Hiç kimse keyfi olarak yakalanamaz, tutuklanamaz ve sürgün edilemez&#8221;</p>
<p>The post <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com/birlesmis-milletler-haksiz-tutukluluk-calisma-grubu-basvurusu/">BİRLEŞMİŞ MİLLETLER HAKSIZ TUTUKLULUK ÇALIŞMA GRUBU BAŞVURUSU</a> appeared first on <a href="https://www.yildizhukukdanismanlik.com">Yıldız Hukuk</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yildizhukukdanismanlik.com/birlesmis-milletler-haksiz-tutukluluk-calisma-grubu-basvurusu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
